Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İÇİN KOŞANLARIN YERİ***
  GÜVENLİ HELAL TÜKETM GIDA . G.İ.M.D.E.S. Halal Food
 














  
BİRİLERİ 

*** İLERLEMEYELİM   DİYE***

   BİZİM ÖNDER OLMAMIZI İSTEYEN  ÜLKELERE

***ÖNCÜLÜK ETMEYELİM  DİYE  ***

*** DÜNYA GIDA  KALELERİNİ KAYBETMEMEK İÇİN***

                                BİZİ ***


  **** GÖZETLİYOR
. ***  ORGANİZE ÇALIŞIYORLAR ***
.

   ***TÜM   DIŞ  GÜÇ VE İÇ UZANTILARININ***

                      ****GÖZÜ BİZDE...
***









                               *** D İ K K A T ***

                   ANA   BAŞLIKLARIN 

                ALT  SAYFALARINI  

              TIKLAMAYI UNUTMAYINIZ  !!!





















  Helal lokma için 30 yılını verdi




photo.JPG

GİMDES  GN.MRK İSTANBUL
Dünya Bşk.BÜYÜKÖZER. A.BARIN




Görüntü318.jpg









2012 DÜNYA HELAL CNR- EXPO FUAR-SEMP.

Prof..Y.Z.Kavakçı-A.Barın. Prof..A.AKGÜNDÜZ
Görüntü318.jpg
263K   Görüntüle   İn
Görüntü336.jpg








Dr.H.Kami BÜYÜKÖZER Beyin
Dümya Helal Bşk. Seçildiği
2012 DÜNYA HELAL KONGRESİ

photo.JPG



 
Görüntü336.jpg
144K   Görüntüle   İndir  
   

2010 GİMDES İFTARI DÜNYA TİCARET MRK.
Rahman Burak BARIN .BŞK.BÜYÜKÖZER. Abdurrahim BARIN


**  SN .BŞK.BÜYÜKÖZERE PLAKET VİDEOSUNU
      
     SİTENİN SONUNDAKİ  BÖLÜMDE İZLEYEBİLİRSİNİZ **



https://mail.google.com/mail/?ui=2&ik=af861580c1&view=att&th=1330e4edf275b2ad&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_gtszxady0&zw



Muhammad  Nadratuzzaman  HOSEN
ENDONEZYA




https://mail.google.com/mail/?ui=2&ik=af861580c1&view=att&th=1330e4edf275b2ad&attid=0.2&disp=inline&realattid=f_gtszxfxs1&zw

Muhammad  Mazhar HUSSEIN


































































 




Helal Gıda Fuarı video izle – Küre TV



 Diyanet İşleri Başkanı Görmez: Helal Gıda, Müslümanların ...




GİMDES
Helal Gıda ve
Helal Sertifikalama









GİMDES'in kesim standardı

GİMDES, helal kesim standartlarını şu şekilde sıraladı:
  • Kesim Müslüman veya ehli kitap bir kişi tarafından yapılmalıdır
  • Kesim, Allah adına 'Bismillah Allahuekber' denilerek gerçekleştirilmelidir.
  •  
  • Hayvan, kesim yapılmadan önce sağlam ve bilinci yerinde olmalıdır.
  •  
  • Avrupa ülkelerinde uygulanan kesim öncesi bayıltma işlemi şüpheye açıktır.
  •  
  • Bu işlem sırasında bilinç kaybı ya da ölümler olabileceği gibi
  •  
  • kanın tam olarak boşalması da mümkün olmayacaktır.
  •  
  • Hayvanın iki damarının kesilmesi fakat şah damarının kesilmemesi ve

    vücuttaki tüm kan boşalıncaya kadar kafanın gövdeden ayrılmaması
    gerekmektedir.
  • Helal kesim yapılmış hayvanlar, sağlıklı koşullarda sevk edilmelidir.

 

**********************************

 

DÜNYA HELAL KONSEYİ BAŞKANLIĞINA BİR TÜRK SEÇİLDİ

*********************************


Dünya Helal Konseyi (WHC) başkanlığına sürpriz olmayan bir isim getirildi.



WHC’lin 15-16 Ekim tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen 9.Kongresinin ikinci gününde Kongre başkanlığının genel kurul delegelerine yaptığı bir öneride Konsey Başkanlığına Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER’in getirilmesi teklif edildi. Öneri, bütün delegelerin  ayağa kalkarak ve alkışlarla  oy birliği ile kabul edildi.

Konsey Başkanı olarak Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER Genel Kurul üyelerine yaptığı kısa konuşmada; “Muhterm Kardeşlerim, gösterdiğiniz teveccüh için şahsım ve GİMDES adına teşekkürlerimi sunuyorum. Aslında bu teveccühünüzü Türkiye’ye yapılmış bir teveccüh olarak kabul ediyorum. 2008‘deki ilk görüşmelerimizden sonraki dönem boyunca WHC’in ümmet adına çok büyük ve çok önemli görevler ifa edebileceğini düşündüm. Konsey, ümmetin helal ihtiyaçlarına çözüm üretecek bilim heyetlerini oluşturma, tek bir helal standartı sonuçlandırma, üyelerinin denetim ve akreditasyonlarını takip etme gibi çok hayati hizmetleri ifa edecek bir konsey haline gelmeli ve tüm dünyada tek bir otorite yapısına ulaştırılmalı. İnşaallah bu hedefleri elbirliği ile bir bir aşarak, bu yolda Allah süphanehü teala’nın rızasını kazanma en büyük hedefim olacaktır.”

Daha sonra İcra kurulu seçimlerine geçilerek aşağıda isimleri belirtilen üyeler seçildi
İCRA KURULU Başkanı : SHAIGH THAFIER NAJJAR (ISLAMIC COUNCIL OF SOUTH AFRICA- G.AFRİKA)
BAŞKAN YARDIMCISI : HAJEE ABDUL QAYYOEM (HALAL FEED AND FOOD INSPECTION AUTHORITY- HOLLANDA)
GENEL SEKRETER : MOHAMMAD AL MOUELHY (HALAL CERTIFICATION AUTHORITY- AVUSTRALYA)
GEN.SEK. YARDIMCISI : ABDULLAH FAHIM (ISLAMIC FOOD RESEARCH CENTER- MALEZYA)
İCRA KURULU ÜYELERİ
Prof Dr.TAYEB HIDEOMU MUTO (JAPAN MUSLIM ASSOCIATION- JAPONYA)
HABIB DIAB GHANIM (ISLAMIC SOCIETY OF WASHINGTON AREA- ABD)
MASOOD KHAWAJA (HALAL FOOD AUTHORITY UK- İNGİLTERE)
MEHMET GEDİKLİ (GİMDES- TÜRKİYE)
ABDUL RAHMAN LİNZAG (ISLAMIC DAAWAH COUNCIL OF PHILIPPINES – FİLİPİNLER)
MOORAD BOOLEY (G. AFRİKA)
SULAIMAN ZHANG RUIZHENG (SHANDONG ISLAMIC ASSOCIATION- ÇİN)

DİNİ İŞLER KOMİTESİ (RELIGIOUS COMMITTEE)
MOHAMMAD SAID NAVLAKHI (SANHA SOUTH AFRICAN NATIONAL HALAAL AUTHORITY-G. AFRİKA)
MOOSA TITUS (MUSLIM JUDICIAL COUNCIL-G.AFRİKA)
Prof Dr.TAYEB HIDEOMU MUTO (JAPAN MUSLIM ASSOCIATION- JAPONYA)
MOULANA ABDULWAHAB WOOKAY (NATIONAL INDEPENDENT HALAAL TRUST- G.AFRİKA)
ZAKARIYA AB.RAHMAN (ISLAMIC FOOD RESEARCH CENTER- MALEZYA)

TEKNİK KOMİTE :
AHMAD AL ABSY (HALAL TRANSACTIONS OF OMAHA- ABD)
SALAHUDDIN MA (TAIWAN HALAL INTEGRITY DEVELOPMENT ASSOCIATION- TAIWAN)

MAVLANA YUSUF PATEL (SANHA SOUTH AFRICAN NATIONAL HALAAL AUTHORITY- G. AFRİKA)
YASMINA BEN KOUBIA ((HALAL FEED AND FOOD INSPECTION AUTHORITY- HOLLANDA)

ÜYELİK KOMİTESİ :
MEHMET.GEDİKLİ (GİMDES – TÜRKİYE)
ISA CHAO (TAIWAN HALAL INTEGRITY DEVELOPMENT ASSOCIATION- TAIWAN)
SALEEM CHIKWATU (MUSLIM ASSOCIATON OF MALAWI- MALAWI)
BADRADDIN HAWARI (ISLAMIC CENTER AACHEN- ALMANYA)
ABDUL RAHMAN LINZAG (ISLAMIC DAAWAH COUNCIL OF PHILIPPINES – FİLİPİNLER)










 

20 Sub 2012 (09:41)

 

 

 

Helal Gıda pazarı yabancıların elinde!

 

 

 

"Helal Gıda" sertifikasına sahip ürünlerin global ekonomide 2 trilyon dolarlık bir pazara sahip olduğu bildirildi. Peki müslümanların pastadaki payı ne kadar?

 

 

  Dünya ekonomisinde gittikçe artan bir rağbet gören, "Helal Gıda" sertifikasına sahip ürünlerin global ekonomide 2 trilyon dolarlık bir pazara sahip olduğu bildirildi.

Balıkesir'de, Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) tarafından düzenlenen, "Helal Gıda" sempozyumu ilgi gördü. Sempozyumda, konunun uzmanları ve sektörün ileri gelenleri, dünyadaki 2 trilyon dolarlık helal ürün pazarında Türkiye'nin öncü olması gerektiğini belirterek Türk firmalarına ortak çağrı yaptılar. GMKA'nın, "İhracat için Helal Sertifikalama Sempozyumu" sempozyumunda, dünyada hızla yükselen 'helal ürün' sertifikasının özellikle Balıkesir ve Çanakkale başta olmak üzere Güney Marmara Bölgesinde özellikle gıda firmaları arasında yaygınlaştırılması ve konuyla ilgili farkındalık oluşturulmasının amaçlandığı kaydedildi. Sempozyuma, Hollanda İslam Üniversitesi Rektörü ve GİMDES Danışmanı Prof. Dr. Ahmed Akgündüz, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu, Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme, Sertifikalama ve Araştırma Derneği (GİMDES) Teknik Kurul Başkanı Ahmet Cengiz ile sektörlerinde öncü firmalar olan YÖRSAN Genel Müdür Yardımcısı Ayhan Ödekbaş ve Hamidiye Suları A.Ş. Kalite Müdürü Necdet Çetin konuşmacı olarak katıldılar. GMKA hizmet binasındaki sempozyuma Balıkesir ve çevresinden birçok gıda firması ve resmi kurum temsilcisi ile çeşitli sektörlerden izleyiciler katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan yaptı. Gündoğan, Balıkesir ve Çanakkale illerinde helal sertifikasına sahip firma sayısının iki elin parmaklarını geçmediğini, bu sempozyum ile bölgede bir farkındalık amaçladıklarını söyledi. GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan, "Güney Marmara Kalkınma Ajansı olarak bölgemizin ihracat kapasitesinin sadece hibe desteklerinden faydalanılarak istenen düzeye gelemeyeceğini biliyoruz. Bu bilinç ile fuar, eğitim organizasyonları, toplantı gibi faaliyetlerle de bölgenin ihracatının geliştirilmesine yönelik farkındalığı artırmaya çalışmaktayız. Bu amaçla gıda sektöründe Türkiye'nin önde gelen bölgelerinden olmamıza karşın ihracat için önemli bir yeri olan 'Helal Sertifikası' istenilen düzeyin çok altındadır" dedi.



HELAL GIDALARIN YÜZDE 80'İNİ GAYRİMÜSLİMLER ÜRETİYOR

GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan, helal gıda konusunda Türkiye'nin dünyada neredeyse yaya kaldığını ifade etti. Mustafa Gündoğan, Ajans uzmanlarının helal ürün pazarıyla ilgili hazırladığı rapordan çarpıcı bilgiler aktardı.

Gündoğan, "Dünya Helal Gıda pazarının 1 Trilyon dolara yaklaştığı, Amerika'dan Çin'e, İsviçre'den Güney Afrika'ya kadar birçok ülkede helal sertifikası veren kuruluşların olduğu, birçok küresel firmanın (özellikle fast food zincirlerinin) toplumun helal gıda konusunda bilinçli olduğu ülkelerde (örneğin Singapur) ürünlerinde helal kesim et kullandığı, Müslüman tüketicilere hitap eden helal sertifikalı gıdaların yüzde 80'inin üreticilerinin gayrimüslimler olduğu, ABD'de 12 eyalette helal gıda kanunu çıkarıldığı ve dünyada helal gıda logosunun kullanımında kısıtlama olan tek ülkenin de Türkiye olduğu (ihraç ürünleri hariç) arkadaşlarımızın hazırladığı bu raporda yer alıyordu" dedi.

Hollanda İslam Üniversitesi Rektörü ve GİMDES Danışmanı Prof.Dr. Ahmed Akgündüz'ün moderatörlüğünde YAPILAN SEMPOZYUMUN ilk konuşmasını da yine Prof. Dr. Ahmed Akgündüz yaptı. Helal konusunu Türkiye'nin ve bölgenin gündemine getiren Güney Marmara Kalkınma Ajansı'na teşekkür eden Akgündüz, temel olarak Helal Ürün diye tarif edilen ürünlerin sertifikalanmasında dört temel ilke olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Helal Sertifikayı ve ilkeleri şu sözlerle açıkladı;

"Birincisi İslam dinine göre kesilmemiş hayvan ürünlerini ihtiva etmeme vesikasıdır. Yani İslam'a aykırı her hangi bir ürünü içeriyorsa helal sertifikası verilemez. İkincisi, İslam'a göre temiz kabul edilmeyen bir maddeyi barındırmaması gerekir. Helal sertifikasında temizlik önemli bir konu. Üçüncüsü ise ürünün yine İslam'a göre temiz kabul edilmeyen bir tarzda üretilmemiş ve paketlenmemiş olması gerekir. Dördüncü temel nokta ise helal kabul edilmeyen bir gıda ile temas halinde olmaması gerekir."



AVRUPA'DAKİ HELAL GIDA PAZARI 67 MİLYON EURO

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, 2010 yılı verilerine göre Helal Gıda'nın dünyadaki cirosunun 640 milyar dolar, Avrupa'daki Helal Gıda pazarının ise 67 milyon Euro olduğunu söyledi. Avrupa'da Müslüman nüfus sayısının gittikçe arttığına işaret eden Akgündüz, "Türkiye'den ithal edilen ürünlerin yüzde 70'ini Avrupalı Müslümanlar tarafından tüketiliyor. Avrupa'da özellikle helal gıda, temizlik ve güven anlamına gelmesinden dolayı sadece Müslümanlar tarafından değil diğer Avrupalılar tarafından da tercih ediliyor. Türkiye'nin bu konuya önem göstermesi gerekiyor" dedi.

Helal konusunun ihracatla ilişkisini anlatan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanvekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu, helal sertifikalandırmanın çok yeni bir konu olmasına rağmen en önemli konuların başında yer aldığını. helal sertifikalama konusunda Türkiye'nin istenilen noktada bulunmadığını söyledi. Çıkrıkçıoğlu, "Ortadoğu'ya gıda ihracatımız en büyük ihraç kalemimiz. Helal Gıda sertifikasyonu bu ihracatı düşündüğümüzden çok daha artıracaktır. Helal Sertifikalı ürünler günümüzün yükselen yıldızı. Müslümanların çoğunlukta olduğu coğrafyalar ve Avrupa'da artık özellikle gıdada helal sertifikası aranmaktadır. Müslümanların her geçen gün refah seviyesinin artmaktadır. Müslümanlar zenginleştikçe dünya helal gıda pazarı büyüyor, gelişiyor. Dünyada her geçen gün talebi artan helal sertifikalı ürünlere ilgi de artıyor. Dünyada 2 milyar civarındaki Müslüman helal sertifikalı ürünlere yöneliyor. Çünkü Müslümanlar dünyanın neresinde olursa olsun helal sertifikalı ürün arıyor. İnsanlar artık yediklerinin dinimize uygun olduğunu bilmek istiyor. Endonezya, Malezya, Singapur, Ortadoğu, Avrupa ve Amerika'daki Müslümanlar helal gıda sertifikalı ürünleri özellikle talep etmektedir. Pek çok İslam ülkesi helal sertifikası olmayan ürünlere gümrük kapılarını kapattı. Gıda, Kozmetik, İlaç, tekstil, finans ve diğer hizmetler sektörünü düşündüğümüzde de çok büyük bir pazarla karşı karşıyayız" diye konuştu.

Mustafa Çıkrıkçıoğlu, 1 trilyon dolarlık helal gıda pazarının Türk ihracatçıları için çok büyük bir potansiyel olduğunu, Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak bu konuda üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını ifade etti.



MÜSLÜMANLARIN PAYI YÜZDE 14

GİMDES Teknik Kurul Başkanı Ahmet Cengiz, GİMDES'in kuruluşU ve uluslararası akreditasyonunu tamamladıktan sonra 2010 yılında sertifika çalışmalarına başladığını, 40 ülkenin içinde yer aldığı World Halal Concil ve Avrupa Helal Birliği'nin de başkanı olduğunu anlattı. Bugüne kadar 180 firmaya Helal Sertifikası verdiklerini ve bu sertifikaların 40 ülkede geçerli olduğunu belirten Ahmet Cengiz, helal ürünlerin öncelikle en önemli boyutunun dini boyutu olduğunu, helal sistem ile yapılan üretimin dünyada sadece Müslümanlar için değil dünya üzerindeki herkes için geçerli olduğunu söyledi. GİMDES'in amacının Müslüman toplumların tükettiği ürünlerin Helal sisteme uygun olup olmadığını araştırmak olduğunu belirten Cengiz, Müslüman ülke firmalarının dünya pazarındaki durumunu anlattı. Ahmet Cengiz, "Dünyadaki 2 trilyonluk helal ürün pastasında bırakın Türkiye'yi dünyadaki toplam Müslüman ülke firmalarının payı aşağı yukarı yüzde 14 civarındadır. Bu rakam çok küçük bir rakamdır. Türkiye'nin bu konuda önderliği eline almasını istiyoruz" dedi.

Balıkesir'deki sempozyuma helal gıda sertifikasına sahip iki firmanın temsilcisi de katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Hamidiye Su A.Ş. Kalite Müdürü Necdet Çetin de sempozyumda bir konuşma yaptı. Necdet Çetin, Hamidiye kaynak suları hakkında kısa bilgiler verdi, 1902 yılında kurulan Hamidiye Suları'nın sektörün öncüsü olduğunu, İstanbul başta olmak üzere 20 ile dağıtım yaptıklarını, Hamidiye Suları'nı 35 ülkeye de ihraç ettiklerini anlattı. Helal Gıda ile tanışmalarının yaklaşık 12 yıl önce İsrail'e ihracat gerçekleştirecekken, Yahudilerin Koşer belgesini talep ettiklerinde farkına vardıklarını söyleyen Necdet Çetin, "Bizden talep ettikleri aslında bir helal sertifikasıydı. Bu belgeye sahip olduğumuzda bizden su alabileceklerini söylediklerinde Helal Sertifikasını öğrendik. Daha sonra dış talep artınca Helal Sertifikası firmamızın gündemine geldi. Aslında bu sertifikayı talep eden ülkelerin çoğunluğu da Avrupa ülkesiydi. Helal sertifikası yurtdışı pazarında bize ciddi bir avantaj sağladı. TİM verilerine göre son iki yıldır su sektöründe ihracat birincisiyiz. Helal sertifikasyonunun pazarda yayılmasıyla bu sertifikaya sahip firmaların pazar hacminin hızlı bir şekilde artacağına inanıyoruz" dedi.



YÖRSAN: "HELAL SERTİFİKASIYLA MALEZYA PAZARINA GİREN İLK GIDA FİRMASI OLDUK"

Sempozyumun katılımcılarından Balıkesirli gıda firması YÖRSAN'ın genel müdür yardımcısı Ayhan Ödekbaş, kurum hakkında bilgiler verdi. Ödekbaş, YÖRSAN'ın 1964 yılında Yörükler Limitet Şirketi olarak kurulduğunu, 1979 yılında Susurluk'ta bir mandıra satın alarak gıda işine başladığını ve 1985 yılında ilk sanayisini kuran ve sektörde birçok ilkin öncüsü olan, bugün 20 ülkeye ihracat yapan, sektörün yüzük taşı bir firması olduğunu anlattı. Ayhan Ödekbaş, "İhracatta 500 kalem ürün satıyoruz ve bir şeyi fark ettik. Bizim ihracatta ilerleyebilmemiz için sertifikalara ihtiyacımız olduğunu, bu sertifikaların da altın anahtar olduğunu anladık. Helal Sertifikası da bizim için altın anahtar mahiyetindeydi" dedi. YÖRSAN genel müdür yardımcısı Ayhan Ödekbaş, helal sertifikanın firma olarak dünya pazarında önlerini açtığını söyledi. Ödekbaş, "Helal Sertifikası için GİMDES'le çalışmalara başladığımızda yurtdışındaki tedarikçilerimize helal sertifikası sorduk ve onların bizden önce bu sertifikayı aldığını görünce utandık. Avrupa'daki birçok firma bizden önce Helal Sertifikasını almıştı bile. Bu sertifikayı aldıktan sonra YÖRSAN olarak biz Malezya'ya giren Türkiye'den ilk süt ürünleri firması olduk. Biz dünyadaki helal gıda talebini karşılamaya hazırız. Buna da gücümüz var. Dünyada çok büyük bir Müslüman nüfus var ve helal sertifikaya çok büyük bir talep var. Biz dışarı çıktığımızda şunu gördük, Türk malına büyük bir güven var. Bunu Helal Sertifikayla taçlandırdığınızda koşulsuz talep ediyorlar. Türkiye'deki firmalara bu sertifikayı tavsiye ediyoruz" diye konuştu.




 

 

Yelda İpekli,

 

 

 

Güvenilir gıdada çözüm; helal sertifikası

GÜLİZAR BAKİ   -   23.06.2012

 


 

 

Ete, süte ve hatta bala bile hile kattılar. Satın aldığımız tişörtü boyamak için kullanılan maddelerin kanserojen olduğunu öğreniyoruz. Sadece yediklerimiz değil kullandığımız her eşya sağlığımızı tehdit ediyor.

 


Stratejik pazar uzmanı güven bunalımı yaşayan günümüz tüketicisinin çıkış yolunun helal ürün sertifikası olduğu görüşünde.

Yelda İpekli, stratejik pazar uzmanı. Tüketici eğilimlerini ve dünya pazarlarını inceleyip önümüzdeki yıllarda hangi ürünlerin öne çıkacağını analiz ediyor. Yakın bir zamanda da dünyanın en büyük üreticisi ve en kalabalık ülkesi Çin'deki tüketicinin alışkanlıkları üzerine bir rapor hazırladı. İpekli'yi sayfamıza konuk eden bu araştırmaları sırasında tespit ettiği ve geleceğin önemli pazarı olarak gördüğü helal ürün akreditasyonu hakkındaki raporu oldu.

Bugün dünya genelinde 900 milyar dolar büyüklüğü olan pazarın kısa sürede 2 trilyon dolara çıkacağı tahmin ediliyor. Üstelik bugün dünya Müslüman nüfusunun sadece yüzde 10'u helal ürün tüketimi konusunda bilinçli. Gıda ve kozmetik ürünlerindeki hileler bilinçli tüketici sayısını hızla artırıyor. Bu sebeple Malezya, Singapur, Endonezya gibi ülkelerde helal gıda üzerine ciddi yatırımları var.

Kimi helal ürün kavramını bilmiyor kimi de küçümsüyor

Tayland'ın kadın başbakanının pazarın lider oyuncusu olmak için ciddi atak yaptığına dikkat çeken İpekli, ülkemizde bu konuda çalışmalar yapılıyor olsa da bunların yeterli düzeyde olmadığını düşünüyor. Bu düşünceye tüketici ve üreticiler üzerinde yaptığı bir anket sonucunda ulaşmış. İpekli, Türkiye'de bir kesimin helal gıdayı bilmediğini, bir kesimin küçümsediğini, bir kesimin ise bilse de çok önemsemediğini vurguluyor. Tüketiciler üzerinde yaptığı anket çalışmasında çıkan sonuçlardan biri çok şaşırtıcı; "Helal gıda nedir?" sorusuna "Alın teriyle kazanılan parayla satın alınan ürün." cevabını verenler "dine uygunluk" cevabını verenlerden daha fazla. İpekli bu cevabı veren katılımcıların eğitimli bireyler olduğuna dikkat çekiyor. Zaten Türkiye'de tüketicinin sadece yüzde üçü ürünün üzerindeki bilgilendirmeleri okuyarak, kontrol ederek satın almaya karar veriyor. Bu yüzde 3'lük grubun yalnızca yüzde biri "helal ürün sertifikasyonu"na bakıyor. Ürünün ambalajı ve markanın tanınırlığı satın almak için içeriğinden daha önemli ölçüt.

Yine aynı ankete katılanların yüzde 82'si helal ürün sertifikasından haberdar olmadıklarını, bilmediklerini söylemiş. Helal sertifikası anlatılınca da bunların yüzde 66'sı artık helal akreditasyonunu sorgulayacağını ifade etmiş. İpekli'ye bu yüksek oranın sebebini, kullanılanların dine uygun, güvenilir, hilesiz ve sağlıklı ürünler olmasıyla açıklıyor. Çünkü ona göre dindar olsa da olmasa da herkes helal ürün tercih ediyor.

Sanayiciler de helal ürün pazarının farkında değil

İpekli, üreticinin de helal ürün pazarının önemini kavrayamadığını düşünüyor. Sanayicinin sadece bir sertifikasyon programı olarak gördüğünü söyleyen İpekli, "Sadece bir sertifikasyon programı olarak asla görülmemeli. Sadece resmi kurumlar değil (Diyanet, TSE ve ilgili bakanlıklar) özel girişimler ve tüketici dernekleri ve üreticilerin de bu konuda daha sistemli çalışmalar yapması gerekiyor. Artık ne üretsem satarım devri bitti. Tüketiciye uygun üretim yapmak gerekiyor ve ekolojik yaşam, organik tüketim kavramlarıyla birlikte tüketici artık dürüst markaları tercih ediyor. Dürüst marka bir adım öne çıkacak. Dürüstlüğün belgesi ise helal ürün akreditasyonu olacak." diyor.

Türkiye'de hâlâ birçok insanın helal gıda kavramının önemini fark etmediği gibi küçümsediğini söyleyen İpekli, bunu da yanlış markalaşmaya bağlıyor: "Helal gıda üretimi yapan küçük işletmeler sahiden küçük düşürmüşler. Tüketiciyi ve üreticiyi bu konuda bilinçlendirmek gerekiyor. Helal gıda akreditasyonunu bilimsel anlamda formüle ederek sunarsak ve sistemli bir şekilde çalışırsak hem kendi pazarımızda hem de dünya pazarında yükselen bir değer oluruz. Dünyada Musevi olmayanlar da güvendiği için 'Koşer'i tercih ediyor. Çünkü bu imajı vermişler. Helal kavramını da bilim adamları, pazarlamacılar ve üreticiler birlikte çalışarak markalaştırabiliriz."

Anneler çocuklarına güvenilir gıda yedirmek istiyor

Stratejik pazar uzmanı İpekli, helal ürün pazarının büyümesinin tek sebebinin Müslümanların dinine uygun ürünler tüketmek isteğinin olmadığını söylüyor. İpekli, "Gıda güvenliğinin çokça sorgulandığı bu günlerde "helal ürün" beklentisi sadece muhafazakâr kesimin değil, bilinç düzeyi yüksek muhafazakar olmayan tüketiciler tarafından bir güvence olarak görülmeye başlandı. Özellikle çocuklu aileler gıda alışverişinde sorgulamaya başladı. Ette, sütte ve hatta balda bile hilelerin yapıldığı bu dönemde helal ürün akreditasyonu güvenilir ürün anlamına geliyor. Sadece dindar Müslümanlar değil, sağlıklı ürünler tüketmek isteyenler de helal gıda, helal kozmetik, helal temizlik ürünlerini tercih ediyor/edecek." diyor.Türkiye'nin ve büyük Türk markalarının dünya pazarlarında helal ve güvenilir ürün algısıyla markalaşırsa pazar paylarını artıracağını söyleyen İpekli, üniversitelerin gıda, sağlık ve ilahiyat bölümlerinde bu konuyla ilgili akademik çalışmaların artırılmasını şart olarak görüyor.

 

 

KİMDİR.

İş geliştirme ve marka yönetim uzmanı

1967 yılında Ankara’da doğdu. İşletme eğitiminden sonra Londra Ekonomi Üniversitesi’nde (LSE) master ve doktora düzeyinde eğitimlere katıldı. ‘Kurumsallaşma-Kurumsal Kimlik/Kültür ve Algılama Yönetimi-Markalama’ konusunda iki tez hazırladı. Aldığı uzmanlık eğitimleri Stratejik Yönetim, Marka Yönetimi ve Müşteri İlişkileri Yönetimi’dir. Bu eğitimlerle bir organizasyonun kurumsallaşması sürecinden , markalaşma ve pazarlama taktiklerinin stratejik olarak geliştirilmesine ve satış faaliyetlerinin yönetimine kadar geniş bir perspektife sahip oldu. Hilton Hotel int. Londra ofisi, Conrad İstanbul, Sabancı Holding Otomotiv Grubu, Vestel beyaz Eşya, Altınyıldız/Network-Fabrika ve Beymen de Pazarlama ve Marka Yönetimi konularında üst düzey sorumluluklar aldı. Yelda İPEKLİ; 1999 yılında profesyonel hayattan ayrılarak stratejik pazarlama ve proje yönetimi konularında danışmanlık veren şirketini kurdu. Ağırlıklı olarak yabancı markaların Türkiye konumlandırmalarını yaptı. İşgeliştirme ve Marka Yönetimi konularında Türkiye dışında da bir çok ülkede Marka’ya hizmet etti.CRM instutuite of Turkey bünyesinde “müşteri ilişkileri yönetimi konusunda eğitimler verdi, uluslararası katılımcılarla konferanslar düzenledi. ‘Sektör bilgisi üç ay içersinde öğrenilir ancak tüketici bilgisi, beklentileri okuyabilmek ve stratejik olarak kurgulayabilmek pazarlamanın temelidir’ öğretisi ile iş hayatını yönlendirdi. Türkiye’nin yükselen sektörlerinde uzmanlığı ile ilgili kritik pozisyonlarda bulundu. Çalışmalarını hep ‘Müşteri odaklı’ temeller üzerinde kurgulayarak projelerini başarıya ulaştırdı. “Network Marketing” ve “One to One Marketing”konularında birçok projeyi yönetti. 2005 yılında kendi hayal projesi olan web tabanlı ‘After 9’ adlı projesini hayata geçirdi. Kuruluşundan altı ay sonra ‘After 9’, ‘Avrupa’nın En Cin İş Fikri ’ ödülünü aldı. Bu ödülden üç ay sonra projesini Hollandalı bir yatırımcıya sattı. Ödül konuşmasında bu proje ile ilgili şunları söyledi. “Web pazarlama, çağımızın en önemli araçlarından biri. Basit fikirlerden yola çıkan fakat tüketiciyle ‘birebir ilişki’ kurmayı sağlayan projeler, diğerlerinden ayrışacak ve karlı olacak. ‘After 9’ benim; altı ayda bir markanın nasıl yaratılacağını ve ne kadar büyük ve karlı bir marka olabileceğini göstermek için yarattığım bir projeydi.” Avrupanın ilk otomobil alışveriş Merkezi Autopia ve Kültür Turizm Bakanlığı Müzeler Modernizasyonu projeleri son yılın en önemli projeleriydi. Yelda İpekli’nin mesleki uzmanlığı, STRATEJİK PAZARLAMA kapsamında; proje (iş) geliştirme, müşteri ilişkileri yönetimi, pazarlama, kurumsal iletişim ve marka yönetimi olarak özetlenebilir. Turizm, otomotiv, tekstil-mağazacılık, sanat ve inşaat gibi farklı ve yükselen sektörlerde yoğun deneyim kazanmıştır. Özellikle web marketing ve bire bir pazarlama yöntemleri konusunda çalışmaları yoğunlaşmıştır. Lüks tüketim ve satın alma davranışı konusunda uzmanlaşmıştır. Tüketici odaklı çalıştığı için sektörden çok hizmet verdiği rün/şirket’in ulaşması gerektiği hedef kitle üzerinde çalışmaktadır .

 

 
 
 
 
































İhracatta Helal Ürün Çok Büyük Bir Pazar


Güney Marmara Kalkınma Ajans’ının düzenlediği toplantıda konunun ve sektörün duayenleri Türk firmalarına ortak çağrı yaparak, Dünyadaki 2 Trilyon Dolarlık Helal ürün pazarından Türkiye’nin öncü olması gerektiğinin altını çizdiler.
Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA), önceki düzenlediği “İhracat için Helal Sertifikalama Sempozyumu” konunun duayenlerini bir araya getirdi. Sempozyumla, Dünyada hızla yükselen Helal Ürün Sertifikasının Güney Marmara Bölgesinde, özellikle gıda firmaları arasında, yaygınlaştırılması ve konuyla ilgili farkındalık oluşturulması amaçlanıyor.
Sempozyumda konuşmacı olarak Hollanda İslam Üniversitesi Rektörü ve GİMDES Danışmanı Prof.Dr. Ahmed Akgündüz, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu, Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme, Sertifikalama ve Araştırma Derneği (GİMDES) Teknik Kurul Başkanı Ahmet Cengiz ile sektörlerinde öncü firmalar olan YÖRSAN Genel Müdür Yardımcısı Ayhan Ödekbaş ve Hamidiye Suları A.Ş. Kalite Müdürü Necdet Çetin katıldı.
GMKA Hizmet binasında gerçekleşen sempozyuma Balıkesir ve çevresinden birçok gıda firması ve resmi kurum temsilcisi ile çeşitli sektörlerden izleyiciler katıldı.
İhracatın gelişmesinde Helal Sertifikası çok önemli
İhracat için Helal Sempozyumu’nun açılış konuşmasını GMKA Genel Sekreter Mustafa Gündoğan yaptı. Gündoğan, Balıkesir ve Çanakkale illerinde “Helal Sertifikası”na sahip firma sayısının iki elin parmaklarını geçmediğini, böyle bir sempozyum düzenleyerek bölgede bir farkındalık amaçladıklarını söyledi.
Genel Sekreter Gündoğan konuşmasında, “Güney Marmara Kalkınma Ajansı olarak bölgemizin ihracat kapasitesinin sadece hibe desteklerinden faydalanılarak istenen düzeye gelemeyeceğinin bilinci ile fuar, eğitim organizasyonları, toplantı gibi faaliyetlerle de bölgenin ihracatının geliştirilmesine yönelik farkındalığı arttırmaya çalışmaktayız. Bu amaçla gıda sektöründe Türkiye’nin önde gelen bölgelerinden olmamıza karşın ihracat için önemli bir yeri olan ‘Helal Sertifikası’nın istenilen düzeyin çok altındadır” tespitini yaptı.
Helal Gıdaların %80’nini gayrimüslimler üretiyor
“Helal Gıda” konusunda Türkiye olarak dünyada neredeyse yaya kaldığımızın altını çizen GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan, sempozyum katılımcılarına Helal ürün pazarı hakkında Ajans uzmanlarının hazırladığı rapordan çok çarpıcı bilgiler paylaştı.
Gündoğan, “Dünya Helal Gıda pazarının 1 Trilyon dolara yaklaştığı, ABD’den Çin’e, İsviçre’den Güney Afrika’ya kadar birçok ülkede helal sertifikası veren kuruluşların olduğu, Birçok küresel firmanın (özellikle fast food zincirlerinin) toplumun helal gıda konusunda bilinçli olduğu ülkelerde (örneğin Singapur) ürünlerinde helal kesim et kullandığı, Müslüman tüketicilere hitap eden helal sertifikalı gıdaların % 80’inin üreticilerinin gayrimüslimler olduğu, ABD’de 12 eyalette helal gıda kanunu çıkarıldığı ve değerli arkadaşlar, dünyada helal gıda logosunun kullanımında kısıtlama olan tek ülkenin de Türkiye olduğu (ihraç ürünleri hariç) arkadaşlarımızın hazırladığı bu raporda yer alıyordu” diye konuştu.
Helal üründe dört temel ilke
GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan’ın konuşmasının ardından Hollanda İslam Üniversitesi Rektörü ve GİMDES Danışmanı Prof.Dr. Ahmed Akgündüz’ün moderatörlüğünde başlayan sempozyumun ilk konuşmasını da yine Prof.Dr. Ahmed Akgündüz yaptı.
Konuşmasına Helal konusunu Türkiye’nin ve bölgenin gündemine getiren Güney Marmara Kalkınma Ajansı’na teşekkür ederek başlayan Prof.Dr. Akgündüz, temel olarak Helal Ürün diye tarif edilen ürünlerin sertifikalanmasında dört temel ilke olduğunu söyledi.
Akgündüz, Helal Sertifikayı ve ilkeleri şu sözlerle açıkladı: “Birincisi İslam dinine göre kesilmemiş hayvan ürünlerini ihtiva etmeme vesikasıdır. Yani İslam’a aykırı her hangi bir ürünü içeriyorsa helal sertifikası verilemez. İkincisi, İslam’a göre temiz kabul edilmeyen bir maddeyi barındırmaması gerekir. Helal sertifikasında temizlik önemli bir konu. Üçüncüsü ise ürünün yine İslam’a göre temiz kabul edilmeyen bir tarzda üretilmemiş ve paketlenmemiş olması gerekir. Dördüncü temel nokta ise helal kabul edilmeyen bir gıda ile temas halinde olmaması gerekir.”
Avrupa Helal Gıda pazarı 67 Milyar Euro
Prof.Dr. Akgündüz, 2010 yılı verilerine göre Helal Gıda’nın dünyadaki cirosunun 640 Milyar Dolar, Avrupa’daki Helal Gıda pazarının ise 67 Milyon Euro olduğunu söyledi.
Konuşmasında Avrupa’da Müslüman nüfusun sayısı gittikçe arttığına işaret eden Akgündüz, “Türkiye’den ithal edilen ürünlerin %70’inin Avrupalı Müslümanlar tarafından tüketiliyor. Avrupa’da özellikle helal gıdanın, temizlik ve güven anlamına gelmesinden dolayı sadece Müslümanlar tarafından değil diğer Avrupalılar tarafından da tercih ediliyor” dedi.
Hollanda İslam Üniversitesi Rektörü ve GİMDES Danışmanı Prof.Dr. Ahmed Akgündüz’ün konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin bu konuya önem göstermesi gerekiyor”
Avrupa Helal Sertifikası istiyor
Prof.Dr. Ahmed Akgündüz’ün konuşmasının ardından konuşma sırası Helal konusunun ihracatla ilişkisini anlatacak olan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanvekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu’na geldi. Çıkrıkçıoğlu konuşmasına, Güney Marmara Kalkınma Ajansı’na konuyu gündeme getirdikleri için teşekkür ederek başladı.
“Çok yeni bir konu olmasına rağmen en önemli konuların başında gelen Helal Sertifikalama konusunda istenilen noktada değiliz” diyen TİM Başkanvekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ortadoğu’ya gıda ihracatımız en büyük ihraç kalemimiz. Helal Gıda sertifikasyonu, bu ihracatı düşündüğümüzden çok daha artıracaktır. Helal Sertifikalı ürünler günümüzün yükselen yıldızı. Müslümanların çoğunlukta olduğu coğrafyalar ve Avrupa’da artık özellikle gıdada helal sertifikası aranmaktadır”.
Helal gıdaya talep artıyor
TİM Başkanvekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu konuşmasında, günümüz Müslümanlarının helal gıda sertifikasını aradıklarının altını çizerek, sözlerini “Müslümanların her geçen gün refah seviyesinin artmaktadır. Müslümanlar zenginleştikçe dünya helal gıda pazarı büyüyor gelişiyor, dünyada her geçen gün talebi artan helal sertifikalı ürünlere ilgi, her geçen gün artıyor. Dünyada 2 milyar civarındaki Müslüman helal sertifikalı ürünlere yöneliyor. Çünkü Müslümanlar dünyanın neresinde olursa olsun helal sertifikalı ürün arıyor. İnsanlar artık yediklerinin dinimize uygun olduğunu bilmek istiyor. Endonezya, Malezya, Singapur, Orta Doğu, Avrupa ve Amerika’daki Müslümanlar helal gıda sertifikalı ürünleri özellikle talep etmektedir. Pek çok İslam ülkesi helal sertifikası olmayan ürünlere gümrük kapılarını kapattığı bilinmektedir. Gıda, Kozmetik, İlaç, tekstil, finans ve diğer hizmetler sektörünü düşündüğümüzde de çok büyük bir pazarla karşı karşıyayız” şeklinde sürdürdü.
1 Trilyon dolarlık helal gıda pazarı Türk ihracatçıları için çok büyük bir potansiyel olduğunu söyleyen Mustafa Çıkrıkçıoğlu, konuşmasını “Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak bu konuda üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız” sözleriyle tamamladı.
Dünyada Helal üründe Müslümanların payı % 14
TİM Başkanvekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu’nun konuşmasının ardından sempozyum GİMDES Teknik Kurul Başkanı Ahmet Cengiz’in verdiği bilgilerle devam etti. Ahmet Cengiz ilk olarak GİMDES’in kuruluşundan ve uluslararası akreditasyonundan bahsederek, “GİMDES 2005 yılında kurulmuş ve uluslararası akreditasyonlarını tamamladıktan sonra 2010 yılında sertifika çalışmalarına başlamış bir kuruluştur. 40 ülkenin içinde yer aldığı World Halal Concil ve Avrupa Helal Birliği’nin de başkanıdır. Bugüne kadar 180 firmaya Helal Sertifikası vermiş, verdiği sertifikalar da 40 ülkede geçerlidir” dedi.
Helal ürünlerin ilk olarak en önemli boyutunun dini boyutu olduğunu söyleyen Cengiz, Helal Sistem diye tanımladığı üretim sisteminin sadece Müslümanlar için değil dünya üzerindeki herkes için geçerli olduğunu söyledi.
GİMDES’in amacının Müslüman toplumların tükettiği ürünlerin Helal sisteme uygun olup olmadığını araştırmak olduğunu söyleyen Cengiz, Müslüman ülke firmalarının dünya pazarındaki durumunu şu çarpıcı sözlerle ifade etti: “Dünyadaki 2 trilyonluk helal ürün pastasında bırakın Türkiye’yi dünyadaki toplam Müslüman ülke firmalarının payı aşağı yukarı % 14 civarındadır. Bu rakam çok küçük bir rakamdır. Türkiye’nin bu konuda önderliği eline almasını istiyoruz”.
Helal Sertifika en çok Avrupa ülkeleri talep ediyor
GİMDES’in ardından Helal sertifikasına sahip iki firma temsilcisinin de yer aldığı sempozyum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Hamidiye Su A.Ş. Kalite Müdürü Necdet Çetin’in konuşmasıyla devam etti.
Hamidiye kaynak suları hakkında kısa bilgiler veren Çetin, 1902 yılında kurulan Hamidiye Suları’nın sektörün öncüsü olduğunu, İstanbul başta olmak üzere 20 ile dağıtım yaptıklarını ve Hamidye Suları’nı 35 ülkeye de ihraç ettiklerini söyledi.
Helal Gıda ile tanışmalarının yaklaşık 12 yıl önce İsrail’e ihracat gerçekleştirecekken, Yahudilerin Koşer belgesini talep ettiklerinde farkına vardıklarını söyleyen Hamidiye Suları Kalite Müdürü Çetin, “Bizden talep ettikleri aslında bir helal sertifikasıydı ve bu belgeye sahip olduğumuzda bizden su alabileceklerini söylediklerinde Helal Sertifikasını öğrendik. Daha sonra dış talep artınca Helal Sertifikası firmamızın gündemine geldi. Aslında bu sertifikayı talep eden ülkelerin çoğunluğu da Avrupa ülkesiydi” diye konuştu.
Suyun tüm üretim aşamalarında ciddi bir denetlemeden sonra Helal Sertifikasını aldıklarını belirten Çetin, “Helal sertifikası yurtdışı pazarında bize ciddi bir avantaj sağladı. TİM verilerine göre son iki yıldır su sektöründe ihracat birincisi durumundayız. Bu sertifikasyonun pazarda yayılmasıyla bu sertifikaya sahip firmaların pazar hacminin hızlı bir şekilde artacağına inanıyoruz” dedi.
YÖRSAN: “Helal Sertifikasıyla Malezya pazarına giren ilk gıda firması olduk”
Hamidiye Suları’ndan sonra sempozyumun son konuşmacısı Balıkesirli gıda firması YÖRSAN’ın Genel Müdür Yardımcısı Ayhan Ödekbaş oldu. İlk olarak YÖRSAN hakkında kısa bilgiler veren Ayhan Ödekbaş, YÖRSAN’ın 1964 yılında Yörükler Ltd Şti olarak kurulduğunu, 1979 yılında Susurluk’ta bir mandıra satın alarak gıda işe başladığını ve 1985 yılında ilk sanayisini kuran ve sektörde birçok ilkin öncüsü olan, bugün 20 ülkeye ihracat yapan, sektörün yüzük taşı bir firması olduğunu aktardı.
“İhracatta 500 kalem ürün satıyoruz ve bir şeyi fark ettik. Bizim ihracatta ilerleyebilmemiz için sertifikalara ihtiyacımız olduğunu ve bunların da altın anahtar olduğun anladık. Helal Sertfikası da bizim için altın anahtar mahiyetindeydi” diye konuşmasını sürdüren YÖRSAN Genel Müdür Yardımcısı Ödekbaş “Dünya pazarında Helal Sertifikanın önümüzü açtığını gördük” dedi.
İhracat için Dünyanın çeşitli ülkelerine gittiğimizde kendilerine Helal Sertifikasını sorduklarını söyleyen Ödekbaş, “Helal Sertifikası için GİMDES’le çalışmalara başladığımızda, yurtdışındaki tedarikçilerimize helal sertifikası soruduk ve onların bizden önce bu sertifikayı aldığını görünce, utandık. Avrupa’daki birçok firma bizden önce Helal Sertifikasını almıştı bile. Bu sertifikayı aldıktan sonra YÖRSAN olarak biz Malezya’ya giren Türkiye’den ilk süt ürünleri firması olduk. Biz dünyadaki helal gıda talebini karşılamaya hazırız buna da gücümüz var” dedi.
Sempozyumun son konuşmacısı Ödekbaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Dünyada çok büyük bir Müslüman nüfus var ve helal sertifikaya çok büyük bir talep var. Biz dışarı çıktığımızda şunu gördük: Türk malına büyük bir güven var, bunu Helal Sertifikayla taçlandırdığınızda koşulsuz talep ediyorlar. Türkiye’deki firmalara bu sertifikayı tavsiye ediyoruz”
Konuşmacıların Helal Sertifikası ile ilgili aktardığı bilgilerin ardından sempozyum soru-cevap bölümüyle devam etti.
( GMKA Genel Sekreteri Mustafa GÜNDOĞAN )
( Hollanda İslam Üniversitesi Rektörü ve GİMDES Danışmanı Prof.Dr. Ahmed AKGÜNDÜZ )  
( Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Mustafa ÇIKRIKÇIOĞLU )
( Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme, Sertifikalama ve Araştırma Derneği (GİMDES) Teknik Kurul Başkanı Ahmet CENGİZ )
( Hamidiye Suları A.Ş. Kalite Müdürü Necdet ÇETİN )
( YÖRSAN Genel Müdür Yardımcısı Ayhan ÖDEKBAŞ )









 
     
Patronlar Dünyası Google    
 
 
 

 

 

Ali Bayramoğlu istifa etti

Ali Bayramoğlu istifa etti
 













Ulusal Çay Konseyi Başkanı Ali Bayramoğlu, konsey başkanlığı ve üyeliğinden istifa etti...

 
04 Temmuz 2012 Çarşamba 08:45
   
 

Bayramoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, çay sektörünün özele açılmasından bu yana yaklaşık 25 yıldır çay üretimiyle uğraştığını anımsattı.
 
Özellikle bölge milletvekili olduğu süreçte en önemli kaynak olan çayın, bölge insanına daha fazla katkısının olabilmesi, var olan problemlerin ve memnuniyetsizliklerin ortadan kaldırılabilmesi, kaçak çay başta olmak üzere arz-talep dengesinin oluşması, ödemelerin düzenli gerçekleşmesi, kaliteden taviz vermeksizin kalıcı ve sürekliliği olan bir sektör oluşturabilmek için çok ciddi mesai harcadığını belirten Bayramoğlu, şöyle devam etti:
 
''Karadeniz kamuoyu çok iyi hatırlayacaktır ki yeni düzenleme ve kanun çalışmalarına başladığımız süreç içinde, hem fiyatlar hem de ödemeler son derece istikrarlı bir hale gelmiş ve sektörde memnuniyet konuşulmaya başlanmıştı. Her kesim bu çalışmamıza dahil edilmiş, Çay Kanunu taslak çalışmaları 800'den fazla kurum ve kuruluşun görüşlerine arz edilmiş, görüş ve fikirlerin hepsi değerlendirmeye alınarak nihai taslak kamuoyuna sunulmuştur. Bu çalışmalar, hem özel sektöre hem de kamuya yarayan ve var olan düzensizliği önce düzene sokacak ve çok kısa bir zaman içinde de istikrarın kalıcı ve sürekli olarak yakalanmasına sebebiyet verecek çalışmalardı.''
 
Sırtını Hazine ve devlete dayandıran, süreci ve çalışmaları sabote edenlerin olduğunu öne süren Bayramoğlu, şu ifadelere yer verdi:
 
''Kanunun ne anlama geldiğini ve kurumlarına ne tip avantajlar sağlayacağını dahi anlamamakta direnen kurum yetkililerini, önce Allah'a sonra da tüm kamuoyunun vicdanlarına havale ediyorum. ÇAYKUR sosyal sorumluluk taşıyor da özel sektör taşımıyor mu? Kurum istihdam oluşturuyor da özel sektör oluşturmuyor mu? Kurum üretim yapıyor da özel sektör yapmıyor mu? Haksız rekabet hangi alanda olursa olsun haksızlıktır. Kamuya yapılan destek özel sektöre de planlı bir şekilde yapılmış olsaydı, onların da sosyal sorumlulukları çok daha fazla noktalara ulaşmış olurdu. Hepsinden önemlisi, böyle bir destek programına dahil edilen firmalar çok rahatlıkla hem standart yaş çay fiyatına hem de standart ve düzenli ödeme planına dahil edilerek, kurumdan çok daha fazla sosyal sorumluluk üstlendirilebilirdi. Ama hiçbiri yapılmadı ve sadece kurum iyi, diğerleri tu-ka-ka yapılmaya çalışıldı. Sektörün neredeyse yarısını oluşturan bu kesim acaba hiç üretime girmemiş olsaydı, başımıza gelebilecek hem çevre hem de piyasa problemlerini kamuoyu hiç düşündü mü?''
 
''Artık sektöre hiçbir katkım ve faydam olamayacağına inanıyorum''
 
Bayramoğlu, yılmadan, yorulmadan, her türlü baskı ve zorlamalara rağmen hakkı ve doğruyu savunmaktan kaçınmadığını belirterek, şunları kaydetti:
 
''Mücadeleyi terk etmemiş biri olarak artık sektöre hiçbir katkım ve faydam olamayacağına inanmış bulunmaktayım. Mevki ve makamları işgal ve istila etmek gibi bir düşünce ve arzum olmadığından hem Ulusal Çay Konseyi üyeliğinden hem de kurulduğundan bu yana devam ettirdiğim başkanlık görevimden istifa ediyorum. Yaptığım çalışmalarda eğer bir haksızlık, menfaat duygusu, sorumsuzluk ve sektöre zarar verecek bir husus var ise hem dünya hem de ahirette karşılığını vermeye hazırım. Ancak hem bana hem çalışma ekibimize hem de çalışmalarımıza haksızca saldırılmış ve haksızlık yapılmış ise yapanlar her kim ise onlara da hakkımı helal etmeyeceğim.''

 

 

""Lütfen sonuna kadar okuyun, neler öğrendiğinize hayret edeceksiniz ! " " 

İstanbul Gaziosmanpaşa Hacımaşlı Köyü Domuz Çiftliği'nin suları ve katı atıkları 300 metre mesafedeki Sazlıdere Barajı'na akıyor. Baraj, 10 milyon kişinin su ihtiyacını karşılıyor. Çiftlikte 5 bin domuz var.

Türkiye'deki domuz çiftliklerinde yıllık 3 milyon kg. civarinda et üretiliyor. Bu rakam neredeyse kırmızı et üretimininyarısı. Üretilen domuzlar otellere, yemek fabrikalarına ve marketlere 'kıyma' seklinde satılıyor. Domuz etini Salam, sosis ve sucuk olarak da piyasaya sürmek en çok kullanılan yöntem.

Peki neden domuz?


Türk yemek kültürüne aykırı ve en önemlisi 'Dinen yasak olmasına,  rağmen neden domuz cazip bir konu?'

Çünkü domuz yetistiriciligi çok kârli bir iş.Domuz üretken bir hayvan.Cinslerine ve yaşına göre yılda
1, 2, bazen de 3 kez; ve her batında da 15-20'ye kadar varan yavru dünyaya getirebiliyor. Bir domuz yılda 2 kez doğum yapsa, her batından 10 yavru yaşasa,20 sene yaşayan bir domuzun 400 yavrusu oluyor. Ve dahası yeni doğmuş bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çıkabiliyor!

Normal şartlarda evcil bir domuzun 
% 30'u yağ olarak ayrılabilmekte iken; bu rakam bazen % 50'yi bulabiliyor. Yani 150 kg'lik bir domuzdan 75 kiloluk yağ elde edilebiliyor. Bu da Dana ya da Koyuna göre tercih edilmesinde çok önemli bir etken.

Beslenmesi  çok kolay, cam dışında -leş dahil- her şeyi hatta kendi pisliğini bile yiyebiliyor. Her domuz  ortalama 80-100 kiloya ulaştığı zaman kesiliyor. Kaba bir hesapla sadece bu çiftlikten yılda yaklaşık   1 milyon kg. et çıkıyor.

Bu etlerin hangi kanalla,
nerelere satıldığı meçhul!? Diğer çiftlikler de göz önüne alındığında Türkiye 'de yaklaşık 3 milyon kg domuz etinin piyasaya değişik yollarla sürüldüğü ortaya çıkıyor.

Türkiye 'deki toplam kırmızı et tüketiminin de 6 milyon kg. olduğu göz önüne alınırsa tablonun vahameti daha da netleşiyor. Kilosu 1 ile 3.5 Türk lira arasında satılan bu domuz etlerinin ağırlıklı olarak Kıyma, Sucuk, Salam ve Sosis olarak satıldığı dile getiriliyor. Çiftlik çalışanlarından İsmail Türk'ün verdigi bilgiye göre kesilen etler toplu olarak büyük otellere, yemek fabrikalarina kiyma ve sosis gibi ürünler olarak satılıyor.

Bu ve benzeri çiftliklerden
resmi olarak 5 firma domuz satın alıyor: 1-Çerkezo, 2-Polonez, 3-Nuta, 4-Namet ve 5-Sütte...

1. Çerkezo aldığı ürünleri
Salam Sosis olarak piyasaya sürerken aynı zamanda Teşvikiye 'deki Şarküterisinden de nihai tüketiciye ulaşıyor. (ki bu firmanin bir de "TADET" adı altında otellere ürün sattığı bir markası daha bulunuyor... ) Ayn zamanda butik mağazalarda ve ulusal zincir mağazalarda satılan BONUSmarkalı ürünlerin üreticisi de ÇERKEZO...

2-
Ayazağa daki Çerkezo'nun hemen yanında üretim yapan SÜTTE firmasi da salam, sosis ve jambonlarını markasıyla satıyor. Ancak bilinen bu firmalar ürünleri çeşitli zamanlarda farklı isimlerde piyasaya sürüyor. Daha önceSütte olarak piyasaya sürülen domuz mamulleri son dönemde PIGGY adıyla satılıyor. Üstelik ünlü Amerikan fast food zincirlerinden Little Caesar's Pizza tam 10 yılı aşkın süreden beri et mamullerini SÜTTE firmasından temin edip bizlere bir güzel yediriyor!!!

3-POLONEZ 5 yıl öncesine kadar resmi olarak domuz ürünleri imal edip MIGROS'larda açık açık ürünlerini satarken, son yıllarda %100 dana etinden ürünler imal ettigini iddia ediyor.

'Peki ya bunlar göz göre göre mağazalarında sattıran
satın alma müdürleri aldıkları rüşvetin yanı sıra bu milletin vebalini aldıklarını da biliyorlar mı sizce?'

POLONEZ'in
ciddi anlamda piyasaya yayılmasındaki en büyük faktör MIGROS' tur . O dönem Migros'un et mamülleri satın almasında olan (Şu an oyuncak reyonunda Satın Almacılık yapan) Coşkun Bey'in büyük paralar karşılığında POLONEZ 'le işbirliği içerisinde olduğunu ve bizzat domuzlari bizlere yediren kişi olduğunu biliyor muydunuz?

Peki ya
Migros'ta çalışan tüm tezgahtarların eksiksiz olarak her ay sonunda POLONEZ 'in sahibi MUSTAFA AKKAS Bey'den (veya Satış Müdürü sıfatı ile çalışan ALİ ÖZYAVAŞ'tan) maaşlarını ve primlerini (bizlere sattıkları et mamulleri üzerinden ) aldıklarını biliyor muydunuz?
Peki
METRO GROS MARKETLER'in (Su anki değil bir önceki) satın almacılığını yapan kişinin Şu an BAGDAT CADDESINDE bulunan Polonez - Barbekü Restoranları' nın sahibi olduğunu biliyor muydunuz?

Peki Izmir'in kalesi olarak görülen
KiPA Marketler'in satın almacılğını yapan bayanınPolonez'in resmi hissedarı olduğunu biliyor muydunuz?

PEKİ AMERİKAN FAST FOOD ZİNCİRİ
DOMINO'S  PIZZAve ALMAN EKOLÜ

DR. OETKER PİZZALARIN İÇERİSİNDE POLONEZ ET MAMULLERİNİN KULLANILDIĞINI BİLİYOR MUYDUNUZ?

PEKİ
GIMA MARKALI ve PİYASALARDA SATILAN "OPI" MARKALI ÜRÜNLERİ POLONEZ'İN ÜRETTİĞİNİ VE BUNUN KARŞILIĞINDA NE KADAR PARA YEDİRDİĞİNİ BİLİYOR  MUSUNUZ?


'Peki, sizce Türkiye de domuz eti yemeyen insan kalmış mıdır?'


4- NUTA öncelikle 7 TEPE markası ile tanınmakla beraber Güneydeki- Herşey dahil - tatil köylerinin bir numaralı tedarikçisi...  Ee tabi yabancı turistlerin yanında yerli turistler de güme gidiyor! Bu firmalar özellikle Büyük Alışveriş Merkezlerinde ayrı bir stant açıyorlar. Ancak   Küçük Şarküterilerde karışık olarak duruyor ve birçok tüketici farkına varmadan domuz ürünlerini satın alabiliyor . Üstelik işin ilginç tarafi bu firma Şimdi de firma tanıtım cd'si hazırlamış Carrefourgibi büyük hipermarketlerde ne kadar hijyenik üretim yaptığını anlatıyor. Ama 7 TEPE SOSİS hafta sonları marketlerde KDV dahil 2.900 TL ye satılıyor.


Çünkü maalesef bu adamlar sosislerin içerisinde "hayvan küspesi" gibi lafını bile etmek istemedigimiz katkılar kullanıyorlar ... Domuz hammaddeli salam ve sosislerin kesiminin yapılıp piyasaya sürüldüğü bir başka yer de NUTA 'nın üretimini yapan kişinin işlettiği Dolapdere'deki imalathane. ("IDEAL"markali salam sosis imalatçısı )


5- NAMETünlü EMİNÖNÜ HASIRCILAR ÇARŞISININ İÇİNDE yıllardır tanınan NAMLI PASTIRMACI'nin modern hali !!! Şu an modern(!) üretim tesisleri BAYRAMPAŞA MEGACENTER (GIDA HALİ) içinde derme çatma bir imalathaneden öteye geçemeyecek konumda olan ve üretim kapasiteleri aylık-günün 24 saati çalıştıklarını düşünürseniz-70 tonu geçemeyecek olan bu imalathanede NAMET ayda tam 270 ton et mamulü üretiyor ve satıyor!!!

Bu aradaki 200 tonluk kapasite açığını ise İSTANBUL DIŞINDA ne idüğü belirsiz imalathanelerde, merdiven altı firmalarda üretim yaptırıp üzerine ' %100 NAMET KALİTESİ' bastıktan sonra (üretim yeri olarak BAYRAMPAŞA'daki adreslerini gösteriyorlar) bizlere afiyetle yediriyorlar.

Carrefour ve diğer tüm zincir mağazalarda POLONEZ'in uyguladığı benzer taktikleri uygulayan NAMET bugün kapasitesinin 3 kat üzerinde üretim yaparak gururla ülkemizi temsil ediyor!..


Peki,Cem YILMAZ'ın dedigi gibi janjanlıambalajasahip NAMLI pastırmaları' nın sahipleriolan Engin & Esen Mepa Kardeşlerin aynı zamanda Çorlu'dakidomuz çiftliklerinin yarı hissesine sahip olduklarını da biliyor muydunuz?

2000 yılında patlak vermiş olan kaçak Buffalo (Yaban Öküzü) etlerinin de NAMLI pastırmaları' nın sahipleri olan Engin & Esen Mepa Kardeşler tarafindan getirildiğinihatta Bayrampaşa'dakiimalathanelerininGazetecilerin ve Kameralaringözü önünde basıldığını, Engin Mepa'nin Show TV'ye, o dönemin 1 trilyon lirayı kendi elleriyle hediye ettiğini, sonra da Milliyet, Hürriyet ve Sabah gazetelerine verdikleridev ilanlarlaTÜM OLANLARIve BASKINLARI yalanladıklarını biliyor muydunuz?

NAMLI Pastırmalarının hem % 5 hissesine sahip olan, hem de İmalat Müdürlüğünü yapan"Muzaffer ...." adındaki şahsın aynı dönemde kardeşi ile Bağcılar semtindeaçmış olduğu imalathanede At ve Eşeketindenyaptığı pastırmaları dilimleyerek Zincir Marketlere sattıklarını biliyor muydunuz?

2004 yılında da Uğur DÜNDAR ekibi tarafından BASILARAK ekranlarda gösterildiğini hatırlayabildiniz mi?

Domuz konusunda herkes topu başkasına atıyor! Bu noktada tüketicinin yapması gereken şeyi Çevre Saglık İl Müdürlüğü Gıda ve Çevre Kontrol Şubesi

Müdürü İrfan YILMAZ özetliyor:


'- Piyasadaki etleri denetlemek mümkün olmuyor.' 'Kısacası ne yediğinize dikkat edin. Çok emin olmadığınız ve  bilmediğiniz markaların ambalaj güzelligine kanmayın.' Ömer KIZILIRMAK   TÜBITAK-SAGE Planlamalar ve Kalibrasyon Birim Amiri

 

Artık:

 DOMUZ, EŞEK, AT, BUFFALO v.b SAKINCALI ETLERİ yemekistemiyorsanız:
LÜTFEN bu Mail'i  HERKESE YOLLAYIN. Çünkü bu bir VATANDAŞLIK  BORCU ve İNSANLIK GEREĞİDİR!

 

 

 

İlk HALAL DUNYA MARKETİ mehterle açıldı…






GİMDES Başkanı Dr. H. Kâmi Büyüközer:           
Bütün dünyayı bir ağ gibi saracağız…

ÜSAME KARAKIŞ’ın Haberi:

Türkiye’nin ilk helal sertifika veren derneği olan GİMDES yine bir ilke imza attı. ‘Helal Dünya Marketleri’ ismiyle içinde sadece GİMDES’in denetiminden geçen firmaların ürünlerinin olduğu ilk market dün GİMDES Başkanı Dr. H. Kâmi Büyüközer ve
Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağrıcı tarafından açıldı. Açılışta bir konuşma yapan GİMDES Başkanı Dr. H. Kâmi Büyüközer, “Helal dünya marketleri bütün dünyayı bir ağ gibi saracak” dedi.

 

Uluslararası sertifikalama kurumu GİMDES’in denetiminde tüm sertifikalı helal ve sağlıklı ürünleri bir çatı altında toplayacak Helal Dünya Marketleri’nin ilk şubesi dün Bağcılar da Mehter Marşları eşliğinde açıldı.

160 FİRMANIN ÜRÜNLERİ RAFLARDA YERİNİ
ALDI

GİMDES’in sertifika verdiği 160 kadar firmanın ürünlerinin bulunduğu markette tavuk, kırmızı et, peynir, dondurulmuş gıdalar, süt, kaşar, un, yağ, çay, şeker, su, makarna, bal, ayran, yoğurt, tahin, pekmez gibi ana gıdaların yanı sıra bebe ve yetişkinler için şampuan ve diş macunu da satılacak. Markette satılacak tüm ürünler Gıda ve İhtiyaç maddeleri denetleme ve sertifikalandırma
araştırmaları derneği GİMDES tarafından denetlenmiş ve sertifikalandırılmış olacak.

BÜYÜKÖZER VE ÇAĞRICI BİRLİKTE KURDELA KESTİ
Bir yıl gibi bir süre de öncelikle İstanbul’da şubeler açmayı daha sonra Türkiye’nin diğer şehirlerinde de açılacak şubelerle büyümeyi planlayan Helal Dünya Marketleri, uzun vadede Avrupa’ya ve Orta Doğu’ya da marketler açmayı planlıyor.
Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı ve GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer’in de katıldığı açılışta birçok sertifikalı firmalar sertifikalı ürünlerini tanıtmak için ikram etmek üzere stant açtılar.

HELAL DÜNYA MARKETLERİ BÜTÜN DÜNYAYI BİR AĞ GİBİ SARACAK
Açılışta bir konuşma yapan GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, “Bir Müslüman’ın hayat standardının olmazsa olmazını helal yaşam teşkil eder. Doğumundan ölümüne kadar helal dairesi içerisinde yaşamak onun en önemli hedefidir. Bu sebeple helal yaşam, helal yemek, helal içmek, kısaca helal lokma Müslüman’ın vazgeçilmezidir. İşte bu hassasiyetten dolayı gelişen bu ortamda helal yaşam güvencesini sağlayabilmek için Müslümanlar yaşadığı her toplumda helal standarda dayalı helal
sertifikalama kurumları oluşturdu.

Müslüman tüketiciye sunulan, onun kadim kültürüne uymayan helallik açısından değerlendirilmeyen, bu ürünler ve üreticileri nasıl kontrol edebiliriz düşüncesi GİMDES’in de kurulmasına vesile oldu. bugün burada 2009 yılından itibaren ihracata dönük sertifikalandırılan helal ve sağlıklı ürünlerin toplu olarak tüketicilere sunulacağı bir market zincirinin ilk halkasının açılışını yapmakla büyük mutluluk duyuyoruz. Helal Dünya Marketleri’nin hedefi bütün dünyayı bir ağ gibi saracak marketler sistemi
oluşturmak” dedi.

İLK MARKETİ AÇTI, İKİNCİSİ DE YOLDA!
Helal Dünya Marketleri’nin ilk şubesini açan Suat Küçük, “Amacımız insanları bilinen ve güvenilen bir kurum tarafından verilen helal sertifikalı ürünlerle, insanlara helal ürün satmak. Bu işin hem ticari hem de manevi özelliği var. Boğazımızdan geçmeyen bir lokmayı başkasına satmaya hakkımız yok” diye konuştu. Ortalama 70-80 bin TL harcayarak dükkanı açtığını belirten Küçük, asıl işinin tekstil sektörü olduğunu fakat bu işte yoğunlaşacağını sözlerine ekledi. Küçük, ikinci marketi açmak için şimdiden


YORUMLAR.

Muhterem HOCAM.


İlk olmak

Öncü olmak

ve istikrarı devam ettirebilmek

önemlidir..

Hesabi değil,

Hasbi olmanızı örnek alıyor,

Büyüközer Ailesine,ve Şahsınızda

GİMDES

WHC

AHC-EUROPE

gönüldaşlarına  Hayırlı Bayramlar diliyorum



Abdurrahim BARIN
Gn.Bşk.
Türkiye Ulaş İş

www.ulasissendikasi.net
www.ulasissendikasi.com


13-14 EKİM 2011 TARİHLERİNDE İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİRİLECEK HELAL VE SAĞLIKLI 
ÜRÜNLER KONFERANSINDA 7 ÜLKEDEN 20 KONUŞMACI 6 KATEGORİDE ÖNEMLİ TEBLİĞLERSUNACAKLAR. 
MALEZYADAN : Prof. Dr. Shuaimi Mustafa, Lokman Ab Rahman
ENDONEZYADAN: Dr. M.Nadratuzzaman Hosen, Junaidi Muhyiddin
AMERİKADAN: Prof.Dr.Yusuf Ziya Kavakcı ,Dr.Ahmad Sakr, M.Mazhar Hussaini
HOLLANDADAN: Prof Dr.Ahmet Akgündüz
ALMANYADAN: Dr. Rachid Fetouaki
GÜNEY AFRİKADAN: M.S. Navlakhi
TÜRKİYEDEN: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Prof. Dr.Mehmet Günay, Prof. Dr.Ömer Torlak,  Prof.Dr. Mehmet Alpaslan,Prof.Dr. Ender Serin,Doç.Dr. Tevhit Ayengin,Doç.Dr. Serkan Çakır,Dr. Halim Aydın,

Dr. H.Kâmi Büyüközer, Dr. Bayram Yalçın, Abdullah Kurt,Fatih Kalender

13-16 Ekim 2011 de gerçekleştirilecek 2.Helal ve Sağlıklı Ürünler fuarı ile de eş zamanlı olacak konferans, 

CNR FUAR ALANI KONFERANS Salonunda yapılacaktır. 
KONFERANS PROGRAMI:

 

4.ULUSLARARASI HELAL VE SAĞLIKLI ÜRÜNLER KONFERANS PROGRAMI
13 – 14 EKİM 2011
13 EKİM 2011, PERŞEMBE

09:00 – 9:15 Kuran ve Dua
09:15 – 09:30 Açılış Töreni ve Açılış Konuşması
Dr. Hüseyin Büyüközer, GİMDES Başkanı
09:30 – 11:00 Protokol Konuşmaları

11:00 -13:05 1. Oturum
KONU : Bütün dünyada geçerli olabilecek küresel tek bir standarda ulaşabilmenin çözümleri

Moderatör : Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü, HOLLANDA
11.00-11.25 Dr.Muhamad Nadratuzzaman Hosen, MUI Ulusal Şeriat Konseyi ve Endonezya Ulema Konseyi (MUI) Saymanı
ENDONEZYA
Dünya helal standardındaki sorunlar

11.25-11.50 Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Uludağ Üiversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesİ,TÜRKİYE
İslâmî Ölçüler İçinde Evrensel Nitelikli Helal Gıda Sertifikası Düzenlemek Mümkün Olur mu? 

11.50-12.15 Yard.Doç.Dr.Tevhit Ayengin, 18 Mart Üniversitesi,İlahiyat Fakültesi, TÜRKİYE
Küresel Tek Bir Helal Sertifikasına Öneriler

12.15-12.40 Fatih Kalender, Fıkıh Uzmanı, GİMDES Fetva Kurulu Üyesi, TÜRKİYE
İslamda Helal Sertifika

12.40 – 13.05 Soru ve Cevaplar
13.05 -14.00 Öğle Yemeği ve Namaz
14.00 – 16.00 2.Oturum
KONU : Transgenik Gıdaların Helal Olabilirliği
Moderatör: 
Prof. Dr. Hasan Doğruyol, Uludağ Üniversitesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, TÜRKİYE 
14.00-14.25 Prof. Dr.Mehmet Günay, Sakarya Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Dekanı, TÜRKİYE
GDO’lu gıdaların Fıkhi Boyutu 

14.25-14.50 Prof. Dr. Shuaimi Mustafa, Putra Üniversitesi,Moleküler Biyolog -HPRI Genel Müdür Yardımcısı,
MALEZYA
Transgenik Gıdaların Helal Olabilirliği

14.50-15.15 Dr. Ahmad H. Sakr, İslami Bilgi Vakfı Başkanı- Amerika İslam Gıda ve Beslenme Konseyi (IFANCA) yönetim kurulu üyesi , USA
Dönüştürülmüş Bioteknolojik Ürünler

15.15-15.40 Dr. Halim Aydın,GİMDES Başkan Yardımcısı, MÜSİAD Gıda ve Tarım Sektör Kurulu Başkanı, TÜRKİYE
Helal Gıdaya Helal Tohum ve Helal Embriyo’dan Başlamak

15.40 -16.00 Soru ve cevaplar
16.00 – 16.20 Çay Molası
16.20 – 18.00 3. Oturum
KONU: Müslüman olmayan Ülkelerde Helal Sertifikadaki problemler,                                                                  
Müslüman Ülkeler Arasındaki Helal Ürün Ticareti
Moderatör: 
Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı, ISNA meclis üyesi ve Dallas IANT Kuran Akademisi kurucusu, USA
16.20-16.45 Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü, HOLLANDA
Avrupa Ulkelerinde Helal Gıda Problemleri ve Çözüm Yolları 

16.45-17.10 Muhammad Mazhar Hussaini, AHF Başkanı (Amerika Helal Birliği), USA
Müslüman olmayan Ülkelerde Helal Sertifikadaki problemler

17.10-17.35 Prof. Dr.Ömer Torlak, Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü,TÜRKİYE
İslam Ülkeleri Arasında Helal Ürün Ticaretinin Ekonomik,Sosyal Ve Ahlâki Açıdan Önemi

17.35- 18.00 Soru ve Cevaplar

14 EKİM 2011 , CUMA 
9.00 – 9.15 Kuran ve Dua
9.15 -11.15 4. Oturum
KONU: Bitkisel yağlar ve margarinlerin insan sağlığı üzerindeki etkiler
Moderatör: 
Dr. Halim Aydın, GİMDES Başkan Yardımcısı,MÜSİAD Gıda ve Tarım Sektör Kurulu Başkanı, TÜRKİYE
9.15-9.40:Prof.Dr.Ender Serin, Başkent Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü Doktoru, TÜRKİYE
İnsan sağlığında yağların yeri

9.40-10.05: Prof.Dr. Mehmet Alpaslan, İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan yardımcısı ve Gıda Mühendisliği Bölüm
Başkanı, TÜRKİY
Bitkisel Yağlar ve Margarinlerin Tüketimindeki Riskleri

10.05-10.30 Dr. Rachid Fetouaki, Helal Control (EU) İdari İşler ve Uyum Birimi Müdürü, ALMANYA
Yağ prosesi,kimyası ve trans yağ tüketiminin potansiyel zararlı etkileri

10.30-10.55: Doç.Dr.Serkan Çakır, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mudurnu Süreyya Astarcı Meslek Yüksekokulu,Mimari Restorasyon Programı Bölüm Başkanı
Nebati Yağların Ve Margarinlerin İnsan Sağlığı Üzerindeki Tesirleri 
10.55- 11.15 Soru ve Cevaplar
11.15 -12.15 Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarını Ziyaret
12.15 -14.00 Öğle Yemeği ve Cuma Namazı
14.00 – 16.50 5. Oturum
KONU: İslâmî Ölçüler İçinde Evrensel Nitelikli Helal Gıda Sertifikası Düzenlemek Mümkün Olur mu? 

Moderatör: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, TÜRKİYE
14.00-14.25 M.S. Navlakhi, Afrika Ulusal Helal Kurumu Başkanı, Güney Afrika
Jelatin
14.25-14.50 Abdullah Kurt, Ondokuz Mayıs Üniversitesi-Gıda Mühendisiliği Bölümü Araştırma Görevlisi,
TÜRKİYE
Jelatin Üretimi,Fonksiyonları ve Alternatifleri üzerine Çalışmalar 
14.50-15.15 Dr. Hüseyin Büyüközer, GİMDES President, TÜRKİYE
Helal, Tayyib Ve Kefalet Kavramları
15.15-15.40 Dr. Bayram Yalçın, Sabahattin Zaim University, Gıda Mühendisliği Fakültesi, TÜRKİYE 
Gıda Paketlemesinde BPA
15.40-16.05 Lokman Ab Rahman, Helal Daire merkezi Başkanı,JAKIM, MALEZYA 
Helal Güvence Uygulamaları ve Helal Üretim “0” kusur 
16.05-16.30 Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı, ISNA meclis üyesi ve Dallas IANT Kuran Akademisi kurucusu, USA
Helal Tüketimde Allah’a Kulluk
16.30 – 16.50 Soru ve Cevaplar
16.50 – 17.15 Çay Arası

SONUÇ BİLDİRGESİ VE KAPANIŞ TÖRENLERİ 

SONUÇ BİLDİRGESİ VE KAPANIŞ TÖRENLERİ 






Oktay Sinanoğlu: “GDO’yu zararsızmış gibi gösteriyorlar”


, ,   


Ülkenin sıradışı Profesörü Oktay Sinanoğlu, Ülke TV’nin ‘Sıra Dışı’ programına konuk oldu ve ilginç açıklamalarda bulundu.

Dünyada kültürel ve biyolojik soykırım olduğunu iddia eden Prof Oktay Sinanoğlu, “Kültürel soykırımın ilk imzasını eğitimi 1946’da ABD’ye bırakarak İsmet Önünü atmıştır. Yabancı dille eğitim bilim yaptırmak kültürel soykırımdır. Hala aklınız oradaysa bilin ki ABD batmıştır. Üstelik hem toplum hem de ekonomi olarak batmıştır. California’da yaşayan insan kalmamıştır. Herkes ABD’yi terk ediyor” dedi.

BİRKAÇ VAKIF ABD’Yİ SOYDU

Birkaç Vakfın ABD’yi soyup soğana çevirdiğini belirten Sinanoğlu; “ABD nüfusunun çoğu kobaydır. Çünkü halkının çoğunluğu kara cahildir. 1946’dan bu yana Türkiye halkına da ABD halkına uygulanan muamele uygulanıyor. Bir halkı cahil bırakırsanız gidin şuraya saldırın dediğinizde gider saldırır. ABD’yi bütün kaynakları ele geçirmiş olan üç şirket idare ediyor. Bunlar enerjiye sahip oldukları gibi gıdayı ele geçirdiler. ”

DÜNYANIN YÜZDE 80’NİNİ YOK ETMEK İSTİYORLAR

Bu bir avuç adam, dünya nüfusunun yüzde 80’nini yok edip yüzde 20’sini de kendilerine hizmet olarak bırakacaklar. Köle olarak kullanacaklar. Bu şirketler bakanları ayarlıyor. Hatta bakanlıklar akimin geleceğini belirliyor. Bazı adamları araştırmacı diye adayıp sözde raporlar hazırlatıyorlar.

GDO’YU YALAN RAPORLARLA ZARARSIZMIŞ GİBİ GÖSTERİYORLAR

Tohumun sahibi olan bu şirketler aslında kimyasal şirketleridir. Bunların tohumlarını kullandığınızda onların zehirli ilaçlarını kullanmak zorundasınız. Basın yayın organları da bunların elinde. Ellerinde sahte raporları yayınlatıyorlar. GDO’lular böylece zararsızmış gibi gösteriyorlar” dedi.

“Moleküler biyoloji birimleri kurmak için İstanbul’daki iki üniversiteye müracaat ettim. Hiçbir şey istemedim. Üstelik ücretsiz ders vermeyi taahhüt ettim. Ama rektörler önce kabul ettikleri halde vazgeçtiler. Birileri engel oldu” diyen Sinanoğlu; “Genetik değişiklik ilk olarak ineklerde yapıldı. İneğin DNA’sını değiştirdiler. Bu inekler önce çok sit verdiler. Sonra patır patır öldüler. Doğan yavrularda 5-6 altı bacaklı olarak doğmaya başlayınca sessiz sedasız bu projeden vazgeçtiler. Sonra bitkilere yöneldiler. Bunlar geni tanımıyorlar. ‘Her gen bir iş yapar’ mantığını doğru zanneden matematik bilmeyen bazı saf bilim adamlarını kullandılar” dedi.

Ayrıca Sinanoğlu “Bilmiyorlar ki her gen tek bir iş yapmadığını söyleyen Prof Dr Oktay Sinanoğlu; “Bunların bu işi çözmesi imkânsız. Bunun çözümünü ben ta 19732de bulmuştum ve yayınlamıştım” dedi.

ARTIK GÜVENLİ GIDA BULMAK ÇOK ZOR

Bugün ne ete, ne süte ne ekmeğe ne de herhangi bir gıdaya güvenilemeyeceğini belirten Sinanoğlu, “bu gıdaların birçok soruna hatta ölümlere neden olduğunu biliyoruz. Rocekfeller’in ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in vakfının desteklediği üç şirket tüm tohumların patentli sahibidir. Klasik tohumları bile toplayıp kendi adlarına tescil ettirdiler. Tekelleştiler.

KÜÇÜK ÇİFTÇİLERİ YOK ETMEK İSTİYORLAR

Bunların girişimleriyle tohum kanunları çıkartılıyor. Geleneksel tohum üretimini bile yasaklatıyorlar. Küçük çiftçileri ortadan kaldırmak için patent ihlali yaptığı gerekçesiyle dava açıp tarlalarını ellerinden alıyorlar. Aynı işlem için son birkaç yılda Türkiye’de benzer tohum yasaları çıkarttılar” görüşlerini dile getirdi.

FİZİKÇİLER YOK EDİLDİ

Fizik sahasında da ince oyunlar oynandığını iddia eden Oktay Sinanoğlu; “Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de fizikçiler ortadan kaldırılarak, fizik sahasında geriletildi” dedi.

Bu tür meselelerin konulmasını engellemek için konuşanlara komplo teorisi yaftası katarlar diyen Sinanoğlu; “ormanda gidiyorsunuz, karşınıza aslan kalan çıkmış, ‘bak aslan kaplan var’ diyorsunuz. Adam komplo teorisi diyor. Bunun neresi komplo teorisidir. Komplonun teorisi mi olur?” diye sordu.

Hiçbir şey yok diyenleri batının sesi ve batı uşağı olmakla suçlayan Prof Sinanoğlu; “Ortada çok büyük bir şeytanlık var şeytanlık” dedi.

ORGANİKTE GDO’LU

“Organik morganik diye ileri sürülenler palavradır” diyen Oktay Hoca, “Organik denilenlerde GDO’ludur. Sokaklarda köpek gezdiren ve organikçilik yapan sahte çağdaşların olduğunu iddia eden Sinanoğlu; “Bu tipler kendi halk ve kültürlerinden kopuk batıcı ve sömürge kültürünün kalıntılarıdır. Bunlar kültürel soykırımı ürünleri” şeklinde konuştu.

ABD’NİN 12 EYLÜLCÜLERİN İKİ İSTEĞİ VARDI

Son olarak 12 Eylül darbesini yapanlardan ABD’nin iki isteği olduğunu iddia eden Prof Dr Oktay Sİnanoğlu; “İlkinin İhsan Doğramacı’ya üniversiteleri kontrol altına alacak YÖK’ü kurmasını istemeleri diğerinin ise Özal’ın ise ülkenin başına getirilmesi” isteği olduğunu söyledi. Üniversitelerde eskiden küçük çaplı bile olsa araştırmalar yapıldığını söylerken, yok olacağı YÖK kurulduktan sonra buna da engel odlunu belirtti ve ekledi: “YÖK Başkanının son tohum çıkışları çok önemlidir. Çok doğru ve yerindedir. Türkiye’ye ilk genetiği değiştirilmiş tohumlar Türkiye’ye İsrail’den getirildi” HABER MERKEZİ / TİMETURK ÖZEL

Genetiği değiştirilmiş gıdalar-GDO tehlikeli m

Helal gıda Müslüman'ın OLMAZSA olmazı
04.02.2010 22:50
GİMDES Gnl.Bşk.Dr.Hüseyin Büyüközer, vakitin soruları cevapladı







 

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği Genel Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, helal gıda tüketmenin, bir Müslüman’ın hayat standartının olmazsa olmazı olduğunu belirtti. Büyüközer, “Bir Müslüman’ın yediği içtiği her lokmanın mutlaka helal olması şarttır” diye konuştu.


M. MUSTAFA UZUN / İSTANBUL


Helal gıda, birçoğumuzun ihmal ettiği ama asla ihmale gelmeyecek bir alan. Büyük çoğunluğun Müslüman olduğu bir ülkede yaşıyor olmak, bizi helal gıda hassasiyeti noktasında hakikaten rehavete sürüklüyor. Oysa bir süre yaşadığım gayrimüslim bir şehirde, Cape Town’da Müslümanlar inanılmaz bir şekilde yediklerine, içtiklerine dikkat ediyorlardı. İslâmî hassasiyeti çok fazla olmayanlar dahi buna dikkat ediyorlardı. Oysa Türkiye, “helal gıda” kavramını dahi yeni yeni duyuyor. Tarım Bakanlığı, helal gıda sertifikalandırması konusunda hâlâ ciddi sıkıntılar çıkartıyor. Bu anlamda bilinçli ve şuurlu kesimler, henüz baskı unsuru olamadılar. Kitleler ne yediğinden, ne içtiğinden habersiz. Biz de Türkiye’de bütün zorluklara rağmen helal gıda sertifikası veren en yetkin kurum olan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Genel Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer ile “helal gıda” kavramı ve şu anda Türkiye’deki genel durumu hakkında konuştuk. Buyurun;


“HELAL GIDA” NEDİR?


* Öncelikle “helal gıda” kavramı ile başlayalım isterseniz. Nedir bu “helal gıda”?


- Helal, Arapça bir kelimedir. Yasal, meşru, geçerli mânâsındadır. Onun karşıtı olan haram kelimesi ise yasal olmayan, gayrimeşru, geçersiz mânâsındadır. Yemek ve tüketmek için bir şey geldiği zaman helal şartı, Müslüman’ın olmazsa olmaz sınırıdır. Çok az istisnalarla, tüm saf ve temiz şeyler helal kılınmıştır. Helal, öncelikle bir Müslüman’ın hayat standartının olmazsa olmazını teşkil eder. Doğumundan ölümüne kadar helal dairesi içerisinde yaşamak, en önemli hedefidir. Bu hedefinin en önemli halkası ise helal lokmadır. Boğazından geçecek her lokmanın hesabını Allah’a (c.c.) vermek zorundadır. Bu sebeple, bir Müslüman’ın yediği içtiği her lokmanın mutlaka helal olması şarttır. Maddi ve manevi hayatının sağlıklı ve feyizli devam edebilmesinin en önemli güvencesi, helal lokmadır. Bu, her şeyin üzerinde bütün Müslümanlar için bir iman meselesidir. Dünya üzerinde yaşayan 2 milyar Müslüman’ı ilgilendiren bir konudur.



- Sayacağım istisnalar kesinlikle haramdır. Bunlar; domuz, domuz eti ve domuz ürünleri, İslamî usule göre kesilmemiş hayvanlar, kesilmeden önce ölmüş hayvanlar, Allah’dan (c.c.) başkası adına kesilmiş hayvanlar, alkol ve tüm sarhoşluk veren maddeler, etobur hayvanlar, yırtıcı kuşlar, sürüngenler, kan ve kandan yapılmış ürünler ve bu belirttiğim ürünlerden herhangi biri ile karıştırılmış gıdalar.


* Bu kadar açık ve net mi?


- Buna rağmen, pek çok şeylere açıkça helal, ya da açıkça haram denemeyebilir. Bazı şeyler tam açık bilinemeyebilir. Bunların sorgulanması gerekebilir veya ‘helal mi, haram mı’ tespitini tam yapabilmek için daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulabilir. Mesela sanayi ürünü gıda maddeleri, ihtiva ettikleri, jelatin gibi, enzim gibi, lesitin gibi, mono ve digliserid gibi katkı maddelerinin kökenleri hakkında veya üretim safhasında kullanılan yöntemler hakkında net bir bilgiye sahip olunamadığı zaman da şüpheli bir durum söz konusu olur.


* Peki, bir Müslüman neden aldığı gıdaya dikkat etmek zorundadır?


- Bugün, ister ülkemizde, ister bir başka İslâm ülkesinde ve isterse herhangi gayrimüslim bir ülkede yaşayan Müslüman için marketlerin raflarını dolduran gıda maddeleri, önemli bir farklılık arz etmemektedir. Hemen hemen hepsinin etiketlerine bakıldığında “içindekiler” başlığı altında ekseriya mânâlarını bilmediği kelimeler ve işaretler yer almaktadır. Çünkü bugün dünyada “Gıda Teknolojisi”ni ve “Gıda Endüstrisi”ni gayrimüslimler kontrol etmektedir. Çok sert ve kesin emirlere muhatap olduğu halde, bu konuda da Müslümanlar yaya kalmıştır. Ecnebi ülkelerde yaşayan Müslümanlar, azınlık psikolojisi içinde oldukları için, çevrelerine karşı daha uyanık olabiliyorlar. Dolayısı ile helal gıda arayışı konusunda da daha şuurlu ve metotlu çalışıyorlar.


* Belli bir ölçü, işaret var mı?


- Hayır. Bugün, gerek ecnebi ülkelerde, gerek İslâm ülkelerinde, marketlerde satılan gıda maddelerini, helal olup olmama noktasında Müslümanlar için belgelendirecek resmi bir kuruluş mevcut değildir. Fakat dünya nüfusu içerisinde çok küçük bir yer tutan Yahudiler için Amerika, İngiltere gibi pek çok ülkelerde Yahudi dinî kuruluşlarının kontrolünden geçmiş özel “Kosher” damgalı gıda maddeleri üretilmekte ve Yahudilerin kullanımına sunulmaktadır.


* Peki hocam helal gıda olayını ticari olarak da ele alabilir miyiz? Pazar payı nedir, hedefler neler? Şu anda helal gıda piyasası ne durumda?


- Konunun aynı zamanda ekonomik yönünün olduğunu da gözardı edemeyiz. Bugün, zehirli ve zararlı madde içermeyen, hijyenik şartlarla hazırlanmış helal ürünler, yalnızca gıda maddelerini kapsamıyor. Helal gıda ile başlayan helal ekonomisi; kozmetik sanayi, oyuncak sanayi, ilaç sanayi, finans, helal internet arama motoru, turizm sektörü ve perakende zincirlerine kadar yayılarak kendi oluşturduğu serbest piyasa ekonomisini büyütmeye devam ediyor. Helal gıda pazarının bu günkü değerinin 850 milyar ABD Doları, tüm helal piyasasının ise 2 trilyon ABD Doları civarında olduğu tahmin ediliyor. Araştırmalara göre dünyada helal ürünleri tüketen yaklaşık 2 milyar tüketici bulunuyor. Bu nüfusun 950 milyonu Asya’da, 450 milyonu Afrika’da, 350 milyonu Ortadoğu’da, 30 milyonu Avrupa’da, 10 milyonu Amerika’da yaşıyor. Müslüman olmayan ülkelerde de talep gören helal gıda sektörünün AB ülkelerindeki ekonomik büyüklüğü ise yaklaşık 70 milyar dolar. Pek çok ülke yalnızca gıdada 850 milyar (toplam helal ekonomide 2 trilyon) ABD Doları’nı aşması beklenen bu dev pazardan pay alabilmek için İslâm ülkelerinde lobi faaliyetleri yürütüyor. Bu ülkeler arasında Amerika, Avrupa, Japonya ve Çin ülkeleri dikkat çekiyor.


* Neden helal gıda sertifikası bu kadar önemli?


- Globalleşen bir dünyada ülkelerin adeta bir birine bitişik köyler haline gelmesi, üretilen ürünlerin içerik ve üretim proseslerinin karmaşıklığı ve bu ürünlerde çoğunluk İslâm dışı merkezlerin bilgi ve yöntemlerinin kullanılıyor olması, Müslüman’ın inancına uygun ürün seçmesinde zorluklar oluşturmuştur. Bu sebeple, helal sertifikalama, Müslüman için, kabul edilebilir gıdanın ve tüketilebilir ürünün üretilmesi için kaçınılmaz olmuştur. Bu husus, dünyadaki 2 milyar Müslüman’ı ve helal ürün yemeyi tercih eden diğer milyonlarca insanı kapsamaktadır.


DÜNYA HELAL GIDA FUARI TÜRKİYE’DE YAPILACAK
* Yapmayı planladığınız helal gıda fuarında neler olacak?


- Bu yıl 30 Eylül-3 Ekim tarihleri arasında Allah’ın izni ile gerçekleştireceğimiz Dünya Helal Konseyi 2010’un (WHC) kongresinin paralelinde CNR Fuarcılık firması ile birlikte ilk Uluslararası Helal Ürünler (Gıda, Kozmetik, Temizlik ve Sağlık) ve Helal Finans Fuarını da İstanbul’da başlatacağız. Bu fuarda uluslararası akreditasyona sahip Helal Sertifika Kurumlarından Sertifika almış firmaların ürünleri dünya pazarlarına tanıtılacaktır. Türkiye böyle bir fuara ilk kez ev sahipliği yapacağı cihetle ürünleri için ihracat planları olan firmalarımızın bu fuara çok iyi hazırlanmaları, gerek firma ve gerekse Türkiye ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. İlgili kamu kurumlarımız, hükümetimiz ve firmalarımızın gereken alakayı göstereceklerini ümit ediyoruz.


HELAL GIDA İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?


* Türkiye gibi bir ülkede giderek yaygınlaşan “domuz eti” ve benzeri haram gıdalardan korunmak için neler yapmak gereklidir?


- Alışveriş yaparken satın alacağınız ürünün içindeki maddeleri belirten etiketin bulunduğundan emin olun. Etiketi olmayan ürünü satın almayın. Daima etikette yazan maddeleri tek tek kontrol edin. Sakıncalı madde bulunan gıda maddesini satın almayınız. Helal kesim et ürünü sattığından kesin olarak emin olmadığınız market veya kasaptan et almayınız. McDonalds, Burger King, Pizza Hut gibi fast-food lokantalarda çok dikkatli olun. En son açıklanmış helal-haram katkı maddeler listesini www.gidaraporu.com sitesinden temin ediniz. Özellikle şu ürünleri satın alırken dikkatli olun: Et ürünleri, peynirler, yoğurtlar, cipsler, kekler, pastalar, yemekler, margarinler, yağda kızartmalar, hazır çorbalar, krem şantiler, pudingler, soslar, çikolatalar, şekerlemeler, dondurmalar, hazır hamur yufkalar. Bilmediklerinizi sağlam bilgi kaynaklarına ulaşarak öğrenmeye çalışınız. Takva üzere yaşamak istiyorsanız, emin olmadığınız gıda maddelerini satın almayınız.

GİMDES NEDEN KURULDU
* GİMDES genel hatları ile nelerle ilgileniyor? Alanı, hedefleri nelerdir?


- GİMDES, bir ihtiyaçtan doğan dernektir. Bütün Müslümanların olmazsa olmaz yaşam şartlarının başında gelen ‘helal ve sağlıklı gıda’ maddelerini araştırmak ve ‘yasal çerçeve içerisinde helal sertifikalandırmak’ için 5 yıl önce kuruldu.



 

30 yılım helal olsun

GİMDES Başkanı
 
Hüseyin Kami Büyüközer,

30 yılını helal gıda üzerine kafa yorarak geçirmiş. Büyüközer, gıda üretiminde kullandığımız yöntem, makine ve hammaddenin Batı'dan gelmesi nedeniyle helal olmayan unsurların gıdamıza karışabileceğini söylüyor




EMETİ SARUHAN
Bir şey yiyip içerken boğazınıza kaçırıp öksürmeye başlarsanız hemen "Helal, helal" sesleri arasında, sağdan soldan eller uzanıp sırtınıza vurur. Toplumumuzun ortak davranışlarından bir olan bu durum bilinçaltımızı yansıtır aslında. Biz "Helal olmayan lokmanın boğazımızda kalacağını" düşünürüz. Temelde düşüncemiz böyle ama günümüzde yediklerimizin helal olup olmadığı noktasında çok ince eleyip sık dokumuyoruz. Çünkü domuz eti yemeyip, alkol almadığımız sürece helal dairesi dışına çıkmadığımızı düşünüyoruz. Ancak GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği) Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer olayın sandığımızdan farklı olduğunu söylüyor.

GIDA ÜRETİMİ BATI KAYNAKLI

"Helal" kelimesini bir Müslümanın doğumundan ölümüne kadar yaşam tarzının genel adı olarak tanımlayan Büyüközer, bunun en önemli dinamiğinin de helal lokma olduğunu ifade ediyor. Son 100 yıllık geçmişte Müslümanların yediği içtiği gıdaların kendi kontrolünden çıktığını anlatan Büyüközer, gıda üretiminde kullandığımız yöntem, makine ve hammaddenin Batı'dan gelmesi nedeniyle helal olmayan unsurların gıdalarımıza karışabileceğini söylüyor. Buradan hareketle dünyada Helal Sertifikası ihtiyacı doğmuş. Büyüközer'in kurduğu GİMDES ihracata yönelik Helal Sertifikası veriyor. Yani Malezya, Singapur gibi ithal ettiği ürünlerde helal şartı arayan Müslüman ülkelere yapılacak ihracatta kullanılmak üzere helal sertifikalandırılması yapılıyor. Ancak Büyüközer yaptıkları çalışmanın firmaların iç ticaret, dış ticaret ayırımı yapmadan bütün ürünleri için olduğunun altını çiziyor. Benzer bir sertifikalandırmayı ise Museviler Koşer Sertifikası ile yapıyor ve tüketecekleri ürünlerin bir din adamının kontrolünden geçmiş olmasını şart koşuyorlar.

 

DETAYLI DENETİM YAPILIYOR

GİMDES sertifika verirken öncelikle başvuran şirketten kağıt üzerinde istenebilecek tüm belgeleri istiyor. Eğer bu belgelerden şirketle sertifika çalışması yapılabileceği sonucuna ulaşılırsa, şirkete istenilen şartlar ulaştırılıyor ve eksiklerin tamamlanması isteniyor. Eksikler tamamlanınca, hammadde depolarından mamul madde depolarına, üretim bandından çalışma alanlarına tüm işletme, gıda mühendisleri, veterinerler, biyologlar, kimyacılar, genetikçiler ve din alimlerinden oluşan bir heyet tarafından inceleniyor. Aksaklık varsa kaydediliyor, uygunsa uygun olduğuna dair rapor veriliyor. İhtiyaç varsa laboratuar tahlilleri yapılıyor. Heyet raporları incelenip bir yıllık sertifika veriliyor.

 

YOĞURT DİYE DOMUZ PROTEİNİ YEMEYELİM!

Peki neler gıdalarımızdaki tehlikeler? Öncelikle gıda maddelerinin içinde domuz eti ve domuzdan elde edilen katkı maddeleri, alkol, kan ve kan ürünleri bulunmaması gerekiyor. Etlerin kesim biçimi de helal kapsamı içine giriyor. Ayrıca GDO'lu ürünlere de izin verilmiyor. Mesela jelatin pek çok ürün içinde kullanılıyor. Hem bitkisel hem de hayvansal kaynaklı olarak elde edilebilen bu katkı maddesinin hayvansal kaynaklı olanı yurt dışından temin ediliyor. Büyüközer, hayvansal kaynaklı jelatinin domuzdan elde edilmiş olma ihtimalinin yüksek olduğunu, kullanılan hayvan domuz olmasa bile bizim için leş hükmünde hayvanlar olacağını söylüyor. Bu nedenle sertifika verecekleri üründe jelatin kullanılacaksa bitkisel kaynaklı olmasını istiyorlar. Böylece aklımıza bile gelmeyecek bir üründe, mesela kıvam arttırıcı olarak kullanıldığı yoğurtla birlikte hayvansal kaynaklı bir protein almamış oluyoruz.

 

DÜNYADAKİ SİSTEMLE ÇALIŞIYORLAR

Şu an GİMDES'ten helal sertifikası almış 70'e yakın firma var. Hüseyin Kami Büyüközer, kuruluşlarının World Helal Consul üyesi olduğunu ve geçen yıl yaptıkları konferansta tek bir standartta buluşmayı hedeflediklerini söylüyor. Şu an tüm helal sertifikası veren kuruluşların tek bir standarda getirilmesi için çalışmalar yapılıyor. Büyüközer merdivenaltı sertifika kurumlarından da şikayetçi: "Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinde her köşe başında bir sertifika kuruluşu var. Kendine göre bir logo uydurmuş, şartlar koymuş, sertifika veriyorum diyor. Hem Avrupa'daki Müslümanlar tedirgin, hem gayrı Müslim üreticiler de müşteki bu konuda." diyor.

 






 

“Helal Gıda” yaygınlaşmalı




Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer: “Helal Gıda” yaygınlaşmalı Türkiye`de uluslararası akredite olan ve helal gıda sertifikası veren tek kuruluş GİMDES`tir. Bizden şu ana kadar bu sertifikayı talep eden 60 firma vardır. Bağlı bulunduğumuz Dünya Helal Gıda Konseyi`nin sertifikaları her yerde tanınmaktadır. Yahudiler Koşer damgası olmayan ürün yemiyorlar. Biz de Helal Sertifikalı ürünleri seçmeliyiz. 2009 yılında Çin`de gerçekleştirilen Dünya Helal Gıda Konseyi, bu yıl Türkiye`de gerçekleştirilecek. Yakında bir ilk olarak Helal Gıda Fuarı da yapacağız.

01-02-2010 / 09:14
http://www.basaksehir.com.tr/Basak.php?Git=Haber&Sayfa=Oku&id=30723
Helal gıdanın bugünkü piyasası 2 trilyon civarındadır. 2 milyar insan helal ürün tüketiyor. Pek çok Batılı ülkeler bile bu pazardan pay alabilmek için İslam ülkelerinde lobi faaliyetleri yürütüyorlar.
Türkiye bu pazarda daha etkin olmalıdır. Tarım Bakanlığı`nın çağ dışı yönetmelikleri bu anlamda büyük sıkıntılara neden oluyor. Tarım Bakanlığı, etiketlerdeki helal gıda damgalarına para cezası veriyor. Bu çağdışı bir uygulamadır.
Avrupa ülkeleri GDO’lu ürünleri bir bir yasaklarken Türkiye’de henüz ciddi bir yaklaşım görülmüyor. Halbuki bu konu, toplumumuzun geleceğini tehdit ediyor. Alerjik reaksiyonları tetiklemesi ve genlerde bozulmalara sebep olması tehlikeleri var.

Etiketi olmayan ürünü satın almayın. Etiketinde sakıncalı madde bulunan gıda maddesini satın almayın. Helal kesim et ürünü sattığından kesin olarak emin olmadığınız market veya kasaptan et almayın. “www.gidaraporu.com” sitemizden helal-haram katkı maddeler listesine bakın.

Hüseyin Kami Büyüközer Kimdir?
1938 yılında Antalya’ da doğan Büyüközer, 1963’ de İstanbul Teknik Üniversitesinden Yüksek Mühendis olarak mezun oldu.1981 yılında Ege Üniversitesinde Doktorasını yaptı. 1968-1984 yılları arasında Yükseliş Mühendislik Yüksek Okulunda, Ankara Mühendislik ve Mimarlık Akademisinde, Elazığ Mühendislik ve Mimarlık Akademisinde, Gazi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesinde öğretim görevlisi olarak hizmet yaptı. 1981-1984 yılları arasında Almanya Bochum Üniversitesinde Doçentlik için akademik çalışmalar yaptı. 1974-1979 yılları arasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında Sanayi Dairesi Reisliği, Müsteşar Yardımcılığı ve Müsteşar Vekilliği görevlerinde bulundu. Bakanlıktaki görevleri esnasında,Sovyet Rusya, Libya,Arnavutluk Karma Komisyon toplantılarında, CENTO ve NATO Sanayi Komitelerinde, Brezilya ile ticari görüşmelerde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını temsil etti. 1999 da İBB’ye bağlı BİMTAŞ’da göreve başladı. Son olarak, bu şirkette Araştırma Laboratuar Müdürlüğünü yürüttü. 2008 yılında emekli oldu. 1986 yılında, market raflarını dolduran fabrikasyon gıda maddelerinde karşılaştığı meseleleri dile getiren “GIDA RAPORU. Yediklerimiz, İçtiklerimiz Helalmı, Haram mı?” isimli kitabını yayınladı. Bu araştırmalarının sonucunda fabrikasyon üretilmiş gıdalarımızın helal ve sağlıklı olup olmadığını tahkik ederek, belgelendirecek bir kuruluşun oluşturulmasının şart olduğu noktasına gelince, GİMDES derneğinin kuruluşunu organize etti. Halen bu derneğin Genel Başkanlığını yürütmektedir. İngilizce ve Almanca bilen HKB, Evli ve 7 çocuk sahibi..
RÖPORTAJ: FERHAT ŞAHİN
-Helal Sertifikası Nedir?
Helal sertifikalama, muteber, ehil ve tarafsız bir kurumun, söz konusu üretimi denetlemesini, helal standartlarla uygunluk içerisinde üretimin yapıldığını teyit etmesini ve buna bağlı olarak, onaylanmış bir belge vermesini kapsayan bir yöntemdir. Gıdalarda helal olma şartı ile birlikte, sağlığa uygunluk ve safiyet de olması gereken şartlardır. Ayrıca Helal Sertifikalama. Ülke yönetiminin kontrol birimlerine gıda emniyeti konusunda destek hizmeti de sağlar.
Yemek ve tüketmek için bir şey geldiği zaman Helal şartı, Müslüman’ın standart sınırıdır. Çok az istisnalarla, tüm saf ve temiz şeyler Helal kılınmıştır. Bir ayetin meali şöyledir: “Ey İnsanlar ! Yeryüzünde bulunan gıdaların güzel ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin, zira şeytan sizin apaçık bir düşmanınızdır.”
-Helâl gıdaları ketagorize ettiğimizde hangi gıdalar helaldir diyebiliriz?
İnek, koyun deve ve keçi sütü, Bal, Balık, Sarhoşluk vermeyen bitkiler, Taze veya tabii olarak dondurulmuş meyveler, Yer fıstığı, Antep fıstığı, fındık, ceviz gibi kabuklu ve reçineli meyveler, Buğday, arpa, pirinç, çavdar, yulaf gibi taneli gıdalar. Sığır, deve, koyun, keçi, geyik, tavuk, ördek gibi hayvanların ve av kuşlarının etleri de helâldir ancak İslâmi usule göre kesilmiş olmaları şarttır.
-Helal olma şartlarını özetlersek?
Alkol kullanmadan, eti helal ve kesimi İslami usulle yapılan hayvani veya bitkisel tabanlı katkı maddeleri yüzde 100 helal kabul edilir.
-Bir gıdanın şüpheli olma şartları nelerdir?
Pek çok şeylere açıkça helal, ya da açıkça haram denemeyebilir. Bazı şeyler tam açık bilinemeyebilir. Bunların sorgulanması gerekebilir veya helal mi, haram mı tespitini tam yapabilmek için daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulabilir. Mesela sanayi ürünü gıda maddeleri, ihtiva ettikleri, jelatin gibi, enzim gibi, lesitin gibi, mono ve digliserid gibi katkı maddelerinin kökenleri hakkında veya üretim safhasında kullanılan yöntemler hakkında net bir bilgiye sahip olunamadığı zaman da şüpheli bir durum söz konusu olur. Yenmesi haram kılınmış veya İslami usulle kesilip kesilmediği, bitki kökenli olduğu halde alkolle muamele yapılıp yapılmadığı bilinmeyen katkı maddeleri de şüpheli kabul edilir.
-Niçin helal Sertifikası’na ihtiyacımız var?
Bütün dünyada toplam bir avuç olmasına rağmen, bilinçli ilgili ve sorumluluk içerisindeki Yahudi toplumu için gerek Avrupa`da gerek Amerika`da `Kosher Food` damgası altında Yahudilerin dini inançlarına uygun gıda maddeleri üretilmektedir. Bugün Kosher Sertifikalı pazarın yıllık hacmı 250 milyar ABD Dolarıdır. Müslümanlar olarak, bizim de en az Yahudiler kadar inançlarımıza uygun yaşama, yeme, içme ve tedavi olma hakkımız vardır. Bunu tüm dünyada Müslümanlar Helal Sertifikası ile karşılamak durumundadır.
Helal sertifikalama, Müslüman tüketici için, kabul edilebilir gıdanın ve tüketilebilir ürünün üretilmesi için gereklidir. Bu husus dünyadaki 2 milyar Müslümanı ve de helal ürün yemeği tercih eden diğer milyonlarca insanı kapsamaktadır.
-HAACP ve ISO 22000 Sertifikası Helal Sertifika anlamına da gelir mi?
Helal sertifikalama kurumu, Helal sertifikalama programını uyguladığı zaman, HAACP şartları ve ISO 22000 özellikli helal olma şartlarını bir arada gerçekleştirmiş olmaktadır. HAACP veya ISO 22000, yalnız başına bir ürünü helal yapmaz. Fakat helal bir ürün ISO 22000’siz ve HAACP’siz yapılabilir.
-Helal Sertifikalı katkı maddelerini nerede bulabiliriz?
Helal sertifikalı ürünleri üretmede, mutlaka Helal sertifikalı katkı maddelerinin kullanılması gerekmektedir. Helal sertifikalı katkı maddeleri pek çok ülkede bulunabilir.Ülkemizde henüz helal sertifika müessesi oluşmamıştır.
-Helal Sertifika almanın yararları nelerdir?
Helal Sertifikalama ürünleri, katkı maddelerini, hazırlama ve işleme yöntemlerini, temizlik ve sağlık şartlarını, katı güvenlik kuralları içinde denetleyen tarafsız bir bilirkişi hizmeti sunar. Ürünün ve üreticinin Küresel İslam içinde tanınmasını ve tanıtılmasını sağlar. Çeşitli ülkelerde açılan fuarlarda katılımına destek verir.
-Helal sertifikalanmış ürünler için pazar sahası ne kadardır?
Helal gıdanın bugünkü pazarı 850 milyar dolardır. Bütün helal gıda piyasası ise 2 trilyon civarındadır. 2 milyar insan helal ürün tüketiyor. Pek çok Batılı ülkeler bile bu pazardan pay alabilmek için İslam ülkelerinde lobi faaliyetleri yürütüyorlar. Özellikle Amerika, Avrupa ülkeleri, Japonya ve Çin gibi ülkeler bu noktada çok önde gidiyorlar
-Pazar sahası neresidir?
Dünyadaki 2 milyar Müslüman’ı ve milyonlarca Helal sertifikalanmış ürün tercih eden insanları kapsamaktadır.10 milyon Amerika’da, 25 milyon Avrupa’da, 300 milyon Afrika’da, 850 milyon Asya’da, 250 milyon Ortadoğu’da yaşamaktadır. Kaynaklar, Helal ürün pazarının yıllık talebinin 850 milyar ABD Doları civarında olduğunu belirtmektedir.
-Türkiye’nin bu pazardaki etkinliği nedir?
Türkiye bu pazarda daha etkin olmalıdır. Tarım Bakanlığı`nın çağ dışı yönetmelikleri bu anlamda büyük sıkıntılara neden oluyor. Tarım Bakanlığı, etiketlerdeki helal gıda damgalarına para cezası veriyor. Bu çağdışı bir uygulamadır. Bu yasağın acilen kalkması lazım. Haksız rekabeti önleme uğruna insanların en temel hakkı olan inancına uygun yeme içme hakkını engellenmiş oluyor!
-Helal gıda İslam dünyasında ve Türkiye`de ne boyutta?
Müslüman ülkelerde üretilen çok sayıda ürün kötü paketleme, istikrarsız arz ve sürdürülemeyen markalaşma yüzünden talep görmüyor. Ayrıca helal sertifikası bulunan her gıda ürünü de uluslararası pazarda kendisine yer sağlayamıyor. Helal ürünlerin kalite, güvenirlilik, paketleme ve etiketleme açısından evrensel standartlara sahip olması gerekiyor.
-Helal sadece gıda ürünlerini mi kapsıyor?
Zehirli ve zararlı madde içermeyen, hijyenik şartlarla hazırlanmış helal ürünler yalnızca gıda maddelerini kapsamıyor. Helal gıda ile başlayan helal ekonomisi; kozmetik sanayi, oyuncak sanayi, ilaç sanayi, finans, helal internet arama motoru, turizm sektörü ve perakende zincirlerine kadar yayılarak kendi oluşturduğu serbest piyasa ekonomisini büyütmeye devam ediyor.
-Dünyada helal gıda ile alakalı olarak yorum birliğine varılabilmiş midir?
Hayır maalesef bir birliğe varılamamıştır.  Kültürel, coğrafi ve tarihi farklar nedeniyle İslam ülkelerindeki helal gıda standartları da farklılık gösteriyor. Bu nedenle helal sertifika veren kuruluşların logoları da farklı. Biz şimdi bu kuruluşları tek çatı ve tek logo altında birleştirmeye çalışıyoruz. Bu anlamda mezheplerin farklılıklarını da göz önünde bulunduracağız.
-Yerli üreticinin Helal Gıda Belgesi alma talebi nasıl?
Türkiye`de uluslararası akredite olan ve helal gıda sertifikası veren tek kuruluş GİMDES`tir. ‘İhracata dönük helal sertifikalama` çalışmaları ile GİMDES ihracatçılara yeni imkanlar sunuyor. Bizden şu ana kadar bu sertifikayı talep eden 70 firma olmuştur ve her geçen gün de yeni talepler geliyor. Bu taleplerden bugüne kadar 28 firmaya Helal Sertifikaları verilmiştir. Ayrıca 5günlük 2 eğitim programı sonucu 27 adet helal sertifikalı denetçi yetiştirdik. Başlattığımız bu çalışmaların Türkiye`ye ciddi bir ihracat potansiyeli kazandırdığını düşünüyoruz. Bağlı bulunduğumuz Dünya Helal Gıda Konseyi`nin sertifikaları her yerde tanınmaktadır. Bugün GİMDES Helal Sertifikalamada faal en büyük çatı kuruluşu olan WHC (World Halal Council-Dünya Helal Konseyi)’nin 2 yıldır üyesi konumundadır. Bu da 50 ülkenin Helal Sertifika Kurumundan akreditasyonlu olduğu demektir. 2010 da WHC’in Kongresinin Uluslararası Helal Ürün Fuarı ile birlikte Türkiye’de yapılması kararı Türkiye için ve dünya Helal Pazarı için büyük bir önem taşımaktadır. .
-Dünya Helal Gıda Konseyi ülkemizde yeterince tanınıyor mu?
Tüm dünyada özellikle Müslüman üreticiler tarafından iyi tanınıyor. 2009 yılında Çin`de gerçekleştirilen Dünya Helal Gıda Konseyi’nin kongresi, bu yıl Türkiye`de gerçekleştirilecek. Yakında bir ilk olarak Helal Gıda Fuarı da yapacağız.
-Son zamanlarda kamuoyunda çokça tartışılan GDO’lu ürünlere değinmek istiyorum. SizceGDO’lu ürünlere gümrük kapıları tamamen açılıyor mu artık?
Avrupa ülkeleri GDO’lu ürünleri bir bir yasaklarken Türkiye’de henüz ciddi bir yaklaşım görülmüyor. Halbuki bu konu, toplumumuzun geleceğini tehdit ediyor. Doğrudan tüketilmese de genetiği değiştirilmiş mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdalar; bisküvi, kraker, kaplamalı çerezler, pudingler, bitkisel yağlar, mamalar, şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdalar ile pamuk gibi günlük yaşamımızda yer alan çok çeşitli ürün yelpazesinde büyük bir risk oluşturmaktadır. Özellikle, Alerjik reaksiyonları tetiklemesi ve genlerin insan vücuduna transfer olması ile insan genlerinde istenmeyen bozulmalara sebep olması tehlikeleri vardır.
-Katkı maddelerinden de kısaca bahsedebilir misiniz?
Normal şartlarda tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan, seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında kalıntı veya türevleri mamul maddede bulunabilen gıdanın üretilmesi, tasnifi, hazırlanması, işlenmesi, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve gıdanın biyolojik değerini düzeltmek amacıyla kullanılmasına izin verilen maddelerdir. Katkı maddelerini koruyucu olarak, gıda maddesinin bayatlama, kokuşma, bozulma v.s. olaylarını geciktirmek için. Benzoik asit, Sodyum benzot vs. gibi katkı maddeleri, birbirleri ile karışmayan veya zor karışan maddeleri birbirine bağlayıcı olarak, bu maddelerin emilsiyonunu kolaylaştırmak için de, Lesitin, agar, jelatin vs gibi katkılar kullanılıyor. Renklendirici, Tat verici, lezzet verici katkı maddeleri de kullanılıyor. Bugün birçok gıdada, insan sağlığına zararlı binlerce katkı maddesi kullanılmaktadır. “E” rumuzlu katkı maddelerinden bazıları kesinlikle zararlıdır.
-Öyleyse alışveriş yaparken çok dikkatli olmamız gerekiyor?
Bir kere satın alacağınız ürünün içindeki maddeleri belirten etiketinin bulunduğundan emin olun. Etiketi olmayan ürünü satın almayın. Etiketinde sakıncalı madde bulunan gıda maddesini satın almayın. Helal kesim et ürünü sattığından kesin olarak emin olmadığınız market veya kasaptan et almayın. En son açıklanmış helal-haram katkı maddeler listesini sitemizden “www.gidaraporu.com” temin ediniz. Özellikle şu ürünleri satın alırken dikkatli olun: Et ürünleri, peynirler, cipsler, kekler, pastalar, yemekler, margarinler, yoğurtlar, yağda kızartmalar, hazır çorbalar, krem şanti, soslar, çikolatalar, şekerlemeler, dondurmalar.






 

 

Kesim ince iş

YAYIN TARİHİ: 29.08.2010






GİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer:



         ***************Ekmek değil zehir yiyoruz
  ************



GİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Sitedeki bilgiler insanın tüylerini ürpertiyor. İnsan saçından domuz kılına kadar pek çok katkı maddesi içeren ekmek hastalıklara davetiye çıkarıyor...

26-Ocak-2009 Pazartesi- Haber Merkezi
 

Reklam
 

GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Büyüközer'e göre ekmeğe katkı maddelerinin konulma sebebi şöyle; "Hamurun asidini artırmak, bayatlamayı geciktirmek, ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, su kaldırma oranını yükseltmek, hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek .” İŞTE O MADDELER E170 kalsiyum karbonat: Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirir. E 471-E477 Mono: Homojenleştirici. Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir. Bitkisel kökenden türetilirse, helâl, hayvani unsurlardan türetilirse, şüphelidir. nE 280 propiyonik asit: Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getirenlerin sindirim organlarında bulunur, mayalanmış kağıt hamuru veya çürümüş lif bakterisinden elde edilir; ekmek ve un mamullerinde kullanılır. E 200 sorbik asit: Koruyucu olarak kullanılır. Ciltte kaşıntı yapabilir. E420 sorbitol: Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda, ilaç ve kozmetiklerde kullanılır. Bebek ve çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır. E422 gliserin: Kıvam artırıcı, tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol; hayvansal veya bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir. E920 Sistain: Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilir. nE924 potasyum bromat: Un işleme ajanı. Bulantı, kusma, diyare ve sancılara neden olabilir. E928 benzoil peroksit: Unun beyazlaması için kullanılır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır. Büyüközer, "Bunlar migrenden alerjiye hatta kansere kadar birçok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir. Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır. Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği sebebi ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusudur. Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır" şeklinde konuştu. Peki ne yapacağız? Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, "Peki ne yapacağız?" sorusunun cevabını ise şöyle veriyor: "Güvendiğimiz market veya fırından katkısız ekmek isteyelim. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yeni tebliğinde ekmeğe, herhangi bir katkı maddesi katılmaz ise “etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte ‘katkısız’ ifadesi kullanılır” şeklinde bir düzenleme getirildi. O halde öncelikle çevremizde katkısız ekmek üreten fırınları araştırmalıyız. Bulduktan sonra iyice sorgulamalıyız. Çünki maalesef ülkemizde üreticilerden doğru bilgi almak ekseriya zor olmaktadır. İyice emin olduktan sonra katkısız ekmek tüketmeliyiz. BEYAZ EKMEĞİ KALDIRIN Kepek ekmeğini tercih etmeliyiz. Çünkü buğday, sağlık açısından yararlı B2 ve B6 vitaminleri ile niyasin, folik asit, demir ve çinko içeriyor. Bu maddelerin daha çok yoğunlaştığı kısım olan buğdayın dış kabuğu, un yapımı sırasında ayrıştırılıyor ve ekmeğin besin değeri düşüyor. Bu nedenle kepek ekmeği yemek daha doğru.”





GİMDES Başkanı Dr.Hüseyin Kami Büyüközer ile... Ürettiğiniz, Yediğiniz, İçtiğiniz, Kullandığınız, Helal mi?
 
Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer
 
Altınoluk: Gimdes nedir? Niçin böyle bir dernek kurmaya ihtiyaç hissettiniz?
Dr. Hüseyin Kami Büyüközer:

Gimdes’in açılımı, Gıda ve İhtiyaç Maddelerini Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği.
Dernek büyük bir ihtiyaçtan doğdu. Derneğin kuruluşunun arka planını incelediğimiz zaman, 30 yıla yakın bir geçmişi olduğunu söyleyebilirim.
Bu konunun önemini akademik çalışma için Almanya’da bulunduğum yıllarda farkettim. İnsan yabancı bir ülkeye gidince daha hassas oluyor. Almanya’da bir müslüman olarak, yediğimiz, içtiğimiz konularına girince çok farklı bir tabloyla karşılaştık. Çevremizde de bu hassasiyete sahip bir toplum oluşunca bu konuyu daha çok araştırmaya başladım. Çevremizde de bu konularla ilgilenen bir görüntümüz oluşunca, otomatikman herkes bizden bir şey beklemeye başladı.
Bu çalışmaları yürütürken oradaki firmalara mektuplar yazdık. ‘Sizin ürünlerinizin içinde katkı maddesi olarak neler var?’ diye sorduk. Alman firmalarında, hakikaten hoşumuza giden bir özelliğini gördük. Firmalar ister kendilerinin aleyhine olsun, ister lehlerine olsun durumu doğru bir şekilde, gizlemeden bize bildirdiler. Bu bilgiler önümüze gelince baktık ki, bir çok haram (gıda, ilaç, kozmetik, temizlik) maddelerle içimiz dışımız dolmuş. Bunları öğrenince kendimiz ve çevremiz kendimize göre tedbirlerimizi aldık.
1985 yılında Türkiye’ye döndüm. Baktık ki Türkiye daha kötü durumda. Aynı ürünler Türkiye’deki marketlerin raflarında da var ama, buradaki müslümanlar hiç birinden habersiz tüketiyorlar. Bunun üzerine bu konuları ele alan ‘Gıda Raporu’ kitabını yayınladık. Tabii kitap hemen etkisini gösterdi. Derken kitabın 5. baskısında üreticiler iyice rahatsız olmaya başladılar. Çünkü tüketicilerden bilinçli bir kitle oluşmaya başladı. İnsanlar takip edip sorguluyorlar. Bu çalışmalar etkisini artıra artıra 2005 yılına kadar devam etti. O yılda baktık ki bununla ilgili bir kuruluş oluşması zaruri hale geldi. İşin geldiği nokta şahısların yapacağı çalışmaların boyutunu aştı. Bir grup arkadaşımızla GİMDES’i kurduk.
Gimdes’in gayesi, Türkiye’de bilinçli bir müslüman tüketici ve üretici kitlesi oluşturmak. Bu yolla üretimin kontrol altına alınabilir bir noktaya getirilmesini sağlamak. Tabii derneği kurunca dünyada bu sahada çalışmalar yapan kuruluşlarla irtibatımız başladı. Türkiye’de kamuoyu oluşturabilmek ve konunun önemini vurgulamak için 2008 ve 2009 yılında iki defa uluslar arası konferans organize ettik. Tabii bu konferanslar, hem üretici, hem de tüketiciler üzerinde ciddi bir etki yaptı. Hatta bu konularla ilgili resmi kurumları da harekete geçirdi.
Bu son konferanstan sonra da baktık ki artık sertifika vermemiz gerekiyor. Çünkü hem tüketicilerden, hem de üreticilerden talep var. Onun üzerine biz de ihracata dönük sertifika verme kararı aldık. Bunu yapabilmek içinde Gimdes’i dışarda kabul ettirmemiz gerektiği ortaya çıktı. 2008 yılında Tayland’da, World Helal konusunda dünyada söz sahibi olan çatı kuruluşunun 7. kongresi yapılıyordu. Biz de katıldık. 2009 yılında aynı kongre Çin’de yapıldı. Oraya da katıldık. Ondan sonra bu kuruluşlara müracaat ederek akreditasyon aldık. Bugün dünyada tanınmış sertifika kurumlarının ileri gelenlerinden akreditasyon almış bulunuyoruz. O ülkelere mal göndermek isteyenlerin mutlaka o kurumlardan birisinin belgesini alması gerekiyor. Böylece Gimdes, otomatikman uluslar arası platforma oturmuş oldu. Biz bu sertifikaları vermeye başlayınca yurt içinden de talep hızla artmaya başladı ve şu anda 60’ı geçti. Bunlardan 20 tanesinin sertifikasını verdik. Yakın zamanda bu müracaatların 100’ü aşmasını bekliyoruz.
Altınoluk: Helal sertifika nedir? Helal gıda sertifikalamada kriterler neler?
Dr. Büyüközer: Helal sertifika, isminden de anlaşılacağı gibi islami bir mevzu. Çünkü helal kelimesi tamamen dini bir kavram. Helal, Allah’ın izin verdiği ve sınırlarını çizdiği bir hayat nizamı. Allah yüce kitabında bunlarla ilgili bir takım talimatlar ortaya koymuş. Evlenirken, ticaret yaparken, yürürken, yatarken, yemek yerken, konuşurken bu talimatlara uygun hareket etmek durumundayız. İnsanlar bunlara riayet ettiği takdirde hayatlarını helal bir çizgide sürdürmüş olacak. Bu helal yaşamın içerisinde de, insanı en çok ilgilendiren, insanın maddi ve manevi hayatına etki eden kısım, yediği, içtiği gıdalar. Yediği içtiği gıdaları, helal noktaya getirebilmek için, fert fert insanın kendisi ilgilenmesi gerekiyor. Ama ilgilenemiyor. Neden? Çünkü endüstriyel üretimin içerisinde üretilen öyle ürünler var ki, insanların onların içinde ne var, nasıl üretilmiş, katkı maddeleri neler, bilmesine imkan yok. Bunun için bir kurumun oluşması gerekiyordu. Gimdes insanlar adına bu işi yapmak için varolan bir kurum.
Altınoluk: Peki Gimdes bu işi nasıl yapıyor? Bünyenizde hangi nitelikte insanlar çalışıyor? Din adamı, kimyager, fıkıhçı v.b. bu işin içinde mi?
Dr. Büyüközer:Bünyemizde farklı alanlardan insanlar istihdam edilmiş durumda.Bunların içerisinde teknik elemanlar ve fıkıh konularını bilen hocalar var.
Neden teknik elemanlar ve neden fıkıhçılar?
Türkiye’nin şartları böyle. Fıkıh eğitimi almış insanlarımız, günlük yaşantımızın teknik tarafını bilmiyorlar. Teknik tarafını öğrenmiş insanlarımız da fıkıh konusunu bilmiyor. Ancak bunları biraraya getirerek çözüm bulabiliyoruz. İlk aşamada bu çalışmaları yürüttük. 4 yıllık bir çalışmadan sonra hem teknik hem de fıkıh konularını bilen ve araştıran, 65-70 kişilik bir ilim kurulu oluşturduk. Teknik kısımda kimya mühendisleri, gıda mühendisleri, veterinerler, biyologlar, genetik biyologlar var. Fıkıh sahasında da ilahiyatçı uzman arkadaşlarımız var. Zaman zaman biraraya gelerek çalışmaları yapıyorlar.
Ayrıca biz konuları onlara gönderiyoruz, çalışıp bize geri gönderiyorlar. Bu çalışmalar neticesinde bu konunun anayasası diyebileceğimiz ‘helal standardını’ oluşturduk. Burada genel prensipleri bütün açıklığıyla bir araya getirmiş bulunuyoruz.
Mesela bir büyük  baş hayvanın yetiştirilmesinden başlayarak, kesilmesi, kesildikten sonra uygulanacak şartlar nelerdir, bunların hepsini madde madde belirtiyoruz. Bu her saha için ayrı ayrı tespit edilmiş durumda.
Tabii iş bununla da bitmiyor. Ardından uygulama kısmını ilgilendiren ‘iç tüzük’ dediğimiz bir süreç başlıyor. Mesela böyle bir sertifika alacak firmanın, vereceğimiz bu belgenin geçerlilik süresi boyunca bizim denetimimize açık olması gerekiyor. Yani bizden gizli kapaklı hiçbir şeyinin olmaması gerekiyor.
Ayrıca kendilerinden Müslümanların inançlarına ve bizim Gimdes olarak ortaya koyduğumuz standartlara uygun çalışacaklarına dair taahhütname alıyoruz. Böyle bir taahhütnameyle işe başladıktan sonra, o firmanın bütün işleyişinden haberimiz oluyor. Girdisi, çıktısı, deposu, hammadde deposu, katkı madde deposu, mamül madde deposu, üretim bandı ne varsa bütün işlemleri bizim kontrolümüzden geçiriliyor. Bundan sonra bizim bu standardımıza uygunsa, o zaman sertifika veriyoruz.
Tabii sertifika vermekle iş bitmiyor. Eğer sertifika bir yıl geçerli ise, o firmadan, kendi bünyesinde, bir yıl boyunca bizim şartlarımıza uygun çalışmasını takip edecek bir güvence sistemi oluşturmasını istiyoruz. O güvence sistemi hem bizim hem de firmanın kontrolünde oluyor.
Altınoluk: Türkiye’de ciddi bir denetim boşluğu olduğu söylenir hep. Sizce helal gıda konusunda en çok problem hangi alanlarda görülüyor?
Dr. Büyüközer:Bütün gıda sistemlerinde problemler var. Çünkü bugün, bizim klasik gıda üretimi anlayışımızdan tamamen farklı bir sistem çalışıyor. Nedir o? Üretilen ürünün mutlaka fabrikasyon sistemi içinde üretilmesi gerekiyor. Bu fabrikasyon esnasında, teknolojinin ihtiyacı olan bir takım katkı maddelerini kullanmaları gerekiyor. Ayrıca üreticinin talepleri var. Nelerdir onlar? Benim ürünlerim, bozulmadan uzun müddet saklanabilsin. Benim ürünüm, mümkün mertebe bütün tüketicilerin damak tadını karşılaşın ve herkes tarafından beğenilsin. Ayrıca gösterişli ve albenili olsun istiyor. Dolayısıyla kimya mühendisleri olsun, gıda mühendisleri olsun, üreticinin taleplerine uygun ürün maddeleri araştırmaya başlıyorlar.
Tabii devlet kuvvetli bir devlet olsa, üreticinin isteği için çalışan bu ekibin aynı zamanda tüketicinin de sağlığını esas alarak bu çalışmalarını yürütmesini sağlar. Maalesef insanoğlu hırs sahibi varlık. Dolayısıyla üretici kendisine çok para kazandıracak üretimin peşinde koşarken, tüketiciyi de aynı şekilde düşünme yeteneğini gösteremiyor. Böyle olunca, bakıyorsunuz, üreticiye çok büyük fayda sağlayan bir katkı maddesi, tüketicinin bir çok hastalıklara yakalanmasına sebep olabiliyor.
Onun için bu boşluğu ‘helal gıda’ sistemi doldurmuş oluyor. Çünkü helal gıda sistemi içinde, insanın sağlığını bozacak hiçbir maddeye izin verilemez. Bu konuda çok titizlik içerisindedir. Bir sivil toplum kuruluşu olarak, böyle bir kontrol mekanizması kurulmuş olması, bu boşluğu, bu kararsızlığı ve karışıklığı ortadan kaldıracak bir imkana kavuşturmuş oluyor.
Burada yeri gelmişken şunu da belirtmem gerekiyor. Helal gıda aynı zamanda sağlıklı gıdanın da ilk şartıdır da diyebiliriz. Çünkü Kur’an’ı Kerim’de açıkça; ‘helal ve tayyip olanlardan yiyin’ emri var. Bu manada ayetler ve hadisler çok. Dini kaynaklarımız bu bakımdan bizi çok güçlü bir şekilde, helal ve sağlıklı beslenecek bir yapıya sahip olmaya çağırıyor. Ayrıca dini yapımız içerisinde çok önemli bir husus daha var: ‘Bile bile bedenimize zarar verecek hiçbir maddeyi kullanamayız.’ Kullanırsak haram işlemiş oluruz. Fıkhın önemli kaidelerinden biridir bu. Bütün bunlar bizim sağlıklı ürün için çalışmamızı ayrıca gerekli kılıyor.
Altınoluk: Şu ana kadar yeterli alana ulaşılamamış gibi görünüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? Üretici firmalar bilmedikleri için mi, yoksa helal gıda mefhumu olmadığı için mi gündemlerinde değil?
Dr. Büyüközer:Size açıkça söyleyeyim, maalesef sahipleri en koyu müslümanlar olan firmalarımız dahi, müslümanların ihtiyacı olduğu derecede bu konuya eğilmediler. İlk başlarda ‘fazla mahzurlu değil, bu konuyu sonra hallederiz’ diye kolayca bu konuyu geçiştirdiler. Maalesef şimdi işin içinden çıkamıyorlar. Bize müracaat eden firmalar içinde, yüzden fazla katkı maddesi kullanan firmalar var. Araştırınca ancak 3-5 katkı maddesine helal sertifika getirebiliyor. Diğerlerine bir bakıyoruz, çoğu hayvan kökenli kimyevi maddeler. Hatta katkı maddelerinin içinde ne olduğunu bilmeyen firmalar bile var. Dolayısıyla, art niyet olmasa bile, böyle bilgisizlikten kaynaklanan sıkıntılar var. Firmalar yeni yeni farkediyor ama şöyle demeye başlıyorlar: ‘Bu işin altından kalkamayız. Şimdi helal sertifika için müracaat edersek bunlar ortaya çıkacak. Sertifika alamayacağız. Sertifika alamadığımız piyasaya yayılırsa, müşterilerimizi kaybederiz.’ Yani müracaat edip, helal sertifika alamamayı bir risk olarak görüyorlar. Öyle olunca da müracaat bile etmiyorlar.
Altınoluk: Helal sertifikalamanın yararları nelerdir? Helal sertifika ürünlere neler kazandırıyor?
Dr. Büyüközer:Bir kere ‘helal sertifika’ o üreticinin hem dünya hem de ahiret hayatını temizleme niyetini ortaya koyuyor. Neden? Kendi adına, ihtisas sahibi bir heyet kendi ürünlerini inceliyor ve üretimde, ‘İslami şartlara uymayan, şu şu eksiklerin var. Bunları düzeltmelisin’ uyarısını yapıyor. Bunları düzeltmek için de yol gösteriyor. Dolayısıyla bu kendisi için çok önemli bir adım.
Esasında Türkiye’de firmalarımız tembellik yapmasa, bir takım endişelerden dolayı geride kalmayıp, biran evvel helal sertifikalı üretime geçse, birden bire ufku genişleyecek. Yeni oluşan büyük bir piyasanın içerisine girmiş olacak. Dünyada şu anda sadece helal gıda sektörünün yıllık ürün talebi 850 milyar dolar. Bu çok büyük bir pazar. Buna, helal finans, helal ilaç, helal kozmetik, helal temizlik, helal hizmet gibi sektörleri de ilave ettiğimizde muazzam bir ihtiyaç ortaya çıkıyor. Sadece helal finans talebi 2 trilyon doları aşmış durumda.
Biz bu helal sertifikayı verince bu bütün dünyada ilan ediliyor. Bunu Endonezya’daki, Amerika’daki, Brezilya’daki, Ortadoğu’daki, Afrika’daki bütün helal sertifikalı ürün arayan firmalar öğrenmiş oluyor. Dünyanın bir ucunda, mesela helal sertifikalı peynir arayan bir firma, hemen Türkiye’deki böyle bir üründen haberi oluyor ve sipariş veriyor. Böylece kendiliğinden bir pazar oluşuyor.
Bu manada biz bir dünya ailesi içindeyiz. World Halal Council diye bir kurul var. Dünyada elliye yakın ülkedeki helal sertifika kurumlarının bir araya gelmesiyle oluşturulmuş bir kurul. Bizim Türkiye’de yaptığımız bir hizmet otomatikman bu ülkedeki kurumlara da ulaşıyor. Tabii bunun çok farklı sonuçları olabiliyor. Mesela Romanya’dan bir firma böyle bir ihtiyaçtan helal sertifika aldı. Firma Endonezya’ya mal satmak istediğinde oradaki firma, ürünlerini alırız ama helal sertifikalı olması gerekiyor. Onu da Türkiye’de bulunan Gimdes’ten alabilirsin, demişler. O firma geldi müracaat etti. Şartlarını yerine getirince helal sertifika verdik. Hatta şu anda biri Arnavutluk’tan birisi de Kosova’dan iki firma daha böyle ürün üretmek için sertifika başvurusunda bulundu.
Altınoluk: Dünyada bu konuda sadece Yahudilerin duyarlı olması (böyle bir algı var) ne anlam taşıyor? Hristiyanlarda da böyle bir duyarlılık var mı?
Dr. Büyüközer:Yahudilerin Haham sistemi var. Yani bir otorite oluşturulmuş durumda. Hahamlar onların inançlarına göre koşer sertifikası veriyorlar.Yahudiler sadece gıdalarının değil bütün hayatlarının Koşer’li olmasını istiyorlar. Bir tesisi bile koşerliyorlar. Onların dindar kesimi için bu koşer sistemi lüzumlu. Ayrıca hahamlık sisteminin de önemli bir gelir kaynağı durumunda. Bu yüzden bu sistemi oldukça yaygın olarak bütün dünyada arıyorlar ve sağlıyorlar.
Altınoluk: Dini bir yönünün bulunmasına karşı oluşan tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Büyüközer: Tabii bunlar olacak. Müslümanlar Türkiye’de 80-90 yıldır işleyen resmi mekanizmalar içerisine müdahil olamamışlar. Kendilerini ilgilendiren böyle hayati meseleleri gündeme taşıyamamışlar. Bu imkanları olmamış. Daha yeni yeni başlıyorlar. Son yıllarda kamu kurumları içinde ortaya çıkan sıkıntıları görüyoruz. Bu bir süreç. Bu süreç içerisinde her konu yavaş yavaş hakettiği yeri mutlaka alacak.
Bir iki gün önce uluslar arası bir yayın organında yayınlanmış bir yazıyı internet ortamından okudum. Orada Avrupa’da ‘helal sertifikalı market’ ihtiyacından bahsediliyor. Yabancı birisi yazmış. Orada bunun acil bir ihtiyaç olduğu, çünkü Avrupa’da 30 milyon müslüman yaşadığı bunların ihtiyacını görmek için bu sorunun acilen çözülmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca bunun büyük bir ekonomik değer olduğu ve bunu değerlendirecek firmalara ihtiyaç olduğu açıklanıyor.
Bizim ülkemizde bu işlere karşı olanlar, en azından bunu düşünseler, bunun bir potansiyel olduğunun farkına varsalar, hiç değilse karşı çıkmazlar. Burada yeri gelmişken enteresan bir misal vereyim.
Geçen yıl Kanada elçiliğimizin ticaret ataşesi telefon açtı. Ve bana şunları anlattı: “Bize bir Kanada firması geldi ve Türkiye’de ‘helal sertifikalı’ üretim yapan firmaların listesini istedi. Ben de Türkiye’ye bir hizmet yapacağım heyecanıyla, bakanlığa, sanayi odasına, ticaret odasına, sanayicilere ulaştım ve böyle firmalar var mı diye sordum. Hiç biri bana ‘helal sertifikalı’ üretim yapan bir tek firma adresi dahi veremediler. Ben şaşırıp kaldım.”
Şimdi olayın vehametine bakın. Kanada’daki bir firma, orada yaşayan bir milyon müslümanın ‘helal sertifikalı’ ürün talebine müşteri olmak istiyor. Ona cevap vermek istiyor. Çünkü para kazanacak.
Ama bizim Türkiye’deki firmaların bir çoğu bu pazarın farkında bile değil. Çünkü işin içine dini bir kavram olan ‘helal sertifika’ ismi giriyor. Ama bu yavaş yavaş değişecek. Çünkü büyük bir pazar.
Altınoluk: Bütün bunların dışında ülkemizde ‘gıda güvenliği’ ne durumda, problemler neler?
Dr. Büyüközer:Gözle görünen kısımda bile büyük bir felaket var. En basit sahada bile gıdalarımızı sağlıklı üretemiyoruz. Üniversitelerin yaptığı araştırmalar sonucunda hazırladıkları öyle vahim raporlar var ki insan inanamıyor.
Ülkemizde katkı maddeleri çok önemli bir problem. Katkı maddelerinin bazılarının zararlı olduğu uluslararası kuruluşlar tarafından ortaya çıkarılmış ve yasaklanmış. Ama Türkiye’de halen kullanılıyor. Pastahane ürünleriyle ilgili yapılan bir araştırmada, kullanılan katkı maddelerinin yüzde kırkı yasaklanmış maddeler. Bunlar alerjiden tutun da kansere neden olan bir çok madde var içerisinde. Mesela sodyum benzoate (E210), çürümeyi, bozulmayı, küflenmeyi önleyici koruyucu madde olarak kullanılırdı. İngiltere’de yapılan araştırmalar sonucu kanserojen olduğu ortaya çıktı ve bütün Avrupa bu maddeyi tamamen yasakladı. Ama Türkiye’de hâlâ kullanılıyor.
Yine yapılan araştırmalarda kullanılmasında sakınca olmayan katkı maddelerinde de sıkıntı var. Kullanılmasına izin verilmiş ama o dozaj içerisinde yüzde 0.1 oranında kullanılması gerekiyor. Oysa bu gözkararı 0.7, hatta yüzde 1 gibi dozu çok aşan oranlarda kullanılıyor. Bu katkı maddeleri neredeyse göz kararı kullanılıyor. Oysa o yüzde 0.1 oranı, fareler üzerinde uzun yıllar yapılan deneyler sonucu insanda zarar vermeyecek en üst limit olarak tespit edilmiş. Onun aşması insanda bir çok yan etkiler ortaya çıkarıyor. Ülkemizde maalesef bir kontrol mekanizması yok. Ayrıca firmalar bunların kullanımını, bu işin eğitimini almamış işçilere bırakıyor. Katkı maddelerinin zaten riskleri varken, bir de böyle dikkatsizliklerden dolayı riski ikiye, üçe katlıyoruz. Böyle ciddi bir problemimiz var.
Ülkemizde bu işin kontrol mekanizması Tarım Bakanlığının elinde. Kendilerinin ifadelerine göre, ülkemizde yaklaşık elli bin üretici firma var. Bunların ancak yirmi bini tescillenmiş. Bunlar da yılda iki, üç defa denetlenmiş. Ondan sonra da, daha berbat olan merdiven altı dediğimiz sistem devreye girmiş oluyor. Bu yüzden gıda sektörünün sağlık yönüyle, güvenilirlik bakımından çok ciddi sıkıntıları var. Ayrıca helallik şartları da bunun üzerine yükleniyor.
Tabii bu noktada bir tespitimi de sizinle paylaşmak isterim. Maalesef bu gün müslümanlar, helal kazanma noktasında, eskisi kadar olmasa bile belli bir hassasiyete sahipler. Ancak helal şeylere harcama konusunda bu hassasiyeti gösteremiyorlar. Bu dikkatsizlik, cahil olanda olduğu gibi, en okumuş olanlarımızda da var.
Geçtiğimiz yıl Uludağ Üniversite’sinin ev sahipliğinde ilahiyat hocalarının biraraya geldiği ‘helal gıda’ toplantısı yapıldı. Beni de çağırdılar. Toplantı büyük bir otelde yapıldı. Orada bir profesör çok güzel bir sunum yaptı. Gerçekten konuyu tam da bizim ele aldığımız gibi sundu. Sunumunu yaptıktan sonra, yüzelliye yakın fıkıh hocasına şunları söyledi: “Burada sizlerle bir müşahedemi paylaşmak istiyorum. Biz aynı otelde kaldık. Sabah açık büfe kahvaltıya indik. Ortaya çok çeşitli yiyecekler koymuşlardı. Ama dikkat ettim, peynir, salam, sucuk, sosis gibi yiyeceklerden bütün hocalarımız bol miktarda aldılar. Hiç biri de sorgulamadı. Türkiye’nin bu konuyu en iyi bilen, en hassas olması icab eden grubu bu. Biz böyle olduktan sonra vay benim Türkiyemin haline.” Önemli bir tespit. Ama maalesef durumumuz bu. g
World Halal Council 2010 yılında Türkİye’de yapılacak
Dünyada yılda bir defa yapılan World Halal Council toplantısı 2010 yılında ekim ayı içerisinde Türkiye’de yapılacak. Toplantıyla birlikte ülkemizde ilk defa ‘helal gıda fuarı’da düzenlenecek. Fuarla beraber kongre 4 gün devam edecek. Gimdes bu toplantıya büyük önem veriyor. Çünkü 2010 aynı zamanda İstanbul’da Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinin yapıldığı bir yıl. Eğer bu helal gıda konusu ciddi olarak gündeme getirilebilirse, bu, İstanbul’un gerçek kimliğini ortaya koyması bakımından önemli bir gelişme olacak.



Tek çizgi helal çift çizgi haram

Helal gıdadan, helal tekstile ve kozmetiğe kadar pek çok ürünün sergilendiği Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı dün CNR Expo Fuar Merkezi’nde açıldı






Tek çizgi helal çift çizgi haram
Rus firmanın ürettiği test kiti, Malezya ve Endonezya’nın ardından Türkiye’de. Etin bekletildiği ılık suya batırılan test çubuğunda oluşan iki çizgi domuz etini gösteriyor. / Fotoğraflar: Garbis Özatay

EYLEM TÜRK

3 Ekim tarihine kadar devam edecek olan fuarda ilginç ürünler de sergileniyor. Bunlar arasında ‘domuz testi’ var.
Rus Xema firması ithal et ve gıda kontrol laboratuvarları için ürettiği bu testi ilk kez Türkiye’de bu fuarda sergiliyor.
Özellikle et ithalatının serbest kalmasıyla birlikte teste büyük bir ilgi olduğunu söyleyen firmanın ihracat müdürü Juan Baker, sistemi şöyle anlattı:
“Şüphenilen et önce ılık bir suya konuluyor. Test çubuğu bu suya batırılarak 10 saniye bekletiliyor. Ardından çubuk çıkarılıp düz bir zemine konuluyor. Test çubuğunun üzerinde tek çizgi çıkarsa domuz ürünü yoktur anlamına geliyor. Çift çizgi çıkarsa vardır anlamını taşıyor.”
Ürünü 1.5 yıl önce piyasaya sunduklarını belirten Baker, “Test Malezya ve Endonezya’dan talep görüyor. Ürünümüzü Türkiye’de ilk kez bu fuarda tanıtıyoruz. Şu ana kadar fuar ziyaretçilerinden büyük ilgi gördü” dedi.

50 firma katılıyor
Türkiye’de ilk kez düzenlenen fuara toplam 50 firma katılıyor. Fuar katılımcılarının yüzde 30’unu ağırlıklı olarak Malezya, İran, Amerika, Hindistan ve Rusya’dan gelen firmalar oluşturuyor. Fuara Türkiye’den Seyidoğlu, Anti Natural, Balarısı, Beyza Piliç, Çiftlik, Çorum Un, Ektaş, Erpiliç, Helal Kozmetik, İtimat Süt, Kandazlar, Karahan Un, Öznesil, Progıda, Rumeli Maya ve Şifa Yemek gibi firmalar katılıyor.

 

‘Helal pazarında etkin olmak istiyoruz’
Seyidoğlu olarak üç ay önce helal sertifikası aldıklarını söyleyen Seyidoğlu Genel Müdürü Mehmet Göksu, “Malezya ve Endonezya’ya ihracat yapamıyorduk. Bizden sürekli bu sertifikayı talep ediyorlardı. Biz de sertifikayı aldık ve bu ülkelere ihracata başladık” diye konuştu.
Halihazırda 15 ülkeye ihracat yaptıklarını ifade eden Göksu, “Dünya helal gıda pazarı yaklaşık 2 trilyon dolara ulaştı. Bu pazarda etkin oyuncular arasında olmak istiyoruz” dedi.
Bu yıl 45 milyon TL ciro hedeflediklerini kaydeden Göksu, “Hadımköy’de faaliyete geçirdiğimiz yeni fabrikayla helva üretim kapasitemizi günlük 25 tona çıkardık. Ayrıca günlük 40 ton reçel, 10 ton pekmez kapasitesine sahibiz” diye konuştu.

 

Helal dana bacon üretiyorlar
Fuara ağırlıklı olarak gıda firmalarının katılımı dikkat çekiyor. Bunlar arasında 5 Yıldız Et Mamülleri de var. Firmanın Satış ve Pazarlama Koordinatörü Mehmet Yalçınkaya, sektörde 1967 yılından bu yana faaliyet gösterdiklerini belirterek, “Sosis, sucuk, pastırma, kavurma gibi 180’in üzerinde ürünümüz var. 5 yıldızlı otellere dana bacon, füme et gibi butik et üretimi de yapıyoruz” dedi.
Irak, Dubai ve Suudi Arabistan’a ihracat yaptıklarını söyleyen Yalçınkaya, “Üretim tesisimiz Kurtköy’de. Yıllık 10 bin ton üretim kapasitesine sahibiz” diye konuştu.

 

Alkolsüz parfüm jelatinsiz ruj
Fuarda ilgi çeken standlar arasında ‘helal kozmetik’ standları bulunuyor. Helal kozmetik pazarının gözdeleri arasında ise alkolsüz parfüm ve domuz jelatini bulunmayan ruj gibi ürünler bulunuyor.
Fuarda ayrıca organik kozmetik ürünleri de sergileniyor.
Fuarda ayrıca kozmetik ürünlerinin yanı sıra tesettür mayo standları da var. Fuar katılımcılarından Adap Mayo yetkilileri Türkiye genelinde toptan satış yaptıklarını söyleyerek, 1991 yılından bu yana faaliyet gösterdiklerini ve helal pazarda etkin olmak istediklerini belirtti.

 

72 firma sertifika almak için başvurdu
Fuarın destekçilerinden Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) yetkililerinin verdiği bilgiye göre mayıs ayından bu yana helal sertifika için başvuran şirket sayısı 72’yi buldu.
Değerlendirme sürecinin ‘teknik ekip’ ve ‘fıkıh ekibi’ olmak üzere iki ayrı ekip tarafından yapıldığını söyleyen GİMDES Başkanı Hüseyin Büyüközer, “Toplam 45 kişilik ekibimiz var. Teknik ekibimizin içinde gıda ve kimya mühendisleri var. Fıkıh ekibimizin içinde de ilahiyatçılar bulunuyor” de









Dr.Hüseyin Kami Büyüközer .



  Helal Gıda üretimi dünyada yüzde 15 civarında!

   Kaynak: AA / Tarih/Saat: 29 Eylül 2010, 17:32:32 / Link : www.ihlassondakika.com






Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer dünyada 2 milyar müslümandan sadece yüzde 15'nin helal gıda üretimi yaptığını söyledi.

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, ''Dünya üzerindeki helal gıda pazarı, 2 trilyon 850 milyar dolar. 2 milyar Müslümandan sadece yüzde 10-15'i, helal gıda sertifikalı üretim yapıyor. En büyük amacımız, bu rakamı yüzde 30'lara, 70'lere çıkarmak. Bu, dünya üzerindeki Müslümanların ekonomik gücü için çok önemli'' dedi.

CNR Uluslararası Fuar Alanı'da yarın açılacak ve 3 Ekime kadar sürecek olan ''Uluslararası Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı'' öncesinde basın toplantısı düzenleyen Büyüközer, Türkiye'de ilk kez böyle bir organizasyon yapıldığı söyledi.

Büyüközer, fuara yurt dışından 25, Türkiye'den 30 firmanın katılacağını ve organizasyonda sadece ''Helal Gıda Sertifikası'' bulunan firmaların yer alacağını belirtti.

Dünya üzerindeki helal gıda pazarının, 2 trilyon 850 milyar dolar olduğunu ifade eden Büyüközer, 2 milyar Müslümandan sadece yüzde 15'inin helal gıda sertifikalı üretim yaptığını kaydetti.

Müslümanların, helal gıda ihtiyaçlarını, gayrimüslim ürünlerinden karşıladığını vurgulayan Büyüközer, ''Amacımız Müslümanlara düşen yüzde 15'lik dilimi yüzde 70'lere çıkarmak. Bu, 2 milyar Müslümanın ekonomik gücü için çok önemli'' dedi.

World Halal Council (WHC) Genel Sekreteri Abdul Rahman R. T. Linzag da 12'nci kongrelerinin Türkiye'de yapılacağını belirterek, sonuçların Türkiye'de yaşayanlara yararlı olacağını söyledi.

Fuar ve kongre organizasyonuna Almanya'dan Prof. Dr. Muhammad Hawari, Belçika'dan Prof.Dr. Mohammad Sadek, Endonezya'dan Prof. Dr. Aisjah Grindra, Japonya'dan Prof.Dr. Hideomi Muto, Yeni Zelanda'dan Dr. Mohammad S. Abdel Al, ABD'den Dr. M. M. Chaudry ve Dr. Ahmad Al Absy ile Avustralya'dan Dr. Muhammad Lotfi gibi akademisyenler de katılacak.

 










ÜCRETSİZ GIDA DANIŞMANLIĞI - Ayhan Kentbuğa


Visiting Hours:  30 September - 03 October, 10:00 - 19:00

The Halal Industry with a Market Value of 2 Trillion Dollars Will Meet at CNR Expo

Halal certified products, that have become popular in recent years forming a huge market, will come together at Halal & Healthy Products Fair. The industry with nearly 2 billion consumers all over the world is increasing the appetite of international manufacturers, and Turkey is trying to cover its export deficit by halal certified products …

Halal products industry that continues to grow by the free market economy formed by itself, will meet at CNR Expo Exhibition Center in Istanbul, Turkey between the dates of 30 September – 03 October 2010. The exhibition which is organized by CNR Expo Fairs Inc., intends to bring together the institutions making their purchases among halal certified products with the manufacturers.

The fair will be organized with the support of GİMDES (Association for the Inspection and Certification of Food & Supplies), the only institution in Turkey which is authorized to issue “The Halal Product Certificate” and Turkish representative of WHC (World Halal Council) and KOSGEB (Small and Medium Enterprises Development Organization). By the contribution of DTM (Under secretariat of the Prime Ministry for Foreign Trade), buyer delegations from 40 different countries including Germany, China, Dubai, Indonesia, Holland, Iraq, England, Iran, Syria and Saudi Arabia will visit the exhibition. This year, 8th Annual General Meeting of the WHC (World Halal Council) will take place at the same time with Halal & Healthy Products Fair which will create a unique synergy and an extra advantage for the companies to promote themselves to whole world.

Halal food concept means “the food permitted according to Islamic rules” as defined in the documents of United Nations International Commission on Food Standards Codex Alimentarius Commission. It is estimated that the value of Halal Food Market is around 850 billion dollars and the whole market value around 2 trillion dollars as of today.

The visiting hours of the fair will be 10:00am-19:00pm between the dates September 30-03 October 2010.

WHY VISIT HALAL FAIR?
  • An eye-catching platform for international visitors to see the latest Halal products & services.
  • Wide range of Halal products and services from at least 20 WHC countries.
  • Removal of visa requirements to Turkey creates an immerse opportunity for international visitors from Morocco, Saudi Arabia, Tunisia, Bahrain, Qatar, Lebanon, Jordan, Syria and many other countries.
  • An industry with an annual value of 2 billion dollars for 1.5 billion Muslims worldwide.
  • Millions of non-Muslims also prefer products certificated as “halal” due to health concerns.
  • Turkish market has 70 million Muslim population with an average age of 29 (65 % below 34 years old.)
  • Halal & Healthy Products Fair is supported by GIMDES, the only institution in Turkey which is authorized to issue “The Halal Product Certificate.”
  • Turkey's strategic location between Europe, the Middle East, and the CIS region provides a vast spectrum to meet the purchasing requirements.
  • Istanbul is chosen as “2010 European Culture Capital of Europe” and it will attract thousands of domestic and international visitors to this event.

Forms

 

Supported By

Advertisement
















This fair is organized with the permission of The Union of Chambers and Commodity Exchanges of  Turkey in accordance with the law number 5174










Türkiye 'Helal'de liderliğe oynuyor

CNR Expo Fuar Merkezi'nde yapılan Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı, 3 Ekim'e kadar devam edecek. Sine Fuarcılık'tan Fatih Mehmet Bakar fuarın, sektörün liderliğine oynayan Türkiye için ne anlama geldiğini ntvmsnbc’ye anlattı.

ntvmsnbc
Güncelleme: 15:41 TSİ 30 Eylül. 2010 Perşembe

İSTANBUL - Türkiye'de ilk defa CNR Holding kuruluşu olan Sine Fuarcılık tarafından İstanbul CNR Expo Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı, hem dünya genelinde yaklaşık 2 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan helal ürün sektörü hem de Türkiye açısından büyük önem taşıyor.

Helal gıda sertifikalı ürünlerin hızla yaygınlaştığını ve rekabetin arttığını belirten CNR Holding Sine Fuarcılık Genel Müdür Yardımcısı Fatih Mehmet Bakar, sektörün pek çok ülkenin iştahını kabarttığını söylüyor.

Helal ve sağlıklı ürünler sektöründe, müslüman ülkeler lokomotif ülke olarak Türkiye'yi istiyor. Sektör, Brezilya ve Çin gibi ülkelerin iştahını daha da artırıp rekabeti tetiklerken, Dünya Helal Konseyi’nin (WHC) üyesi olan müslüman ülkeler Türkiye'yi sektörde liderliğe taşımayı hedefliyor. Özellikle Endonezya, Malezya ve Filipinler bu konuda büyük çaba gösteriyor.

Müslüman olmadığı halde helal gıda üretiminde başı çeken Brezilya’nın, pazar büyüklüğünü önceden görerek sektöre üretim ve ihracat yapar hale geldiğini söyleyen Fatih Mehmet Bakar, “Ancak Türkiye'nin müslüman bir ülke olması ile İstanbul'un lojistik konumu, ibreyi bizim tarafımıza çeviriyor” dedi ve şunları söyledi:

TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT
“Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı bu avantajları gözler önüne serecek ve helal sektöründe üretim yapan Türk firmalarını dünyaya tanıtarak, Türkiye'nin bu sektörle ilgili işlem hacminin arttırılmasında önemli rol oynayacak. Bu fuarın katılımcıları ile gerek yurtiçinden ve gerekse yurtdışından fuarı ziyaret etmeye gelecek olan profesyonel satın almacılar, aslında bütün dikkatleri üzerlerine çekerek, bu konudaki düzenlemelere olan ihtiyaçları da gündeme getirecekler."

 

Türkiye olarak Helal Sertifikasyonu konusunda, beklenen konumda değiliz,
en azından Türkiye'den beklentisi olan müslüman ülkeler açısından. Ancak çalışmalar hızla devam ediyor. Dünya
Helal Konseyi’nin (World Halal Council)
bu konuda oldukça ciddi girişimleri var.
Fatih Mehmet Bakar

 

Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı'nın Türkiye açısından önemini bu sözlerle değerlendiren Bakar, Dünya Helal Konseyi Kongresi'nin de fuarla aynı tarihlere denk gelmesinin ayrı bir avantaj sağladığını söyledi.

“7'nci büyük kongresini geçen sene Çin'de yapan Dünya Helal Konseyi üyeleri bu kongre sırasında, 8’nci büyük kongrelerini 2010 yılında İstanbul'da gerçekleştirmeye karar vermişler. Ardından kurulan temaslar neticesinde kongrenin, Sine Fuarcılık A.Ş.’nin düzenlediği Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı ile aynı tarihlerde yapılması planlandı. Böylece 30 Eylül-03 Ekim 2010 tarihleri arasında CNR Expo Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek olan Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı ile eş zamanlı olarak Holiday Inn'de gerçekleştirilecek olan 8. World Halal Council (Dünya Helal Konseyi) Kongresi'ne, WHC üyesi olan 60 ülkeden delegeler katılacak ve kongrenin ardından fuarı ziyaret edecekler. WHC üyesi olan müslüman ülkeler bir önceki toplantıda fikir birliğine vardıkları gibi Türkiye'nin 'Helal Pazarı'nda lider müslüman ülke olması taleplerini de dile getirecekler.”

BREZİLYA SEKTÖRDE ÖNEMLİ SÖZ SAHİBİ
Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı'nın sektörün Türkiye'deki gelişiminde bir sıçrama tahtası olması bekleniyor. Zira sektörde, helal sertifikalı ürünlerin payı her geçen gün artıyor ve bu pay şu anda yüzde 15’lere ulaşmış durumda. Hızla büyüyen bu pazarda özellikle Brezilya, helal kırmızı ve beyaz et üretiminde başı çekiyor. Büyük çekişmenin yaşandığı helal sertifikalı ürünler pazarında Çin de önemli oyuncu olmak için kolları sıvamış durumda.

MÜSLÜMAN ÜLKELER TÜRKİYE'Yİ LİDER GÖRMEK İSTİYOR
Geçen yıl Çin'de yapılan WHC toplantısında Çinli yetkililerin konsey üyelerine, “Helal ve sağlıklı ürünleri burada üretin, fabrikalarınızı burada kurun, destek sağlayalım” çağrısının taraftar bulmadığı belirtiliyor. Fuar yetkililerine göre, bunun en büyük sebebi; WHC'nin müslüman bir ülke olan Türkiye'den yana olması. Türkiye'nin coğrafi ve lojistik konumu, diğer müslüman ülkeler arasındaki saygınlığı ile modern kimliği de bu destekte önemli bir yere sahip.

ÇİN PASTADAN BÜYÜK PAY KAPMA PEŞİNDE
Dünya Helal Konseyi’nin Türkiye’yi liderliğe taşıma düşüncesi yatırımcılara umut veriyor, ancak bir tarafta da her sektörde varlığını güçlü şekilde hissettiren Çin var. Çin’in pazarda önemli pay kapmak için örneğin, ülkesinde yatırım yapacak müteşebbislere önemli kolaylıklar sağlama gibi planları olduğunu vurgulayan CNR Holding Sine Fuarcılık Genel Müdür Yardımcısı Fatih Mehmet Bakar, Türkiye’nin pastadan büyük pay alması için elini çabuk tutması gerektiği görüşünde:

TÜRKİYE YASAL DÜZENLEMEYE GİTMELİ
“Özellikle tekstil sektöründe olduğu gibi gıda sektörü ile ilgili olarak da Çin göz ardı edilemeyecek kolaylıklar sağlıyor. Ancak Çin, tekstil sektöründe de bir süre sonra kalite ve zamanlama konularında Türkiye ile rekabet edememiştir. Müslüman bir ülke olmasını, termin olarak rekabet edilemeyecek kısa sürelerde üretim yapabilmesini, aynı zamanda lojistik bir üs konumunda oluşunu Türkiye'nin avantajları olarak sıralayabiliriz. Fakat helal ürün sertifikasyonu konusunda hızlı hareket edilmesi ve bu konudaki gerekli yasal düzenlemelerin çıkarılması öncelikli hususlardır. Firmaların sağlık bilgisi, sağlık ve İslami kurallar çerçevesinde üretimlerinin denetlenmesi ve bu denetleme sonucunda belgelendirilmesi de gerekmektedir. Belgelendirme ve standardizasyon konularında hızlı adımlar atılmalı ve Türkiye bir an önce büyüklüğü 2 trilyon dolar olan bu pastadaki payını artırmalıdır. Dünya Helal Konseyi’nin ve konseyin üyesi olan müslüman ülkelerin desteklerini de bu avantajlara ekleyebiliriz.”

 

 

Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı'na 50 firma katılıyor. Fuar katılımcılarının yüzde 30'u yabancı ve ağırlıklı olarak Malezya ve İran'dan. Almanya, Brezilya, Endonezya, Fransa, Hollanda, İngiltere, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın aralarında bulunduğu çeşitli ülkelerden de fuara alım grupları geliyor.



YORUMLAR.

Murat Kurukafa

Önemli bir pazar olduğu kesin. Şimdiye kadar bu konuda atılım yapılmamış olması cidden büyük hata. Ancak müslüman ülkelerin Türkiye'yi lider görmek istediği konusu biraz duygusal gibi geldi. Sonuçta... devamı »
30 Eylül 2010, Perşembe 09:26Burak Ateş
Helal gıda kavramı nedir anlamak zor. Ama bize yurtdışında ek avantaj sağlayabilecek durumda olması çok güzel. Müslümanların paraları biraz da biz götürelim
30 Eylül 2010, Perşembe 09:22Mehmet Bekir Birden
Turkiye'deki her yemek helal zaten, gelin bizzat Turkiye'de yeyin, turizm de artsin! ve 'e c' isimli arkadasa katiliyotrum, sekli muhafaza ederken ozu atlamamak lazim...







 




















konferans





kongre kongre











RSS Feed





Türkiye sahtede dünyada üçüncüsü. Tek tehlike üç Rus turisti öldüren içki değil. Bodrum’da Rus rehberlerin içtikleri sahte viskilerden zehirlenerek hayatını kaybetmesi, gözleri bir kez daha Türkiye’nin ‘sahte’ piyasasına çevirdi. Gümrük ve emniyet güçlerinin son yıllardaki operasyonel başarılarına rağmen pazardaki tatlı kâr, hemen her şeyin sahtesinin çıkmasına neden oluyor. Ancak bu sahte pazarın asıl tehlikesi, acımasız kâr hırsının artık insan sağlığını iyiden iyiye tehdit eder pozisyona gelmesi. İşte Türkiye’yi tehdit eden diğer ürünler…
1. Sigara: Kuzey Irak başta olmak üzere komşu ülkelerden sokulan kaçak sigaralar oldukça tehlikeli. Çin’de üretilen sahte Tekel 2000 sigarasının içinden tahta tozu, küf, böcek ve böcek larvaları ile çok tehlikeli







2. İçki: En yaygın sahtecilikten birisi alkollü içkide yaşanıyor. Birçok tehlikeli maddenin yanı sıra özellikle karışımda kullanılan metil alkol zehirliyor ve körlüğe neden olabiliyor


3. Kozmetik: Saç dökülmesini engellediği iddia edilenler ciddi cilt hastalıklarına neden oluyor. Sahte parfümler ise akciğer ve böbreklerde ciddi rahatsızlıklara neden olabiliyor




4. İlaç: Kilo verdirdiği iddia edilen lahana çorbası kapsülü ve biberhapı gibi ürünlerin sahtesi yoğun. Sahte Viagra, borik asit, kurşun tabanlı boya ve çimento içeriyor.


5. Zeytin: Küflü kaşardan eritme peynir üretiliyor. Kaşar peynirine soya yağı ve margarin katılıyor. Ufalanmış peynir jel ile birleştirilip yeniden kalıp peynir yapılıyor.







6. Penir: Soya baharatla karıştırılıp sucuk imalatında kullanılıyor. Raf ömrünü uzatmak için gereğinden fazla nitrat katılıyor. Et yerine nişasta, tavuk derisi, zar, baharat ve tuz konuluyor.









7. Sucuk - Sosis: Soya baharatla karıştırılıp sucuk imalatında kullanılıyor. Raf ömrünü uzatmak için gereğinden fazla nitrat katılıyor. Et yerine nişasta, tavuk derisi, zar, baharat ve tuz konuluyor.









8. Tekstil ve Oyuncak: En yaygın sahtecilik oyuncakta. Kalitesiz ürünler bir yana, özellikle oyuncakta kullanılan boya, plastik vb. nedeniyle kanserojen etkiler görüldüğü kanıtlandı.







9. Zeytinyağı: Zeytinyağına kanola, fındık ve soya yağı karıştırılıyor. Atık yağ olarak anılan kullanılmış kızartmalık yağ tekrar karıştırılabiliyor. Tereyağına patates karıştırılıyor.






GİMDES - Helal Gıda ve Helal Sertifikalama






 






Geçen yıl Şubat ayında birinci uluslararası hela gıda konferansını yapan GİMDES (Gıda İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği), bu yılki konferans 25-26 Nisan 2009’da tarihi konferans ve fuar Merkezi FESHANE’de gerçekleştirecek. Konferans 25 Nisandaki açılış ve protokol konuşmaları ile başlayacaktır. 0930-1240 arasındaki açılış ve protokol konuşmalarının ardından. Saat 1600 dan itibaren itibarenden Helal ekonomik sistemin sosyopolitik-stratejik olabilirliği konuşmaları başlayacaktır. Program Cihan Haber Ajansının aşağıdaki frekanslarından Ücretsiz, Logosuz ve Şifresizcanlı loarak yayınlanacaktır.
UYDU DETAYLARI

Türksat3A @ 42E
D/L: 11038 MHz VER
S/R: 2222
FEC: 5/6

Nisan 25, 2009   Kategori: Basında Gimdes  Yorum Yapmak İstermisiniz

Toplantının açılış konuşmasını yapan GİMDES Başkanı Hüseyin Büyüközer, Türkiye’de 25 yıldır bu konuda çalışmalar yaptıklarını söyledi. Dünyanın 60 ülkesinde helal gıda sertifika çalışması yapıldığını ancak her birinin birbirinden farklı, kopuk standartlarla olduğunu anlatan Büyüközer, konferansın amacının bütün Müslümanların tek bir standartta tek bir sertifikalandırmada programında buluşmak olduğunu kaydetti. Konferansta bu konuyu tartışmaya açtıklarını ifade eden Büyüközer, “Bu bir iman meselesi. Dünya üzerine yaşayan 2 milyar Müslümanı ilgilendiren bir konu.” dedi.

Yazının tamamını Habervaktim sitesinden okumak için: Helal Gıda “tek standart” için toplandı

Nisan 25, 2009   Kategori: Basında Gimdes  Yorum Yapmak İstermisiniz

2. Uluslararası Helal Gıda Konferansı, Feshane’de başladı. 12 ülkeden uzmanların katıldığı konferansta, helal gıda sertifikalandırmada, Müslümanların tek bir standartta buluşması tartışılıyor.

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) tarafından düzenlenen ve TGTV, İslam Dünyası STK’ları Birliği, Türkiye İhracatçılar Meclisi, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği ile Anadolu Aslanları İşadamları Derneği tarafından desteklenen konferansta, helal gıda konusunda dünyanın 12 ülkesinde uzmanlaşmış ilim adamları bir araya geldi.

Yazının devamını Zaman gazetesi sitesinde okumak için: Müslüman ülkeler ‘helal gıda’yı tartışıyor

Nisan 25, 2009   Kategori: Basında Gimdes  Yorum Yapmak İstermisiniz

İnternet medyası diyebileceğimiz birçok haber sitesinde Helal Gıda 2009 konferansı yankı buldu, destek veren bütün kuruluşlara teşekkür ediyoruz.

Nisan 22, 2009   Kategori: Basında Gimdes  1 Yorum Bulunmakta

Birincisi 24 Şubat 2008′de gerçekleştirilen Helal Gıda Konferansı’nın ikincisi 25-26 Nisan tarihlerinde, tarihî Feshane Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor.

Nisan 22, 2009   Kategori: Basında Gimdes  Yorum Yapmak İstermisiniz

Timeturkİsmail Zelvi / TİMETURK - 17 Nisan 2009 11:45

Krizin vurduğu Türk ihracatçısı 1,2 trilyon dolarlık Helal Pazarı’ndan pay alabilmek için “Helal sertifikası” alıyor. Helal pazarının aktörleri şimdi Feshane’de buluşuyor

Dünya ekonomisini vuran kriz sebebiyle geçtiğimiz yıl 130 milyar dolarlık ihracat payının bu yıl yüzde 30 eksilme ile 100 milyar dolar gerçekleştirmeyi bekleyen Türk ihracatçısı krizi Helal Gıda Pazarı’na girerek aşmaya çalışacağı açıklandı.

Yazının devamını Timetürk sitesinde okumak için:
Helal pazarı krize çare olacak

Nisan 20, 2009   Kategori: Basında Gimdes  Yorum Yapmak İstermisiniz

Şebnem Dergisinden Nejla Baş hanımefendinin Gimdes başkanı Doç. Dr. Hüseyin Kami Büyüközer ile gerçekleştirdikleri röportajın başlangıç kısmını buradan istifadenize sunuyoruz, devamını okumak için lütfen yazının altındaki linkten Şebnem dergisi sitesine bakınız.

Öncelikle “GİMDES” deyince ne anlaşılmalıdır?
GİMDES, bütün müslümanların olmazsa olmaz hayat şartlarının başında gelen helâl ve sağlıklı gıda maddelerini araştırmayı ve bunun sonucu olarak yasal çerçeve içerisinde “Helâl Sertifikalandırma”yı hedeflemiş bir sivil toplum kuruluşudur.

Yazının devamını Şebnem dergisi sitesinden okumak için:

Nisan 20, 2009   Kategori: Basında Gimdes  Yorum Yapmak İstermisiniz

Birincisi 24 Şubat 2008 de gerçekleştirilen HELAL GIDA Konferansının ikincisi 25-26 Nisan tarihlerinde, yine tarihî FESHANE Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor.

Bu yılki konferansta; Türkiye, ABD, Kanada, Hollanda, Malezya, Endonezya, Tayland, Avustralya, Kırgizistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Güney Afrika Cumhuriyeti ülkelerinden toplam 24 konuşmacı katılacak..

Konferansın ana teması altı maddede sıralandı:
1- Müslüman Toplumların Helal Talebi
2- Dünyada Helal Sertifikalama Programları
3- Helal Ekonomik Sistemin Sosyopolitik ve Stratejik Olabilirliği
4- Helal Standartlarda Müştereklik
5- Helal Kavramına Üretici-Tüketici Yaklaşımları ve Problemleri
6- Ulusal ve Uluslararası Helal Pazar

Bu temaları işleyecek dünyanın dört bir tarafından gelecek yetkili konuşmacılar, her gün üçer oturumda konuşmalar yapacak.

Haberin devamını Habervaktim sitesinden okumak için:
Habervaktim: Helal Gıda İstanbul’da toplanıyor

Nisan 20, 2009   Kategori: Basında Gimdes  Yorum Yapmak İstermisiniz

18-20 Nisan tarihlerinde, Endonezya Helal Sertifikalama Kurumundan gelecek uzmanlar tarafından verilecek ve 3 gün sürecek eğitim çalışmalarına katılacak Teknik Elemanlarla bugün GİMDES Merkezinde ön görüşmeler için biraraya gelinmiştir.
Devamını Oku »

Nisan 11, 2009   Kategori: Duyurular  2 Yorum Bulunmakta

GİMDES 16 Nisan 2009 Perşembe akşamı saat 19 da başlamak üzere yemekli bir toplantı tertip etmiştir. Toplantıya başta TGTV, İDSB, MÜSİAD, ASKON, GÖKKUŞAĞI KADIN PLATFORMU gibi birçok sivil toplum kuruluşları yöneticileri davet edilmiştir.

 

Helal konusunda önemli nokta et ve tavuk kesimi ve işlenmesi. GİMDES sertifika verirken öncelikle tavuğun yediği yem kontrol ediliyor. Burada aranan şart tavuğun yüzde 50'den fazla necis gıdalarla beslenmemiş olması. Kesime giden tavukların bayıltılması için kullanılan voltajın Endonezya, Malezya ve Singapur'da da kullanılan değerlerde olması isteniyor. Tavuk, ölümüne sebep vermeyecek ve yere bıraktığınızda bir dakika içinde kendine gelecek şekilde elektrik şoku ile bayıltılıyor. Kesimin elle, Müslüman kasaplar tarafından yapılma şartı koşuluyor. Kasaplardan da her kestikleri tavuk için Besmele çekmeleri isteniyor. Kesimde kan akıtılıyor. Yolma hattında ise tavuğun içinden dışına, dışından da içine sızma olmayan 54 derecelik sıcaklıktaki sudan geçirilerek tüyleri yolunuyor. Büyüközer kitap ehli olanların da kestiklerinin yendiğini ifade ediyor.

 

 

Köylünün tereyağını toplayıp yerine mankenlerle margarin sattılar

 

Hüseyin Kami Büyüközer'in sağlıklı ve helal beslenmeye olan ilgisi küçük yaşlarda başlamış. 30 yıla yakın süre bu konuyla ilgilendiğini söyleyen Büyüközer, her Müslüman yediği içtiği gıda ile ilgilenmek zorunda olduğunu da ifade ediyor. 12 yaşında babasıyla yaşadıkları olay hafızasına kazınmış: "Antalyalıyım. Mutfağımız Akdeniz mutfağı, ana malzememiz tereyağı ve zeytinyağıdır. Babam yağımızı Antalya'daki pazar yerine gelen köylülerden alırdı. Bir süre sonra köylüler yağ getirmemeye başladı. Antalya'da tereyağı sıkıntısı oldu. Babam arabaya atlayıp köye gitti. Öğrendik ki köylülerin yağlarını birileri gelip evlerinden alıyor. 2 hafta sonra bütün duvarlara 5 kiloluk margarin afişleri asılmıştı. Köylü kılığına sokulmuş mankenler 'işte bizim yağımız bu' diyordu. Yani artık tereyağına ihtiyaç kalmadı. Anladık ki tereyağını toplayan bunlarmış. Babam 'bu sahte yağı bize yedirecekler' diye hayıflandı."

 

 

kimden Huseyin Buyukozer hbuyukozer@hotmail.com
kime gimdes irtibat <irtibat@gimdes.org>
tarih 30 Eylül 2011 07:49
gönderen hotmail.com
Özellikle ileti dizisindeki kişilerden dolayı önemli.
 30 Eyl ) 


selamunaleykum 
Muhterem…..
Ekte, 13-16 Ekim 2011 tarihlerinde CNR Fuarcılık kompleksinde gerçekleştireceğimiz tarihi etkinliklerimize ait bilgiler ve davetiyemiz yer almaktadır.
Bu etkinliklerin ev sahibi GİMDES olarak zatı-alinizi de aramızda görmekten onur duyacağız
Sağlık ve selamet dileklerimle

Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer
Başkan, GİMDES
İstanbul, TURKİYE
Tel  : +90 212 438 3318
Fax : +90 212 438 3319
irtibat@gimdes.org  www.gimdes.org  www.halalcertificationturkey.com  www.gidaraporu.com 
3 ek — Tüm ekleri indir (sıkıştırma hedefi: 
Türkçe
Dosya adı kodlama menüsü
)   Tüm resimleri görüntüle  
konxx.jpg konxx.jpg
151K   Görüntüle   İndir  
davetiye.jpg davetiye.jpg
768K   Görüntüle   İndir  
Türkçe+ko.jpg Türkçe+ko.jpg
1261K   Görüntüle   İndir  


 

Antikapitalist Müslümanlar Gerekçesi (Belgesel)

Antikapitalist Müslümanalar Gerekçesi(Belgesel):Tarih felsefesi, Peygamberler, Modern kapitalist tarih...Hepsi var >>>http://www.youtube.com/watch?v

<iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/Gkiv6auYxMQ" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>

 

 

 

<a href="https://twitter.com/hiziraciltr1" class="twitter-follow-button" data-show-count="false" data-lang="tr" data-size="large">Takip et: @hiziraciltr1</a>
<script>!function(d,s,id){var js,fjs=d.getElementsByTagName(s)[0];if(!d.getElementById(id)){js=d.createElement(s);js.id=id;js.src="//platform.twitter.com/widgets.js";fjs.parentNode.insertBefore(js,fjs);}}(document,"script","twitter-wjs");</script>


<script type="text/javascript">
 
  var _gaq = _gaq || [];
  _gaq.push(['_setAccount', 'UA-35901013-1']);
  _gaq.push(['_trackPageview']);
 
  (function() {
    var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;
    ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://' : 'http://') + 'stats.g.doubleclick.net/dc.js';
    var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
  })();
 
</script>
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ,,, 890993 ziyaretçi.mizsiniz***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc