Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İÇİN KOŞANLARIN YERİ***
  Kanser Buluşu. Araştırmacı Faruk DURUKAN
 








  Sn. Faruk DURUKAN




Sn.Emine PİŞİREN




 

KANSERE KESİN ÇÖZÜM BULAN BİLİM ADAMI FARUK DURUKAN İLE SÖYLEŞİ






Emine Pisiren
tarafından
29 Ağustos 2009 tarihinde gönderildi




EDREMİT’Lİ BİLİM ADAMI
FARUK DURUKAN İLE SÖYLEŞİ

Eşim elinde üç çeşit bitki ekstratı ile eve geldiğinde tek tek inceledim.
Biri zeytin yaprağından,
diğeri kırmızı üzüm çekirdeğinden üçüncüsü ise enginar yaprağından
özel yöntemlerle üretilmiş ekstratlardı.

Kanser hastalığının 0 tedavi edeceğini söyleyen eczacı hanıma güvenerek
bu üçlü bitkisel tedaviye başladım.

İlk günden itibaren bedenimde bir değişiklik başladı. Aşırı enerji depolamış gibi bir ivme kazanan bedenime söz bile geçiremiyordum.
Yeni ameliyat olmama rağmen, ne yatakta yatıyor ne de günlük ev işlerinden kendimi alıkoyuyordum.

Eşim ve ben
bedenimin bu biyoritmindeki değişikliğe şaşırmıştık. Hatta beldemize gelecek olan
60 kişilik şair ve yazar gönül dostlarımızı

“nasıl?” ağırlayacağız
endişelerini de duyumsamamaya başladım.

Önceden böyle mi, davranırdım?
Tatlı telaşlar başlamıştı.
Bu arada beni üzen dost bildiklerim de olmuştu. Artık eskisi gibi pek fazla da detayların üzerinde de durmuyordum.

Bu mucizenin
zeytin yaprağı
içmeye başladığım günden beri olduğunu düşündüm.

Araştırmaya başladım zeytin yaprağının faydalarını.

Kan Şekeri Seviyesini Düzenleme,
LDL Kollestrol Seviyesini Düzenleme,
Antioksidan Etki,
Bronşit,Soğuk Algınlığı,KulakEnfeksiyonları,Fibromalarya,
Fungal (Mantar) Enfeksiyonları
Herpes Virüsü,Salmonella sp,Kandidiyasis,Dizanteri,Streptococcus sp,Kandidiyasis,Dizanteri,Streptococcus sp.,
Hepatit A,B,C,Zatürre,

Cilt Rahatsızlıkları,Zona,
Romatizmal Hastalıklara da iyi geldiğini öğrenince bu yaprağın
bir CENNET ağacı olduğuna
artık kesin inanmıştım.
 

Bir hafta sonra
bedenimdeki bu yeni değişikliğe alıştım.

Merdivenleri önceden tek tek çıkan ben,
kullandığım bitkisel haplarım ve şuruplarım etkisiyle  ikişer ikişer aşar olmuştum.

Sanki ruhuma yeni bir giysi geçirmiştim.

Beni bu denli etkileyen kişiye bir
“teşekkür” borçlanmıştım.

Bitkisel ilaçların şişelerinde
telefon ve fax numaraları yazılıydı.
Hiç çekinmeden telefona sarıldım.

Faruk Durukan’ın sesini duyunca
kendimi tanıtıp, gelişen durumumu anlattım. Kendilerine teşekkür ettim.
Adımı ve telefonumu istedi.
Bunun sebebini ertesi gün öğrenmiş oldum.

Kale Grubu Şirket sahibi ve
bilim adamı Faruk Durukan

yaşadığım beldeye gelip,
yeni bitkisel şurup ve hapımı da
beraberinde getirmişti.

Bir saat gibi kendileriyle sohbet edip,
tıbbın bu yeni buluşundan bahsetti.

Kendisiyle yapmış olduğum söyleşimi aşağıda
aynen aktarıyorum.

Faruk Bey, beni çok mahcup ettiniz. 
Zahmet ettiniz.

Estağfurullah Emine Hanım.
Kullandığınız zeytin yaprağından elde ettiğimiz
saf Oleuropein’
dir.

Bugün AB’de zeytinden yapılan
kanser ilacının 60 kapsülü 30-40 dolara satılıyorken tam randıman da alınamıyor ama

biz tam beş yıl
zeytin yaprağı üzerinde yaptığımız çalışmalarla
bunu başardık.

Bu maddeyi
dünyada ilk kez
biz zeytin yaprağından çekip aldık.

Nasıl, neyi başardınız Faruk Bey?
Açar mısınız biraz?

Açayım Emine Hanım.
Bilindiği gibi zeytin ağacının
2000 sene bir yaşam süresi var,
üstelik de bu ağaçlara
özel bir bakım yapılması gerekmediği gibi
susuz da yaşayabiliyorlar.

Bu bizim için merak konusu olmuştu.
İnsan ömrü ortalama ne kadardır Emine Hanım?

Faruk Durukan, hafif kırlaşmış üç numara sakalları ile gözlerini kısarak sorduğu basit bir soruya yanıt vermeden önce “neden?” sorduğunu düşünmüştüm. Tam yanıt verecektim ki;

-  Durun ben yanıt vereyim.
Bir insan en fazla
100 veya 110 yıl yaşadığını varsayarsak,
insanın yarı yılına kadar hücreleri yenilenir ve yaşar. Bu yarı yıldan sonra hücreler ölmeye başlar.
Deri kırışır, gözler net görmez,
kulak ağır işitir, unutkanlık ve daha ilerleyen yaşlarımızda da beyin tam işlevini yapamaz değil mi?

-  Evet , yapamaz.
Çünkü hücreler yenilenmez ve ölürler.

-  Evet aynen öyle olur.
Çünkü vücudun A-D-E ve K vitaminleri eksilmiştir. İnsanın ölüme yaklaşma süreci başlamıştır.

Anlıyorum.

Bir süre sustu Faruk Bey.
Bedenime aylar önce girip yerleşen
” kanserli” konuğumdan beni kurtaracak olan
ellili yaşlarındaki iş adamını inceliyordum.

Ağustos sıcağı tepemizde olduğu halde biz
asırlık zeytin ağacının gölgesinde oturmaktaydık. Yere düşmüş bir zeytin yaprağını eline alıp
ikiye büktükten sonra konuşmasını sürdürdü.

-  5 yıldan beri süren çalışmamızla elde ettiğimiz
ve zeytin yaprağından çekip çıkarttığımız “oleuropein” siz ameliyat olmasaydınız da sizi iyileştirecekti.
Sindirim sistemi özellikle bağırsak kanserinde 0 tam tedavi etmekteyiz.

-  Ciddi misiniz siz?

Şaşırmamak mümkün değildi.
Öyle ya, tüm dünyanın başa çıkamadığı
acımasız illet bir anda yok edecek,
bitkisel tedavin olabileceğine, inanmak istiyordum.

-  Bakın Emine Hn.
Zeytin binlerce yıldır yaşıyor ve
pek çok kültür tarafından benimsenmiş
kutsal olarak benimsenmiş bir ağaçtır.

Şu soru geliyor akla hemen;
“bu ağaç nasıl bu kadar uzun yaşadı?”

Araştırmamız şunu göstermiştir ki
“101 madde ihtiva eden zeytin yaprağının içinde antioksidan biri olan Oleurpein maddesi
ağacı dış etkenlere karşı koruyor,
hücre yenilemesi yapıyor,
ortama uyum sağlamasına neden olarak
salgılardan koruyor.

-  İnanılır gibi değil.
ABD ve İsrail sizi rahat bırakmaz.
Öyle ya,
milyonlarca kanser hastası için
onlardan ithal kanser ilaçları tüketip
kanımızın kimyasını bozmaktayız.
Korkarım sizi de yakında kendilerine çekip sizi bizden uzaklaştırırlar.

İş adamının yüzünde hafiften bir gülümseme belirdi. Başını sağa sola sallayıp;

Bu konuda bana bir şey yapamazlar,

TSK ile antlaşmam var,
yurdumun insanı için ilk sıradaki hedefimiz
bu bitkisel extratı ücretsiz eczanelerde
Türk insanına sunmak.


Üretim için yasal gereklilikleri de yerine getirdik. Oleuropein’i bundan böyle yurtdışından
ithal etmeyeceğiz, ihraç edeceğiz”

dedikten sonra da ekledi:

- Emine Hanım,
siz ameliyat olmadan önce de
bu zeytin yaprağı extratını kullansaydınız,

Oleurpein kanserli ura ulaşıp
onu parçalayacak ve yok edecekti.


Siz şu an kurtulan şanslı hastalardansınız.

Şaşkın halim onu keyiflendirmişti. Devam etti:

- Evet, siz iyileştiniz bile.
Kanser mikrobu şu an parçalandı
ve yok olma aşamasında.
Üç kür sonrası bu illet
bedeninizden tamamen yok olmuş bilin.

İçim huzurla dolmuştu.
Yıllardır ölen genç bilim adamları ve bir uçak kazasında şüpheli ölümleri ile
basını günlerce oyalayan fizikçilerimizi düşündüm.

Türk ilim adamlarımız göğsümüzü kabartırken yüzyıla adını yazdırabilecek
ve 25 üniversiteden onaylı,
Faruk Durukan adlı bir Türk iş adamı
“kansere” kesin çözüm bulmuş

Bana verdiği zeytin yaprağı kapsüllerini
“seni yeniyorum bak,
yarın daha iyi olacağım” duygusu ile içmekteyim.

Faruk Durukan’ı tanımak
beni nasıl mutlu etmişti, anlatamam.

Söyleşimiz bir saati bulmuştu.

Beni iş yerine davet edip,
“taştan nasıl su çıkarttım,
gelin onu size izleteyim,”
dediğinde merak duygularım
daha da kabarmıştı.
Öyle ya;

“Taştan nasıl su çıkarmış?”

Bir sonraki yazımda bu konuyu ele alıp,
Faruk Durukan’ı iş yerinde ziyaret ettikten sonra söyleşimize
kaldığımız yerden başlayıp öyleyazacağım.

29.08.2009

Emine Pişiren/Edremit-Akçay

  •  

 

EMİNE PİŞİREN KİMDİR?

Kayseri İlinin Develi İlçesinde doğmuştur.
1958 senesinden 1999 Ağustos
Marmara Depremine kadar İstanbul'da yaşamıştır. İlk-Orta-Lise-Üniversiteyi İstanbul'da okumuş, Admiral Bristol School Acedemi'de bir sene eğitim ve öğretim gönüllüsü olmuş,
21 sene de Kültür Bakanlığına bağlı bir kültür ve sanat beşiğinden emekli olmuştur.
Edremit'te yayımlanan yerel gazete
Olay'da köşesinde yazıp Körfez halkı ile buluşmakta, Zeytinli Fotoğraf Sanatı Derneğinin Kurucularındandır.
Halen İda Eğitim ve Yardımlaşma Derneğinde, Körfez İnsanının, kişisel gelişimine destek olmaktadır.
Edebiyat dünyasının içinde "kitapsız yazarlar" sınıfında yerini korumakta olup;
İzedebiyat, Özgürpencere, Edebiyatdefteri, Yazsamromanolur, Antoloji Com'da ve
sahibi bulunduğu Edebiyat Galerisi Net Edebiyat Sitelerinde şiirleri, öyküleri, makaleleri, denemeleri, araştırma yazıları ve romanları yayınlanmıştır. Gönlüne çocukluğundan beri konuk olan
EDEBİYAT aşkı, tam 40 senedir vazgeçmediği
"en büyük aşkı" olmuştur.
Evli ve biri kız, diğeri erkek olmak üzere
iki çocuğa sahiptir.
Halen "yeniden doğdum" dediği
Kaz Dağlarının zümrüt yeşili eteklerindeki, EDREMİT ilçesine bağlı,
Zeytinli Beldesinde yaşamaktadır.

 

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1153887 ziyaretçi (2516850 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc