Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İÇİN KOŞANLARIN YERİ***
  TAKLİTÇİ ZIHNIYET DEĞİŞMELİ ILERLEMEK GÜÇLÜ -SÖZ SAHIBI OLMAK İÇİN
 



YENİ ARAYİSLAR

Yine Klasik bir Filistin'e destek mitingine katıldım bugün,
adetten olduğu üzere.
Bu sefer tek fark, konunun Filistin değil, Kudüs'ün başkent oluşuydu.
Bunun dışında hiçbir değişiklik görmedim.
Yine hamasi Nutuk'lar vardı,
ilk kıble, miraç, kudüs tarihi ve ecdadın kahramanlıkları üzerine...
Konuşmalar yine gırtlaktan yukarı,
yüksek sesli ve tipik muhalefet dönemi mantığı ile kurulmuş nostaljik cümlelerden müteşekkildi.
Tarih anlayışında en ufak bir değişiklik olmadığı gibi,
On beş yıllık iktidar olmanın farkındalığından bile uzaktı.
Onun için İsrail ve ABD'ye yapılan göndermeler bile
ciddiyetten uzak ve biraz da komik kaçan naralardan müteşekkildi.

Tek ciddiyet, Oray'a gelen kalabalıkların samimiyet ve yürek yangınından ibaretti.

Olay, o insanların öfkelerini haykırıp yine üzgün morallerle evlerine dönmelerinden ibaretti.

Onun için kalabalık, iki buçuk konuşmadan itibaren, beşer onar dağılmaya başladı.

Filistin'den gelen Cunudi'nin amcasının hatırına
konuşmasını sonuna kadar dinleyip her zamanki hayal kırıklığımla evin yolunu tuttum bir kaç tanıdıkla birlikte.

Konuşmacıların bilgiden yoksun fikirleri, umumi efkarın tipik yansımasıydı.
Şanlı tarihle avunurken,
Şu basit gerçeğin hala uzağında yaşamaya devam ediyorlar.

Evet ecdadımız, kılıç kalkanla sayıca kalabalık Ordu'ları çiğneyip geçebiliyordu.
Çünkü imkanlar üç aşağı beş yukarı denkti.

Fatih'in icad ettiği toplarla
Bizans'ı alıp Avrupa'nın göbeğine
Viyana'ya kadar gittik.

Ancak fethin üzerinden
bir asır bile
geçmeden

Uzun menzilli Fransız toplarıyla karşılaşınca
Viyana'dan eli boş döndük (1529).

Ve bir daha da Avrupa'ya üstünlük kuramadık.

O dönüş medeniyetimizin yıkılışına kadar devam etti

ve aynı dengesiz durum halen de devam ediyor.

Aslında Kudüs'ün kapıları düşmana o gün açılmış ve yüz yıllardır kapatılamamıştır.

Çünkü üç kıtada kaybeden bir ümmetin
Kudüs'te
Medine'de,
İstanbul'da,
Kahire'de
Şam'da kazanma şansı yoktu.

Viyana'dan başlayan dönüş,

büyük çöküş ve yıkılmanın ilk işaretiydi.

Kimse anlamadı ama hala anlaşılmış da değil.

Osmanlı'nın bu gerçeği görüp ıslahat yapma gereği duyması
Viyana'dan bir asır sonra başlıyor.

İlk ıslahat,

Osmanlı top çaplarını
Fransız top çaplarına uydurma yeniliğidir

ve bir üstününü yapma

Düşüncesinden uzak bir zihin fakirliğinin ürünüdür.

Fatihin icadını
yetmiş yılda geçen Fransız'ları

taklit etmek de

beş asır sürecek

batı taklitçiliğinin başlangıcıdır.

Osmanlı ulemasındaki geleneksel taklitçiliğin,
yön değiştirmesinin tipik ifadesidir.

Fatih dirilseydi,
kendisiyle övünen bu taklitçi zihinlerin
yüzüne bile tükürmezdi!..

O eski çöküşün sebebi,

aslında düşmanın becerisinden ziyade,

bizdeki bu zihniyet fakirliğidir.

İşin daha da kötüsü,

bu zihniyeti
değiştirmeyi düşünme ihtiyacı duymuyor oluşumuz.


Şimdi o dönem taklitçi medrese anlayışına dönüş Özlem'i

YÖK eliyle fiiliyata geçirilmeye çalışılıyor.

Dahası bu eleştiriyi kim yapsa

ecdada ihanetle
suçlanıp susturuluyor.

15 yıldır iktidarda olduğumuzu anlamayıp,

hala yüz yıllık muhalefet mantığıyla

slogan söylememiz de

bu zihniyetin değişmeyeceğinin başka bir göstergesi.

Çünkü Erdoğan iktidarını içselleştirememiş,

bu yüzden hala rahmetli Erbakan dönemi nostaljilerini,

mağşeri vicdanın sızladığı bu tür günleri
fırsata çevirmek için
gündem yapan bazı zihinlerin

kadim taklitçi tutumlarını sürdürmeleri,

dikkatli gözlerden kaçmamaktadır.

Oysa rahmetli Erbakan'ın
en büyük hasmı
taklitçilik ve taklitçilerdi.

Bu kahrolası taklitçiliğin bize oynadığı oyun,

sanki hiç bitmeden
kılık değiştirerek
devam edecek gibi görünüyor.

Son süreçte Filistin intifadasından yana tavır koyan sayın Bahçeli'den bir cümleyle de olsa söz etmemek de mitingi planlayan dostların Kocaman bir ayıbıydı. İslamcı geleneğin içinde büyümüş biri olarak bu ayıbı sergileyenleri nazikçe kınıyorum. İktidara yön verecek en ufak bir kıvılcım içermeyen ve muhalefet dönemi ezberlerini tekrar etmekten başka bir anlam taşımayan sloganik söylemler, bu sözde İslami-modern taklitçiliğin, zihin altımızda bir ur gibi durduğunun habercisidir.

Oysa ben bu gün şu içerikte mesajlar da duymak isterdim:

Sayın Cumhur başkanım,

başlattığınız yerli silah sanayiini
Can'la başla destekliyoruz.

Fakat yol uzun,
Zaman kısa,
imkanlarınız kısıtlı.

Onun için küçük yatırımları bir süreliğine erteleyerek

kıtalar arası füze teknolojisine ağırlık veriniz.

Biz bu ümmetin fedakar çocukları olarak
elimizden gelen katkıyı vermeye hazırız.

Çünkü malının yongasını feda edemeyenler,
canını veremezler.

Kudüs'ü savunmanın yolu bütün coğrafyayı müdafaa edecek bir
güce ulaşmaktan geçer.

Sayın Bahçeli'yle kurduğunuz diyalog ve işbirliğini destekliyoruz.
Bunun daha güçlü birlikteliğe doğru sürmesi için elinizden gelen çabayı gösteriniz.

Bu ülkenin yerli ve dini/milli düşünceye sahip çocuklarını bir araya getirmeden
ümmet bütünlüğünü sağlamak hayalden ibaret kalır.

Ülke bütünlüğünü ve milletin birliğini sağlayacak bir

eğitim ve kültür seferberliği başlatınız.

Alemi islamın lideri olarak görülen bu ülke,

bu döküntü eğitim ve kültür dezeyinden çok daha fazlasına muhtaç ve de layıktır.

Biz bu ülkenin eğitim ve yardım gönüllüleri olarak
gece gündüz çalışacağımıza and içtik.
Yorulduk demeden bir ömür koşmaya hazırız.

Güçlü bir tarih, derin bir stratejik analiz kabiliyeti ve sağlıklı bir gelecek tasavvuruna ihtiyacımız vardır.

Tarihinden habersiz bu gençliğe

ne Filistin'i anlatabiliriz
ne Malazgirt'i.

Dünya siyasetinden habersiz

bu test mahkumu gençliğe

ne ülke ve ümmet stratejisi öğretebiliriz,

ne de geleceğe dair bir hedef gösterip ümit verebiliriz.


Bize hedefler göster ki

biz doğru hedeflere doğru koşalım.

Bizim yerimize sen koşma,
çabuk yorulursun.

Bu milletin/ümmetin sana daha çok ihtiyacı var.

Düşmanın gücünü geçecek bir güç elde etmek için elbirliği ile çalışmalıyız.

Herşeyi devletten bekleyen bir toplum olmak istemiyoruz.

Bizi daha çok çalıştır.

Geri kalmışlığı yenmeden dünya güçlerine dur diyemiyoruz.


Zalimler laftan anlamaz,

laf anlatmaya çalışma.


Haklı olmamız yetmez,

Güçlü olmamız lazım.


Bunun için ne gerekiyorsa

önceliklerimizi belirle ve

onlardan başla.

Sabırsızlanan ümmetin bizi beklediğini

sen de biliyorsun

biz de biliyoruz.

Fazla söze gerek yok reis,

anladın sen bizi...


Diyorum ama

konuşanlar biliyor mu,

emin değilim?


Tuncer Namli
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1088265 ziyaretçi (2277933 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc