Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  Prof.Dr. Cafer ÖZKUL Rektör Rouen FRANSA
 



























Malatya'da çobandı Fransa'da rektör oldu

Türkiye'de çocukluğunda çobanlık yapan Cafer Özkul Fransa'da çalıştığı üniversitede rektörlüğe kadar yükseldi


Malatya'nın Hekimhan ilçesinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen, küçükken ailesine ait hayvanları otlatan ve eğitimini zorluklara rağmen başarıyla tamamlayarak profesörlüğe yükselen Cafer Özkul, Fransa'daki Rouen Üniversitesi'nin iki dönemdir rektörlüğünü yapıyor.

 

ÇOCUKLUĞUM YOKLUK İÇİNDE GEÇTİ

Rouen Üniversitesi Rektörlüğü görevini 2007 yılından bu yana yürüten Özkul, 1951 yılında Malatya'nın Hekimhan ilçesine bağlı Kocaözü köyünde doğduğunu söyledi. Çocukluğunun yokluk içinde geçtiğini ifade eden Özkul,

"O zaman köyün şartlarında en iyileri olmamıza rağmen kıt imkanlardan dolayı babam 'Biz 50-60 sene bu topraklara emek verdik. Bir yere varamadık. Sen oku, gidebildiğin yere kadar git' demişti. Babam, 'bu çocuk başarılı ama benim tarlada iş gücüne de ihtiyacım var' demedi" diye konuştu.

İlkokul 4. sınıfa kadar köyünde okuduğunu belirten Özkul, 4 ve 5. sınıfları da Malatya merkezde tamamladığını ifade etti. İlkokulu bitirince parasız yatılılık sınavını kazandığını kaydeden Özkul, ortaokulu ve liseyi Gaziantep'te okuduğunu söyledi.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenciyken Etibank'ın yurt dışı bursunu kazandığını anlatan Özkul, 1970 yılında gittiği Fransa'da Bouches Du Rhone şehrindeki üniversiteye bağlı özel statüdeki bir kuruluşta Fransızca hazırlık eğitimi aldığını dile getirdi.

SÖZLEŞMELİ ÇALIŞTIĞI ÜNİVERSİTEYE REKTÖR OLDU

Daha sonra, iki yıl mühendislik okullarında temel bilimler eğitimi aldığını ifade eden Özkul, ardından girdiği sınavda başarılı olarak elektrik mühendisliği okumaya başladığını belirterek, "Fransa'da mühendislik okulları iki çeşit. Birincisi, üniversitelerin bünyesindeki yüksekokullar, ikincisi de üniversitelerden bağımsız okullar. Ben o zaman üniversiteden bağımsız bir yerde okulu bitirdim" dedi.

Rouen Üniversitesi'nde doktora yaptığını anlatan Özkul, aynı üniversiteden gelen bir iş teklifini kabul ettiğini ve çalışmaya başladığını dile getirerek, şunları söyledi:

"O dönemde Türk veya yabancı asıllı insanlar kadrolu doçent doktor veyahut profesör olamıyordu. O nedenle ben 8 yıl sözleşmeli olarak çalıştım. Bu sürenin sonunda bir kanun değişikliğiyle yabancılara araştırma merkezinde veya üniversitelerde çalışma olanağı tanındı ve ondan sonra doçentlik sınavına girdim ve onu kazandıktan sonra kadrolu doçent olarak çalışmaya başladım."

Rektörlüğe ilk seçildiğinde, dönemin edebiyat fakültesi dekanının "Biz artık Türk, yabancı asıllı birisini rektör seçebilecek kadar demokratik olgunluğa erişmişiz ve bundan gurur duyuyorum" dediğini aktaran Özkul, Fransa'daki rektörlük seçiminde uygulanan sisteme değinerek, şunları kaydetti:

REKTÖR SEÇİMİ NASIL YAPILIYOR

"Bir seçiciler kurulu oluşturuyor. Benim ilk seçildiğim zaman 140 seçici kurulu üyesi vardı. Bunun yarısı öğretim görevlilerinden, doçentlerden, profesörlerden oluşuyor. Geri kalanların 33'ü öğrencilerden, 22'si sivil toplumdan, 15'i idari ve teknik kadrodan seçiliyor. Her fakülte, her bilim dalı kendi temsilcilerini gönderiyor. 171 veya üstünde oy alan herkes rektör olabiliyor. Ben bunu başardım. Salt çoğunluğun bir fazlasını alabildiğim için rektör olarak seçildim. Belki ilk seçilme bir olay ama ikincisi daha önemliydi çünkü insanlar yaptığınız işleri beğeniyorsa, size güveniyorsa ve o güveni koruyorsa sizi tekrar görev başında görmek istiyor ve ikinci kez seçiyorlar. 6 senedir rektörlük yapıyorum. İkinci dönemin yarısına yaklaşmış vaziyetteyim."

Babasının tavsiyeleriyle motive olduğunu ifade eden Cafer Özkul, bu motivasyon sayesinde önemli bir göreve yükseldiğini söyledi.

O ZAMAN ÇOBANLIK ZOR GELİYORDU

Küçükken çobanlık yaptığını belirten Özkul, "Birkaç koyun ve keçimiz vardı. Her çocuk gibi yaz tatillerinde meraya götürüp onları otlatırdım. Annem yanıma kumanya verirdi. O zamanlar bunlara katlanmak bana zor geliyordu ama şimdi o günleri çok tatlı hatıralar olarak görüyorum" dedi.

Çocukluğunun geçtiği Kocaözü köyünden en çok aklında kalan hatıralarının, kışın tahta bavul üzerinde karda kaymak ve soğuk okulu ısıtmak için odun taşımak olduğunu ifade eden Özkul, "Sınıflarda itişerek, kalkışarak sobanın başına üşüşmemiz çok güzel hatıralar olarak kaldı. Bunlar bugün mutlu bir çocukluk hatırası gibi geliyor" diye konuştu.

 

Cafer Hocanın Üniversitesi;Unıversıte de Rouen

Hiç dil bilmeden Fransa’ya gitti burslu okudu. Orada kalıp 26 bin öğrenciye sahip bir üniversiteye rektör oldu. Akademik çevrelerin yakından tanıdığı bir isim o: Cafer Özkul.




















Rouen Üniversitesi’nde ikinci dönem rektörlük koltuğuna oturan Cafer Hoca, zorluklar içinde okuyan, hedefi yükseklerde olan kişiler için imkansız diye bir şeyin olmadığının en güzel kanıtlarından birisi…

Dünyanın dört bir yanında çok başarılı bilim insanlarımız var. Gazetelerde zaman zan onlarla ilgili haberler okuyoruz. Çafer Özkul'la ile ilgili haberler de çok çıktı. 
Malatya'dan Fransa'ya uzanan başarı hikayesi, akademik çevreler için hiç yabancı değil. Türkiye'ye her gelişinde olmasa da yılda en az bir kez bir yerlerde karşılaşıyorduk. En son Fransa Cumhurbaşkanı Hollanda ile Türkiye'ye geldi ve Kankaya (Fransa Cumhurbaşkanı öyle telafuz etti) Köşkü'ndeki yemeğe katıldı...
Hollande'ı İstanbul'da gördük ama o Ankara'dan direkt Fransa'ya döndü. Telefonda görüştük. Yıllardır ertelediğimiz üniversite ziyaretimizi ne zaman gerçekleştireceğimizi sordu, en kısa zamanda deyip, bir hafta sonra da Rouen yollarına düştük.
Jean Darc’ın memleketindeyiz
Rouen, Paris'e iki saat kadar uzaklıkta tarihi bir kent. Yakıldıktan sonra Azize ilan edilen Jean Darc'ın memleketi. Ufak ama şirin bir üniversite kenti...
Çafer Hoca'nın iki dönemdir rektörlüğünü yaptığı Rouen Üniversitesi'nin şehrin farklı bölgelerine yayılmış ve her biri bizdeki en büyük üniversitelerden daha büyük alanlarda yer alan tam 6 kampüse sahip...
26 bin öğrencisi var. Bunun 16 bini lisans, 2 bin 500’ü doktora, 7 bin 500'ü de yükseklisans öğrencisi. Kullanılabilir kapalı alanı 300 bin metrekare, yeşil alanları ise çok daha fazla. Öğrencilerinin yüzde 11'i ise dünyanın dört bir yanından gelen yabancı öğrencilerden oluşuyor. Çok sayıda olmasa da Türk öğrencilere rastlamak da mümkün...

Üniversite bütçesi ise 300 milyon Dolar...
Araştırma laboratuvarlarındaki donanım ise milyarlarca dolar ve çok ciddi araştırmalar yapılıyor. Uçak, otomotiv ve nükleer enerjiye yönelik olanlar ise çok ileri safhada. En büyük destekçisi de devlet ve ilgili sanayi kuruluşları!..

Demek ki oluyormuş!

Yazının girişini rakamlara bağlamamın nedeni, Cafer Hoca'nın rektörü olduğu üniversitenin sıradan bir üniversite olmadığını göstermek içindi. Çünkü bu gibi durumlarda hemen dudak bükülür ve "olmaya olmuş ama kim bilir neresidir" diye küçümseme ifadeleri kullanılır, sonra da böylesi önemli yerlere zaten bizden birilerini getirmezler ki diye de ekleme yapılır. Tıpkı, ağzımızla kuş tutsak kesinlikle bizi AB'ye almazlar şeklindeki ön yargılar gibi...
Demek ki çok çalışınca, oyunu kurallarına göre oynayınca en tepe noktalara kadar gelinebiliniyormuş. Cafer Hoca'nın, bugün bu konumda bulunuyor olması, bunun en önemli kanıtı. Rektörlük öyle bizde olduğu gibi çantada keklik türünden değil. Öğrenci ve çalışanlardan yerel yönetimlere, asistanlardan profesörlere kadar herkes oy veriyor. Öyle yüksek getirisi ve artı avantajları da yok. Yani bir anlamda hizmet aşkı...
İşte bu noktada, Cafer Hoca'ya, “Her ne kadar aldığın bursları faizleriyle geri ödensen de, ülkemizin sağladığı olanaklarla bugün bu noktaya geldin, ikinci vatanına olduğu gibi gel biraz da birinci vatanına hizmet et” diye şaka yapınca, en büyük destek, kendisi gibi mühendis kökenli akademisyen eşi Çağlayan Hanım'dan geldi: Bu kadar birikim ve donanımla, Cafer Hoca'yı Türkiye'den bakalım hangi üniversite kapacak!
Rektörlük Fransa'da da iki dönem ve Cafer Hoca'nın ikinci dönemi. Daha iki yılı var. İsterse bir yıl önce ayrılabiliyor ya da bir yıl uzatabiliyor ve o gelecekten çok bugüne bakıyor, üniversiteye yeni fakülteler eklemeye çalışıyor...

Fransız üniversiteleri

Türkiye'deki idari yapılanma ve yargı sistemi Fransa'ya çok benziyor. Üniversiteler ise bizden çok farklı. Özellikle de öğrenci alımı ve kontenjan belirleme de çok katılar. 
Örneğin, ülke ihtiyaçları kadar kontenjan belirleniyor ve kesinlikle onun üzerine çıkılmıyor, yeni fakülteler açılmıyor. Üniversitelerin tamamına yakını devlet üniversitesi ve parasız. Bir kaç yüz Euro'luk harçlar ise göstermelik. Yabancı öğrencilerden de para alınmıyormuş çünkü ‘bugün onlardan, yarın da bizden alırsınız’ diye tepki gösteriliyormuş...
Fakültelere öğrenci alımında ise sınır yok gibi, birinci sınıflara, kontenjanın on katına kadar öğrenci alınıyor. Örneğin tıp fakültesine 2 bin öğrencinin kaydı yapılıyor ama 150-200'ü ikinci sınıfa geçebiliyor...
Bu yüzden de birinci sınıf serüveni bazen bölüm, bazen de fakülte ve üniversite değiştirerek uzadıkça uzayabiliyor...
Maaşlara gelince, özellikle Amerika ile kıyaslandığında çok yüksek değil. Ama onlar mutlular...

Biz parçalıyoruz onlar birleştiriyor
Fransız bürokrasisi bizdekinden hiç aşağı değil. Bu yüzden her şeyi sadeleştirmeye çalışıyorlar. Örneğin 76 olan üniversite sayısını 30'a indirmek için ciddi hazırlıklar yapılıyor. Birçok fakülte de hukuk ve ekonomi örneğinde olduğu gibi zaten iç içe. Mühendisliklerin bir bölümü ise direkt ilgili bakanlıklara bağlı. YÖK benzeri bir kurum yok ama danışma niteliğinde Rektörler Kurulu var. Üniversiteler özerkler; ancak Eğitim ve Yüksek Öğrenim bakanlıklarıyla organik ilişki içerisindeler...
Üniversitelerin reyting sıralamasını değerlendirme Ajansı yapıyor ve bütçeler ona göre dağıtılıyor. Akademik üretkenlik ve öğrenci sayısı önemli kriterlerden. Bizde olduğu gibi boş kontenjana para vermiyorlar!..
Araştırma laboratuvarları ve meslek yüksek okulları da üniversite bünyesinde. Ama farklı bir yapı içerisindeler. Araştırma laboratuvarlarının bazılarında ikili-üçlü yönetim söz konusu...
Kaynakların en verimli şekilde kullanılması için her üniversite kafasına göre yatırım yapamıyor!..
Üç kademeli profesörlük var. Ordinaryüs profesörlük oranı yüzde 7 civarında. Cafer Hoca da onlardan birisi. 

Malatya'dan Rouen'a

Cafer Özkul’un Fransa’ya uzanan yolculuğunun başlangıcı çok ilginç. Hekimhan’ın bir köyünde ilkokula giden Özkul’un okulundaki iki öğretmen birbiriyle kavga edip, tayinlerini başka şehirlere isteyince, öğretmensiz kalan okul kapanır. Cafer Özkul okumak için Malatya’daki abisinin yanına gider. Sonrasında Devlet Parasız Yatılı Okulları Sınavı’na girer ve Gaziantep Lisesi’ni kazanır. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okurken Etibank yüksek öğrenim bursunu kazanır ve tıp eğitimini yarıda bırakarak, Fransa’ya Elektrik Yüksek Mühendisliği okumaya gider. Asıl hikaye de orada başlar:
Yurtdışına gitmeden önce bir sınava girdim, burs kazandım. Bana “Fransa’ya şu eğitimi almak için gider misin?” diye sordular. O sırada yabancı dil bilip bilmediğimi hesaba bile katmadan, giderim dedim. 
Bir yılda dil öğrenmek çok zordu ama vazgeçmeyi hiç düşünmedim. Çünkü oraya gitmeden önce bütün gemileri yakıp gitmiştim. Bursla gittiğim için geri döndüğümde, bursu geri ödemem gerekiyordu. O günkü şartlarımda bu çok zordu; o nedenle bir şekilde başarılı olmak zorundaydım.
Başlangıçta rektörlük gibi bir iddiam yoktu; kaldı ki üniversitede kalıp kalmayacağım bile belli değildi. Benim tek amacım, sadece mühendislik diplomasıyla değil de en azından doktora yaparak dönmekti. Zaten bana burs veren kuruluşla bu noktada ters düştüm. O zaman çalışmaya başladığım için kendileriyle anlaştım ve borçları 4 taksite böldürdüm ve Fransa’da kaldım.
1977 - 2003 yılları arasında 130’dan fazla yayınım var. Bunların 70’e yakını uluslararası hakem kurulları olan dergilerde yayımlandı. Bazıları, 700 ile 1000 arasında atıf yapılmış yayınlar. Zaten hiç araştırma yapmadan rektörlüğe aday bile olamazsınız.
Fransa’da üniversiteler, iş dünyasıyla ilişki açısından çok büyük atılımlar yaptı. Eskiden sadece kültürel gelişim için üniversiteye gidilirken, artık iş bulmak için gidiliyor. 2007 yılındaki kanunlarla, öğrencilere iş sahası bulmak, onlara bu konuda yardımcı olmak üniversitelerin temel misyonları arasına alındı. Bu kapsamda, üniversitelerde staj ve iş bulma büroları kuruluyor. İş çevrelerinin iş ve staj talepleriyle, öğrencilerin özgeçmişlerini bir araya getiren bir birim. 
Türkiye’de Avrupa’nın en iyi 250 üniversite sıralamasında yer alan üniversiteler var. Ancak sayıları 10’un altında. 
Türkiye’den teklif gelirse, eğer çıtayı yükseltebileceğim bir ortam ve iddia varsa gelirim... 

Abbas Güçlü - Milliyet Akademi















 

Fransa Rouen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cafer Özkul, insanları erkenden mesleki ve teknik eğitime yönlendirmenin sakıncalı olduğunu söyledi.

Kocaözü Kasabası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen Birinci Kocaözü Çalıştayı'na katılan Fransa Rouen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cafer Özkul, Malatya'da kurulması planlanan ikinci üniversite ve eğitim çalışmalarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Özkul, Malatya'ya kurulması planlanan ikinci üniversiteyle ilgili yaptığı açıklamada, İnönü Üniversitesi'nin yeni yapılanmaya destek vermesi gerektiğini belirtti.

Sıfırdan üniversite oluşturmanın zor olduğunu ifade eden Özkul, "Malatya'nın yüksek öğrenime çok önem verilmesi gerektiğini biliyoruz. Bu yönde de çalışmaların yapıldığını görüyoruz. Malatya'da yüksek öğrenim gören öğrenci sayısının artmasını destekliyorum. Bunun için ilk önce üniversitenin kapasitesinin artırılması gerekiyor. Yeni üniversite açılması düşünülebilir ama bunu iyi hazırlamak gerekiyor. Rouen Üniversitesi'nden ayrılan ama tam anlamıyla yerleşene kadar 15 yıl bize bağlı olan fen ve teknik konularda açılan bir alan var. Bu ancak yerleşik duruma geldikten ve çok iyi bir fonksiyon gösterdikten sonra bizden bağımsız olabildi. Kıt imkanlar dahilinde büyük bir üniversiteni yeni doğan bir üniversiteye yardım etmesi kaçınılmazdır. Sıfırdan üniversite oluşturmak oldukça zor. Büyük kaynaklar gerektiriyor. Özellikle insan kaynağı önemli. Bunların hepsini hemen var etmek zor. Dolaysıyla şuanda İnönü Üniversitesi'nin bu yeni yapılanmaya destek vermesi mutlaka gereklidir. Onun için diyorum ki; yeni üniversite kurmak yerine bu üniversiteye bağlı olan çalışmalarla temeli atılmalı ve kurulma aşamasında da İnönü Üniversitesi'nin öncülüğü olmalıdır" dedi.

"İYİ BİR ALTYAPI OLUŞTURULMASI GEREKİYOR"

Özkul, dünyanın ilk sırasında yer alan üniversitelerin araştırma ve geliştirmede çok güçlü olduklarını kaydederek, şunları söyledi: "İkinci bir üniversite kurulacaksa altyapının iyi hazırlanması gerekiyor. Üniversite işlevinin çok etkin olması lazım. Sonuçta üniversite yönetimlerinin imkanlarını en iyi şekilde kullanabilecek organizasyonların olması gerekiyor. Dünyanın en iyi ve sıralamada en önde olan üniversiteler, öğrenci sayıları en fazla olan üniversiteler değil araştırma ve geliştirmeleri çok kuvvetli olanlardır. Mesela 15 bin öğrencinin yanında 5 bin araştırma ve geliştirmeye adanmış insan kaynakları var. Biz örgün üniversitelerimizde bu noktadan çok uzağız. Yerleşik üniversitelere baktığımda profesör, doçent ve yardımcı doçent kadrosu öğrenci sayısının çok gerisinde bulunuyor. Araştırma ve geliştirmede bir öğretim görevlisine 40 öğrenci düşüyor. Halbuki batıda bu sayı 20 ve altında. Araştırma yapan bir öğretim görevlisine 20 tane öğrenci düşecek seviyeye gelmeliyiz. Yeni açılacak üniversitelerde bunu yakalayabilecek miyiz? Bu soru büyük önem taşıyor."

"İNSANLARI ERKENDEN MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİME YÖNLENDİRMEK SAKINCALI"

İnsanları erkenden teknik ve mesleki eğitime yönlendirmenin sakıncalı olduğunu ifade eden Özkul, "Ön yargıda bulunmamak lazım. her sistem başarılı olabilir. Ama kendisi içerisinde tutarlı olursa başarı yakalanabilir. Şuanda mesleki ve teknik eğitim büyük bir sorgulama içerisinde. Çünkü genellikle erken yönlendirmeler insanları başarısızlığa götürüyor. Belirli bir olgunluk çağına gelmeden insanları yönlendirirseniz, meslek seçiminde bulunursanız yanılabilirsiniz. Dolayısıyla batıda mesleki ve teknik eğitim şuanda sorgulanacak durumda. Çünkü çok erken yönlendirdikleri için gençler ileride aynı dallarda çalışmak istemiyorlar ve atıl güçler haline geliyorlar. Dolayısıyla da istihdam edilemiyorlar. Türkiye'de de aynı durum söz konusu. Yeni kuşaklar ileride görevlendirilecekleri meslekleri seçerken çok erken davranmamak gerekiyor. Çok erken seçim yapmaya zorlamamak gerekiyor. Normal olarak temel bazın çok kuvvetli olması gerekiyor. Değişen bir dünyadayız. Fabrikalar açılıp, kapanıyor. Globalleşme içerisinde rekabet gücü az olan yerlerden başka yerlere gitmek gerekiyor. ve iş alanının türü değişiyor. Yeni bilgi ve becerilere gerek kılınıyor. Dolayısıyla ilerideki değişimleri, kolayca anlayabilecek, özümseyecek bir gençlik yetiştirmek gerekiyor. Yani altyapılarının sağlam olması gerekiyor. Dolayısıyla insanları erkenden teknik ve mesleki eğitime yönlendirmek bence sakıncalı. Bunu iş dünyasının da kabul etmesi gerekiyor. Genel olarak kafası yüklü, donanımlı gençleri istihdama ederlerse, mesleki ve teknik bilgileri kendileri verebilirlerse daha uygun olur. Fakat burada sadece üniversitelere grev düşmüyor. Ekonomik altyapının bunda büyük bir payı var" diye konuştu. - Malatya

 

 

Büyük organizasyon, büyük buluşma... Tarih: 13 Şubat...
 
Malatya Belediye'sinden muhteşem bir organizasyon…

Kocaözü'nün gururu

Hekimhan'ın gururu

Malatya'nın gururu

Türkiye'nin gururu

Hekimhan'ın son 100 yılda yetiştirdiği büyük bilim adamı...
Kocaözü'nün öz evladı... Gerçek Malatyalı... Son Hekimhanlı...
Hekimhan iyi ceviz yetiştirir, bir de iyi adamı... İşte büyük ve iyi adam: Cafer Özkul
Adam gibi adam...Ceviz gibi sağlam...
Kocaözü, Hekimhan ve Malatya ismini, 44 plakasını Eyfel Kulesine yazdıran adam... 4 dörtlük adam.
Paris'in göbeğinde ülkemizi gururla temsil eden bilim adamı...
Hekimhan seninle gurur duyuyor.

Avrupa'nın ilk Türk rektörü

Değerli Bilim Adamı

Hemşehrimiz

Ordinaryüs Prof. Dr. Cafer Özkul
Fransa Rouen Üniversitesi Rektörü
Malatya'da…

Hekimhan-Kocaözü'nden çıkıp Fransa - Paris'ten geçip Rouen'da noktalanan büyük ve uzun maceranın inanılmaz hikâyesi…

Malatya'nın iftihar kaynağı, Fransa'da Rouen Universitesi Rektörü Hemşehrimiz Ordinaryüs Prof. Dr. Cafer ÖZKUL, rektör seçildikten sonra ilk defa ana yurdunda sizlerle buluşuyor.

Malatya Belediyesi, Dünyanın her yerindeki hemşehrilerimize sahip çıkmaya devam ediyor…
Ve.....
Bir başka Hekimhanlı, bir başka Malatyalı....
Prof. Dr. Cemil ÇELİK
TÜBİTAK Bilim İnsanını Destekleme Daire Başkanı
 
Bürokraside ve bilim alanında Hekimhanımıza ve Malatyamıza ve Türkiyemize büyük hizmetler yapan değerli bilim insanı...
40 yıl önce Kocaözü ilköğretim sıralarında yan yana oturan iki kader arkadaşı... 40 yıl sonra Malatya'da buluşuyor...
 
Büyük organizasyon, büyük buluşma... Tarih: 13 Şubat 2008
13 Şubat'ta Hekimhanlılar'ın kalbi bir başka atacak...
 
Malatya Belediyesi'nin aylardır yürüttüğü titiz ve yoğun çalışmanın mutlu sonucu...
Bütün Hekimhanlılara ve Malatya'ya hayırlı olsun...



 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ,,, 897649 ziyaretçi.mizsiniz***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc