Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  Ahmet ERTÜRK .TMSF
 






Katılım Bankacılığında Mevduat Sigorta Sistemi ve Türkiye Örneği








,


















www.raftemizligi.com <<<TIKLA

///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
*********************************************************
***   Bankalar izah etsin,

***   herkes kötüyken onların işi nasıl iyi  ***
18 Kasım 2009 Çarşamba,

//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
*********************************************************





***Bankalar izah etsin, herkes kötüyken onların işi nasıl iyi***







 
Sanayicinin işleri kötüyken, bankaların işlerinin iyi gitmesini sorgulayan TMSF Başkanı Ahmet Ertürk “90’lardaki gibi bankalar paralarının büyük bölümünü bonoya yatırmaya başladı. Bankacılık yok” dedi
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı Ahmet Ertürk, göreve geldiklerinden bugüne 6 senenin sonuna geldiklerini belirterek, bu sürede 18.5 milyar dolar tahsilat yaptıklarını ve önümüzdeki dönemde 3.3 milyar dolar daha tahsilat yapmayı planladıklarını bildirdi. Malatyalı İşadamları Derneği’nin 41'inci aylık toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye'de bankaların işlerinin yolunda gittiğini ifade eden Ertürk, şunları söyledi: “Aslında sizin işiniz bu kadar kötüyken bankaların işlerinin iyi olması çok fazla bir şey ifade etmiyor. Bankalar izah etsin, nasıl oluyor da herkesin işleri kötüyken sizin işiniz iyi gidiyor? Bankaların işleri neden iyi gidiyor? 90'larda yaptıkları gibi bankalar paralarının büyük bölümünü Hazine Bonosu'na yatırmaya başladılar. Bankacılık yok. Al, Hazine bonosuna yatır... TMSF olarak bizim ilgi alanımıza giren bir kaç banka sırf bu yüzden battı."
BATIKLARIN MALİYETİ
TMSF tarafından iki yıllık bir çalışma ile hazırlanan ve 1994- 2003 yılları kapsayan Raf Temizliği başlıklı kitap projesinin tanıtımı dolayısıyla dün düzenlenen toplantıda da TMSF Başkanı Ahmet Ertürk aynı zamanda geçen 6 yıllık dönemin de bir envanterini çıkardı ve rakamlarla hesabını verdi. Ertürk, batık bankaların TMSF'ye faturasının 30 milyar dolar olduğunu, geçen sürede ekonomiye yarattığı toplam maliyetin ise yaklaşık 65 milyar dolar olarak hesaplandığını söyledi. Ertürk, geçen sürede batık bankalarla ilgili olarak, 12 milyar 618 milyon doları bankaların hakim ortaklarından olmak üzere 18 milyar 494 milyon dolarlık bir borç tahsilatı yapıldığını, TMSF'nin 2009-2018 dönemi için borç tahsilat beklentisinin de 3 milyar 336 milyon dolar olduğunu açıkladı. Ertürk "Uluslararası kriterlerle bakıldığında  18.5 milyar dolarlık  borç tahsilatı oldukça yüksek bir rakam. Bu sürede iyi bir iş yaptığımızı ve başarılı olduğumuzu düşünüyorum" dedi.   
İmar Bankası tarihe geçti Uzan operasyonu çok önemli
Ahmet Ertürk, el konulan bankalarla ilgili değerlendirme yaparken "Özellikle İmar Bankası tarihe olumsuz anlamda geçmeyi tam anlamıyla hak eden bir bankaydı" dedi. Ertürk, İmar Bankası’yla ilgili şunları söyledi: "Resmi kayıtlardaki bilgiler İmar Bankası'nın toplam mevduatını 600 milyon dolar olarak gösteriyordu. Bu nedenle biz de bu mevduatların hemen ödenmesine karar verdik. Ancak mevduat sahipleri hesap cüzdanlarını ibraz edince 10 katı daha fazla olduğu gibi bir gerçekle yüz yüze kaldık. Önce hiç kimse inanamadı, Bu tam bir sihirbazlık işiydi. İmar'ın bu kayıt dışı konumuna karşı yürütülen çabalar bugünkü TMSF yapısını oluşturan 5120 sayılı kanunun da ana kaynağı oldu." Ertürk, Uzan operasyonunun da kamuoyunun TMSF'yi tanımasında önemli bir işlev gördüğünü söyledi.
Medyada olmaktan hoşlanmadık
TMSF'nin en fazla eleştiri aldığı ve sıkıntılı olduğu varlıklarının medya ile ilgili olduğunun altını çizen Ertürk "Çünkü buradaki varlıklarımız çok kolayca artıya ve eksiye dönüşebilirdi ve aynı zamanda da kamuoyunu etkileme gücüne sahiptiler. Bu nedenle medyada olmak bizim de çok hoşlandığımız ve mutlu olduğumuz bir şey değildi. Radyoları yüksek fiyatla sattık Star TV'nin de ATV-Sabah Grubu’nun satışları da TMSF açısından zamanında ve çok iyi fiyatlarla başarılı yapılan satışlardır" diye konuştu.
Avşar'ın hayranı dava açıyor, savcı peşime düşüyor
TMSF'nin 6 yıllık faaliyetlerini anlatan Ertürk, bu tahsilat süresince haklarında açılan davaları da takip ettiklerini söyledi. Ertürk, ''Hatta Bursa'da adını bile bilmediğim bir vatandaş 'Hülya  Avşar'a haksızlık yaptın' diye hakkımda suç duyurusunda bulunuyor. Daha sonra bu savcılığa gidiyor. Savcı geliyor 'ana adı, baba adı' diye soruyor. Yani yargının bu anlamda da gerçekten bir revizyona ihtiyacı var'' dedi.
TMSF'nin yaptığı her işlemin yargı denetiminden geçtiğini, ayrıca idari denetime de işlemlerin açık olduğunu hatırlatan Ertürk "TMSF şu anda yargıda açılmış 10 binlerce dava ile uğraşıyor. Örneğin Toprak Grubu'nun bütün ihaleleri yargıda. Borçlular bizi yıldırmak ve moralimizi bozmak ve görevimizi yapmamızı engellemek için savcılığa sürekli suç duyurusunda bulunuyorlar" diye konuştu.
50 bin evrağı inceledi 435 bin liraya 'Raf temizliği' yaptı
Raf Temizliği isimli kitap projesi hakkında bilgi veren TMSF yetkilisi Ahmet Mutlu, kitapların yaklaşık 50 bin sayfa evrak, 7 bin doküman ve çok sayıda denetim ve teftiş raporu incelenerek hazırlandığını söyledi. Bu proje çerçevesinde ayrıca TMSF bünyesinde Fon’a devredilen bankaların her biri için çözümleme süreçlerinin bütün etaplarını kronolojik olarak gösteren, elektronik ortamda, güncellenmeye ve raporlamaya elverişli bir Fon Bankaları Çözümleme Bilgi Takip Seti oluşturuldu. Fona devredilen her bir bankanın bütün çözümleme süreçlerini kapsayan 19 adet kitap kamuoyuna sunuldu. Batık bankaların Fon’a devir hikayesini ve Fon’un banka çözümleme deneyimi toplu olarak inceleyen ve sürecin bütününe yönelik rakamsal değerlendirme ve analizlerin yer aldığı 'TMSF Çözümleme Deneyimi' başlıklı 20. kitap ise hazırlık aşamasında bulunuyor. Mutlu, Raf Temizliği Projesi’ndeki kitapların e-book olarak www.raftemizligi.com adresinde de yer alacağını belirtti. TMSF Başkanı Ahmet Ertürk de Raf Temizliği projesinin toplam maliyetinin 435 bin lira olduğunu açıkladı.
19 kitapta hangi bankalar var?
Raf Temizliği projesi, 1994-2003 arasında ilgili otoriteler tarafından bankacılık lisansları iptal edilerek iflas yoluyla tasfiyeleri için Fon’a devredilen 5 banka (TYT Bank, İmpex Bank, Marmara Bank, Kıbrıs Kredi Bankası İstanbul Şubesi, İmar Bankası) ile devir, satış, birleştirme ve iradi tasfiye yollarıyla çözümlenmeleri için Fon’a devredilen 20 bankayı (Bank Ekspres, İnterbank, Egebank, Sümerbank, Yurtbank, Esbank, Yaşarbank, Bank Kapital, Etibank, Demirbank, Ulusal Bank, İktisat Bankası, Sitebank, Kentbank, Bayındır Bank, Tarişbank, EGS Bank Toprakbank, Pamukbank, Türk Ticaret Bankası) kapsıyor.









Haddini bil
Ahmet Ertürk

17 Kasım 2008 Pazartesi 11:11

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk ATV satışına ilişkin sözleri Ak Parti'yi harekete geçirdi. Gedikli çok sert bir açıklama yaptı. Bakın neler söyledi?

Ak Parti ile TMSF'nin arası bozuldu. Sabah-atv satışını ima ederek "Kamu malını yüksek fiyata sattığım için cezalandırılıyorum" diyen TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'e, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli sert yanıt verdi. "Haddini bil" dedi...

TMSF BAŞKANI HADDİNİ AŞTI

Gedikli ''Türkiye'de bütün dikkatlerin odaklandığı ve sorumluluk sahibi herkesin azami hassasiyet göstermesi gereken bir süreçte TMSF Başkanı'nın elini taşın altından çekmesi manidardır'' derken, Ertürk'ün haddini aştığını söyledi.

Gedikli'nin açıklaması şöyle:

''TMSF Başkanı bir kamu görevlisi sıfatı ile haddini aşmıştır. Konunun kamuoyu tarafından doğru anlaşılması için aşağıdaki sorulara bir an önce cevap vermelidir. AK Parti hükümeti döneminde çıkarılan ve kurumunuza çok önemli yetkiler veren 5020 sayılı yasa olmasaydı kaç kuruş tahsil edebilirdiniz? Eleştirdiğiniz o siyasi irade arkanızda olmasaydı hangi malı haczedebilirdiniz? 5020 sayılı yasa ile size verilen yetkinin tamamını kullandınız mı?

BİR BEKLENTİNİZ Mİ VAR?

Durup dururken böyle bir programa katılma ve söz konusu açıklamaları yapma gereğini neden duydunuz? Madem satışları yüksek fiyattan yapabildiniz, neden ayrıca açıklama yapma gereği duyuyorsunuz? Kamunun hakkını ve hukukunu korumakla yetkili bağımsız bir kamu kuruluşunun başkanı olarak medyanın ve kamuoyunun takdirini talep ediyor olmanız kurumun bağımsızlığı ile ne derece örtüşmektedir?

***Bazı satışlardan dolayı 'büyüklerinizden'
***takdir yerine
***'eleştiri' aldığınızı iddia ettiğinize göre,

  diğer bazı satışlardan dolayı beklediğiniz takdiri alıp almadığınızı da açıklamanız gerekmez mi?
Malum açıklamaları yapmakta bir 'beklentiniz' söz konusu mudur?''

KENDİNİ SİYASİ İRADENİN ÜSTÜNDE GÖRMEK

Gedikli, ''bir bürokratın medyadaki yansımasına hayran kalarak kendisini siyasi iradenin üstünde bir konumda görmesinin anlaşılabilir bir beşeri zaaf olduğunu'', ancak ''büyüklerimiz takdir etmiyor'' diyerek ve sözün ucunu açık bırakmak suretiyle, siyasi iradeyi ima yoluyla ''ilzam'' etmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

ELİNİ TAŞIN ALTINDAN ÇEKMESİ MANİDAR

''Türkiye'de bütün dikkatlerin odaklandığı ve sorumluluk sahibi herkesin azami hassasiyet göstermesi gereken bir süreçte TMSF Başkanı'nın elini taşın altından çekmesinin manidar olduğunu'' belirten Gedikli, ayrıca kurumun bugüne kadar tahsil ettiği kalemlerde hükümetin ve siyasi iradenin hakkını teslim etmekte asgari bir nezaketi gerektirdiğini kaydetti. Gedikli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

DEVLETE HİZMEZ CEZASIZ KALMAZ

''Üstelik kamu adına, kamuya ait milyarlarca YTL henüz tahsil edilmemişken siyasi irade başta olmak üzere devletine ve milletine hizmet eden bütün kamu çalışanlarını 'devlete hizmet cezasız kalmaz' gibi ucuz bir yafta ile bühtan altında bırakmak açık bir haksızlıktır.

Suyu bulandırıp balık avlamaya çalışanların akıbeti malumdur. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Başta siyasiler ve bürokratlar olmak üzere herkes halkımız karşısında şeffaf olmak ve bu şeffaflığı muhafaza etmek durumundadır.

Partimizin hesap vereceği merci halkımızdır. Partimiz ve hükümetimiz hakkında ileri sürülen haksız ithamları bir kez daha reddetmek ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla bu açıklamanın yapılması gereği doğmuştur.''



 


Ahmet Ertürk 21 bin davayla veda etti






Ahmet Ertürk 21 bin davayla veda etti




TMSF Başkanlığı döneminde 18.5 milyar dolarlık tahsilat ile ‘rekor kıran’ Ahmet Ertürk, altı yıllık başkanlığı döneminde açılan davalarla da Türkiye’nin hakkında en çok dava bulunan kişisi haline geldi.

 

Ertürk’ün görevde bulunduğu altı yıllık dönemde, TMSF’nin işlemleri nedeniyle toplam 21 bin dava açıldı. TMSF Başkanı Ertürk’ün dava rekoru kırmasına, TMSF’nin alacaklı olduğu kişi ve kurumların TMSF aleyhine dava açması etkili oldu. Örneğin batık bankaların hakim hissedarları, el konulan bankalardan kredi kullanan gerçek ve tüzel kişiler, TMSF’nin her işlemiyle ilgili dava açtı. Hatta aynı konuda birden çok dava açıldı. TMSF tarafından alacakların tahsili için yaklaşık 10 bin dava açılırken, TMSF aleyhine açılan davaların sayısı ise 21 bini buldu.

HAKİM HİSSEDARLARDAN 683 DAVA

TMSF aleyhinde dava açan gerçek ve tüzel kişilerin başında, el konulan bankaların hakim hissedarları geliyor. TMSF, el konulan bankaların hakim hissedarları hakkında bankacılık kanunu çerçevesinde toplam 703 dava açtı. Aynı şekilde, hakim hissedarlar hakkında banka dışındaki borçlar içinde amme alacakları kanunu kapsamında toplam 2 bin 738 dava, 236 ceza davası, 541 itirazın iptali davası açıldı. Hakim hissedarlar, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ün başında bulunduğu Fon Kurulu üyeleri ve TMSF hakkında ise toplam 683 dava açtı. Hakim hissedarlar dışında, kamu kurumları da alacakları için TMSF aleyhinde dava açtı. Yine bonozedeler, off-shorezedeler de TMSF hakkında birçok dava açtı. Örneğin bankaların kredi işlemleri dışında TMSF aleyhine toplam 13 bin 113 dava açıldı. 

Ertürk’ü üzen iki soruşturma

Ahmet Ertürk hakkında batık banka patronları ve diğer alacaklılar tarafından açılan tazminat davaları da bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde, yaklaşık 6.5 yıldır firarda olan baba Kemal Uzan tarafından İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan bir ihbar üzerine soruşturma açılması kararı alındı. Bunun için, savcılık Başbakanlık’tan izin istedi. Başbakanlık’ta izin vermeden önce, iddiaların incelenmesi için Başbakanlık Teftiş Kurulu’nu görevlendirdi. Ayrıca Toprakbank’ın eski sahibi Halis Toprak’ın bir suç duyurusu üzerine savcılık Ertürk hakkında soruşturma başlattı. Bu iki soruşturma TMSF Başkanı Ertürk’ü üzdü.

Yurt dışında da dava açıldı

TMSF’nin aleyhine açılan davalar sadece Türk mahkemelerinde açılan davalarla sınırlı kalmadı. TMSF, batık bankaların hakim hissadarların yurt dışındaki mallarına el koymak için uluslararası mahkemelerde birçok dava açarken, yine yurt dışından TMSF aleyhine de birçok dava açıldı. TMSF, batık bankacıların malları için yurt dışında 13 tahkim davası açarken, TMSF ve Türkiye aleyhine toplam 14 tahkim davası açıldı. TMSF’nin yurt dışında açtığı tahkim davaların büyük kısmını Uzan Grubu’nun İsviçre, Polonya gibi ülkelerdeki malların yurda getirilmesini içeriyor. TMSF aleyhine açılan tahkim davalarının büyük bölümü de yine Uzan Ailesi’nin başta Telsim ve çimento fabrikalarına ilişkin davaları geliyor.

STAR





Ahmet Ertürk Cumhurbaşkanı danışmanı oldu





Ahmet Ertürk Cumhurbaşkanı danışmanı oldu















Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) eski Başkanı Ahmet Ertürk, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına atandı.

Ertürk, Cumhurbaşkanlığı’nda ekonomiden sorumlu başdanışman olarak görev yapacak. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, TMSF eski başkanı Ahmet Ertürk’ün, dün itibariyle ekonomiyle ilgili konulardan sorumlu Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı’na atandığı bildirildi. 31 Ocak’ta görev süresi dolan Ahmet Ertürk, 6 yıl süresince TMSF’de başkanlık koltuğunda oturdu. Görev süresinin dolmasına kısa bir süre kala, Ankara’da veda ziyaretleri yapan Ertürk’e, daha koltuğunu devretmeden önce birçok teklif gelmişti. Teklifleri bir süre dinleneceğini söyleyerek geri çeviren Ertürk, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den gelen teklife “hayır” diyemedi.




358-Ahmet Ertürk
1953 yılında Malatya'da doğmuştur. Emekli Din Görevlisi M. Sait Ertürk'ün oğludur. 1971 yılında Malatya Atatürk Lisesi'nden, 1975 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olmuştur.

17.11.1976 tarihinde Teftiş Kurulu'na girmiş, 26.12.1979 tarihinde Maliye Müfettişi olmuştur. 1984-1985 döneminde 1 yıl süreli olarak staj için İngiltere'ye gönderilmiştir. 1986 yılında memuriyetten istifa suretiyle ayrılarak özel sektöre geçmiştir. TÜSİAD Genel Sekreter Yardımcılığı (1986-1988), Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.O. Genel Müdür Yardımcılığı (1989-1991) görevlerinde bulunmuştur. 1992 yılından itibaren bir özel finans kurumunda Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmıştır. 29.03.2003 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu Üyeliğine, 29.01.2004 tarihinde ise Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı'na getirilmiştir...... tarihinde Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanlığına atanmıştır.

Evli ve iki çocuk babası olup, İngilizce bilmektedir.



Ertürk: Krizi iki temel varsayım çökertti





Ertürk:
Krizi iki temel varsayım çökertti



 
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Ertürk, krizin, kriz öncesinin kötü yönetilmesinin bir sonucu olduğunu söyledi.
 
29 Aralık 2010 Çarşamba 15:41
 

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ahmet Ertürk, krizin, kriz öncesinin kötü yönetilmesinin bir sonucu olduğunu söyledi. Sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada devletin düzenleyici üst organ olarak, ekonomide yer alması gerektiğini belirten Ertürk, İpekyolu Kalkınma Ajansı'nın 2010 yılı 2. Kalkınma Kurulu toplantısına katıldı. 

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Atatürk Kültür Merkezi'nde yapılan toplantıya, Gaziantep, Adıyaman ve Kilis'ten belediye başkanları, kamu kurum ve kuruluşların temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri katıldı.
Ahmet Ertürk, toplantıda yaptığı konuşmada, son 3 yıldır bütün dünyanın kriz meselesini konuştuğunu hatırlattı. Ertürk, şöyle konuştu;
"Hem ulusal hem global ekonomiler için bir kriz varsa, bir dengesizlik durumu varsa, bir dalgalanma, aşırı bir dalgalanma varsa mutlaka orada iyi gitmeyen şeyler vardır. Kriz, kriz öncesinin kötü yönetilmesinin getirdiği bir sonuçtur. Kriz öncesi, bütün dünyada kötü yönetildi. Bu global kriz 1929 buhranından sonraki hatta ondan da daha şiddetli, modern çağın, son yüzyılın belki en şiddetli krizi. Bunu Türkiye çok yaşamadı. Hani kendi kıyametimiz bizim daha şiddetli 2001 krizini yaşayan bir Türkiye, bu krizi çok fazla yaşamadı. Dünya gelişmiş ülkeler bunu çok daha şiddetli yaşadı."
"KRİZ İKİ TEMEL VARSAYIMI ÇÖKERTTİ"
Krizin iki temel varsayımı çökerttiğini vurgulayan Ertürk, o iki varsayımdan birisinin de iki uç yorumu ve iki uç uygulamayı çökerttiğini dile getirdi. Bunlardan birinin devletin ekonomiyi daha iyi idare edeceğine dair inanç, diğerinin ise piyasaların ekonomiyi daha iyi idare edeceğine dair inanç olduğunu kaydeden Ertürk, "Devlet inancı, devletin ekonomiyi yönetmesi gerektiği inancı aslında daha önce çökmüştü. Onun yerine piyasaların ekonomiyi en iyi yöneten mekanizmalar olduğu inancı ikame edilmişti. Bu kriz bunu da çökertti. Artık piyasalar da, devlet de kendi başlarına mutlak olarak ekonomiyi en iyi şekilde idare eden mekanizmalar değiller. Buradan gelen şey, devletin ve piyasanın en uygun, en optimal birleşimini oluşturmak." diye konuştu.
"DÜZENLEME ŞART"
Ertürk, gelinen noktada krizin; devletin doğrudan ekonomik aktör olarak üreten, dağıtan, satan aktör değil, doğrudan bir ekonomik fail değil, ekonomiyi düzenleyen, gözetleyen ve denetleyen bir üst mekanizma olarak varlığını sürdürmesi gerektiğinin altını çizdi. Düzenlemenin şart olduğuna dikkat çeken Ertürk, sadece düzenlemenin de yetmediğini, o düzenlemelere uyulup uyulmadığının gözetlenmesi ve denetlenmesinin de şart olduğunu kaydetti.
 Krizin sadece Türkiye'de değil bütün dünyada, devletin bir düzenleyici üst organ olarak ekonomide mutlaka yer alması gerektiğini gösterdiğini anlatan Ertürk, "Ama devlet nasıl bir devlet? O halde devletin ekonomide mutlaka yer alması gerekiyorsa ki bu bir gereklilik o zaman devletin de kendisine yeniden çeki düzen vermesi gerekiyor. Bunu bütün dünya için söylüyorum, bütün devletler için söylüyorum. Bizim için ilaveten şunu söylemek gerekiyor, artık bütün ekonominin devlet tarafından planlandığı ve yönlendirildiği bir dönemi geride bırakıp bölgesel, sektörel ve stratejik teşvik ve desteklerin uygulandığı bir döneme geçmek zorundayız. Bunun örnekleri dünyada var. Bu teşvik sistemi son yıllarda çokça tartışılıyor. Nasıl bir teşvik, ya da devlet ekonomide nasıl yer almalı, devlet sosyal amaçların da ihmal edilemeyeceği yerlerde nasıl kendini göstermeli? Bölgesel olarak, bölgesel, sektörel ve stratejik planların yapılması... Kalkınma ajansları bu açıdan çok doğru bir fikir ve uygulamalar da onu gösteriyor ki bu doğru fikir doğru bir uygulamaya kavuşmuş." ifadelerini kullandı.
GAÜN Rektörü ve İpekyolu Kalkınma Ajansı Kalkınma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yavuz Coşkun ise kalkınma ajanslarının, bölgesel kalkınmada ve bölgesel dinamikleri, potansiyeli harekete geçirerek kalkınmanın bölge tüm Türkiye'ye yayılmasını amaçlayan önemli bir enstrüman olduğuna dikkat çekti. Eski köye yeni adet getirmenin zorunluluk olduğunu vurgulayan Coşkun, oturarak kalkınmanın olamayacağına işaret etti. Çalışmadan, hazır yiyerek kalkınmanın olduğu bir ülkenin olmadığını kaydeden Coşkun, kalkınmanın ve gelişmişliğin, paranın çok olması anlamına gelmediğini dile getirdi. Kalkınmanın içerisinde sadece ekonominin olmadığını belirten Coşkun, kalkınmanın, kültür, entelektüel ve sosyal birçok verinin içerisinde yer aldığını dile getirdi. Coşkun, "Gelişmişlikle büyüme farklı bir şeydir. Bölgenin kalkınmasını sağlayacak yeni bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Doğrusu kalkınma ajansı bunun için çok güzel bir enstrüman ve ateşleyici bir yapı." diye konuştu.

 



Yorumlar

  hiziracil.tr 29 Aralık 2010 Çarşamba 21:49

Sn. Ertürk, vatandaşın ,çalınan parasını kurtarmak için canla başla gayret etmiştir.Çok ilginçtir,hükümet kendisini,hırsızların her anlamdaki saldırılarından yeterince koruyamamıştır. Teşekkürler yolsuzluğun kitabını yazan Cesur adam. Adam gibi adam.





17-01-2011 / 15:36
Ahmet Ertürk Cumhurbaşkanı Gül`ü anlattı
Köşk`ün ekonomi başdanışmanı Ahmet Ertürk, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`ü anlattı. Ertürk, Gül`ü rahatsız eden bir tartışmayı da açıkladı. Beşiktaş taraftarı olan Gül, niye maçlara gitmeyi tercih etmiyor?
Eski TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, on aydır Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ekonomi başdanışmanlığını yürütüyor. İş dünyası jargonu ile söylersek; ‘Onun patronu cumhurbaşkanı.’İlk kez ‘Patron’unu anlatan Ertürk, “Allah herkese böyle patron nasip etsin” dedi. Ertürk, cumhurbaşkanının görev süresine ilişkin tartışmalardan rahatsız olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün teşrifinden iki saat önce Tarabya’daki Huber Köşk’ünde konuştuğum Ertürk, ‘her şeyi bilen’ birisine danışmanlık yapmanın zorluğundan yakınıyor. Ertürk, ‘Cumhurbaşkanı Beşiktaşlı. Maçlara tarafsız görünmek için mi gitmiyor” sorumu ise şöyle yanıtlıyor:

‘Sanmıyorum. Koyu Beşiktaşlı çünkü! Tarafsızlık iddiasında bulunması çok inandırıcı olmaz takdir edersiniz ki. Ama vakit ve protokol nedeniyle gitmiyor sanıyorum. Bir yere gidince oranın bütün düzeni alt üst oluyor. Bundan rahatsız, kendisi yüzünden protokol tribününün alt üst olmasını istemiyor. Bu anlamda özveride bulunduğu çok konu var. Yoksa çok keyif aldığını biliyorum.”

Ertürk, cumhurbaşkanının altı başdanışmanı nasıl kapıştırdığından, ortak tutkuları Beşiktaş hakkında neler konuştuklarına kadar, Köşk’teki on ayını anlattı.

İşte Ertürk`ün sorulara verdiği yanıtlar:
GÜL KAÇ ÜLKEYE GİTTİ?

İhracat 112 milyar doları aştı. Cumhurbaşkanının yurtdışı trafiği bu sonuçta ne kadar etkili?

Seyahatlere çoğunlukla iş adamlarıyla birlikte gidildi. Uçakta başlar konuşmaya, dinler, notlar alır. DEİK’in yaptığı çalışmaya göre, katkısı 20 milyar dolara ulaşmış. Çalışmayı son üç yılda gidilen 75 ülke ve 2 bin 700 iş adamının katıldığı seyahatler üzerinden yapmışlar.

Sonuçlarını takip eder mi peki?

Hem de nasıl! Dönüşte iş adamlarını direkt arar, gelişmeleri sorar.

İş adamlarına referans verir mi?

Bazen yurtdışında büyük ihalelere katılan Türk iş adamlarından talep geliyor. Bu noktada ticari teamüller çerçevesinde bir referans mektubu veriyor. Referansın işe yarayıp, ihalenin alındığını duyduğunda çok seviniyor.

Cumhurbaşkanı sizin patronunuz. Çalışılması kolay bir patron mu?

İnanılmaz iyi bir patron. Allah her çalışana böyle patron nasip etsin. Bilgiye değer veren, tartışmayı, katılımcılığı önemseyen bir insan.

Size göre nasıl bir siyasetçi peki?

Hannah Arendt adlı filozofun, bizim siyasetçilerin kulaklarından hiç eksik etmemesi gereken bir sözü var; “Güç kullanıldığında otorite başarısız kalmıştır artık.” Güç kullanmadan, bağırıp çağırmadan otoritenizi tesis ediyorsanız başarılısınızdır. Bir başka sözünde şöyle der Arendt: “Otoriteyi mümkün kılan sağladığı rızadır.” Bana göre cumhurbaşkanı, bu güzel sözlere uygun bir siyaset ortamının öncülüğünü yapıyor. Sadece enformasyon ile siyaset yapmak yerine bilgelikle siyaset yapmanın çok farklı bir yönü var. Bunu Diyarbakır seyahatinde gördük.

Diyarbakır gezisi nasıl geçti?

Türkiye’nin sıcak tartışma alanı olan Diyarbakır’da, uzlaştırıcı bir rol üstlendi. Ve halktan destek gördüğü için de çok mutlu oldu. Bölgenin insanında, “Cumhurbaşkanı en uygun çözüm için gerekli önderliği yapacak” beklentisi var. Cumhurbaşkanımız da Türkiye’nin yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğuna inanıyor.

Yeni bir dilden kastı nedir?

Devlet adamının tahakküm ve çatışma dilinden vazgeçmesi, daha uzlaştırıcı bir dil kullanmasını işaret ediyor. Bir Japon atasözü, “Tanrı kendini en çok sözcüklerde ifade eder” der. Bazen nasıl söylediğiniz içeriğin önüne geçer.

Cumhurbaşkanının, Kürt meselesinin çözümünde rolü ne olabilir?

Daha soğukkanlı bir ortam oluşmasına katkıda bulunan bir rol oynuyor. Bunu Diyarbakır’da gösterdi. Resmi politikaların yıllarca yok saydığı, bir halkla karşı karşıyasınız. Şimdi bu insanlar, “Siz varsınız” denmesini bekliyorlar. Ne sivil toplum kuruluşlarından ne de halktan, “Kürtçe resmi dil olarak kabul edilsin” şeklinde bir talep gelmedi. Gerginliği körükleyen, o hoyrat dilin kullanımına hak kazandıracak bir atmosfer görmedik biz açıkçası. Kendilerinin ayağına gelmiş bir siyasetçiyi görmek Diyarbakırlıları mutlu etti. Kendisi de çok mutlu ayrıldı. Dönüş yolunda verdiği yemekte espriler yaptı.

Gezide dikkatinizi en çok ne çekti?

Cumhurbaşkanı, çocukları ve yaşlıları görünce bütün koruma tedbir ve telkinlerine rağmen arabadan dışarı çıktı. İnsanlara dokundu, dertlerini dinledi. Kimi “Amca” dedi, kimi “Bıra” (Kürtçe’de kardeş). Güvenlik müdürü Osman Bey, olmayan saçlarını yoluyordu o sırada, endişeliydi. Alışılageldiği gibi insanların yüzüne karşı tabanca tüfek tutarak, itip kakarak sağlanmadı güvenlik. Halk da deyim yerindeyse bir star gibi karşıladı cumhurbaşkanını.
“CUMHURBAŞKANININ GÖREV SÜRESİNİ KONUŞMAK GARİP”

Cumhurbaşkanının görev süresiyle ilgili tartışmalar var. Rahatsız mı bu konudan?
Türkiye, kendi cumhurbaşkanı kaç yıl görev yapacak diye tartışıyor. Bu konunun dışarıda çok konuşuluyor olması ve üstelik bunu siyasetçilerin yapması çok uygunsuz. Türkiye’nin en önemli mevkiine saygılı bir vatandaş olarak çok yadırgıyorum, şık değil. Bir cumhurbaşkanının kaç yıl görev yapacağını bilemez durumda olması ve devletin hiçbir organının bunu bilemez olması çok garip bir durum. Bunun tartışılması bile çok ayıp. Kendisinin resmi sözcüsü sıfatım yok, bunlar benim kişisel görüşüm. Sayın cumhurbaşkanın da tartışmalardan çok rahatsız olduğunu biliyorum. Kaç yılsa kaç yıl. Bir an önce karara bağlanması lazım artık.
“GİYİM KUŞAM KONUSUNDA KİMSEYE DANIŞMAZ”

Cumhurbaşkanı ekonomi danışmanına neleri danışır?

Daha çok iş dünyası ile Cumhurbaşkanlığı arasında bir köprü görevi görüyorum.

Ne sıklıkta görüşüyorsunuz?

Haftada bir. İhtiyaç duyduğunda da çağırıyor.

Cumhurbaşkanı hangi konularda kimseye danışmaz?

Giyim kuşam konusunda. Çok zevkli, birine danışma ihtiyacı içinde olduğunu zannetmiyorum. Olsa da zaten hanımefendi o işi en iyi şekilde yapıyor.

Bir danışmanın üç büyük günahı ne olabilir?

Kendisini danışan zannetmek! Haddini bilmemek. Diğer günahların hepsi kendini bilmemekten türer. Ve icrai alana müdahale etmeye kalkışmak. Benim için alışılması en zor olanı bu oldu.

Danışmanlar uzlaşamadığında, Cumhurbaşkanının tavrı ne oluyor?

Bazen bizi tartıştırmak, alevlendirmek için yönetici taktiklerini uyguladığı, yangına körükle gittiği oluyor.

En beğendiğiniz üç insani yönünü sorsam, ne dersiniz?

Çok hoşgörülüdür. Naziktir.

Her şey güllük gülistanlık mı? Kızdığı durumlar hiç olmaz mı?

Sesini yükselttiğini dahi hiç duymadım. Kızarken bile kendisi kızarır daha çok. İç görü dedikleri hasletleri var.

Gül, duygularını pek belli etmiyor. Beşiktaş kazandığında nasıl tepki veriyor?
Belli ediyor vallahi! Özellikle yurtdışı başarıları onu çok keyiflendiriyor. Yurtdışı maçlarından sonra arayıp tebrik ediyor doğrudan. Kutlama mesajı gönderiyor. Beşiktaş yönetimi bunu iyi bilir. Sırtlarını sağlam yere dayamışlar ama bu başkan ve diğer yöneticilere büyük sorumluluk da getiriyor. “İçeride kaybeder, kazanırsınız ama dışarısı daha önemli” diyor onlara.

“HAYRÜNNİSA HANIM’IN KONTROLÜ ALTINDA”

Kendisi çok fit ve sağlıklı görünüyor? Size tavsiyelerde bulunuyor mu?
Hanımefendi sağlığına çok dikkat ediyor. Biz de ondan dersler çıkarmaya çalışıyoruz. Çok yoğun bir tempoyla çalışıyor. Bazen ayak uydurmakta zorlanıyorum. Kendi aramızda konuşuyoruz, “Programları biraz gevşetelim mi?” diye ama o hiç zorlanmıyor.

Bu tempodan sıkıldığı olmuyor mu?
Hayatı sınırlı bir şekilde yaşıyor. Çok kontrollü olmaktan sıkıldığını görebiliyorum bazen. Ama bulunduğu konum bunu gerektiriyor. Kimseye rahatsızlık vermek istemiyor. Emrinde çalışanlara bile. Çünkü kendisinin dışarı çıkması bir sürü düzenlemenin yapılması demek. Bu nedenle hayatını sınırlamış durumda.

Öyle anlattınız ki Cumhurbaşkanı için üzüldüm.
Üzülmeyin ama kolay taşınır, her siyasi kimliğin taşıyabiliceği bir mevkii değil takdir edersiniz. Düşünsenize insan çıkıp yürümek, eşine dostuna gitmek ister. Çarşı pazara gitmek ister. Bırakın pazarı, “Etrafta ne olup bitiyor?” diye dahi çıkamıyor. AVM’ciler ziyarete gelmişti. “Efendim gördünüz mü yeni AVM’lerimizi?” diye sordular. “Maalesef, ancak Hayrünnisa Hanım anlatıyor. Ben gitsem, bir sürü protokol, insanlar rahatsız olacak” dedi. İnsanların gelip gitmesi, kendisinin bir yere gitmesi hep protokol demek. Temsil makamı orası. Bazen çok imrenilecek bir konum olmadığını görüyorum cumhurbaşkanlığı mevkiinin.

Ne tür müzikleri sever?
İstanbul’da meşhur fasıl geceleri yapılıyor. Çoğu gazeteci, işadamlarının katıldığı. Çok merak ediyordu. Yaz aylarında birisine katıldı. Çok da keyif aldı. Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği sever.

Milliyet








<script type="text/javascript">
 
  var _gaq = _gaq || [];
  _gaq.push(['_setAccount', 'UA-35901013-1']);
  _gaq.push(['_trackPageview']);
 
  (function() {
    var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;
    ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://' : 'http://') + 'stats.g.doubleclick.net/dc.js';
    var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
  })();
 
</script>

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ,,, 876766 ziyaretçi.mizsiniz***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc