Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  EMİNELERDE AHMETLERDE ÇOCUKLARDA AILE ÖLMESIN
 





EMİNELER DE AHMETLER DE ÖLMESİN! YAVRULAR DA AĞLAMASIN!

Ölmek için illa öldürülmek mi gerekli?
İmdat çığlını duymamız için, İlla bağırmak mı gerekli?
Birini illa feda mı etmeli?

Yazmışsın Emineler ölmesin! Belki Emine günde kaç sefer öldü bilmezsin.
Ne acılar çekti, ne zulümler gördü görmezsin.
Ölmeden toprağa girdi belki hissetmezsin Sonra Emine’nin bedeni ölünce feryat edersin...

Derneğimizin değerli eğitimcisi edebiyat öğretmeni Bernaz hanımdan bu acı haberi akşam üzeri aldım.

Öncesi “Zeyneplerin acıları acımdır” dedim ama neden Zeynep deyip haberlere bakayım dedim.
Sosyal medyaya kızgındım.
Kapattım kendimi.
Görmeyeceğim,
duymayacağım,
bakmayacağım,
ne haberleri ne de yaşananları.

Evimde yıllardır Türk televizyonumda olmayınca
en son duyanlardan oldum acı haberi.

Meğer gündem Emine ve kızının çığlıklarından boğulmuş.

Öfkesine yenilen baba
velayetini alamadığı,
canından çok sevdiği evladının
gözleri önünde,


bir daha belini doğrultamayacak
bir olaya şahit etmişti
daha on yaşındaki yavrusunu.

Hem anneden hem de babadan mı olmalıydı?

Bundan sonra bu yavru
daha kimlere güvenebilir ki?

Tam yatarken okuduğum Yargıtay tarafından açıklanan aile faciası haberi oldu.
Geçen sene eşini öldürüp
kıymalık et misali doğrayarak çöpe atması beni yine uykumdan etti.

Ne kadar dönsem de yatak beni bilgisayarımın başına geçirdi.

Bu olay insanlık meselesi.

İnsanlık bittikten sonra
geri de ne kalırdı ki?

Daha nice Emine’ler, Ahmet’ler bu hengamede yok olacaktır.

Nice körpecik yavrular
anne-babasız kalacak,
geleceğimizde kocaman bir
dert yığını olarak önümüze çıkacak,

psikolojisi alt üst olmuş,
dengesi bozulmuş,
herkesin korktuğu bireyler olacaktır.

Beyler! Hanımlar!
Ne oluyor her birimize?
Allah aşkına gelelim kendimize...

Daha ne kadar sürecek bu savaş?

Bir milleti çökertmenin yolu
aileleri yıkmaktan geçer.


Neden geldik biz bu hale?
Aynı özden, nefisten yaratılan kadın, Allah’ın erkeklere verdiği
en büyük emanettir.

Her ne kadar
kadının gücünden bahsetsek de
kadın gücünü
içinde yaşadığı toplumundan,
ailesinden babasından,
erkek kardeşinden,
eşinden alır.

Evlilik
erkeğin kadının bütün sorumluluğunu üstlenmesidir.

Evlenme akabinde
en büyük koruyanı kocadır.

Zira Allah’ın emri,
peygamberin kavli ile
eşine talip olmuş,
ailesi de kızını eşine emanet etmiştir.


Bundan sonra artık eşi onun koruyanıdır.

Arkasında eşi olmayan kadın
zaten gücünü yitirmiştir.

“Yaradan’ın Adem’in huzur bulması için eşini ondan yarattığını söyleyen ve bizden yaratılan bir mahlukun bizden ayrılması” olarak bakılan kadın, ne kadar mutlu olup huzur verebilir ki?
Sağlıklı evlatlar yetiştirebilir ki?
Böylesi söylemleri duyup evinde huzur bulamayan bey, bütün huzursuzluğunun sebebi olarak gördüğü kadına emanet şuuru ile bakabilir mi?
Hal böyle olunca beyler kendine huzur vermediğini düşünen eşini gecenin iki, üçlerinde annesinin evine de bırakabiliyor, pasaportunu vermeyip memleketine bırakıp arkasına bakmadan dönebiliyor, köle gibi kullanabiliyor, öldürdüğü eşini lime lime edip çöplere de doldurabiliyor.

Suçlu acaba kim?

Her ne şekilde olursa olsun
arkada bıraktığımız eserlerimiz
bizim gibi olmak istemiyor,

bizim değerlerimize değer vermiyor,
bize güvenmiyor,
saygı duymuyor,
ilk fırsatta
evden uzaklaşma planları yapıyor.


Tabi ortada bir ev varsa...

Evliliği de düşünmüyor.

Bu çocukları
diri diri toprağa gömdüğümüzün,
geleceğini kararttığımızın,
bu yaşananların hesabının sorulmayacağını, yapılanların
yanımıza kar kalacağını mı sanıyoruz?


Her insanın ayrı ayrı acısını tadacağı,
hiç kimsenin de bundan mahrum edilmeyeceği,
çaresi olmayan ve
hayatın en gerçek yönü olan

ölümün bize gelmeyeceğini mi sanıyoruz?

Lütfen kendimize gelelim.

Önce insan olalım.

Vicdanlarımızı tekrar diriltelim.

Müslüman olalım.
Rahman olan Allah’a güvenerek
teslim olalım.


Aksi takdirde
daha bir çok Eminelerin Ahmetlerin ölmesine ve öldürmesine şahit olacağız.

Ves-selam...


Asiye Türkan / Aile Danışmanı 

ailedanismani.de

Asiye Türkan

@asiye_turkan


HANİ KADINLARIMIZ ALLAH'IN BİZE BİR EMANETİYDİ?

Kim aldı elimizden o kutsal emaneti?

Veda hutbesinde bize emanet edilen...
Belki de
"biz kimsenin emaneti değiliz!" diye haykıran
şeytanın iğfal ettiği kadınlar
aldı bu emaneti...

Bu kadınlar,
gücü ellerine geçirip bir tarafı mahkum ederek
rahat yaşayacaklarını düşündüler

ama
rahatlık bir tarafı rahatsız ederek
veya haklarını gasp ederek
elde edilecek bir şey değildi..

rahatlık ve mutluluk karşılıklı uyumdaydı...

Bu ahenkti..

Bu ying-yeng'ti...

Bu çakraların uyumuydu..

Bu nefislerin uyumuydu..

Bu erkek ve kadının birbirlerinde huzur bulmasıydı
ve yaradan "Adem'in huzur bulması için onda eşini yarattığını" belirtmiyor mu? Bizden yaratılan bizden ayrılırsa ne olurdu?

et ve tırnak ayrılırsa ne olurdu?
İnsan nedir peki?
Sadi Şirazi bunu şöyle tanımlıyor:
"İnsan hezar endişe ve katrei hun est"

İnsan,
bin endişe
ve bir damla kandır,
demiştir.

Ama bence insan dişi ve erkektir...
ikisinin birlikteliğidir
insanı insan yapan...


ayrılıkları ise
sadece elmanın diğer yarısıdır...


İşte modern hayat insanı birbirinden ayırmaya karar verdi...

insanın
dişi yüzü ile erkek yüzünü
birbirine düşman ettiler.

Halbuki bu düşmanlık vahşeti getirirdi.

Medeniyetler
bu yönlerin birleşimi ile oluşurdu...


Modernizimin amacı ise
tarihin sonunu getirmekti..


Tarihin sonu tıpkı
"insanın cennetten atılması gibi"

yeryüzünü de yok etmesi için

kadının iğfal edilmesi ile olurdu.


Şeytan
Adem'den intikam almak için
kadını kullanırken,

modern şeytan olan modernizim de dünyanın sonunu getirmek için kadını kullanmaya başladı...

Modernizmin tüm getirdikleri kadına yönelikti ve

kadın erkeğe önce
rakip ve sonra da
düşman kılındı..


Halbuki
medeniyetler
kadın ve erkeğin uyumunda ortayaçıkardı...


Kadınlar eğer mutsuzsa mutluluğu düşman yaratmalarından dolayıdır.

Halbuki mutluluk
iki durumun uyumu ile olurdu,

çünkü insanın
bir yüzü dişi diğer yüzü erkekti ve
mutlaka bunların
bir araya gelmesi gerekirdi...


Düşmanlık değil ünsiyet ve ülfet gerekirdi.

Aile denilen yapının
güçlendirilmesi gerekirdi.

Bugünkü kadın cinayetinde
bu yasaları geçiren hükümetin
ve bunu teşvik eden kadın derneklerin de günahı vardı.


Yapılması gereken aileyi güçlendirmekti... hasta bünyeyi tedavi etmekti...

Bir tarafı suçlu ilan edip ezmek değildi...
Yanlıştan geç olmadan dönülmelidir...

Bir an önce toplumun temel taşı olan aile yapımızı
güçlendirici önlemler almanın yollarını araştırmalıyız.

Sorunu çözmek için feminal veya masküler önlemler değil insani önlemler almalıyız.


Tekrar emanet şuurunu vermeliyiz. Islah etmeliyiz...

Yoksa sorunlarımız
ailenin tamamen yok olması ve
ailesiz topluma evrilmeyekadar bizi götürür.


Böyle  bir toplum artık ayakta kalır mı bilemeyiz...

Batılı unsurların
yaratmak istedikleri budur zaten...

Bakmayın feminist örgütlere
onlar Avrupa birliğinin verdiği
yığınla para ile
keyif çatmanın peşinde koşuyorlar..

Batı... bir toplumu çökertmek için
önce aileden başlar


ve ülkemiz üzerinde çok büyük bir psikolojik savaş yapılmaktadır.

Liderlerimiz ve siyasilerimizin
bir an önce uyanmaları gerekir...


İbrahim (0...) 1152235



Emine Bulut cinayetine tek açıdan..ve hep aynı açıdan bakmaya devam edersek...Bundan 20 yıl sonra da aynı şeyleri konuşmaya devam edeceğiz... cinayete değil... cinnetin arka planına odaklanırsak,soruna çözüm getirmiş oluruz..

Bakın Arkadaşlar..!

hiç kimse kendi isteğiyle kadın ve ya erkek olmuyor...
Cinsiyeti belirleyen Allahu teala'dır...Lakin.. fıtrat denende bir olgu vardır...Yaratılan her canlı kendi fıtratında yaşasa... yani kadın, kadın fıtratına uygun olarak yaşasa.... erkek erkek fıtratına uygun olarak yaşasa... eşler arasında hiçbir şekilde sorun çıkmaz... doğada zaten sorun...Dikkat ederseniz hayvanlar aleminde bozulma yok..Bozulma insanlar aleminde yaşanıyor..Çünkü dünyadaki tüm Medya kuruluşları siyonist Yahudilerin ellerinde..Ve maalesefki, bu medya kuruluşlarının, son 30 yıldır...yaptıkları programlarla.. programlarda değindikleri konularla... en büyük hedefleri İNSAN FITRATINI BOZMAKTI..insan fıtratı bozulursa..dünya düzeni bozulacaktı ve onlar istedikleri gibi dünyayı yeniden kendi istek ve Arzuları doğrultusunda dizayn edebileceklerdi...Ve maalesef bunu başardılar.. bugün yaşanan bütün bu şiddet vakalarının arkasında fıtratın bozulması gerçeği yatıyor..insan olarak doğmuş..Fakat fıtratı gereği yaşamayan insanların yaptıkları hataların sonuçlarını Televizyon ekranlarından izlemek zorunda kalıyoruz... 

Birileri, bilerek ve isteyerek... belli bir plan dahilinde... 1990 yılından itibaren Televole kültürünü.."biri bizi düdüklüyor" türünde saçma sapan yarışma programlarını... kadının binlerce insanın karşısında kendisine erkek seçtiği... hatta hatta seçtiği bu erkeklerle günlerce aşk yaşayıp... daha sonra beğenmeyip normal bir şeymiş gibi bir başkasını seçtiği evlenme programlarını... Eşini döven...Eşine ve sevgilisine işkence yapan erkeklerin filmlerini.. filmlerde küçücük çocuklara giydirdikleri kadınsı kıyafetleri.. ve beraberinde tacizi hoş gösteren kıyafetleri.. dayısının karısıyla..hatta hatta dayısıyla aşk yaşayan magazin forever türünde programları..Eşini sevmediği gerekçesiyle, eşinden gizli başkalarıyla aşk yaşayanların..eşini aldatanların sergilendiği dizileri çekerek..Ve bunları Küçük'ten büyüye... 1 yaşından 91 yaşına kadar tüm insanlara izleterek..Önce insanların ahlakını..Sonrada insanların fıtratını bozdular..Bu olay Sadece bizim ülkemizde değil... tüm dünyada bu şekilde organize edildi...Sadece Türk aile yapısı değil...insan neslinin fıtratı bozuldu..

Şimdi ise, Bu tipten, programlara tepkisiz kalıp... Nasıl aile yapımızı bozmalarına müsaade ettiysek.. öylece kadın ve çocuklara uygulanan tacizleri tecavüzleri ve cinayet haberlerini Film izler gibi izlemek zorunda kalıyoruz.. İyi de niye kızıyoruz ki... filmlerde ne izlemek istiyorsak.. aynısını bi fiil yaşıyoruz...Bey dediğimiz ne... beğenmediğimiz ne...

anlayacaanız... ne sıçtılarsa elimize..onu sürüyoruz yüzümüze.. yani medya aracılığı ile..ve çarpık eğitim sistemimizle.. bize ne Öğrettilerse Aynen onu uyguluyoruz...Eeee...öyleyse..çoluğumuzla çocuğumuzla...Tüm aile bireylerimizle ağzı açık ayran delisi gibi izlediğimiz, filmlerde..yarışmalarda..daha doğrusu medyada beğenerek takip ettiğimiz Olaylar gerçekleştiğinde neden...ve kime kızıyoruz..


Buradan üzerine bastıra bastıra söylüyorum.... Türk aile yapısını bozan programları ve Televole kültürünü bu ülkeye Taşıyan Aydın Doğan grubu...ve Acun Ilıcalıdır... Acun Ilıcalı'nın bu ülkeye getirdiği Televole kültürü.. ve "biri bizi düdüklüyor" tarzındaki yarışma programlarında Küçükten büyüğe... çocuktan yaşlıya..herkesin gözü önünde yaşanan edepsizlikler... evlenme programlarında sergilenen ahlaksızlıklar... dizilerde ve filmlerde fütursuzca sergilenen zengin Hayatlar.. bu cinayetlerin... taciz ve tecavüzlerin alt zeminini hazırladı..Düşünsenize bir kadın milyonların önünde kendine erkek seçti.. 20 yaşındaki kızlar Biri Bizi Gözetliyor evinde herkesin gözü önünde Oradaki gençlerle sevişti... anneler.. babalar..ve abiler televizyon ekranlarında kızlarının canlı canlı birileri ile seviştiğini gururlanarak seyretti.. magazin programlarında... çocuk yaştaki ünlülerin, Hayat merdivenlerini daha kolay çıkmak için yetmiş 80 yaşındaki zenginlerin altına yattığı bizlere ballandıra ballandıra öğretildi... kadınında erkeğinde özgür birer birey olduğu..kiminle isterse, canı istediğinde onunla yaşayabileceği..Erkeğin hayatı boyunca... boşanan... hatta hatta başkasıyla flört yaşasa bile eski eşe bakmak zorunda olduğuda bize öğretilen yanlışlar arasındaydı... onlar çektikleri programlarla Bize bunları Öğrettiler... Biz de mal mal seyrettik... Şimdi görüyorum ki sadece seyretmekle kalmamışız... aynı zamanda biz bunları öğrenmiş izde..


Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere... bu programların bizden götürüleri Sadece bu kadarla kalmadı...Bu programları izleyen kadınlar özgürlük istedi...

Ve sağolsun..2012 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız fatma şahin, 6284 sayılı kanuna imza atarak toplum yapımızın altına dinamiti döşedi... o dönemde bu yasayı meclise getirenler... ve bu yasaya destek verenler neyin kafasını yaşıyorlardı anlamış değilim..Bu insanlar, kadınlar üzerinden hükümetin üzerine yürümeye kalkan kadın derneklerini ve feministleri memnun edeceğim derken..Türk aile mefhumunun altını dinamitlemeklemekle kalmadılar...Aile yapımızıda bozdular..Aileler toplum yapısının çekirdeğini oluşturduğu için de... toplum bozuldu..Kadınlara özgürlük verelim derken bokunu çıkarmak dediğimiz şey tam olarak buydu işte..Bu yasaya göre kadının; "Eşim beni dövdü.. ya da eşim beni taciz etti" demesi yeterli.. kadından ispat veya Delil istenmiyor... erkeğin söylediği hiçbir gerekçe ise kabul görmüyor.. Bir erkeğin geleceğini bitirmek..Bu yasayla birlikte.. aile yöneticisi olan erkek kolayca evden uzaklaştırıldı.. Boşanmalarda erkeklerden para söğüşlemek artık kadınlar için bir meslek halini aldı.. bu yasa ile birlikte evliliklerde büyük depremler yaşanacağı görünüp durduğu halde...annesiz ve babasız ortamda büyüyecek olan çocukların ileriki dönemde Devletin başına nasıl Bir tehlike oluşturacağı da göz ardı edildi..o dönemde meclisteki hiç kimse, ya bunun farkına varmadı... ya da bu yasa bilerek ve isteyerek.. ileride Erdoğan'ın elini kolunu bağlamak... ve toplum yapımızı bozmak için hususiyetle çıkartıldı... 

Ancak kadın ahlaken ve ruhen sağlığı yerinde olmayan biriyse ne olacak? 

Bakın... sizi bu yasa çıkartılırken gözden kaçan daha vahim bir şeyden bahsedeceğim.. Gözleriniz açık kalacak..Yıl 2016... Şanlıurfa’da bir Ruhi dengesi bozuk bir kadın “Kocam bana bir senedir tecavüz ediyor... beni zorla hamile bıraktı..” diyerek kocasını şikayet ediyor... olay mahkemeye yansıyor..savcı beyanı çelişkili ve Mesnetsiz bularak davanın reddini talep ediyor... fakat hakim 6284 sayılı kanundan ötürü, çelişkili de olsa kadının beyanı esas alıyor...ve “Kadının beyanı esastır” diyerek kocayı 18 yıl hapse çarptırıyor... Şimdi soruyorum sizlere... resmen karı koca olmanın kendisine tanıdığı hakla eşiyle birlikte olan bir adam 18 yıl hapis yattıktan sonra.. çıkınca, bu kadını öldürür mü.. Öldürmez mi..


Diyeceğim oki..RTÜK'ün kötü çalışması..Ve 6284 sayılı kanun, bu milletin kadınını da.. erkeğini de.. çoluğunu da çocuğunu da zıvanadan çıkardı... evlenmeler azaldı... boşanmalar arttı..

üzerine bastıra bastıra buradan uyarıyorum.. Eşler arasındaki Şiddet davalarında, sadece kadının beyanı esas alınacak olursa, Çok kan dökülür.. iftiraları kaldıramayan eşler, katliam yapmaya başlarlar..Bunun dışında, bir çok erkek evlenmek yerine... evlilik dışı ilişki yaşamayı tercih eder...Evlilik müessesesi denen yapı çöker..Hatta hatta ileriki dönemde buna bağlı olarak, kardeşler dahi, kardeş olduklarını bilmeden, birbirleriyle zina etmeye başlarlar..sonuçmu..? Sonuç, Sosyal hizmetler,yüzbinlerce anasız babasız çocuğa yuva olmak zorunda kalır..Benden söylemesi..Bu türden yasalara imza atmadan önce, gaz ve dedikodu ile hareket eden bu toplumun yapısını dikkate almadılar diyelim...


Kızına 'kocanın izni olmadan bana gelemezsin" diye buyuran Peygamber Efendimizin..


VE...


Züleyhanın iftirasıyla, yedi yıl zindanda kalan hz. yusufun hayat hikayesindendemi ibret almadılar... Hem Müslüman olup hem böyle Mesnetsiz bir yasayı çıkarmak nasıl bir aymazlığı ın tezahürüdür.. anlamış değilim..

Tekraren uyarıyorum.. 2014 yılından önce çıkartılan bütün kanunlar, dikkatle gözden geçirilip... gerekirse iptal edilmelidir... çünkü o dönemde her ne kadar Erdoğan iktidar olsa da... muktedir olan kamudaki.. bürokrasideki.. ve yargıdaki fetöcülerdi... Dolayısıyla Onların yaptığı her yasayı doğru ve olumlu kabul etmek büyük hata olur... bu toplumu dönüşü olmaz bir yola sokar..

Diyeceğim O ki, Emine bulutun kocası tek başına katil değildir.. asıl katiller Televole ve magazin kültürünü Bu ülkenin başına bela eden Aydın Doğan Acun Ilıcalı RTÜK'ün üst personeli.. ve yasa koyuculardır... olaya Bu açıdan bakmadıktan Sonra, konuşulan herşey boş çözümler ise geçici olur... diyeceklerim şimdilik bu kadar..

ŞENAY TEK







ULAŞ İŞ TAKİPÇİLERİ @hiziraciltr1

İST SÖZLEŞMESI yıl 2011yasa 6284.
RUSYA BULGAR HIRVAT vb GIBI TARTIŞILMALI
ALMANYA GIBITopluma uygunhale getrileblr

m.facebook.com/story.php?story_fbid=
1093036277753747&id=100011421559267&_rdr…







İST SÖZLEŞMESİ 6284 SAKINCALARI KONFERANSI   BİRLİK VAKFI


CB BAŞDANIŞMANI SN ŞEREF MALKOÇ  

İST SÖZLEŞMESİ 6284
TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ BASIN AÇIKLAMASI





http://ilkha.com/haber/99691/bmnin-skandal-kadin-raporuna-tepki

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1090080 ziyaretçi (2281477 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc