Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  EKREM ŞAMA ERDOĞAN
 




 

@ekremsama ‏ 

Tarih meraklısı, okumayı yazmayı sever, cinaslı şiir çalışmaları var, Çanakkale sevdalısı

İstanbul/Türkiye • ekremsama.com
































 






Şimdi AKP'lerdeki en büyük algı
Erbakan Hocanın strateji icabı
Erdoğan'a karşı olduğu
aslında gizliden desteklediğidir.

Bunu bir örnek vererek açıklayalım o zaman.

Erdoğan'ın gerek Beyoğlu İlçe ve İl Başkanlığı ile ,
gerekse İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı döneminde
tam 17 yıl yardımcılığını yapmış olan
EKREM ŞAMA HOCA AÇIKLAMIŞTI.

Demişti ki,

"Erdoğan
Belediye Başkanı olduktan sonra
çevresini emekli askerler,
yabancı Büyükelçiler ve
elit iş adamları sarmaya başladı. 

Ve Erdoğan'ın bize karşı olan
tavırları değişmeye başladı.

Yanına yardımcısı olarak
bir tek ben izinsiz girebilirken

ben bile randevusuz giremiyor ve

bana bile 15 gün sonrasına
randevu veriyor ve
yüzüme bakmadan kısa keserek
görüşmeyi bitiriyordu.

28 şubat sürecinde Erbakan Hoca
MGK toplantılarında
dayatma kararlara imza atmamıştı

ve ben ve Erdoğan YİK üyesi olduğumuz için
o sıralar Parti Merkezindeki toplantılar
hararetli geçmiş ve erken çıkmıştım

. Bir kaç gün sonrası ise
İstanbul'da bir Kongre yapılmış ve

Erdoğan 28 şubat kararları için
Erbakan Hocanın imza attığını söylemiş

--bende kendimi tutamamış ve yerimden fırlayarak

---yalan söyleme demiştim.


Erdoğan bana ,
Ekrem Şama Bey,
Ankara'daki toplantılarda siz çıktıktan sonra
NELER OLDU NELER diyerek geçiştirmişti.

Ayrıca Erdoğan'ın
İstanbul Belediye Başkanlığı için
ilk seçimlerde adaylığına
--Erbakan Hoca şiddetle karşı çıkmıştı.


--Fakat tabana söz geçirememişti.

Çünkü Refah Partisi tabanı
Erdoğan ile İstanbul'un alınacağına ve
İstanbul sayesinde Tüm
Türkiye'de başarı kazanılacağına inanmıştı.

Ve Erbakan Hoca yalnız kalmış,
tabanın baskısı sonucu
KERHEN DE OLSA
--PEKİ O ZAMAN,
İNŞALLAH BEN YANILIRIM

gibilerinden demiş ve
Erdoğan'ın adaylığını
istemeye istemeye kabul etmişti.

Ve Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı
olduktan sonrada kendisine
U dönüşü yasaktır
trafik levhası hediye etmişti


.". EKREM ŞAMA HOCA
BİZZAT BUNLARI AÇIKLAMIŞTIR.
EĞER YANILIYORSAM HOCAM İLE
FACEDEN ARKADAŞIZ
LÜTFEN HATAM VAR İSE DÜZELTSİN.


Erdoğan’ın eski yol arkadaşı: Başbakan olması için fon toplandı, hapse girmesi düzmeceydi, Arınç ve Gül ettiğini buluyor

 

"Türk ordusu İsrailli komutanın emrine girecek"

 
- A +

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1984 yılından, Refah Partisi’nin 1998 yılında kapatılmasına kadar yardımcılığını yapan Saadet Partisi İdare Kurulu üyesi ve Milli Gazete yazarı Ekrem Şama, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı döneminde Başbakan olması için fon toplandığını söyledi. Erdoğan’ın hapse girmesinin ‘düzmece’ olduğuna değinen Şama, Bülent Arınç ve Abdullah Gül için ise, “Ettiklerini buluyorlar” ifadelerini kullandı.

Özgür Düşünce gazetesinden Hüseyin Keleş’in sorularını yanıtlayan Ekrem Şama’nın sözleri şöyle:

-İsrail’le anlaşma epeyce ses getirdi. Genelde o ses geçmişteki sözlere bakılarak olumsuz oldu. Şaşırdınız mı böyle bir mutabakata?

Hayır şaşırmadım. Çünkü Milli Görüş'ü bölmek istedikleri zaman, bunu bölebilecek bir adam aradılar. Aradıkları adam Tayyip Erdoğan'dır. Görüşmeler oldu, anlaşmalar oldu kendi aralarında. Sonrasında cesaret madalyaları, ABD'ye gitmeler, Yahudi Lobisi ile içli dışlı olmalar… Yani bir mutabakata varıldı. 3 maddesi vardı. Bunlar, ‘İsrail'in menfaatinin önündeki engellerin kaldırılması, ABD'nin Ortadoğu'da yapacağı operasyonlara yardımcı olmak ve İslam'ı, sivri yönlerini törpüleyerek yeniden yorumlamak.' Bu 3 madde üzerine 14 yıldır çalışılıyor. Tabii ki arada Yahudi'ye, Siyonist'e, BM'ye vuracak ama arkada hiçbir zaman onların menfaatine aykırı bir şey yapmayacak. Artık bir yere bağlamak lazımdı bunu ve gittiler anlaşmayı yaptılar. Bu anlaşmayı da Filistinlileri alet ederek yaptılar. Neydi alet ettikleri şey. Bir santral kurulacak bir hastane yapılacak birkaç gemi de malzeme gönderecek, hepsi bundan ibaret. Arkada derin menfaatler var.

“One minute’i kapıda tamir etti”

-14 yıllık bir süreçten bahsettiniz. Bu süreçteki One Minute'i nasıl değerlendirmek lazım?

Ben Tayyip Erdoğan'ı en iyi tanıyan insanım. 17 yıl bizzat yardımcılığını yaptım, mali işlerini yürüttüm. Çok fevri hareketleri olabilecek bir insan. Orada da sinirlerine hâkim olamayarak ani bir çıkış yaptı. Ama hemen kapıya çıkar çıkmaz, ‘Sözlerim sadece moderatöredir' dedi. Zaten çıkarken ona dediler ki, ‘Ne yaptın, bunu tamir etmen lazım.' O da onu tamir etti ama yandaş medya bunu kamufle ederek, One Minute'i büyük bir kahramanlık olarak sundular.

“16-17 yıl yardımcılığını yaptım”

-‘Erdoğan’ı en iyi tanıyan benim' dediniz. Hangi yıllar arasında beraber çalıştınız?

1984'te İstanbul il teşkilatı kurulmasından itibaren onun mali işler yardımcısı oldum. Refah Partisi kapatılana kadar… 16-17 senedir. Bu süreçte hem belediyede hem teşkilatta beraber çalıştık.

-İsrail’le anlaşmanın ekonomiye getirisinin büyük olacağı söyleniyor?

60 küsur İslam ülkesi var. Bunlarla ekonomi konunda irtibatların geliştirildiğini düşünün; D8'nin D16, D32 olduğunu düşünün… Oradaki ekonomik menfaatlerin yanında İsrail'inki devede kulak kalır. Bu, tamamen İsrail'le ilişkileri normalleştirme ve geliştirmenin bir perdesi ve kandırmacasıdır.

“Acaba İHH için derin bağlantı mı kuruldu?”

-İHH’ya ‘Bana mı sordunuz' dedi Erdoğan. Bunu nasıl okumak gerek?

Acaba alttan derin bir bağlantı mı kuruldu? Bülent Yıldırım daha sonra bir özür diledi çünkü. Şüphelerim var, alttan bir bağlantıyla al gülüm ver gülüm mü yapıldı? İHH olarak söylüyorum, Bülent'in kendisine böyle bir şey yükleyemem.

-Erdoğan 3 yıl önce ‘Biz izin verdik' demişti Mavi Marmara için?

En iyi ben tanıdığıma göre, bu kurgulanmamış, ani bir refleksti. Büyük bir gaf yaptı. Şimdi de bunu kamufle etmenin yıllarını arayacaktır. Tıpkı İsrail'e One Minute dediğindeki gibi…

“AK Parti 14 yıldır İsrail meselesinde ikili oynuyor”

-Vekillerin son anda inmesi meselesi var?

O gemide çok yakın tanıdıklarım, hatta akrabalarım da vardı. Abdurrahman Dilipak da bunu söyledi zaten, gemide bulunanların listesinin İsrail'e verilmiş olduğu sonradan ortaya çıktı. AK Parti milletvekillerinin gemiye binmişken indikleri ifade edildi. AK Parti ikili oynadı. Gemiye çok önem veriyormuş gibi göründü ama arkadan da istihbaratını öbür tarafa sağladı. Zaten 14 yıldır ikili oynuyor. Millete kendini İsrail düşmanı olarak lanse ediyor ama arkadan İsrail'le ilişkilerin gelişmesi için, İsrail'in dünya üzerindeki, milletler arasındaki, platforma çıkabilmesi kapıları açtı; daha da açacak.

“Türk ordusu, İsrailli komutanın emrine girecek”

Hep beraber göreceğiz, İsrail NATO'ya tam üye olacak. Üyelikten sonra bir İsrailli NATO'ya genel sekreter olacak. Türk ordusu da NATO'ya bağlı bir ordu olduğuna göre İsrailli komutanın emrine girmiş olacak. Bütün bunlar sürpriz değil Erbakan Hocamız söyledi zaten.

-Erbakan sağlığında AK Parti'yi İsrail meselesinden dolayı çok sert eleştirdi. Haklı mı çıktı?

Elbette haklı çıktı. Olayları çok iyi bir şekilde tahmin ediyordu. ‘AK Parti'ye verilen oylar İsrail'e verilmiş sayılır' demişti.

Ekrem ŞamaEkrem Şama

“Erdoğan 28 Şubat’tan birkaç gün sonra Hoca’nın aleyhinde konuşmaya başladı”

-Hoca ile Erdoğan arasındaki ilk kırılma ne zaman yaşandı?

Bizzat gördüğüm bir olay var. 28 Şubat'tan birkaç gün sonra o kırılmanın olduğunu dehşetle gördüm. Erdoğan başladı Erbakan'ın aleyhine konuşmaya. ‘MGK'da önüne konulan belgeleri imzaladı ve imam hatip okullarının kapatılmasını imzaladı' diye feveran etmeye başladı. Hâlbuki o zaman 18 madde daha açıklanmamış ve neyin ne olduğu belli değildi. Ben de o anda anladım ki, kazan kaldıracak ve ayrılık hareketine başlayacak.

“Zenginler, emekli askerler ve yabancı plakalar tarafından kuşatıldı”

-Kim haberdar etti peki bu maddelerden?

Ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Erdoğan'la beraber görev yapıyordum. Plan Bütçe Komisyonu'nda belediyenin bütçesini yöneten kişiydim. Orada Tayyip Erdoğan'ın gittikçe değiştiğini gözlemledim. Etrafında hep Milli Görüşçüler, İstanbul il teşkilatı, Ankara'dan gelen teşkilat üyeleri olurdu. Ama yavaş yavaş bunları ayıklamaya başladığını, etrafının önce zenginler tarafından, arkasından şöhretliler tarafından, arkasından emekli askerler tarafından, arkasından yabancı plakalı şahıslar tarafından kuşatılmış olduğunu gördük. Bunlar 28 Şubat öncesidir. Demek ki birtakım temaslar oldu ve mutabakatlar yapıldı ki, 28 Şubat'ın hemen arkasından demin dediğim tablo ortaya çıkmaya başladı.

“Her an yanında olan bizler randevuyla görüşür olduk”

-Uyarılarda bulunmadınız mı?

Bizim o zamanlar Tayyip Bey'le görüşmelerimiz ancak randevu ile oluyordu. Her an görüştüğümüz Tayyip Bey'le ancak randevu ile görüşebiliyorduk. Görüşmeleri de çok kısa tutuyordu. Bizi uzaklaştırdı ve bu yüzden kendisini ikaz etme şansımız kalmadı.

“Cezaevi süreci düzmeceydi”

-Peki, Erdoğan'ın, MGK kararları üzerinden Erbakan'a yaptığı eleştirilerin haklılık payı yok muydu?

18 madde henüz açıklanmamıştı. Tayyip Bey nereden biliyordu bilemiyorum. Tayyip Bey o zaman MKYK üyesiydi. Ne demek bu? Ankara'da Refah Partisi'ni yöneten kuruldadır. Erbakan Hoca o kurulda ‘Böyle bir şey yok' diye anlatmasına rağmen, o toplantıdan çıktıktan sonra sağda solda ‘Erbakan bunu imzaladı' diye konuşmalar yapmak bir art niyetin göstergesiydi. Daha sonra açıklandı ki, Erbakan Hoca böyle bir şeye imza atmamış. Ben bir toplantıda şahit oldum. 28 Şubat'ın üzerinden 15  gün falan geçmişti. Balat'ta bir toplantıda Erdoğan, Erbakan'a atmaya başladı. Ben de seyirciler arasındaydım ve ayağa fırladım. ‘Başkan, başkan Erbakan Hoca aleyhine neden atıyorsun' dedim. O da ‘Sen bilmiyorsun Ekrem Bey, neler oldu neler oldu' diye cevap verdi. Ben de sinirlendim, kapıyı vurarak çıktım. Ondan sonra her toplantıda Erbakan Hoca'nın aleyhinde ata ata, parti kapatıldı, öncesinde cezaevine girdi. O cezaevinin de düzmece olduğu ortaya çıktı.

-Nasıl yani, neden düzmece olsun ki?

Ben gittim ziyaretine. Orada krallar gibiydi. Görüşme odası ayrı, kabul odası ayrı, istirahat odası ayrı… Hapishanede böyle bir şey olabilir mi?

“Ziyarette ABD temsilcileri vardı”

-Neler konuştunuz ziyaretinizde?

Balat'taki o toplantıdan sonra toplantılarına gitmediğim için bize biraz asık surat davrandı. Pek özel bir şey konuşmadık. Halbuki uzun uzun konuştuğu ziyaretçilerinin olduğunu sonradan duyduk ki, ABD'nin temsilcilerinin bunlardan birisidir. Neler konuşuldu, neler planlandı?

“Hoca Tayyip Bey’i aday yapmamak için çok direndi”

-2 sene önceki bir yazınızda, 1993'te dönemin Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak'ın Erdoğan'la yaşadığı diyaloğu köşenize taşıdınız. O diyaloğa göre Erdoğan Koçak'a “Erbakan Hoca seni dinliyor, söyle de hoca bu işi yapamıyor, bana bıraksın!” diyor. Peki Erbakan bu niyeti bilmesine rağmen neden Erdoğan'ı 1994'te aday gösterdi?

O adaylık sürecinde çok sorunlar yaşandı. Biz, İstanbul ve bütün Türkiye teşkilatları olarak Tayyip Bey'in üstünde ısrar ettik. Bilmiyorduk biz altyapıyı; hoca biliyormuş. Çok ısrar ettik. Hatta otobüslerle genel merkeze gittik baskı yapmak için. Hoca ısrarla ‘Tayyip Bey'i yapmayacağım' dedi. Bir bildiği varmış ama biz o zaman ‘Herhalde bu adam bunadı, İstanbul'u kazanacak adamı reddediyor' diyorduk. Hâlbuki, o partiyi ve Milli Görüş'ü kurtarmaya çalışıyormuş. Baskılardan bunaldı sonunda ve ‘Tamam olsun' dedi. Belki düzelir diye düşünmüş olabilir. Biz pişman olduk Tayyip Bey üzerinde ısrar ettiğimiz için.

“Hoca, AK Parti kurulmadan önce Erdoğan’a 3 saat nasihat etti”

-AK Parti kurulurken Erbakan'la hiç konuşuldu mu?

AK Parti ile ayrılık hareketine girildiği zaman, Erbakan Hoca, Tayyip Erdoğan'a, tam 3 saat nasihat etmiştir. Bu işin ayrılık ve tefrika olduğunu anlatmıştır. Osman Nuri Önügören diyor ki, ‘Ağzını açıp bir kez dahi cevap vermedi.' Bu toplantıda Emin Saraç Hoca da bulunmuş. Ayrıca, Erbakan, bu ayrılığa karar verdiği zaman Tayyip Erdoğan'a birçok hocayı, ilim adamı gönderdi. ‘Siyonistlerin çok uzun planları olduğunu ve bu planlar içinde kendisine yazık edeceğini. İki dünyasının kararacağını' hep nasihat etti. Ama bu nasihatler hiç dinlenmedi ve AK Parti kuruldu.

“Kurtulmuş neyin aleyhine konuştuysa, o konu kendisine bağlandı”

-Numan Kurtulmuş'u da yakından tanırsınız. Erbakan'ın yanındayken HAS Parti'yi kurdu sonra AK Parti'ye geçti. Neler söylemek istersiniz?

Numan Kurtulmuş ‘Ben AK Parti'ye gireceğim, partiyi ele geçireceğim ve Tayyip Erdoğan'dan sonra nöbet bana geçecek' diye düşünerek partiye girdi. Elbette birtakım cazibeler ortaya konulmuştu. Numan Kurtulmuş'un ne kadar aleyhte konuştuğu konu varsa, o konuları ona bağladılar hükümet içinde. Mesela medeniyetler ittifakı ve ılımlı İslam üzerine çok şeyler söylemişti. Ama AK Parti'ye girince medeniyetler ittifakının yürütülmesini ona verdiler. ‘Leşi öldürene sürükletirler' derler ya.

-AK Parti ile Milli Görüş arasında bir bağ var mı?

Bizim tespit ettğimiz bir bağ yok. Ancak bunların ‘Biz de Erbakan'ın yolundayız, biz de Milli Görüşçüyüz' demelerinin dışında bir bağ yok. Bu da bağ sayılmaz. Çünkü Erbakan'ın yolunda olduklarını söylüyorlar ama yönleri hep İsrail'e…

“Gül ve Arınç ettiklerini buluyor”

-Abdullah Gül ve Bülent Arınç önce sizden koptu sonra da AK Parti'den dışlandı. Nasıl bakıyorsunuz iki isimle ilgili bu sürece?

Men Dakka Dukka yani, kim ne yapıyorsa kendisine de aynı şey yapılır. Milli Görüş'ü bölme ve Erbakan Hoca'nın önünü kesme konusunda Arınç ve Gül başroldeydi. Ne oldu, Dakka yaptılar, duka çıktı. Menfaat çatışması vardı. ‘Ben yöneteceğim, sen yöneteceksin' çatışması vardı. Dolaysıyla sadece Arınç ya da Gül değil, bugün etrafında kim varsa, düzen devam ettikçe onlar da bir gün kapıya konulacaktır.

 

“Bizim de yanlışlarımız vardır”

-Milli Görüş'ün hiç mi yanlışı yok son 20-25 yıl içinde?

Elbette hatalarımız olmuştur, elbette dil sürçmelerimiz olmuştur, yapmamamız gereken şeyler yapmışızdır. Ama çok bariz bir hatamızı da göremiyoruz. HAS Parti ayırımı, arkasından mali kaynaklarımızın ele geçirilmesi, arkasından başka hususları öne çıkararak bizi bölmeye çalışmaları bizi gittikçe küçülmüş göstermektedir ama bugün Türkiye'de hatta dünyada en güçlü siyasi hareket Milli Görüş'tür.

“Geleceğin başbakanına fon oluşturuyoruz’ denerek bağış toplandı”

-Bu belediyelerdeki ihale ve ihaleden alınan komisyonlar hep konuşuldu. Birçok iddia ortaya atıldı. Sizin şahit olduğunuz şeyler var mı?

O dönemde, yani Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde, belediye içinde birkaç arkadaşımız ‘Geleceğin başbakanına fon oluşturuyoruz' diye bağış toplandıklarını bizzat kulaklarımla duydum. Gönüllü müdür, zorunlu mudur bilmiyorum. Bunu söylerken isimler de var aklımda. Ama nasıl uyguladılar ve nelerden fon oluşturdular bilemiyorum.

 



 

 

 
 
 

 

ERDOĞANIN HOCASI  Osman öztürk erbakan ve erdoğan - Ekrem Sama

 

 

OSMAN ÖZTÜRK ERBAKAN VE ERDOĞAN

Kategori: Makaleler
Perşembe, 04 Aralık 2014 06:59 tarihinde yayınlandı.
Gösterim: 1448

 \"\\"Erbakan\"

Osman Öztürk Hocamızı geçen gün ebediyete uğurladık.

Rabbım rahmet eylesin!

Bir bakıma, Erbakan Hocamızın hayat dersi verdiği bir hoca idi.  O da Recep Tayyip Erdoğan’a ders vermiş hocalık etmiş, sevdiğimiz, saydığımız bir güzel hocamızdı.

Refah Partisi İstanbul İl Başkan yardımcılığı yaptığımız uzun zaman diliminden itibaren, sık sık görüşür, ziyaretine gider, sohbetlerinden istifade ederdik. Erbakan Hocamızı çok sever, takdir eder, hayranlık duyardı.

Recep Tayyip Erdoğan da onu sever ve sayardı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde ona belediyede personele manevi eğitim vermesi için özel bir kadro vermişti.

Recep Tayyip Erdoğan’nın, 28 Şubat sürecinden sonra Erbakan Hocamızın aleyhinde bulunmasına çok üzülüyordu. Zaman zaman nasihatler ettiğini yakinen bilenlerdeniz. Ama öğrencisi olan Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafında daha güçlü manyetik alanlar oluşmuştu. Osman Öztürk Hocasını dinlemek yerine o güçlü manyetik alanların etkisinde idi.

Üzülüyordu Hocamız. Ama söz geçiremiyordu. Milli Görüş hareketinin AKP ile önünün kesilmeye çalışıldığı günlerde Recep Tayyip Erdoğan’a çok nasihat etmiş, gittiği yolun yanlış ve veballi olduğunu söylemiş, ama dinletememiş olmanın üzüntüsünü yaşıyordu. Ama olanlar, Osman Öztürk Hocamıza rağmen oluyordu.

Bu süreçte Erbakan Hocamızla temasını asla kesmedi. Onu, 1 Mart 2011 tarihinde Rahmeti Rahman’a uğurlaması çok üzüldüğü bir olay oldu. Rahatsız ve ameliyatlıyken, cenazeye koştu geldi. Onu Halıcılar caddesinde kalabalığın arasında, yara ve hastalıktan iki büklüm olmuş bir vaziyette, Erbakan Hocasına son görevini yapabilmek için saatlerce ayakta beklerken görmüştük.

Osman Öztürk Hocamızın Recep Tayyip Erdoğan’a kırgınlığı onun kalın bağırsak ameliyatı olduğu günlere kadar sürdü.

Osman Öztürk Hocamızı, Recep Tayyip Erdoğan’nın ameliyat olup, sağlığına kavuştuğu ve tekrar görevine döndüğü günlerde yaptığımız görüşmede, gayet memnun, güler yüzlü ve mutlu olarak gördük. Sebebini sorduğumuzda şu mealde bir haber verdi:

Tayyip Bey ameliyattan sonra görevine döndü. Döner dönmez de beni aradı. Şunları söyledi:

-Hocam, beni aldattılar. Bu güne kadar çok kötü işler yaptırdılar. Biliyorum, siz bile bana kırgınsınız. Ama Hocam, bu hastalık bir bakıma beni uyandırdı. Artık dizginleri ele aldım. Yanlışlıklarımı telafi edeceğim. Bundan sonra çok iyi şeyler yapacağım. Göreceksiniz sizler de memnun olacaksınız. Hocam dualarınıza ihtiyacım var. Esirgemeyin!

Dedi. Bundan dolayı çok mutluyum. İnşaallah artık müspet icraatlar yapar, diye umut etmekteyim.

O görüşmemizden sonra kesintisiz eğitimin kaldırılması, okullara bazı dini derslerin konulması, İmam Hatip Liselerinin yeniden fonksiyonel hale gelmesi konuları onu çok mutlu ediyordu. Geleceğe olan umudunun artmış olduğunu gözlemliyorduk. Şu cümleyi de kurmama müsaade edin:

Bu günler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında soğuk rüzgarların esmeye başladığı günlerdi, diyebiliriz.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Osman Öztürk Hocasını Başmüşavirliğe atayarak bu memnuniyeti perçinlemişti.

Sonraki yıllar Osman Öztürk Hocamızın kanser rahatsızlığının arttığı yıllar idi. Ameliyatlar, tedaviler devam ediyordu. Ama asıl mühimi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ve Avrupa’nın kurduğu tuzaklarda debelenip bir türlü çıkamaması onu yeniden karamsarlık ve umutsuzluk girdabına sürüklemişti. Hele Türkiye’nin NATO silahları ile doldurulması, Irak, Suriye, Libya ve Afganistan’da yapılan katliamlarda önleyici değil, katliamcılarla işbirliği içinde olması, Mısır’da ve Filistin’de yapılan katliamları önlemede başarısız olması, İslam Birliği’nin ağızlara dahi alınamaması onu çok üzüyordu.

Onu en son 2014 yılının Mayıs ayında gördük. Beşiktaş’taki makamında bizi kabul etti. Kendisi ile uzun uzun sohbet etme fırsatı bulduk. Konumuz hazırlamakta olduğumuz, Erbakan Hocamızın manevi dünyası ile ilgili kitap çalışmamız idi. 

Erbakan Hocamız ile hatıralarını anlattı. Hayranlıklarını dile getirdi:

 “O bu milletin Mehdi-i Siyaseti idi. Türkiye Erbakan Hocamızı ne anlayabildi, ne de hakkıyla istifade edebildi.” 

Diyordu.

Gözleri dolu dolu oldu. Anlattıklarının bir kısmını Milli Gazetemizde geçen gün röportaj olarak sunduk. İnşaallah belirli kısımlarını da kitabımızda anlatacağız. Ses kayıtları elimizde mevcut.

Şu tespitim oldu:

Bu son görüşmemizde, öğrencisi Recep Tayyip Erdoğan ve politikaları konusuna girmekten özellikle kaçındı. Bu konuda rahatsız olduğu açıkça belliydi. Hasta olması dolayısıyla biz de o konuya girip onu üzmek istemedik.

Bu kendisi ile son görüşmemizmiş.

Kaderi ilahi tecelli etti, onu da Rahmeti Rahman’a uğurladık.

Mekanı Cennet olsun…

 

YA İLAHİ!

 

Ya iLahi, bize gerekli olan,

Senin merhametindir, rahmetindir!

Ya İlahi, sınırsız hazinenden,

Bize merhamet indir, rahmet indir!

 

Ekrem Şama




Erdoğan: Beni aldattılar - YENİ ASYA


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1088254 ziyaretçi (2277776 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc