Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İÇİN KOŞANLARIN YERİ***
  GÜNEŞ KÖYÜ. ÇELIK ERENGEZGIN. YÜKSEK MIMAR
 
GÜNEŞ. KÖYÜ. HAKKINDA. HERŞEY 2 “Değerli dostlar, Aşağıda; farklı platformlarda oluşan paylaşım ve sorgulamalarda ortaya çıkan tereddütlerin ve soruların bir kısmına yanıt vermeye çalıştım.. Ve bu yolun yolcuları olmayı göze alacak olan herkesle paylaşmak istedim..” GÜNEŞ KÖYÜ ADINA BEKLENTİLER ve ÖNERİLER.. 7 Şubat 2017 1- Bu köye yerleşenler halihazırdaki tüm yaşantısını terk ederek mi gelecekler ? Bir mühendis, eczacı, ticaret yapan vs... Öyle bir ön şart düşünülemez.. Böylesi keskin dönüşleri dayatmak veya, iyi bir temenni olsa da, parayı ortadan kaldırmak gibi radikal “ön koşullar” önermek, bu projeyi başlamadan bitirmek olur.. Her aileye uygun bir adaptasyon süresi verebilmek ve süreci göze almak gerekir.. Peşin kurallara değil, topluca alınması gereken kararlara imkân sağlamak gerekir. Sağlıklı bir başlangıç, bir iki yıl içinde kendi çekim alanını yaratacak ve yeni katılımlar sağlayacaktır.. Öncelikle, değerli hanımefendilerle bir konsensus oluşturarak işe başlanmasında yarar görüyorum.. Onların gönüllü olarak dahil olmayacağı böyle bir yaşam, hayâl bile edilemez !.. 2- Her ne kadar kendi kendine yeteceğini düşünsek de, mecburi ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağız? Bir emekli maaşımız ya da hazırda bir kira gelirimiz yoksa, örneğin bebek bezini nasıl alacağız? Orada yaşamak, inzivaya çekilmek değildir. Ayrıca orasının dağın başında bir köy olması da zorunlu değildir.. Yani postacının haftada bir geleceği bir köyden bahsetmiyoruz.. Bu bir Güneş Mahallesi de olabilir. Uygun bir arsada üç beş kafadar ailenin bir araya gelmesi ile de başlayabilir.. Yani kentin hemen kıyısında da yer alabilir.. Böylece, mevcut vahşi kentlerimize de en sağlıklı büyüme stratejisini örnekleme şansı verir.. 03-93-KENTSEL DÖNÜŞÜM 18 Aralık 2011 başlıklı yazımı okuyunuz lütfen.. 3. Organik beslenerek ve sağlığa zararlı olmayan malzemelerle doğa ile iç içe yaşasak da, maalesef hepimiz, şimdiye kadar yaşadığımız ömrümüzde çoktan zehirlendik. Hepimiz birer diyabet hastası, birer kalp hastası ya da kanser hastası olma adayıyız. Sağlık güvencemizi, sağlık masraflarımızı nasıl karşılayacağız ? Aramızda; sağlık sorunları nedeniyle yatalak olup çalışamayan, üretemeyen, bahçesine bakamayan olursa ne olacak? Kentte yaşarken ne oluyorsa, hangi çareleri buluyorsak öyle olacak. Ama görüldü ki, bu yaşamsal gereksinimlerinizi çok daha sağlıklı ve ucuz, hatta bence bedavaya bile karşılayacaksınız.. Giderek sağlıklı üretim alanları yaratıldıkça, ve sattığınız enerjinin karşılığını da aldıkça, yepyeni gelir kaynaklarına sahip olacaksınız.. Üçte birimiz kadar güneşe sahip olan Almanya bunu beceriyor. Adı da “ikinci emekli maaşı”dır. Bizim neyimiz eksik ?.. Tüm hastalıklar zihinsel kabulle başlar ve defedilir ancak. Böyle bir alanda sürdürülebilecek dingin yaşamın, ( somut örneklere bakarak söylüyorum ) hastalıkları da önleyebileceğine inanıyorum.. Belli bir kapasiteye ulaşılınca da; özel bir sağlık ocağı, hatta yaşlılar ve kimsesiz çocuklar için bakım ve eğitim alanları bile düşünülebilir.. Kentten bir gurup insanı bir açık hava hapishanesine taşımaktan bahsetmiyoruz.. Elbette bu bir adaptasyon sürecidir.. Ama eminim ki, erken kalkan yol alacaktır.. 4. Çocuklarımızın eğitimi ? Tamam köy enstitüsü müfredatı benzeri yaşayarak öğrenme elbette harika ama mevcut sistemde sınavla girilen üniversitelere giriş için yeterli sınav başarısını gösterebilecekler mi ? Maalesef, kendimden biliyorum, yarış atı gibi hazırlanmadan Türkiye’de bilim öğreten üniversitelere girebilmek pek mümkün değil. O üniversitelerde nasıl bir “bilim eğitimi !..” verildiğini 50 yıldır bilenlerdenim.. Üniversite, geçilmek zorunda olan bir tünel değildir.. Adeta, kura çekerek katıldığı mesleğe sahip olduğunu zanneden bir üniversite mezunumuzun % 90 oranda devlet memuru olabilme şansı dışında hiçbir vasfı olamamaktadır.. Maalesef, tüm kapıları yabancı dayatmalara açık bırakılan ve en az 70 yıldır yürütülen, bir; “vasıfsız eleman” politikasının sonuçlarını yaşamaktayız.. Biliyorsunuz; bir aklı evvel çıkıp, “bize orta sınıf eleman lazım.. Dahi çıkmaz aramızdan” diyebiliyor o yüzden.. Zihnen çökertilmiş bir siyasi örnek olarak !.. Farklı bir eğitim adına, ülkemizde de dünyada da hayli olumlu uygulama var.. Bu konuda ÇAY TV’de Gültekin hoca ile yaptığımız programları da izleyin lütfen.. ( www.caresizsiniz.org ) Evet, bir yarış atınabile; düşünmemesi, sadece emre uyması öğretilir.. O yüzden, sadece iyi bir binicisi varsa başarılı olur. İşte bu kısır döngüyü kırmaktır asıl amacımız... Hemen yarın mı ?.. Hayır.. Ama yarın başlarsak, belki hemen öbür gün !.. 5. Meselâ devlet memurları, yakındaki il ya da ilçe merkezinde çalışmaya devam edecek mi? Çalışırken aynı zamanda köy üretimine katkısı olabilecek mi? Daha niceleri var... Elbette çalışabilecek. Kendi ürettiğimiz enerji ile çalışabilen ve ücretsiz ulaşım sağlayacak araçlarımız gün boyu ring seferler yapabilecek.. Hayattan kopmaktan değil, onu anlamlı ve sağlıklı kılmaktan, zenginleştirmekten bahsediyoruz.. Köylerimizi, tüm nüfusun % 8’i kadar kalmasını gelişmek zanneden üstün zekâlıların aksine, kentsel kısır döngüye nefes aldırmaktan, yeniden hayat kazandırmaktan, sağlıklı gelişmekten, yani aslında “hayatta ve ayakta kalabilmek için” tek çaremizden bahsediyoruz.. Üretime herkesin mutlaka katkısı, Allah’ın emri değil. Fikren katkısı ve o işi yapabilecek elemanlara üretim payı vererek iştiraki, yeterli olabilecektir. İnanın; bakkal, manav alışverişinden çok daha ucuza gelecek ve hiç sağlık riski de taşımayacaktır bu alışveriş.. Üretim fazlamız, yıllar sonra değil, hemen ertesi yaz oluşabilecektir üstelik.. “Cepten yemek”, yanlış bir tabir olur.. Kentsel yaşamda, “ömrümüzden yemekte olduğumuzu” unutmamalıyız.. Teorik olarak yaşamsal maliyetin aynı olacağını düşünsek bile, insanca, sağlık ve deprem riski de taşımadan yaşayabiliyor olmanın bedeli ile yan yana koyduğumuzda göreceğimiz tablo, kararımızın doğru olacağıdır.. Bu yaşam tarzını 33 yıl denemiş ve binlerce insanla paylaşmış bir büyüğünüzün bilançosundan bahsediyorum sizlere.. Evet, bu yaşam biçimi, emrivaki ile değil, peyderpey girecektir hayatımıza ve önce bizi ve çocuklarımızı sonra da ülkemizi değiştirecektir. Belki de yıllar sonra, “ülkemizin selâmeti için, bundan böyle tüm yeni yerleşkeler, kendisine yetecek şekilde planlanacaktır !” benzeri, bizleri üçüncü kez şaşırtacak bir gazete haberi ile karşılaşabilecek ve “ÜÇÜNCÜ PİŞMANLIK” başlığı ile bir yazı daha kaleme alacağız.. Belli mi olur ?... Elbette, aklınıza takılan yeni sorularınızı da bekliyor olacağım.. Çünkü, önce bizler yürekten inanmalıyız olması gerekene !.. Yeter ki sorunuz ve talebiniz olsun dünyadan !.. Hak ettiğimiz yaşamın, gökten zembille ineceğine değil, gayretle kazanılacağına inanmalıyız.. Sevgili dostlar, sanırım bir fırsat yaratıp, tüm bu konuları farklı gruplarla ve farklı zamanlarda masaya yatırmakta fayda var.. Tekliflerinize açığım... Uygun zaman aralıklarını organize edelim yeter.. Sevgiler.. Çelik Erengezgin 533-300 44 24 www.erengezgin:net 30 Ocak 2017’de BURSA TV’de, Prof.Dr Erkan Işığıçok ile birlikte yaptığımız söyleşinin linkini de tekraren ekliyorum. Ülkemizin bir özetidir.. https://www.youtube.com/watch?v=9KaKFh9r-vU&feature=youtu.be Bir yol haritası vasfında olan; “BİREYSEL VE ÜLKESEL ÇIKAR YOL” başlıklı uzunca makalemin linkini de ilave ediyorum.. http://erengezgin.net/yazilar/03_enerji_ve_ekoloji/0145_bireysel_ve_ulkesel_cikar_yol.docx
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 965209 ziyaretçi (1984693 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc