Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İÇİN KOŞANLARIN YERİ***
  Şeker Buluşu. tip2-Dr.Erd.oğan ZAİM *OSMANLI SARAY TIBBI =Türk+Rus+Çin Tıbbı
 

 


 




   = TÜRK + RUS + ÇİN   + ALMAN+ABD TIBBI =

=OSMANLI  SARAY TIBBI  =  

*ŞEKER ŞİFASI*






http://www.erdoganzaim.com/seker-hastaligi.html,






    =  DR. Erdoğan  ZAİM



drerdoganzaim

0532 6158211



***KİMDİR***

DR. Erdoğan ZAİM
Geleneksel Tıp1965
 




DR. Erdoğan ZAİM

Geleneksel Tıp1965 -

İstanbul Doğumlu
(Erzurumlu Hacı Osman Zaim’in Oğlu)

•İlköğrenimini Aksaray Mahmudiye ve Oruçgazi’de okudu.
•Pertevniyal Lisesi’ni bitirdi.
•1989 yılındaAtatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirerek
doktorluk hayatına başladı.

•Bir müddet Erzurum araştırmaHastanesi’nde çalıştı.

•Mecburi hizmetine 1991 Yılında Mardin Verem Savaş Dispanseri’nde başladı.•Mardin Devlet Hastanesi’nde baştabip yardımcılığı, acil doktorluğu, Mardin Verem Savaş Dispanse-ri’nde baştabiplik görevlerinde bulundu.

•1993 yılında kendi isteği ile Tekirdağ Malkara ilçesi Balaban-cık Beldesi sağlık ocağına tayin oldu. •Malkara’nın Sağlamtaş ve Kozyörük beldelerinde çalıştı.

•Malka-ra İlçesine ilk özel polikliniği kurdu. •
Tekirdağ il merkezine ve Şarköy ilçesine poliklinik kurdu.
•Edremit’inZeytinli kasabasına sağlık polikliniği kurdu.
(170 kişiye yakın hemşire ve doktor çalıştırdı.)

•Askerliğini1993 yılında bedelli olarak Sinop Ayancık Hava Radar Üssü’nde Tabip Er Olarak Tamamladı.
•Devlet gö-revinden 1998 yılında kendi isteği ile istifa ederek yurt dışına uzmanlık eğitimi almaya gitti.

Uzmanlıkeğitimini Rusya’da iç hastalıkları ve lazer tedavisinde aldı. 

•1998 yılında Pekin Geleneksel Tıp Akademisi’nden
yüksek lisansını başarıyla tamamlayarak uzmanlık belgesini aldı.

•Çin’de ayak masajı konusun-da uzun süreli eğitimler aldı ve çalışmalar yaptı.

•Çin’de rahip ve keşişlerle çalışarak insan yüz haritası üzerinde çalışmalar yaptı.

•İnsan vucuduna yerleşmiş ben’ler ve
organ sistemleri ile olan ilişkileri üzeri-ne çalışmalar yaptı.

•Çin Masajı ve Akupressör Masaj sertifikası aldı.

• Çin Shantou’da Refleksoloji ko-nusunda eğitim aldı.

•Sujok Akupunkturu (Kore Akupunkturu) üzerine Rusya’da eğitim aldı.

•Rusya’nınVaronezh şehrinde cilt hastalıkları üzerine eğitim aldı.

•Çin başkenti Pekin ve Rusya’nın başkenti Mos-kova’da tedavi edici masaj konusunda

ileri eğitim aldı.

•2001 yılında dünya akupunktur kongresi çalış-malarına katılarak Antalya Kemer’de sertifika aldı.

•Ankara Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Prof.Dr.Ekrem Sezik hocadan farmakognozi konusunda eğitim alarak fitoterapinin temellerine giriş konusundasertifikasını aldı.

•Gazi Hastanesi’nde modern tıbbın bütün dalları ile akupunktur tedavi endikasyonluhastaların karşılaştırmalı tedavilerinde birebir hastalık tedavi protokollerine enteraktif olarak katıldı

. •Ga-zi Hastanesi’nde Aurikulo Medicine ve tamamlayıcı tıbbın diğer konuları üzerine eğitim aldı.

•Ankara Ga-zi Üniversitesi’nde Prof.Dr. Cemal Çevik hocadan akupunktur uzmanlığı ve sağlık bakanlığı onaylı serti-fikasını aldı.

• Gazi Üniversitesi Anesteziyoloji bölüm başkanı Prof.Dr. Kadir Kaya’dan kardiyopulmonerressüsitasyon konusunda eğitim aldı

. •Alman Nöral Terapi enstitüsü Zann’da 3 yıllık Nöral Terapi eğiti-mini tamamladı.

• Bulgaristan Varna Üniversitesi Prof.Dr. Todor Todoroff’ tan manüel terapi konusunda3 yıl eğitim aldı.

•Kaslarla ilgili post isometrik relaksasyon konusunda Varna üniversitesinde eğitim aldı.

•Çeşitli şehirlerde konferanslar verdi.

•Heybeliada Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde akciğer hastalıkla-rı ve verem konusunda eğitim ve sertifika aldı.

•Türk Tabipler Birliği 2 Dönem İşyeri Hekimliği eğitimle-rini başarı ile tamamlayarak işyeri hekimi sertifikalarını aldı.

•Sigara bırakma konusunda halkı aydınlatı-cı çalışmalar yaptı.
•Tütün kullanımı sonucu oluşabilecek hastalıklar konusunda halkı bilgilendiriciçalışmalar yaptı.

•2002 – 2004 -2006 – 2008 yıllarında İstanbul Tüyap, İstanbul Marmara,
Cerrahpaşaoditoryumu ve Antalya’da düzenlenen ulusal kongrelere katıldı.

•3 yıl Tekirdağ yerel televizyonu kanal59 da ‘’Hayatın Sırrı’’ isimli sağlık programı yaptı.


•Rusya ve Tibet’te Kefir konusunda çalışmalar yaptı
(Hastalarına yurt dışından getirttiği orjinal Kefir mayası ile özel tedavi uyguluyor.)

•Osmanlı Tıbbı üzeri-ne araştırmalar yapıyor

ve oradaki bilgiler ile günümüz modern tıbbını sentezleyerek tedavi seçenekle-rini geliştiriyor

. •Kanser dahil çoğu çözümsüz hastalıkta bitkisel destekli tedaviler uyguluyor.

•Hirudote-rapi (sülük tedavisi) üzerine eğitim aldı.

•Amerikan alternatif tıp bilimleri dekanı Jeffrey Dann tarafından

Japon akupunkturu
Çocuk Akupunkturu,
Ortopedik Akupunktur üzerine eğitim aldı.

•2008 Yılında Sağ-lık Bakanlığı tarafından düzenlenen Aile Hekimliği kursuna katılarak sertifikasını aldı.

•İnsan vucudunun işleyişi ve

Dua’nın iyileştirme etkileri ile ilgili

çeşitli araştırma ve çalışmalar yapıyor.

•Çörekotu yağı ve si-yah üzüm çekirdeği yağının faydaları üzerinde çalışmalar yapıyor.

•Kekik bitkisinin tansiyon ve kan do-laşımı üzerine etkileri hakkında araştırmalar yapıyor.

•Bilimsel Nöral Terapi Derneği,

Akademik Akupunk-tur Derneği,

İstanbul Akupunktur Derneği,

Ankara Akupunktur Derneği,

Amerikan Hawaii Akupunktur

Derneği, Almanya Nöral Terapi Derneği,

Tamamlayıcı Tıp Derneği üyesidir.

•Halen Geleneksel Osman-lı ve Türk Tıbbı,

Fars Tıbbı, Uzak Doğu (Çin ve Tibet) Tıbbı, Rus Tıbbı konusundaki

çalışma ve araştır-malarına devam etmektedir.

•Aynı zamanda Rusya, Uzakdoğu, Suudi Arabistan’da yaptığı araştırmalar

,Osmanlı Saray ilaçları ve iyileştirme yöntemleri üzerine yaptığı incelemer sonucu

Diyabet (şeker hasta-lığı) tedavisi konusunda elde ettiği bilgi ve birikimleri

tedavilerine yansıtmaktadır.

Halen geleneksel tıpaçısından romatizmal hastalıklar ve tedavisi hakkındaki kitabını hazırlamaktadır

 
 




***Dr. Erdoğan ZAİM Hocanın ;

      TİP 2 tedavisinin

      Üniversite Bilimsel   alyapısı ile birlikte 

      Türkiyeden Dünya  ve İnsanlığa hediye etme 

      çalışmaları

       devam etmektedir.



     Saygılarımızla.





 
 
DR. ERDOĞAN ZAİM
GELENEKSEL TIP
 
DİPLOMa ve SERTİFİKALAR
 
 

 








günümüz tıp anlayışı insanı hasta ediyor - Dailymotion video

www.dailymotion.com/.../xs3n2k_gunumuz-typ-a...11 Tem 2012 - 34 dakika
BÜTÜN BU SORULARI STÜDYOMUZDA BULUNAN DR.ERDOĞAN ZAİM'LE DEĞERLENDİRECEĞİZ ...


 














 









 




























Bu macunun faydaları

Balgamı söker, vücudu kuvvetlendirir, insanı gençleştirir, sıkıntıyı alır. Zekâyı geliştirir, akli dengesizliği düzeltir. Hazımsızlığı bertaraf eder. Sık sık idrara çıkmayı önler. Gazı giderir. Meniyi arttırır, tenasül uzvunu güçlendirir. Dişleri ve diş etlerini pekiştirir. Sırt ve mafsal ağrılarını, dil peltekliğini giderir

Gereken Malzemeler
Karabiber .............................................. 20 gr.
Darufülfül ................................................ 20 gr.
Zencefil .................................................. 20 gr.
Tarçın .................................................. ... 20 gr.
Hurma .................................................. .. 20 gr.
Papatya ................................................. 20 gr.
Çam fıstığı ............................................. 20 gr.
Hindistan cevizi ...................................... 20 gr.
Salep .................................................. .... 20 gr.
Şam fıstığı .............................................. 20 gr.
Havlıncan ............................................... 20 gr.
Papatya tohumu ..................................... 10 gr.
Kuru üzüm ............................................. 60 gr.
Bal .................................................. ..... 700 gr.
Defne tohumu ......................................... 20 gr.

Yapılışı
Sert maddeler toz yapıldıktan sonra bal ile iyice yoğrulur; macun meydana getirilir. Bir kavanozda saklanır.

Kullanılışı
Günde üç defa birer ceviz kadar yutulur.

 










 

 Osmanlı’ya göre sağlıklı yaşamanın kuralla rı nelerdir ?

null_zpsc0c30341.jpg

 

Tıp tarihi profesörü Ayten Altıntaş, Osmanlı’daki sağlık kurallarını inceledi, o dönemki hekimlerin tavsiyelerini bir kitapta topladı. Kurallar bugün hala geçerli. Padişahların ölüm nedenlerini merak ediyorsanız, Altıntaş “Kanuni’den sonrakiler çok yiyip az hareket etmekten vefat etmiş” diyor.

DOKTORLAR ÖNCE ÇEVREYİ İNCELERDİ

Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir hekim tayin olduğu yerde önce dağları, taşları inceler, rüzgarın nereden estiğine, suyun kalitesine bakar, kısaca insanoğlunun yaşadığı yeri enine boyuna araştırırdı. Amaç insanların hastalanmaması için gerekli tedbirleri almaktı. Uyku saatinden sıcak bastığında ne içileceğine, hangi sporun yapılması gerektiğinden hangi yiyeceklerin bir arada yenilmemesine her şeyi hekimler belirlerdi. Kişinin yediklerini iyi hazmetmesi ve kabız olmaması da çok önemliydi… İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, bu bilgileri ve daha fazlasını Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları kitabında anlattı.

Star Gazetesi’nden İnci Döndaş’ın haberine göre Altıntaş, Osmanlı tıbbının eski tıbbın içinde yer aldığını söylüyor. Eski tıp ise insanlığın ilk başından itibaren 1850′lere kadar geçerli olan… Sonrasında ise tıbbın deney masasına yatırıldığını, gelecektekinin ise ‘enerji tıbbı’ olabileceğini anlatıyor: “Bugünkü bilim, insan bedeninin milyonlarca hücreden oluştuğunu ispatladı. İlacın hücreyi etkilediği biliniyordu. Son çalışmalara göre ise hücreyi etkileyen kimyasal madde değil kimyasal parçanın verdiği ‘enerji sinyali’. İnsanın vücudundaki en ufak parçanın içinde enerji var. İlacın hücreyi etkileyen enerji sinyalini bilirseniz sadece o sinyali vererek zaten ilaç vermiş gibi olursunuz.”

GELELİM OSMANLI TIBBINA

Altıntaş, günümüzde hala geçerli olan Osmanlı sağlık kurallarından en önemlilerini anlattı.

90′INA KADAR YAŞAYAN ÇOKTU

Osmanlı’da insanların erken yaşta öldüğü, yaş ortalamasının da 45 olduğu söylenir ki bunlar istatistiki bir bilgidir. Böyle bir şey yoktur. O zaman da 90′ına kadar yaşayan pek çok kişi var. Kanuni’den sonraki padişahlar arasındaki ölüm nedeni fazla beslenme, az hareket etme. İlk Osmanlı padişahları savaşa giden, sabah-akşam savaş teknikleri öğrenenler… Padişahların ölüm nedenlerini pek bilmiyoruz, tarihçilerin bilgileri ışığında hareket ediyoruz. Genelde Osmanlı’ya bakarsanız, sıtma, verem çok önemli. Mesela verem bugünkü kanser gibi. Strese, üzüntüye bağlı… Bugün verem hala var ama kanser daha çok. Kanserin büyük bir nedeninin de kozmetik ve deterjan olduğu söyleniyor. Şampuan, diş macunu, saç boyası, vücut sabunu, kokular… Hepsi deterjan esaslı, dolayısıyla bunların insan vücuduna ne kadar zararlı olduğu rapor ediliyor. Hamilelerde bebeklere de geçiyor. Dolayısıyla bugün yeni doğan bebeklerin çoğu astım ve alerjili.

SIK YEMEK VÜCUDU YAŞLANDIRIR

null_zps80806192.jpg

Osmanlı hekimlerinin yüzlerce kez söylediği, herkesin kafasına vurarak öğrettiği şey az yemek! Geç kahvaltı, erken akşam yemeği olmak üzere günde iki öğün beslenmeyi tavsiye ediyorlar. Karnınız acıkmadan yemeğe oturup tam doymadan kalkacaksınız sofradan. Neden yemek yiyoruz? Vücudumuza enerji yüklensin ki beynimiz çalışsın. Otomobilin benzine ihtiyacı ne kadarsa bizim de gıdaya ihtiyacımız o kadar. Ama insanız ve gıdayı baştacı yapmışız, hayatımızın tek şekli. Vücut fazla gıdayı vücuttan atmak için çok çalışıyor. Karaciğer, böbrek, her organımız çok çalışıyor ve ihtiyarlıyor. Bugün zayıflamak için uygulanan metotlardan biri de sık sık yemek. Eski Osmanlı metoduna göre sık yemek vücudu yaşlandırır. Ama bugünkü amaç zayıflamak, organların genç kalmasına yardımcı olmak değil!

SOFRADA SADECE KAŞIK VARDI

Eskiden Osmanlı’da sofraya sadece kaşık konulurdu çünkü yemekler hep suluydu. Hazmı kolaylaştırıcı çorba, sulu yemekler yapılırdı. Amaç midenin hazmına yardımcı olmak. Mesela bugün meyveyi kabukla yiyoruz, mide perişan oluyor. Osmanlı hekimleri bunu da önermiyordu. Hoşaf geleneği de buradan geliyor. Çünkü o dönemki hekimler meyveyi topladıktan hemen sonra yenmesini tavsiye etmiyor. Çünkü meyve tam olgunlaştığında insana yararlı.

EN İYİ SPOR ATA BİNMEK

Spor çok önemli. Hatta bütün organlara spor yaptırılması öneriliyor. Mesela belleğin sporu çok nettir: Ezberlemek. Ezberlediğinizde hafızanız artıyor. Bütün iç organları ve vücudu çalıştıran spor at binmek. Salıncağa binmek hem ferahlatır hem organları çalıştırır. Spor yapamayan yaşlıları kayıklara bindireceksiniz, dalgalar sallayacak. İç organlar sallanınca dışarı atacağı şeyleri daha iyi atarmış.

BAĞIRSAKTAKİ KALINTI ÇOK ZARARLI

Yemekle aldığınız, vücuda fazla gelen şeylerden kurtulmanız, arınmanız çok önemli. Eğer arınmazsanız zararlı maddeler birikir, sizi hasta eder. Dolayısıyla kabız olmamak gerekiyor. Müshil, vücuttan atılması gereken her şeyin atılması demektir.

O dönemki hekimler kabızlığı hiç sevmiyor, dolayısıyla yeme-içmeyi ve saatini ona göre ayarlıyormuş. Hekimler ‘Önce gıdanızı düzenleyin’ der. Ispanak yediğinizde tuvalete çok rahat çıkarsınız. Eğer tüm önlemlere rağmen kabız olunduysa vücudu temizliyorlar. Bağırsakta en ufak bir kalıntının sağlığa zararı olduğunu düşünüyorlar.

Hekime gidenlerin sayısı azmış

O dönemde de hastalık ve kanser var ama çok az. Asla bugünkü gibi değil. Bütün ömrü boyunca hastalanmayanlar da olmuş. Hastalanmak zaten az görünen bir şey. Bunu hekime gidenlerin sayısından anlıyoruz. Hekim sayısı az olmasına karşın herkese bire bir hizmet veriyormuş. Buradan da hasta olmamaya yönelik alınan önlemlerin işe yaradığını görüyoruz.

SIRTÜSTÜ YATMAYIN

Osmanlı tıbbında uyku sadece dinlenmek için değildir. Yediğimiz gıdanın tam hazmedilmesine yardımcı olur. Normalde önce sağ, sonra sol tarafa yatmalısınız. Bunun nedeni midenin üzerine karaciğerin gelmesini sağlamak. Böylece midenin içindeki artıklar onun sıcaklığıyla temizlenecek. Sırtüstü yatmak unutkanlık yapar. Çünkü kan arkaya gidiyor. Beyni çalıştıran ön beyin. Önemli olan kanın dolaşması. Unutkanlık başladıysa yüz üstü yatacaksınız ki beynin ön tarafına kan gitsin.

ŞERBET İLAÇ GİBİ İÇİLİRMİŞ

Şeker, eskiden şeker kamışından üretilirmiş. Eskiden şerbetler ilaçmış. Kızılcık şerbetini içerseniz kabız olursunuz, gül şerbeti ise bağırsakları yumuşatır. Asla keyif için içilmez. İlaçların şerbet ve macun şeklinde verilmesinin nedeni bal, şeker ve pekmez ilacın etkisini artırması. Şeker pancarından elde edilen şekerin de zararı yok. Akışkan ve beyaz yapmak için kimyasal maddeler kullanırsanız ve çok yerseniz zararlı.

SOĞAN VE SARIMSAK AYNI ANDA OLMAZ

BUGÜN şeker çok yanlış anlaşılıyor. Tuzun yanlış anlaşıldığı gibi. Üç beyazın zehir olduğu söylenir ya… Tam buğday unu inanılmaz faydalı bir gıda. Osmanlı’da hekimler bir çocuğun anne sütünden kesildikten sonra sadece ekmek yiyerek vücudu için gerekli olan her şeyi ölene kadar alabileceğini söylüyor. Tuza gelirsek… Rafine tuz zehirdir. Kaya tuzunda pek çok mineral var. Hekimlerin bir başka uyarısı ise soğan ve sarımsak aynı anda yenmemesi. İkisi de yakıcı madde. Dolayısıyla ikisi aynı anda vücuda gıda olarak aldığınız her şeyi parçalar.

KAHVEYİ ŞEKERSİZ İÇMEYİN

Sigara, Osmanlı’nın son dönemlerinde içiliyormuş. Zararı bilinmiyormuş. Ama çok az içiliyormuş. Kahve bile Osmanlı’nın son dönemlerinde başlamış. Sevilen bir içecek haline gelince halk hekime gidip kahvenin zararını sormuş. Hekimler araştırmış. Sonrasında kahvenin vücuttaki suyu attığı ve kurutucu etkisinin olduğunu bulmuş. Dolayısıyla yanında mutlaka su içilmesini tavsiye ediyor. Şekerli içilmesini öneriyor, şekerin kahvenin zararını azalttığını söylüyorlar.

Star















































































Osmanlı Tıbbında Gül -Gülsuyu terapisi

Prof.Dr.Ayten ALTINTAŞ<<TIKLA




Gül suyu ile psikoterap
<<TIKLAYIN

 

****Tip 2 diyabet ilacı için acil uyarı****
TEB uyardı:

Fransa'da yasaklanan 'Pioglitazon' maddesi

Türkiye'deki diyabet ilaçlarında da var.


12.06.2011 - 17:19


Tip 2 diyabet ilacı için acil uyarı

 
Mesane kanseri riskine yol açtığı saptandıktan sonra Fransa'da yasaklanan ve Avrupa İlaç Ajansı'nca (EMA) incelemeye alınan 'Pioglitazon' adlı etken maddenin Türkiye'de eczanelerde satışı yapılan 10 farklı marka ilacın 62 değişik formu içinde yer aldığı ortaya çıktı. Türkiye Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Harun Kızılay, tüketicileri dikkatli olmaları yönünde uyararak, "Pioglitazon içeren ilaçlar, 'tip 2 diyabet' hastalarının kullandığı şeker ilaçlarında bulunuyor. İçeriğinde pioglitazon bulunan bu ilaçlar iki üç yıldırTürkiye piyasasında yer alıyor. Fransa kullanımı yasakladı. EMA incelemeye aldı. Sağlık Bakanlığı da en kısa sürede harekete geçerek kamuoyunu aydınlatmalı" dedi.
'Kansere neden oluyor'
Pioglitazon, ağız yoluyla alınan, Tip 2 diyabet hastalarının kandaki şeker seviyesini kontrol altında tutan, insüline bağlı olmayan diyabet hastalığına karşı kullanılan etken bir madde. Fransa'da 2006 - 2009 yılları arasında hastalar üzerinde yapılan araştırmalar pioglitazon'un mesane kanseri riskini arttırdığını ortaya çıkarttı. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) resmi internet sitesinde 9 Haziran'da yaptığı açıklamada Fransa İlaç Ajansı'nın 'Pioglitazon' içeren ilaçların satışını Fransa'da durdurma kararı aldığını belirtti. EMA, bu konudaki incelemenin devam ettiğini kesin sonuçların 20 - 23 Haziran 2011 tarihinde gerçekleştirilecek toplantıda açıklanacağını duyurdu.
Diyabet ilaçlarında var
Bu açıklamadan sonra gözler bu etken maddenin Türkiye piyasasındaki ilaçlarda kullanılıp kullanılmadığına çevrildi. TEB Başkanı Kızılay, Radikal'e şu bilgileri verdi: "Halk sağlığını yakından ilgilendiren böylesine hassas bir meselede Sağlık Bakanlığı'nı bir an önce gerekli incelemeleri başlatmaya ve elde edilen sonuçları kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyoruz. Avrupa'da olduğu gibi Türkiye'de de tip 2 diyabet tedavisi için kullanılan ve pioglitazon içeren ilaçlar var. Bu ilaçlar Türkiye'de 2-3 yıldır piyasada yer alıyor. Fransa'da pioglitazon içeren ilaçların kullanımı, mesane kanseri riskini yükselttiği için durduruldu. Bu etken madde Avrupa'da da mart ayından bu yana inceleme altında.
TEB olarak bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesini ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun konuyla ilgili ivedi olarak bir açıklama yapmasını bekliyoruz. Halkımızıda Sağlık Bakanlığı tarafından gerekli çalışmalar yürütülerek bir açıklama yapılmadan, paniğe kapılmamaları yolunda uyarıyoruz."
Alerji ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'ysa tip 2 diyabet tedavisinde 50 yıldır kullanılan güvenilir ilaçlar olduğuna dikkat çekerek, şöyle dedi:
Yeni jenerasyon ilaçlar
"Bu ilaçların patent süreleri dolduğu için fiyatları düştü. İlaç firmaları da yeni jenerasyon diyabet ilaçları sürdü. Ancak eski ilaçlar yenilere göre daha etkiliydi ve yan etkileri daha azdı. Etken maddesi 'pioglitazon' olan yeni tip ilaçlarınsa dikkatle incelenmesi gerekli."





Şeker hastalığı gözü nasıl etkiliyor
Prof.Dr. Mehdi S.öğüt,
şeker hastalığının gözü nasıl etkilediğini açıkladı.
16.05.11 -



 
Diyabetik retinopati, 20-65 yaşları arasında görme azlığına yol açan nedenler arasında en sık karşılaşılanıdır. Retinopati sıklığı diyabetin süresi ile doğrudan alakalıdır. Retinopati sıklığı, diyabet süresinin 10 yıl ve üzeri olduğu kişilerde %50 iken 30 yılı geçtiğinde %90'lara kadar ulaşır. Bununla beraber %5 hastada da diyabet tanısının geç konulmasına bağlı olarak, ilk muayenede de retinopati tespit edilebilir. Retinopati riskini arttıran faktörler arasında en önemlisi biraz önce de bahsettiğimiz gibi şeker hastalığının süresi olmakla beraber, kan şeker seviyeleri (düşük veya yüksek olması), hipertansiyonun varlığı ve kontrol altında olup olmaması, hamilelik, obezite ve diyabetik böbrek hastalığı varlığı da sayılabilir.
Kontroller Aksatılmamalı
Diyabet hastalarında gözün tüm bölgeleri etkilenebilmekle beraber, arka segment olarak adlandırdığımız retina ve maküla bölgesinde görülen değişiklikler görme üzerinde en etkili olanlardır. Hastaların takip ve tedavilerinde ortak bir dil oluşturmak amacı ile retinopati yeni damar oluşumun görüldüğü (proliferatif) veya görülmediği (proliferatif olmayan) retinopati şeklinde ikiye ayrılır. Proliferatif olmayan retinopati (NPR) seviyesinde retinada kanamalar, mikroanevrizmalar, sıvı kaçakları (eksuda) ve sinir lifi iskemileri (yumuşak eksudalar) görülür. NPR evresinde hastalar kan şeker seviyeleri de dikkate alınarak 6 ay ile 1 yıl arasında kontrollere çağrılmalıdır. Proliferatif retinopati (PR)'de ise retinada iskemi sonucu kanama yapmaya meyilli yeni damar oluşumları görülür. PR hastaları ise lazer ile tedavi edilmeli ve başlangıçta 2 aylık aralarla kontrol edilirken daha sonra tedavi altında ilerlemeyen (kan şekeri seviyesi kontrol altında








Diyabet ve diş sağlığı ilişkisi
Vücudun genel sağlık durumunu önemli derecede etkileyen diyabet, ağız sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor.
18.03.13 - 08:44:20
Diş Hekimi Ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu'na göre; kontrolsüz diyabette tükürük yüksek seviyede şeker içermekte ve bu da diş çürüğüne sebep olmaktadır. Kontrol altındaki diyabette ise şeker içeren gıda alımı kısıtlandığında tükürükteki şeker seviyesi düşmekte ve çürümeler azalmaktadır.
Diyabet ve dişeti ilişkisi
Diş etleri sağlığı da diyabetik kontrol ile sıkı bir ilişki halinde sürdürülmektedir. Yüksek kan şekeri seviyesinin kan damarlarında büyüme ve kalınlaşmaya daha kötüsü tıkanmaya neden olduğu, bilinen bir gerçek. Bu rahatsızlıklar, kan damarlarının oksijen taşıma ve metabolizma artıklarını uzaklaştırma faaliyetlerini zayıflatarak, dokuların beslenmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum, diş etlerinin iltihaplanmaya karşı direncini düşürmekte ve iltihaplı dişetleri ile diyabeti kontrol altına almayı güçleştirmektedir.
Diyabet'in dişlere ve dişetlerine etkisi
Bazı bakteriler, şeker olan ortamda daha hızlı gelişiyor. Bu nedenledir ki, tükürüğün yüksek seviyelerde şeker içerdiği hastalarda diş eti iltihapları şiddetleniyor. Ayrıca iltihap, kan şeker seviyelerini yükselten önemli bir etken. Diş etlerinde iltihap engellenemediğinde, olduğu yerde sınırlı kalmayarak, dişlerin etrafındaki alveol kemiğini de yavaş yavaş eritiyor ve dişlerin sallanmasına, diş eti iltihabının şiddetlenmesine, çiğneme sırasında ağrılara ve sonunda dişlerin kaybına yol açıyor. Bu süreç yaşanırken hasta, ağrı ve dişlerde sallanmanın yanı sıra, diş etlerinde kanama ve ağızda kötü koku hissediyor. Bu süreçten kurtulmak için; diyabet kontrol altına alınmalı ve iyi bir ağız bakımı sağlanmalıdır.
Diyabetik hastalarda ağız ve diş sağlığı
Çağdaş Kışlaoğlun'a göre,"Günümüzde diyabet hastalığı, bilinen komplikasyonların yanı sıra diş kaybı ile sonuçlanan diş eti hastalıklarına da yol açabilir. Bu nedenle diyabetiklerin ağız sağlığının yakından takip edilmesi, düzenli aralıklarla diş hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Varolan bir diş eti enfeksiyonunun da şeker hastalığının kontrolünü güçleştireceği akıldan çıkarılmamalıdır. Kontrol altında olsun olmasın tüm diyabet hastaları, diş hekimi veya periodontist kontrolünden geçmeli ve takip edilmelidir."
Çağdaş Kışlaoğlu tüm bireylerin, sabah ve akşam olmak üzere günde en az 2 kez yumuşak bir diş fırçasıyla dişlerini 3′er dakika fırçalamasının önemini vurguluyor. "Ayrıca dişler fırçalandıktan sonra diş ipi ile dişlerin araları temizlenmeli ve işlem sonrası ağız su ile çalkalanmalı. Diş ipi, dişler arasına yerleştirilirken diş etine fazla bastırılmamalı. Eğer daha önce hiç diş ipi kullanılmadıysa, kullanımdan sonraki ilk günlerde diş etlerinde ağrı hissedilebilir.
Diyabetli hastalar, tükürüklerindeki şeker nedeniyle ağızda mantar enfeksiyonlarına açıktır. Bu sorunun en basit şekli, dudakların birleşim yerinde çatlak ve kızarıklar halinde kendisini belli etmektedir. Sigara kullanımı ve takılıp çıkartılabilen protezlerin bütün gün ağızda taşınması, mantar gelişimini daha da hızlandırmaktadır."
Diyabetik hastalarının diş hekimine giderken yapması gerekenler
Diyabetli hastalar diş hekimine gitmeden bir gün önce mutlaka açlık kan şekeri seviyelerini ölçtürmeli ve bu bilgiyi diş hekimine bildirmelidir.
Kontrolsüz diyabette ve yüksek kan şekeri seviyesinde yara iyileşmesi geciktiğinden, iltihaplanmalar şiddetlenerek ağrıya sebep olabilir. Herhangi bir cerrahi müdahaleden önce hastanın kan şekeri seviyesinin 180 mg/dl'nin altında olması gerektiğini belirten Kışlaoğlu, bu seviyenin üzerinde olan hastalarda ancak acil enfeksiyon müdahalesi yapılması gerektiğini belirterek bunun dışındaki diğer tüm tedavilerin kan şekeri seviyesi düşürülene kadar ertelenmesi gerektiğini belirtti.
Ayrıca diyabetli hastalara diş müdahalesi için en uygun zamanın kahvaltıdan sonraki sabah saatleri olduğunu belirten Kışlaoğlu yapılan tedavinin, hastanın beslenme düzenini ve ilaç kullanım saatlerini aksatmaması gerektiğini vurguladı ve bazı geniş cerrahi müdahalelerde, hastanın hekimi ile görüşülerek hem beslenmede hem de ilaçların dozunda değişiklik yapılabileceğini sözlerine ekledi.




















































<script type="text/javascript">
 
  var _gaq = _gaq || [];
  _gaq.push(['_setAccount', 'UA-35901013-1']);
  _gaq.push(['_trackPageview']);
 
  (function() {
    var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;
    ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://' : 'http://') + 'stats.g.doubleclick.net/dc.js';
    var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
  })();
 
</script>
<a href="https://twitter.com/hiziraciltr1" class="twitter-follow-button" data-show-count="false" data-lang="tr" data-size="large">Takip et: @hiziraciltr1</a>
<script>!function(d,s,id){var js,fjs=d.getElementsByTagName(s)[0];if(!d.getElementById(id)){js=d.createElement(s);js.id=id;js.src="//platform.twitter.com/widgets.js";fjs.parentNode.insertBefore(js,fjs);}}(document,"script","twitter-wjs");</script>
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ,,, 897649 ziyaretçi.mizsiniz***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc