Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  ERBAKANIN BIR GUNU
 



erbakan - uludağ sözlük

Erbakan Hoca'nın gizli projeleri ve Bayraktar ailesi - Bilgi Deryam
Erbakan'ın gizli Bayraktar ziyareti... - İsomder Ankara İL ...
Facebook İsomder
Ankara İL Başkanlığı


Erdoğan'ın damadı paylaştı: İHA'da Erbakan detayı

Peki, Erbakan Hocanın 1 günü nasıl geçerdi
İbrahim Titiz anlattı;

* Çok önemli bir işi olmazsa
sabah ve yatsı namazlarını mutlaka camide kılardı, Hoca

. * Günde birkaç saat uykusu olurdu.

* Teheccüd namazlarını evde eda edemediği zamanlar büroda kılardı.

* Sabah erkenden Hocamızı kaldırmaya gittiğimde ve kapıyı tıklattığımda bizi “Esselamüaleyküm” diye karşılardı.

* Sabah namazından sonra mutlaka o gün ayın kaçı ise,
mesela ayın 27’si ise Kur’an-ı Kerim’den 27. Cüz’ü okurdu.
Zikrederdi. Bir Evrad (zikirler) kitabı vardı, oradan okurdu.

* Daha sonra kahvaltıya geçerdi.
Kahvaltıda 1 yumurta, domates, peynir, salatalık, zeytin, kızarmış ekmek ve
limonlu çay içerdi.

* Öğle yemeğinde domates çorbasını çok severdi.
Domates çorbasını ben yapardım.
“Bu İbrahim’in havlu bağlama çorbası” derdi, hep.
Mantar çorbasını da severdi.

* Öğle yemeğinden sonra cemaatle namazını kılardı.

* Sonrasında parti ve teşkilat işleri ile meşgul olurdu.

* İkindi namazını da cemaatle kılar ve teşkilat çalışmalarını sürdürürdü.

* Akşam ve yatsı namazlarını da cemaatle kılardı.
Gece de saat 24.00 gibi istirahata çekilirdi.
Fazla uyumazdı. Günde birkaç saat uykusu vardı.


İBRAHİM TİTİZ’DEN ÇOK ÖZEL NOTLAR…

İbrahim Titiz anlatıyor;

* Erbakan Hocamız, Milli Gazete için, “Topçu kuvvetidir” derdi.

* Akıncılar beraat ettiğinde çok sevindi.

“Sakın elinize silah almayın” derdi.
En kritik zamanlarda bile teşkilatı şiddetten uzak tuttu.

* Teşkilat ve parti çalışmalarından fırsat bulup
bir gün bile çocuklarını ellerinden tutup okula götüremedi.

* Ayakkabılarına 4-5 pençe yaptırdığımızı bilirim.
Ayakkabı tamircisi,
ayakkabıların Erbakan Hocamızın ayakkabısı olduğunu öğrendiğinde
bu durumu hep şaşkınlıkla karşılardı.

Hocamız bir gün elinde gömlekler ve ceketle geldi.
“İbrahim bunların yakalarını değiştirelim” dedi.

Yıllarca aynı paltoyu kullandı.
Sonunda Zeynep hanıma söyledik de
öyle bir yeni palto aldırabildik.
İsrafı hiç sevmezdi.

* Yıllarca, oturduğu evin salonu bile yoktu.

* Teşkilat mensuplarına karşı çok dikkatliydi.
Mesela,
bir teşkilat toplantısında,
yoklama sırasında bir teşkilat mensubu yoksa
o ismin karşısına,
“gelmedi” diye yazmazdı.
“Gelemedi” notunu düşerdi.

* Merhume Nermin hanımefendi görüşmek istediği zaman bile
direk Hocamızı aramazdı.
Önce bizi arardı, müsait olup olmadığını öğrenirdi.
Değilse Hocamızı meşgul etmek istemezdi.

“Cihat çalışması bölünmez” derdi.

* Bir gün Hocamız bizden “Başkan” isimli Amerikan filmini istedi,
izlemek için.
Aramadığım yer kalmadı. Sonunda buldum.
Filmi izledikten sonra,

“Devalüasyon olacağını önceden haber alarak
yakınlarının döviz almasını
ve bu yolla zengin olmalarını sağlayan
bir partinin genel başkanının durumunu anlatan bir film.

Bundan daha iyi anlatılamazdı…” demişti.

Yine bir savaş filmini izledikten sonra,
“Gazetecilik nasıl yapılır, öğrenin” derdi.

* Bir gün Hocaya bir evrak geldi.
Turgut Özal o zaman Başbakan.

Bizim Manavgat’ın suyunu Siyonist İsrail’e bir boru hattıyla aktaracaklar.

Projenin adını da, “Ortadoğu’ya Barış Suyu” koymuşlar.
Tamamen kamuflaj.

Hocamız bu bilgiyi alır almaz
ertesi gün hemen bir basın toplantısı ile bu oyunu kamuoyuna duyurdu.

* Kimseyi rencide etmezdi.
Hocayla birlikte 3 kez Türkiye’yi dolaştık.

Bir gün Kars’a gittik.
Başkanlık Divanı’nın bazı üyeleri de var.
Kars İl Başkanımız tutturdu ki,
“İlla bizim evde kalacaksınız, yoksa basarım istifayı.”

Biz de Hoca için daha uygun, istirahat edebileceği bir yer bakıyoruz.
Ama Hoca İl Başkanımızın evini tercih etti.
Ev de küçük bir ev.
Esasen tüm ekibin kalabileceği bir mekân değil
ama Hoca hiçbir memnuniyetsizlik işareti ortaya koymadı,
aksine teşekkür etti...
“Allah razı olsun” dedi.

* Hocanın yıllarca makam aracı olmadı.
Eski bir arabası vardı.
4-5 kişi binince arabanın motoru düşecek diye endişe ederdik.

* “Allah” dediği zaman
sanki vücudumuza 5 bin voltluk elektrik verilir gibi olurdu.
Ne iman… Müthiş bir bağlılık.

Körfez Savaşı sırasında bir büyük gazeteden röportaj yapmaya geldiler.

Röportajın anonsuna
Peygamberimizin adıyla birlikte (S.A.V.)
yazılmasını da talep etti.

Ertesi günkü anonslarda bu ibareyi görmeyince
röportaj vermekten vazgeçti.

NERMİN HANIMEFENDİYE GÜL…
İbrahim Tiziz,
“çok özel” bir bilgiyi de bizlerle paylaştı;

* Hocamız, 1980 askeri darbesinden sonra tutuklanınca
her Perşembe günü eşi Nermin hanımefendiye 7 adet gül yollardı.
Her gün için bir tane gül…

* Nermin hanımefendinin vefat ettiği günü de anlatmak isterim.

Başhekim geldi, “Başınız sağ olsun” dedi.

O günlerde partinin İstanbul İl Kongresi vardı.
Başkanlık Divanı’nın bazı üyeleri,
ailenin bu durumunu göz önünde bulundurarak

İstanbul İl Kongresi’ni ertelemek istedi.

Bu gelişmeyi, Hocaya haber verdim.

“Ne münasebet
o iş başka, bu iş başka” mukabelesinde bulundu.

* Nermin annemizin her sözü geçtiğinde gözleri buğulanırdı, Hocamızın…


ALİ SOYLU’YU ÇOK SEVERDİ

Bir trafik kazası sonucu ebediyete intikal eden
ve Erbakan Hocanın en yakınında bulunan isimlerden
Ali Soylu hakkında bir anekdotu da paylaştı, İbrahim bey.

“Hocamız Ali Soylu’yu çok severdi.

Trafik kazasında vefat haberi geldiğinde bunu kim iletecekti,

Hocamıza İşte en zor iş buydu.
Ben haber veremedim.
Mehmet beye (Karaman),

“Sen Hocanın Özel Kalem Müdürüsün,
sen söyle” dedim.

Sonunda Mehmet Bey bu acı haberi iletti Hocamıza.

Hocamızın ağzından çıkan ilk kelime,

“Fatma…” oldu;

“Fatma babası olmadan yapamaz…”


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1162905 ziyaretçi (2540141 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc