Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  Ağrı Buluşu. Dr.Çetin GÜRSES
 

 









 

 




g therapy ile ilgili video

www.youtube.com/watch?v=DTN69hFqLpo
13 Ara 2007 - Yaman Gürses tarafından yüklendi
 



GTherapy - Gterapi - G-therapy - YouTube
                                               G Therapy





HIZIRACİL  YARDIM 
tugra113@gmail.com
0532 3631895




*   İĞNESİZ

  * İLAÇSIZ

   * TEK  SEANSTA

    * GERİ GELMEMEK  ÜZERE

         * AĞRILARDAN KURTULUN *





* Baş ağrıları,

* boyun ağrıları,

* Omuz Ağrıları,

* bel boyun fıtığı

* Yumuşak kas Ağrıları

* Kireçlenme Ağrıları

* Romatizma Ağrıları

* Sinir Sıkışma Ağrıları








 
G Therapy 
Milenyum tedavisiyle ağrısız hayat    GÜNCEL  
Dr. Çetin Gürses ‘G-therapy’ adını verdiği ağrı tedavi yöntemiyle 15 yılda yedi bin hastayı neştersiz, iğnesiz ve ilaçsız tek seansta ağrılarından kurtardığını söylüyor. Tedavinin yan etkisi sıfıra yakın


ASIL alanı spor hekimliği olan Dr. Çetin Gürses bu tedavi yönteminin patentli sahibi. İcat ettiği cihazla boyun ve bel fıtığından romatizmaya bağlı ağrılara kadar pek çok rahatsızlığa son verdiğini söyleyen Gürses, şimdiye dek yedi binin üzerinde hastada iki milyon ağrılı kası sağlıklı duruma getirdiğini belirtiyor. Dr. Gürses’in yöntemi özel bir alet kullanılarak uzman bir doktor veya fizyoterapist tarafından uygulanıyor. Ağrılı bölgelerdeki kaslara masaj yoluyla basınç uygulayarak tek seansta tedavi sağlanıyor. Uygun sinirlere uygun miktarda basınç uygulanması sonucu ağrı yaratan merkezler uyarılıyor ve ağrıya son veriliyor. Seanslar bir ila üç saat sürüyor. Yan etki ve risk oranı ise deri altına girilmediği için sıfıra yakın.

UZMANLIĞI insan fizyolojisi olan Gürses önce askeri öğrencilerde sonra da sporcularda sık görülen kas ağrılarının tedavisi üzerine yıllardır çalışmalar yaparak, bu yöntemi keşfetmiş. Buluşunu önce 1991 yılında Boston Üniversitesi’ne, sonra da ABD, AB ve Türk patent büroloarına tescil ettiren Gürses yöntemin başarısından emin. Buna delil olarak da 15 yıl içinde ağrı sorununu çözdüğü yedi bin hastayı gösteriyor. Dr. Çetin Gürses’in buluşu bel, boyun, baş ağrıları, sportif sakatlıklar, sinir sıkışmaları gibi pek çok ağrının tedavisinde etkili oluyor. Bunun bir ağrı tedavisi olduğuna dikkat çeken Dr. Gürses ‘Vücut kendini onarabilen bir mekanizma. Bizim yaptığımız o mekanizmayı tıkandığı yerde harekete geçirmek’ diyor ve ekliyor: Tedavi masajdan bile daha az risk taşıyor.

 

Çetin Gürses Kimdir.


1. g theraphy buluşunu anlattığı sitede kendini şu şekilde tanıtan doktor:
Dr. çetin gürses msc dr.
tıp bilimleri doktoru
1957 yılında deniz harp okulu’ndan teğmen olarak mezuniyet,
1959 yılında silahlı kuvvetler askeri beden eğitimi ve spor okulu ve gazi eğitim enstitüsü beden eğitim bölümü,
1959-1966 yılları arasında deniz harp okulu’ nda öğretim görevlisi,
1963 yılında, almanya’da sonthofen alman askeri spor okulunda ihtisas,
1966-1971 yılları arasında genelkurmay başkanlığı spor şubesi uluslararası askeri spor konseyi (csım) türkiye daimi temsilcisi 1968 meksika olimpiyatları’nda silahlı kuvvetler gözlemcisi,
1971-1976 deniz harp okulu, beden eğitimi bölümü, öğretim görevlisi,
1973 yılında istanbul tıp fakültesi’nde proje ve doktora ön hazırlıkları,
1976 yılında istanbul tıp fakültesinde egzersiz fizyolojisi enstitüsü kuruluş hazırlığı,1978 deniz albayı olarak emeklilik,
1976-1978 arasında tubitak ve 1978-1984 arasında türk spor vakfı araştırma görevlisi,
1979-1984 arasında anadoluhisarı spor akademisi kurucu üyesi ve egzersiz fizyolojisi öğretim görevlisi,
1980 yılında i.ü. istanbul tıp fakültesi, fizyoloji kürsüsünde doktora sürecinin tamamlanması
1980-1998 arasında aerobik egzersiz (kardiak rehabilitasyon) merkezleri sahibi ve yöneticisi,
1998 yılından bu yana g-med sağlık hizmetleri ltd. şirketi yönetim kurulu başkanı.
buluşları
1- g therapy; yumuşak dokularda akut ve kronik şiddetli ağrı-spazm-ağrı siklüslerini ve fonksiyon kısıtlamalarını anında kaldırma yöntemi (1998 proje el kitabı). 1991 yılında bulunan yöntem boston üniversitesi tarafından 1999 yılında buluş olarak onaylandı, raporu verildi. uluslararası patenti alındı.
2- antrenman bilgisayarı projesi 1990 (training computer project); 1980-1990 yılları arasında 1027 denek üzerinde sürdürülen araştırma ile kalbe ait yük-aerobik performan kapasitesini anında hesaplayan bir şifre bulundu, bilgisayar programı olarak deşifre edildi. her türlü aktivitede bir egzersiz fizyolojisi labaratuvarında saatlerce süren antrenman performans parametrelerinin ölçümleri ve bunlara bağlı antreman formullerinin oluşturulması komputer ile 5 saniye gibi inanılmaz bir hızla yapıldı. proje 1990 yılında boston üniversitesi tarafından onaylandı, raporu verildi.
3- sportif yetenek araştırma metodu, 1987; 1978-1987 yılları arasında türk spor vakfı desteği ile 16.000 denek üzerinde 35 test parametresi ile ölçüm denendi. küçük yaştaki çocukların vücut yapısı ölçümleriyle ilerde hangi sporu yapabilecekleri konusunda (tıpta yarım asırdan beri uğraşılan konu) bilimsel bir metod bulundu. belçika vrije üniversitesi onayladı ve kitap haline getirildi. 1984 olimpiyat bilimsel kongresinde tebliğ edildi ve 1987 yılında spor bakanlığı tarafından yayınlandı.- relationship between somatotypes and untrained physical abilities, 1984 olimpic scientific congress euguene, oregon usa 1984 (somatotip ve antrenmansız fiziksel yetenekle arasındaki ilişki)
- relationship between physical fitness and somatotype in turkish national athletes, 1984 olimpic scientific congress euguene, oregon usa 1984 (türk milli atletlerinin somatotip ve fiziksel yetenekleri arasındaki ilişki)
- çeşitli antrenmanların oksijen ileti sistemi üzerinde etkisi. tubitak’ın tag 338 numaralı araştırma projesi, 1978 “çeşitli antrenmanların oksijen ileti sistemi üzerine etkisinin 11-13 yaş grubu çocuklarda incelenmesi” doktora tezi, 1978
- 9-12 yaş grubundaki istanbul çocuklarında antropometrik ölçümler, fiziksel yetenek ve zeka testleri üzerine ön araştırma. tıp fakültesi mecmuası 38:342-352 j sports med. phy.

 

G-THERAPY İ NEDİR ?

G THERAPY, Ameliyatsız, ilaçsız, iğnesiz olarak tüm yumuşak dokuda (kas, tendon, fasya, ligament vb.) oluşan, akut (ani ve şiddetli) veya kronik (yerleşmiş, sürekli), şiddetli ağrı, his, güç kaybı ve hareket kısıtlamalarına neden olan Ağrı-Spazm-Ağrı sürekli sinirsel kitlenmelerini anında ve kalıcı olarak çözen neuromuscular bir teşhis ve tedavi yöntemidir.

G Therapy bir buluş olarak 1998-1999 yıllarında Boston Üniversitesi Neuro Science Departmanı tarafından onaylanmıştır. Metod ve cihazlarının 110 ülke için patent hakları ve copyrightlar' ı Dr. Çetin Gürses' e aittir. Tek seanstır; 1-3 saat arası sürer. Bu tek seansa öngörüşme, teşhis, tedavi, testler, "GT Ağrı Okulu" dahildir.Özgün Metoddur; Ameliyat, İğne, İlaç, Elektrik, Lazer, Isı, Traksiyon (çekme, germe) tipi manipülasyonlar kullanılmaz. Kendine özgü, patentli cihazlarla uygulanır. Non-invasive (deri altına inilmeyen), Neuromuscular (Kas ve sinir) manual bir tedavidir. Yan Etkisi Yoktur; Deride oluşabilecek kızarmalar haricinde, hiçbir yan etkisi veya sakatlanma ihtimali yoktur. Non-invasive manual bir tedavi olması nedeni ile bir masaj kadar yan etkisi vardır. 1991'den beri uygulanan 10.000 hasta üzerinde hiçbir yan etki görülmemiştir. Herkese, her an uygulanabilir; Yaş, cinsiyet, kilo, kalp, şeker, tansiyon, hamilelik gibi diğer tedavileri engelleyen faktörler, hastanın akut (şiddetli, yeni) kronik (kalıcı) olması, G Therapy uygulanmasını etkilemez. Ekonomiktir; Tek Seans olması ve teşhis, tedavi metodlarının kendine özgü olması nedeniyle ekstra bir MRI, röntgen vb. pahalı teşhis maliyetleri gerektirmez.

Kalıcı bir çözümdür; G Therapy uygulanan hastalar Amerikan Tabibler Birliği (AMA) Tedavi Protokol'ü 4.0 ve GT Post Test lerinden başarı ile geçtikten sonra sağlıklı bir insan formuna gelirler. Bu nedenle G Therapy sonrası rahatsızlığın aynı şekilde tekrar etme olasılığı, hiçbir rahatsızlığı olmayan insanlarla aynıdır. Kazalar, aşırı soğuk, aşırı stres, yaş, aşırı kilo, postür ve yürüyüş bozuklukları, enfeksiyon, hareketsizlik gibi hastalık oluşturan faktörlere maruz kalınınca, hiçbir rahatsızlığı olmayan insanlarda da olabileceği gibi G Therapy görmüş kişilerde de şikayetler yeniden oluşabilir. G Therapy, "GT Ağrı Okulu" bölümü ile tedavinin kalıcılığını sağlamayı amaçlar.

"GT Ağrı Okulu"; yazılı ve uygulamalı olarak hastalık oluşturan faktörlerin kişiler tarafından nasıl kontrol altına alınması gerektiğini öğretir. Bu okulda tek seansa dahil olup, duruş (postür), yürüyüş, yük kaldırma ve taşıma mekanikleri ve egzersiz programlarından oluşmaktadır.

G THERAPY' NİN AMACI:
Akut veya kronik tüm evrelerde, yaş, cinsiyet farketmeden, hastada bulunan diğer rahatsızlıkların kısıtlayıcı unsurlarından ( kırıklar, şeker veya kalp rahatsızlıkları olsa bile ) etkilenmeden, hiçbir kalıcı yan tesir bırakmadan 1-2 saat süren hızlı ve etkin bir yöntemle en ağır vakalarda bile ( ameliyat kararı verilmiş yada ameliyat geçirmiş olsada ) ağrı, hareket kısıtlamaları, hissizlik, uyuşma, güç kaybı, üşüme veya yanma gibi şikayetlere yol açan ( hangi hastalık adı ile anılırsa anılsın ) her türlü yumuşak dokuda oluşan ağrı spazm ağrı sürekli koruyucu refleks kasılmalarını (ASA) anında ve kalıcı olarak teşhis ve tedavi etmektedir.
 
- Bel Fıtığı
- Boyun Fıtığı
- Kireçlenmeler
- Romatizma
- Sinir sıkışmaları (Tenisçi Dirseği, Karpal Tünel vb.)
- Fibromiyalji
- Migren Ağrıları
- Menisküs

vb. rahatsızlıklardan doğan ağrı, hareket kısıtlaması, güç ve his kayıplarının kaldırılmasında uygulanır.

 
TEDAVİ SONRASI HASTA MEMNUNİYETİ ARAŞTIRMASI:

2005-2006 yılları içinde gelen toplam 1100 hastaya 1-3 saat süren tek bir seans tedaviden hemen sonra doldurulan memnuniyet formumuzun sonuçları (10 üzerinden alınan notlar)

TERAPİSTLER:

* Hasta bilgilendirme 9,69
* Hastayla iletişim 9,49
* Genel görünüm 9,29

MERKEZİMİZ:

* Ofis elemanlarımızın hizmet kalitesi: 9,66
* Merkezimizin Genel görünümü : 9,35

TEDAVİ:

* İlk seansta şikayetlerin geçmesi : 7,87
* Görülen tedaviden memnuniyet: 8,73
 
G Therapy teşhis ve tedavinin aynı anda yapıldığı, 4 aşamalı, 1-3 saat süren tek bir seans temeline dayanır. Bu uygulama aşağıdaki sıralamada gerçekleşir:

1- G Therapy Teşhis Aşaması :

Teşhis ve tedavinin eşanlı olarak yürütüldüğü G Therapy, özgün teşhis tekniğinin yanı sıra, diğer yeni geliştirilmiş tıbbi cihazları da kullanır. Bunlar G Therapy' nin etkinliğini bilimsel olarak kanıtlar.

a-) Hasta ile Tanışma:
Hastaya AAPM (Amerikan Ağrı Yönetimi Akademisi) standartlarında hazırlanmış bir soru formu doldurularak hastalığın ve gördüğü tedavilerin tarihçesi, son durumu hakkında ayrıntılı bilgi elde edilir. Bu aşamada hastaya, G Therapy hakkında yazılı ve sözlü açıklamalarda bulunulur ve hastalığının yapısı ve tedavi süreciyle ilgili bilgi verilir.

b-) G Therapy'nin Özgün Teşhisi ( G Algometri) :

Bilgisayar destekli özel bir ağrı şiddeti ölçme (Algometre) cihazıyla, G Therapy özel anatomik noktaları üzerinden ölçümler yapılır. Bu ölçümlerle hiç hissedilmeyenden en şiddetlisine kadar bir kasın bir kaç lifi üzerindeki ölçeğe kadar ağrı-spazm devrelerinin yerleri ve şiddetleri belirlenir. Hastayla birlikte yapılan bu ölçümlerde belirlenen spazmlar aynı anda tedavi edilerek anında kaldırılır. Spazm altındaki dokuların, G Terapinin özel aletleri kullanılarak, bedendeki duyarlılığı çok yüksek reseptörler üzerinden, belli bir ağrı skalasına göre milimetrik bir taramayla teşhis tekniği, modern tıpta yeni uygulanan algometrik ölçümlere yepyeni bir bakış açısı getirmektedir.

c-) İğnesiz, Yüzey Elektromiyografi (Dinamik ve Statik 
SEMG):

Ağrı-spazm kısır döngüsü kaslar üzerinde yüksek ve sürekli bir elektrik akımı oluşturur. SEMG cihazıyla, bu elektriksel farklılıklar bilgisayar aracılığı ile çok hassas bir şekilde görüntülenir ve vücuttaki ağrı dağılımının tedavi öncesi haritası çıkarılır. G Therapy uygulaması ile kasların elektriksel değerlerinin dakikalar içerisinde normale dönüşümü ekranda izlenir ve raporlanır.

d-) Termografi :

Ağrı-spazm kısır döngüsünün yarattığı kaslardaki gerginlikler (muscle tension) kan dolaşımında azalmaya (iskemi) neden olur. Kan dolaşımındaki azalmalar ilgili bölgede (kuyruk sokumundan boyna kadar tüm omurga üzerinde) ısı farklılıkları oluşur. Termografi cihazı, yolladığı infrared ışınları ile omurganın sağ ve sol tarafındaki ısı farklılıklarını çok hassas olarak ölçerek, karşılaştırmalı ağrı haritasını bilgisayar ortamında görüntüler ve raporlar.

e-) Bilgisayar destekli ROM ve Kuvvet Testleri :

Ağrı-spazm kısır döngüsü sonucu oluşan hareket kısıtlamaları ve kaslardaki güç kayıpları digital olarak ölçülerek bilgisayar ortamında analiz edilerek hastanın normalinsan standartlarından ne kadar saptığı raporlanır. Örneğin normal bir insan öne doğru eğildiğinde 60 dereceden fazla bir açıya ağrısız olarak erişmelidir. ( Lumbar flexsion ROM >60) Tedavi öncesi ve sonrası ölçümlenen değerler,nitelik ve nicelik olarak karşılaştırılır ve G Therapy' nin tedavi sonrası başarısı, kas ve eklem hareket dereceleri üzerindeki etkinliği sayısal değerlerle saptanır. Bu aletlerde kullanılan ölçüm teknikleri ve değerlendirme standartları tamamen AMA Impairment 5.0'a ( Amerikan Tabipler Birliğinin tedavi 5.0 protokolü ) göre raporlanır.

Bu yüksek teknoloji ürünü tibbi cihazlar G Therapy'nin teşhis ve tedavideki hızını ve etkinliğini kanıtlamaktadır. Bu cihazları kullanan diğer tedavi metodlarının (fizik tedavi, akupuntur, chiropractic, osteopathy vb.) haftalar sonra almaya çalıştığı sonuçlara G Therapy dakikalar içinde ulaşmaktadır.


2- G Therapy Tedavi aşaması :








 G Therapy deri altına girmeden uygulanan (non-invasive) bir tekniktir. Diğer tedavi metodlarının uyguladığı ilaç, iğne, ameliyat, ışın, elektrik, traksiyon (çekme, germe) ve benzeriyöntemleri,cihazlar
ı kullanmaz. G Therapy teşhis ve tedavide, özel anatomik noktalar üzerinde ve özel cihazlarla uygulanır.G Therapy'nin tıbbi (nörofizyolojik) temeli 14 yıllık bir bilimsel araştırma sonucu geliştirilmiştir. Bu yöntemle kaslardaki ağrı-spazm-ağrı kısır döngüleri, bedenimizde zaten mevcut bir nörolojik devrenin, özel cihazlarla uyarılarak, doğal olarak çözülmektedir. Tedavi sonrası ağrı, uyuşma ve hareket kısıtlamalarının kalktığı yukarıda anlatılan bilgisayar destekli cihazlarla doğrulanır. Tek seanslık tedavi, hastanın tüm testlerden başarıyla geçmesine dek sürer.

3-Tedavi Sonrası Testler (GT Post Test) : 

Bu aşamada ağrı,hareket kısıtlamaları güç ve his kayıplarının kalktığı "günlük aktivite parkuru" adı verilen bir program ile test edilir. Bu program merdiven çıkma, kaldırma taşıma ve bunun gibi günlük aktivitelerle ilgili kasların egzersiz ünitelerinden oluşur.

4- "GT Ağrı Okulu " :
 
Bu son aşamada, tedavi sonrası rahatsızlıklarından kurtulmuş hastaya ağrılarını oluşturan durumlarla tekrar karşılaşmaması için, hastanın yapısına özgün olarak saptanan G Therapy duruş, yürüyüş teknikleri, kaldırma, taşıma kuralları, mesleğe özel çalışma pozisyonları ve gerekli görüldüğünde egzersiz programları yazılı ve uygulamalı olarak verilir.
 
1-) G Therapy Tekniği ve Cihazları Tümüyle Özeldir.

Uygulama noktaları, ekipmanı, yöntemleri, metodları ve dayandığı tıbbi temel olarak (nörofizyolojisi) diğer tedavilerden farklıdır. Yukarıda sayılan tüm rahatsızlıkların kaynağı olan spazmları çözerken ameliyat, iğne, ilaç veya fizik tedavide uygulanan traksiyon, lazer, tens, parafin, ultrasound ve benzeri konservatif yöntemleri veya akupunktur, bioenerji, refleksoloji vb. alternatif tıp yöntemlerini uygulamaz. Ülkemizde yaygın olmayan ancak günümüzde gelişmis ülkelerde özel üniversitelerden mezun doktorlarca yıllardır yaygın olarak uygulanan ve şu anda ABD'de bel ağrılı vakaların büyük bir çoğunlugunu tedavi eden chiropractic, osteopathy ve diğer neuromuscular manual terapilerden de, kullandığı nörolojik devreler, ekipman ve stimulasyon tekniği açısından tamamen farklıdır. Tamamen tıbbi esaslara dayalı bu terapide, diğerlerine göre çok daha hızlı ve kesin sonuçlar alınır.

2-) G Therapy Kalıcı Çözümler Getirir.

14 yılda 10.000 hasta üzerinde yapılan araştırmalar G Therapy'nin, çok ağır vakalarda bile kesin ve kalıcı sonuçlarını göstermektedir. Kalıcıdır çünkü araştırmalar, çözülen bir spazmın aynı noktada tekrar oluşabilmesi için spazmı yaratan faktörlerin tekrarlanması gerektiğini göstermektedir. Tedavi sonrası verilen eğitimlerle bu risk minimize edilmeye çalışılır.

3-) Yan Etkisi Yoktur.

Tüm manual terapilerde olduğu gibi terapi sırasında ve sonrasında hastada kalıcı hasar bırakma olasılığı yoktur. Kortizon benzeri ilaçların yan etkileri veya ameliyatların bilinen risklerini taşımaz. G Therapy riskli sayılabılecek traksiyon (çekme, germe) tekniklerini de uygulamamaktadır. 8500 vakada hiçbir yan etki görülmemiştir. Bu husus Boston Üniversitesi raporlarında da belirtilmiştir.

4-) Akut veya Kronik Her Koşulda Uygulanır.

Hastanın yaşı ve diğer rahatsızlıkları tedaviyi etkilemez.
Bu yüzden doğum anındaki hamilelerden, kalp, şeker veya tansiyon problemi olan yaşlılara kadar tüm akut veya kronik vakalarda uygulanabilinir. Tedavi bölgesine yakın kırık, ödem veya doku ezilmeleri, uygulamayı etkilemez.

5-) Diğer Tedavilere Göre Çok Ekonomiktir.

G Therapy nin tek seanslık hızlı teşhis ve tedavisi sonucunda hasta, aşağıda belirtilen maddi-manevi kayıplara uğramaz. Toplam tedavi ücreti diğer tedavilere nazaran çok düşüktür.

a. Teşhis aşamasında MR , tomografi vb. diğer pahalı görüntüleme tekniklerine gerek duyulmaz.

b. Hasta, diğer tedavilerdeki gibi seanslar boyu tedavi merkezlerine taşınma veya hastanede yatma maliyetlerine katlanmaz.

c. İlaç, bel ve boyun korsesi, koltuk değneği gibi masraflar yoktur.

d. Tedavi sonrası hemen işe dönülebildiğinden işgücü kaybı minimize edilir.

e. Diğer tedavilerin uzun ve çoğu zaman etkisiz oluşundan kaynaklanan depresyonlar, kalıcı sakatlıklar, ilaç bağımlılığı gibi yaşam kalitesini ileri derecede ve olumsuz etkileyen faktörler oluşmaz.
 
G Therapy nin 1991-2005 tarihleri arasında uygulandığı 5051 hastanın genel profili özetlendiğinde;

- Hastaların %70' inin gördükleri tedaviden memnun olan diğer hasta tavsiyeleri ile G Therapy'e gelmişlerdir.

- Orta yaşlı 30-50 yaş grubu (%58) ve orta gelir seviyesinde,
- Çoğunluğu, profesyonel olmak üzere mesle1k sahibi erkek %46 ve ev hanımı kadın %54,
- Genelde gün boyu süren kronik (%68) bel ve boyun ağrılarından şikayetçi,
- Düzenli egzersiz yapmayan, genelde kardiyovasküler (ağırlıklı tansiyon) rahatsızlıklardan başka bir şikayeti olmayan,
- Genelde lordosis tipi postürel duruş ve yürüme mekaniği hatası olan,
- MR la teşhis edilmiş, çoğunluğu bel fıtığı (%55) ve boyun fıtığı (%15) şikayeti olan,
- %41' i daha önce Fizik Tedavi görmüş (%68' i son 6 ay içinde),
- %31' ine ameliyat önerilmiş, bu grubun %28' i ameliyat olmuştur ve şikayetleri hala devam eden hastalardır.

 

TERİM DE 'G THERAPY' İLE AĞRILARDAN KURTULDU

G Therapy ile şifa bulanlar arasında, Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Emel Acar, Milli Takım kalecisi Rüştü Reçber, Bedrettin Dalan, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve Galatasaray Basketbol takımı oyuncularından Gürol Karamanlı gibi ünlü simalar da 
var




 

G Therapy
Baş ağrıları,
boyun ağrıları,
Omuz Ağrıları,
bel oyun fıtığı










*****

Bel fıtığı 59 hastalıkla karıştırılabilir
.
 
 
Her ne kadar Cem Yılmaz, "aa fıtık kaynımın aynı" diye fıtığın herkeste görülen bir hastalık olduğundan yola çıkarak espri yapsa da gerçek pek öyle değil.
Dr.Eser Alptekin'in yazısı

Yıl 1991, bir bahar günü genç bir doktorla yine onun kadar genç olan annesi muayene odama girdiler. Genç doktor muayene olacaktı. İki yıl önce İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nden mezun olmuştu ve ihtisas sınavlarına girmişti.
Şikâyetinin ne olduğunu sordum. Belinden sol bacağına ve kasıklarına vuran ağrısı vardı. Bel fıtığı teşhisi konmuştu ve tedavisini yapmaya çalışıyorlardı. Anamnezi alırken çok detaylı sorular soruyordum, bu sorgulamalarda bazı atipik bulguları da anlatıyordu. Ortamı biraz rahatlatmak için annesine sordum:

“Siz gerçekten annesi misiniz?”
“Biz birlikte büyüdük, çocukluğumuzu da birlikte yaşadık” dedi.

 Aralarındaki ana oğul sevgisi dışında arkadaşlık da birbirlerine olan sevgilerini daha güçlü kılıyordu. Bunu hissetmemek mümkün değildi. Doktor İ.‘yi muayene ettikten sonra daha detaylı yeni bir MR isteyeceğimi belirttim. Dr. İ. bana MR’larının, röntgenlerinin olduğunu söyledi. Ben bu tetkiklerin yeterli olmadığını, biraz daha detaylı bazı bulguları görmek istediğimi ifade ettim. Ve sonunda da yanılmış olmaktan çok mutlu olacağımı söyledim.
İçimde muayeneden dolayı bir kuşku vardı, daha kötü şeyler çıkacağından şüpheliydim. Düşündüklerimin çıkmaması için de dua ediyordum. Çünkü düşündüğüm tümöral bir hadiseydi.

Korktuğum başıma geldi

Yeni bir MR çekimi için ikna ettim ve gönderdim. Onlar gittikten sonra görüntüleme merkezini aradım yetkili doktora batının da tam incelenmesini söyledim.

Çünkü hasta olan doktor çok gençti, 27 yaşındaydı. Düşündüğüm hastalığı da ona hiç mi hiç yakıştıramıyordum.
Ertesi günü endişeyle bekledim. Öğle saatlerinde ana oğul gözyaşları içinde odama girdiler. Maalesef sol böbrek bölgesinde şüpheli bir kitle vardı. Daha geniş araştırılması gerekiyordu. O zamanlar İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı da arkadaşım Prof. Dr. Faruk Erzengin’di.

Faruk Bey’e telefon açtım. Hastanın durumunu anlattım. Doktor olduğunu, hiçbir sağlık güvencesinin de olmadığını söyledim. Faruk elinden geleni yapacağını söyledi, gereğini de yaptı, biyopsi dahil. Sonunda konan kesin teşhis Non- Hodgkin Lenfoma’ydı (bir çeşit kanser). O günden sonra genç doktorda bazen morfine bile cevap vermeyen amansız ağrılar başladı.

Yeni bir hayat başlıyor

Bu arada da İstanbul Tıp Fakültesi’nde tedavisine de başlanmıştı. Doktor da harıl harıl ihtisas sınavına hazırlanıyordu, ağrılar sızılar içerisinde. Aradan birkaç hafta geçti. Ana oğul bu defa odama sevinç gözyaşları içerisinde girdiler. Onlar için yeni bir hayat başlamıştı. Hayat bütün pencerelerini onlara açmıştı. Yeniden doğmuşlardı.

Doktor ihtisas sınavını kazanmıştı ve bütün ağrıları da o gün için geçmişti, mutluydular. Ben de bir hekim olarak o güzel duyguları onlarla birlikte yaşıyor ve paylaşıyordum.

İstanbul’da önemli bir merkezde kalp damar cerrahisi bölümünü kazanmıştı. Düşünüyordum, hem böyle bir ağır çalışma programını hem de hastalığının tedavisini bir arada götürebilecek miydi? Ayrıca çalıştığı o merkez, hastalığıyla ilgili yapılacak tedaviyi de üstlenmiyordu.

Ülkemizdeki sağlık sistemi içerisinde herhalde bu tutum utanılacak bir tavırdı. Sonunda o tempoya dayanamadı. İstifa etti. Yeniden ihtisas sınavlarına girecekti. Benim önerim, çalışma şartları ağır olmayan bir bölümü seçmesiydi.

Erken teşhisin yararı

Ben de olayların içine girmiştim. Artık ailenin bir parçası gibiydim. Erken teşhis edilip tedavisine de başlandığı için hastalığı da günden güne iyiye gidiyordu. Sonunda Anadolu’nun bir başka üniversitesinde cildiye bölümünü kazandı.

Çok mutluydu fakat orada da hastalığıyla ilgili tedavi imkânları kısıtlıydı. Düşündük, acaba sağlık nedenleri dolayısıyla İstanbul’da bir fakülteye veya hastaneye nakil imkanı olabilir miydi?

Kurallar böyleydi, kanunlar böyle işliyordu. O da mümkün olmadı. Fakat genç doktor yılmıyordu. Hastalığı da iyiye gittiği için hayata daha da sarılmıştı. Sınavlara girmekten de bıkmıyordu.

Yine sınava girdi. Bu defa hem hastalığının daha iyi takip edilebileceği hem de daha mutlu olacağı Anadolu’da başka bir üniversitede sınavı kazanmıştı. Orada keyifle çalışıyordu. Zaman zaman telefonla görüşüyorduk, zaman zaman da annesi ziyaretime geliyordu. Artık mutlu günler onlar içindi.

Şimdi haber alıyorum evlilik hazırlıkları içindeymiş. Genç meslektaşıma ömür boyu sağlıklar ve mutluluklar diliyorum.
Her bel ağrısı fıtık değil

Bu küçük hikâyeyle şunu anlatmak istedim: Her bel ağrısı şikayetini alıp hemen bel fıtığı diye algılamayın. Birçok hastalıkla karıştırılabilir.

İstanbul Tıp Fakültesi’nde yaptığım bir çalışmada, bel fıtığının 59 hastalıkla karıştırılabildiğini tespit ettim. Tabii ki böyle bir tabloda öncelikleri olan daha ağır problemleri de göz ardı etmemek ve ona göre teşhisi ve tedaviyi planlamak gerekir.









Psikolojik kökenli ağrı ve sancıları hiçbir ilaç geçirmiyor. Nedeni kolay kolay bulunamayan bu ağrılar için Prof. Dr. Sedat Özkan, "Çocukluğa kadar bakılmalı. Öfke çok ağrıtır" diyor
Son dönemde herkesin ortak derdi haline gelen psikolojik kökenli ağrılarla ilgili sorularımızı Tıp Fakültesi Liyazon Psikiyatri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan yanıtladı.

* Psikolojik kökenli ağrılar diğerlerinden nasıl ayırt edilir?
Ağrı kelimesi; Latince ceza, intikam, işkence sözcüğünden türemedir. Psikolojik olarak ağrı çeken insanlar aslında psikolojik olarak haykırış içindedir. Bu ağrıyı çeken insanlar, 'Sıkıntılıyım, mutsuzum' demektedir. Çoğu zaman kendileri bile bunun farkında değildirler. Kişi; duygusunu, öfkesini, ızdırabını, tepkisini ya da beklentisini beden dili ile ifade etmektedir. Sıkıntılarını dışa vuramayan kişiler bu ağrıları çeker. Kişi duygularını, iç çatışmasını, öfke ve beklentisini dile getiremez, bedenselleştirir. Söyleyemediklerinin acısını, ağrı olarak çeker. Bu ağrılar en fazla kırsal kesim kadınlarında görülür.

* Bir ağrının psikolojik olup olmadığını nasıl anlıyorsunuz?
Sinir sistemi içinde öyle bir ağrı mekanizması yoktur. Örneğin hasta, kolunun bir bölgesi yerine 'Kolum ağrıyor' der. Bunu bir doktor kolaylıkla anlayabilir. Ağrı yakınmasının çoğul olması, ağrıyı çeken kişinin durumunu anlatır. Her türlü ilacı kullandığı halde bir türlü ağrıdan kurtulamayan hastalar oluyor. Altı aydan fazla süren dirençli ağrıda fiziksel bulgular olmayabiliyor. Bu tip ağrının nedeni geleceğe dönük plan eksikliği, iletişimde beden dilini kullanamamaktan kaynaklanıyor.

BÜYÜK AİLELER DİKKAT!
* Kimler psikolojik olarak ağrı çeker?
Psikolojik ağrılar büyük ölçüde ailede öğrenilmiştir. Kişilik yapılarında, sadomazoistik örtülü özellikler vardır. Yaşam öyküsünde; 15 yaşından önce annebaba kaybı, geniş aileden gelme, ailede beden dilinin yaygın kullanılması gibi durumlar sıklıkla görülür. Bu insanlar yakınmalarını dramatize ederler. Ağrının ortaya çıkışı ile yaşamlarındaki olaylar ilintilidir. Bu tip kişilerin ailelerinde şiddet öyküsü daha yaygındır. Aile geleneği içinde, 'Sıkılıyorum, bunalıyorum, öfkeliyim' denmesi ayıp kabul edilmiştir.

SIKINTI VE STRES YAPAR
* Yaşadığımız kaygılar, korkular psikolojik ağrılara mı sebep oluyor?
Bedenimiz, on binlerce yıl öncesine göre pek değişmedi. Ancak beynimize gelen uyaranlar ve yeni psikolojik uyum zorlukları arttı. Hastalar zorlayıcı yaşam olaylarının pek farkında değil ya da bu değişime karşı kendilerini ifade edemeyip, ağrı çekiyor. Sıkıntı, stres onlarda ağrı olarak baş gösterebiliyor. Gerginlik baş ağrısı, migren, peptik ülser ağrısı, eklem ağrısı, barsak ağrıları gibi sendromlarda bu tür psikofizyolojik süreçler görülüyor. Ağrılar aslında sözsüz bir anlam taşıyor. Aynı zamanda gücü temsil ediyor. Ağrı ve cinsellik arasında da bir ilişki bulunuyor.

Ağrıyı en çok onlar çekiyor!
* Ailesinde depresyon ve alkolizmle savaşanlar
* Eşinden kötü muamele görenler
* Yakın çevresinde özürlü kişiler olanlar
* Yakın çevresinde kronik ağrıları olanlar



 

Alacağınız ağrı gidericinin 'iyi edici bir etkisi yoktur'.
Size sadece -geçici bir süre- rahatlama imkanı verir... "
Bununla da kalmaz...




Dr. Murat Kınıkoğlu'nun yazısı...

AĞRI GİDERİCİLERDEN UZAK DURUN

Türkiye’nin dünyanın en hızlı büyüyen ilaç pazarı olduğunu biliyor musunuz?

2002’den 2003 e geçerken, üretici fiyatlarıyla 3 milyar dolar olan ilaç harcamamız 4.2 milyar dolara yükselerek % 40’lık bir büyüme göstermiş.


üstelik ilaç sektörümüz büyük ölçüde dışa bağımlı.

Geçenlerde bir hastamı rahatsızlığı dolayısı ile evinde ziyaret ettim.

Ateşini oldukça yüksek ölçünce “Ağrı giderici veya ateş düşürücünüz var mı?” diye sordum. İnanmayacaksınız tam beş çeşit ağrı giderici ilaç çıkardılar.

Anneannenin dizleri için kullandığı ilaç, dedenin romatizma ilacı, evin genç kızının periyot ağrıları için kullandığı bir ilaç, mutfaktaki çekmecede her zaman hazır tutulan ateş düşürücü ve babanın migren ilacı..

Benzer bir durumu bir yurt içi tur otobüsünde de yaşamıştım; teyzeler, çantalarından çıkardıkları ağrı giderici ilaçları birbirlerine şeker gibi ikram ediyorlardı...

Sevgili okurlarım, ağrı gidericiler evde, çantada el altında tutulacak ve en ufak bir ağrı durumunda hemen yutulacak ilaçlar değildir.

Hepsinin çok önemli yan tesirleri olduğu gibi bazıların da kısmen bağımlılık yapıcı etkileri vardır.

Romatoid artrit ve şiddetli ağrılarla seyreden diğer bazı hastalıklarda bu ilaçların doktor kontrol altında kullanımı tabi ki gerekli olabilir.

Benim dikkatinizi çekmek istediğim esas husus, bu ilaçların, önemli yan tesirlerine rağmen evlerimizde kontrolsüz ve aşırı miktarlarda kullanılmasıdır....

Herhangi bir ağrı için, eliniz dolaptaki ağrı gidericiye gittiğinde şu iki hususu mutlaka hatırlamanızı istiyorum.

1.Alacağınız ağrı gidericinin İYİ EDİCİ BİR ETKİSİ YOKTUR.

Size sadece -geçici bir süre- rahatlama imkanı verir...

İlacı yutmadan önce vücudunuza ağrıyı kendisi geçirmesi için bir şans vermeyi deneyin.

Daha ağrı başlar başlamaz en başta “endorfinler” olmak üzere pek çok hormon ve enzim acımızı hafifletmek ve kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlamak için devreye girer...

Salgılanan Endorfinler, yalnız morfin benzeri bir ağrı giderici olmakla kalmaz vücudumuza rahatlama ve mutluluk verici bir etki de yaparlar..

Hemen ağrı gidericiye sarılırsanız başta endorfinler olmak üzere iyi edici enzimler devreye girmez ve tembelliğe alışan vücudunuz, bir süre sonra ağrı tekrar ettiğinde, kendi iyileştirici hormonlarını salgılamak yerine sizden “ağrı giderici ilaç”bekler....

2.Alacağınız ağrı gidericinin önemli yan tesirleri olabilir....

Aspirin başta olmak üzere tüm ağrı giderici ve ateş düşürücülerin en önemli yan tesiri yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağında yaptıkları tahriş ve kanamalardır..

Acil servise başvuran mide kanamalarının pek çoğundan yutulan ağrı giderici ilaçlar sorumludur.

Yaşlılarda bu ilaçların kullanımı mide kanamasından ölüm riskini beş misli artırmaktadır.

Ağrı giderici ve antienflamatuar ilaçların(NSAI) önemli yan tesirlerinden birisi de kalp damar sistemi üzerine yaptığı zararlı etkilerdir.

Büyük reklam kampanyaları ile piyasaya sürülen ve yemin billah mideye dokunmadığı iddia edilen romatizma ilacı “Vioxx”, kalpten ölüm oranını artırdığı kesin olarak gösterilmesi nedeniyle piyasadan toplatılmıştır.

Romatizma ilaçları özellikle yaşlı insanlar tarafından kullanılmaktadır.

Halbuki bu ilaçlar 60 yaş üzerindeki sağlıklı kişilerin kalp yetmezliği riskini % 60, daha önce kalp hastalığı tanısı alanların kalp yetmezliği riskini ise 10 misli artırmaktadır.

Bu konuda biz doktorların da kabahati olduğunu itiraf etmek zorundayım.

Şikayetinin geçmesi arzusu ile bize müracaat eden hastayı memnun etmenin “En kolay yolu” bir ağrı giderici reçete etmektir.

İlaçların yan tesirleri konusunda yeteri kadar aydınlatılmayan hastalar da bir süre sonra verilen ilacın sadık ve devamlı bir müşterisi durumuna gelmektedirler...

Unutmayın, çocuklarınız, çoğu konuda olduğu gibi ilaç kullanma alışkanlığı açısından da sizi taklit ederler.
Çocuğunuzun ağrı eşiğinin düşük veya yüksek olması size bağlıdır.

En küçük bir baş ağrısında hemen ilaç kutusuna koşan anne babasını gören çocuğun ağrı eşiği de düşük olur, dayanmak ve sabretmek yerine ilaç yutmak ona daha kolay gelir.
Bu konuda şahit olduğum bir diğer yanlışa değinmeden geçemeyeceğim.
Bir hastam, karnım ağrıyor diyen çocuğuna ağrı giderici diye vitamin verdiğini böylece onu ağrı gidericilerin yan tesirlerinden koruduğunu “övünerek” anlatmıştı.

İlk bakışta akıllı bir yaklaşım gibi görünse de hem içinde bir “yalan” olması hem de çocuğu kolaycılığa itmesi açısından son derece yanlış bir tutum...


Karşılaşacağı her ağrı-zorluk için “hemen dışardan yardım isteyen” çocuklar yetiştirmek yerine, ağrı ve zorluklarla baş etmeye çalışan çocuklar yetiştirmemiz, bu açıdan da onlara örnek olmamız daha doğru olmaz mı?






  * SİZDEN ELENLER *

mrb ben polisim işim gereği sürekli araçta oturmaktayım ve bu beni çok rahatsız ediyor.yeni 10 günlük fizik tedavi aldım ağrılarım biraz dindi ama boynumdaki serrtlikler geçmedi sizi arkadaşım tavsiye etti ve sizignli irtibata geçebilirmiyim ben denizlide yaşıyorum slm



Email: B. B <Gripin-32@hotmail.com>
Size form mailerdan da gönderilmiş olan metin:

Gönderenin IPsi88.251.6.49, mesajın gönderildiği zaman: (GMT)




B....  Bey.web sayfaızdaki Ağrı Buluşu sayfasından,G-Terapi KliniğiDr.Murat GÜRSES beyle benim ismimi vererek irtibat kurabilirsiniz.Benim eşim,yüzlerce arkadaşım ağrılarından Allahın izniyle kurtuldular. Yalnız dikkat edin,Bilimsel olmayan ,yöntemler,geri dönüşü olmayan zararlar verir.İnşallah iyileşip bana DUA etmenizi ,dostlarınıza önererek onlarında sağlığına kavuşmalarına yardımcı olmanızı  isterim..Saygılar.

.





























































































<script type="text/javascript">
 
  var _gaq = _gaq || [];
  _gaq.push(['_setAccount', 'UA-35901013-1']);
  _gaq.push(['_trackPageview']);
 
  (function() {
    var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;
    ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://' : 'http://') + 'stats.g.doubleclick.net/dc.js';
    var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
  })();
 
</script>

<a href="https://twitter.com/hiziraciltr1" class="twitter-follow-button" data-show-count="false" data-lang="tr" data-size="large">Takip et: @hiziraciltr1</a>
<script>!function(d,s,id){var js,fjs=d.getElementsByTagName(s)[0];if(!d.getElementById(id)){js=d.createElement(s);js.id=id;js.src="//platform.twitter.com/widgets.js";fjs.parentNode.insertBefore(js,fjs);}}(document,"script","twitter-wjs");</script>

 

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ,,, 897650 ziyaretçi.mizsiniz***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc