Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Şamil TAYYAR
 



Şamil Tayyar artık İnternethaber'de!

Şamil TAYYAR
Gaziantep Milletvekili
Adres : A Blok ÜZ. Kat 3 Nolu Banko Oda: 5
Telefon : +90 (312) 420 55 22 +90 (312) 420 55 23
Faks : +90 (312) 420 69 53
E-Posta : samil.tayyar@tbmm.gov.tr






ŞAMİL TAYYAR KİMDİR?

 

 
1965 yılında Gaziantep’in İslâhiye İlçesinde doğdu.
İlk, orta ve lise öğrenimini İslâhiye’de tamamladı.
1986 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi.

Gazeteciliğe 1985 yılında henüz öğrenciyken Milliyet Gazetesi’nde başladı.
23 yıllık meslek hayatının 17 yılı Milliyet ve Sabah gazetelerinde geçti.
Şu anda Star Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi olan Şamil Tayyar, aynı gazetede köşe yazarı olarak günlük makaleler yazıyor.

İlk kitabı “Refah-Yol Tutanakları” 1997 yılında yayınlandı. Cumhuriyet tarihinin ilk gizli Bakanlar Kurulu tutanakları, bu kitapla kamuoyuna duyurulmuş oldu.“5 N 1 Kamyon” isimli ikinci kitabı 2006 yılında piyasaya çıktı. “Operasyon Ergenekon”, Şamil Tayyar’ın üçüncü kitabıdır.











| Facebook




Bakan Gönül’ü istifaya çağırdı
Şamil Tayyar, Bakan Gönül’ü istifa etmeye çağırdı



Şamil Tayyar, bugünkü yazısında her seferinde askerin yanında yer aldığını iddia ettiği Bakan Gönül'e istifaya çağırdı

Star Gazetesi yazarı Şamil Tayyar, arabulucu olması gerekirken askerin yanında yer aldığını iddia ettiği Bakan Gönül'ü istifa etmesini istedi.  Tayyar yazısında Bakan Gönül'ü Genelkurmay Harekat Şubesi’nde görevli personele benzetti.

İşte Tayyar'ın bugünkü yazısı...

Vecdi Gönül, yıllardır Milli Savunma Bakanlığı koltuğunda oturuyor ama ne işe yaradığını keşfedebilmiş değilim. Sanki Genelkurmay Harekat Şubesi’nde görevli gibi...

Oysa mevzuatta tarif edilen görev ve yetkilerinin yanı sıra asıl fonksiyonu hükümet-asker ilişkilerindeki köprü rolüdür. Maşallah o, nehrin asker yakasında...

Üç konuda itiraz etti
Askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeye Genelkurmay üç konuda itiraz etti, hükümete karşı tavır aldı, o da koroya katıldı.

Heron skandalıyla ilgili asker önce susmayı sonra perdelemeyi tercih etti, o da aynı çarkın dişlisi oldu.

Yüksek Askeri Şura toplantısında haklarında soruşturma açılan paşaların terfi ettirilmemesi yönünde ortaya çıkan sivil iradeye askeri direnç oldu, o da savunma hattında yer aldı.

Milyonlarca gencin heyecanla beklediği askerlik sorununa ilişkin Genelkurmay “tek tip askerlik” projesini dayattı, başbakan karşı çıktı, o da projenin parçası oldu.

Aradan geçen zaman içinde Heron skandalıyla ilgili şüphe götürmez gerçekler gün yüzü
ne çıktı, bir gazeteci arkadaşımız geçenlerde fikrini sordu, o da “parti açıklamayı yaptı” diyerek aradan sıvıştı.

Nasıl oldu bilinmez, sözleşmeli er uygulamasıyla ilgili top kendinde kaldı. İlk defa böyle konuştuğuna tanık olduk. Meğer bizim de bir Milli Savunma Bakanımız varmış.

Baba evinde bu parayı vermezler
Suskun haline tepkiliydik, konuşunca suskun halini arar olduk. Kaş yaparken göz çıkardı. Bakanımız uygulamanın kerametlerini anlatıyor: “Yılda 15-20 bin lira biriktirirler. 3 yılda 45 bin lira yapar. 30 bin lira da tazminat alır. Böylece 75 bin lira olur. Bu parayı bir baba evladına veremez.”

Bak sen!

Babanızın parasını mı veriyorsunuz? Ya da babanızın hayrına mı yaptığınız? Devlet, babalardan daha mı şefkatli?
O zaman 10 puanlık bir soru size: Hangi baba cebine para koyup evladını bile bile ölüme gönderir?

Sakın ola uygulamaya karşı olduğum düşünülmesin, alt yapısı iyi kurgulanırsa profesyonel ordu projesi en ideal olanıdır. İtirazım, üslubadır.

Bakanın bir incisi daha var. Bakın ne diyor: “Savunma ihalelerinde komisyon ödendiğini duyuyoruz.”

Ne kadar ayıp?
Siz sıradan bir vatandaş mısınız? Böyle yakınma lüksünüz var mı? Size sormazlar mı: Bakan olarak askeri ihalelerde kaç tane soruşturma açtınız, hangi iddianın üzerine gittiniz? Yapmadım ama duyuyorum!

Geçin bunları.

Hadi bu iddiaları ispat edecek belgeye ula
şamadınız, işte size tarihi fırsat... Hakkari Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es, mayın soruşturmasında askeri savcı tarafından tutuklandı. Ama hala görevde...

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Mustafa Gülcü, Celal Uzunkaya, Emin Aslan ile Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir ve Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal’ı haklarındaki soruşturma nedeniyle görevden aldı, siz Zeki Paşa’yı görevden almayı düşünmez misiniz?

Mayın soruşturmasında iddiaları ört bas etmekle suçlanan Tümgeneral Gürbüz Kaya, askeri mahkemede yürütmeyi durdurma kararı alıp sizden korgenerallik bekliyor, bu pişkinlik karşısında “sen önce hesabını ver” deyip açığa almak aklınızdan geçmez mi?

Bakansınız yetkiniz var, bunca yıldır o koltukta oturup kırmızı plakalı araca biniyorsunuz, bir defalığına olsa bari hakkını verin. Hiç olmazsa torunlarınıza anlatacak bir icraatınız olsun.

Yüreğiniz yetmiyorsa, Oktay Ekşi’nin yolundan gidin..










YORUMLAR:
Sn.Şamil Beyi doğruluk-netlik adına kutluyorum.Hükümetin yerli kaynaklardan üretim gibi güzel fikrine rağmen;Müh.Erhan Doğudan'nın Türkiyede ilk gerçekleştirdiği ithalN.B.C.elbisesi üretimini,teknik yeterliliklerine rağmen-her nedense- SSM ce görmezden gelindiği,işi verdikleri,züccaciye şirketi işin altından kalkamadığı, iddia-söylentileri sürmekte.Sn.Tayyardan s.s.m.ile ilgili bir türlü bitmeyen projeleri ile ilgili yazılarını bekliyoruz.hiziracil.tr.



Şamil Tayyar
stayyar@stargazete.com

O albayın intiharının sırrı
 
Albay Belgütay Varımlı’nın ölümü, resmi kayıtlara “intihar” olarak geçti. Ama kamuoyu, bu ölümü şüpheli buldu.
Zihinlerde “cinayet” şüphesine yol açan temel neden, albayın Ergenekon sürecindeki rolü ve intiharın çok ağır bir günah olduğunu bilecek kadar inançlı olmasıydı.
Bakın devre arkadaşı emekli Yarbay Tevfik Diker ne diyor: “Onu Ergenekon öldürdü, TSK’da sırlara vakıftı, darbe planlarını biliyor, Hilmi Özkök’e anlatıyordu. Savcı Zekeriya Öz olaya el koysun.”
Albayla 1 yıl mesai arkadaşlığı yapan eski bir silah arkadaşından (H.İ.T) da mesaj aldım: “Sizden istirhamım, intihar süsü verilerek şüpheli bir şekilde ortadan kaldırılan Albay Belgütay Varımlı cinayetine eğilmeniz.”
Gerçekten, intihar değil, cinayet olabilir mi?
Komplo teorisi üretecek değilim. Birçok önemli ve kritik şahıs gibi albay da intihar edebilir, kazaya kurban gidebilir. Gerçek olan şudur, zihinleri bulandıran sorulara cevap bulmadan dosya kapatılırsa, “< span class="text7" style="line-height:11,5px">intihar” tespitine kimseyi inandıramazsınız.
Albayı tanıyalım
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil’e cezaevini yolunu açan, Ergenekon’un ortaya çıkarılmasında önemli rol oynayan, Özel Kuvvetler ve İstihbarat’ta önemli operasyonlara katılmış Albay Varımlı ile 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce telefonla tanıştım.
Vesile olan, devresi Tevfik Diker’di.
Gönlü, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün Cumhurbaşkanlığındaydı. Hükümetin, Özkök’ü Çankaya’ya aday gösterilmesini istiyordu. Hatta bu konuda hükümetle bir temas kurulduğunu ve aday gösterilme ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyordu.
Darbelere direnmiş ve demokrasiye sahip çıkmış bir generalin Cumhurbaşkanı seçilmesinde hiçbir beis görmediğimi, ancak hükümette böyle bir niyet beyanına rastlamadığımı ifade ettim. Ayrıca, tüm olumlu yanlarına rağmen asker kökenli olması nedeniyle konjonktürel olarak Özkök’ün şansının düşük olduğunu anlattım.
Sizi dinliyorlar
Aradan zaman geçti, köprünün altından epeyi sular aktı. Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı seçildi. Ergenekon süreci başladı.
Bir gün Albay aradı, dedi ki: “İstanbul’dayım. Sırf sizinle görüşmek için Ankara’ya geleceğim. Ne zaman müsait olursunuz?”
Randevulaştık, gazetedeki odamda buluştuk. Yüzünü ilk defa o zaman gördüm. Dikkatimi çeken husus, buluşuncaya kadar iki üç kez görüşme saatini değiştirmesi, farklı telefonlardan araması ve büroya gelene kadar sıkça araç değiştirmesiydi.
Oturur oturmaz, daha cümleye başlamadan el yazılı bir kağıt uzattı: “Takip ediliyorsun, telefonlarınız dinleniyor, telefon ve elektrik hatlarını kontrol ettir, dikkatli konuş.”
Sonra, görüşebileceğimiz başka bir oda olup olmadığını sordu. Büroda boş başka bir oda buldum, oraya geçtik. Bu esnada cep telefonlarını bıraktırdı, ceketimi çıkarttırdı, göz ucuyla dinleme cihazı olup olmadığını kontrol etti.
Hakkını helal etsin, itiraf etmeliyim, o an içimden şöyle geçti: “Nerden çattık bu deliye?”
Namaz kılıp ayrıldı
Fakat konuştukça, bond çantasındaki belgeleri çıkarıp anlattıkça, neden bu kadar ihtiyatlı olduğunu daha iyi anladım.
Çantasında ayrıca çok sayıda fotoğraf vardı. Kar maskeli katıldığı bazı operasyonlarda çekilmiş fotoğraflar dikkat çekiciydi. Temizlik görevlisi gibi çalıştığı bir cami avlusundaki sakallı ve elinde (saplı) süpürge bulunan fotoğraf, bunlar arasındaydı.
İlhami Erdil soruşturmasını nasıl başarıyla sonuçlandırdığını, Sarıkız darbe senaryosunu nasıl engellediğini, Hilmi Özkök’ün o süreçteki rolünü ayrıntılı olarak anlattı.
Sohbetin sonunda şöyle dedi: “Yazılarını takip ediyorum. Allah rızası için çok önemli işler yapıyorsun. Sana yardımcı olmak istiyorum. Şimdilik beni tanımanı istedim. İleride çok önemli belgeler vereceğim.”
Ayrılırken namaz kılabileceği bir yer sordu. Kendisine gösterdiğimiz odada öğle namazını kıldıktan sonra ayrıldı.
O Albay benim
Kısa süre sonra yine aradı. Yine aynı kuşkucu yollardan sonra büroda buluştuk.
“1 Numara” olarak tarif ettiği emekli generalin Tercüman Gazetesi’nde yayınlanan bir köşe yazısı üzerine aldığı notu gösterdi.
Not, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a yönelik ve sitem doluydu. Albay, Ergenekon taifesinin Büyükanıt’tan memnun olmadığını ve hayal kırıklığı yaşadığını anlattı.
Bir başka buluşmada Albay, “Operasyon Ergenekon kitabında Sarıkız’ı deşifre eden bir albayın mektubundan söz ediyorsun ya o albay benim” dedi.
Dondum kaldım. Devam etti: “Darbeler konusunda hükümeti sürekli uyardım. Hilmi Paşa (Özkök) olmasaydı Türkiye bugün çok farklı olurdu.”
Birkaç defa daha ziyaretime geldi. Çok aktifti, kuşkucuydu, Ergenekon süreciyle yakından ilgiliydi. Bir ricada bulundu, ama iki parçalıydı: “Beni Başbakan Erdoğan ve savcı Zekeriya Öz’le görüştürebilir misin?” Ergenekon’la ilgili hem başbakanı hem savcıyı yüz yüze bilgilendirmek istediğini söyledi.
Bunun mümkün olmadığını anlattım: “Başbakanlık Özel Kalem’i veya danışmanlarını arayarak not bırak, ben de ricacı olayım ama ötesinde yapabileceğim bir şey yok. Savcıyla bir defa görüştüm, o da ifade vermeye gittiğimdeydi. Beşiktaş Adliyesi’nde çalışıyorlar, ara, belki görüşür.”
Son konuşma
Ardından uzun süre sessizlik oldu, aramadı, sormadı. Bir gün haberlerde, Albay’ın bazı işadamlarını tehdit ettiği gerekçesiyle gözaltına alındığını okudum. Serbest bırakıldıktan sonra telefonla aradı, Zekeriya Öz’ün cep telefonunu sordu.
“Komutanım savcının bende telefonu yok, daha önce de söyledim” deyip ekledim: “Bu çete işi nerden çıktı?” Albay: “O yazıldığı gibi değil, çok büyük kumpas var, sonra konuşuruz.”
O konuşma, son konuşmamız oldu.
Kamuoyu, onu yakından tanımadı. Şunu söylemeliyim; Albay Belgütay Varımlı, Sarıkız başta olmak üzere Ergenekon’un darbe senaryolarını çökerten birkaç isimden biridir. Çok dikkatliydi. Cinnet geçirdiyse bilemem ama intiharın ne anlama geldiğini bilecek kadar yüksek inanç sahibiydi.
Devre arkadaşı Tevfik Diker’in “Ergenekon’un müdahalesi olabilir” iddiası yabana atılmamalıdır.
Star












<script type="text/javascript">
 
  var _gaq = _gaq || [];
  _gaq.push(['_setAccount', 'UA-35901013-1']);
  _gaq.push(['_trackPageview']);
 
  (function() {
    var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;
    ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://' : 'http://') + 'stats.g.doubleclick.net/dc.js';
    var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
  })();
 
</script>

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ,,, 876766 ziyaretçi.mizsiniz***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc