Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  GÖNÜLLERİN CUMHURBAŞKANI LÜTFÜ OFLAZ
 

Yazar, Düşünür Lütfü Oflaz: Harun Gibi Geldiler, Karun Gibi Gidecekler

http://www.adilmedya.com/gonullerin-cumhurbaskani-oflaz-gundemi-yorumladi-h40006.haber
Beğen ·  · Paylaş · 1.72743671 · Dün, 13:20 · 


http://www.adilmedya.com/gonullerin-cumhurbaskani-oflaz-gundemi-yorumladi-h40006.haber

Haber: Eylem Sezgin
 

'Harun Gibi Geldiler, Karun Gibi Gidecekler'

Gündemdeki hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet olayları hakkında konuşan yazar, düşünür Lütfü Oflaz, “Ülkeyi abdestsiz kapitalistler, abdestsiz hırsızlar ile abdestli kapitalistler, abdestli hırsızlar el birliğiyle soyuyor. Abdestsizi, abdestlisi ile kapitalistler ikiz kardeştir. Kapitalistin abdestsizi de abdestlisi de hırsızdır. Kapitalistler emekçinin emeğini, millete ait kaynakları sömüre sömüre zenginleşir. Eğer bir ülkenin yöneticileri abdestsiz ya da abdestli kapitalistlere hizmet ediyorlarsa, hep birlikte ülkeyi soyuyorlar demektir. Böyleleri millete ait arazileri, devlete ait şirketleri yerli ve yabancı kapitalistlere peşkeş çekip zenginleşir” dedi.

“Ülkeyi yönetmeye talip olanların önce zihniyetine bakılmalı, kapitalizme karşı mı diye; sonra da yaşantısına bakılmalı, gösterişe, lükse, mala, mülke, paraya düşkün mü diye”  şeklinde konuşan Lütfü Oflaz, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir ülkenin başına Harun gibi gelip Karun gibi olanlar varsa, o ülkede soygun vardır. Gösterişe, şatafata, paraya, mala düşkün olanların, ülkenin yönetimine geldiklerinde devletin hazinesini, milletin parasını soymaları kaçınılmazdır. Bir ülkenin yöneticileri gösteriş, şatafat, lüks içinde yaşamaya meraklıysa, o ülkenin halkı ayağına giyecek en ucuzundan ayakkabı alamazken, o ülkenin yöneticileri kendilerine en pahalısından uçaklar, arabalar aldırır. Saraylarda, köşklerde yaşar. Böylelerinin yönettiği ülkede yandaşlar zenginleşir, vatandaşlar fakirleşir.”

Lütfü Oflaz, kendisine yöneltilen “Bir ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı gibi  yöneticileri nasıl bir hayat yaşamalı” sorusuna ise şu karşılığı verdi:

“Bir ülkenin yöneticileri gösterişli, şatafatlı bir hayat sürmemeli. Sade, mütevazı bir hayat sürmeli. Bir ülkenin başbakanı da, cumhurbaşkanı da cumhur gibi yaşamalı. Halkının önemli bir bölümü yoksulluk, açlık sınırındayken, o ülkenin yöneticileri kendilerine en pahalısından uçaklar, arabalar aldırmamalı. Saraylarda, köşklerde oturmamalı. Harun gibi gelip Karun’laşmamalı. Bir ülkenin yöneticileri milletten alan el değil, millete veren el olmalı. Halk da kendisi gibi, yani halk gibi yaşamayan yöneticileri işbaşından uzaklaştırmalı. “

 Bilindiği gibi cumhurbaşkanlığına aday gösterilen Lütfü Oflaz için sosyalistlerden İslamcılara kadar çeşitli siyasi görüşlere sahip aydınlar, kanaat önderleri, kitle örgütlerinin sözcüleri, “Lütfü Oflaz cumhur gibi yaşayan bir cumhurbaşkanı olur” demekteler. Sosyalistlerden İslamcılara kadar farklı siyasi görüşlerin sözcülerinin de dile getirdiği gibi, Lütfü Oflaz kendisine sunulan dünya nimetlerine hiçbir zaman teslim olmadı. Çok zengin bir hayat sürebilecek imkanlara sahip olmasına rağmen yoksul bir semtte oturmayı, yoksullarla birlikte yaşamayı tercih etti. Zaten onun için “Lütfü Oflaz cumhurbaşkanı olursa, cumhur gibi yaşayan bir cumhurbaşkanı olur” deniliyor.

 

Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi muazzam destek gören Lütfü Oflaz hakkında siyasi görüşleri, yaşam tarzları birbirlerinden farklı çevrelerin sözcülerinin söyleyip yazdıklarından bazıları şunlar:

 

Lütfü Oflaz her dönemde önüne serilen kırmızı halıları, dünya nimetlerini elinin tersiyle itip, mütevazı bir yaşamı seçti. En genç başyazar ünvanına da sahip olan Lütfü Oflaz eğilip bükülmeden, el etek öpmeden, bağımsızlığından ödün vermeden yazdı. Bunca yıllık yazı yaşamında hep dik durmanın bedelini de ödedi. Açık ya da gizli baskılar yakasından hiç eksik olmadı. Ama Lütfü Oflaz da hiç geri adım atmadı. Lütfü Oflaz iyi ki var ve iyi ki hep olacak. Ülkemizde ilk insan hakları kampanyasını başlatan Lütfü Oflaz, cumhurbaşkanlığı seçiminde gençlerin adayı.

Aydınlık Gazetesi

 

Askeri darbeye karşı ilk insan hakları kampanyasını başlatan Lütfü Oflaz Che'nin, Morales'in, Chavez'in Türkiye temsilcisi gibi... İki kelimeyle: Sürekli aksiyon... Sürekli inkılab...  Onu yakından tanımak bahtına sahip olan herkes, vicdan felci geçirmeyen üç beş hassas adamdan biriyle konuştuğunu hemen anlıyor. Oflaz halen belediye otobüslerine biniyor. Mütevazılığı bir gösteri olarak değil, hayat felsefesi olarak bünyesinde barındırıyor. Bir derviş gibi yaşıyor. Güçlülerin ve güçlüklerin karşısında geri adım atmıyor. Necip Fazıl'la Nazım Hikmet'in bileşkesi olan Lütfü Oflaz, sivil toplum kuruluşları ve aydınlar tarafından cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmişti. Şimdilerde bir çok sivil toplum hareketinin kullandığı "Susma, sustukça sıra sana gelecek", "Yılgınlık yok direniş var" gibi sloganların isim babası Lütfü Oflaz.

Ahmet Can Karahasanoğlu / Haber Vaktim

 

Lütfü Oflaz, ideolojiler üstü, düşünceler üstü bir insan. Her kesimden hayranları var. O, kahhar ekseriyetin ağabeyi. Hepimiz onunla gurur duyuyoruz. Lütfü Oflaz farklı ve adına yakışır bir Cumhurbaşkanı olacak.

Ahmet Kekeç / Star Gazetesi

 

Lütfü Oflaz'ın insani, vicdani duruşundan çok etkilendik. Güçlülere ve güçlüklere karşı boyun eğmeyen tavrını çok sevdik. Haksızlıklara, zulümlere karşı kalemiyle ve eylemleriyle hep baş kaldırdı. Ülkemizde ilk insan hakları kampanyasını başlatan da O'ydu. Bu uğurda hapislere atılmak, işkence görmek, işsiz bıraktırılmak gibi çok ağır bedeller ödedi. Ancak hiçbir zaman düşüncelerini, ideallerini savunmaktan vazgeçmedi. İsteseydi her dönemde önüne serilen dünya nimetlerine teslim olabilir, çok lüks bir yaşam sürebilirdi. Ama o kendisine sunulan dünya nimetlerini ellerinin tersiyle itti, mütevazı bir yaşamı seçti. Lütfü Oflaz, hep gönlümüzün cumhurbaşkanı olarak kalacak.

Leman Dergisi

 

Lütfü Oflaz'ın inançları doğrultusunda verdiği mücadeleyi tebrik etmemek mümkün değildir. İnançları dışında tüm dünya nimetlerinden fedakârlıkta bulunmaya kendisini zaten alıştırmıştı. İnandığını yaşamak, söylemek ve yazmaktan vazgeçmedi.

Zeki Ceyhan / Milli Gazete

 

Antikapitalistlerin cumhurbaşkanı adayı Lütfü Oflaz dendiğinde akla ne gelir? Askeri darbeye karşı ilk insan hakları kampanyasını başlatan insan mı? Her türlü zulme kalemiyle ve eylemleriyle suskun kalmayan bir adam mı? Değişik siyasi görüşlere sahip kişi ve kuruluşlar tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterilen gönüllerin cumhurbaşkanı mı? Belki de hepsi… 

Radikal Gazetesi 

 

Emin Çölaşan’ın  'Cumhurbaşkanı adayım Lütfü Oflaz' yazısını hatırladınız, biliyorum... Tereddütsüz, benim için de öyleydi... O, ne bir Donkişot, ne bir Robin Hood, ne bir Köroğlu, ne bir Battal Gazi. Belki de, her birinden bir parça. Hakkın ve halkın yolunda, dimdik duran ve savaşan bir beyin ve kalem o.

Yalçın Turgut / Akit gazetesi

 

Efsane yazar Orhan Pamuk’tan efsane komedyen Cem Yılmaz’a kadar her biri kendi alanında efsane olan isimler için Lütfü Oflaz, yaşayan bir efsane. Efsane mizahçı Aziz Nesin'in "Güneşi görmek için göğe bakacaksın, yaşayan efsaneyi görmek için de Lütfü Oflaz'a bakacaksın" dediği gibi Lütfü Oflaz efsane isimlerin gözünde de bir efsane. Bu anlamda Lütfü Oflaz, efsanelerin efsanesi.

Sabah Gazetesi

 

Lütfü Oflaz, kubbesi çoktan yıkılmış bir hamamın namusunu kurtarmak için çalışanlardandır. Ama inanıyorum ki, çabaları havaya savrulup gitmeyecek. Lütfü Oflaz'ın çektiği bunca eziyet, çile, hapis, mahkemeden sonra geleceğe yönelik umutların kanat çırpışı toplumun yüreğine su serpiyor. Lütfü Oflaz Cumhurbaşkanlığı makamını hak ediyor.

Cumhuriyet Gazetesi/ Başyazı

 

Lütfü Oflaz’ın cumhurbaşkanı adaylığı toplumda çok geniş bir destek gördü. Hatta bugün Hürriyet’te yazan Ahmet Hakan, o günlerde yönettiği Kanal 7 Haber’de Lütfü Oflaz’ı sivil toplumun cumhurbaşkanı adayı olarak tanıttı. Lütfü Oflaz’ı destekleyenler arasında bugünkü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da vardı. Bakın Tayyip Erdoğan, Lütfü Oflaz için ne diyordu: ”Lütfü Oflaz benim de gönlümdeki cumhurbaşkanı adayı.”

Mahmut Övür/ Sabah Gazetesi

 

Halkın cumhurbaşkanı adayı Lütfü Oflaz, 12 Eylül'den sonra yazdığı bir yazı nedeniyle yargılanan ilk yazardı. Darbeye karşı ilk insan hakları kampanyasını o başlattı. Her türlü zulme başkaldırdı. Hapislere atıldı. İşkence gördü. Medyadaki çürümeye ilk diklenenlerden biriydi. Egemenlere direndi, dokuz köyden kovuldu ama bir gün bile kalemini satmayı aklının ucundan geçirmedi. Tek başına da kalsa mazlumun yanında saf tuttu.

Tamer Korkmaz / Zaman Gazetesi

 

Türkiye’nin en sivri, eleştiren, sonuna kadar muhalif yazarı Lütfü Oflaz, kalemiyle olduğu kadar eylemleriyle de dikkati çekti. Zulme, sömürüye kalemiyle ve eylemleriyle hep başkaldırdı. Bu yüzden hapislere atıldı, işkence gördü. Lütfü Oflaz eğilip bükülmeden, bağımsızlığından ödün vermeden yazdı. 12 Eylül Darbesinden sonra bir yazısı nedeniyle yargılanan ilk yazar oldu. Holding medyasındaki yozlaşmaya, tekelleşmeye tepki göstererek başyazarlığı bıraktı. Askeri darbelere karşı ilk insan hakları kampanyasını o başlattı.  

Birgün Gazetesi

 

İnandığı davanın yolunda hiç eğilmeden, bükülmeden yürümüş bir yazar, bir düşünce adamı Lütfü Oflaz. 12 Eylül sonrası ilk insan hakları kampanyasını başlatan bir devrimci. O ezilenlerin, yoksulların, marjinallerin, altta kalanların cumhurbaşkanı adayı. 

Tempo Dergisi

 

12 Eylül askeri darbesinden sonra yazdığı bir yazı nedeniyle yargılanan ilk yazar olan Lütfü Oflaz, holding medyasındaki yozlaşmaya, çürümeye, tekelleşmeye tepki göstererek bağımsız mizah dergisi Leman’da yazmaya başladı. Lütfü Oflaz, farklı siyasi görüşlere mensup sivil toplum kuruluşları ve aydınlarca “Cumhurbaşkanını Meclis değil millet seçsin, adayımız Lütfü Oflaz” denilerek cumhurbaşkanlığına aday gösterilmişti.

Evrensel Gazetesi

 

Lütfü Oflaz'ın ışığı devrimin yolunu aydınlatıyor.

Vakit Gazetesi

 

Lütfü Oflaz, atını mahmuzlamasa da, o at artık, sabah akşam kendiliğinden ‘tırıs’ gidebiliyor. Çünkü o uzun yol yolcusu. Bizler, ani, sert ataklarla öne fırlıyor, hızla arayı açtığımızı düşünüyor, yanılıyoruz. Lütfü Oflaz, sabrı, uzun yılların tecrübesinin verdiği sakin bir güleryüzlülükle havasız günlerimizde bize, yorgunluk bilmeyen atının rüzgârıyla nefes veriyor. O’nunla arkadaş olmanızı, saatlerce dertleşmenizi çok isterdim. O’nun ‘gizli bir belge’ gibi sakladığı yazarlık ahlakını ve bu ahlakın tutuşturduğu derin neşeyi tanımanızı çok isterdim.

Nihat Genç / odatv



O'nun kaleminden kimse kaçamadı. Politikacılar, generaller, medya patronları vs. Kuşkusuz çuvaldızı önce kendine batıranlardan O. Sivri dilinin bedelini ödemiş ve ödemeye hazır olanlardan.
Nihal Bengisu Karaca / Habertürk Gazetesi


"Vakit gazetesinde bile düpedüz sosyalizm propagandası yapıyor" diyordu Radyo Sol O'nun için… Evet Lütfü Oflaz'ın muhafazakâr kesimin söylemi en sert olan gazetelerinden olan Vakit'te her hafta görüşlerine başvuruluyor. Sadece görüşlerini açıkladığı gazete değil, o kesimin bütün yazarları, aydınları, kanaat önderleri her fırsatta köşelerinde, sohbetlerinde Oflaz'a olan hayranlıklarını dile getiriyorlar.

Göksan Göktaş / Aktüel Dergisi

 

Cumhurbaşkanını halk seçsin. Adayımız Lütfü Oflaz…

Cezmi Ersöz / Leman Dergisi

 

Lütfü Oflaz’ın yazdığı gazete değişse de onun duruşu hiç değişmedi. Bugüne kadar başarılamamışı başarıyor. Lütfü Oflaz yazdıkları sebebiyle hapse de düştü, ödül de aldı. Yazı türlerinin en zoru sayılan mizaha yatkın olan kalemi, birkaç fırça darbesiyle ele aldığı konuyu resmediveriyor.

Fehmi Koru / Yeni Şafak Gazetesi

 

O, hep bir muhalifti. Yıllarca Türkiye’de yazarlık yapmanın bedelini her şekliyle ödedi. Ama hiçbir zaman yazı macerasındaki onurlu mücadelesinden taviz vermedi.

Mehmet Ali Birand/Posta Gazetesi

 

Gönüllerin Cumhurbaşkanı Lütfü Oflaz, gönül resepsiyonları veriyor. 

Vedat Özdemiroğlu/ Sol Gazetesi

 

Siyaseti gönüllerin cumhurbaşkanı Lütfü Oflaz'la sevdik. 

Penguen dergisi 

 

Lütfü Oflaz gönüllerin cumhurbaşkanı olarak her kesimden destek gördü. O vicdanların iktidara gelmesi için çalışır. Lütfü Oflaz karanlıkta ışık saçar topluma.

Hakkı Yalçın/ Takvim Gazetesi

 

 Efsanelerin Efsanesi: Lütfü Oflaz İzlemek İçin Tıklayın

Yaşayan Efsane: Lütfü Oflaz İzlemek İçin Tıklayın

………………………………………………………………………………………………………………………….
Lütfü Oflaz hakkında yüzlerce aydının, kanaat önderinin tüm değerlendirmelerini 
www.lutfuoflaz.com sitesinde okuyabilirsiniz.

www.adilmedya.com










Servis Sendikasi
8 Haziran, 14:06 · 
  • AKİT YAZARI

    SN.LÜTFÜ OFLAZ

     

    MAZLUMGELDİ,

    ZALİM GİDECEK


    Haftalık sohbetleri Akit’te yayınlanan Lütfü Oflaz, Tayyip Erdoğan ile AKP medyasını her zamanki gibi çok ağır eleştirdi.
    Lütfü Oflaz, Gezi Parkı eylemleri ve AKP’nin kapitalist politikasıyla ilgili sorulara şu cevapları verdi :
    Lütfü Bey; Taksim’deki Gezi Parkı’nda birkaç ağacın sökülmesi üzerine başlatılan ve halen sürmekte olan protesto gösterileri hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Gezi Parkı’nda birkaç ağacın sökülmesi üzerine, çevrecilerin geri kalan ağaçların sökülmesini engellemek için başlattıkları ağaç nöbeti eylemi masum bir hareketti. Çevreciler Gezi Parkı’nda çadırlarını kurdu, kitap okudu, gitarlar çalıp şarkılar söyledi. Hatta bazı çevreci aileler kaldıkları çadırlara bebeklerini de getirdi. Kısacası, neresinden baksanız çevrecilerin ağaç nöbeti son derece masum, barışçı bir hareketti. Ne yazık ki bu barışçı hareketin üzerine İsrail vari bir şiddetle gidildi! Çadırlarda bebeklerin olmasına bile aldırılmadan gaz bombaları atıldı; çadırlar yakılıp yıkıldı; aşırı bir şiddet sergilendi. Bu faşizm değilse faşizm nedir? Bunun adı sivil faşizmdir. Ve benim için askeri faşizm de sivil faşizm de birdir. Geçmişte askeri faşizme karşı nasıl mücadele ettiysem, elbette sivil faşizme karşı da öyle mücadele edeceğim. Geçmişte askeri zulme karşı nasıl direndiysem, elbette sivil zulme karşı da öyle direneceğim. Askeri zulme karşı direnirken nasıl ağır bedeller ödediysem, sivil zulme direnmenin bedeli neyse onu da ödeyeceğim. Fark etmez benim için ha asker ha sivil diktatör. Ama bakıyorum da dün askeri diktatörlükten, askeri vesayetten şikayet eden AKP medyası, bugün Tayyip Erdoğan’ın diktatörlere mahsus otoriter tavrına karşı kör! Tayyip Erdoğan’ın dediğim dedik, kestiğim kestik tavrına karşı kör! Dediğim dedik, kestiğim kestik tavrı, diktatörlere mahsus bir tavır değil mi? “Karar verdim yıkacağım, karar verdim keseceğim” şeklinde konuşmak, diktatörlere has bir konuşma üslubu değil mi? AKP medyası bunu görmemezliğe geliyor ne yazık ki. AKP medyası diyor ki; Gezi Parkı eylemleri dış güçlerin eseri. Oysa Gezi Parkı’nda kurdukları çadırlarda ağaç nöbeti tutan çevrecilerin üzerine faşist bir yöntemle gidilmeseydi, dış ve iç hiçbir güç, ne yaparsa yapsın yüz binlerce insanı böylesine sokağa dökemezdi. Gezi Parkı’ndaki ağaçları korumaktan başka amacı olmayan çevrecileri Tayyip Erdoğan, “Birkaç çapulcu” diye aşağılamasaydı, hiçbir dış ve iç güç birbirine zıt kutuplardaki insan topluluklarını, “Biz de çapulcuyuz” dedirterek bir araya getiremezdi. AKP medyası bu gerçeği görmemeye devam edecek mi? Tayyip Erdoğan’ın dostlarının, bu gidişin hayırlı bir gidiş olmadığını ona söylemesi gerekmez mi? Mağdur gelip mağrurlaşan Tayyip Erdoğan’a, “Bu gidiş hayırlı bir gidiş değil; gaza basma frene bas” demesi gerekmez mi? Bu gidişle mazlum olarak gelen Tayyip Erdoğan, zalim olarak gidecek! Adı tıpkı Hitler gibi seçim yoluyla iktidara gelmiş diktatörler arasına girecek!
    ABDESTLİ HIRSIZLARA DA, ABDESTSİZ HIRSIZLARA DA SOYDURDU HALKI!
    Avrupa ülkelerini etkileyen ekonomik krizin ülkemizi etkilememesi, Türkiye ekonomisinin büyümeye devam etmesi nedeniyle AKP Hükümeti övülüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
    Türkiye ekonomisi büyüyor da halk mı zenginleşiyor? Görüyoruz ki zenginler daha da zenginleşiyor, fakirler daha da fakirleşiyor. Kapitalist büyümenin baba ülkesi ABD’de bile halk, “Ülke nüfusunun yüzde 1’i ülkenin gelirinin yüzde 99’unu, ülke nüfusunun yüzde 99’u da ülkenin gelirinin yüzde 1’ini alıyor” diye isyan etmedi mi? ABD’de halk, “ABD’nin büyümesi yüzde 1’lik kesimin servetini daha da büyütmeye yarıyor; bu nasıl adalet” diye sokaklara dökülmedi mi? Kapitalist büyüme ABD’de bile lanetlenmedi mi? Bizdeki de kapitalist büyüme değil mi? Hakkını teslim edelim ki AKP Hükümeti kapitalist büyüme anlamında çok başarılı. Nitekim AKP Hükümeti dolar milyarderlerinin servetini de, sayısını da kat kat arttırdı. Örneğin Japonya’nın geliri Türkiye’nin gelirinden kat kat fazla, ama Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısı Japonya’dakinin iki katı. Bu da Türkiye’de ne kadar büyük bir gelir adaletsizliği olduğunun kanıtı. Üstelik Türkiye’nin bankaları da, şirketleri de milli olmaktan çıktı.Bugün Türkiye’deki bankaların yarıdan çoğu yabancıların. Bugün Türkiye’deki büyük şirketlerin yarıdan çoğu da yabancıların. Halka ait kaynaklar özelleştire özelleştire, milli kuruluşlar yabancılara satıla satıla bu sonuca varıldı. Sonuçta bir ekonomik büyüme sağlandı ama, bu ekonomik büyüme halkın yararına mı? Sonuçta bir ekonomik büyüme sağlandı, ama ortada milli olan bir şey kaldı mı? Şirketler, bankalar, fabrikalar yabancıların olmadı mı? Hadi işin bu boyutunu geçelim. Peki abdestli kapitalistlerin abdestsiz kapitalistler kadar emek sömürücüsü, alın teri hırsızı olmasına ne diyelim? Abdestli kapitalistlerin, çalışanların emeğini sömüre sömüre, alın terlerini çala çala kendilerine servet edinmelerine, servetlerini büyütmelerine, dolar milyarderleri haline gelmelerine ne diyelim? Abdestli kapitalistlerin abdestsiz kapitalistler gibi lüks ve ihtişam içinde yaşamalarına ne diyelim? Üstelik de halkın bir bölümünün yoksulluk, bir bölümünün açlık sınırında yaşadığı, bir kısım halkın çöplüklerden beslendiği Türkiye’de abdestli kapitalistlerin lüks ve ihtişam içinde yaşamalarına ne diyelim? Türkiye’deki kapitalist büyüme abdestsiz hırsızlara da, abdestli hırsızlara da soydurdu halkı! Abdestli hırsızların abdestsiz hırsızlardan abdestli oluşları dışında bir farkı var mı?



 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ,,, 897649 ziyaretçi.mizsiniz***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc