Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İÇİN KOŞANLARIN YERİ***
  SOLİTİN Gönül ÖZDEĞER Haberinin aslı
 

 *DÜNYA, KÖTÜLÜK YAPANLAR YÜZÜNDEN DEĞİL,
YAPILAN KÖTÜLÜĞE KARŞI
MÜCADELE ETMEYENLER YÜZÜNDEN KÖTÜLEŞİYOR!

*Bu kadarına da pes artık,
gıda firmaları bir kaç kuruş için hayatlarımızı hiçe sayıyor
ve halkımızı bu yönde bilinçlendiren bilim adamlarımızı tehdit etmeye kadar işi vardırdılar.

*Ankara Hıfsızsıhha Gıda Denetim Bölüm BaşkanYrd
.Gönül Özdeğer ve
iki asistanı

SOLİTİN
adlı kimyasal ile ilgili çalışmaları ve yayınlarından dolayı

ölüm tehditleri aldıklarını açıkladılar ve savcılığa suç duyurusunda bulundular.

​ "​ SOLİTİN ​" 
BOL BOL YOĞURT YİYORUM DİYENLERE DUYRULUR
*Bir tek peynirle, yoğurt ve sütlü gıdalar kalmıştı güvenip keyifle yiyebildiğimiz
*BOL BOL YOĞURT YİYORUM DİYENLER DİKKATLİ OKUMALI

*ÖYLE BİR DURUMA GELDİK Kİ NE YESEK MUTLAKA BİR SAKINCASI OLUYOR...

AMA BU YOĞURT İŞİ BAŞKA...

ESKİDEN HALİS SÜTTEN YAPILMIŞ YOĞURT, İKİ GÜNDE EKŞİME YAPARDI.
ŞİMDİ BİR AY DAYANIYOR.
MEĞER SEBEBİ VARMIŞ. ​

(SOLiTiN)

*OKUYUN VE ÜLKE SAĞLIĞININ KORUNMASI İÇİN GEREĞİNİ YAPIN LÜTFEN.

Aslında gıdalarda hiç bulunmaması gereken tamamen kimyasal bir ajan.
HattaDEĞER, basit olarak melaminimsi bir plastik,
sütlere, yoğurt ve ayranlara ve sütün girdiği her çeşit besine katılıyor
çünkü bu molekül su ile inanılmaz şekilde bağlanarak
kıvam arttırıyor,

bu hem imalat procesleri açısından zaman kazandırıyor,
hem gıda doğallığını kaybettiğinden son kullanma tarihini uzatıyor
ve firmaların stoklu çalışmasını sağlıyor,
hem maliyeti inanılmaz düşürerek
firmaların rekabet gücünü arttırıyor.

*Çocuklarınıza beş kuruşa, yirmi kuruşa, elli kuruşa
gofret, çikolata ve süt ürünleri alabilmemiz,

evlerimize çeşit çeşit peynir,
yoğurt, hazır sütlü tatlı vs. girebilmesi hep bu yüzden.

*SOLİTİN bir tricalcid bileşiği
yani doğada en bol ve bedava bulabileceğiniz türden, tebeşir gibi, alçı taşı gibi.

Oysa bu bileşik böbreklerden atılırken
renal tubuluslardaki glomerüllerde birikiyor ve filtrasyonu yani

böbreklerin kanı süzmesini engelliyor

ve sonuç böbrek yetmezliğine kadar uzanan böbrek rahatsızlıkları

serum üre ve kraetinin düzeylerinde artış ve
bunun getirdiği

devamlı yorgunluk hali,

hafıza ve konsantrasyon bozuklukları

hatta ciddi mental bozukluklar yaratıyor.

Almanya Solingen üniversitesi Pskyatri bölümünce 2009 da 21.Europe Pscy-*hatry Society için hazırlanan bildirgede
şizofreni ve SOLİTİN kullanımı arasında
ilişkiler olması muhtemel olduğu,

özellikle Paranoid şizofreni vakalarında
kanda tricalciophospate bileşiklerinin normalden

16 kat yüksek olduğu belirtilmesine rağmen

bildirge nedense

Kongrede sunum için kabul edilmedi.

SOLİTİN ​'in ​ TESBİTİ İÇİN ​ :​

*Üretici firmalar SOLİTİN'i hiç bir şekilde ürün etiketlerinde bildirmiyor,

aldığımız ürünlerde SOLİTİN olup olmadığını
yine de bir kaç basit deney ile anlayabiliriz.

*Eğer bu yönde bir şüphe oluşursa
derhal bulunduğunuz il Hıfsızsıhha Md.ile ilişkiye geçerek
şüpheli gıdanın test edilmesini talep ediniz.

Bu şekilde binlerce hatta yüzbinlerce insanın sağlığını kurtarabilirsiniz.

Çevrenize baktığınızda ne kadar

çok dializ merkezi ve

böbrek hastası olduğunu siz de görüyorsunuz.

Bu artışın sebebi
bazı ahlaksız firmaların kar hırsından başka bir şey değil.


! *Aldığınız sıvı ürünler
(süt,ayran,çikolatalı süt vs) için şu yolu izleyebilirsiniz:

* *Bir metal'i (çatal,kaşık vs) el yakacak düzeyde ısıtın
ve test etmek istediğiniz sıvıya batırarak çalkalama hareketi yapın,

metali çıkardığınızda
birbirinden ayrılmış
öbekler halinde   - beyaz topaklar- görürseniz
o üründe SOLİTİN var demektir.

*Peynir vs türü ürünlerde ise
üründen bir parça alarak

sirkeli suya koyunuz.

*Eğer sirkeli suyun üzerinde kalan

beyazımsı bir tabaka görürseniz
o üründe SOLİTİN var demektir.


*Çikolata, gofret türü ürünlerde ise

ürünü elinizle basitçe kırın,

eğer kırığın

her iki tarafında --süt beyazı noktalar --
varsa
o üründe de SOLİTİN vardır

. *Sağlığımız için,
geleceğimiz için,
çocuklarımız ve sevdiklerimiz için

bu bilgileri bütün çevremize yayalım
ve toplumsal olarak tepkimizi ortaya koyarak

AB Normlarında olmayan bu katkı maddesinin

üretici firmalar tarafından

daha fazla kullanılmasını
engelleyelim.

Saygılarımla

Yrd.Dç.Dr
Gülden Semavi
Hacettepe Tıp Fakültesi
Biyokimya Blm.


Bedava mı sandın, Solitin’e bandım

Bu yoğurdu solitinlesek de mi saklasak….

Gün geçmiyor ki gazetelerdeki köşe yazarlarından yeni bir şey öğrenmeyelim. Köşe yazarlarımız her gün politikadan sanata, spordan kuantum fiziğine bir çok konuda fikirlerini okurlarıyla paylaşırlar. İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber bu yazıların etkinlik alanları da artık gazete sayfalarının sınırlarını aşmış durumda. Ancak köşe yazarları bazen kendi çevrelerinden duydukları haber ve yorumları da köşelerine taşıyorlar ve bu yazıların bir kısmı yeterli bilimsel araştırmalar yapılmadan yazıldığı için sık sık yanlış bilgilerin yayılmasına da neden olabiliyor.

Bugünkü konumuz, bir çoğumuzun e-posta kutusuna gelmiş bir ileti. Süt ve süt içeren ürünleri satan şirketlerin, maliyetlerini düşürmek için bu ürünlere “Solitin” adlı zararlı bir kimyasal madde ekledikleri iddia ediliyor. İleti ilk olarak 2011 yılı Mart ayı civarında internet sitelerine düşmeye başlamış ve daha sonra köşe ve blog yazarlarının da katkılarıyla hızla yayılmış. Mesela, Anayurt isimli bir gazetede yazan Orhan Selen isimli köşe yazarımız, biyokimyacı bir arkadaşı tarafından kendisine gelen bu iletiyi 2011 Haziran ayında, “insan hayatına verdiği değerden dolayı” okuyucularıyla paylaşmış (1). Makalenin başında, sözkonusu “bilimsel çalışmayı” yapanların ölüm tehditleri aldığından bahsediliyor ve yazarımız “Bakalım beni de ölümle tehdit edecekler mi?” diyerek büyük bir cesaretle kendisine gelen iletiyi olduğu gibi yayınlıyor.

Bir içim sütNeyse ki Yalansavar ekibi olarak, kendisine ulaşan bir ölüm tehdidi olduğuna ihtimal vermiyoruz çünkü yazıda aktarılan mesaj, içindeki ölüm tehdidi de dahil olmak üzere, bir palavralar zinciri. Keşke sayın köşe yazarı, insan hayatına verdiği gibi şüpheciliğe de biraz değer verseymiş.

Her şeyden önce, mesajın asıl yazarının Hacettepe Tıp Fakültesi Biyokimya Bölümünde görevli Yrd. Doç. Dr. Gülden Simavi olduğunu okuyoruz. Oysa ki Hacettepe’nin İnternet sayfasına göre bu bölümde çalışan böyle biri yok (2). Google’da da sözkonusu isme, bu mesajla ilgili yazılar dışında, rastlayamadık. Yardımcı doçent ya da doktor olabilmek için bir sürü makale yazan ve de üniversite ortamında çalışan bir akademisyenin ismine ulaşmak bu kadar zor olmasa gerek.

İletiye göre, araştırmayı yapan kişiler, Ankara Hıfsızsıhha* Gıda Denetim Bölüm Başkanı Yrd. Gönül Özdeğer ve “iki asistanı”. Bahsedilen yerin Sağlık Bakanlığına bağlı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkez Başkanlığı Gıda Güvenliği ve Beslenme Araştırma Müdürlüğü olduğunu sanıyoruz ama burası bir “müdürlük” olduğu için herhangi bir kimsenin “bölüm başkanı” olma şansı yok (3). Gönül Özdeğer diye bir isme de internette hiç bir yerde rastlayamadık.

Şimdi tekrar yazının konusuna, yani “Solitin”e gelelim. İddiaya göre, bu “tricalcid bileşiği”, ki kimyada böyle bir bileşik olduğuna dair hiç bir bilgi bulamadık, üretici firmalar tarafından peynir, yoğurt ve süt gibi gıdalara, ürünlerin son kullanma tarihlerini uzatmak amacıyla katılıyor ve ciddi böbrek rahatsızlıklarına neden oluyor. Eğer Solitin’in ne olduğunu bilmiyorsanız üzülmeyin, çünkü böyle bir madde yok! Kıvam arttırdığı iddia edilen bu “melaminimsi plastik” aslında bir hayal ürünü.

Zaten yazının daha sonraki bölümlerinde Almanya Solingen Üniversitesi’ne yapılan atıfları okuyunca yazının aslında bir ‘hoax’, yani internet aldatmacası olduğu iyice ortaya çıkıyor, çünkü Almanya’da Solingen şehrinde bir üniversite (evet, doğru tahmin ettiniz) yok (4). Solingen şehri yurdumuzda daha çok, 1993 yılı Mayıs ayında gurbetçilerimizi yakarak öldüren ırkçı grupları ile tanınıyor.

İletideki diğer ipe sapa gelmez ayrıntılarla daha fazla vaktinizi almak istemiyoruz. Bu tip iletiler bazen yanlış bilgi yaymak için, bazen de sırf şaka olsun diye yazılabiliyor. Ancak burada asıl eleştirdiğimiz, daha araştırmacı olmalarını beklediğimiz gazeteciler başta olmak üzere bir çok kişinin aynı yazıyı alıp, hiç bir şüphe duymadan, çoğu kez sırf güvendikleri bir arkadaşlarından geldiği için, çevrelerindeki diğer insanlara da aktarmaları. Hatta bununla da yetinmeyip, yazıyı blog ve forum sitelerinde yayınlamaları ve öylece bırakmaları. Mesela aynı yazıya Milliyet Gazetesi’nin internet sitesinde blog yazan Sibel Koçarslan’ın sayfasında da rastlıyoruz (5). Bu yazının yazıldığı tarih itibariyle, Facebook’ta yaklaşık 50 bin kişinin ‘beğendiği’ bu sayfadaki yanıltıcı bilgiler hala hiç bir düzeltme ve uyarı eklenmemiş halde duruyor ve belki de hala her gün yüzlerce kişi tarafından okunuyor.

Bu tip durumlarda, yanlış haberleri yayan kişiler çoğunlukla kötü bir niyetleri olmadığını, iyi niyetle bu yazıları yaydıklarını söylüyorlar. Elbette biz de kendilerinin iyi niyetlerinden şüphe duymuyoruz, ancak kendilerine şöyle bir çağrıda bulunuyoruz: Hayatta, özellikle de internette, hiç bir zaman şüpheciliği elden bırakmayın. İnternette yazdığınız her şeyin altında imzanız olduğunu unutmayın, iletinin orijinali kimden gelmiş olursa olsun.

* Kelimenin doğru yazılışı “Hıfzıssıhha”. Arapça’da “sağlığı koruma” anlamına gelen “hifzu ‘l-sihha” deyişinden geliyor (6)

Kaynakça:

1. http://www.anayurtgazetesi.com/default.asp?page=yazar&id=12908
2. http://www.biyokimya.hacettepe.edu.tr/personel/ogruyesi.php
3. http://www.rshm.gov.tr/index.php
4. http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_universities_in_Germany
5. http://blog.milliyet.com.tr/yogurda-solitin-koymuslar/Blog/?BlogNo=312244
6. Sevan Nişanyan, “Sözlerin Soyağacı”, Everest Yayınları, 4. Baskı, s. 239



 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1090079 ziyaretçi (2281370 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc