Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  SON KALE AİLE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 2011 - 6284
 







p




 

Şeref MALKOÇ Kamu Başdenetçisi 

- Kamu Denetçiliği Kurumu


CB BAŞDANIŞMANI(E)
@AvSerefMalkoc

'Çocuklarımızı sapkın anlayışlara karşı eğitmek ve korumak hepimizin vazifesi'


'Çocuklarımızı sapkın anlayışlara karşı eğitmek ve korumak hepimizin vazifesi'

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, zaman zaman bazı kavramlar ve "cinsiyet eşitliği" gibi sloganlar altında birtakım sapkınlıkların gündeme getirildiğini, çocukları bunlara karşı eğitmenin ve korumanın herkesin vazifesi olduğunu söyledi.



2011 AB *İST DA *İSTANBUL ANLAŞMASI         
- RUSYA BULGARİSTAN-HIRVATİSTAN- İPTAL
2014   6284 YASA TBMM KABULU
2019   BOŞANMA   CİNAYET SÜREKLİ ARTIŞI














30.04.2019 01:30 | Son Güncelleme:

Abdullah Doğan   |



02.07.2019

ANKARA Milliyet

Cirit: Pusulamız İstanbul Sözleşmesi

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunca (TİHEK), “Vakit Aile Vakti” sloganıyla düzenlenen “Uluslararası Ailenin Korunması Hakkı Sempozyumu”nda konuştu














“İstanbul Sözleşmesi” olarak anılan “Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Sözleşmesi”ne atıfta bulunan Cirit, “İstanbul Sözleşmesi, biz uygulamacılar bakımından yönümüzü tayin eden bir pusuladır” diye konuştu. Cirit, “Hukuk sistemi ve uygulama bakımından konuya yaklaşıldığında aile hukukundan ceza hukukuna, tazminat davasından boşanma davasına kadar kadına yönelik şiddet ve cinsiyet ayrımcılığı bütünsel bakış açısıyla değerlendirilmelidir” dedi. 

 

 

 

30 Nis 2019 - 



İLKHA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 6284'TÜRKİYE ULAŞ İŞ' ile ilgili görsel sonucu

ABDURRAHİM BARIN ile ilgili görsel sonucu

Abdurrahim BARIN     Hamza TÜRKMEN        Necati  CEYLAN                     Adem ÇEVİK                        

SUg0wbXHhXQ <<<VİDEO

 

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ
‘AİLESİZ TOPLUM PROJESİ’
OLARAK GÖRÜYORUZ”

“İstanbul Sözleşmesi ve uygulamaları; erkek olmayı, aileyi ve çocuk merkezli beraberliği patolojik, hastalıklı bir hal olarak gören ve erkeğe karşı ayrımcılığın, ayrımcılık olarak değerlendirilmeyeceğini açıkça ilan eden bir sözleşmedir” diyen Çevik, şöyle devam etti: “Bu minvalde İstanbul Sözleşmesi’ni; erkeğe zulmederek kadından uzak durmaya, erkek kadın arasında rekabet ilişkisi yaratarak aile içi huzursuzluğu ve boşanmaları körüklemeye, toplumları sapkın ve çocuksuz ilişki modellerine yönlendirip nihai olarak bir nüfus kontrol mekanizması inşa etmeye çalışan emperyalist bir ‘Ailesiz Toplum Projesi’ olarak görüyoruz. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nin; evlilik, aile kurma, çocuk yapma niyeti ile kadına yaklaşan erkekleri çok ağır cezalara çarptırarak evlilikten uzak durmaya zorlamasını reddediyor ve kınıyoruz.” şeklinde konuştu.

6284 sayılı Kanun’un şiddete ve şiddet tehdidine karşı kadının, aile bireylerinin korunması için yasalaştığını fakat uygulamada aileyi zor durumda bırakan bir yasaya dönüştüğünü ifade eden Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Başkanı Av. Necati Ceylan ise “Sözlü bir ifadeden dahi delil aranmadan erkeğe 1 ile 6 ay arasında uzaklaşma veriliyor. 6 ay ailesinden uzaklaşan kişi evini çocuklarını göremiyor. Daha sonra da maalesef kadınlara karşı cinayetlerin arttığını görüyoruz.” dedi. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği olayının vahim değerler taşıdığını söyleyen Haksöz Dergisi yazarlarından Hamza Türkmen, “Amerika’da 1955 yılında yürürlüğe giren Ginseng Skalası saptırmasına dayanılan, evlilik dışı evliliği meşru gören, erkek erkeğe, kadın kadına ilişkiyi meşru gören ve bunu da süreç içerisinde kanunlaştıran bir süreçtir. Bu süreç AB birliğine yansıyor ve AB değerleri haline geliyor. Bu değerlerin anlayışı daha fazla haz daha fazla refah şeklindedir. Oysa bizim sabitelerimiz var” diye konuştu. “AİLE YIKILIRSA TOPLUM ÇÖKER” Toplumun yapı taşı olan aileyi maddenin en küçük hali olan atoma benzeten Türkiye Ulaş-İş Sendikası Başkanı

Abdürrahim Barın,

“Toplumun temeli ailedir. Aile yıkılırsa toplum çöker. Bu sözleşmenin AB tarafından İstanbul’da yapılması düşünülmelidir. AB’nin Bulgaristan, Rusya, Hırvatistan ve bazı ülkelerin uygulamalarını görür görmez değişiklik yaptıklarını gördük. Maddenin en küçük hali atomdur. Bu kadar küçük olan atom parçalandığı zaman 15 kilotonluk bir bomba Hiroşima ve Nagazaki’deki gibi bir anda 200 bin kişiyi öldürebilecek kadar etkili hale geliyor. Aile de böyledir. Eğer aileyi üzerinde bu yasalarla olduğu şekliyle uygularsak toplumumuz kaçınılmaz olarak çökecektir.” dedi.

Kaynak: Nizamettin Aşkın- İLKHA



NzuiCmBMOlk<<<VİDEO





@mgultekin11 tarafından yapılan Twitter paylaşımı: Açık söylüyorum  ETCEP projesi başarıya ulaştığı gün çocuklarınızı tanıyamayacaksınız. Beğenmediğiniz o gelenekleri bile yana yakıla arayacaksınız. Aynen şimdi 70'lerdeki, 80'lerdeki mahallenizi aradığınız gibi. Ama bulamayacaksınız. İş işten geçmiş olacak.
 

Erken evlenmişlerdi... 

2 tane çocukları vardı, 
eşi erken evlilikten ötürü polisler tarafından evinden alındı ve
mahkemede 10 yıl 8 ay ceza verilerek tutuklandı.

Fatma, 2 tane evladıyla bir tek başına kaldı,
çok çabaladı, çok mücadele etti ama başaramadı...
Ayakta kalamadı Fatma, evlatlarına yetemedi, 

çocugu hastanedeydi, 
taşıdığı yüke dayanamayıp pes etti

ve en sonunda canına kıydı Fatma! 

FATMALAR ÖLMESİN!

Erken Evlilik Mağdurlarının 

Sesi Duyulsun Artık...













“Kadına şiddet”i önlemek için yapıldı ama..

. '6284 Sayılı Kanun aile birliğini tehdit ediyor

' “Kadına şiddet” olaylarının önlenmesi amacıyla hayata geçirilen

6284 Sayılı Kanun
'Türk aile yapısına dikkat edilmeden hazırlandığı gerekçesiyle'
eleştiriliyor. 

9.11.2017 16:31:10

“Kadına şiddet” olaylarının önlenmesi amacıyla hayata geçirilen 284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun kadınların herhangi bir şikayeti durumunda erkeklere yönelik "6 aylık uzaklaştırma" cezası vermesi sebebiyle eleştiriliyor. Yeni Akit'ten Faruk Arslan'ın haberine göre 'şiddetin' yaşanmadığı tartışmalarda dahi kadının herhangi bir şikayette bulunması durumunda erkeklere yönelik 6 aylık uzaklaştırma cezaları direkt olarak devreye girmesi tepki çekiyor. Sebebi ise bu ceza sonucunda evinden taşınmak zorunda kalan erkeklerin, öfke patlamaları veya eşleri ile daha büyük tartışmalar yaşamaları. Zira bu gibi durumlar sonucunda çoğu zaman evlilik ya boşanma ile son buluyor. Ya da cinayetlerle sonuçlanan vakalar yaşanabiliyor. 2012'DEN BERİ YÜRÜRLÜKTE AMA... Habere 2012 yılından bu yana yürürlükte olan ancak şiddet olaylarının önüne geçemediği gözlenen kanunun aksine aile birliğini tehdit ettiği düşünülüyor. "KANUNU TÜMDEN REDDETMİYROUZ FAKAT..." Avukat Ali Cahit Polat kanuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Kanunu tümden reddetmiyoruz ancak yol açtığı vahim olaylar ve mağduriyetler bulunuyor. Kanun kapsamında, en ufak şikayetle ilgili olarak dahi delil ve belge aranmaksızın erkek aleyhinde kararlar veriliyor. Erkeğin evden uzaklaştırılma süresi de oldukça uzun bir süre. Kadının şikayeti sonrası darp olsun ya da olmasın erkeğin 1 aydan 6 aya kadar evden uzaklaştırılması öngörülüyor. Avrupa'da bu süre en fazla bir hafta dolayındadır çünkü amaç tartışmış olan tarafları teskin etmektir, ayırmak değil.” " ‘SESİNİ YÜKSELTTİ' YETİYOR" “Şikayetçi olan kadının mahkemeye gitmesine bile gerek yok, polisi araması dahi erkeğin uzaklaştırılması için yetiyor. Kadının ‘bana sesini yükseltti' demesi dahi yeterli bir sebep sayılıyor. Burada darp raporu gibi herhangi bir belge de aranmıyor ve erkeğin görüşüne başvurulmadan karar veriliyor. Şiddet uygulayanın tutuklanması gerekiyorsa tutuklanmalı ama ekonomik şiddet ve psikolojik şiddet tanımları oldukça vahim sonuçlar ortaya doğuruyor. Şu an yılda 120 bin ila 130 bin aralığında evden uzaklaştırılan baba modelleriyle karşılaşıyoruz. ‘Eve yeteri kadar bakmıyor', ‘Bana sesini yükseltti', ‘Evdeki ışığı kapatmadı' gibi oldukça basit nedenlerle evler, 6 ay boyunca babasız kalıyor. Burada bir aile disiplininden bahsedemeyiz. 6284 sayılı kanunun getirisi olarak erkeğin, dolayısıyla babanın itibarsızlaştırılması konuşulması, tartışılması gerekiyor.” Sponsorlu "SUİSTİMALE AÇIK" Avukat Begüm Gürel ise şu değerlendirmelerde bulundu: “Söz konusu yasa uyarınca; kararın hâkim tarafından verilmesi için herhangi bir belge ya da delile ihtiyaç duyulmadığı için, koruyucu tedbir talep eden kişinin kötü niyetli olması halinde kanun maddesi açıkça kötü amaca hizmet etmiş olacak. Kanun, eşinden ayrılma niyeti bulunan eş tarafından da kötü niyetli olarak kullanılabilmektedir. Örneğin şiddete uğrama tehlikesi olmayan eş tarafından diğer eş aleyhine otomatik olarak alınan koruma kararı, eşlerin boşanma davasında haksız yere ‘şiddet uyguladığına dair delil' olarak sunulabilmektedir. Mevcut yasal düzenleme karşısında haklı itirazların netice alması mümkün görünmemektedir. Bu sebeple kötü niyete zemin oluşturan yasal düzenlemeler onarılmak suretiyle yeni düzenlemeler yapılana değin hâkimlere büyük görev düşmektedir. Önleyici tedbir kararının verilebilmesi için kesin delil aranmasa da aleyhinde tedbir kararı verilecek kişinin, mağdura yönelik en azından 6284 sayılı kanunun 2. maddesinde ‘Şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlarda bulunduğunu veya somut olayda böyle bir tehlikenin varlığını gösteren yeterli emarenin bulunduğunun mahkemece tespiti elzemdir' deniliyor.” 2016'NIN KADINA ŞİDDET BİLANÇOSU söz konusu kanunun öngörüldüğü şekilde herhangi bir şikayette dahi direkt olarak uygulanması kadına şiddete ilişkin herhangi iyileşme sağlamadı. Umut Vakfı'nın 2016 yılına ilişkin açıkladığı verilere göre; - Ölümler: 317'si silahlı, toplam 397 kadın cinayete kurban gitti. - Yaralanmalar: Bu cinayet vakalarında 109 kadın ve aile bireyi de yaralandı. - Cinayeti kim işledi? : Kadın cinayetlerinin yüzde 85'ini kocalar, sevgililer, eski kocalar, ayrılmak istenen sevgililer işledi. - İntihar vakaları: Eşini ya da eski eşini, annesini, babasını, eşinin kardeşini öldüren erkeklerin 66'ı ise sonrasında intihar girişiminde bulundu. Bunlardan da, 55'i öldü. EĞİTİM ve MERHAMET Uzmanlar kadına şiddetin eğitim ile aşılacağını ifade ederken, başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere 'toplumun vicdanı' birçok dini oluşumun konuya eğilmesi ve her canlıya karşı 'merhamet' temasının öne çıkarılması gerektiğini söylüyor. https://t24.com.tr/haber/sema-marasli-akpnin-en-buyuk-hatasi-kadina-yonelik-siddet-kanunu-oldu-kadinlara-asiri-haklar-verildi,299259
Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'a uyarı: Aile yapımızı dağıtmaya çalışmayın | yeniakit.com.tr

Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu Başkanı İlknur Birsel’den Aile Bakanı Selçuk’a tepki! | yeniakit.com.tr
Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu Başkanı İlknur Birsel’den Aile Bakanı Selçuk’a tepki!
Found by glonaabot: yeniakit.com.tr, 2019-05-09 13:42:33 (CET)
Murathan Seyitoğlu -  Ankara yeniakit.com.tr... Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu Başkanı İlknur Birsel, "Nafakaya 5 yıl sınır getirilmesi kadınları mağdur eder." diyen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a tepki gösterdi. 

Aile Bakanlığı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bile dinlemiyor!

Türkiye’de aile kurumunun emanet edildiği Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gündeme getirdiği kritik konularda hiç bir adım atmayarak tepkilerin odağı haline geldi.

08 Nisan 2019 Pazartesi 13:30

 

Aile Bakanlığı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bile dinlemiyor!

 yeniakit.com.tr  özel haber

Toplumun temel yapı taşını oluşturan aile kurumunu korumak ve idame ettirmekle görevli olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın son dönemlerde bunun tam tersi bir politika izlemesi büyük tepki çekiyor.

Son dönemlerde belirli çevrelerce organize edilerek medya aracılığıyla aile ve aile yaşantısına karşı saldırılar yapılıyor. Özellikle gençler hedef alınarak toplum içerisinde zina ve şiddet arttırılıp bahaneler üretilerek aile kurumunun temelini sarsmak için ince bir plan işletiliyor. Ancak bu duruma karşı Aile Bakanlığı’nın hiç bir savunma mekanizması geliştirmemesi ise dikkat çekiyor.

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre Türkiye'de her geçen yıl evlenme oranları düşüyor boşanma oranları ise artıyor. Ancak kadına yönelik şiddeti önleme de başarısız olan bakanlık boşanma vakalarının artmasına karşı da yetersizlik gösteriyor.

Erdoğan’ın talimatları yok sayılıyor!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aileyi hedef alan saldırılara karşı attığı adımlar ve verdiği talimatlar da yine Aile Bakanlığı tarafından gözmezden geliniyor.

2018’de AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı’nca düzenlenen "8 Mart Dünya Kadınlar Günü Buluşması"na katılan Başkan Erdoğan, burada yaptığı açıklamada zina ile ilgili adımların atılmasını gerektiğini belirterek"Biz Avrupa Birliği sürecinde, bu bir özeleştiridir; bu konuda bir yanlışımız oldu. Zina ile ilgili düzenlemeyi de yapmak suretiyle tacizler vs. belki de aynı kapsam içinde değerlendirmemiz lazım" demişti.

Cumhurbaşkanının sözlerini kayda değer bulmadılar!

Yine Erdoğan bu yılki “8 Mart Dünya Kadınlar Günü Buluşması“nda yaptığı konuşmada, "Bugüne kadar yaşadığımız onca badireyi sapasağlam atlatabilmemizin en önemli sebeblerinden biri de aile yapımızın gücüdür. Bunun için aile yapımızı sarsmaya yönelik saldırılar altındayız" diyerek tehlikenin boyutuna dikkat çekmişti. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı uyarılar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Bakanı tarafından kayda değer bulunmamış olacakki bu konuda hiç girişimde bulunulmadı.

Çocuklara eşcinsellik aşılanıyor, Bakan suskun!

Öte yandan ailelerin eğitim görmesi için okullara gönderdiği çocuklarına “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi (ETCEP)”adı altında eşcinsel sapkınlığın aşılanması yine Aile Bakanlığı’nı harekete geçirmedi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) gelen tepkiler üzerine geri adım atmış ve skandal uygulamanın sona erdirildiğini duyurmuştu. Ancak Aile Bakanlığı bu konuda açıklama yapma gereği bile duymadı.

Sıla’yı arayan Bakan sessiz!

24 Haziran seçimlerinden hemen sonra Başkan Erdoğan yeni sistemin 100 günlük eylem programını Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Beştepe Millet ve Kongre Merkezi'nde açıkladı.

Erdoğan’ın açıkladığı 100 Günlük İcraat Programı kapsamında Akit'in aylardır gündeme taşıdığı süresiz nafakanın adil bir hale getirileceği ve çocuk icrası ile ilgili yasal düzenlemenin yapılacağı vaad edildi.

Aile kurumunu temelden sarsan TMK 336 ile ayrılan çiftlerin çocuklarının velayeti tek tarafa verilmesi ve tek taraflı velayet uygulamasıyla çocuğun velayetini alamayan ebeveyn, çocuğunu sanki ticari bir malmış gibi ancak “icra” yoluyla ve ücret karşılığında görmesinin 100 Günlük İcraat Programı kapsamında kaldırılacağı belirtildi. Ancak gayrimeşru ilişki yaşadığı oyuncu Ahmet Kural’dan şiddet gördüğünü iddia eden şarkıcı Sıla Gencoğlu’nu arayarak destek veren ve açılan davaya müdahil olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk yine kılını kıpırdartmadı.

100 günlük eylem planında yer alan söz konusu düzenlemelerle ilgili Aile Bakanlığının sessiz kalması kamuoyunun tepkisini çekerken gayri meşru hayat sürenlere sahip çıkılması ise vicdanları yaraladı.

yeniakit.com.tr



Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'a uyarı:

Aile yapımızı dağıtmaya çalışmayın


Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı

Zehra Zümrüt Selçuk’un

“Nafakaya 5 yıl sınır getirilmesi kadınları mağdur eder.”

açıklamasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

Bakan Selçuk’a seslenen Eğitimci-Yazar Ali Erkan Kavaklı,

“Batı’dan ithal edilen kanunlarla

Müslüman Türk toplumunu yok etmeye,

aile yapımızı dağıtmaya çalışmanın bir manası yoktur.” dedi.


13 Mayıs 2019 Pazartesi 19:27

 

Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'a uyarı: Aile yapımızı dağıtmaya çalışmayın

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

Yeniakit.com.tr’ye konuşan Eğitimci-Yazar Ali Erkan Kavaklı, “Süresiz nafaka da ısrar edilmesi en güçlü tarafımız olan ailenin içine bomba koymaktır. Bizim aileyi ayakta tutmamız lazım. Kadını nafakayla öne çıkararak, ona birkaç kuruş vererek ve bir takım avantajlı durumlara getirerek aileyi dinamitlediğimizin farkında olmamız gerekir.” dedi.

“İnancımızda nafaka 3 aydır”

Kadın-erkek eşitliğini savunanların neden nafakayı erkeklere ödetmek istediğini soran Kavaklı, “Hem eşitliği savunacaksın, hem nafakayı erkek ödeyecek diyeceksin. Bu kadın-erkek eşitliği tezine aykırıdır. Biz Müslümanlar kadının çocuğu varsa, doğurur veya belli olur diye 3 aylık nafaka ödemeyi kabul edebiliriz. Bizim inancımız bunu söylüyor. Bunun dışında nafaka ödemeler erkeğe zulmetmekten başka bir şey değildir.” diye konuştu.

“Süresiz nafaka aileyi darmadağın ediyor”

Kavaklı, şahit olduğu bir meseleyi de şöyle anlattı: “Geçenlerde bir benzin istasyonundayken benzin dolduran yaşlı bir adamla sohbetim oldu. Emekli olmuşsunuzdur herhalde, dedim. Emekli olduğunu fakat oğlunun kısa bir evlilik sürecinden sonra boşandığı eşine nafaka ödediğini, kendisinin de çalışarak oğluna destek verdiğini söyledi. İşte bu süresiz nafaka aileyi darmadağın eden bir şeydir.

“Süresiz nafaka ailenin içine bomba koymaktır”

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'a seslenen Kavaklı, şunları sözlerini şöyle sürdürdüi:

Kadın-erkek eşitliğini savunup iş nafakaya geldiğinde ise sadece erkeğe yüklenilmesi pek mantıklı bir durum değildir. Süresiz nafakanın savunulacak, vicdanları rahat ettirecek hiçbir tarafı yoktur. Süresiz nafaka da ısrar edilmesi en güçlü tarafımız olan ailenin içine bomba koymaktır. Ailenin iki tarafın ya da aile fertlerinin karşılıklı fedakârlığı ile ayakta durur. Bir taraf maç başladığında birkaç gol öncelikli başlatılırsa diğer taraf kendini mağdur hisseder ve bu aile düzgün bir şekilde gitmez.

“Bizim aileyi ayakta tutmamız lazım”

Kavaklı, sözlerine şöyle devam etti:

Bizim aileyi ayakta tutmamız lazım. Kadını nafakayla öne çıkararak, ona birkaç kuruş vererek ve bir takım avantajlı durumlara getirerek aileyi dinamitlediğimizin farkında olmamız gerekir. Çocuğun hem anneye hem babaya ihtiyacı var. Boşanmalarda en büyük mağdur çocuktur. Savunmasızdır. Ne annenin ne babanın ne de çocuğun yedeği yoktur. Dolayısıyla bizim aileye vurgu yapmamız gerekir. Öyle bir taraftan alıp öbür tarafa vererek adalet sağladığımızı veya mağduriyet giderdiğimizi düşünmek yanlıştır.

“Sayın bakan kendi geleneğimize, kültürümüze bakmalıdır”

Batı’dan ithal edilen kanunlarla Müslüman Türk toplumunu yok etmeye, aile yapımızı dağıtmaya çalışmanın bir manası yoktur.” diyen Kavaklı, sözlerini şöyle tamamladı:

Bu kanunlar batıdan ithal edildi. Batı’da aile perişandır. Almanya’da, İngiltere’de ve Fransa’da boşanma oranları % 50 yi geçmiştir. Amerika’da bu rakam % 75’tir. Örnek alınan ülkeler hiç iyi örnek değillerdir. Eğer biz geleneğimizden, kültürümüzden, inancımızdan dolayı sahip olduğumuz aile yapısının kıymetini bilmezsek böyle ithal, kendi bünyemize uymayan kanunlarla bunları sürdürürsek sahip olduğumuz serveti imha ederiz. Bu doğru bir anlayış değil. Sayın bakan kendi geleneğimize, kültürümüze bakmalıdır. Nitekim kanunlar yapılırken bir ülkenin gelenek, görenek, adet ve dinleri dikkate alınır. Bu nafaka meselesi sonuca ulaştırılırken bunlar hiç dikkate alınmadı. Gittiler, Avrupa’dan ithal kanunlar getirdiler. Ki Avrupa’nın hali de orta yerdedir.




2 örnek verecem yakin zamandan dindar evli bir bayan sikayeti ve bir erkek şikayeti.


Adam kuzu gibi efendi caliskan bir ahçıydı ic anadoluda uzun zamandır kimseye anlatamadıgim bir derdim var dinlermisin dedi bir akıl verirmisin dedi buyur abi anlat dedim adam 50 yasinda falandı.


Beni 27 senedir evliyim bir oglum bir kızim var ilk iki sene arka arkaya doğdu, ondan sonra 25 senedir elim eline deymedi diyor hanımımin tabi mecazi anlamda diyor.


Inanamadim nasil bir evlilik bu diyerek, kavga dögüs küslük varmı tartisma gecmisten vs. Diye hayir hayatta hic kızmadim bile diyor degil el kaldırmadım diyor, yani birazda kılıbık  mülâyim bir tip evde bile yemeği kendi yapan bir erkek, ahçı olmasi munasebetiyle ev islerindede calıskan, yakisiklıda tipsizde degil tığ gibi adam, namazinda niyazinda günlük kuranını okur herkesin sevdigi iyiliksever fedakar kendi halinde bir zararsız insan, ne zaman kur yapmaya yanaşsan vs hep boyle tersliyor işim var bir suru cocuklarin sorunu var senin aklinda oynasta gibisine bozuyor uzaklasıyor diyor hep bu tip bahanelerle öf pöf cekerek fırca atarak, konusmak istiyorum derdini dinleyim diyorum bir sıkınti yok diyor hep lafi çeviriyor.


Peki dedim yenge dindarmi evet oda dindar kapalı namazini orucunu vs kacirmaz kuran kurslatıni sohbetleri kaçırmaz , peki dinen ona gorevlerini soylemedinmi yaptıginin haram gunah oldugunu seni ikinci bir eşe tesvik ettigi gibisine dini boyutuyla ayet hafislerle vs açikalayaydin, diyorum kuran böyle diyor hadis böyle diyor desin diyor gunah diyorum olsun gunehi boynuma diyor hic umrunda degil diyor.ikinci evlilikle korkut diyorum beni mecbur birakiyorsun diye kiskandır , onuda deniyorum evlenirsen evlen diyor biliyor ben evlenemem yapmam oyle bir sey ona guveniyor galiba diyor. Simdi iki cocugum var evlilik caginda ben nasil evlenim kuma vs getirim.utanirim elaleme karsı diyor, bosansam olmaz bu sebeple diyor. Tam 25 yıldir kardes kardes yasıyorlar, simdi bu garip ne yapsın.Adamda ne sabr varmıs hayret ettim



İkinci örnekte bir medrese egitimi almıs ilahiyat bitirmis kuran kursu hocalığı yapan bayan, bana mesaj atıp soruyor 35 yasina gelmis ve zaten 32 yasinda evlenmis oda arka arkaya hemen ilk iki sene iki cocuk yapmış eşide dindar markette çalışan bir işçi 12 saat hergün calisiyor ayakta eve gelip yemek yiyip biraz hos bes edip oturup ya tv haber izliyor biraz ya kitap okuyor dinlenirken sohbetlesiyorda aileyle isinde gucunde bir adam yani ilgisizde degilmis sohbetlesirmiste ailesiyle hic degil tokat fırca kadina zerre surat bile yapmaz ne önune konsa yer ses etmez bir tip, e gorucu usulu evlenmis gormus begenmis anlasmıs adamda kötü huyda cikmamis klasik dindar profili istr daha belanimi istiyorsun be kadın derdini dinliyor, boylede övuyor kocasıni p3ki sorun ney ? Neden bosanmak istiyorsun babanin evine gitmissin diyorum ? Cevaben sıkıldim sikici geliyor artik cok banal bir hayat diyor alısamadım diyor ? Medrese icazeli ilahiyatta okumus kuran kursu hocaligıda yapmıs bir dindar kadın ?


Tabi kızmadim ikna ettim tatli sert adam daha n3 yapsız o adamada zulmdur bu yaptigin cocuklatinada krndinede zuldür sen hatalisin zamanla alisirsin her evlilikte ilk seneler olur bu arada sogukluk sıkılma vs. Zamanla duygulariniz boyle degiskenlik gostersede sabret yuvani kazanmaya kurtarmaya calıs yikma vebalinden kurtulamazsin gibisine baya uzunca yazıstim ikna etyim gitti barıştı sonra bir cocuklari daha olmus bir sene sonra tekrar bana mesaj attı ALLAH sizden razı olsun hataliydim az kalsin yuvamı yikiyormusum o cahillikle gibisine siz ikna etmeseydiniz hesabı ve tesekkur edip gitti. İki sene sonra baktım yinr mesaj gelmis ben bosandım 6 aydır olmadi yapamadim surduremedim bana is bulabilirmisin calısmam lazim ufak cocugu ben aldim velayeti uzerimde nafakada istemedim baba evine döndüm. Dedim ben is mis bulamam cevrem yok hesabi basimdan savdım uyararak yanlıs yaptıgını gunaha vebale girdigini söylerek, sebepse yine ayni seyler sıkılmıs hanfendi ?



 

Genç intiharların c'ü babasız evlerden,

Evsizlerin ve evden kaçmış çocukların 'ı babasız evlerden.

Davranış bozukluğu olan çocukların 'i babasız evlerden,

Tecavüz ve şiddet suçlusu çocukların 'i babasız evlerden,

Liseyi terk eden çocukların q'i babasız evlerden,

Cezaevindeki genç suçluların 'i babasız evlerden,

Devlet korumasına alınan çocukların p'i babasız evlerden.


Sokaklarda kalan kız çocuklarının 'ı babasız evlerden,

Tecavüze veya şiddete maruz kalan kızların 'i babasız evlerden,

Çocuk yaşta hamile kalan kızlarınq'i babasız evlerden,

İntihar eden genc kızlarınc'ü babasız evlerden,

Davranış bozukluğu gösteren kızların'i babasız evlerden,

genç kundakçıların'ı babasız evlerden,

......

.....

Baba ne işe yarar diye düşünenler için!!!

Babayı evden uzaklaştırıp  Aileyi başıboş bırakan 

İstanbul Sözleşmesi

AilesizToplumProjesi

6284 sayılı yasanın amacını anlayabildiniz mi?


(Hilmi Polat - Eğitimci)

 

LGBT PROJESİ LGBT

meselesi artık bizim mahallenin de meselesi olmuştur.
Genelde biz bu tür meseleleri
kendi mahallemizin dışında gerçekleşen bir olay olarak görmekteyiz.

Hatta bu insanların sekuler zeminde ortaya çıktığını
bizde olmaz diyerek hem acımasızca eleştirmekte
ve hem de dışlamaktayız.

Ama artık muhafazakar ailelerin çocukları arasında da
bu şekilde bir yaşam standardını benimseyenler çıkmaya başladı.

Örneğin bana gelen bir mesajda
muhafazakar bir gazetede yıllarca çalışan ama
şimdi Travesti olan bir LGBT mensubu kişiden örnek verildi.

Mesaj şöyle:
Size mesaj olarak atmamin sebebi
bird3 boyle bir furya var
ak partili lbgt liler falan diye
boyle dindar escinseller lezbiyenler travestuler
orucunu tutan hatta namazini kilan hatta haca giden,
sanki bir proje gibi yayginlasıyor

g3ncler arasindada o sosyal fobili gruplardada
bu tiplere denk geldim
genelde lise universite ogrencisi iken dusuyorlar bu tip kafa karisikliklarini
ne dinlerini birakabiliyorlar
nede bu pis hasletlerinden vagecebiliyorlar,

dininden kopmak istemeyenler

bizo ALLAH boyle yaratti
gayet normal yaratilisimda var diyip
kendini kandirmaya calisiyor

boyle bir inaç şekliyle,
dinle ters dustugunu anlayanlardan
imani zayif olunca
deistlesmis ateistlesmis din dusmani olmus cogunlukla
ama azinlik olarak birde boyle
sagci muhafazakar dindar kalanlarida boyle gruplasıyorlar,

bunda bile bir siyasi kutuplasmalar var
siyasi bir proje gibi destek var.

İstanbul sözleşmesinin belki de karanlık kalan,

gözden ırak kalan kör noktası da aslında bu LGBT konusudur.

Genelde aile meselesine takıldık

ama asıl dünyayı dönüştürmek isteyen güçler
dünyayı cinsiyetsizleştirme ve hatta
LGBT konusunu meşrulaştırma

ve onları üçüncü cins

diye kabul ettirme projesini hayata geçirmeye çalışmaktadırlar.

Bu projenin hayata geçirilmesi
belki de Lut Aleyhisselam'ın kavminin başına gelen afedin
bir şekilde tekrar yaşanmasına da yol açacaktır.

Çünkü Kur'an kıssalarındaki kavimlerin helakı hikayelerinde
her kavmin öne çıkan bir günahı örnek gösterilmekte ve

her kavme o günaha nispeden bir helak cezası verilmektedir.

Konuya tekrar dönersek,
muhafazakar camianın
SEÇİM, GEÇİM VE MEHDİ gibi konular yerine

sosyal meselelere odaklanmaları ve
bu konularda güç birliği yapıp
çözüm üretmeleri gerekir.

Fakat benim bu camiada gördüğüm sorun,
yılların tartışılıp sonuca ulaştırmayan konuların
ısıtılıp ısıtıp tartışılması ve mesailerin bunlara harcanmasıdır.

Bizim dikkatimizi dağıtıcı,
mesaimizi asıl sorundan uzaklaştırıcı bu konuların bile

özellikle birileri tarafından gündeme getirildiğini düşünüyorum.

Acilen
en azından bazı kişilerin
emri bil ma'ruf ve nehyi anil münkeri

öne çıkarıcı bir arayışa yönelmeleri gerekir.

Bu konular ve deizm meseleleri üzerinde
zihni efor sarf edilmeli,

gençlikle hatta kadın sorunlarıyla ilgilenilmelidir.

Bu konuların ana hareket noktası

sosyal medya ve ilgili stk'lardır.

Acilen siyaset,
geçim, rant ve sonu gelmeyen tartışmalardan uyanıp

asıl konuya yoğunlaşmamız gerekir.

Toprak altımızdan kayıyor,

zemini kaybediyoruz.

i. halil er

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
6284 AİLEYİ YIKAN YASA <<TIKLA 

 

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1088264 ziyaretçi (2277920 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc