Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  GlaxoSmithKline PULSE
 
GlaxoSmithKline PULSE

Gönüllüsü Şule Kulein

ile Pazar Sohbeti
 
Şule Kulein ve Arkadaşları

Hepinize merhaba.

 

Bugün DigitalTalks Pazar Sohbetleri’nde 

GlaxoSmithKline PULSE

Gönüllüsü Şule Kulein ile birlikteyiz.


Şule merhaba, pazar günü sohbet davetimi kabul etttiğin için teşekkürler. Gana’da umarım havalar güzeldir :) Öncelikle seni tanımayanlar için kısaca kendinden bahsedebilir misin? Kaç yıldır GlaxoSmithKline’da çalışıyorsun? Hangi görevlerde bulundun daha önce? Şu an GlaxoSmithKline’ın global gönüllülük programı PULSE için Gana’da çalışıyorsun. Bu konuda bilgi verebilir misin?

Merhabalar, öncelikle benimle röportaj yapmak istediğin için ben teşekkür ederim Ozan. Benim açımdan oldukça heyecan verici bir durum bu. Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde öğrenciyken yarı zamanlı olarak Pfizer’de, Klinik Araştırmalar Departmanı’nda çalışmaya başladım. Mezuniyetimi takiben de aynı departmanda tam zamanlı olarak çalışmaya devam ettim. 2011 yılında ise GlaxoSmithKline’a (GSK) geçtim. Şu an, GSK Türkiye’deki Kıdemli Klinik Araştırmalar Yöneticisi görevime 6 aylık bir ara vermiş bulunuyorum.

PULSE Gönüllülük Programı, GSK’nın 2009’da uygulamaya başladığı muazzam bir program. Kar amacı gütmeyen organizasyonların, gelişmekte olan ülkelerde sağlık sistemi, eğitim gibi alanlarda çok çeşitli projeleri oluyor. GSK bu projeleri sadece finansal olarak destekleyip uzaktan izlemek yerine, çalışanlarını da 3 ya da 6 ay süreyle, iş ve beyin gücü olarak projelere ödünç veriyor ve hem çalışanın, hem de projenin gelişimini yakından takip ediyor. Bu işbirliğinin, gönüllünün yer aldığı organizasyonun yanı sıra, GSK için de çok değerli sonuçları olduğu kesin. Şahsen, her şirketin altından kalkamayacağı bir sosyal sorumluluk örneği olduğunu düşünüyorum.

Açıkçası, GSK’ya başladığım ve programdan haberdar olduğum andan itibaren başvurmayı kafaya koymuştum. Türkiye’den daha önce bu programa katılan 4 iş arkadaşımın farklı ülkelerde ve projelerde neler başardıklarını dinlediğimde, bunun benim yapmak istediğim ve yapabileceğim bir şey olduğuna karar vermiştim. İşime 6 aylık bir ara verebilmek, müdürümün ve içinde bulunduğum ekibin desteğini gerektiriyordu kuşkusuz. Bu konuda oldukça şanslı olduğumu belirtmeliyim. İlaç Klinik Araştırmalar Müdürü, sevgili müdürüm Filiz Aydın’ın ve sonrasında GSK Türkiye Medikal Direktörü Dr. Yıldıray Tanrıver’in takip ve destekleri çok önemli ve değerliydi.

Gana’ya ne zaman gittin? Kaç ay görev yapacaksın Gana’da? Sorumlulukların nedir?

PULSE programı için başvuran adaylar eğitim ve iş geçmişlerine, daha önce katkıda bulundukları gönüllü projelere ve neden PULSE’a katılmak istediklerine dair yazılı ve sözlü pek çok aşamadan geçerek seçiliyor ve uygun bir proje ile eşleştiriliyorlar. Ben de bu seçim aşamalarını takiben ABD’de Columbia Üniversitesi bünyesindeki The Earth Institute adlı organizasyon ile eşleştirildim.

GSK PULSE Özet

New York’ta geçen iki haftalık oryantasyon / eğitimden sonra, One Million Community Health Workers Campaign adlı projedeki görevime başlamak üzere Temmuz ayının ikinci yarısında Gana’ya geldim. Yaklaşık bir ay başkent Akra’da kaldıktan sonra, ikinci büyük şehir olan Kumasi’ye yerleştim. Yıl sonuna dek burada kalacağım; ancak Gana içinde farklı bölge ve kasabalara ziyaretlerim olacak.

İçinde yer aldığım projenin bir ayağı, tüm Afrika ülkelerinde “Community Health Worker” adı verilen kişilerin haritasını çıkarmayı amaçlıyor. Özellikle kırsal kesimlerde, hastane/klinik gibi sağlık merkezlerine erişimi olmayan insanlara sağlık hizmeti götüren ve çoğu gönüllü olarak çalışan bu kişilerin hangi organizasyonlara bağlı oldukları, hangi bölgelerde çalıştıkları, ne tür hizmetler sundukları gibi sorulara yanıt arıyoruz. Bu proje için Gana’da sabit bir ofis bulunmadığından, Gana’da projeyi şimdilik ben temsil ediyorum. Bu kapsamda gerek sağlık hizmetleri sağlayıcısı olan Ghana Health Service (GHS) ile, gerekse de UNICEF, FHI360, HealthKeepers Network gibi diğer kar amacı gütmeyen organizasyonlarla irtibata geçerek veri topluyorum.

Eminim araştırma fırsatın olmuştur. Bize Gana ile ilgili ne gibi temel bilgiler iletebilirsin? Ülkenin genel metrikleri nedir? Ülkede internetin ve mobilin erişim (penetrasyon) oranları nedir?

Ganalı ÇocuklarGana, Batı Afrika’da yer alan, “gelişmemiş” demek hoşumuza gitmediği için genelde “gelişmekte olan ülkeler” diye adlandırmayı seçtiğimiz ülkelerden biri. Ancak başka Afrika ülkelerine gerek turist, gerekse de benim gibi gönüllü olarak giden arkadaşlarımın anlattıklarına da dayanarak, Gana’da yaşam koşullarının ve olanakların nispeten daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Ekvator’a çok yakın olduğu için gündüz ve gece sürelerinin neredeyse eşit olduğunu ve tropikal iklimin nimeti olan ananas, mango gibi meyvelerden bolca tüketildiğini coğrafya derslerinden hatırlarsınız. İnternette bulunabilecek sayısal verilerle de sizleri sıkmak istemem. Ancak beni şaşırtan ve mutlu eden bir veriyi paylaşmadan geçemeyeceğim: Gana, Afrika ülkeleri içinde fikir özgürlüğünün en çok desteklendiği ülkelerden biri. Basın özgürlüğü sıralamasında 2014 yılında dünyada 27. sırada yer alıyor. Aynı listede Türkiye’nin 154. sırada olması büyük bir sürpriz olmasa gerek.

Asıl konumuz olan dijital mevzulara gelecek olursak; şu an kaldığım misafir evinde internet bağlantısının kesik olduğunu söyleyerek söze başlayabilirim. Buradaki en büyük sorunlardan biri, neredeyse her gün saatler boyunca elektriğin kesilmesi ve bu, internet erişiminin aksamasının da en önemli nedenlerinden biri. Burada çalışanlar bu durumu kişisel bir modem alarak ya da benim yaptığım gibi telefonlarının 3G bağlantısından hotspot ile yararlanarak hallediyorlar. Büyük şehirler haricinde durumu araştırdığımda ise, kırsal kesimlerde internet/telekom kapasitesinin henüz oldukça kısıtlı olduğunu öğrendim (Afrika ülkeleri içinde internet ile tanışan ilk birkaç ülkeden biri olmasına rağmen).

Cep telefonu neredeyse herkeste mevcut; ancak buranın yerlilerinde bizim ülkemizdeki gibi belli akıllı telefonlara çılgıncasına bir merak olduğunu söyleyemem. Bu durum alım gücü ile de ilgili kuşkusuz, fakat buradaki esnafın cebinde iki adet iPhone bulmak mümkün olmayacaktır. Gözlemlediğim kadarıyla Vodafone, Airtel, MTN, Glo gibi mobil telefon hizmeti sağlayıcıları, kapsama alanı sorununu büyük ölçüde çözmüş durumda. Çok ıssız ve kırsal yerler haricinde telefon ve hatta 3G internet verimli olarak kullanılabiliyor.

Burada bulunduğum süre boyunca sadece doğal park gezisi yaptığımız haftasonunda telefonun neredeyse hiç çekmediğini söyleyebilirim. Park en yakın şehre dahi 2,5 saat uzaklıkta olduğundan, bu durum sürpriz olmadı ya da beni çok rahatsız etmedi. Mini safari maceramızın fotoğraflarını paylaşmak da dönüşümüze kaldı.

Şu an yürüttüğünüz proje nasıl gidiyor? Teknolojiyi bu projede nasıl kullanıyorsunuz?

Saha ÇalışmasıGörev aldığım proje, farklı organizasyonlarda ve çoğu kağıt üstünde olan kayıtların bilgisayar ortamına dökülüp tek bir yerde toplanmasını amaçlıyor. Bunun için de paydaşların çevrimiçi bir formu doldurması gerekiyor; daha sonra ülke haritasında kendi verilerini gerçek zamanlı olarak gözlemleyebiliyorlar. Ayrıca, sağlık çalışanlarının mobil teknolojiyi kullanıp kullanmadıkları ve ne amaçla kullandıkları da yanıtını aradığımız sorular arasında. Bu kişilere birer cep telefonu verilerek, örneğin ziyaret ettikleri hane halkıyla ilgili bilgileri çevrimiçi olarak kaydetmeleri ya da gerektiğinde doktor ya da hemşirelerle görüşerek tavsiye almaları sağlanabiliyor.

Bunların yanı sıra, projemizin sosyal medya (FacebookTwitterblog vb) ayağı var, gelişmelerin duyurulması, paydaşlarla iletişim, güncel haberlerin takibi vb konularda aktif olarak kullanılıyor. Ben de gönüllü olduğum sürece hem projeden, hem de Afrika’dan haberler vermek üzere hem projenin hem de GSK’nın bloglarını ve @suleinghana Twitter hesabını kullanıyorum.

Bu süre zarfında Gana’ya adapte olmakta zorlandın mı? Gana ile ilgili DigitalTalks okuyucuları ile neler paylaşmak istersin. Şu an İstanbul’daki hayatından daha farklı bir hayatın var orada… Tahminim kendinle baş başa kalma fırsatın daha fazla olmuştur bu süreçte. Hayat nasıl akıyor orada? İnsanlarla ilgili gözlemlerin nedir? Bizlere tavsiyelerin var mı?

Şule KuleinGana’ya adapte olmakta çok zorlanmadım; yaşadığı yerde lüks aramayan ve yalnız başına olmakla ilgili bir sorunu olmayan biri olduğum için böyle olacağını gelmeden tahmin ediyordum açıkçası. Bence en önemli iki kriter bunlar; gerisi elektriksiz birkaç saat geçirmeye, bir litre sütün 8 lira olmasına ya da sokakta yürürken herkesin size bakmasına alışmaktan ibaret.

Burada oldukça fazla sayıda yabancı (expat) çalışıyor ve özellikle Akra, Kumasi gibi büyük şehirlerde “beyaz insan”a (Ganalı deyimiyle “obroni”) oldukça alışkınlar. Yine de, yolda yürürken dikkat çekmemem mümkün değil ve Ganalılar oldukça arkadaş canlısı insanlar olduklarından, her gün mutlaka birkaç kişi beni yolda durdurup günümün nasıl geçtiğini, nereden geldiğimi soruyor ve arkadaş olmak istediklerini söylüyor. Buraya gelmeden önce Gana ile ilgili biraz kitap karıştırdığım için bunlar bana olağan geliyor; zira tüm rehberler “Ganalılarla tanışmanın kolay olduğu, ancak onları gerçekten tanımanın zaman istediği” konusunda hemfikirler… Yaşadığı şehirde ya da turist olarak gittiği ülkelerde sokakta yürürken kimsenin umursamadığı, garipsemediği, ilginç bulmadığı biri için, Afrika’da bulunmak çok enteresan bir deneyim. Dikkatlerin bu denli üzerinizde toplandığı bir yer daha bulmak çok zor.

Buraya gelecek birine tavsiyem, çok tepkili olmaması olurdu. Bir Avrupa ülkesinde, hatta Türkiye’de “laf atma” olarak algılanabilecek davranışlar burada günlük hayatın bir parçası ve bu, bir kişinin değiştirebileceği bir şey değil. Burada taksiler, sırf boş oldukları için yanınızdan geçerken size korna çalar, bundan kişisel bir rahatsızlık duymamalısınız. Ganalıların çıkardıkları ıslığa benzer bir “thssss” sesi vardır; bunu size laf atmak ya da rahatsız etmek için değil, sadece ilginizi çekmek için yaptıklarını aklınızda bulundurmalısınız. Garsonlara ya da kendi arkadaşlarına da aynı şekilde seslendiklerini gözlemleyeceksiniz zaten. 2 dakika önce size adını söyleyen birinin size ayaküstü evlenme teklifi etmesi gibi durumlara gülüp geçebildiğiniz takdirde, burada zaman geçirmekle ilgili bir sorununuz olmayacaktır.

Şule gerçekten bu değerli projede görev alman ve yaptıklarınız eminim birçok kuruma ve kişiye ilham verecektir. Paylaşmak istediğin bir şey var mı bizimle?

Teşekkür ediyorum; umarım benim için olduğu kadar proje için de yararlı olacaktır burada bulunmam. Maceramın geri kalanını @suleinghana Twitter hesabımdan takip edebilir ve her tür öneri ya da sorunuz için bana suleinghana@gmail.com adresimden ulaşabilirsiniz. Tüm DigitalTalks okurlarına Afrika’dan sevgiler!

Şule çok teşekkürler paylaşımların için. İstanbul’a gelince yine seninle sohbet edelim mutlaka. Eminim çok konu birikecektir bu sürede. Gana’ya sevgiler.

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1088253 ziyaretçi (2277742 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc