Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  UYANIKLARDAN -UYANDIRMA !!! SERVİSİ
 

















                            BİRİLERİ 

           *** YOLMAK  İÇİN   SİZİ ***


                        GÖZETLİYOR
.

.

           ***TÜM  UYANIK   GEÇİNENLERİN ***

                     GÖZÜ BİZDE...















 




Yolsuzluk ve Mücadele Dern     <<<TIKLA 






YOLSUZLUKLA MÜCADELE DERNEĞİ<<<TIKLA





Alo Yolsuzluk <<< TIKLA










Raf Temizİliği



                               *** D İ K K A T ***

                   ANA   BAŞLIKLARIN 

          ***ALT  SAYFALARINI   ***

                   TIKLAMAYI

                UNUTMAYINIZ  !!!

                                                                                                                       

  










Raf Temizliği

www.raftemizligi.com





FAİZ  SİSTEMİ NASIL İŞLER
http://youtu.be/AR6dicvXRfY








TV    DİZİ  -- REKLAM LARDAKİ
ZİHİN KONTROLLU 
SİNSİ -KORKUNÇ  TUZAKLAR




   TIKLAYIN
<iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/mr3p5ZIKXnM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>
http://youtu.be/mr3p5ZIKXnM















Raf Temizliği















***
      Ülkemde 20 yıldır memurum

     20 yıl boyunca hertürlü rezaleti gördüm.

     Hep işi ahirete bıraktık,

     Oradaki görevlilere yazık değilmi


      Yetkililer  adam gibi bir  çalışsında

     ahiretede fazla iş yükü kalmasa   olmazmı  ?  .***


                     





 










***

ape animasyon


          
                                

                        


EN ZOR ŞEY, BU ÜLKEYE HİZMET ETMEYE  ÇALIŞMAK !
                                                 
ABDURRAHİM BARIN



  DEVLETE  HİZMET        CEZASIZ KALMAZ !
                                              
                                  

                                              Ahmet Ertürk



DÜNYADA EN ÇOK HAİN ÜRETEN ÜLKE .
             
  
                                          KAMURAN İNAN

sermayenin gücünü ve bu gücü yönlendirmede odaların gücünü daha 1960'lı yıllarda  Anadolu insanına verdi, onların güçlenmesi için uğraştı.


1969 yılında Erbakan Birlik başkanıyken 

İstanbul sermayesinin devleri olan Koç, Sabancı, Boyner vb... bir heyet oluşturup Ankara'ya giderler.


Gittikleri kişi, Başbakan Demirel'dir. Demirel'e Erbakan'ı, tüm tahsisleri Anadolu'ya verdiği için şikâyet ederler.


İstekleri, Erbakan'ın görevden alınmasıdır. Sermayenin bu isteğini Demirel geri çevirmez ve Erbakan'ın görevden alınması için talimat verir. Talimatın gereği yerine getirilir ve Erbakan, görevden alınır.

Generallerin Hortumbank’ı ortada kaldı




  TERÖR HEMEN BİTİRİLİR ,AMA ;
YETKİLİLER KOLTUKLARINDA OTURAMAZ.
                                                       
SADETTİN TANTAN



NEDEN HEP FAKİR GARİBANLAR *** ÖLÜYOR***
                                    
17/10/08       ŞEHİTANASI-BASIN











Eti Maden de yolsuzluğu gördü cezayı yedi http://www.patronlardunyasi.com/haber/Eti-Maden-de-yolsuzlugu-gordu-cezayi-yedi/149339 …@patronlar aracılığıyla

           

        Eti Maden de yolsuzluğu gördü cezayı yedi
http://www.patronlardunyasi.com/haber/Eti-Maden-de-yolsuzlugu-gordu-cezayi-yedi/149339 …@patronlar aracılığıyla
ASIL YANGIN BURDA


http://www.hidrojenenerjihareketi.tr.gg 


                   
                      

VERGİ ÖDEMEDE;   GELİRİNİN EN FAZLASINI,
   VE PEŞİN OLARAK ;
         ASGARİ ÜCRETLİ         *** ÖDÜYOR. ***      
  
Amerikalı'dan 10 kat fazla vergi ödüyoruz!

                                                             
 MALY.DENT.DERN.  




Faizi ödeyen 'devlet' değil, 'halk'

Halkımızın ödediği 100 lira verginin 47.5 lirası  faiz olarak, devlete borç verenlere gidiyor,Kısaca;
 Fakirden devlete, devletten bono sahiplerine, bono sahiplerinden yurtdışına bir gelir transferi sürüp gidiyor.
                                                                                                                         
Güngör URAS

alkış gif,  bravo gifleri,  hareketli alkış gifleri,  alkış gifleri,  ALKIŞ GİFLERİ,-6b5009fc.gif
 Borca Dayalı Para Sistemi <<<TIKLA

http://youtu.be/AR6dicvXRfY

2012  MALİYE BAKANI  ŞİMŞEK:

HER 100 TL VERGİNİN 

85 TL Sİ 

FAİZE ÖDENİYOR.



SON 10 YILDA ÖDENEN FAİZ 

650 MİLYAR DOLAR.

3 MİLYON AİLEYE 

SIFIR EV,

6 MİLYON İŞSİZE İŞ 

SAĞLANIRD
I





 
Borca Dayalı Para SistemNEDİR<<<TIKLAYIN
 UYANIN  UYANDIRIN


Bankaların 23.6 milyarTL'lik ballı kârından sonra, gelen tepki gazlarını almak için RK 1.1 milyarTL ceza kesmiş. Yani kâr 22.5 milyarTL ok?!

Bankalara şok mu! Şu iki yazıyı birlikte değerlendirip detaylara sizler de ulaşabilirsiniz: 












FAİZ  SİSTEM  İŞLEYİŞİ
http://youtu.be/AR6dicvXRfY


***VARILMAK İSTENEN HEDEFE ULAŞILDIĞININ RESMİ***
***DURMAK YOK YOLA DEVAM ***



Sema Pekdaş,

Türk halkının kimlik bunalımı,
sosyal patlama ve
ruhsal sorunların temelinde
ekonomik krizin yattığını belirtertti



1 milyon 200 bin İzmirli icralık - Milliyet.com.tr

1 milyon 200 bin İzmirli icralık

Vatandaşlar borçlarını ödeyemeyince, mahkemeler icra dosyalarıyla, yeddiemin depoları hacizli mallarla dolup taştı. Yalnızca bir yılda 877 bin dosya işleme alındı  bankalardan alınan otomobil ve tüketici kredileri ile cep telefonu faturaları bulunuyor. Cep telefonu borçlarını, kredi kartı borçları, esnaf ve kefalet kooperatiflerine ödenmeyen borçlardan kaynaklanan davalar takip ediyor.


1 milyon 200 bin İzmirli icralık

261 bin nüfus

 68 bin 962 kişinin icralık

Çorum’da 4Kişiden 1 i İcralık

 kişiden 1’i icralık


Çorum’da geçen yıl olduğu belirtildi. Baro Başkanı İbrahim Özyılmaz, son yıllarda halkın ödemelerde güçlükler yaşadığını belirterek, “lu bir il için dosya sayısı oldukça fazla. Çalışan ve küçük esnaf borçlarını ödemek için bankalardan borç alıyor. Onu da ödeyemiyor” dedi. Yusuf ÇINAR  DHA




100 bin nüfusa 35 bin icra
 Ereğli'de 35 bin icra dosyası var,
rapor Başbakan Erdoğan'a gönderildi.

"2001 krizinde Türkiye ciddi şekilde olumsuz etkilenirken ilçemiz bu krizi neredeyse hissetmedi. Ama bu sefer durum çok farklı. Ereğli’de yaşanan kriz Türkiye’de yaşanan krizin kat kat üzerinde olup, gelinen durum vahim ve ciddi boyuttadır. 100 bin nüfuslu ilçemizde icra dosyası sayısı 35 bine, icraya düşen insan sayısı 43 bine ulaştı. 20 binin üzerinde insan ise göç etti. En korkuncu ise krizden bunalan işadamları intihar etmeye başladı. Karadeniz Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası’ndan alınan verilere göre; 2011 ve 2012 yılından itibaren 300’e yakın ticari işletme kapanmış, birçok firma vergi dairesi, Sosyal Güvenlik Kurumu ve bankalara olan borçları nedeniyle oda kayıtlarını kapatamaz hale gelmiştir. İlçemiz göç alan bir yerken bugün yetişmiş iş gücümüz Ereğli’den göç ediyor


 

Sanayi şirketleri faiz altında eziliyor

İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu listesindeki şirketlerin de faiz altında ezildiği ortaya çıktı. Rapor kapsamındaki şirketlerin ödedikleri faizlerin net katma değer içindeki payı 2001 yılında yüzde 28’den yüzde 78’e çıktı.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu kapsamındaki özel sektör kuruluşlarının ödedikleri faizlerin, net katma değer içindeki payının yüzde 28,1’den yüzde 78,2’ye çıktığını ve milli gelir anlamındaki karın yüzde 67,7 oranında negatif olduğunu belirterek, “İşletmeler, ellerindeki varlıkları satarak üretimlerini devam ettirmeye çalışmışlardır.” dedi.

İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşunu izleyen İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Raporu açıklandı. İstanbul Çorap San. AŞ, 27 trilyon 799 milyar 5 milyon liralık üretimden satış hasılatıyla, ilk sırayı alırken, Yörsan Gıda Mamulleri San. ve Tic. AŞ 27 trilyon 734 milyar 11 milyon ile ikinci, Durak Fındık San. ve Tic. AŞ 27 trilyon 684 milyar 759 milyar lira ile 3. oldu.

İSO Başkanı Tanıl Küçük, yaptığı yazılı değerlendirmede, Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşunu izleyen ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu çalışmasının sonuçlarının da, 2001 yılı krizinin Türk ekonomisi ve sanayii üzerindeki ağır etkilerini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Türkiye’nin 1.000 büyük sanayi kuruluşunun üretim faaliyetlerini olumsuz etkileyen temel faktörlerin, finansman giderlerinin yüksekliği, iç talebin çöküşü ve kur farkları olduğunu kaydeden Küçük, 1.000 büyük sanayi kuruluşunun satış gelirlerinin toplamının 2001 yılında reel olarak 1997 yılının altında kaldığını, satış gelirleri içinde ikinci 500 büyük sanayi kuruluşunun payının ise yüzde 12,5 düzeyinde bulunduğunu bildirdi.

Geçen yıl ekonominin yüzde 9,4 küçülmesi, iç pazarın daralması nedeniyle işletmelerin ihracat arayışlarını yoğunlaştırdığının altını çizen Küçük, 1.000 büyük sanayi kuruluşunun toplam satış gelirleri içinde ihracatın payı 1997’de yüzde 17 iken, 2001’de yüzde 26’ya çıktığına dikkat çekti. İkinci 500 kuruluş kapsamındaki 485 özel sektör işletmesinden 145’i zarar bildirirken, 2000 yılı sonuçlarında 474 özel kuruluşta zarar açıklayan kuruluşların sayısının 75 olduğunu hatırlatan Küçük, 2001 yılında ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu içindeki özel kuruluşların net zararının 151,1 trilyon lira olduğunu duyurdu. Kâr edemeyen kuruluşların yatırıma yönelmeleri, üretimlerini artırmaları ve varlıklarını sürdürmelerinin mümkün olmadığını vurgulayan Küçük, ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu 2001 yılı sonuçlarında ilk kez özel sektör kuruluşlarının satış kârlılığının negatif olduğunun görüldüğüne dikkat çekti.

Tanıl Küçük, “2001 yılında ilk 500 büyük kuruluş sıralamasında yer alan özel kuruluşlarda satış karlılığı yüzde 1,3’e indi, kârlılık oranı ikinci 500 kuruluş için eksi yüzde 1,55 oldu.” dedi.

Satış kârlılığı düşerken, aktif devir hızının da gerilediğini kaydeden Küçük, şu görüşleri dile getirdi: “2001 yılında, finansman ihtiyacının karşılanmasındaki güçlükler, kredi faizlerindeki artış ve kur farkları, ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu kapsamındaki işletmelerde ciddi sıkıntılar yaşatmıştır. Satışlar gerilerken, borçlar ve faiz ödemeleri artmıştır. İkinci 500 kuruluşun ödediği faizlerin satışlara oranı 2000 yılında yüzde 5 iken, 2001 yılında yüzde 8,2’ye yükselmiştir. Bunun sonucunda sanayi kuruluşları borç faizlerini dahi ödeyemez duruma düşüp, özkaynaklarını da önemli boyutta yitirmişlerdir.”

Türkiye’nin en büyük ikinci 500 büyük sanayi kuruluşunun 2001 yılındaki üretimden satış hasılatı, 8 katrilyon 777,2 milyar liraya ulaştı. 2,7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren söz konusu sanayi kuruluşları, 149 bin 869 kişiye istihdam sağladı. İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşunu izleyen İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Raporu’na göre, bir önceki yıla göre reel olarak üretimden satışlar yüzde 4,3, net satış hasılatı yüzde 6,2 oranında artarken, yaratılan net katma değer yüzde 35,8 oranında azaldı. Çalışan sayısı yüzde 1,5 ve dışsatım dolar bazında yüzde 7,8 oranında yükseldi. Bir önceki yıl 83,7 trilyon lira olan dönem net kârı, 2001 yılında 363,3 trilyon lira zarara dönüştü.

Ekonomi Servisi

 

28.08.2002



Faiz ağına bu kez de balıkçılar yakalandı

1 Nisan 2013
 
 
 
 
İSTANBUL

Av yasağının başlamasına daha iki hafta varken ağlarını toplayıp teknelerini limana çeken balıkçılar, kan ağlıyor. Dertleri sadece yeni av yasakları değil. Bankaların uyguladığı yüksek ve esnek kredi faizleri, sigorta, komisyon ve eksper gibi bedeller bellerini bükmüş durumda. Borçlarını ödeyemeyen balıkçılar, bir bir teknelerini satıyor.

 “Türkiye’de 18 bin balıkçı teknesi var. Bunlardan bini profesyonel. Balıkçılığı meslek haline getirenlerden yaklaşık 500’ü kredi ödeme zorluğu çekiyor. Yaşanan sıkıntıda yeni av yasaklarının, yüksek kredi faizlerinin ve sigorta, komisyon, eksper gibi bedellerin etkisi büyük. Senede 500 bin ila 3 milyon lira ciro yapan büyük balıkçıların giderleri bazen gelirleri aşıyor. Borçlarını ödeyemeyen balıkçılar mecbur teknelerini satıyor.” Bu sözler, İstanbul Deniz Ürünleri ve Üreticileri Birliği Başkanı Murat Kul’a ait. Anlattıkları, av yasağına daha 14 gün varken teknelerini limana çekip borç ödeme derdine düşen balıkçıların halini resmediyor. İşte o balıkçıların hazin öykülerinden birkaçı.

Marmara Bölgesi Su Ürünleri Kooperatifleri Birliği Başkanı Aytunç Toker’in dede mesleği balıkçılık. 25 kişi istihdam ediyor. 26 metrelik gırgır teknesi işletiyor. Teknolojiye uyum sağlamak isteyen Aytunç Reis, 2010’da halat sarma makinesi, radar gibi cihazlar almak için bankadan yüzde 7 faiz ve 2 sene vadeyle 250 bin lira kredi kullanmış. Şartlara göre ilk iki sene yaklaşık 20’şerden 40 bin lira aldığı kredinin evvela faizini ödedikten sonra vade gelince anaparayı ödeyecekmiş. Ancak faizi ödedikten sonra anaparayı çıkaramamış. Devamını Toker’den dinleyelim: “Banka teknenin bağlanacağını söyledi. 6 aylık erteleme karşılığında paranın faizine sayılan 33 bin lirayı yatırdım. Faiz oranı yaklaşık yüzde 17’ye fırladı. Sezon içinde de 70 bin lira daha ödedim. Masraf ve sigortalar düşüldükten sonra elime geçen 240 liraya karşı toplamda 143 bin lira civarında ödemem oldu. Yani kalan borcum 107 bin lira olması lazım. Ama bugün itibarıyla banka, 210 bin lira borcum kaldığını söylüyor.”

Şileli balıkçı Âdem Yılmaz (51) da tayfa olarak çalıştığı 40 senenin semeresi olan 235 bin lirayla 100 bin lira kredi almış. Kredi, 6 bin lira sigorta ücreti kesildikten sonra ödenmiş. Tahsilât planı da öncelikle faizin ödemesine dayalı imiş. Yılmaz işler yolunda gitseydi 6 ayda bir 3 bin 500’er yüz olmak üzere ilk 2 sene 14 bin lira faiz ödeyecek akabinde anapara ödemesinde bulunacaktı. Ancak ödemeleri yapamayınca hacze uğramış, mazot verilmemiş. Liman Başkanlığı da tekneye çıkış yasağı koymuş. Bankadan istediği ek süre de kabul edilmemiş.

Banka Başbakan’ı bile dinlemedi

Bir başka mağdur balıkçı Sarıyer’den Sinan Çınar (52). Çınar’ın bankadan parça parça aldığı krediler 170 bin lirayı bulmuş. Her kredi çekişte ayrı ayrı masraf tahsil edilmiş. Masraf ve sigortalar 20 bin liraya ulaşmış. Önce tekne, kredi gereği banka tarafından 8 bin 100 liraya sigortalanmış. Ertesi sene sigortanın risk kapsamına doğal afetler de dâhil edilerek 14 bin 300 liraya çıkmış. Ayrıca bu sigorta için 970 lira eksper parası ödenmiş. Çınar, ayrıca tekne için 2 bin 500 lira da ferdi sigorta ödemiş. Çınar’ın ifadesine göre ilk 2 sene 6 ayda bir 5 bin 500 lira faiz ödemesi varmış. Faizli kısmı ödedikten sonra Çınar anaparayı vadesinde ödeyememiş. Bankaya giderek tekne yerine dairesini ipotek etmek istemiş. Bu daire için de kendisinden ayrıca 3 bin 500 lira eksper ücreti istenmiş. Bunu da karşılayan balıkçı, bankanın tutumu karşısında şoke olmuş. Çünkü gittiği şubede teknenin ipoteğini, daireye aktarmak için 250 lira istenmiş. O gün istenen parayı bulamayan Çınar daha sonra bu bedeli temin ettiğinde de banka ‘temerrüde düşmene az kaldı’ diyerek kabul etmemiş. Çınar son çare Başbakan Erdoğan’a mektup yazmış, Başbakanlık gerekli kolaylığın yapılması için ilgili bankayı uyarmış. Ancak uyarı da işe yaramamış. Banka ‘prosedür dışına çıkamayacakları’ cevabını vermiş.




 

 

i 




.

   'Türkiye'de çalışan kişilerin gelecek endişesi yok.
   
   Bunun verdiği güven sayesinde belki tasarruf oranımız düşük.

                                                                                            EKONOMİ BAKANI
                                                                                            ALİ BABACAN

FAİZ İŞLEYİŞİ
http://youtu.be/AR6dicvXRfY

01 Oca 2013 (11:35)

Devlet bize tefecilik yaptı

İdil İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hüseyin Bayram, devletin kendilerini tuzağa düşürdüğünü ileri sürdü.

 

İdil İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hüseyin Bayram, 2006 yılında kurdukları ancak 2010 yılında faaliyete geçirdikleri çiflikte, devlet destekli kredi ile aldıkları 300 büyük baş hayvan karşılığında, yaklaşık 1 milyon 500 bin lira ödemeleri gerekirken, 3 milyon lira ödemek zorunda kaldıklarını iddia etti. Devletin kendilerini tuzağa düşürdüğünü ileri süren Bayram, "Faiz oranı yüzde 4 olacaktı. Ama şimdi yüzde 36 faizin altında ezildik, iflas ettik, hacizlik olduk. Devlet bize tefecilik yaptı" dedi.

Şırnak’ın İdil İlçesi’nde yaklaşık 5 yıl önce Tarım İl Müdürlüğü’nden gelen uzmanların verdiği seminer sonrası bir araya gelen 50 çiftçi, S.S. İdil İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi adı altında kurdukları çiftlikte hayvancılık yapmaya başladı. Kooperatif başkanlığına getirilen Hüseyin Bayram, uzmanların kooperatif kurmaları halinde devlet desteği alacaklarını söylediğini aktardı. Bunun üzerine çalışmalara başladıklarını belirten

NEYE UĞRADIĞIMIZI ŞAŞIRDIK

Bayram şunları anlattı: "50 arkadaşımızla birlikte el ele vererek 2006 yılında kooperatifi kurduk. Kooperatif bünyesinde 300 büyük baş hayvan kapasiteli bir çiftlik kurduk. Bunları yaparken, devlet bize toplam olarak 1 milyon 400 bin lira destek kredisi verdi. Ancak kurduğumuz çiftlik bize 3 milyon liraya mal oldu. Hayvanların alımını devlet ihale ile yaptığı için işlemler zaman aldı. Ve 2010 yılında ancak hayvanlar çiftliğe gelebildi. Devlet yetkilileri ile yaptığımız sözleşme 2 yıl önceydi. Dolayısıyla aldığımız kredi de 2 yıl sonra ödemeliydi. Hayvanları çiftliğe aldığımız gün, devlet bizden krediyi almaya başladı. Hayvanları daha yeni almıştık ve tek kuruş gelirimiz yoktu. Neye uğradığımızı şaşırdık."

FAİZ ORANI YÜZDE 36

Bu durumu Şırnak ve Ankara ’daki bürokrat ve yetkililerle defalarca görüştüğünü, ancak her seferinde kimsenin kendileriyle ilgilenmediğini ileri süren Bayram şöyle devam etti: "Ben ve 50 çiftçi arkadaşım devletin duyarsızlığından dolayı icralık duruma düştük. Şırnak Valisi ile görüşmek istedik, fakat vali bey bizi vali yardımcılarına yönlendirdi. Vali yardımcıları da bize, ’Ne haliniz varsa görün’ dedi. Hangi yetkili ile görüşsek bizi başından saldı. Devlet bize kredi verdi fakat, daha çiftlik bitmeden kredi taksitlerini geri istemeye başladı. Sebebini sorunca da, bize ’sözleşme tarihi itibariyle kredi verilmiş gözüküyor’ dediler. Ben başkan olarak bütün mal varlığımı bu çiftliğe harcadım, arazilerimi sattım, arabamı sattım, her şeyimi sattım, fakat devletin faizlerinden kurtulamadım. Faiz oranı yüzde 4 iken, şu anda yüzde 36 gibi rakamlarla faiz isteniyor. Halen icralık durumdayız. Ben ve 50 çiftçi arkadaşım çok zor durumda bırakıldık. Bu mu devletin desteklediği Hayvansal kalkınma projesi? Biz tuzağa düşürüldük, faiz ve borç altında kaldık. Devlet tefecilik yapıyor. Ana parayı ödeyemezken faizleri çok yüksek rakamlara çıkardılar."

Devlet ihalesiyle alınan 300 büyük baş hayvanın bazılarının öldüğünü, sağ kalanları da satarak devletin borcunu ödemeye çalıştıklarını kaydeden Bayram ve 50 arkadaşının kurduğu çiftlikte şu an tek bir hayvan bulunmuyor.

(DHA) 

 


 
Mustafa YÜCEEL

Malesef Yıllarca devletin sözüne inanmadığımız için ayakta durduk.her gelen hükümet enflasyonu düşürecek 2 anahtar vaad etti.İnananlar battı Süper emekli dendi hayaler yıkıldi.Zam yok dendi zam oldu.Ancak biz sayın Başbakana çok güvenmiştik o kandırmaz demiştik.Ancak inanıyorumki onuda kandırdılar.Çünki o "Dünyada en büyük katliam bürokratik oligarşidir"diyor fazla söze gerek yok

mesut

 





   *'mücahitler'in 'müteahhit' oldu*
 ,
 "Bunlar müteahhit oldu. Yeni evlere giderken ,evlerindeki kitapları sahaflara Satıyorlar.  
                                                                                                                                         İhsan ELİAÇIK              
    


Generallerin Hortumbank’ı ortada kaldı


  Maaş hesabı olanlara haciz şoku! <<TIKLA

 




Bankaların  FAALİYET DIŞI   gelirlerden elde edilen karların,
BANKACILIK  faaliyetinden elde edilen KARDAN FAZLA.
                                                                         
     Av. Bülent DENİZ
                                                                               Tük.Biirl.Der.Bşk.





FAİZ SİSTEMİ
http://youtu.be/AR6dicvXRfY


ÜÇ  KAĞIT EKONOMİSİ ; -FAİZ-DÖVİZ -BORSA .

Prof.Dr. Osman Altuğ

 

                                                                                         
                                                                    

 

 Borca Dayalı Para Sistemi, <<<TIKLA


 Türkiye, dünyanın en yüksek vergi oranlarının olduğu ülkelerin başında gelmektedir.
Mobil iletişimde vergi oranları yüzde 60'lar seviyesinde olup
gelişmiş pazarlarda ve Avrupa'da oranlar yüzde 5-20 aralığındadır.
 
Deloitte

 

 

 

                                                     
DEVLETE HUKUKU EGEMEN KILMALI

                                                    SAMİ  SELÇUK

Generallerin Hortumbank’ı ortada kaldı




BİR ÜLKEDE NAMUSLULAR ;
EN AZ NAMUSSUZLAR KADAR
CESUR OLMADIKÇA
O ÜLKEDE KURTULUŞ YOKTUR
                                                             İSMET İNÖNÜ





BİR   ÇOCUĞUN  BİRDE  DEVLETİN  İŞİNE  AKIL ERMEZ
                                                                                                    ÖMER TUĞRUL İNANÇER
                                     


EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR

                                                      ATATÜRK



Bir cumhurbaşkanı
milli marş şairine
karşıysa

Özel hrk.kuvvetleri   dağıtılırsa,
Karakol ve sınıra Özellikle ısrarla
önlem alınmassa
Rakip istihbaratla
bilgi paylaşılırsa,

Jetlerin radar yazılım sistemi,
Tankların nişan- Kontrol yazılımı ,
Yabancı-Düşman Ülkelere yaptırılırsa,
Aselsan  da ölen mühendisler
araştırılmassa,
Savunma sanayi
oyalarsa

Sınır Güvenligi BaşkasınınVereceği
hava aracına bağlıysa

J.Gn.K.Or.Gn.E.BİTLİS,
D.BakırKor.Gn.Hulusi SAYIN
D.BakırTüm.Gn.İbrahim SELEN
D.BakırTug.Gn.Bahtiyar AYDIN
AdanaTug.Gen. Temel CİNGÖZ
MardinAlb Rıdvan ÖZDEN
TunceliAlb.Kazım ÇİLLİOĞLU
PKK'nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten 

General-Asker kaybı,
araştırılmayıp 
örtülürse
Nurı DEMİRAĞ--ve  KİLLİGİL e
yapılanlar
bilinmezs
 

PKK'nın bitirilememesi gücünden değil ihanetten <<TIKLA




M.E.B  ve  Maliye Kanunları sürekli
ters/düz yapılırsa
Azınlık çoğunluğu sürekli
korkuyla yönetirse,
Her üç Kişiden biri
sabıka kayıtlı olursa
Gelirin çoğunu
azınlık alırsa,
Şehitler Nişantaşı Camiinden değil;
Hep Garip yoksul  varoşlardan kalkarsa,
Çoğunluğa ,
azınlık hakları tanınırsa,
İktidarM.Vekili-
keşke fazla oy almasaydık derse
Adalet seffaf gerçekleştirilmesse,
Testiyi taşıyana ceza
kırana ödül verilirse,
Ülkenin en zengini vergi vermemek için
Sandalına yabancı bayrak takarsa
Asgari ücretliler ,Bayrağa sarılı gelirse
Çalışan  alınteri sahipleri değil
oturan organize olursa,
Bir gecede imar Zengini olunursa
3 Saniyelik balık hafızalı olursak
Becerikli çobanlarımız oldukça
Bedeni yerli beyni yabancı yönetici,
işadamlarımız oldukca,
Temiz OFF-DIŞARI; kötü İN-İÇERİ olursa:

Daha çoook  üzülürüz.




Hayır Diyorsanız;





İZLEMEYE DEVAM EDİN.
WEB SAYFAMIZI
VEFALI DOSTLARA ÖNERİP,
SİZDE,

UYANDIRMA-VERME-YARDIM

ZEVKİNİ-HAZZINI, TADIP-
YAŞAMAK  ;YAŞATMAK

İSTERMİSİNİZ?.

Saygılar.



Fotoğraf














Adaletsiz Dağıtım Karşısında Maymun Tepkisi<<TIKLA


Böyle bir mail gelirse sakın açmayın!

25 Şub 2013 12:01 Samanyolu Haber

ADANA'da polis, elektronik posta yoluyla gönderilen virüslü sahte kredi kartı ekstresi ve e-faturalar üzerinden sabıka kaydı tuzağı kurup, kullanıcıları dolandıran sahtekarların uygulamalarını deşifre edip vatandaşları uyardı.

 

Adana Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürü Ömer Coşkun'un verdiği bilgiye göre internet dolandırıcılarının tuzağı 'PDF.EXE' veya 'PDF_ZIP' uzantılı dosyaların kullanıcılar tarafından açılmasıyla çalışmaya başlıyor. Tıklanan dosyadaki virüs ekranı karartıp, yeni bir sayfa açıyor. Ekranın sol üst köşesinde polis arması, sağ tarafında ise Türk bayrağı bulunan sayfada 'Siber Suç Mücadele Bölümü' yazısı beliriyor. Bu sırada webcam devreye giriyor ve kullanıcının fotoğrafı ekrana yansıyor. Ardından kişinin çok sayıda suça karıştığının yazıldığı sabıka kaydı belgesi beliriyor. Suç bildirimini okuyunca şaşkınlık yaşayan kullanıcıya 'Şanslısınız, hükümet yeni bir af yasası çıkardı. Bu suçlardan ceza almamak için hemen vereceğimiz hesaba en geç 72 saat içinde 200 Euro yatırın' diye yazılı mesaj iletiliyor. Başının belaya girmesinden korkan kişiler de internet dolandırıcılarının tuzağına düşüp, parayı yatırıyor.
 
'PARA TELEPLERİNE SAKIN İNANMAYIN VE VERMEYİN'
 
Bilişim Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürü Ömer Coşkun, söz konusu virüsün Hollanda'da Felemenkçe, Almanya'da Almanca, Belçika veya Fransa'da da Fransızca versiyonlarına rastlandığını ifade etti. Türkiye'de Türkçe olarak internet kullanıcılarının karşısına çıkan virüsten korunmak için öncelikle dosya uzantılarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Coşkun, güvenli internet kullanımını sağlayan programların yüklenmesi ve sık sık virüs taramasından geçirilmesinin de korunmayı kolaylaştıracağını vurguladı. Coşkun, "Ne telefonla, ne de internet üzerinden hiçbir devlet görevlisi, özellikle de savcı veya polis vatandaştan para istemez. Sizi arayan veya internet üzerinden gelen mesajlarda para talep ediliyorsa kesinlikle dolandırıcıdır. Sakın inanmayın ve para vermeyin" diye konuştu.DHA
 










16 Ara 2012 (12:34)

Maaş hesabı olanlara haciz şoku!

Bankada maaş hesabı olanlar dikkat. Maaş hesabı için başvuran vatandaşlara habersiz kredi kartı ve ek hesap açan bankalar bir de haciz gönderdi.


Yasal takibe alındıklarını öğrenen vatandaşlar ne yapacaklarını şaşırdı.


Bankalarda maaş hesabı olan vatandaşlar bankalardan gelen “Yasal takibe alındınız” yazısı ile adeta şok oldu. Hesap sahiplerinin sikayetvar.com'a gönderdikleri şikayetlere göre çalıştıkları kurumların anlaşmalı olduğu bankalardan açılan maaş hesapları haciz getirdi. Bankalar maaş hesabı açtıran müşterilerine habersiz kredi kartı ve ek hesap açtırınca olanlar oldu. İşte yaşanana mağduriyetlerden bazıları şöyle:

Borcu Olduğunu Öğrenince Şaşırdı!

“2000' li yıllarda maaşım dolayısıyla banka bünyesinde hesap açtırdım. Hesabım açılırken ek hesap adı altında habersiz hesap açılmış. Yetmezmiş gibi birde kredi kartı çıkarılmış. Maaş hesabımı iş değişikliği sonrası kapattım. Talebim üzerine hesaplarıma ilişkin borcumu ödediğime karşı 'borcu yoktur' yazısı istedim. Üzerinden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen ve kaç kez bankaya kredi isteğinde bulunduğum halde ' ek hesabımdan' dan dolayı yasal takibe düştüğümü başka bir banka aracılığı ile öğrendim.”

Habersiz Borcunu Faiziyle Ödettiler

“Maaş hesabı açtırdım adıma bilgim dışında 250 TL ek hesap açılmış ve maaş hesabıma bağlantılı verdikleri kredi kartımın borcunu bilgim dışında ek hesaptan çekilmiş.Tarafıma bir bilgi verilmeden faiz işlemi başlatılmış. Bankadan aranarak kara listeye alınıp yasal işlem başlatıldığı söylendi. Böyle bir borcum vardı da neden bu güne kadar bilgi verilmedi. Birçok bankayla çalışıp borcumu gününden önce ödeyen biriyim .Banka tarafından uğradığım mağduriyetimin giderilmesi hususunda gereğini arz ederim.Faizle birlikte borç ödemek zorunda kaldım.”

“Yasal Takibe Alındığımı Öğrendim”

“Bankada maaş hesabım vardı. Banka en az 5-6 yıl önce bana bir kredi kartı düzenlemiş ve göndermiş. Böyle bir kartı teslim dahi almadım. Aradan yıllar geçtikten sonra çocuklarımın öğrenim kredisi başvurusunda tesadüfi olarak yasal takibe alındığımı öğrendim. Ne bir uyarı, teblig hiç bir şekilde bana ulaştırılmadı. Banka ile yaptığım görüşmeler sonucu borcumun sıfırlandığı söylendi. Aradan bir yıl geçti ve yine çocuklarımın öğrenim kredi için başvuru yaptığımda kabus geri döndü. Sistemde hala borçlu görünüyormuşum. Bankayı aradım bana güncellemenin yapılmadığını yapılması için hukuk birimlerine talimat verildiğini söylediler. 1 Yıl önce borcum sıfırlandığında yapmam gereken bir şey olup olmadığımı sorduğumda bana bir şey yapmama gerek olmadığını söylemişlerdi. Açıkçası yine hiç bir ümidim yok. Özellikle hukuk birimi bence kesinlikle bir şehir efsanesi. Aylarca binlerce defa telefonla ulaşmayı denedim hiç birisinde de başaramadım. Hiç bir kusurum olmamasına rağmen beni bu duruma düşüren bankaya yönelik haklarımı ve mağduriyetimi karşılamak için yasal yolların tümünü deneyeceğim.”

Samanyoluhaber

YORUM.

Bu ve benzeri yöntem ve çarelerini, hiziracil.tr.gg- Uyanıklardan Uyandırma sayfasında bulabilirsiniz.Dünyada tüm yönetimler,vatandaşını korumak üzere seçilir,iş yapar. Güzel ülkemde dünyanın en temiz insanlarını  birileri  *açık net * bir şekilde Dolandırıyor. vatandaş çaresiz yetkili arıyor.Bir hukuk ülkesinde, Bankacılar, yöneticileri takmayabiliyorsa , ben böyle Demokrasi istemiyorum.Kul hakkını esas alan bir yönetim istiyorum .

 

 

Bu ve benzeri yöntem ve çarelerini, hiziracil.tr.gg- Uyanıklardan Uyandırma sayfasında bulabilirsiniz.Dünyada tüm yönetimler,vatandaşını korumak üzere seçilir,iş yapar. Güzel ülkemde dünyanın en temiz insanlarını  birileri  *açık net * bir şekilde Dolandırıyor. vatandaş çaresiz yetkili arıyor.Bir hukuk ülkesinde, Bankacılar, yöneticileri takmayabiliyorsa , ben böyle Demokrasi istemiyorum.Kul hakkını esas alan bir yönetim istiyorum .





Adınıza kayıtlı kaç hat var öğrenin!

24 Şub 2013

Haberiniz olmadan adınıza hat açılıp açılmadığını kontrol edebilirsiniz.








          TIKLA



 

YENİ DOLANDIRICILIK SENARYOLARI.....
AMAN DİKKAT EDİN...!!!

Ellerindeki kimlik bilgileriyle İcra Dairesine gidiyorlar..18.40 TL başvuru harcı yatırıyorlar..Sizin hakkınızda.

İLAMSIZ İCRA TAKİBİ başlatıyorlar…
Borç hanesine vicdansız vicdanlarına göre akıllarına ne gelirse yazıyorlar.Bu 250 TL de oluyor….2500 TL de oluyor ya da daha fazlası
Bir zaman sonra kapınıza postacı geliyor ve size ÖDEME TEBLİGATINI imza karşılığı veriyor.Açıyorsunuz okuyorsunuz şaşırıyorsunuz.Gönderen kişiyi tanımadığınız için ’’ Kim ki bu ‘’ diyorsunuz.Arkadaşlarınıza gösteriyorsunuz ve maalesef size yanlış bilgi veriyorlar.

‘’ Boş ver abi…yanlışlık yapmışlardır. madem ki tanımıyorsun yırt at ‘’ diyorlar.
Yırtıp atıyorsunuz kağıdı,İş bitti zannediyorsunuz ama.İŞ DAHA YENİ BAŞLIYOR..!
İtiraz süreniz 1 hafta O zaman zarfında hiçbir şey yapmazsanız Borcu kabul etmiş oluyorsunuz.!!Ensenize biniyorlar ödemezseniz haciz memuru kapıda..
Alır almaz,akıllılık yapıp itiraz edip elinize resmi bir belge alırsanız…

İŞLEM HEMEN DURUYOR..
Karşı taraf, yani sahtekarlar size karşı ‘’ İTİRAZ İPTAL DAVASI ‘’ açmıyorlar çünkü foyalarının meydana çıkmasını,tanınmalarını istemiyorlar. Başka yeni bir kurbanın peşine düşüyorlar resmi işlem sıfırlana kadar takip etmekte yarar var.Yani bir nevi temiz kağıdı alana kadar..
Kimlik bilgilerimiz…Yanlış kişilerin eline geçtiği zaman başımıza gelebilecek felaketlerden birisi de bu…

Dikkat edelim…ve lütfen bu bilgiyi başka dostlarımızla paylaşalım
YENİ DOLANDIRICILIK SENARYOLARI.....
AMAN DİKKAT EDİN...!!!
Ellerindeki kimlik bilgileriyle İcra Dairesine gidiyorlar..18.40 TL başvuru harcı yatırıyorlar..Sizin hakkınızda.
İLAMSIZ İCRA TAKİBİ başlatıyorlar…
Borç hanesine vicdansız vicdanlarına göre akıllarına ne gelirse yazıyorlar.Bu 250 TL de oluyor….2500 TL de oluyor ya da daha fazlası
Bir zaman sonra kapınıza postacı geliyor ve size ÖDEME TEBLİGATINI imza karşılığı veriyor.Açıyorsunuz okuyorsunuz şaşırıyorsunuz.Gönderen kişiyi tanımadığınız için ’’ Kim ki bu ‘’ diyorsunuz.Arkadaşlarınıza gösteriyorsunuz ve maalesef size yanlış bilgi veriyorlar.
‘’ Boş ver abi…yanlışlık yapmışlardır. madem ki tanımıyorsun yırt at ‘’ diyorlar.
Yırtıp atıyorsunuz kağıdı,İş bitti zannediyorsunuz ama.İŞ DAHA YENİ BAŞLIYOR..!
İtiraz süreniz 1 hafta O zaman zarfında hiçbir şey yapmazsanız Borcu kabul etmiş oluyorsunuz.!!Ensenize biniyorlar ödemezseniz haciz memuru kapıda..
Alır almaz,akıllılık yapıp itiraz edip elinize resmi bir belge alırsanız…
İŞLEM HEMEN DURUYOR..
Karşı taraf, yani sahtekarlar size karşı ‘’ İTİRAZ İPTAL DAVASI ‘’ açmıyorlar çünkü foyalarının meydana çıkmasını,tanınmalarını istemiyorlar. Başka yeni bir kurbanın peşine düşüyorlar resmi işlem sıfırlana kadar takip etmekte yarar var.Yani bir nevi temiz kağıdı alana kadar..
Kimlik bilgilerimiz…Yanlış kişilerin eline geçtiği zaman başımıza gelebilecek felaketlerden birisi de bu…
Dikkat edelim…ve lütfen bu bilgiyi başka dostlarımızla paylaşalım
Beğen ·  · Paylaş · 6 saat önce · 













 

Tahta makineyle dolandırdılar!

İstanbul'da tahtadan yaptıkları ve üstünü alüminyum bant ile kapattıkları sözde para çoğaltma makinesini kullanarak 330 bin Euro çaldılar


İstanbul’da tahtadan yaptıkları ve üstünü alüminyum bant ile kapattıkları sözde para çoğaltma makinesini kullanarak 330 bin Euro dolandırdıkları iddia edilen biri kadın 6 Kamerun uyruklu şüpheli polis tarafından yakalandı. Şüphelilerin, elektrikle çalışan ve üzerinde çeşitli düğmeler ile para koyma cepleri bulunan çoğaltma makinesine koydukları siyah kağıt parçaları gerçek paraya çevirdiğini söyleyerek dolandırıcılk yaptığı öğrenildi.

Asayiş Şube Müdürlüğü’ne başvuran müteahhit N.Ü. (41) kendilerini Kamerunlu işadamı olarak tanıtan kişiler tarafından dolandırıldığını söyledi.

İşadamı poliste verdiği şikayet dilekçesinde "Benimle daire almak istediklerini söyleyerek tanıştılar. Zaman içinde dostluğumuz ilerledi. Yaklaşık bir ay pazarlığımız sürdü. Olay günü onlara daire satmaya giderken yanıma 330 bin Euro almıştım. Onlardan daire karşılığında alacağım 200 bin Euro ile birlikte daha sonra arsa alacaktım. Ancak benim paramı benden çaldılar." dedi.

DOLANDIRICI ÇIKTILAR

Polisle olayla ilgili soruşturma başlatırken kısa sürede zanlıların izini buldu. İstanbul’da 5 yıldızlı bir otellerde kaldıkları öğrenilen zanlıları yakalama için operasyon yapıldı. Önce Ümraniye’de bir eve yapılan baskında şüphelilerden Serge Patrice B. (35) gözaltına alındı. Bu kişinin ifadesi doğrultusunda Fatih ve Aksaray bölgesinde bulunan evlere yapılan baskınlarda Mubeteb F., Luis Alberto B., Jean Cloud M., Adel Olguette B. ve Bejo S. gözaltına alındı. Baskın yapılan evlerde yapılan aramalarda tahtadan yapılmış para çoğaltma makinesi ile 196 adet sahte para, ve 268 bin Euro gerçek para ele geçirildi.

KENDİLERİNİ İŞADAMI OLARAK TANITIYORLARMIŞ

Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği tarafından yapılan soruşturmada zanlıların kendilerini Kamerunlu işadamı olarak tanıttıkları, ülkelerinde savaş olduğu için paraları siyah kağıtlar şeklinde yurt dışına çıkarttıklarını ve özel bir solüsyonla gerçek para haline getirdiklerini söyledikleri öğrenildi. Kurbanlarından bu solüsyonu almak için para isteyen ve bir gün içinde verdiği paranın iki katını ödeyebileceklerini söyleyerek ikna eden zanlıların daha sonra ortadan kayboldukları öğrenildi.

PARA ÇOĞALTMA MAKİNESİ NASIL ÇALIŞIYOR?

Şüphelilerin tahtadan yaptıkları ve üzerine alüminyum bantla kapattıkları sözde para çoğaltma makinesini özel bir çanta içinde taşıdıkları belirlendi. Üzerinde düğmeler bulunan ve içindeki fan motoru sayesinde fişe takılıp çalıştırdığında yüksek miktarda ses çıkaran makinenin, kilitli kapağı açıldığında içinde iki ayrı kayan bölme bulunduğu tespit edildi. Zanlıların bu bölmelere değerli kağıt olduğunu iddia ettikleri siyah kartonları ve gerçek paraları koydukları daha sonra cihazı çalıştırdıkları belirlendi. Bir süre çalıştıktan sonra kayan bölmeyi kurbanlarına fark ettirmeden hareket ettiren şüphelilerin müştekilere para olduğunu iddia ettikleri siyah kağıt parçalarını verdikleri belirtildi. Şüphelilerin, kurbanlarından ıslak olan paraları kuruduktan sonra özel bir solüsyonla silmelerini istedikleri öğrenildi. Zanlıların daha sonra makinedeki gerçek paraları aldıkları belirtildi.

ÖNCE KURBANLARINA PARA VERİYORLARMIŞ

Şüphelilerin yapacakları büyük vurgundan önce üzerine siyah boya sürdükleri gerçek paraları kullandıkları belirlendi. Bu paraları kurbanlarının güvenini kazanmak için kullanan zanlıların bunları yıkayarak siyah kağıtları para haline getirmiş gibi yaptıkları öğrenildi. Şüphelilerin bu yolla güven kazanmak için kurbanlarına 2 bin ile 10 bin lira arasında değişen miktarlarda para verdikleri belirtildi.

2012 YILI İÇİNDE 2 MİLYON LİRA ÇALINDI

Polis 2012 yılı içinde benzer dolandırıcılık olaylarıyla hırsızlık yapan Afrika uyruklu zanlıların yaklaşık 2 milyon liralık vurgun yaptıklarını belirledi. Yetlilier kendilerine yapılan şikayetler üzerine olayların titizlikle incelendiğini bu tür hırsızlık yapan grupların yakalanması için çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirterek vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Polis yetkililer kendilerine bu şekilde teklif yapılan vatandaşların 155 polis imdat telefonuna ihbarda bulunmalarını istediler.

Öte yandan sorgulanmalarına devam edilen zanlılardan M. F.’nin suçunu itiraf ettiği belirtilirken diğer zanlıların ifadelerinin alınmasına devam edildiği belirtildi.Yetkililer olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü sürdüğünü şüphelilerin ifadelerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceğini belirtti.

Ali AKSOYER/İSTANBUL(DHA)





"Could become as important a journalistic tool as the Freedom of Information Act." "Information Act of Freedom kadar önemli bir gazetecilik aracı haline olabilir." - Time Magazine - Time Magazine

WikiLeaks is a non-profit media organization dedicated to bringing important news and information to the public. WikiLeaks önemli haber ve kamuoyuna bilgi sunmaya adanmış kar amacı gütmeyen bir medya kuruluşudur. We provide an innovative, secure and anonymous way for independent sources around the world to leak information to our journalists. Biz gazeteciler için sızıntı bilgilere dünya çapında bağımsız kaynaklar için, güvenli, yenilikçi ve anonim bir yol sağlar. We publish material of ethical, political and historical significance while keeping the identity of our sources anonymous, thus providing a universal way for the revealing of suppressed and censored injustices. Kaynaklarımızın anonim kimliğini korurken, böylece bastırılmış ve sansürlü adaletsizliklerin ifşa ettiği için evrensel bir yol sağlayarak, siyasi etik ve tarihsel önemi malzemesi yayımlamak.

WikiLeaks relies on its supporters in order to stay strong. WikiLeaks, güçlü kalmak için yandaşlarına dayanmaktadır. Please keep us at the forefront of anti-censorship and support us today . ve anti ön planda tutmak lütfen bize sansür bugün bize de



Elektrik Kayıp Kaçak bedellerini nasıl geri alabilirsiniz !

tuketicidostu44.blogspot.com

Tüketiciler Birliği

mehmet bülent deniz<< TIKLA



www.tuketiciler.org/







 

 
5651 sayılı kanunun 8. maddesinde
Türk Ceza Kanununa atfen yer verilen konular hakkındaki ihbarlar yapılabilir.

www.ihbarweb.org.tr/ -

 

Alo Yolsuzluk /<< Tıkla



***  ÇİN MALI ALMA***


 

ÇİN MALLARINI NASIL TANIRIZ?

Üzerindeki MADE IN P.R.C veya
MADE IN CHINA

damgalarından da anlaşılabilir.

Bunun dışında  barkodu 

690-695 arası numaralar ile başlayan ürünler Çin malı ,


 

katilcin


Kalitesiz, sağlıksız ve ucuz ürünler üretmek konusunda uzman olmuş Çin,

bu ürünlerini tüketicilerden gizleyebilmek için  ürünlerin üzerine

MADE IN CHINA ibaresi yerine

MADE IN P.R.C 

yani Çin Halk Cumhuriyeti'nde üretilmiştir ibaresini vuruyor.

Bir ürünün Çin ürünü olduğu  kalitesizliğinden de anlaşılabileceği gibi

Ucuz işgücü ve taklitçiliği sayesinde kazandığı

adaletsiz rekabet ile ulusal sanayileri bitirme noktasına gelen,

kalitesiz ürünleriyle ekonomide israf yaratan ,

sağlıksız

ve kanserojen içeren

ürünleriyle tüketici sağlığını tehtid eden ve

***YERLİ  ÜRETİMİ BİTİREN***

Uygur Türklerine yaptığı katliam ile insanlık suçu işleyen
 

ÇİN'İN KALİTESİZ MALLARINI ALMA



Bakanlar Kurulu yolsuzlukla mücadele stratejisi kararı

Resmî Gazete Sayı : 2750122 Şubat 2010 PAZARTESİ
Karar Sayısı : 2010/56








KURKURUL BAŞKANI SAYIN BİLAL ERYILMAZUL BAŞKANI SAYIN BİLAL ERYILMAZ

Sn.Bilal ERYILMAZ
Etik Kurul Bşk.
Etik konuşmak kolay, etik davranmak zordur. Aynı şekilde, yolsuzluğu konuşmak kolay, yolsuzluğu ortadan kaldırmak zordur, ancak imkânsız değildir.






Aidat davasını kaybeden banka bakın ne yaptı !

 
Aidat davasını kaybeden banka bakın ne yaptı !








Yıllık aidatını iade almaya hak kazanan müşteriden,
banka kredi kartı borcunu tek seferdie istedi. 



05 Aralık 2012 / 10:41

Yalova'da yaşayan güvenlik görevlisi Şeref Meteoğlu, kredi kartını kullandığı bankadan yıllık kestiği aidat bedellerini almaya hak kazanınca, banka kredi kartının 5 bin 825 lira olan borcunu tek seferde tahsil etme yoluna gitti. Meteoğlu, hakkını aradığı için böyle bir muameleye maruz bırakıldığını belirterek, bu borcu ödeyemeyeceğini söylüyor. Gerekirse mahkemeye gideceğini ekliyor.

Meteoğlu, 6 yılı aşkın süredir çalıştığı bankanın kestiği yıllık aidatları geri isteyince, banka ile ilişkisinin kesildiğini cep telefonuna gelen mesajla öğrenince şok yaşadı. Meteoğlu, "Bankaların aldıkları yıllık aidat ücretlerini geri iade ettiklerini öğrenince ben de bundan yaklaşık bir buçuk ay önce gidip Hakem Heyeti'ne müracaat ettim. Hakem Heyeti ödediğim aidatların iadesine karar verdi. Daha sonra ilginç bir gelişme oldu. Yıllardır çalıştıgım, kredi kartını kullandığım, kredi çektiğim ve bütün borçlarını da bugüne kadar hep zamanında, hatta zaman zaman da gününden önce ödediğim banka, cep telefonuma bir mesaj göndererek kredi kartımın iptal edildiğini bildirdi. Mesajda aynen şunlar yazıyor; 'Kredi kartı ücretiniz/ücretleriniz Hakem Heyeti kararı ile iade edilmiştir. Kredi kartınız ve varsa bağlı talimat/kampanyalar ise politikamız gereğince iptal edilmiştir.' Okuyunca şok oldum. Demek hakkını arayınca böyle oluyor. Benim gibi başkaları da hakkını aramasın diye, hakkını arayanlara bu politikayı uyguluyorlar galiba." dedi.

Bankayı arayarak yaklaşık 5 bin 800 lira bekleyen taksitli borcu olduğunu kartının kapatılması halinde ne yapacağını soran Şeref Meteoğlu şu yanıtı aldı: 'Borcunuzun tamamını tek seferde deyeceksiniz.'Meteoğlu hakkını aradığı için başına gelmeyen kalmadığını söyledi: 'Cep telefonuma gelen mesaj üzerine bankamı aradım. Kredi kartımın iptal edildiğini söylediler. 5 bin 825 lirayı bulan taksit borcum olduğunu bildirip, 735 lirayı bulan bu ayki ekstremi gönderdiler. Müşteri temsilcisi bu aydan sonra diğer ekstremi de yollayacaklarını ama kalan bakiyeyi peşin tahsil edeceklerini söyledi. Bunu benden bir anda nakit olarak istemeleri ne kadar adildir.'

Cihan






 
Rüşvetçiler, hilekarlar yandı!
Rüşvetçiler, hilekarlar yandı!
 
"Sağ kol"un attığı kazık artık gizlenemeyecek. adli muhasebe dedektifleri Türkiye'nin hile haritasını çıkarıyor
 
02 Eylül 2011 Cuma 08:52
Türkiye'nin ilk adli muhasebe dedektifleri iş başında. Görevleri şirketlerdeki yolsuzlukları, suistimalleri ve çalışan hilelerini ortaya çıkarmak. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri için iç kontrol sistemleri üzerine bir proje teklifi geliştiriyorlar. SGK'daki ilaç yolsuzlukları ve şike operasyonlarına yönelik olarak da proje hazırlayacaklar.
İlk Türk hile denetim firması Fraud Research Corporation (FRC), şirketlerdeki hile ve yolsuzlukların peşinde. 35 mali müşavirin bir araya gelerek kurduğu şirket, ABD'deki mali dedektiflik sistemine benzer bir yapılanmaya sahip. Bağımsız adli muhasebe uzmanlarından oluşan ekip, yöneticilerin, çalışanların ve ortakların birbirlerine yaptığı hileleri, suistimalleri, yolsuzlukları, mali tablolardaki oynamaları ortaya çıkarmak için adeta hafiye gibi çalışıyor.
ABD Sertifikalı Hile Uzmanları Derneği ACFE'nin raporlarına göre, dünyada her yıl ortalama 3 trilyon dolarlık yolsuzluk yapılıyor ve her yıl şirketler özvarlıklarının yüzde 7'sini hilekârlar yüzünden kaybediyor. En zarar verici hilekârlıklar, şirketin borsada değer kazanması için mali tabloların abartılması şeklinde oluyor.
Örneğin herkesin bildiği dünyanın en büyük enerji devi Amerikalı Enron firması da bu şekilde batmış ve olan sadece şirkete olmamış, hissedarlar da ellerindeki avuçlarında ne varsa kaybetmişlerdi. Bir de vergiden kaçmak için kârı düşük gösterme şeklinde yapılan hilekârlıklar var. Bunların yanı sıra çalışanlar tarafından yapılan suistimaller de FRC'nin çalışma alanına giriyor. FRC'nin verdiği bilgilere göre, adli muhasebeciler ABD'de birçok faili meçhul cinayetin aydınlatılmasında bile etkili olabiliyor. Örneğin FBI'da da şu an itibariyle yaklaşık 600 adli muhasebe uzmanı çalışıyor.
Türkiye'nin hile haritasını çıkarıyorlar
FRC Yönetim Kurulu Başkanı Mesud Ecevit, Türkiye'de şirketlerde Batı'da 1940'larda başlamış olan kurumsallaşmaya henüz geçilememiş olduğunu belirterek "Yönetim ve iş bölümü sağ kol denen bir kişiye bırakılıyor. Bu da suistimalleri arttırıyor" diyor. FRC kurulalı yaklaşık bir yıl olmuş ve şimdiye kadar 10 olaya bakmışlar.
Olayların geneli "sağ kol" suistimali. Şu anda Türkiye'de hilenin boyutlarını ortaya çıkaracak bir hile haritası çıkarmak üzere bir proje geliştirdiklerini anlatan Ecevit, "Tüm şehirlerdeki ticaret odaları ve üniversitelerin işbirliğiyle bir anket gerçekleştireceğiz. Mağdurlar ve şirket yöneticileriyle anketler yapacağız. Böylelikle ülkemizde hilenin gerçek boyutlarını ilk kez ortaya çıkaracağız" diyor.
Ecevit, Türk insanının yapısından dolayı suç ve ceza söz konusu olduğunda aftan yana olduğunu ve olaylara 'kol kırılır yen içinde kalır' mantığıyla baktığını ifade ederek, bu durumun Türkiye'deki gerçek hilekârlık boyutlarının şimdiye kadar tam olarak ortaya konu lamamasına neden olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Ancak ABD'de tam tersine mali suçların çok büyük hapis cezası var. Gelmiş geçmiş en ünlü mafya liderlerinden Al Capone bile o kadar suç işlemesine rağmen bir türlü yakalanamamış ancak vergi kaçakçılığından yakalanmış ve 11 yıl bu suçtan dolayı Alkatraz Hapishanesi'nde yatmıştı."
İki ayda yolsuzluğu ortaya çıkarıyorlar
FRC adli muhasebe uzmanları, sadece muhasebe konusunda uzman değil; kriminoloji, adli bilişim, hukuk ve davranış bilimleri gibi özel konularda da 8 ay eğitim almışlar. Ayrıca zimmete para geçirme, finansal suçlar, uygun olmayan muhasebe işlemlerinde, marka ihlalleri ve diğer ticari davalarda adli makamlara "uzman şahit" olarak destek de verebiliyorlar. Ecevit, Adalet Bakanlığı'nın uzman şahitlik alanında düzenlemeler yapıyor olduğunu söylüyor.
Şirket, Vergi Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemelerinde açılmış ya da açılacak davalarla ilgili olarak "Vergi İhtilafları" veya "Yürütmenin Durdurulması" istemleri gibi konularda hazırlık çalışmaları yapma ve savunma hazırlama hizmeti de veriyor. Meslek (doktorluk, avukatlık) hileleri ve suistimalleri konusunda da çalışma yapıyor. Bağımsız adli muhasebe danışmanlığı ile Türkiye'de büyük bir boşluğu doldurduklarına inandığını söyleyen Mesud Ecevit, şöyle konuşuyor:
"Çünkü mali polis genelde iş sonuçlanıp ortaya çıktıktan sonra müdahale ediyor. Denetim şirketleri ise sadece hesaplara bakıyor. Oysa biz teknolojiyi de kullanarak mali kayıtların denetiminin dışında, mesela depoda bir kaçak olduğu şüphesini de izlemeye alıp müşterimize rapor sunabiliyoruz. Bize başvurulmasından en çok 2 ay sonra olayı sonuçlandırıyoruz. Ancak esas olan hile ve yolsuzluk daha hiç olmadan iç kontrol sistemlerinin devreye sokulması. Biz FRC olarak bu konuda da danışmanlık veriyoruz."
Ordu için proje geliştiriyor
FRC şirket yolsuzluklarını ortaya çıkarmak haricinde, Türkiye'de belgelerle ilgili çeşitli alanlarda da hizmet vermeye hazır ve çeşitli projeler geliştiriyor. Örneğin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne iç kontrol sistemiyle ilgili bir proje teklifi hazırlıyor. Futbol Federasyonu'na da şike davası kapsamında bir teklif götürmeyi düşünmüşler ancak henüz projelendirmemişler. Bir de SGK'da yapılan ilaç yolsuzluklarıyla alakalı bir araştırma projesi teklifi geliştirmeyi düşünüyorlar şu sıralar.
BİR HİLEKÂRI ANLAMANIN YOLLARI
Büyük yolsuzluklar yapan üst düzey yöneticileri ortaya çıkarmak için ne kadar lüks yaşadığına bakılıyor. ABD'deki örneklerinde köpeğine 20 bin dolara köpek şemsiyesi almış olan çılgınlara bile rastlanıyor. Bunun haricinde genel olarak bir şirkette hile yapan bir çalışanı, mesela bir satın alma müdürünü ortaya çıkarmak için FRC'nin baktığı 50 gösterge bulunuyor. Bunlardan bazıları şöyle:
> Yüksek miktarda kişisel borç, alkol, kumar ve uyuşturucu problemi
> Büyük oranda spekülatif yatırımların içinde bulunmak 
> Tedarikçilerle yakın ilişkiler 
> Sürekli ikamet değiştirmek gibi istikrarlı olmayan bir hayat tarzı
> Yaptıkları yokluğunda ortaya çıkabilir korkusuyla işten geç çıkmak ve yılda iki günden fazla izin kullanmama 
> Müşterilerle çok yakın ilişki kurmak
> Sürekli işteki performansının fark edilmediğiyle ilgili olarak serzenişlerde bulunma.
MİNİ ETEKLİ KIZLA ORTAYA ÇIKARILAN SİGORTA YOLSUZLUĞU
Dünyada adli muhasebe uzmanlarının en aktif çalıştığı alanlardan biri de sigorta yolsuzlukları. Özellikle de kaza sigortaları. Ecevit, ABD'de geçtiğimiz yıllarda yaşanmış bir olayı şöyle anlatıyor: "Bir adam kaza sigortası yaptırıyor ve bir süre sonra kaza geçirdiğini, yürüyemediğini ortaya atıyor. Doktor raporlarını da eksiksizce sunuyor. Davranışlarından şüphelenen sigorta şirketi adamı takip ettiriyor. Adam, takip edilebileceğini bildiğinden haftalarca hiç evinden çıkmıyor, sadece zar zor yürüyerek kapıdan gazete ve sütünü alıyor. Sigorta şirketi bir adli muhasebe uzmanı kiralıyor. Uzman, mini etekli genç bir kızı otomobilinin lastiği patlamış gibi adamın evinin önüne gönderiyor. Kızcağız çaresiz bir halde lastiği değiştirmeye çalışıyor. Güya yürüyemeyen şüpheli kısa sürede bahçesinin önündeki kızı fark edip koşarak imdada yetişiyor. Adli muhasebe uzmanı tüm bunları videoya kaydediyor. Kayıt mahkemede delil olarak sunuluyor. "
HİLEKÂR DEDİĞİN KAÇA AYRILIR?
Hilekârlar 30-40 yaş arası erkeklerden oluşur ve ikiye ayrılır. Genel olarak Türkiye'de çalışan kesimin içinde yüzde 10'luk bir grup var ki, bunlar doğuştan hilekâr. Bir işe o şirketi soymak amacıyla girer. İlk bir yıl içerisinde harekete geçer. Şirkete büyük hasar verir. Çalışanların yüzde 20'si ise doğuştan hilekâr değil ama hile yapmaya meyilli ve fırsat bulursa kaçırmaz. Bunlar daha sabırlı ve çalıştığı iş yerinde 3-4 yıl bekleyip sistemi iyice anladıktan sonra hile ve yolsuzluğa yelteniyor. Ecevit bu kişileri ortaya çıkarabilmek için bir hilekâr gibi düşünmek zorunda olduklarını ve kendilerini onlarla özdeşleştirerek olayları çözmeye çalıştıklarını söylüyor.
Sabah





 




ABDULLAH ÇAVUŞ
ETİK TÜRKİYE PLATFORMU
VE YMD BAŞKANI

ULUSLARARASI YOLSUZLUKLA MÜCADELE KONFERANSI

1 � 2 Aralık 2010


 
***9 Aralık Dünya Yolsuzlukla Mücadele Günü***


MALİ SUÇLARI ARAŞTIRMA KURULU GENEL TEBLİĞİ 27.09.2008



KAMU GÖREVLERİNDEN AYRILANLARIN YAPAMAYACAKLARI İŞLER HAKKINDA KANUN



DENETİM GÖREVLİLERİNİN UYACAKLARI MESLEKÎ ETİK DAVRANIŞ İLKELERİ HAKKINDA YÖNETMELİK

Yolsuzlukla Mücadele Derneği<<Tıkla


Şikayet.name<<TIKLA


















TMSF RAF TEMİZLİĞİ PROJESİ KAPSAMINDA BATIK BANKALARI KİTAPLAŞTIRDI...17.11.2009

Raf Temizliği Nedir ?




Etik konuşmak kolay, etik davranmak zordur. Aynı şekilde, yolsuzluğu konuşmak kolay, yolsuzluğu ortadan kaldırmak zordur, ancak imkânsız değildir.







Toplumsal Etik Derneği
Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği
Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı (TEDMER )
Yolsuzlukla Mücadele Derneği
Soysal Bilimler Araştırmaları Derneği
 






Devlete borcu olan ünlü kişi ve kurumlar 03 Eylül 2010


Gelir İdaresi Başkanlığının vergi borçluları listesinde bankalardan GSM şirketlerine, ilaç üreticilerinden, futbol kulüplerine ve belediyelere kadar kamuoyunun tanıdığı pek çok kişi ve kurulu...
Varlık Barışı'ndan borç rekortmenliğine

Varlık Barışı ndan borç rekortmenliğine
    Türkan, 27 Şubat 2009 tarihinde Ankara Cumhuriyet Vergi Dairesine yurt dışındaki 5,2 milyar liralık kaynağı yurda getireceğini beyan ederek varlık barışı başvurusu yapmıştı. Ali Türkan'a bu başvuru kapsamında 104 milyon lira vergi tahakkuk ettirilmiş ve mevzuat gereği bu vergiyi takip eden ayın sonuna kadar ödemesi istenmişti. Ali Türkan'ın 104 milyon liralık vergiyi süresi içinde ödememesi nedeniyle varlık barışı uygulamasından yararlanma hakkı ortadan kalkmıştı

 
Türkan'ın vergi borcu bu yıl 160 milyon 279 bin 971 liraya yükseldi. Ali Türkan, söz konusu tutar ile Ankara'da devlete en fazla vergi borcu bulunan ilk 2 mükelleften birisi haline geldi.       Güngör URAS Faizi ödeyen 'devlet' değil, 'halk'     ATO'dan 'Krizler Tarihi Raporu'
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

TÜRKİYE'DE BAĞIMSIZ DENETİM MESLEĞİ - Genç Müşavirler

 

 Haram Yiyen Harami Olur!

22.02.2009 
Yolsuzluk sataşmalarının ayyuka çıktığı şu günlerde sayın Yavuz Bahadıroğlu” nun bir kitabında bahsetmiş olduğu bir hikayeyi kısaca paylaşmak istiyorum. 

Sultan II. Murat’ a, artan savaş masraflarını karşılamak üzere, acil para lazım olmuş. Çandarlı Hali Paşa’ yı huzuruna çağırtmış. Varlıklı büyük bir aileden gelen Çandarlı’ nın elinde büyükçe bir meblağ olduğunu biliyormuş. Borç istemiş. 

“Savaşa para lazım, belirli bir vade ile senden ödünç para istiyorum.” Demiş. 

Çandarlı Halil Paşa: “Parayı toplamak için biraz zaman lazım, toparlar toparlamaz gelir, verebileceğim kadarını veririm.” Der. 

Fazlullah Paşa, padişahın borç istediği haberini nasılsa duymuş. Duyar duymaz da huzuruna koşmuş: “Kul kısmından borç alınmaz!” diye adeta çıkışmış padişaha, “Şevketlü Hükümdarım, padişahlar borç almazlar. Lazım oldukça başkaca çare kalur mi ki, vezirum? Padişahlara hazine gerektür Hükümdarım! Müsaade buyrulursa size hazine toplayalum.” 

Sultan II. Murat sakin sakin sormuş: “ Nasıl toplyacaksun ey benum vezirum?” 

Fazlullah Paşa cevap vermiş: “Halk zenginleşti, bir şekilde servetlerini ellerinden alıp devlete geçirelim.” 

Sultan II. Murat öfkeyle yerinden fırlamış : “ Öyle şey olmaz! Devletin helal geliri madenler, vergiler, bir de fethedilen bölgelerden elde edilen zenginliklerdir. Bunların dışındaki gelir helal olmaz. Bizim ordumuz gaziler ordusudur, ordumuza asla haram lokma yedirmeyiz. Çünkü haram yiyen ordu harami, yani eşkıya olur. Eşkıya yüreksizdir. Zorluk görür görmez kaçar. Sözlerini duymamış olayım.” 

Bugün ise ne yöneten, ne yönetilen, “helal” ve “haram” konusunda hassas değiliz. Kriz ve darlık içinde yaşıyoruz. Biz, çoktandır. “Haram yiyen harami olur” anlayışından kopup eski bir tekerlemeye geldik. 

“Helal haram ver Allah, rezil kulun yer Allah!” 

Reziller tüyü bitmemiş yetim hakkı yiyor, ellerine fırsat geçerse milletin kanını emiyorlar. 

Ortalığı “kırk haramiler” götürüyor!”

Şevket KARADAŞ
SMMM
sevketkaradas@hotmail.com
 
Yazarın Diğer Yazıları
»  Vergi Planlaması
»  Zafer Bayramımız Kutlu Olsun..!!
»  ŞİRKET ORTAKLARININ SİGORTALILIĞI
»  Muhasebe Mesleğinin Gelişimi
»  Spk' dan arzunuz. Başka bir arzunuz.?.
»  ÜCRETLİLERİN ASKERLİK HİZMET BORÇLANMASI NEDENİYLE ÖDEDİKLERİ BEDELİN GELİR VERGİSİ MATRAHINDAN DÜŞÜRÜLEBİLİR
»  Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Miktarlara Yükseltme Müracaat Süresi 31.12.2009 Tarihinde Doluyor
»  HİSSE SENEDİ SATIŞININ GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ AÇISIDAN DURUMU
»  29 Ekimin Muhasebesi
»  Keşke.!
»  Yabancı Fatura Düzenlemesinde Küçük Bir Ayrıntı
»  T A T İ L D E Y İ Z
»  Bindiğimiz Dalı Kesmeyelim
»  Yeni Teşvik Paketi ve Yeni Sıkıntıları
»  TÜRKİYE'DE BAĞIMSIZ DENETİM MESLEĞİ
»  Muhasebe Teknikerliği
»  Ağaçların Amortismanı
»  Firmalar NE YAPMALI? NE YAPMAMALI?
»  Transfer Fiyatlandırması Raporu
»  Enerji Teşvikinde Son Tur Son Şans
»  Türkiye Muhasebe Kongreleri
»  Haram Yiyen Harami Olur!
»  Şoklar ve Rantlar
»  Kayıt Dışı Ekonomi ve Vergi Boşluğu
»  8.000,00 YTL’ lik Bilmece
»  Denetimin Makro Ekonomi ve Kamu Düzeni Açısından Önemi
»  Tebliğlerde yapılan düzenlemeler çerçevesinde sevk irsaliyesi
»  Mali danışmanlık hizmetleri ve mesleki sorumluluk sigortası
»  Türkiye'de Denetim ve Denetim Standartları’nın Gelişimi
 
 
 
 
 

 
Selim Somçağ
Ekonomik Danışmanlık. Bağımsız, Objektif, Güvenilir ...
 
 

Bu kitapta Özal devrinde Türkiye’de sıcak para sisteminin kurulup, ekonominin faiz-döviz-borsa üçgenine sıkıştırılmasından itibaren 1994 kriziyle, 1999 IMF programıyla, 2001 devalüasyonuyla ve Kemal Derviş’in kanunlarıyla Türk ekonomisinin adım adım yıkıma götürülüşünün hikâyesini bulacaksınız.

Kitapta IMF ve Dünya Bankası programlarının planlı olarak Türkiye’deki millî ekonomiyi tasfiye etmeyi amaçladıkları ortaya konmakta, hükümetlerin, bir kısım bürokrasinin, Batı güdümündeki sermayenin ve medyanın bu yıkım operasyonuna nasıl destek verdikleri anlatılmakta, IMF’nin ve IMF lobisinin bu operasyonu gizlemek için yürüttükleri dezenformasyon kampanyasındaki yalanlar ifşa edilmekte ve çürütülmektedir. Türk ekonomisinin IMF programlarını izleyerek saplandığı bataklıktan kurtulmasını sağlayacak gerçekçi çözüm önerileri de ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Kitapta yer alan bütün analizler tamamen orijinal olup 20 yıllık ekonomik araştırmalarımın ve 1990 yılından beri Türk ekonomisini günü gününe izleyerek oluşturduğum arşivimin ürünüdür. Ekonomiyle ve Türkiye’nin geleceğiyle ilgilenen herkes bu kitabı okumalı.

 

 








ŞERAFETTİN NİNE AVI.
ŞERAFETTİN NİNE AVI BAŞLIYOR VATAN-05.09.2009
Krizde boşanmalar arttı ev ev yoklama yapılacak


Muvazaalı boşananların sayısındaki artış, Sosyal Güvenlik Kurumu�nu önlem almaya itti.

Ölen anne babasından kalan maaşı alabilmek için muvazaalı boşananların sayısındaki artış, Sosyal Güvenlik Kurumu�nu önlem almaya itti. SGK Başkanı Fatih Acar, muvazaalı boşanıp birlikte yaşayanların tespitinin yoklama memurlarıyla periyodik aralıklarla oturulan konuta gidilerek yapılacağını açıkladı

Krizde gelirini artırmak amacıyla, ölen anne ya da babasının maaşını alabilmek için muvazaalı (danışıklı) boşananların sayısında artış Sosyal Güvenlik Kurumu�nu (SGK) önlem almaya itti. SGK Başkanı Fatih Acar, muvazaalı boşanıp birlikte yaşayanların tespitinin yoklama memurlarıyla periyodik aralıklarla oturulan konuta kadar gidilerek yapılacağını açıkladı.

Acar, �Aslında biz bu yola başvurmak istemeyiz, ancak gördüğümüz suistimaller buna bizi mecbur kılıyor. Duyarlı vatandaşlarımız da çevrelerinde gördükleri bu tür istismarları kurumumuza ihbar etmesi bir vatandaşlık görevidir� dedi.

Bir sigortalının ölümü halinde sigortalının eşine, çocuklarına ve anne-babasına maaşı belirli oranlarda paylaştırılarak ödeniyor. Kız çocukları evlenirken bir yıllık maaşları tutarındaki para evlenme yardımı olarak veriliyor. Resmi evlenme akdinin ardından kız çocuklarının maaşı kesiliyor ancak boşanması halinde yeniden hak sahibi oluyor. İşte bu nedenle krizin de etkisiyle son dönemde muvazaalı boşanmalarda ciddi bir artış yaşanıyor.

Hapis cezası da var

Yeni Sosyal Güvenlik Yasası ile bu uygulamayı suistimal edenlerle ilgili hükümler getirildiğini açıklayan Acar, �Buna göre, 10 Ekim 2008�de yürürlüğe giren yasanın ilgili maddesi uyarınca, haksız yere maaş alabilmek için eşinden muvazaalı boşananları ya da sosyal güvenceye sahip bir işe girenleri kurumlar arası işbirliği sayesinde daha kolay tespit edebileceğimiz gibi bunun cezai yaptırımları da olacak� diye konuştu. Acar şöyle devam etti: �Eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen kişilerin maaşları kesilmekle kalmayıp, haksız yere alınan maaş yasal faizleriyle geri alınacak. Ayrıca, savcılıklar tarafından kamu kurumunu dolandırmaktan dava da açılabilecek. Bu hileyi yapanların hapis ve para cezalarıyla karşılaşmaları söz konusu olacak.�

�Şerafettin Nine�leri yakalayacağız�

Sosyal güvenlik sisteminde en akıl almaz dolandırıcılık olayı 2005 yılında, ölen annesinin kılığına girerek iki yıl boyunca annesinin emekli maaşını alan Şerafettin Gencel�in yakalanması ile ortaya çıkmıştı. SGK Başkanı Acar, bu olaya da gönderme yaparak, �Zaman zaman akıllara bile durgunluk verecek kadar hayret verici suistimallerle karşılaşıyoruz. Bunun örneklerini, ölen annesinin kılığına girip yıllarca maaşını alan evlatlar ile görüyoruz. Biz bunları kurumlararası işbirliği, sıkı takip ve teknoloji kozu kullanarak engelleyeceğiz� dedi.




ÇİN MALI ALMA








////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
*****AB tüketiciyi koruma bakanları*****
///////////////////////////////////////////////////////////////////////////


*************************************************************************

            Türkiye, dünyanın en yüksek vergi oranlarının olduğu ülkelerin başında gelmektedir

. Mobil iletişimde vergi oranları yüzde 60'lar seviyesinde olup gelişmiş pazarlarda ve Avrupa'da oranlar yüzde 5-20 aralığındadır. Ülkemizde de hızla bu oranlara inilmelidir.'' 


*************************************************************************


 
*****Avrupalı Tüketici Koruma Altında ***
Deutsche Welle
 
Avrupalı Tüketicinin Şişmanlamasını Önlemek İçin Hareket Geçildi.

Avrupalı tüketicinin şişmanlamasını önlemek için hareket geçildi., yeni bir etiketleme sistemiyle gıda ürünlerinin tüm değerlerinin açıklanması zorunluluğu getirilmesini kararlaştırdı. AB tüketiciyi koruma bakanları, Avrupalı tüketicilerin şişmanlığa yol açan gıda maddelerini daha iyi ayırt edebilmeleri için yeni bir etiketleme sistemi üzerinde uzlaştı.
Bakanlar, gıda maddelerinin ambalajlarında kalori, enerji, yağ asidi, karbonhidrat, şeker, protein ve tuz değerlerinin yeni bir sistemle listelenmesini kararlaştırdı.
Görüş ayrılıkları

Ancak uzmanların yeni etiketleme sisteminde renk kullanılması önerisi konusunda anlaşma sağlanamadı. Ayrıca etlerin ambalajları konusunda görüş ayrılıkları var. Ambalajların üzerine etin nerede paketlendiğinin belirtilmesi önerisine Almanya Tüketiciyi Koruma Bakanı ılse Aigner'den eleştiri geldi.
Bunun çok gerekli görmediğini dile getiren Aigner, "Tüketiciler etin paketleme yeriyle pek ilgilenmiyor, onlar hayvanın nerede yaşadığını öğrenmek istiyor" şeklinde konuştu.
Bakan, planlanan etiket düzenlemesinin et ürünleri konusunda beklentileri karşılamayacağını, ancak yine de tüketiciyi koruma açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

"Bilgiler daha ayrıntılı ve anlaşılır olacak"
Alman Bakan Aigner, üzerinde uzlaşma sağlanan yeni ambalajlama sisteminden ise memnun.
Bunun tüketicinin korunmasını güçlendirdiğini belirten Aigner, Leipziger Volkzeitung'a verdiği demecinde "Ambalajların üzerinde daha ayrıntılı, daha anlaşılır ve daha okunaklı bilgiler yer alacak" diye konuştu. Bakan, bu sayede tüketicilerin tüm gerekli bilgileri edinebileceğini dile getirdi.
Kararlaştırılan yeni düzenleme ile her tüketicinin kendisi için uygun olmayan peynir ya da salamı etiketinden anlaması ve sağlıksız üretimlerin önüne geçilmeye hedefleniyor. Bu nedenle AB tüketiciyi koruma bakanları, uygulamanın ambalajlanmamış ürünler için de geçerli olmasını öngörüyor.
Onay süreci henüz tamamlanmadı
Yeni etiketleme sistemi konusunda üye ülkelerin tümü hemfikir olmasa da AB bakanlarının yeni düzenlemeye yeşil ışık yakacağı tahmin ediliyor. Üzerinde daha değişiklik yapılması beklenmeyen düzenlemenin Avrupa Parlamentosu'nun da onayından geçmesi gerekli.
© Deutsche Welle Türkçe







İSVEÇ  YOLSUZLUK HASSASİYETİ

Önce sponsor, şimdi ise rüşvet skandalı 2008-12-21 www.haberaktuel.com



Nobel Komitesi üyelerinin, bir başka
İsveç`te Nobel komitesinin bazı üyelerinin yolsuzluk yaptığı iddiasıyla ilgili ön soruşturma açıldı.


İsveç radyosu `SR`; tıp, fizik ve kimya komitelerinin bazı üyelerinin Çin ziyaretinin soruşturulduğunu haber verdi. Radyoya göre, iki üye 2 yıl önce, üç üye de bu yılın ocağında Çin`e gitti. Gezi masraflarının tamamını Çinliler karşıladı.


RÜŞVET GİBİ BEDAVA ÇİN GEZİSİ


Şu aşamada hiçbir üyenin şahsen soruşturma konusu olmadığı, sadece gezinin yapılıp yapılmadığı ve masrafların Çin tarafından karşılanıp karşılanmadığının tespitine çalışıldığı belirtildi.


Bir savcılık yetkilisi, `Çin`in bilet ücretleri ve diğer masrafları niçin karşıladığını tespit etmeliyiz. Önemli görevler üstlenen bu insanları böylece etkilemek mi istediler?` dedi.


Son üç yılda hiçbir Çinliye Nobel ödülü verilmedi. Nobel komitesi soruşturma haberiyle ilgili açıklama yapmadı.


Bir Amerikan silah şirketinin Nobel`e sponsor olduğunun ortaya çıkması, komite üyeleri arasında huzursuzluk yaratmıştı.


SPONSOR FİRMADA JÜRİ ÜYESİ


Bir diğer skandal ise Nobel`e sponsor olan bir ilaç firması ile ilgili. 6 ay önce AstraZeneca firması Nobel şirketlerine sponsor oldu. Ekimde açıklanan Nobel Tıp Ödülü`nü alanlardan biri Alman bilim adamı Harald Zur Hansen oldu.


Alman bilim adamı bu ödülü HPV virüsünün rahim ağzı (serviks) kanserine yol açtığını bulmasından dolayı almıştı. Ancak ödüldeki şaibe de tam bu noktada ortaya çıktı.


AstraZeneca firması üç gün sonra rahim ağzı kanserini önleyecek bir aşı piyasaya sürdü. Üstelik tıp komitesindeki jürilerden birinin de firma yönetim kurulunda görev yaptığı ortaya çıktı. Yorumlar, ödülün firmanın yeni piyasaya süreceği ilacın reklamı için kullanıldığı yönündeydi. Firmadan yapılan açıklamada ise bu iddialar yalanlandı.









VİDEO TIKLAYIN












Hintli aktivist Hazare, açlık grevine son verdi

 

YENİ DELHİ (CİHAN)- Hindistan'da yolsuzlukla mücadelede simge isim haline gelen Anna Hazare, ülke parlamentosunun alt ve üst kanatlarının yolsuzlukla mücadele için desteklediği yasayı kabul etmesinin ardından bugün 13 günlük açlık grevine son verdi

 

YENİ DELHİ (CİHAN)- Hindistan'da yolsuzlukla mücadelede simge isim haline gelen Anna Hazare, ülke parlamentosunun alt ve üst kanatlarının yolsuzlukla mücadele için desteklediği yasayı kabul etmesinin ardından bugün 13 günlük açlık grevine son verdi. 74 yaşındaki asker emeklisi Hazare, destekçilerinin de teşvikleri ile ilk yemeğini çocukların elinden aldı. 

Toplanan kalabalık destekçisine seslenen Anna Hazare, “Bu bir zafer. Bu 13 günlük çalışmamızın bir meyvesidir.” Dedi. Konuşmasının ardından hastaneye götürülen Hazare, açlık grevine son verdiğini açıklarken, reformlar için mücadelesinde de vazgeçmeyeceğini ifade etti. Açlık grevi süresince Hazare 7 kilo kaybetti. 

Hazare, 16 Ağustos açlık grevine başlamıştı. Hükümetten yolsuzlukla mücadele için güçlü bir kanun teklifi bekleyen Hintli aktivist, usulsüz protesto yaptığı gerekçesi ile geçtiğimiz hafta tutuklanmış ve birkaç gün sonra serbest bırakılmıştı.

Hindistan hükümetinin yolsuzluklarla mücadele için çıkaracağı 'Halk için ombudsmanlık kanununu' çok zayıf bulduğu için geçtiğimiz Nisan ayında protestolara başlayan Hazare, mevcut Manmohan Singh hükümetinin yolsuzluklarla daha sıkı mücadele etmesini talep etmişti.
CİHAN



**********************************************************

FBI Sosyal Ağları (Facebook,Twitter v.b.) nasıl takip etmek istiyor

Posted: 26 Jan 2012 02:18 PM PST
 

Acizane tavsiyem, kendi hesabınızı, ailenizi ve EN ÖNEMLİSİ küçük çocuklarınızı en acil tarafından Facebook’tan koparın.


Bugün takip ettiğim internet sitelerinde FBI’ın Sosyal ağları takip ettirmek için hazırlatmak istediği program haberi geldi. Bu linkten (PDF dosyası) kaba hatlarıyla nasıl bir program yazdırmak istediklerinin genel çerçevesi belirtiliyor.
Facebook hesabımı neden kapattığımı soranlara, “bundan 15 yıl sonra, yazdığın bir şeyin, gönderdiğin bir dosyanın hatırlatılmasından hoşlanır mısın?” dediğimde anlam veremiyorlardı ama işin aslını düşündüğünüz zaman ve arkanızda ne kadar çok bilgi bıraktığınızı değerlendirdiğinizde Facebook’tan aldığınız karşılığında verdiğiniz arasında büyük bir uçurum bulunuyor. Eğer 5-10 yaşlarında çocuğunuz varsa, artık bütün çocukluğu, ergenliği, gençliği, bekarlığı ve evliliği sanal ortamda dolayısıyla bu ortamları izleyen, gözleyen, takip eden ve kaydeden insanların elinde bulunuyor. Bu insanların arasında yabancı ve yerel devlet kurumları, istihbarat kuruluşları, sosyal ağlar üzerinden bilgi satın alıp size mal satmak isteyenler, sigortacılar, bankacılar aklınıza ne geliyorsa. Sizin belki profilinizde bulunduracağınız bir nüshayla değil en azından 10′larce belki 100′lerce nüshasını gerektiğinde kullanılacak şekilde katlanmış, kolalanmış şekilde arşivliyorlar.
Facebook’un “Gizlilik şartnamesi” ile ilgili yaptığı ilk değişiklikten sonra hesabımı sildim (2009). O değişiklikte şunun mealinde bir ifade geçiyordu:
“Facebook sunucularına gönderilen bilgiler, sunucularımızın fiziksel olarak bulunduğu datacenter’ımızın bulunduğu alana girdiği an, mülkiyet hakkı Facebook’a geçmiştir”
Yani bilgisayarınızdan Facebook’a gönderdiğiniz bir karakter, bir harf, bir isim, bir resim, ne olursa olsun, onların sunucularına girdiği an bütün mülk hakkı onlarındır ve sildirtme, kaldırtma gibi görsel olarak hakkınız bulunsa da, bu bilgilere sadece sizin ve arkadaşlarınızın erişimini iptal etmek suretiyle size göstermeyip kendi sunucularında muhafaza etme hakkı tamamen kendilerine ait ve buna karşı söyleyebileceğiniz-yapabileceğiniz hiçbirşey yok.
Benim saklayacak birşeyim yok diyenlerdenseniz, en yakın arkadaşlarınızla en son ettiğiniz kavgayı ve akabinden kendisiyle özel paylaştığınız sırlarınızı başka kimseyle paylaşıp paylaşmayacağıyla ilgili hissettiğiniz o huzursuzluğu hatırlayın ve 10′la katlayın, işte onun karşılığı Facebook, Twitter ve diğerlerine tekabül ediyor.
Acizane tavsiyem, kendi hesabınızı, ailenizi ve EN ÖNEMLİSİ küçük çocuklarınızı en acil tarafından Facebook’tan koparın

 

 

""Lütfen sonuna kadar okuyun, neler öğrendiğinize hayret edeceksiniz ! " " 
İstanbul Gaziosmanpaşa Hacımaşlı Köyü Domuz Çiftliği'nin suları ve katı atıkları 300 metre mesafedeki Sazlıdere Barajı'na akıyor. Baraj, 10 milyon kişinin su ihtiyacını karşılıyor. Çiftlikte 5 bin domuz var.

Türkiye'deki domuz çiftliklerinde yıllık 3 milyon kg. civarinda et üretiliyor. Bu rakam neredeyse kırmızı et üretimininyarısı. Üretilen domuzlar otellere, yemek fabrikalarına ve marketlere 'kıyma' seklinde satılıyor. Domuz etini Salam, sosis ve sucuk olarak da piyasaya sürmek en çok kullanılan yöntem.

Peki neden domuz?


Türk yemek kültürüne aykırı ve en önemlisi 'Dinen yasak olmasına,  rağmen neden domuz cazip bir konu?'

Çünkü domuz yetistiriciligi çok kârli bir iş.Domuz üretken bir hayvan.Cinslerine ve yaşına göre yılda
1, 2, bazen de 3 kez; ve her batında da 15-20'ye kadar varan yavru dünyaya getirebiliyor. Bir domuz yılda 2 kez doğum yapsa, her batından 10 yavru yaşasa,20 sene yaşayan bir domuzun 400 yavrusu oluyor. Ve dahası yeni doğmuş bir domuz 4-5 ayda 100 kiloya kadar çıkabiliyor!

Normal şartlarda evcil bir domuzun 
% 30'u yağ olarak ayrılabilmekte iken; bu rakam bazen % 50'yi bulabiliyor. Yani 150 kg'lik bir domuzdan 75 kiloluk yağ elde edilebiliyor. Bu da Dana ya da Koyuna göre tercih edilmesinde çok önemli bir etken.

Beslenmesi  çok kolay, cam dışında -leş dahil- her şeyi hatta kendi pisliğini bile yiyebiliyor. Her domuz  ortalama 80-100 kiloya ulaştığı zaman kesiliyor. Kaba bir hesapla sadece bu çiftlikten yılda yaklaşık   1 milyon kg. et çıkıyor.

Bu etlerin hangi kanalla,
nerelere satıldığı meçhul!? Diğer çiftlikler de göz önüne alındığında Türkiye 'de yaklaşık 3 milyon kg domuz etinin piyasaya değişik yollarla sürüldüğü ortaya çıkıyor.

Türkiye 'deki toplam kırmızı et tüketiminin de 6 milyon kg. olduğu göz önüne alınırsa tablonun vahameti daha da netleşiyor. Kilosu 1 ile 3.5 Türk lira arasında satılan bu domuz etlerinin ağırlıklı olarak Kıyma, Sucuk, Salam ve Sosis olarak satıldığı dile getiriliyor. Çiftlik çalışanlarından İsmail Türk'ün verdigi bilgiye göre kesilen etler toplu olarak büyük otellere, yemek fabrikalarina kiyma ve sosis gibi ürünler olarak satılıyor.

Bu ve benzeri çiftliklerden
resmi olarak 5 firma domuz satın alıyor: 1-Çerkezo, 2-Polonez, 3-Nuta, 4-Namet ve 5-Sütte...

1. Çerkezo aldığı ürünleri
Salam Sosis olarak piyasaya sürerken aynı zamanda Teşvikiye 'deki Şarküterisinden de nihai tüketiciye ulaşıyor. (ki bu firmanin bir de "TADET" adı altında otellere ürün sattığı bir markası daha bulunuyor... ) Ayn zamanda butik mağazalarda ve ulusal zincir mağazalarda satılan BONUSmarkalı ürünlerin üreticisi de ÇERKEZO...

2-
Ayazağa daki Çerkezo'nun hemen yanında üretim yapan SÜTTE firmasi da salam, sosis ve jambonlarını markasıyla satıyor. Ancak bilinen bu firmalar ürünleri çeşitli zamanlarda farklı isimlerde piyasaya sürüyor. Daha önceSütte olarak piyasaya sürülen domuz mamulleri son dönemde PIGGY adıyla satılıyor. Üstelik ünlü Amerikan fast food zincirlerinden Little Caesar's Pizza tam 10 yılı aşkın süreden beri et mamullerini SÜTTE firmasından temin edip bizlere bir güzel yediriyor!!!

3-POLONEZ 5 yıl öncesine kadar resmi olarak domuz ürünleri imal edip MIGROS'larda açık açık ürünlerini satarken, son yıllarda %100 dana etinden ürünler imal ettigini iddia ediyor.

'Peki ya bunlar göz göre göre mağazalarında sattıran
satın alma müdürleri aldıkları rüşvetin yanı sıra bu milletin vebalini aldıklarını da biliyorlar mı sizce?'

POLONEZ'in
ciddi anlamda piyasaya yayılmasındaki en büyük faktör MIGROS' tur . O dönem Migros'un et mamülleri satın almasında olan (Şu an oyuncak reyonunda Satın Almacılık yapan) Coşkun Bey'in büyük paralar karşılığında POLONEZ 'le işbirliği içerisinde olduğunu ve bizzat domuzlari bizlere yediren kişi olduğunu biliyor muydunuz?

Peki ya
Migros'ta çalışan tüm tezgahtarların eksiksiz olarak her ay sonunda POLONEZ 'in sahibi MUSTAFA AKKAS Bey'den (veya Satış Müdürü sıfatı ile çalışan ALİ ÖZYAVAŞ'tan) maaşlarını ve primlerini (bizlere sattıkları et mamulleri üzerinden ) aldıklarını biliyor muydunuz?
Peki
METRO GROS MARKETLER'in (Su anki değil bir önceki) satın almacılığını yapan kişinin Şu an BAGDAT CADDESINDE bulunan Polonez - Barbekü Restoranları' nın sahibi olduğunu biliyor muydunuz?

Peki Izmir'in kalesi olarak görülen
KiPA Marketler'in satın almacılğını yapan bayanınPolonez'in resmi hissedarı olduğunu biliyor muydunuz?

PEKİ AMERİKAN FAST FOOD ZİNCİRİ
DOMINO'S  PIZZAve ALMAN EKOLÜ
DR. OETKER PİZZALARIN İÇERİSİNDE POLONEZ ET MAMULLERİNİN KULLANILDIĞINI BİLİYOR MUYDUNUZ?

PEKİ
GIMA MARKALI ve PİYASALARDA SATILAN "OPI" MARKALI ÜRÜNLERİ POLONEZ'İN ÜRETTİĞİNİ VE BUNUN KARŞILIĞINDA NE KADAR PARA YEDİRDİĞİNİ BİLİYOR  MUSUNUZ?

'Peki, sizce Türkiye de domuz eti yemeyen insan kalmış mıdır?'

4- NUTA öncelikle 7 TEPE markası ile tanınmakla beraber Güneydeki- Herşey dahil - tatil köylerinin bir numaralı tedarikçisi...  Ee tabi yabancı turistlerin yanında yerli turistler de güme gidiyor! Bu firmalar özellikle Büyük Alışveriş Merkezlerinde ayrı bir stant açıyorlar. Ancak   Küçük Şarküterilerde karışık olarak duruyor ve birçok tüketici farkına varmadan domuz ürünlerini satın alabiliyor . Üstelik işin ilginç tarafi bu firma Şimdi de firma tanıtım cd'si hazırlamış Carrefourgibi büyük hipermarketlerde ne kadar hijyenik üretim yaptığını anlatıyor. Ama 7 TEPE SOSİS hafta sonları marketlerde KDV dahil 2.900 TL ye satılıyor.

Çünkü maalesef bu adamlar sosislerin içerisinde "hayvan küspesi" gibi lafını bile etmek istemedigimiz katkılar kullanıyorlar ... Domuz hammaddeli salam ve sosislerin kesiminin yapılıp piyasaya sürüldüğü bir başka yer de NUTA 'nın üretimini yapan kişinin işlettiği Dolapdere'deki imalathane. ("IDEAL"markali salam sosis imalatçısı )

5- NAMETünlü EMİNÖNÜ HASIRCILAR ÇARŞISININ İÇİNDE yıllardır tanınan NAMLI PASTIRMACI'nin modern hali !!! Şu an modern(!) üretim tesisleri BAYRAMPAŞA MEGACENTER (GIDA HALİ) içinde derme çatma bir imalathaneden öteye geçemeyecek konumda olan ve üretim kapasiteleri aylık-günün 24 saati çalıştıklarını düşünürseniz-70 tonu geçemeyecek olan bu imalathanede NAMET ayda tam 270 ton et mamulü üretiyor ve satıyor!!!

Bu aradaki 200 tonluk kapasite açığını ise İSTANBUL DIŞINDA ne idüğü belirsiz imalathanelerde, merdiven altı firmalarda üretim yaptırıp üzerine ' %100 NAMET KALİTESİ' bastıktan sonra (üretim yeri olarak BAYRAMPAŞA'daki adreslerini gösteriyorlar) bizlere afiyetle yediriyorlar.

Carrefour ve diğer tüm zincir mağazalarda POLONEZ'in uyguladığı benzer taktikleri uygulayan NAMET bugün kapasitesinin 3 kat üzerinde üretim yaparak gururla ülkemizi temsil ediyor!..

Peki,Cem YILMAZ'ın dedigi gibi janjanlıambalajasahip NAMLI pastırmaları' nın sahipleriolan Engin & Esen Mepa Kardeşlerin aynı zamanda Çorlu'dakidomuz çiftliklerinin yarı hissesine sahip olduklarını da biliyor muydunuz?

2000 yılında patlak vermiş olan kaçak Buffalo (Yaban Öküzü) etlerinin de NAMLI pastırmaları' nın sahipleri olan Engin & Esen Mepa Kardeşler tarafindan getirildiğinihatta Bayrampaşa'dakiimalathanelerininGazetecilerin ve Kameralaringözü önünde basıldığını, Engin Mepa'nin Show TV'ye, o dönemin 1 trilyon lirayı kendi elleriyle hediye ettiğini, sonra da Milliyet, Hürriyet ve Sabah gazetelerine verdikleridev ilanlarlaTÜM OLANLARIve BASKINLARI yalanladıklarını biliyor muydunuz?

NAMLI Pastırmalarının hem % 5 hissesine sahip olan, hem de İmalat Müdürlüğünü yapan"Muzaffer ...." adındaki şahsın aynı dönemde kardeşi ile Bağcılar semtindeaçmış olduğu imalathanede At ve Eşeketindenyaptığı pastırmaları dilimleyerek Zincir Marketlere sattıklarını biliyor muydunuz?

2004 yılında da Uğur DÜNDAR ekibi tarafından BASILARAK ekranlarda gösterildiğini hatırlayabildiniz mi?

Domuz konusunda herkes topu başkasına atıyor! Bu noktada tüketicinin yapması gereken şeyi Çevre Saglık İl Müdürlüğü Gıda ve Çevre Kontrol Şubesi

Müdürü İrfan YILMAZ özetliyor:

'- Piyasadaki etleri denetlemek mümkün olmuyor.' 'Kısacası ne yediğinize dikkat edin. Çok emin olmadığınız ve  bilmediğiniz markaların ambalaj güzelligine kanmayın.' Ömer KIZILIRMAK   TÜBITAK-SAGE Planlamalar ve Kalibrasyon Birim Amiri
 
Artık:
 DOMUZ, EŞEK, AT, BUFFALO v.b SAKINCALI ETLERİ yemekistemiyorsanız:
LÜTFEN bu Mail'i  HERKESE YOLLAYIN. Çünkü bu bir VATANDAŞLIK  BORCU ve İNSANLIK GEREĞİDİR!
 
 




TÜRK EİNSTEİN�LAR FİRARDA
TÜRK EİNSTEİN�LAR FİRARDA
ATO�NUN RAPORUNA GÖRE YURTDIŞINDA OKUYAN 50 BİN KiŞiNİN TÜRKİYE�YE YILLIK MALİYETİ 1.5 MiLYAR DOLARI, 5 YILLIK EĞİTİM MALİYETİ İSE 7.5 MİLYAR DOLARI AŞIYOR
YURT DIŞINDA EĞİTİM GÖREN 100 KİŞİDEN 59�U DÖNMÜYOR.
TÜRKİYE, YURT DIŞINDAKI 50 BİN ÖĞRENCİDEN GERİ DÖNMEYEN 30 BİNİ İÇİN HER YIL 900 MİLYON DOLAR ÖDEMEKLE KALMIYOR, 5 YILLIK EĞİTİM SONUNDA DÖNMEME MALİYETİ 4.5 MILYAR DOLARI BULUYOR.
AYGÜN: �TÜRKİYE AKLINI KAYBEDİYOR
BEYİN GURBETÇİLERİ SADECE BAVULLARIYLA GİTMEZ
Bir yandan 2 milyona yaklaşan gencimiz üniversiteye girmek için ter döküyor, diğer yandan yetiştirdiğimiz beyinler yurt dışına göç ediyor.
İyi eğitim görmüş, düşünen, üreten, nitelikli işgücümüz, yıllar ve milyarlar harcayarak yatırım yaptığımız beyinlerimiz, gerekli ortamı ya da refahı sağlayamadığımız için yurtdışına uçup gidiyor. Birbirinden önemli buluşlara imza atarak insanlığa büyük katkı sağlayan �Bilimin Gurbet Kuşları� Ankara Ticaret Odası (ATO)�nın son raporuna konu oldu.
İyi eğitim gören her 100 kişiden 59�unu elimizden kaçırdığımızı gözler önüne seren Ankara Ticaret Odası (ATO)�nın hazırladığı �Türk Beyin Gurbetçileri� raporuna göre Türkiye, beyin göçü en fazla olan 32 ülke içinde 24�üncü, yurt dışına en çok öğrenci gönderen ülkeler arasında ise 11�inci sırada yer alıyor.
GÖÇÜN MALİYETİ YÜKSEK
Yurt dışında üniversite eğitiminin maliyeti öğrenci başına yıllık 30 bin doları buluyor. Buna göre yurtdışında okuyan 50 bin kişinin Türkiye�ye yıllık maliyeti 1.5 milyar doları, 5 yıllık eğitim maliyeti ise 7.5 milyar doları aşıyor. Rakam büyük ancak beyinler kolay yetişmiyor. Türkiye bu bedeli seve seve ödüyor. Ancak sorun gidenler geri dönmeyince başlıyor.
Türkiye, yurt dışına giden 50 bin öğrenciden 30 bini için her yıl 900 milyon dolar ödemekle kalmıyor, 5 yıllık eğitim sonunda dönmeme maliyeti 4.5 milyar doları buluyor. Bu da gelişmiş ülkelere karşılıksız hibe anlamına geliyor.
Örneğin, devlet işletme eğitimi almak üzere ABD�ye gönderdiği bir gence eğitimi süresince yaklaşık 100 bin dolar harcıyor. Ancak gençler Türkiye�ye dönmek yerine ABD�de kalmayı tercih ediyor. Çünkü Türkiye�de bir bankada çalıştığında yaklaşık 700 dolar maaş alacakken; ABD�de bu ücretin 10 katından fazlasını alabiliyor.
BEYİN AVCISI ÜLKELER
Rapora göre 24 bini Almanya�da, 15 bini Amerika�da olmak üzere 50 binden fazla Türk genci yurt dışında eğitim görüyor. Bu ülkeleri İngiltere, Kanada, Belçika, Avustralya, Fransa ve G. Afrika�ya izliyor. Türkiye ABD�de en fazla öğrenci okutan 9�uncu ülke konumunda.
Gençlerin akıllarını çelen, hayallerini süsleyen bu ülkeler vasıfsız işçilere kapılarını giderek daha sert önlemlerle kapatırken, yetişmiş ve eğitimli işgücüne büyük kolaylıklar sağlıyor. Örneğin bir numaralı beyin avcısı konumundaki ABD, her yıl 200 bin kalifiye elemana, Kanada ve Avustralya ise 40 bin kalifiye elemana geçici çalışma vizesi veriyor.
Türkiye�de beyin göçünün 1960�lı yıllarda ilk kez tıp doktorları ile başladığı belirtilen rapora göre doktorları, mühendisler ve sonra bilimadamlarının izlediğine vurgu yapılıyor. Bugün sadece Amerika�da 3 bin 600 Türk doktoru bulunuyor. Bunlardan sadece 90�ının Türkiye�ye dönmüş olması, gidenin kolay kolay gelmediğini ortaya koyuyor.
GİDEN DÖNMÜYOR
Raporda son 12 yılda sadece Milli Eğitim Bakanlığı'nın bursuyla yurt dışına giden 1991 gencimizden 769'unun dönmediği (% 38), buna paralel olarak, TÜBİTAK bursiyerlerinin ülkeye dönmeme oranının ise % 21 olduğu belirtiliyor.
Geri dönmeme en çok mühendislikte (bilgisayar, uçak, elektrik-elektronik, haberleşme, makine, kimya, endüstri, maden, metalurji, bioteknoloji gibi dallarda), tıpta ve daha az oranda sosyal bilimlerde yoğunlaşıyor. Fen bilimlerinde master ve doktora çalışmasını tamamlayanlar araştırma merkezleri ve teknoparklarda yüksek ücretle çalışma imkanı bulabiliyor.
BEYİN MEZARLIĞI
Dönen beyinler ise, bilgi birikimleri ve deneyimleri doğru yerlerde değerlendirilmediği, aldıkları ücretler geçinmelerine yetmediği ve mesleki gelişimleri sekteye uğradığı için mutlu değil. Yurtdışına gitmeyip Türkiye�de kalanların önemli bir kısmı da ya küstürülüyor ya da düşük ücret ve düşük motivasyonda çalıştırılıyor. Bu durum �Beyin Küsmesi� olarak adlandırılıyor ve Türkiye adeta bir �Beyin mezarlığı� na dönüyor.
Raporda, Karbon kaplama teknolojisini icat ederek bilim dünyasında çığır açan ve ABD�nin �Yüzyılın 100 bilimadamı� ndan biri kabul ettiği Prof.Dr.Ali Erdemir� e, yıllar önce iş aradığı Türkiye�de resepsiyon memurluğu uygun görülmesi beyin küsmesine çarpıcı bir örnek olarak gösteriliyor.
Türkiye, �Zakkumcu Doktor� olarak tanınan Genel Cerrah Opr. Dr. Ziya Özel� in hikayesi de Erdemir�in kinden farklı değil. Türkiye�de şarlatanlıkla suçlanan Özel, küsüp ABD'ye gitti. 1992'de ABD'den zakkumdan elde edilen "Oleander" maddesinin bağışıklık sistemini güçlendiren etkisi üzerine patent aldı. 1995'te bu konudaki araştırma haklarını bir ABD firmasına satan Özel'in oluşturduğu ilaç, ABD'de Teksas eyaletinin San Antonio kentinde bulunan Ozelle Pharmaceuticals Laboratuvarı'nda üretilmeye başlandı.
Cleveland Kanser Kliniği'nde gerçekleştirilen ve zakkumdan elde edilen hammaddenin tümörlere karşı etkili olduğunu gösteren klinik çalışma, ABD'de Amerikan Klinik Onkoloji Cemiyeti'nin 2001 yılında düzenlediği konferansta da sunuldu. İrlanda'da bazı durumlarda ilacın kullanılmasına izin verilmişken, Honduras'ta ilaç resmen eczanelerde satılmaya başlandı. Türkiye önümüzdeki yıllarda bu ilacı ithal etmek zorunda kalırsa şaşmamak gerekir.
CEP DOLMAYINCA BEYİN GÖÇÜYOR
Raporda beyin göçüne neden olan etmenlerin başında ekonomik koşullar gösteriliyor. Düşük ücret politikası, vergi oranlarının yüksek olması, ekonomik istikrarsızlık, gelecek endişesi, en fazla işsizliğin üniversite mezunları arasında olması, üniversite mezunlarının %70�inin meslekleriyle ilgisiz işlerde çalışması gibi nedenlerin yanısıra, siyasal istikrarsızlık, siyasetin ve kayırmacılığın iş hayatına girip onu kontrol etmesi gibi siyasal nedenler, Ar-Ge�ye, bilim ve teknolojiye değer verilmemesi, fikir üretiminin ve buluşun para etmemesi ve desteklenmemesi gibi bilim ve teknoloji politikalarındaki yanlışlıklar ve kişi başına (142 dolar) en az eğitim harcaması yapan 5�inci ülke olmamız, eğitim harcamasında 109 ülke içinde 105�inci sırada yer almamız gibi eğitim sistemindeki çarpıklıklar beyin göçünü tetikleyen diğer nedenler olarak sıralanıyor.
MODERN DÜNYANIN İBNİ SİNA�LARI
Rapora göre Amerika�da yaşayan Türk Doktorlar Birliği�ne kayıtlı tam 1.150 doktor bulunuyor. Onlar artık Amerika�da gelenekselleşmiş �en iyi doktorlar� sıralamasına kolaylıkla giriyor. Biri, modern dünyanın hastalığı obezite ile ilgili çalışıyor, bir diğeri beyin kanamalarının, karaciğer naklinin, sindirim hastalıklarının tedavisinde çığır açıyor. Harvard, Cornell, Yale, John Hopkins gibi hastanelerinin en önemli isimlerinin başında modern dünyanın İbni Sinaları olan Türkler geliyor. Onlar ki, çalıştıkları hastanelerin girişine artık Türk Bayrakları çektiriyor, İstiklal Marşımızı dinlettiriyor. Gazi Yaşargil, Mehmet Öz, Gökhan Hotamışlıgil, Münci Kalayoğlu ve daha nice doktorumuz yabancı ülkelerde göğsümüzü kabartıyor ancak, bu tablo beyin göçünün Türkiye fotografını en acı biçimde gözler önüne seriyor.
TÜRK BEYİN GURBETÇİLERİ
Prof. Dr. Muzaffer Şerif: Sosyal Psikoloji alanında dünyada otorite Psikoloji kürsüsü Öğretim Üyesi Dr. Muzaffer Şerif Güneydoğu Anadolu�da köylüler arasında yaptığı bilimsel araştırmaları esnasında zamanın yönetimi tarafından gözaltına alınır. Emniyette sorgu-sual, mahkeme derken derdini kimseye anlatamaz. Bu yetenekli beyini ABD görür ve derhal sahip çıkar. Adına Enstitü kurar. Ölümü üzerinden yıllar geçmesine rağmen Muzaffer Şerif Sosyal Psikoloji bilim dalının dünyadaki en etkili tek ismi olarak kalır. Günümüzde kullanılan psikoloji kavramlarının isim babası olur. Fakat bu büyük beyin artık bizim değildir. Çünkü bu gerçek bilim adamımız ABD vatandaşıdır ve soyadı da SHERIFF olarak değiştirilmiştir.
Gazi Yaşargil: Beyin Cerrahı. Alanı nöroşirürjide rakipsiz kabul edilen Yaşargil, halen Amerika�da yaşıyor.
Mehmet Öz: Kalp hastalıkları uzmanı. New York Colombia Üniversitesi�nde görev yapan kalp cerrahı Öz, Batı tıbbı ile alternatif tıbbı birleştiren çalışmalarıyla tanınıyor.
Çapa Tıp Fakültesi�nden mezun olan Ankaralı Murat Günel de beyin gurbetçilerinden. �Yeni Gazi Yaşargil� denen Günel, Yale-Çapa arasında kurulan beyin göçü köprüsünden geçenlerden sadece biri. Murat Günel, beyin cerrahı Gazi Yaşargil'den sonra beyin ve damar cerrahisinde dünyada isim yapan ikinci Türk doktoru olarak biliniyor. Günel, başında olduğu laboratuvarında beyin ve damar hastalıkları, moleküler biyoloji ve genetiği üzerine araştırmalar yapıyor, Yale Üniversitesi�nde bölüm başkanlığı yapıyor. Yılda yaklaşık 300 ameliyat yapan Murat Günel, ABD'de mesleğindeki sayısız ödülün sahibi ve pek çok organizasyonun da yönetim kurulunda bulunuyor. �Dahi Türk� olarak adlandırılan bilim adamı, beyin kanamalarının önemli nedenlerinden biri olan damar balonlaşması, tıp dilindeki adıyla �anevrizmalar� konusunda çalışmalarıyla tanınıyor.
Dr.Gökhan Hotamışlıgil: Harvard Üniversitesi�nde Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı. Obezite, şeker hastalığı ve kalp hastalıklarıyla ilgili kendisine patent kazandırmış çalışmaları var.
Emrah Yücel: Oscarlı afişlerin sahibi. Özellikle ödül aldığı "Frida" afişi ve "Rüyamdaki Amerika", "28 Gün", "Panama Terzisi", "Kadınlar Ne İster" ve daha birçok Hollywood filminin afişleriyle tanıdığımız Yücel şu anda Amerika�da yaşıyor.
Feryal Özel: NASA'nın en başarılı astrofizikçilerinden. Bilimadamı Einstein�ın aralarında bulunduğu 20 dehadan oluşan Büyük Fikirler Listesi'nde yer alıyor.
Prof. Dr. Atilla Ertan:A.Ü. Tıp Fakültesi mezunu Gastroenterolog, ABD'nin en seçkin 10 klinik hekimi arasına girdi. Ertan, dünyaca ünlü ünlü Methodist Hastanesi'nde sindirim hastalıkları konusunda tıbbi direktörlük görevinde bulunuyor.
Prof. Dr. Ali Erdemir: Nano teknoloji kullanarak geliştirdiği yapay elmas özelliği taşıyan buluşuyla, uygulamalı bilimin Nobeli R&D ödülünü 3 kez kazandı. 1987 yılından beri ABD'nin Chicago kenti yakınlarında bulunan Argon laboratuvarlarında araştırmalarını sürdürüyor.
Prof.Dr.Aslıhan Yener: Chicago Üniversitesi'nde görevli Arkeolog .
Esen Ercan Alp: ABD Enerji Bakanlığı Laboratuarları'nda araştırmalar yapan fizikçi 5 bin yıllık metal heykeli, röntgen cihazında analiz ederek, 1949 yılında icad edilmiş olan radyokarbon tekniğine son vererek arkeolojik araştırmalarda yeni bir dönemin başlamasına ışık tuttu.
Ayşem Sunal : Belçika Kraliyet Başdansçısı. Ankara Devlet Balesiyle gittiği Japonya�daki bir yarışmada Anvers Kraliyet Balesi Müdürü Robert Denvers�ın Belçika�ya davet etmesi üzerine Belçika�ya yerleşti ve kariyerine hala burada devam ediyor.
Haldun Direskeneli: Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA�da görev yapan ancak bir süre önce yaşamını yitiren Direskeneli, ODTÜ�yü bitirdikten sonra yaşanan beyin göçü ile ABD�ye gitmişti.
Neva Çiftçioğlu: Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA�da çalışan Türk kadın araştırmacı. Teksas�taki Johnson uzay merkezinde görev yapan Çiftçioğlu, kireçlenmenin neden olduğu kalp ve böbrek hastalıklarının tedavisinde kullanılabilecek yeni bir antibiyotik üzerinde çalışıyor.
Vamık Volkan: ABD�de yaşayan ünlü Psikoanalist. Yaptığı çalışmalarla psikiyatri alanında dünyanın en prestijli ödülü sayılan �Sigmund Freud� ve �En iyi eğitmen ödülü�nü aldı.
Prof. Dr. Hasan Garan: New York Presbytarian Hastanesi Elektrofizyoloji Bölümü Başkanı olan Garan ABD�de en çok tercih edilen doktorlar listesinde yer alıyor.Garan kalp ritmi bozukluğunu kateter yöntemi ile yakarak tedavi ediyor.
Prof.Dr.Ahmet Çakmak: Ulusal Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Mareşal Fevzi Çakmak�ın torunu. Princeton Üniversitesi İnş.Müh. Bölümünde deprem konusunda çalışmalar yapıyor.
Prof.Dr.Reşat Kasaba: Washington Üniversitesi Jackson Uluslararası ilişkiler Yüksek Okulu�nun Başkanlığını yaptı.
Prof.Dr.Olcay Çığtay: 30 yıl Georgetown Üniversitesi Hastanesi Lombardi Kanser Merkezi Mamografi Bölümünü yönetti.
Fatih Çulha: Bilgisayar Mühendisi. Maryland Eyaleti�ndeki Amerikan Deniz Kuvvetleri Hastanesinde geliştirdiği veri tabanı projesiyle çalıştığı şirketin binlerce elemanı arasından birinci seçildi.
Prof.Dr.Aydın Arıcı: Yale Üniversitesi�nde hormon hastalıkları ve kısırlık konusunda başarılı çalışmalar yürüten araştırma merkezini yönetiyor.
Süleyman Gökoğlu: NASA�nın Glenn Uzay Merkezinde çalışıyor.
Prof.Dr.Ali Erdemir: Triboloji�nin Türk dehası. Nono teknoloji kullanarak geliştirdiği yapay elmas özelliği taşıyan buluşuyla uygulamalı bilimin Nobel�I R&D ödülünü üçüncü kez kazandı.
Dr.Rahmi Öklü: ABD�nin en iyi hastanelerinden Cornell�de çalışan Öklü beyindeki tıkanan damarların tedavisinde mucizeler yaratıyor.
Prof.Dr.Münci Kalayoğlu: Binin üzerinde karaciğer nakli yaptı.Karaciğer nakline getirdiği yenilikler ile alanında dünyanın en önde gelen bilim adamaları arasında yer alıyor.
Yönetmen Ferzan Özpetek, Güher-Süher Pekinel Kardeşler gibi dünyaca ünlü sanatçılarımızı bu kervana kattığımızda �Beyin Gurbetçileri� nin listesi uzadıkca uzuyor, kalkınmamız geciktikçe gecikiyor.
ON BİN KİŞİYE 11 ARAŞTIRMACI DÜŞÜYOR
Rapora göre Türkiye Ar-Ge�de dünyada 25. Sırada yer alıyor. 2003 yılında araştırmacı sayısı olarak, 10 bin kişide 15 araştırmacı hedefleyen Türkiye, ancak 10 bin kişide 11 araştırmacı oranını yakalayabildi. Yunanistan�da ise 10 bin kişiye 45 araştırmacı düşüyor. OECD raporuna göre her bin kişiye, Türkiye�de 1.1, Yunanistan�da 3.8, AB�de 5.8, ABD�de 8.6, Japonya�da ise 9.7 bilimadamı düşüyor.
Ülkemizde Ar-Ge harcamalarının GSMH içindeki payı sadece binde 6. Japonya�da ise bu oran yüzde 3. 1993- 2003 arasında özel teşebbüsün ar-ge yatırımları yüzde 17�den yüzde 36�ya çıktı.
İleri teknoloji ürünlerinin Türkiye�nin ihracatındaki payı yüzde 4. Bu oran İrlanda�da yüzde 47, Arjantin�de yüzde 8.
Ülkelerin, teknolojiyi ekonomilerine yansıtma başarısına göre 49 ülkeyi kapsayan sıralamada Türkiye 33�üncü sırada yer alıyor. Bu sıralamada ilk üç sırayı ABD, İsveç ve Finlandiya alıyor.
ATO BAŞKANI AYGÜN
Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATO Başkanı Sinan Aygün, beyin göçünün gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelere yaptığı karşılıksız bir hibe olduğu belirterek �Beyin gurbetçileri sadece bavullarını alıp gitmiyor. Beyin avcıları ulusal insani yatırımı temelinden söküp alıyor. Her giden beyni ile Türkiye aklını kaybediyor� dedi. Aygün şunları söyledi:
Bir çocuğun 15 yıllık eğitim maliyeti 150 milyar lirayı buluyor. İyi yetişmiş yetenekli işgücümüz gelişmiş ülkelere akıyor. Türkiye kıt kaynakları ile yetiştirdiği değerli beyinleri doğru yerde ve doğru zamanda değerlendiremiyor, iyi olanaklar sunamıyor. Gençlerimiz gelecekle ilgili hayallerini daha iyi olanaklar sunan ülkelerde yaşamak üzerine kuruyorlar. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki uçurum daha açılıyor. Gelişmiş ülkelerdeki iş ve fırsat olanakları olduğu ve daha iyi bir gelecek sunulduğu sürece beyin göçü kaçınılmaz olarak devam edecektir. Yapılacak en iyi iş bunu minimuma indirmektir. Beyin göçünü tersine ve beyin gücüne çevirmeliyiz. İyi eğitilmiş beyinlerimizden yararlanmak ve beyin göçü sorununu aşabilmek, bu yönde gerekli ortamı oluşturmak için devlete, özel sektöre, kamuoyu ve Sivil Toplum Örgütlerine büyük görevler düşüyor. Bu beyinlerimize sahip çıkmadığımız takdirde bu beyinlerimiz tamamen ülkemizin kaybı olacaktır. Türkiye� nin asıl kaybı beyin gücü kaybıdır.
Türkiye�de tescil edilen patent sayısı 2 bini geçmiyor. Buna karşılık her yıl ABD ve Japonya�da 150 bin, Almanya�da 50 bin, Fransa ve İngiltere�de 40 bin, Rusya�da 20 bin patent tescil ediliyor. Beyinler göçtükçe buluş yapma sayımız da yerinde sayıyor. Buna karşın yurt dışında dünyaca ünlü firmalarda çalışan beyinlerimiz buluş üzerine buluş yaparak hem çalıştıkları şirketlere hem göçtükleri ülkelere her yıl milyarlarca dolar para kazandırıyor. Cefasını Türkiye, sefasını gelişmiş ülkeler çekiyor�






İST. İETT -Nasıl Giderim<<Tıkla




















<a href="https://twitter.com/hiziraciltr1" class="twitter-follow-button" data-show-count="false" data-lang="tr" data-size="large">Takip et: @hiziraciltr1</a>
<script>!function(d,s,id){var js,fjs=d.getElementsByTagName(s)[0];if(!d.getElementById(id)){js=d.createElement(s);js.id=id;js.src="//platform.twitter.com/widgets.js";fjs.parentNode.insertBefore(js,fjs);}}(document,"script","twitter-wjs");</script>


<script type="text/javascript">
 
  var _gaq = _gaq || [];
  _gaq.push(['_setAccount', 'UA-35901013-1']);
  _gaq.push(['_trackPageview']);
 
  (function() {
    var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;
    ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://' : 'http://') + 'stats.g.doubleclick.net/dc.js';
    var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
  })();
 
</script>ŞERAFETTİN NİNE AVI BAŞLIYOR VATAN-

 

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ,,, 876766 ziyaretçi.mizsiniz***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc