Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  KRONOVIRUS 5G BURHANETTİN CAN. PROF DR
 



Prof. Dr. Burhanettin CAN Hocamızın | Yeni Bir İnsan, Yeni Bir ...




…KORONAVİRÜS (Covid -19) SALGINI BİR BİYOLOJİK SALDIRI OLABİLİR Mİ?

Prof. Dr. Burhanettin Can

Bugün bir biyolojik savaştan ziyade ondan daha etkin ve fakat onu kullanarak yürütülen
çok yoğun ve tehlikeli bir psikolojik harekât / savaş vardır.

Oluşturulan bu korku ortamında
birileri,
birileri adına
yeni bir dünya tasavvuru sunmakta,
panik içerisindeki insanları buna hazırlamak istemektedir.

Her geçen gün ortaya atılan iddialar,
Batı ile, özellikle,
ABD ile Çin arasında yapılan suçlamalar,
Batılı ülke yöneticilerin ortaya koyduğu tavırlar,
yaşlıları gözden çıkardıklarına işaret eden konuşmalar,
sürecin sağlam değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu tutum ve tavırlar,
hem kafa karışıklığı meydana getirmekte
hem de arka plânda başka bir senaryonun ya da senaryoların
hayata geçirilmek istendiğine ilişkin şüpheleri de artırmaktadır.

Sosyal hadiseleri, salgın hastalıkları, deprem gibi, kıtlık gibi büyük doğa olaylarını değerlendirirken
genelde iki ihtimal vardır:

• Birincisi; deprem, salgın hastalıklar gibi büyük hadiseler,
Allah’ın insanlığa bir ikazı, uyarısıdır.

Bu bağlamda salgın hastalıklar,
laboratuvar üretimi olmayan doğal bir süreçtir.

• İkincisi ise;
bir ülkenin/devletin/insan unsurunun,
başka bir ülkeyi/devleti/insan unsurunu dize getirmek,
teslim almak, mahvetmek için kullandığı bir biyolojik silahtır.

Dolayısıyla bugünkü biyolojik silah laboratuvarlarda üretilmiştir.

Her iki durumda da hadise,
Allah’ın iradesi ve bilgisi dâhilinde olmaktadır.

Allah’ın her şeyi
bir kanuniyete göre ve hak olarak yarattığına ilişkin
Kur’an’ın şu ayetinin hatırlanmasında fayda vardır:

“Hiç şüphesiz, biz her şeyi bir kader/ölçü/kanuniyet ile yarattık.” (54 Kamer 49)

Şartlar oluştuğunda ilgili kanuniyetler/İlahi sünnet devreye girmektedir:

“İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla,
karada ve denizde fesat ortaya çıktı.
Umulur ki, dönerler diye…
Allah onlara yapmakta olduklarının bir kısmını kendilerine tattırmaktadır… (30 Rum 41- 42)

“Yeryüzünde kibirlendiler ve kötülük tezgâhladılar.
Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp kuşatmaz.
Öncekilerin başına gelenlerden (sünnetinden) başkasını mı bekliyorlar?
Allah’ın yol ve yasasında (sünnetinde) kesinlikle bir değişiklik bulamazsın.
Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm bulamazsın…” (35 Fatır 43-44;
Bak: 17/77; 18/55; 33/38,62; 40/85; 48/23).


Dolayısıyla ister doğal olarak isterse biyolojik saldırı ile olsun
her iki ihtimalde de
Allah’ın farklı bir kanuniyeti devreye girmektedir.

Bu asla unutulmamalıdır.
Bu konu ayrıca ele alınacaktır.

Meydana gelen salgının
doğal mı yoksa bir biyolojik savaş ürünü mü olduğunu anlayabilmek için
yukarıdaki bölümlerde anlatılanların çok iyi anlaşılması;
duygusal, anlık analizlerden, yorumlardan kaçınılması gerekir.

Geleceği daha iyi görebilmek ve bir yol haritası ortaya koyabilmek için
Koronavirüs salgınının aşağıdaki sorular açısından analiz edilmesinde fayda vardır:

• 2002 yılında ABD-Çin arasında yükselen gerilim,
anlaşma ile sonuçlandıktan hemen sonra
Çin’de SARS virüs salgını ortaya çıkmıştır.
Bu bir tesadüf müdür?

Yoksa bir güç ABD-Çin yakınlaşmasını istememiş midir?
Bu güç kim olabilir?

• Koronavirüs salgınından önce
ABD ile Çin arasında beklenmedik bir şekilde yakınlaşma olmuş
ve ticarî bir anlaşma imzalanmıştır.

Bu anlaşmadan kısa bir zaman sonra Koronavirüs salgını önce Çin’de patlak vermiş
ve ardından bütün dünyaya yayılmıştır? (Bu durum tartışılmaktadır.)

Bu bir tesadüf müdür? Yoksa bir güç,
ABD Çin yakınlaşmasını istememiş midir?
Bu güç kim olabilir?

• Çin ile ABD’nin yakınlaşmasını istemeyen
ve Çin’de virüs salgını yapabilecek olan bir güç var mıdır?
Varsa kimdir?

• Çin ve ABD’nin
Koronavirüs salgını nedeniyle birbirini suçlamalarının sebebi, hikmeti nedir,
anlamı nedir?

Çin ile ABD arasında biyolojik savaş üzerinden bir hesaplaşma yaşanıyor olabilir mi?

Yoksa 3. Dünya savaşını çıkarmanın yolları mı aranıyor
ve ülke halkları özellikle, ABD halkı buna razı gelecek bir psikolojiye mi hazırlanıyor?

• Çin’in Wuhan bölgesinin özel bir önemi var mıdır?
Bölgenin stratejik önemi nedir?

• Virüs salgını,
ABD’nin ya da Siyonizm’in
İpek Yolu projesine verdiği bir cevap olabilir mi?

• Dünya hâkimiyet mücadelesi veren
“tek devlet”, “tek hükümet”, “tek para sistemi” ve
“tek değer sistemi” diyenlerin (Siyonizm) öngördükleri gelecek dünya tasavvuru nedir?

Bu virüs salgınından sonra dünya insanlığına önerdikleri yeni yapılanış nedir?

• Tek Dünya devleti kurmak isteyenlerin
Dünyadaki insan nüfusu ile ilgili öngörüleri nelerdir?

Dünya nüfusunu azaltmak istiyorlarsa bunun için neler yaptılar, yapıyorlar ve yapacaklardır?

Bu amaç için salgın hastalıkları kullanıyor olabilirler mi?

• 3. Dünya savaşını çıkararak “Yeni Dünya Düzeni” kurmak isteyenlerin,
Korona virüs salgını ile istedikleri küresel psikolojik ortam oluşmuş mudur?
Oluşmadı ise
oluşturmak için başka ne yapabilirler?

Dünya’ya daha büyük operasyonlar için ilk test mi yapılmıştır?

• 3. Dünya savaşı çıkarmak isteyenlerin ana niyeti
kendilerinin merkezde olduğu yeni bir dünya düzeni kurmaktır.

Bu “Yeni Dünya Düzeni”nin sağlam işleyebilmesi için
Dünya nüfusunun 500 milyonun altına düşmesi gerekmektedir.

O nedenle
3. Dünya savaşını çıkarmanın bir amacı da dünya nüfusunu azaltmaktır.
Hem Koronavirüs salgını ile hem de
üretilecek aşılarla nüfus plânlaması yapılmak isteniyor olabilir mi?

• Aşılar,
GDO’lu ürünler ve
bazı ilaçlarla kısırlık arasında bir ilişki olduğu görülmektedir.

AŞI, GDO’lu ürün üreticilerinin,
ağırlıklı olarak Siyonist küresel sermaye olmuş olması bir tesadüf müdür?

Koronavirüsünün kısırlık yaptığı iddiasını göz önüne alırsak,
bunların koronavirüsü için sunacağı
aşılar,
kısırlık yapabilecek özellikte olabilir mi?

• Başta ABD olmak üzere,
Batı toplumları,
11 Eylül 2001 İkiz Kuleler provokasyonunda olduğu gibi,
yeni bir yapılanmaya razı edilmek mi istenmektedir?

• Çin yönetimi ile Siyonist küresel sermaye
“Yeni Dünya Düzeni” konusunun belli boyutlarında anlaşmış olabilirler mi?
İş birliği içinde midirler?

• Korona Virüs salgını ile birlikte
Dünyanın her tarafında eş zamanlı olarak psikolojik harekât başlatabilecek güç kimdir?

Salgın mı daha büyük psikolojik tahribat yapmıştır;
yoksa bunların yayınları mı daha büyük psikolojik tahribat yapmıştır?

• Eş zamanlı başlatılan bu psikolojik harekât,
daha önceden yapılmış bir hazırlığın sonucu değil midir?

Böyle bir olayın vuku bulabileceği esası üzerinde bir çalışma yapılmış olamaz mı?

Salgın öncesi küresel güç merkezlerinin bir tavrı,
öngörüsü, kamuoyu oluşturması olmuş mudur?

• Salgın sonrası aynı küresel güç merkezlerinin
söylemi, çağrısı, gösterdiği bir hedefi, var mıdır?

İsrailli Siyonist Prof. Harari’nin
2019’da Davos’da kendisi ile yapılan röportajda
ve salgın sonrasında kendisi ile yapılan röportajlarda söyledikleri
ve yazdığı makalelerde ifade ettikleri bu açıdan değerlendirilmesi gerekmez mi?

• Korona Virüs salgını ile birlikte tüm dünyada,
ülkeler adeta kendi içlerine; insanlar da kendi evlerine kapanmak zorunda kaldılar.

Uluslararası ticaret, turizm, hava yolları, yedek parça siparişleri
ciddi bir şekilde olumsuz etkilenmiş, borsalarda çöküş yaşanmış ve
ülkelerde ciddi ekonomik sorunlar ortaya çıkmış ve çıkmaya da devam etmektedir.

Tam bu esnada Dünya Bankasının
1 trilyon Dolar kredi musluklarını açması ile
“Siyon Liderlerinin Protokolleri” arasında bir ilişki var mıdır?

• Korona salgınından kim daha çok zarar gördü,
kim daha çok fayda sağladı
ya da fayda sağlayacak?

Kısa ve uzun vadede kâr ve zarar oranları nasıl gerçekleşecek?

• Bir üst bölümde
çok önceleri yazılmış kitaplarda, çevrilmiş filmlerde,
yapılmış özel toplantılarda ki konuşma ve simülasyonlarda,
Korona Virüs salgınına benzer, hatta eşdeğer konuların işlenmesi ile
bugünkü korona salgını arasında bir ilişki var mıdır?

Bu kitaplar, filimler ve toplantılar, özel bir stratejinin ürünü müdür?

Kitlelerde bir şuur altı mı olgunlaştırılmak istenmiştir?

Bu güç kimdir ve ne yapmak istemektedir?


Soruları daha da artırmak mümkündür.

Bunlar amacımızı açıklamak için yeterli olabilir.

Bütün bu sorulara cevap ararken
istikamet kayması olmaması için
kaostan medet umanların,
dünya hakimiyet mücadelelerinde kaos dönemlerini
bilerek, isteyerek meydana getirdikleri
ya da meydana gelen kaos ortamını kendi menfaatleri istikametlerinde kullanmak isteyecekleri
gerçeğini unutmamız gerekmektedir.

Karar verebilmek için
genel sorulardan daha özel sorular üzerinde yoğunlaşmamız gerekmektedir.

Korona virüs salgınına ilişkin özel sorular:

1. Maryland Fort Detrick’teki
“ABD Ordusu Tıbbi Araştırmalar Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü”nde meydana gelen
sızıntıların mahiyeti nedir?
Sızıntı,
teknik bir arızadan mı
yoksa şuurlu, belli bir amaca ve stratejiye uygun bir sızdırmadan mı kaynaklanmıştır?

2. Sızıntıda korona virüse ilişkin herhangi bir veri yoksa
grip salgını esnasında görülen korana virüsü ABD’ye nasıl ve ne şekilde geldi?

3. Wuhan’daki
7. Askeri Dünya Oyunları’na katılan ABD’li 369 askeri oyuncunun
gittiklerinde ve döndüklerinde bir teste tabı tutulmuşlar mıdır?

Eğer tabî tutulmuşlar ise sonuçları nelerdir?
Tabî tutulmamışlar ise sebebi nedir?

4. Wuhan Biyolojik Araştırma Merkezi’nden dışarıya herhangi bir sızma var mıdır?

5. Wuhan Biyolojik Araştırma Merkezi’nden dışarıya
herhangi bir sızma olmuş ise bu,
kaza olarak mı vuku bulmuştur yoksa kasıtlı bir sızdırma mı söz konusudur?

6. Wuhan Biyolojik Araştırma Merkezi’nden dışarıya olan sızma kaza değilse,
iradî bir sızdırmayı 7. Askeri Dünya Oyunları’na
ve yılbaşı tatiline denk getiren gücün, mekanizmanın ne olduğu önemlidir.

İhtimaller nelerdir:
a. Çin yönetimi,
b. Çin’deki etkin Siyonist mekanizma/Masonluk + MOSSAD,
c. ABD Yönetimi CIA/Pentagon,
d. ‘b ve c’dekiler birlikte, e. ‘a, b, c’ birlikte.
7. “ABD askeri laboratuvarı”,
aynı kentte bulunan “Maryland özel statüye sahip Johns Hopkins Sağlık Güvenliği Merkezi ile birlikte “hayvanlardan insanlara bulaşan koronavirüs ile ilgili bir çalışma yapmışlar mıdır?

8. 18 Ekim 2019'da, New York’ta, Johns Hopkins Sağlık Merkezi, Dünya Sağlık Forumu, Dünya Ekonomik Forumu’nun düzenlediği toplantıda kamuoyuna açıklanmamış özel oturumlarda ki konuşmalar ile salgın arasında bir ilişki kurulabilir mi?

9. İlaç, özellikle aşı endüstrisinin salgınla bağlantısı olup olmadığı
ya da süreçten nasıl yararlanmak isteyeceği?..
Bu bağlamda “Melinda ve Bill Gates Vakfı”nın
İngiltere’deki Korona virüs aşı patenti alan “Pirbright Enstitüsü”ne
fon sağlamış olması nasıl yorumlanmalıdır?

10. Korona Virüs Salgını,
“Dünya Nüfusunu Azaltma Projesi”,
“Dijital Dünya Düzeni Projesi”,
“Tek Devlet-Tek Hükümet-Tek Para Sistemi Projesi”,
“21. Asır ABD Yüzyılı Olacak (PNAC) Projesi”
ve “3. Dünya Savaşı Projesi” ile ilişkili başlatılmış olabilir mi?

Virüs salgını bir kaza sonucu vuku bulmuş ise
meydana gelen kaos ortamından bu proje sahiplerinin nasıl yararlanmak isteyebilirler?

11. Rockefeller Vakfı’na bağlı Global Business Network (GBN) tarafından
25 Mayıs 2010 tarihinde yayınlanmış, ‘Teknoloji ve Uluslararası Kalkınmanın Geleceği İçin Senaryolar’
başlıklı raporda,
geçmiş zaman kipi kullanılarak
2030 yılına kadar olacak gelişmelerle ilgili öngörülenlerin, bugünle bir ilgisi yok mudur?

12. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) yöneticisi Robert Redfield,
ABD Kongre üyesi Harley Rouda’nın sorusunu cevaplarken,

“Gerçekte bu merkez grip hastaları arasında
yeni tip korona virüse yakalananları da tespit etmiştir.”
söylemiş/itiraf etmiş olması,
ABD’de hem grip hem de korona salgınının eş zamanlı başladığını göstermiyor mu?

12. maddede ifade ettiğimiz ABD içindeki bir sorgulama,
ABD içinde Neocon- Siyonist ittifakı ile
Amerikan Milliyetçileri arasında muhtemelen bir iç ihtilafın var olduğunu göstermektedir.

Diğer taraftan da bu durum,
ABD’deki korona virüsünün
Çin Wuhan’daki virüs salgınından daha önce ortaya çıktığını ortaya koymaktadır.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC)’nin
korona virüs vakasını grip salgını ile gölgelemesi, örtmesi düşündürücüdür.

Bu durumda
yukarıdaki 1. Madde üzerinde durmamız ve bir sorgulama yapmamız gerekmektedir.
İster virüs sızsın, isterse sızdırılsın bundan bir güç faydalanmak istemiştir.

Bu,
dünya hâkimiyetini yeniden kurmak isteyen ABD devleti olabileceği gibi
“Tek Dünya devletini savunan”, ABD’de çok etkin ve güçlü olan Siyonist merkez de olabilir.

Dahası her ikisinin ittifakı da olabilir.

Başta Rockefeller Vakfı tarafından 25 Mayıs 2010 tarihinde yayınlanmış,

‘Teknoloji ve Uluslararası Kalkınmanın Geleceği İçin Senaryolar’

olmak üzere tüm öngörüleri/senaryoları, geleceğin dünyası ile ilgili
başta Rockefeller olmak üzere Kissenger, Brezezinski ve Harari gibi Siyonist önderlerin
konuşmalarını masaya yatırıp düşündüğümüzde
ve Korona virüs saldırısı üzerinden başlatılan
Psikolojik harekâtın arkasındaki medya gücünü göz önüne aldığımızda;

“Siyonizm, Dünyaya Wuhan korona salgını üzerinden büyük bir operasyon çekmektedir.” diyebiliriz.

Şu an dünyada
biyolojik, psikolojik, ekonomik ve sosyolojik savaşın
birlikte yürütüldüğü unutulmamalıdır.

Bu da bize;
“(Allah İblis’e)
“Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat,
atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar;
mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaatlerde bulun.

Şeytan,
onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” (17 İsra 64)
ayetini hatırlatmaktadır.

5 G - COVİT  İLŞKİSİ KOMPLOMU





 



 https://eminealtindal.com/2020/04/01/5g-asi-covid19-seytan-ucgeni/
 
===========================================

AZ ÖNCE OKUDUM VE HIC BIR SEKILDE YADIRGAMADIM 
BU KONUYLA ILGILI BILGISI OLAN VARSA KONUŞSUN 
BILGI ALALIM 

WIFI ÖLÜMÜ

60Ghz'de 5G, 
oksijen molekülü ile rezonansa girer ve oksijene, 
insan vücudu için çok daha az kullanılabilir olmasını sağlayan ters bir polarite verir. 

Yüksek konsantrasyonlarda 5G kullanımı,
sokak seviyesinde insanların boğulmasını sağlar. 

Ve daha düşük dozlarda,
bu düşük oksijen alımı ile griple aynı semptomlar olan
grip benzeri semptomlar alırsınız. 

Ancak 5G'nin öldürme şekli çok daha ilginç. 

Vücudumuzun içinde bizi besleyen trilyonlarca parazit organizma vardır 
ve bazıları birçok yararlı işlev yaparak yaşamamıza yardımcı olduğunu söylüyor. 

Ancak bu bakteriler, mantarlar ve parazitler
herhangi bir WIFI mikrodalga radyasyonuna maruz kaldıklarında zarar görürler

ve kendilerini savunmada toksinler üretmeye başlarlar. 

Bu organizmalar hayatta kalmalarını sağlamak için hızla üremeye başlarlar.
Ve böylece hızlı bir şekilde üreyen ve toksinler salgılayan
WIFI mikrodalga radyasyonlarının saldırısı altında
bu iç parazit organizmalarından grip benzeri semptomlar alıyoruz. 

İnsanların biyo-silahlı koronavirüs almadığı gerçek hastalık budur. 

2G'nin kendisine atanan on mikrodalga frekansı vardır,
3G'nin de on vardır, 
4G'nin bazı çakışmalarla beş frekansı vardır,

ancak 5G'nin FCC tarafından atanan 3000 mikrodalga frekansı vardır.

Neden bu kadar çok? 
Yani 5G gerçekten 5G değil 
297G olarak adlandırılmalıdır. 

Çin, Kore, İtalya, İran ve 
kruvaziyer gemilerindeki bu 5G'nin piyasaya sürülmesiyle 
dünyadaki en büyük 5G kullanım konsantrasyonlarına ve 

en büyük hastalık ve ölüm konsantrasyonlarına sahibiz.

İç parazitlerimiz bir madendeki kanaryalar gibidir 
ve bu 5G kullanımından hızla öldürülmektedir.

Bu çok hızlı olduğunda,
vücut artan toksinlerden kurtulamaz ve konakçı (siz) toksemiden ölür. 

İnsan hücrelerimiz birbirine bağlı ve çok daha güçlü bir birliktelik oluşturuyor,
ancak içimizdeki birçok parazitik konakçımız 
içimizde çok daha izole ve bu

WIFI mikrodalga radyasyonlarına karşı çok daha savunmasız. 

Hızla çoğaltarak
ve zarardan korumak için toksinler yaparak hayatta kalmaya çalışırlar, 
ancak faydası yoktur

ve 5G ile ölürler. 
Ve hızlı ölümleri ile vücudumuz (en azından yaşlı ve daha az sağlıklı insan)
toksinler tarafından çok hızlı bir şekilde bunalır 
ve 5G'den düşük oksijen alımının
ve aynı zamanda büyük aşırı popülasyondan kaynaklanan
kombine etkilerinden ölür ve daha sonra içten ölür.

ezici toksemi oluşturan mikropların ve parazitlerin biyokütlesi.

Çinliler Wuhan'daki insanları kilitlediklerinde 
yeni 5G telefonlarına ve internet bağlantılarına döndüler 
ve böylece şehir çok daha fazla 5G WIFI radyasyonuyla dolup taştı

ve çok daha fazla insan hastalandı ve öldü.

Birçok insan, 
daha önce hiç hastalığı olmayan
oksijen eksikliğinden sokak seviyesinde anında hastalandı. 

Büyük 5G 60Ghz mikrodalga radyasyon bulutu,
havadaki oksijenin hayatta kalmak için kritik seviyelerin altına düşmesine neden oldu.

Dün tüm Asya 5G'lerini kapattı
ve iletişim kurmak için sadece
3G ve 4G sistemlerini bıraktı, 

böylece 5G'nin hastalıkların gerçek nedeni olduğunu biliyorlar. 

Bu yüzden akıllı telefonlarınızı kapatın
veya kendinize ve diğer herkese
radyasyon maruziyetini azaltmak için
bunları kullanmanız gerekene kadar bir alüminyum torbaya koyun. 

Başkalarını korumak için ellerinizi yıkamak yerine 
yapmanız gereken gerçek şey budur.

Ve eğer yaşlılarınızı ve büyük ebeveynlerinizi iyileştirirseniz, 
onları özellikle hastanelerde
etrafımızdaki WIFI sinyalleri ile sürekli ışınlanmayacakları
bir Faraday kafesine koyun.

Daha sonra, 
toksemi vücutlarından temizlendikçe hasta vücutları zamanla iyileşebilir.

+ İtalyan doktor Andreano Decarle, 
Çin'den önce 2019'da İtalya'da tuhaf bir şekilde ölümlerin bir anda başladığını söylüyor.

Soruyoruz şimdi : 
5G'ye geçiliyor laflarının hemen ardından
bu salgın haberlerinin çıkması konusunda üniversitelerimiz bir çalışma yaptı mı ? 

5G gibi artık radyo dalgası aşamasından 
mikrodalga skalasına geçen bu ışınım türünün
insan hücreleri ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi nedir ?

Bu konuda araştırma yapması ve toplumu doğru bilgilendirmesi gereken
üniversitelerimiz toplumdan yana mı tavır alacaklar 

yoksa küresel elitlerin önlerine koyduğu
grafik ve rakamları bize bilimsellik diye satacaklar ?

Bu soruyu herkes sormalı. 
Eğer İtalyan doktor soruyorsa 
bizimkiler neden sormuyor bu ani ölümlerin nedenlerini ?

Nedir bu 5G telaşı ? 

Yangından mal kaçırır gibi, 
virüs paniği ile insanlara bir şey mi dayatılmak isteniyor
bunu sormak her bireyin en doğal hakkı

çünkü küresel elitler
senin sağlığın ve korkuların üzerine plan yapıyorsa,
bunu şimdi sormayacaksan daha sonra soracak takatin kalmaz.

Dijital ve çip takılmış bir toplum
küresel zenginlerin işine geliyor olabilir

ama bu senin sağlığınla kumar oynanması üzerine kurulu ise, 
en çok seni ilgilendiren bir durumdur.

İtalyan doktor Andreano Decarle'nin sorduğu ani ölümlerin sebebi nedir ?

5G ile donatılmış İtalya'da 
insan bağışıklık sistemine olan etkisi araştırılacak mı, 

bunun üzerinde düşünen, konuşan uzmanlar olacak mı ?

Yoksa sabahtan akşama kadar 
borsa indeksi gibi vaka sayıları takip edilip
kaygı ve endişe içinde

panik psikolojisine kapılıp düşünme 

yetisi terk mi edilecek ?




5 G. KULLANIM ALANLARI ÎLE. COVIT OLUM ALANLARI ARASINDALI. BAGLANTI. ARASTIRILMALI   Abdullah ÇİFTÇİ
https://www.youtube.com/watch?v=6jPlc4mpsx8
 

$$$$$$€€€€!€$$$$$€€€€€$$$$$€€€€€$$$$$€€€€€£££

? Wuhan'da halk sokaklara döküldü, kendilerine engel olan güvenlik güçlerine karşı direniyorlar çünkü kendilerini öldüren şeyin aslında 5G olduğunu anladılar.https://www.youtube.com/watch?v=aEOsG5cVF1c 

? Avrupa da ve Amerika da durumun farkına varıp bilinçlenen halk 5G direklerini birer birer yıkmaya başladı.https://www.youtube.com/watch?fbclid=IwAR3NdlPg1Tb-k70E1xRuqIJx_jdbXwmCz51yeeANc9ylnEE6QGDhJHhZP1k&v=pamJuRJ2OPs&app=desktop

? İsviçre 5G ye geçişi insan sağlığına verdiği zararlardan ötürü durdurdu.https://www.totaltele.com/504909/Switzerland-pauses-5G-over-health-fears 

? İngiliz uzman açıkladı; İnsanları öldüren şey Corona Virus değil FREKANS SİLAHI.https://www.youtube.com/watch?v=CE2_54Za9Kg 

? '5G oksijenin yapısını değiştiriyor' "5G'nin zararlı etkileri öyle yazılıp çizilmese de bildiğimiz etkileri şunlar. 5G'nin bizatihi oksijen üzerinde ANORMAL etkileri var.

5G yani 60 GHZ enerji oksijen moleküllerince emilebiliyor. İnsan vücudundaki oksijen emilimi ile oynadığımızda acaba bundan olumsuz etkilenecek ilk organımız sizce hangisidir?


? 'Karantina gemilerinde de 5G kullanılıyordu' "Karantina uygulanan gemiler Princess yolcu gemisi firmasının Diamond tipi gemileri. Firma bir basın açıklamasında şu açıklamaları kullanıyor: 'Princess yolcu gemileri yepyeni ümitlerle geri dönüş taahhüdü gereği global filosuna yaptığı 450 milyon dolarlık yatırımın bir devamı niteliğinde.' Firmanın özenerek anlattığı yeniliklerinden birisi de ağ bağlantıları. Yani bu gemilerde 5G teknolojisi kullanılıyor." 


? Virüs/parçacıklar Alfa, Beta, Gama ve Delta frekansında. Taçlanmış parçacık (Corona virüs) 8-13 Herz arası titreşimi var. Yapılan bilimsel çalışmaya göre 3-17 derece arası parçacıklar nemle buluşunca, bulaşıcı olarak zarar vermeye başlıyor. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü 
Qasim Bukhari ve Yusuf Jameel. . 60Ghz'de 5G, oksijen molekülü ile rezonansa girer ve oksijene, insan vücudu için çok daha az kullanılabilir olmasını sağlayan ters bir polarite verir. Yüksek konsantrasyonlarda 5G kullanımı, sokak seviyesinde insanların boğulmasını sağlar. Ve daha düşük dozlarda, bu düşük oksijen alımı ile griple aynı semptomlar olan grip benzeri semptomlar alırsınız.Ancak 5G'nin öldürme şekli çok daha ilginç. Vücudumuzun içinde bizi besleyen trilyonlarca parazit organizma vardır ve bazıları birçok yararlı işlev yaparak yaşamamıza yardımcı olduğunu söylüyor. Ancak bu bakteriler, mantarlar ve parazitler herhangi bir WIFI mikrodalga radyasyonuna maruz kaldıklarında zarar görürler ve kendilerini savunmada toksinler üretmeye başlarlar. Bu organizmalar hayatta kalmalarını sağlamak için hızla üremeye başlarlar. Ve böylece hızlı bir şekilde üreyen ve toksinler salgılayan WIFI mikrodalga radyasyonlarının saldırısı altında bu iç parazit organizmalarından grip benzeri semptomlar alıyoruz. İnsanların biyo-silahlı koronavirüs almadığı gerçek hastalık budur. 2G'nin kendisine atanan on mikrodalga frekansı vardır, 3G'nin de on vardır, 4G'nin bazı çakışmalarla beş frekansı vardır, ancak 5G'nin FCC tarafından atanan 3000 mikrodalga frekansı vardır. Neden bu kadar çok? Yani 5G gerçekten 5G değil 297G olarak adlandırılmalıdır.

Çin, Kore, İtalya, İran ve kruvaziyer gemilerindeki bu 5G'nin piyasaya sürülmesiyle dünyadaki en büyük 5G kullanım etkisine sahip ölüm ve hastalıklara sebebiyet vermektedir... Çinliler Wuhan'daki insanları kilitlediklerinde yeni 5G telefonlarına ve internet bağlantılarına döndüler ve böylece şehir çok daha fazla 5G WIFI radyasyonuyla dolup taştı ve çok daha fazla insan hastalandı ve öldü. Birçok insan, daha önce hiç hastalığı olmayan oksijen eksikliğinden sokak seviyesinde anında hastalandı. Büyük 5G 60Ghz mikrodalga radyasyon bulutu, havadaki oksijenin hayatta kalmak için kritik seviyelerin altına düşmesine neden oldu. 


Dün tüm Asya 5G'lerini kapattı ve iletişim kurmak için sadece 3G ve 4G sistemlerini bıraktı, böylece 5G'nin hastalıkların gerçek nedeni olduğunu biliyorlar, ben bu bilgileri yaklaşık 1 ay kadar önce blogumda paylaşmıştım, şimdi neredeyse herkes öğrendi ve artık sesimizi duyuracak kadar kalabalığız.http://dimitrovtesla.blogspot.com/2020/03/mikrodalgada-coronali-kek-tarifi.html 

? Bu bilgiler ve konuyla ilgili videolar internetten birer birer siliniyor, lütfen izin istemeden mümkün olduğunca paylaşın, çünkü söz konusu olan basit birşey değil İNSAN HAYATI. 

Dimitrov Tesla... 


CON. WUHAN DA. 5G PROTESTOLARI 4 NİSAN  2020I
 

ABD. SAN DIAGO. 5G PROTESTOLARII

|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||~ 

=> KARSI GORUS. <==
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||{{|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||| 

Hasan Bey adım adım gidelim: 

1)İlk video 11 Kasım 2019 yani daha ortada korona virüs yok.

2)İkinci videonun 5g direği olduğu konusunda açıklama yok,
halkın yaktığı belli değil belki de teknik bir arızadan yandı onu da bilmiyoruz. 

3) İsviçre'nin durduğunu iddia ettiğiniz site resmi bir kaynak değil.

4) İngiliz uzman diyorsunuz kadın Amerikan İngilizce'si ile konuşuyor 
artı olarak adı sanı hiçbir şey yok. 
Uzman olduğunu nereden bilelim?

5,6 ve 7. iddialar için kaynak belirtmemişsiniz. 

8. iddia zaten blogspot, ne derece inandırıcı olabilir ki? Kaldı ki orada da çoğu iddia teyitsiz. 5G'nin yüksek frekans değerlerinde çalıştığı doğru fakat bunun insan sağlığı üstünde olumsuz etkisi olduğuna dair bir çalışma, makale vs. yok. Olası riskler zaten belirtiliyor ama korona virüs ile 5g arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu iddia etmek için yoldan geçen birinin bile açıp içini dolduracağı siteleri kanıt göstermek ne bilimsel ne de ahlaki bir yaklaşım olur. Niyetini bilemediğimiz bazı insanlar doğru ve yanlış bilgileri harmanlayarak insanları korkuya sevk ediyor. Resmi ve bilimsel kaynaklara dayanmayan bilgileri yayarak biz de buna ortak olmayalim 0539 7936393 Fatih

||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||

5G tehlikeleri ile ilgili olan yayini dikkatle dinledim. 
Burada anlatilan bircok fikirler, yorumlarin hicbir tanesinin asli be dogru olmadigini siz kardeslerime bilhassa iletmeyi uygun gordum. RF dedigimiz, (radyo frekans) electronic dali, elektronik dalinda diplomasi tecrubesi olan muhendislerin yuzde 98den fazlasinin bile anlamadigi, bilmedigi ve cesitli sebeplerden ileri gelen cekindigi bir konudur. Zira bu hakikaten anlasilmasi kolay olmayan bir daldir. Videoda isimleri gecen prof. Dr. tipi kisilerin, hele bu konuyu hic bilmedikleri ayan beyan belli. Bu konuda yorum yapmak demek, palavra atip zaten bilgisi cok az veya hic olmayan kisileri korkutmak ve kendi menfaatleri icindir. Sizin telefonunuzun 5G uzerinde calismasinin size, insanlara, kuslara, hayvanlara, nebata, bulutlara, uzaya, bahcenize, ucaklara, hicbir zerre zarari yoktur. Sisteminiz 5G uzerinden daha rahat ve suratli bir sekilde calisir. Bunun bircok avantajlari vardir. Videodaki sozum ona yapilan atanmalar, tamamen yalan ve sahtedir. Bilhassa insanlarin, veya genellikle canli varliklarin dikkat etmesi gereken yegane konu sudur: 5G, 4G, radio, TV, vesaire gibi VERICI antenlerinden uzak olmanizdir. Verici antenleri yayin icin, frekans dalgalarini ne kadar uzak mesafeye gondermek isterlerse o kadar guclu verici anteni kullanmalari icap eder. Bu guc, watt veya kilowatt olarak olculur. Mesela, verici 100watt, 500 watt, bin watt gibi degerlendirilir. Bir guclu FM radio istasyonu avaraj olarak burada 50kwattir. En randimanlisi, antende cikis olarak 35kwatt olabilir. Siz bu antenin 100m yakininda olusaniz 20mW kadar bir etki alabilirsiz. Bu gibi guclu antenlerin altinda yazsam kurmak dogru degildir, yarattiklari manyetik alandan oturu. Bu sebepten, bu gibi antenlerin belli bir mesafesi tel orgulerle kapatilmisti ve yasaklamistir. Bu mesafe anton gucuyle ilgilidir. Formul kullanip kafanizi iyice karistirmak istemiyorum su anda. Fakat cep telefonu icin vericisi calisir halde iken, size azami 1mW guc yansimasi (telefonun yuzeyinde anten civarinda) olabilir. Kuleye ne kadar yakinsaniz, bu rakam daha da azalir. Bu bilinen rakamlarin nerdeyse 30 senedir insanlara hic bir zarari olmadigi tekrar tekrar, America, avrupa, japonya, cin ulke alimlerinin yaptiklari testler neticesi kesinlikle ispat edilmistir. Bu kucuk gucun yarattigi manyetik alan dalgasi, sizin beyninize erisinceye kadar sifiri bulur. Bu guc Logoritmik olcuyle her mm icin muazzam miktarda azalir. 5G frekansinin size hicbir sekilde etkisi yoktur, sadece degisik bir bandwidth dir. Eger bir kus bu anten uzerinde oturursa, tabiki bir manyetik alan etkisi hissedebilir, fakat derhal ucup giderler ve hicbirsey olmaz. Huawei sirketiyle ABD arasindaki anlasmazligin 5G ile hicbir ilgisi yoktur, esas sebep telefon chipinin topladigi bilgilere olan itirazdir. Bir nevi casusluk konusudur. Bazi sahtekarlarin bu konudaki raporlarina lutfen inanmayin. Bu konuda, fizikci ve elektronikci kardesiniz veya abiniz olarak 40 kusur senelik kariyerim var. Bu konu benim ihtihsasim icinde bir konudur. Sormak istediginiz bir sey varsa bekliyorum, memnuniyetle sizlere yardimci olurum. Bu yazim Turkce olunca biraz gucluk cektim Sizlere ayrica ingilizce bir makale daha iletecegim. Sevgiler, lutfen sagliginiz icin dikkatli ve Allaha emanet olun. 

Erdin Erginsoy.

NASIL

SONUÇ TÜRKİYE KRİZİ
TEK MERKEZDEN, TEK SES VE TEK YÜREK OLARAK YÖNETMELİ


Bir biyolojik saldırı karşısında alınması gereken tedbirler,
bir uzmanlık işi olup bizim alanımızın dışındadır.

Bu konuda yorum ve değerlendirme yapmak, yol göstermek uzmanların işidir.
Bu alanla ilgili bir şey söylemek uygun olmaz.

Korona Virüs Salgını ile ilgili, başta devlet olmak üzere,
siyasi partiler, STK’lar, Gönüllü Kuruluşlar, Cemaatler
ve Hareketlerin üstlenmesi gereken görev ve sorumluluklar vardır.

Korona Virüs saldırısı,
uzun vadeli, 100 yıllık bir stratejinin yürürlüğe sokulmasının başlangıcıdır.

Bizler politikalarımızı, stratejilerimizi
bu gerçeği göz önüne alarak belirlemeli ve ortaya koymalıyız:

1. Türkiye’de sivil ve asker kökenli çok iyi uzmanların var olduğuna inananlardanız.

O nedenle yapılacak ilk iş,
bu yetenekli uzman heyeti,
fikri ve siyasi görüşü ne olursa olsun, bir araya getirip organize etmek, olmalıdır.

2. Korona virüs salgını küresel bir biyolojik savaş durumudur.
O nedenle korona virüs salgının neden olduğu kriz,
tek merkezden, tek ses ve tek yürek olarak yönetilmelidir.

Bu konudaki kriz masalarında,
biyolojik saldırı ve savunma, psikolojik harekât, sosyolojik savaş ve
halkla ilişkiler konusunda uzman, sivil- asker insan unsuru mutlaka bulunmalıdır.

Ayrıca merkezi kriz masasına bağlı bir Bilim Kurulu oluşturulmalıdır.

Bütün kurullarda
iktidar ve muhalefet partilerini temsil eden birer siyasetçinin olmasında fayda vardır.

Gerek, Merkezi Kriz Masası’nın ve gerekse Bilim Kurulu’nun birer sözcüsü olmalıdır.

Her kafadan bir ses çıkmamalı,
toplumun kafası karıştırılmamalı,
morali bozulmamalıdır.

Kurul üyeleri şahsı düşüncelerini kurullarda açık net olarak ortaya koymalı,
Allah’a, gelecek nesillere ve tarihe karşı sorumlu olduklarını unutmamalıdırlar.

3. Yeni Biyolojik saldırılar gelebilir.

O nedenle Türkiye,
bu krizden ders almalı
biyolojik savunma sistemi varsa, onu güncellemeli ve de kuvvetlendirmeli,
yoksa acilen kurmalıdır.

4. Siyasi partiler, STK, Gönüllü Kuruluşlar, cemaatler, hareketler, kanaat önderleri,
akademisyenler, gazeteciler
bu süreci bir seferberlik hali olarak görmeli,
gerilimi artırıcı dil ve söylemden uzak durmalıdırlar.
Yapacakları her türlü hatırlatma ve önerileri tatlı bir dil ve üslupla yapmalıdırlar.
Herkes sosyal medyayı bu kapsamda dikkatli olarak kullanmalıdır.

5. Hiçbir siyasi yapı, süreçten özel bir menfaat bekleme psikolojisine girmemelidir.

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere
yönetici kadrolar, Parlamento’da olsun ya da olmasın
diğer siyasi partilerin fikirlerini ve görüşlerini almalıdırlar.

Muhalefet partileri öngördükleri çözüm ve tedbirleri,
belli bir nezaket içerisinde yönetime ve kamuoyuna duyurmalıdırlar.

6. Korona virüs salgını ile ilgili tüm dünyada yürütülen
yıkıcı, tahrip edici bir psikolojik harekâtın/savaşın sonucu olarak,
insanlar çok hassaslaşmış ve adeta “panik atak” olmuşlardır.

Bu insanlara mümkün olduğunca, zamanında bilgi vermek;
sade, ümit verici, gerçekçi, şefkatli, dürüst konuşmak,
insanların anlayamayacağı bilgileri vermekten kaçınmak,
sorularına ve sorunlarına açık bir şekilde cevap vermek,
rahatlatıcı ve sakinleştirici etki yapar

. 7. Kriz ile ilgili her türlü müdahalede,
adil, şefkatli olmak, olmazsa olmazdır.

Taraflı davranılıyor, imaj ve intibaı
sürecin yönetilmesinde son derece tahripkâr olur.

Özellikle yönetici kadrolar,
böyle bir imaj ve intiba oluşturmaktan kaçınmalıdırlar.

8. Siyası iktidar,
bu olağanüstü hâl döneminde ihtilaflı konularla ilgili yasal düzenleme yapmamalı,

gerilimin ortaya çıkmasına vesile olacak uygulamalardan kaçınmalıdır

 9. Türkiye’nin öncelikle ele alması gereken,
hatta seferberlik ilan etmesi gereken konu,

yerli ve milli bir aşı sistemi kurmaktır.

Türkiye, bunun için büyük bir seferberlik ilan etmelidir.

Bu, devletin sorumluluğunda gerçekleştirilmelidir.

Türkiye’nin böyle bir insan potansiyeli olduğuna inanıyoruz.

Virüs salgını ile ilgili dışarıdan gelecek aşıların,
kısırlık yaptığına ilişkin çok ciddi iddialar vardır.

Bu nedenle Batı menşeli aşıların
gelecek nesiller üzerinde yapacağı tahribat çok büyük olabilir.

10. Geçmişte stratejik alanlarla ilgili yapılmış
uluslararası düzeydeki tüm özelleştirmeler
yeniden ele alınıp değerlendirilmelidir.

11. Bizim inancımıza, anlayışımıza göre
Türkiye’nin kılcal damarlarına yerleşmiş, uyuyan virüsler, gizli bir el, gizli bir güç vardır.

Her kriz döneminde bunlar,
bağlı oldukları merkezlerden aldıkları emirlerle
krizi derinleştirmekte ve yöneticilerin elini kolunu bağlamakta,
sürekli gayrimemnun üretmektedirler.

FETÖ ve Şehir Üniversitesi operasyonları ile ilgili yazdığımız yazılarda,
İnönü’den Erdoğan’a kadar farklı insan unsurlarının bu konuda söylediklerine bakılabilir.

Bu tehlike dikkate alınmalıdır.


12. Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere
gizli el ve gizli güce dikkat etmelidirler.

Bu dönemde yapabilecekleri en büyük tahribat,
grip ve akciğer hastalıklarından ölenlerin tümünün
korona virüs salgınından dolayı öldüğü, imaj, intiba ve kanaatini oluşturmak olabilir.

Bu nedenle Kriz masasında oto kontrol mekanizması oluşturulmalıdır.

13. Medya kanalları,
karanlık gücün yürüttüğü psikolojik savaşa hizmet edecek yayınlardan kaçınmalı,
moral bozmamalı, moral yükseltmelidir.

Merkezi Kriz Masası bununla ilgili bir yol haritası ortaya koymalıdır.

14. Korona virüs salgını sonrasında
Batı dünyasının inşa ettiği bütün felsefi ve fikri anlayışlar altüst olmuştur.

Liberalizmin söyledikleri, bugün bir anlam ifade etmemektedir.

Kutsadıkları tüketim toplumu,
deizm,
ateizm yaklaşımları iflas etmiştir.

İnsanlar, İtalyan Başbakanının ifadesi ile
“Göktekine” sığınmış,

Müslümanlarla beraber sokaklarda,
caddelerde kılınan namaza bilmedikleri halde iştirak etmişlerdir.

Olmazsa olmaz dedikleri her şey alt üst olmuştur.

Buna da nanometre büyüklüğündeki bir virüs sebep olmuştur.

15. Dünyaya yayılan Korona Virüs salgını (pandemi) ile birlikte
yeni bir dünyayı,
geleceğin dünyasını şekillendirebilmek için
sınırsız ve topyekûn özellikli bir kavga başlamıştır dememiz yanlış olur.

Şiddetlenecektir dememiz daha doğrudur.

Çünkü bu kavga, Hz. Âdem ile İblis arasında başlamış
ve bugüne kadar devam etmiştir;
bundan sonra da devam edecektir.

Bu büyük ve köklü mücadelede
barış dönemleri Resulullah’ın (sas.) ifadesine göre

“geçici dönemlerdir”:

Hz. Muhammed: “Ey insanlar! Sizler sulh ve sukûnet devrindesiniz. …
Öyleyse, gelecekteki mücadeleler için hazırlanın.
Sulh ise yakında miadı dolacak olan bir hazırlanma devresidir.
Karanlık geceler gibi işler karıştığı zaman Kur’an-i Kerim’e sarılınız.
Çünkü o, düşmanlarının yenilmeyen hasmıdır.”

16. Bundan sonra geleceğin dünyasını
ya Allah, Kur’an ve Peygamber yolunda giden Müminler

ya da İblis’in yolunda giden Nemrutlar, Firavunlar, Belamlar ve Tağutlar inşa edecektir.

Bu mücadelenin sonunda geleceğin dünyası ya İblisin ön gördüğü

“Dijital Dünya Düzeni” olacak

ya da Allah’ın insanlara vadettiği
Hak ve Fıtrat Merkezli Adil Dünya Düzeni olacaktır.

Bu, tarafların vereceği mücadeleye bağlıdır.

17. Bundan sonra yapacağımız ana çalışma,
Hak ve Fıtrat Merkezli
Adil Dünya Düzeninin
her sahada teorik temellerini inşa etmektir.

Herkes ve her kesim iş birliği içerisinde bir seferberlik ilan etmek zorundadır.

18. Allah’ın yardımını hak edecek teorik temelleri olan bir çalışma,
gayret, strateji, politika ve kadrolu bir mücadele verirsek
Allah, bize çıkış yollarını gösterecektir:

“Bizim uğrumuzda cihad edenlere, biz şüphesiz onlara yollarımızı gösteririz.
Gerçek şu ki Allah, ihsan edenlerle beraberdir.” (29 Ankebut 69)

Hak ettiğimiz takdirde,
Allah görünmez orduları ile birlikte bize yardım edecektir:

“Ey iman edenler; Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın.
Hani size ordular gelmişti; böylece biz de onların üzerine,
bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik.
Allah, yapmakta olduklarınızı görendir.” (33 Ahzab 9)


19. Biyolojik savaş üzerinden
Allah’a ve insanlığa savaş açanlar,
kendi kurdukları tuzağa düşeceklerdir:

“Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular.
Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa,
Allah katında onlara hazırlanmış düzen, bir tuzak vardır…”(14 İbrahim 46)

20. Hiç şüpheniz olmasın ki;
“Ey millet/önde gelenler,
sizin için benden başka bir tanrı/ilah olduğunu bilmiyorum.
Ey Hâmân, çamurun üstünde bir ateş yak da,
bana yüksekçe bir kule inşa et, bel ki Musa'nın ilahına çıkarım.” (28 Kasas 38)

diyen Firavun’un sonu ile

“…Tanrı insanın paçalarından tutup
onun ilerlemesini,
güç elde etmesini engelleyen bir sanıydı.
Biz Tanrı’ya karşı sorumluluklarımızı reddederek 200 yıldır dünyanın efendisi olduk.”

…Bu aşamadan sonra,
hâlâ dünyanın patronu olmak için
Tanrı’yı ve O’na karşı sorumluluklarımızı reddetmek yetmeyecek:

Bundan sonra Tanrı’dan geriye kalan hayaleti/hortlağı da yok etmeliyiz.
Vurmamız gereken hedef, ahlâktır…

"…Askerî ve ekonomik olarak vazgeçilmez olan yoksullar yerine,
kendi çıkarları için hareket eden 20. yüzyıl elitleri,
21. yüzyılda üçüncü sınıf insanları taşıyan vagonları (her ne kadar acımasız olsa da)
tamamen geride bırakmak ve sadece birinci sınıfla geleceğe doğru ilerlemek istiyorlar…
” diyen Wendy Brown’un
sözcülüğünü yaptığı zalimlerin/
“20. yüzyıl elitlerinin”(!) sonu,

“Bulutların üstündeki Tanrının akıllı tasarımı değil,
bizim akıllı tasarımımız ve bulutlarımızın akıllı tasarımı.
“Tanrı olmak istemek değil, Tanrı olmak istememektir ahlâksızlık…

” “…Askerî ve ekonomik olarak vazgeçilmez olan yoksulları korumak yerine
kendi çıkarları için hareket eden 20. yüzyıl elitleri, 21.
yüzyılda üçüncü sınıf insanları(gereksizleri) taşıyan vagonları (her ne kadar acımasız olsa da)
tamamen geride bırakmak ve sadece birinci sınıfla geleceğe doğru ilerlemek istiyor.»(30) diyen

Harari’nin sözcülüğünü yaptığı zalimlerin/
“20. yüzyıl elitlerinin”(!) sonu, "

…Dünya, ıskarta insan, (işsiz) tüketilmiş mal ve eşyanın çöpleri ile doldu.

Modernite için,
bir varlık olan insanın ıskartaya (çöpe) dönüşmesi ile
eşyanın çöpe dönüşmesi aynıdır.

Atık insanlar hız kesmeden çoğalıp muazzam miktarlara ulaşırken
gezegendeki çöp alanları ve atığı geri dönüşüme sokacak araçlar giderek azalmakta.

’ Bundan sonra gündemimiz,
‘atık insanların ve insani atıkların tasfiyesi’dir.”
diyen Zygmunt Bauman’ın sözcülüğünü yaptığı zalimlerin/
“20. yüzyıl elitlerinin” (!) sonu aynı olacaktır

 21. Unutmayın Allah’ın vaadî haktır ve Allah seri hesap sorandır:

“[De ki: «Düzen kurmada (karşılık vermede) Allah daha hızlıdır.
Şüphesiz, bizim elçilerimiz, sizin 'geliştirmekte olduğunuz düzenleri' yazmaktadırlar.»
” (10 Yunus 21).

“Onlar ise bir düzen kurdular.
Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu.»
Allah, düzen kurucuların en hayırlısıdır.” (3 Al-i İmran 54)


22. Küresel zalimler,
biyolojik savaş üzerinden tüm insanlığa bir tuzak kurup
yeni bir düzen inşa etmek istemektedirler.

Allah kötü hesap yapanların hesaplarını bozacak,
kurdukları ve kurmak istedikleri tuzakları,
geçmişteki zalim, müstağni, mütekebbir, müfsid, Nemrut, Firavun, Belâm gibi
tüm yönetici ve toplulukların başlarına geçirdiği gibi
bugünkülerin de başına geçirecektir:

“İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla,
karada ve denizde fesat ortaya çıktı.
Umulur ki, dönerler diye,
Allah onlara yapmakta olduklarının bir kısmını kendilerine tattırmaktadır.
De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın,
böylece daha öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görün.
Onların çoğu müşrik olanlardı…” (30 Rum 41-42)


23. O nedenle bugün iman etmiş olanlar;
Firavun ve askerlerinin suda boğulması ve her şeylerinin yerle bir edilmesini (7 Araf 136-137);

Nuh kavminin tufanla yok edilmesini (7 Araf, 59-64);

Lût kavminin yerin dibine geçirilmesini,
üzerlerine azap sağanağı gönderilmesini,
korkunç bir çığlıkla yakalanmalarını,
üzerlerine işaretlenmiş taş yağdırılmasını (7 Araf, 84; 11 Hud, 82; 15 Hicr, 73-74);

Sebe kavmine Arim Seli gönderilmesini (34 Sebe, 16-19);

Fil Ashabı’na kuşlar aracılığıyla taş atılmasını (105 Fil 1-5);

Antakya halkının çığlıkla yakalanmasını (36 Yasin, 29);

Şuayb kavminin dayanılmaz bir sarsıntı, dayanılmaz bir sesle yok edilmesini (7 Araf 91; 11 Hud, 94);

Semud kavminin dayanılmaz bir sarsıntı, bir sesle helak edilmesini (7Araf, 67-78; 15 Hicr, 83);

Hud kavminin kulakları patlatan bir kasırga,
dayanılmaz bir sesle yok edilmesini (23 Muminun, 41; 41Fussilet, 16)

asla unutmamalı ve üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli,
rtelememeli bir ve bütün olarak hareket etmelidirler.

“Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın.

Dağılıp ayrılmayın.

Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın.

Hani siz düşmanlar idiniz.

O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı

ve siz Onun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız.

Yine siz,

tam ateş çukurunun kıyısındayken,

oradan sizi kurtardı.

Umulur ki hidayete erersiniz diye,

Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar.” (3 Al-i İmran 103. Ayet)


HENÜZ VAKİT VARKEN,

YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR.




(Devamı Var)

https://www.facebook.com/100001462291477/posts/2890636857661696/?d=n TurkiyeAileMeclisi.org AileHaklari.org https://chat.whatsapp.com/ErOC5yb5OeQG9ITC8b6z6P


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1190061 ziyaretçi (2633210 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc
Bu web sitesi Łcretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
‹cretsiz kaydol