Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İÇİN KOŞANLARIN YERİ***
  Abdülaziz KIRANŞAL
 


ABDÜLAZİZ KIRANŞAL ile ilgili görsel sonucu


“Haleb’in, Bağdat’ın, Gazze’nin evlerini füzelerle vuran emperyalistlerin, bizim evlerimizi de her akşam evli kadınların evli erkeklerle ilişkisini özendiren dizilerle bombalamasına asla izin vermeyeceğiz.

Normalde eşimizin ve çocuklarımızın yanına bile yaklaştırmayacağımız, birçoğunun içki, kumar ve uyuşturucu müptelası olduğunu açıkça bildiğimiz, zinayı seviyeli bir ilişki olarak gören insanların artist ve sanatçı olarak diziler vesilesiyle evlerimize girip ailelerimize yaklaşmasına da izin vermeyeceğiz. Sokakta görmeye dahi tahammül edemediğimiz, karşılaşınca kafamızı çevirdiğimiz görüntüleri ve günahları, dizi senaryosu olarak televizyonumuzda da görmeye kesinlikle tahammül etmeyeceğiz.

Ahir zamanda Müslümanlık kalitemizin kıldığımız namazla, okuduğumuz Kur’an’la, bıraktığımız sakalla, taktığımız başörtüsüyle ilgili olduğu kadar, evlerimizde ailecek izlediğimiz ve izlettiğimiz dizilerle de yakından ilgili olduğu unutmayacağız.

“Kim bir kötülüğe aracı, vesile olursa ona da o kötülüğün (günahından) bir pay vardır.” (Nisa, 4/85) ilahi uyarısı gereği, evlerimizde haram ve günah içerikli dizileri izlettirdiğimiz takdirde büyük kötülüklere vesile olabileceğimizin bilinciyle, bu konuda gerekli önemleri alıp eş ve çocuklarımıza sürekli nasihat ederek, uyarılarda bulunacağız.

“Mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan korusunlar…”, “Mü’min kadınlara söyle gözlerini harama bakmaktan korusunlar…” (Nur, 24/30-31) ilahi emri gereği İslam fıkhının belirttiği tesettür ölçülerine uymayan erkek ve kadınların rol aldığı dizileri izlemediğimiz gibi, evlerimizde bu tür dizilerin izlenmesine müsaade etmenin de kendi ailemizin temellerine dinamit koymaktan farksız olmadığının şuurunda olacağız.

“Zinaya yaklaşmayın” (İsra, 17/32) ilahi emri ve “Gözlerin zinası (bakılması haram olan kimselere şehvetle) bakmaktır” (Buhari) nebevi uyarısı gereği nikahsız ilişkilerin, aldatma senaryolarının teşvik edilip normal gösterildiği, her türlü şehevi duygunun azdırıldığı dizileri izlemenin ve izlettirmenin Allah’ın ve Rasûlünün (s.a.s) emirlerine açıkça bir isyan olduğunu bileceğiz.

Haramı teşvik etmek ve yayılmasına vesile olmakta haramdır. Kur’an’ımızın “şeytan işi birer pislik olarak tarif ettiği içki, kumar ve falcılık” (Maide, 5/90), “Allah’a ve Rasûlü’ne savaş olarak tarif ettiği faiz ve tefecilik” (Bakara, 2/279) gibi haramların teşvik edildiği dizileri izleyerek reytinginin artmasına ve bu tür dizilerin aylarca ekranlarda ve gündemde kalmasına vesile olmanın da haram olduğunu unutmayacağız.

Suriyeli yetimler için, Gazze’li bebekler için, şehit olan asker ve polislerimiz için, sahipsiz ümmet ve garip Müslümanlar için akıtmamız gereken gözyaşlarımızı dizilerin sanal ve acıklı bölümleri için akıtmayı büyük bir israf olarak göreceğiz.

Ahlakın reytinge kurban edildiği, her türlü günahın bir yaşam tarzı olarak servis edildiği Türk dizilerinin, Arap ülkelerine ve Türki cumhuriyetlere ihraç edilmesinin aslında bir başarı değil büyük bir zillet ve kötülüğün yayılması için ahlaksızlık ihracı olduğunu unutmayacağız.

Daha televizyonlarındaki ahlaksız programlara ve dizilere bile bir çekidüzen veremeyen bir sistemin dünyaya nizam vermekten bahsetmesinin koca bir hayalden ibaret olduğunun farkında olacağız. Tüm zulümlere son vermek için yeryüzünün iktidarına talip olmadan önce, iktidarı bize ait olan evlerimizdeki dizilerin zulmüne son bir vermemiz gerektiğini bileceğiz. 

Değerlerimizi ve ahlakımızı yerle bir eden dizilerin ve filmlerin tüm zararlarını kökten bitirecek İslam Kültür İşbirliği Teşkilatının kurulması için de canla başla çalışacağız.”

 










 





Bir Örneklik Devrimine İhtiyacımız var

Bugün 106 İlahiyat Fakültemiz, 10 bin İlahiyat akademisyenimiz, 314 bin İlahiyat talebemiz var. 1607 İmam Hatip Lisemiz, bu liselerde görev yapan 44 bin öğretmenimiz, 504 bin imam hatip öğrencimiz, 100 binin üzerinde din görevlimiz var.

***

Binlerce derneğimiz, STK’mız, vakfımız, tarikatımız, cemaatimiz, yardım kuruluşlarımız, medrese ve İslami ilimler merkezlerimiz var. Buralarda görev alan hocalarımız, başkanlarımız, üyelerimiz, yönetim kurullarımız, şeyhlerimiz, müridlerimiz, gönüllülerimiz ve tüm bunların aileleri, eşleri ve çocukları var. 

***

Peki, neden hala sabah namazlarında camilerimiz boş, neden gençler arasında deizm artıyor, neden yapılan röportajlarda gençlerimiz büyük oranda gusül abdestini bile bilmiyor, neden yapılan anketlerde gençler kendisini farklı kimliklerle tanımlıyor, neden hala gençlerimizi terör örgütlerinin pençesinden kurtaramıyoruz, neden boşanma oranlarımız evlilik oranlarımızı geçiyor, neden hala kadına ve çocuğa şiddeti konuşuyoruz, neden faiz bu kadar yayılıyor, neden 35 milyon milli piyango bileti satılıyor, neden içki tüketiminin önüne geçemiyoruz, neden hala rüşvetten, iltimastan, torpilden, ihaleye fesat karıştırmaktan yakınıyoruz, neden kul hakkından, haksızlıktan ve adaletsizlikten dert yanıyoruz. Neden? Neden? Neden?

***

Çünkü örnekliğimizi ve etkileyiciliğimizi kaybettik. Çünkü niteliğimizi ve eminliğimizi kaybettik. Çünkü savunduğumuz değerleri önce kendimiz yaşamayı ihmal ettik. Çünkü temsilden ziyade tebliğe önem verdik, bilinçten ve şuurdan ziyade bilgiyi önceledik. Yaşanılabilir bir Müslümanlıktan ziyade savunulabilir bir ideolojiye dönüştürdüğümüz İslamcılığı tercih ettik. Dışarıda güç, sayı ve kalabalık peşinde koşarken içeriden çürüdüğümüzü fark edemedik. Tartışılmaması gereken ne varsa tartıştık. Önceliklerimizi kaybettik. Hem toplumu hem de kendimizi din yorgunu yaptık…

***

Bugün şehrin sokaklarında, üniversitelerimizin kampüslerinde, fabrikalarımızın koridorlarında, devlet dairelerimizde, okullarımızda, adalet saraylarımızda ve hatta bakanlıklarımızda ve meclisimizde yürüdüğü zaman her kesimden insanın parmakla gösterip, hayranlıkla bakabileceği, örnek alacağı, etkileneceği, Müslüman şahsiyetlere ihtiyacımız var…  

***

Bir vakfa, bir büroya, bir dergâha, bir üniversite odasına, bir konferans salonuna, bir gazete köşesine hapsolmayan,  şişirilmiş değil, hormonlu değil, Çin malı da değil, sosyal medya kahramanı da değil, doğal ve sahici, örnek Müslüman şahsiyetlere ihtiyacımız var…

***

Gizemli değil tesirli, olağanüstü değil sıradan, hayatımızın içinde dolaşan, dokunabileceğimiz, konuşabileceğimiz, dertleşebileceğimiz, beraber gülüp, beraber ağlayabileceğimiz, örnek Müslüman şahsiyetlere ihtiyacımız var…

***

Bakınca Allah’ı ve ahireti hatırlayabileceğimiz, konuşunca ilmimizi arttırabileceğimiz, ibadet bilinciyle, ahlakıyla, sabrı ve samimiyetiyle, eminliğiyle örnek alabileceğimiz Müslüman şahsiyetlere ihtiyacımız var… 

***

Aynı pazardan ve marketten alışveriş yapabileceğimiz, aynı düğüne ve cenazeye katılabileceğimiz, aynı parkta çocuklarımızı gezdirebileceğimiz, aynı mitingde slogan atabileceğimiz, aynı sohbette diz kırabileceğimiz, halkın içinde, sıradan fakat belirgin, farkında olmadan hürmet edebileceğimiz Müslüman şahsiyetlere ihtiyacımız var…  

***

Yanında gıybet ettiğimiz zaman bizi uyaracak, yamulduğumuz zaman bizi düzeltecek, gevşediğimiz zaman tutup kaldıracak, eksenimiz kaydığında geri döndürecek, içi dışı bir, özü sözü bir, kızınca da, sevinince de değişmeyen gerçek Müslüman şahsiyetlere ihtiyacımız var…

***

Camide de aynı, evde de aynı, sohbette de aynı sokakta da aynı, değişmeyen, değiştirilemeyen, kılıktan kılığa, renkten renge girmeyen, gizli ajandası olmayan, kamusal alanda da, özel hayatında da aynı ilke ve prensiplere göre hareket eden, emrolunduğu gibi dosdoğru olan Müslüman şahsiyetlere ihtiyacımız var…

***

Allah böyle Müslümanlardan olabilmeyi nasibeylesin…

Abdulaziz KIRANŞAL

Milli Gazete

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1086408 ziyaretçi (2274307 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc