Av. Şükrü SARIDERE
Türk yemeklerini
dünyaya tanıtan ünlü şef,
gastronominin inceliklerini
öğrencilere anlattı
Yaptığı Türk yemekleri ve açtığı restoranlarla
İngiltere'nin en ünlü markalarından birini ortaya çıkaran
Şef Hüseyin Özer, dünyaya tanıttığı
ülkesinin yemeklerinin inceliklerini
üniversite öğrencilerine aktardı.
Kemal Özdemir
20 Ekim 2024•Güncelleme: 20 Ekim 2024
Erzincan
Tokat'ın Reşadiye ilçesinde
1949'da dünyaya gelen 75 yaşındaki Hüseyin Özer,
erken yaşta zorlu şartlar altında çalışmak zorunda kalmış.
Çobanlıkla başladığı iş hayatında
yaşadığı büyük zorlukların ardından
21 yaşında İngiltere'ye giden Özer,
kısa zamanda Londra'nın
gastronomi alanında önde gelen isimlerinden biri oldu.
Yoklukların ardından yerleştiği
Londra'da bir restoran zincirinin sahibi olup
dünyaya Türk mutfağını tanıtan Özer,
ilerleyen yaşına rağmen çalışmaya devam ediyor.
Özer, bu sefer de
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ)
Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu'nun
daveti üzerine kente geldi.
Burada akademisyen ve öğrencilerle bir araya gelen Özer,
gelecekteki meslektaşlarına hem hayat hikayesini anlattı
hem de mesleğin inceliklerini anlattı.
Şef Hüseyin Özer, AA muhabirine,
gastronomideki serüvenine
açlık ve yokluktan başladığını söyledi.
Yokluk nedeniyle bir dönem
yağda ekmek kavurduğunu ve
çürük domatesleri pişirerek
karnını doyurduğunu vurgulayan Özer,
"Benim bir seçeneğim yoktu,
yokluktan bu işi öğrendim.
Ben okula maalesef gidemedim
hayvanlarımız vardı onlara bakıyordum,
o yüzden herhangi bir bilgim yoktur." dedi.
"Başarının sırrı dürüst olmanızdan geçiyor"
Dürüst olmanın her şeyin başı olduğunu anlatan Özer,
"Yemek yapmayı iyi biliyorum,
servis yapmasını ve bulaşık yıkamasını da iyi biliyorum.
Başarının sırrı dürüst olmanızdan geçiyor.
Bunun ötesinde herhangi bir sır yoktur.
Başarının en büyük düşmanı ise uyanık olmak.
Para kazanabilirsin, yolunu bulursun
ama adamlıktan çıkarsınız.
Adamlıktan çıkınca da paranın hiçbir değeri kalmıyor zaten.
" değerlendirmesini yaptı.
Yemeklerdeki lezzeti
deneme yanılma yoluyla bulduğunu aktaran Özer,
şöyle devam etti:
"Ben evin koca karısı gibiyim
ne bulduysam ondan yemek pişirdim.
Yaptığım yemekler biraz oldu olmadı derken
baktım pişirdiğim yemekler bir lezzete kavuştu.
Sevgi zaten çok,
ben de küçük yaşta hayvanlara bakıyordum.
Ben memleketten ayrılıp Ankara'ya geldim.
Orada sokak çocuğu olarak büyüdüm.
Daha sonra İstanbul'a geldim.
Ben o zaman çok aç kaldım.
Para kazanamıyordum.
Kazandığım parayla bir çeyrek ekmekle
işkembe çorbası içebiliyordum
Daha sonra bir pastanede işe girdim
ve kazandığım parayla
İngilizce kursu aldım ardından İngiltere'ye gittim."
Özer, çok para kazanmaya başladıktan sonra
memleketi Tokat'ın Reşadiye ilçesinde
öğrencilere eğitim verebilmek için
vakıf kurduğunu belirterek,
"Burada açacağım kursta
yemeğin her türlü inceliklerini öğreteceğim.
Başarılı olan öğrencileri yurt dışına götüreceğim
ve orada lokantalar açtıracağım.
Okumadığım için halen problemliyim ben,
okumuş olsaydım daha becerikli ve daha başarılı olurdum.
Okumuş olmak şart." ifadelerini kullandı.
"Öğrencilerimiz için önemli bir rol model"
EBYÜ Turizm ve Otelcilik Yüksekokulu Müdürü
Doç. Dr. Erkan Güneş de
dünya çapında bir şefi okullarında ağırlamaktan
duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Şef Özer'in, Türk yemeklerine lezzet katan ve
Türk yemeklerini
ön plana çıkaran biri olduğunu vurgulayan Güneş,
"Şefimizin Türk yemeklerini ön plana çıkarması
bizim için çok önemli bir husus.
Öğrencilerimize yaptığı sunumun yanı sıra
hayat hikayesi ile
başarı sırlarından bahsetti.
Öğrencilerimizin gelişimi için çok önemliydi.
Kendisini sosyal medyadan
yakından takip eden öğrencilerimiz için
önemli bir rol model." diye konuştu.
Okulun 2. sınıf öğrencisi Berfin Altunç ise
şef Hüseyin Özer'in kendilerine
bir ilham ve umut olduğunu anlattı.
"Mesleğimizle ne yapabiliriz?
Önümüzde bizleri neler bekliyor?
Nerelerde çalışabiliriz?" gibi
akıllarındaki sorulara
cevap aradıklarını dile getiren Altunç, şunları kaydetti:
"Bize bu sorularımızla ilgili bilgiler verdi.
Kendisini zaten sosyal medyadan tanıyoruz.
O da çok zorlu yollardan buraya gelmiş.
Bu bize biraz ilham verdi açıkçası.
Adımı kendisi gibi dünyaya duyurmak isterim."
Umumi Tuvalette Yaşarken
Londra'nın En Zengin Şeflerinden ...
Bugün size insanın istediği takdirde en imkansız görüneni bile
başarabileceğini kanıtlayan bir hikaye anlatacağız.
İngiliz kraliyet ailesine
Türk yemeklerini tattıran adam olarak da ünlenen Hüseyin Özer'in
öyle bir hikayesi var ki dizisi/filmi çekilse soluksuz izleriz, o kesin.
Herkese ilham vermesi dileğiyle, buyursunlar
Those Who Don't Like Cabbage, Gather! Chef Ferhat Will Make Peace With You!

Hiç okula gitmedi
eurovizyon.co.uk
Şu anda 63 yaşında olan Hüseyin Özer, Tokat'ta doğmuş büyümüş.
Ancak travmalarla dolu, çok zor bir çocukluk geçirmiş.
Daha çok küçükken annesi ve babası ayrılıyor ve onu istemiyorlar.
O da bir ağanın yanına veriliyor.
Hayatı boyunca hiç okula gitmeyen Hüseyin Özer,
keçi güderken kendi deyişiyle
"çoban Celal emmi"den okuma yazmayı öğreniyor.
Değnekle taşa toprağa yazı yazarak kendini geliştiriyor Hüzeyin Özer.
Öz abisi onu öldürmeye çalıştı
haberciniz
Bu arada Hüseyin Özer'in ailesinden yediği darbelerin de ardı arkası kesilmiyor.
Öz abisi, anne tarafından kalan tarlalara ortak olmaması için
zehirli incir vererek onu öldürmeye çalışıyor. Ancak amacına ulaşamıyor.
O günü şöyle anlatıyor Özer:
"Bir gün zehirli inciri ağzıma attım ama bir şey engel oldu ve hemen tükürdüm.
Çocuklara anlattığımda bana bohçalarını açmışlardı ve
ne güzel bir yemek yemiştim bilemezsiniz.
Yani, zehir yediğim gün en mutlu günümdü."
Annesi, babasını vuracağı silahı almak için
onu Ankara'ya gönderiyor, tuvaletlerde kalıyor
haberler
Sonra annesi bilet alarak Hüseyin'i Ankara'ya gönderiyor. Amaç
, Hüseyin'in orada para kazanıp
onu evlatlıktan reddeden babasını vurmak için silah alabilmesi.
Bu sırada 11 yaşında küçücük bir çocuk Hüseyin
. Kimse daha çocuk diye ona iş vermiyor.
O da çakmak taşı, benzin satarak günde 75 kuruş kazanabiliyor.
Kalacak yeri de yok.
Sıhhıye'de bir umumi tuvalette kalıyor.
Orada yatıp kalkıyor.
"O tuvalet benim için çok güzeldi, çünkü yatacak yerimdi.
Minnettarım ben o tuvalete." diye anlatıyor o günleri.
Kazandığı parayla ise köfte ekmek bile alamıyor.
Bir ciğerciyle anlaşıyor.
Günde 75 kuruşa bir öğün ciğer yiyerek karnını doyuruyor.
Emekli albaydan İngilizce öğreniyor
haberturk
Ancak Hüseyin Özer,
Ankara'da biriktirdiği parayla babasını vurmak için
silah almak yerine İstanbul'a gelmeyi tercih ediyor.
Meyhanelerde komilik yapıyor bir süre.
Burada biriktirdiği parayla ise ancak bir kömürlük kiralayabiliyor.
Ancak Hüseyin'e göre bu kömürlük onun hayatını değiştiriyor,
çünkü hayatının en önemli kararlarını burada veriyor.
Mesela burada emekli bir albaydan İngilizce dersi almaya karar veriyor
ve Londra yolculuğu da böyle başlıyor.
"Alafranga tuvalette nasıl yıkanılırsa öyle yıkandım"
webtv.avrupagazete
Askerliğini yaptıktan sonra bir yolunu bulup kendi deyimiyle
"talebelerin arasına karışıp" Londra'ya geliyor.
Burada bir kebapçıda iş buluyor.
Kebapçının bodrumunda kalıyor.
"Alafranga tuvalette nasıl yıkanılırsa öyle yıkandım" diyor
Hüseyin Özer o günlerden bahsederken.
Şimdi ünlü Sofra restoranlarının sahibi
avrupagazete
Dört sene sonra ilk lokantasını açıyor.
Beş kuruş parası yok ama
bir arkadaşı ona güvenip onun için işe parayı koyuyor.
Hüseyin Özer de onu hayal kırıklığına uğratmıyor.
Sonra daha eleman olarak çalıştığı bir lokantayı daha satın alıyor.
Bu sırada haraç mafyasından çok çekiyor,
çok zorluklar yaşıyor ancak bu onun başarılı olmasını engelleyemiyor.
http://cdn.yemek.com/wp-content/uploads7
/2014/05/italya-harita-yemek-proje.jpg |
Hüseyin Özer,
"kaliteli Türk yemekleri"yle özdeşleşen,
önünde uzun sıralar oluşan
Londra'daki Sofra restoranlarının sahibi.
Sırf kraliyet ailesi buraya geliyor diye kurşun geçirmez camlara sahip,
Madonna gibi dünyaca ünlü yıldızların uğrak noktası,
Buckingham Sarayı’nın kapı komşusu olan bir restoran zincirinden bahsediyoruz.
Şehrin en saygın restoranlarından birinin sahibi olan,
üniversitelerde öğrencilere restoran işletmeciliği ve
girişimciliği dersleri veren,
birçok şef yetiştiren Hüseyin Özer'in
37 milyon poundluk bir serveti olduğu söyleniyor.
Yani bir aralar ailesinin istemediği,
öz abisinin öldürme planları yaptığı,
tuvaletlerde kalan, kömürlüklerde yaşayan Hüseyin Özer
şu an Ferrari'ye biniyor, her gün yüzlerce insanı doyuruyor.
Yardımsever de:
İhtiyaç sahibi çocukları okuttuğu bir derneği var
ascihaber
Ancak Hüseyin Özer,
ne kadar zor bir çocukluk geçirdiğini ve köklerini de unutmamış.
Öz abisinin onu uğruna öldürmek istediği arsayı satarak
ihtiyaç sahibi çocukları okutmak üzere
Özer Foundation
'ı kurmuş.
Amacı çocukların onun geçtiği zorlu yollardan geçmek zorunda kalmaması
ve eğitim alabilmeleri.
Kendisini tebrik ediyoruz.