Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  IYI EVLILIK
 










MÜTHİŞ BİR EVLİLİK NASİHATI!..

Aralıksız çalan kapının zili,

Mübeccel hanımı eski ahşap merdivenlerden hızla aşağı indirmek için zorluyordu.
Fakat yaşlanmıştı artık. Dizlerinin ağrısı artmış, ona ağır hareket etmesini söylüyor gibiydi.

— Geldim, geldim…
— Kim o!
— Benim anneciğim, kızın Neriman

. — Neriman!
Mübeccel Hanım 2 yıl önce gelin etmişti kızını,

iyi bir insandı damadı bir de torunu vardı
. Ne güzel şeydi torun sevgisi

. — Hayırdır kızım ne bu acele peş peşe basıyorsun şu zile.

Gel gel, bakalım içeri,
ver bakayım şu kucağındaki yavrucağı.

—Bıktım artık anne bıktım,
dayanamıyorum.
Dönmeyeceğim o eve bir daha.

—Sakin ol bakalım!
Geç içeriye.
Kapıda konuşulmaz böyle şeyler.

Ben bir çay koyayım ocağa,
hem konuşur hem de bir şeyler yer içeriz.

—Tamam,
anne ben çocuğu yatırayım.

Mübeccel Hanım,
ocağa çay koyarken düşünüyordu;
ne oldu acaba?

Damat bir şey mi yaptı,
deli kız kim bilir neye sinirlendi yine.

—Anlat bakalım kızım hayırdır inşallah.

Nedir seni böyle apar topar bize getiren?

Neriman ağlamaktan şişmiş gözleri ile annesine baktı
tekrar başladı ağlamaya,
hıçkırarak ağlıyor,

“olmuyor anne ben artık o eve dönmeyeceğim”
diye söyleniyordu.

Mübeccel Hanım:

— Ne oldu kızım baştan anlat dedi.

— Ne olacak tartıştık.
Çok sıkıldım tatile gidelim dedim,
“gidemeyiz hanım işlerim çok yoğun,
şimdi izin alamam’’ dedi.

’’Salondaki halı eskidi
zaten koltuklara uymuyor değiştirelim,
haftaya arkadaşlar bize gelecek ayıp olur’’
dedim,

beni eşyalarımla seven benim arkadaşım olamaz dedi.

Deli edecek beni anne,
deli edecek.

Suç bende tabi
Feride gibi alıp getirteceksin halıyı
mecbur kalacak kabullenmeye.

Mübeccel Hanım,
çayları getirmek için mutfağa gittiğinde,

Neriman hâlâ kocası için bir şeyler söyleyip,
bağırıp çağırıyordu.

Mübeccel Hanım, elinde çay tepsisi ile içeri girdi.

—Beni dinlemiyor musun anne?

—Dinlemez olur muyum,
dinliyorum.


Yıllar evvel bende senin gibi
baba evine gitmiş,
anneme ağlayıp zırlamış, dönmeyeceğimi söylemiştim.

—Anneannem ne demişti sana anne?

—Ne diyecek beni bir güzel azarladı,

kolumun altına getirdiğim bohçamı sıkıştırdı
ve

‘’bu evde sana yer yok,

bilirsin ki evden çıkan kız geri dönmez,

hadi bakalım
dön kocanın yanına,
özür dile,
yalvar ki
seni affetsin’’dedi
ve beni adeta kovar gibi kapının önüne koydu.


O zaman çok kızmış,
söylenmiştim anneme,

şimdi hak veriyorum.
İyi ki geri göndermiş beni…

Sonra sen oldun
baban ve ben çok mutlu bir evlilik geçirdik,

kimseye muhtaç etmedi beni,
Allah, onu başımdan eksik etmesin,
ondan razı olsun rabbim.

Ya, işte böyle.

—Ne yani,
şimdi anneannem gibi
sende beni,
geri mi göndereceksin?

—Kızım seninle konuşacağım;

şimdi sana söyleyeceklerimi iyi dinle,

tarih tekerrür etti ve eder de,

sen de bu söylediklerimi kendi evladına söyleyeceksin belki.

Annesi tekrar söze başladı:

— Bak kızım,

biz sana dinini öğrettik,
seni dinini bilen namazını kılan,
güzel ahlaklı çalışkan biri ile evlendirdik.

Evet,
bunlar anne babanın görevleridir
ama biz bu konuda
Allah rızası için hassas davrandık.

Feridun’u baban da,
ben de
çok severiz
hiç saygısızlığını görmedik,
eli açıktır
hem sana hem herkese.
Sana ve çocuğuna bağlıdır.
Size daha iyi imkânlar vermek için,
gece gündüz çalışıyor
sizi kimseye muhtaç etmiyor.
Yediğiniz önünüzde yemediğiniz ardınızda.

Bizim gibi yokluk çekmiyorsunuz.
Çamaşırı çamaşır makinesi, bulaşığı bulaşık makinesi,
halıları halı makinesi yıkıyor.
Ekmek yapma, soba yakma derdiniz yok,
evler kaloriferli,

sana ve senin gibilere
rahatlık batıyor kızım rahatlık.

Seninki düpedüz şımarıklık…

Sen para kazanmadığın için bilmiyorsun,

ekmek artık aslanın ağzında değil, midesinde,
ne yapsın adam başka iş bulmak kolay mı?

Sen kocanı yok tatildi,
yok halıydı diye bunaltırsan,
zaten yorgun geliyor adam,
onu rahat ettirmezsen,

hasta olur
o zaman ne yapacaksın?

Sen sen ol;
Sakın gereksiz şeylerle dünyalıkla,
kocana sıkıntı verme,

eskinin kıymetini bilmeyenin,
yenisi olmaz derler.

Gereksiz istek ve harcamalardan kaçın,
kendini kocanın yerine koy,
bütün gün insanlara laf anlatmak,
yük çekmek kolay değil.
Dırdır eden kadın olma,
hiç kimse, dırdır dinlemek istemez.
Kaldı ki yorgun gelen koca hiç istemez.

Kocanın kılık kıyafetine,
ütüsüne dikkat et;

çünkü erkek dışarıda karısını temsil eder.
Ütüsüz gömlek ve pantolon, ondan önce
seni küçültür.

Sakın sesini kocandan fazla yükseltme,
ondan izinsiz hiçbir şey yapma,
buraya bile gelirken izin almayı ihmal etme.

Kocanı güler yüzlü,
neşeli karşıla.

Sakın arkadaşlarına beyini anlatma,
arkadaşlarını ve arkadaşlarının kocaları hakkında duyduklarını
beyine bahsetme!

Kimse,
bir başkası ile karşılaştırılmaktan hoşlanmaz.

Kendine, kılık kıyafetine özen göster.
Beyini
ana baban da olsa, kimseye şikâyet etme.

Yuva yıkmak kolay ama
yapmak zordur.

Yuvana sahip çık,

evinin hanımı ol,
artık babanın evinde misafir olursun,

senin evin,
yerin kocanın yanıdır.

Kocanı üzersen bizi üzmüş olursun,
bunu unutma.

Bizim rızamızı kazanmak istersen
eve gittiğinde,
beyinden özür dile
olur mu kızım.


Annesi söylediklerini düşünmesi için
çayları doldurmak bahanesi ile Neriman’ı yalnız bıraktı.

Neriman annesinin haklı olduğunu düşünüyordu.

Aslında kocası iyi bir adamdı,
kötü bir alışkanlığı yoktu.
Hiç bir zaman kendisine kötü davranmamış,
hatta olumlu isteklerini yerine getirmeye çalışmıştı.
O kadar da önemli değildi zaten,
halısı uyum sağlamasa da
değiştirilecek kadar eskimemişti.
Başkalarının söyleyecekleri için
huzurunu bozduğuna değer miydi?

Bütün bunları düşünerek dalmıştı Neriman…

Annesi:
—Çocuk uyandı, ağlıyor galiba kızım
bir baksan dedi.

Neriman içerideki odadan çocuğunun üzerini giydirmiş,

kendiside pardösüsünü eşarbını örtünmüş olarak çıktı.

Mübeccel Hanım:
—Hayırdır gidiyor musun kızım dedi.

—Gideyim anne,

galiba sen haklısın,

beyim gelmeden
sevdiği yemekleri hazırlayarak kendimi affettireyim.

—Eh sen bilirsin kızım
haydi selametle git.

Bil ki en doğrusunu yapıyorsun,

işte Müslüman bir hanımefendisi böyle yapar zaten.

Neriman, annesinin elini öpüp,

iki sokak ötedeki kendi evine doğru yola koyuldu.

Mübeccel Hanım,

kızının arkasında uzun uzun bakıp dua etti…

Şimdiki kızlar,

sıkıntı çekmiyor,

sabır göstermiyor

böyle evlilik de yürümüyor.

Evinde sıkılan,

karısına kızan,

kocası ile tartışan,

baba evine koşuyor.

İncir çekirdeğini doldurmayan sebeplerle

boşanıyorlar.

Biz seni sokakta bulmadık

bırak gel kızım

diyen anne baba

sonra çok pişman oluyor

ama olan

çocuklara oluyor.

Evlatlarına

sabırlı olmayı,

yük çekmeyi,

saygı ve sevgiyi

öğretemeyen aileler

sonuçlarına hep birlikte katlanıyor...


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1086408 ziyaretçi (2274258 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc