Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  NASA DA BİR ORDULU BİLİMİNSANI .DR UMUT YILDIZ
 

Twitter
  • Profile and settings
Umut Yildiz
 


 
Önceki
Sonraki
Insanlik gemisini batiran firtinalar degil, kendi gemimi kurtarayim anlayisidir.

Demokrasi & hukuk herkese lazim!

 
Önceki
Sonraki
NASA'nin canli yayin sayfasi da MEB tarafindan sakincali bulunmus,

tebrikler #MEB harika is cikartiyorsunuz!



 
Önceki
Sonraki
Yazmiyim diyorum yine, yaa kendimiz yapamadik diye MEB'in Avrupa Uzay Ajansi'nin sitesini sakincali bulmasi ne demek?



 
Önceki
Sonraki
Uzay hic ilgi alaniniza girmedi degil mi #Tubitak, kabul edin, ya enerji, ya insaat #AstrologTubitak




Dr. Umut Yıldız - Hayallerinizin Mektupları 3 - YouTube

https://www.youtube.com/watch?v=_cOGBENS44k
Sep 23, 2015 - Uploaded by Perspektif





Türk insanının hiçbir eksiği yok. Sadece fırsatlar verilmiyor.

Bir takım fırsatların verilmesi lazım. Ancak o zaman uluslararası alanda 
bilim yapabileceğiz.

Ülkemizde ne yazık ki üniversiteye girme mantığı iş bulma mantığı oldu. Acaba bu bölümü bitirirsem bana iş var mı gibi bakılıyor. Biraz bunu bir kenara bırakarak hayallerinin peşinden koşabilmeli.

En azından ben bunu yaptım.

Hayallerimi takip ettim.

Para kazanıp kazanmak pek umurumda değildi. Bu beni birçok ülkeye seyahat ettirdi. Çok büyük teleskoplarda çalışma imkanım oldu. Kısa vadede para kazanmayı düşünmek insanları hayallerinden vazgeçirebiliyor. Astronomi bölümünde kısa vadede para kazanmıyorsunuz. Ama daha sonra bu çalışmalarınızın uzun vade de karşılığını alacaksınız.

Teknolojinin bütün sınırlarında dolaşacaksınız.

Bilimin sınırlarında geziyorsanuz

o sınırlardan biri de siz olacaksınız
.



Dr. Umut Yıldız,
NASA'da görev yapan bir bilim adamı. Memleketini soranlara “Aslen Orduluyum” diyor. Türk öğrencilerin bitip tükenmez sorularını cevaplamaktan usanmayan Yıldız, NASA'da çalışmak için fen bilimleri okumanın şart olmadığını söylüyor.

 

 

 

 

Konferansa gittiği üniversitelerde pop star gibi karşılanıyor; öğrencilerin uzayla ilgili bitmek bilmeyen sorularına tek tek cevap veriyor. Yetmiyor,

 

 

 

 
 
 

 

 

Umut Yıldız, Türkiye ile bağlarını koparmamış bir isim. Birçok üniversite sık sık kendisini konferans vermek üzere davet ediyor, o da deneyimlerini, gözlemlerini öğrencilerle paylaşmaktan hiç çekinmiyor. Yine bir dizi konferans vermek üzere Türkiye'ye gelen Yıldız'ı İstanbul Aydın Üniversitesi'nde bulduk ve kendisini bir de biz soru yağmuruna tutalım dedik. Ama önce onu kısaca tanıyalım... Babasının mesleği dolayısıyla birçok şehir gezmiş olsa da “Nerelisin abi?” sorusuna, “Aslen Orduluyum” diye cevap vermesi ile şimdilerde “NASA'da çalışan Ordulu fizikçi” diye bile anılıyor. Hemen her çocuk gibi uzaya meraklı biri. Bir gün NASA'da çalışacağı hiç aklına gelmemişse de uzayla ilgili bir şeyler yapma hayali hep var. Bu yüzden liseden sonraki durağı Ankara Üniversitesi Astronomi bölümü olmuş. Mezun olduktan sonra ise yurtdışı macerası başlamış Yıldız'ın. 2 sene kadar Londra'da, ardından Hollanda'da akademik kariyerine devam etmiş.

Aslında onun dünyanın en önemli uzay araştırma kurumunda çalışmaya başlaması da burada çalışan başka birine “Acaba benim de NASA'da çalışma imkânım var mı?' diye sormasıyla olmuş. Yani bugün ona yüzlerce gencin sorduğu gibi. Fakat bir farkla. O da Yıldız'ın üzerinde çalıştığı ve NASA tarafından değerli bulunan araştırma konusu. Türk fizikçinin ‘Yıldızların oluşumunda oksijen molekülü bulunup bulunmadığına' ilişkin araştırması ona uzun vadede NASA'nın kapılarını açmış. Süreci şöyle anlatıyor: “Doktora yaparken beraber çalıştığımız bir hocam vardı. Kendisi NASA'da çalışıyordu o sırada. Yaklaşık 3 sene boyunca beraber bir makale yazdık. Makale, yıldız oluşumunda oksijen moleküllerinin keşfedilememesi üzerineydi. Makale bitti, doktora bitti, sonra hocama ‘Sizin oralarda doktora sonrası çalışabilir miyim?' diye sordum. Ardından 15 sayfalık proje önerisini sundum NASA'ya ve kabul edildim.” Yıldız, “NASA'da aslında isteyen herkes çalışabilir, yeter ki araştırılmaya değer orijinal bir fikriniz olsun.” deyip ekliyor: “Almak istedikleri cevap şu; ‘Ben bu projeyi sadece NASA'da yapabilirim, başka bir yerde yapamam'. Sunduğunuz proje karşısında adamlar size ‘Bu projeyi başka bir yerde yapabiliyorsanız gidin orada yapın, bizi meşgul etmeyin' diyebilir.”

“NASA'dan önce 10 yere başvurdum, hepsi reddetti”

Bu arada Yıldız, NASA'dan önce 10 farklı kuruma başvurmuş ve hepsinden ret cevabı almış. Yıldız'ın çalıştığı NASA kuruluşu Caltech olarak bilinen Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü. Şu anda NASA'da çalışan toplam Türk sayısının 6 olduğunu söylerken eklemeyi de ihmal etmiyor: “Bu sayı artsa ve ben normal sıradan bir insan olsam, o zaman daha mutlu olacağım. Bakın burada bana ne kadar teveccüh gösteriliyor. Neden? Çünkü çok az kişi var. Burada bir bakıyorsunuz 40 tane Fransız, 60 tane İspanyol var. Onlar NASA'da çalışan Fransız muhabbeti yapmıyorlar çünkü bu sıradan bir şey.” Yıldız'ın bu söyledikleri “Size gelen bu kadar soruya sabırla ve heyecanla cevap veriyorsunuz. Nasıl başarıyorsunuz?” sorusunun da yanıtı. Hatta fazlası var, kendisi anlatsın: “En çok da ‘Abi NASA'ya nasıl girerim?' tarzında sorular geliyor. Ben bu soruları Türkiye'de bir uzay kültürü oluşması açısından çok kıymetli buluyorum.” Bu arada Yıldız'ın Türk öğrencilerle bir araya geldiği her ortamda mutlaka söylediği bir şey var: “NASA'da çalışmak ya da uzay araştırmaları kurumlarında çalışmak için illa astronomi, mühendislik, fen bilimleri okumanız gerekmiyor. NASA 2035'te Mars'a ilk insanlı yolculuk yapmayı planlıyor. Bu, yeni bir dönem demek. Ve beraberinde uzay hukuku, uzay tıbbı, hatta uzay psikolojisi gibi çeşitli uzmanlık alanlarını getirecek. Bu, sadece astronomi ile sınırlı olmadığının bir göstergesi. Mesela Türkiye'de uzay tıbbı ile ilgilenen bir kişi bile yok.”

 

Türkiye'nin hükümetler üstü bir uzay politikasına ihtiyacı var

Şöyle bir durum var ki, belirtmekte fayda olabilir; Umut Yıldız, Türkiye'de bulunduğu zamanlarda bir öğrenci kolonisi ile geziyor adeta. Fotoğraf çektirmek isteyenler, ayak üstü soru soranlar… Öğrencilerin gitmesini beklemenin anlamsız olduğunu fark edince röportajı birkaç gencin eşliğinde yapmak durumunda kalıyoruz. ‘Türkiye uzay araştırmalarında neden bu kadar geç kaldı?' sorumuza Umut hocadan önce öğrencilerden biri cevap veriyor mesela: “Aslında eskiden böyle değilmiş. Astronomi bölümünün puanı bir zamanlar tıp ile eşdeğermiş.” Bunu söyleyen kişi de astronomi okurken vazgeçip mühendislik bölümüne geçiş yapmış biri. Hızını alamayıp devam ediyor: “İsmi lazım değil, bir partinin seçim söylemiydi. Uzay araştırmaları merkezi kurduk dediler. Halbuki yapılan şey, yıkılan İstanbul Üniversitesi astronomi bölümü binasının yeniden inşa edilmesiydi.” Bıraksak daha anlatacakları var ama biz Umut hocaya dönüyoruz. Ona göre de uzay araştırmalarında bu kadar geç kalmamızın sebebi bir uzay politikamızın olmaması. Yani hükümetlere göre değişmeyen ciddi bir politika. Çünkü politikayla beraber belli bir bütçe olur. Yazılı bir politika olması lazım ki hükümetler üstü olsun. Ulaştırma Bakanlığı'nı düşünün, hükümet değişince isim değişiyor ama bakanlık kalıyor. “Yani Türk Uzay Ajansı kurulsa insanlar değişse bile kurum kalmak zorunda.” Türk Uzay Ajansı kurulsa çalışmak isteyip istemeyeceğini soruyoruz. “Uzay politikası olursa çalışırım” cevabını veriyor Türk fizikçi. Ve bir örnek veriyor: “ABD'de 300 bin kişi aktif olarak uzayla ilgili işlerde çalışıyor. Türkiye'de uzay komünitesi toplasan bin kişi etmez. Bunların hepsi de aktif değil üstelik.”

Uzay çağının daha en başındayız

Son olarak ‘ABD, Rusya, Çin ve Avrupa'nın dışında çok daha fazla ülke uzay araştırmalarına ağırlık verseydi bugün uzayla ilgili çok daha fazla gelişme yaşıyor olur muyduk?' diye soruyoruz. Yıldız'ın cevabı şöyle oluyor: “Zaten olay o. Yetişmiş insan olmadığından bir yere kadar gidilebiliyor. Türkiye'de neden ilerlemiyor, çünkü insan yok.”

Uzay araştırmalarında dünyanın geldiği noktayı ise şu örnekle açıklıyor Türk astro-fizikçi: “Biz şu anda uzay çağının daha en başındayız. Wright kardeşlerin uçağı ilk keşfettiği zamanları düşünün. Şimdi rahatlıkla uçağa binip her yere gidebiliyoruz. İlk keşfedildiğinde bu bir hayaldi. Uçaklar yakıtını alıyor, tekrar uçuyor. Roketler öyle değil. Bir tane fırlatılıyor, bir sürü parçası atılıyor, ondan sonra yeniden yapılması gerekiyor. Ne zaman ki uzaya rahatlıkla inip çıkarız, dolaşırız, döneriz o zaman işte bugünkü uçak teknolojisinin geldiği noktaya geliriz uzay açısından.”


1980 doğumlu olan Dr. Umut Yıldız,

Ankara Üniversitesi Astronomi 
Uzay Bilimleri Bölümü mezunu.

Buradan mezun olduktan sonra

Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Yıldız,

Leiden Üniversitesi’nde doktorasını tamamladıktan sonra

 
NASA’da çalışmaya başladı.

NASA’nın Kaliforniya eyaletindeki Jet Propulsion Laboratory bölümünde çalışan

Umut Yıldız, hala aynı merkezin

Mars Projesi’nde veri bilimcisi olarak çalışmalarına devam ediyor.


5 bin personel içerisindeki

4 Türk’ten bir tanesi olan Yıldız,

iyi bir çalışmayla isteyen her Türk’ün

bu tarz alanlarda kendisini gösterip çalışabileceğini söyledi.



Yıldız;  ...  'önyıldızın etrafını saran yoğun kütlede neden bu kadar az O2 bulduklarını anlamak istediklerini' belirtti. Yıldız ve ekibinin üzerinde durduğu bir olasılık, oksijenin donması ve yıldız oluşumunun erken safhalarında suya dönüşmesi. Bu nedenle, gezegen diskinin oluştuğu daha sonraki safhalarda gaz ve buz O2'den mahrum kalıyor.22215

Astronom Umut Yıldız'dan Konferans


http://www.milliyet.com.tr/nasa-da-gorevli-umut-yildiz-ve-uzaya-bursa-yerelhaber-237023/


http://www.aljazeera.com.tr/haber/yildizlararasi-uzayda-yeterli-oksijen-yok


http://www.tamsat.org.tr/bilim/2011/09/01/radyo-astronomumuz-umut-yildiz-ile-soylesi/


NASA'nın desteğiyle Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından bir önyıldız üzerinde22217gerçekleştirilen gözlemler, soluduğumuz moleküler oksijenin derin uzayda sanıldığı kadar bol olmadığını gösterdi. Herchel Uzay Gözlemevi'nde gerçekleştirilen gözlemler, oksijene dayanan kozmik bir sırrı daha da derinleştirdi.

Oksijen, hidrojen ve helyumun ardından Evren'de en çok bulunan üçüncü elementi temsil ediyor. Yine de, oksijenin en basit moleküler yapısını temsil eden O2'yi uzayda bulma çabaları şu ana kadar fazla bir sonuç vermedi. Herschel tarafından yapılan yeni gözlemler, yıldız ve gezegenlerin doğumuna ait karmaşık kimyasal özelliklerin anlaşılması hakkında yeni sorular doğurdu.

Araştırmanın başında yer alan, NASA Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'nda görevli astrofizikçi Umut Yıldız, "Herschel teleskobundan elde ettiğimiz yeni bilgiler sayesinde, yıldızlararası uzayda aslında ne kadar az moleküler oksijen olduğunu teyit ediyoruz" ifadesini kullandı. California Teknoloji Enstitüsü'nde (Caltech) araştırma görevlisi olan ve geçmişte Hollanda'nın Leiden Gözlemevi'nde araştırmalarda bulunan Yıldız, "Oksijen moleküllerinin neden bu kadar az olduğunu anlamanın yanı sıra, bu molekülleri bulduğumuz kozmik bölgelerin özelliklerini de ortaya çıkarmalıyız" ifadesini kullandı.

 

Yıldız, "Oksijen molekülleri az miktarda bulunsa da, bulundukları yerlerin ve derin uzayın kimyası hakkında bize bilgi sunacaklar" dedi.

Tahmin edilenden 6 bin kat daha az

En son araştırmada, Herschel 750 ışık yılı uzaklıkta yer alan bir önyıldız üzerinde uzun süreli gözlem gerçekleştirdi.

 

Uzun süreli gözlemler, NGC1333 IRAS4A adı verilen yıldızın etrafını kaplayan gaz ve toz kütlesinde yer alan moleküler oksijene ait sinyallerin tespit edilmesini sağladı.

Gözlemler, yıldızların oluştuğu gaz bulutları içerisinde iki atomlu oksijen molekülüne ait çok az ize ulaşabildi.

 

22213

Herschel, önyıldızın civarında yer alan her 6 milyar hidrojen molekülüne karşılık sadece bir oksijen molekülü tespit edebildi. Elde edilen sonuç, oksijen oranının 6000 kat daha fazla olması gerektiğini savunan teorik kimyasal modelleri fazlasıyla yanılttı.

 

Yıldız ve ekibi, var olan oksijenin önemli bir miktarının önyıldızın etrafındaki toz parçacıklarının üzerinde donduğuna inanıyor.

Donmuş su molekülleri taşıyan toz parçaları, gaz ve buzul enkaz ile birlikte önyıldızın etrafındaki gezegen diskini meydana getiriyor.

Bu disk, milyonlarca yıl içinde gezegen, asteroit ve diğer kozmik cisimleri bir araya getiriyor. Oksijen daha sonra moleküler oksijen oluşturmak yerine hidrojenle birleşerek su molekülleri oluşturuyor.

 

Yıldız, 'önyıldızın etrafını saran yoğun kütlede neden bu kadar az O2 bulduklarını anlamak istediklerini' belirtti. Yıldız ve ekibinin üzerinde durduğu bir olasılık, oksijenin donması ve yıldız oluşumunun erken safhalarında suya dönüşmesi. Bu nedenle, gezegen diskinin oluştuğu daha sonraki safhalarda gaz ve buz O2'den mahrum kalıyor.

 

Dünya'daki oksijen uzaydan gelmedi

 

Araştırmacılar, yaptıkları türden bir araştırmanın Herschel gibi bir teleskop olmadan mümkün olmayacağını ve milimetre altındaki ışıkta gözlem yapabilen yeni teleskoplar sayesinde gözlemlerini sürdürebileceklerini belirtti. Yerde yer alan teleskoplar, Dünya'nın atmosferinde yer alan moleküler oksijen nedeniyle yıldızlararası oksijen moleküllerini tespit edemiyor.

22216

 

Herschel teleskobunun elde ettiği en son bulgular, Dünya atmosferinde bulunan oksijenin kökenleri hakkında yeni bilgiler sunmayı amaçlıyor. Kimyasal tepkime gücü oldukça yüksek olan moleküler oksijen, kolaylıkla parçalanarak diğer moleküllerle birleşebiliyor. Gökbilimciler, buradan yola çıkarak soluduğumuz oksijenin sahip olduğu moleküler yapıyla uzaydan gelemeyeceğini belirtiyor. Dünya'da ilk olarak organizmalar ve kimyasal süreçlerle serbest kalan oksijen, zamanla su, karbon dioksit ve doğada bolca bulunan diğer oksijen içerikli bileşiklerle yayıldı.

 

Bilim insanları, fotosentez yapabilen ilk bakterilerin Dünya'da 3.5 milyar yıl önce oluştuğuna inanıyor. Dünya'nın ilk zamanlarında atmosferi kaplayan oksijeni tüketen bakteriler, oksijeni bir yan ürün olarak doğaya saldı. Yüz milyonlarca yıl süren bu sürecin ardından, Dünya atmosferi belirgin miktarda oksijene sahip oldu. Atmosferdeki oksijenin artış miktarıyla bağlantılı süreç hakkındaki tartışmalar halen sürüyor.

 

Yıldız, belli zamanlarda mevcut olan oksijen miktarı ve türlerini bilmenin, sadece yıldız ve gezegenlerin kimyaları değil, aynı zamanda yaşamın oluşumu hakkında da önemli bilgiler sakladığını belirtti.

Yıldız, "Oksijen molekülü, yaşamın ortaya çıkması için en gerekli temel moleküllerden biri... 

Haberin tamamı için linki tıklayın...

http://www.aljazeera.com.tr/haber/yildizlararasi-uzayda-yeterli-oksijen-yok

149 retweet44 beğenme
 
 
 
 
 
 
 
 









 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1090080 ziyaretçi (2281414 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc