Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  UTESAV-İsrafil KURALAY
 




Utesav

UTESAV | Uluslararası
Teknolojik, Ekonomik ve SosyaL
Araştırmalar Vakfı ..
























İsrafil Kuralay ( 1965)
UTESAV Başkanı


İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi


İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Üyesi



1965 yılında Erzurum’da doğdu. AÜ İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon Bölümü’nden mezun oldu. 1987 yılında TRT İstanbul Televizyonunda kameraman olarak mesleğe başladı. TGRT’de yapımcı-yönetmen olarak çalıştı. İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde öğretim görevlisi olarak bir süre ders verdi. Reklam ve prodüksiyon firması Yedi Renk İletişim’in kurucuları arasında yer aldı. İngilizce, fransızca ve arapça biliyor. Evli ve iki çocuk babası. Birsad ve MÜSİAD üyesi.




HABER

Ülkemizin teknoloji üretmesi ve uygulamaya koyması bir zorunluluktur

UTESAV 14 Kasım 1995 tarihinde 54 sanayici ve iş adamı tarafından kuruldu. Kurucu üyeleri İstanbul ve Anadolu´nun değişik illerinde faaliyet gösteren işadamlarıdır. 

Türkiye gibi ekonomik kalkınma modeli olarak sanayileşmeyi benimseyen, ancak gelişmiş ülkelerin gerisinde kalan ülkeler, sanayileşmesini dışarıdan temin edilen teknolojilere dayandırmak zorunda kalmışlardır.

Ülkemizin teknoloji üretmesi ve uygulamaya koyması bir zorunluluktur. Biliyoruz ki, teknolojik üstünlüğe sahip işletmelerin oluşturduğu ekonomiler, güçlü devlet ve milletleri meydana getirmekte, bu milletler bulundukları çağa imzalarını atabilmektedir.

Bugün gelişmiş ülkelerin gayri safi millî hasıladan Ar-Ge harcamalarına ayırdıkları pay % 2-3 oranındadır. Bu pay Japonya´da % 3.1, Güney Kore´de % 5 düzeyindedir. Bilim ve teknolojinin önemi ülkemizde tarz olarak anlaşılamadığı için, Türkiye Ar-Ge harcamalarına % 0.5 pay ayırmakta, bunun gerçekleşme oranı ise % 0.3 seviyesinde kalmaktadır. Bu açığın kapatılmasında sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşüyor.

Ülkemizin içinde bulunduğu gerçekler değerlendirildiğinde, önümüzdeki on yıl içinde sanayileşme surecinin tamamlanması ve bilgi toplumuna geçiş yolunda önemli adımların atılması gereği, kurum ve kuruluşlarıyla tüm Türk toplumunun temel hedefi ve görevi olduğu ortadadır. Bu yapılamadığı takdirde, gelişmiş ülkelerle aramızdaki mesafe kapanmayacak, bilakis daha da artacaktır. UTESAV, sanayici ve işadamlarımızı, ülkemizin sanayileşme sürecinin tamamlanması için bir zorunluluk olan, teknolojik yeniliklerle tanıştırmak ve bu alanda diğer gelişmiş ülkelerle rekabet edebilir hâle getirmeyi birinci derecede bir gaye edinmiştir.

Bunun yanı sıra Vakfımız, ülkemizin içinde bulunduğu büyük ekonomik bunalımdan bir an önce çıkması, insanımızın hak ettiği refah ve saadet seviyesini yakalaması için, ekonomik ve sosyal konularda araştırmalar yaptırmakta ve araştırmacıları desteklemektedir.

UTESAV, yurtiçi ve yurt dışındaki benzer kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak üzere girişimlerde bulunmakta, üyelerimizin ve diğer sanayicilerimizin ufkunun açılmasını, onların dış dünyayla tanışıp her türlü ticarî, teknolojik ve ekonomik rekabete hazır hâle gelmelerini sağlamanın yollarını araştırmaktadır.

Vakfımız, eğitim ve danışmanlık hizmetleri, yayınlar ve fuar organizasyonu vs. gibi faaliyetlerini 05.02.1996 tarihinde kurduğu UTESAV İktisadi İşletmesi aracılığıyla yürütmektedir. 




HABER

İnternetteki özgür ortamını bozmadan zararlı yayınlara karşı önlem alınabilir

UTESAV'ın düzenlediği toplantıya katılan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, internet güvenliği üzerinde önemli açıklamalarda bulundu. Toplantının açılışında konuşan UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay, internetteki özgür ortamı bozmadan zararlılara karşı önlem alınabileceğini söyledi.

UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay da doğru bilginin yayılması paylaşılmasında hayatımızı kolaylaştıran internetin yanlış verilerin dağıtımına da ortam sağladığına dikkat çekerek, “Yanlışlar daha hızlı yayılıyor ve kötüler maalesef daha çabuk hakim oluyor” dedi. Yetişkinlerin kendilerini koruyabileceğini, ancak çocukların tehlikelerle karşı karşıya bulunduğunu anlatan Usrafil Kuralay, şöyle devam etti: “Bilginin kirlenmesi, şiddete yönlendirme ve pornografik içerik internetin bir gerçeği. Önlem olmadığı taktirde çocuklar şiddete ve yanlışa maalesef daha çabuk adapte oluyorlar. ” 
İnternetteki özgür ortamı bozmadan zararlılara karşı önlem alınabileceğini dile getiren Kuralay, bu amaca hizmet eden Güvenli İnternet uygulamasına karşı çıkanların söz konusu sakıncalı içerikten yarar sağlayan lobiler olduğunu vurguladı. 




HABER

Bizi biri düşündürmesin! 

UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay'ın 'Bizi biri düşündürmesin!' başlıklı makalesi, Star 
gazetesinde yayınlandı. 

Bizi biri düşündürmesin! 

Rene Descartes, yaklaşık 500 yıl önce "Düşünüyorum, o halde varım" demişti. Var olmak için düşünmenin şart olduğunu miras bırakan Descartes 1650'de hayata veda etti, ancak ondan sonra gelenler bu anlayışı geliştirdiler. Hatta 'Düşünce Kuruluşu/Think-Tank' adı altında kurumsal yapılara kavuşturup sistematik hale getirdiler. 

Kurumsal olarak ilk tink-tankların 1901-1917'lerde ABD'de ortaya çıktığı belirtiliyor. Bu yüzden en fazla tink-tank kuruluşu ABD'de bulunuyor. Dünya 
genelindeki yaklaşık 6 bin düşünce kuruluşundan 2 bine yakınının bu ülkede faaliyet gösterdiği kaydediliyor. 

Dünyanın en etkin 10 tink-tank kuruluşunun ABD'de olması, ABD hariç tutulduğunda en belirleyici ilk 10'un ise Avrupa coğrafyasında yer alması dikkate değer bir konu olarak ortaya çıkıyor. Diğer bir ifadeyle, bugün dünya sahnesinde var olanların arka planında düşünce kuruluşlarının bulunduğunu gözlemliyoruz. Türkiye'de faaliyet gösteren 20'yi aşkın düşünce kuruluşundan bazılarının da bu yabancı düşüncelere taşeronluk yaptığını izliyoruz. 

GDO'lu düşünceler 

Milyonlarca dolar bütçesi ve binlerce çalışanı bulunan küresel tink-tankların zamanla yeni yeni misyonlar edindiği dikkat çekiyor. Başlangıçta bir durumu anlama, analiz etme ve geleceğe yönelik öngörüler çıkarma konusunda çalışan think-tankların günümüzde amaca uygun yapay düşünceler de geliştirdiklerini izliyoruz. 'Düşünce fabrikası' olarak da tanımlanan bu yapıların, laboratuarlarında deyim yerindeyse GDO'lu düşünce 
de ürettiklerini öğreniyoruz. İşte bunlardan bazı örnekler: 

1- İslamofobi oluşturma: Anlam olarak 'İslam korkusu (fobisi)' demek olan kavram, İslam'dan ve Müslümanlardan korkma, çekinmeyi ifade ediyor. 
Kelime ilk kez 1991 yılında kullanılmış olup 11 Eylül saldırılarıyla gündeme getirildi. Tarihi kökleri İspanya'da Endülüs'ün Müslümanlar tarafından fethedilmesine kadar inen kavram, Samuel Huntington'un ünlü "Medeniyetler Çatışması" makalesi ile güncellendi. Karikatür krizleriyle de beslendi, büyütüldü. Samuel Huntington'un ABD'nin en etkin tink-tanklarından CFR'nin ideoloğu olması, dünyanın nasıl yapay bir düşünceyle karıştırılabildiğini gösteriyor. 

2- Savaş çıkarma: laboratuarlarda üretilen düşüncelerle savaş bile çıkarıldığını, ülkelerin işgal edildiğini gördük, yaşadık. Nitekim Irak 
işgalinin yalan bir istihbarat (Irak'ta kimyasal silah olduğu yönündeki düzmece raporlar) bilgisi sonucunda yapıldığı itiraf edildi. Dokuz yılda 
resmi rakamlara göre 120 bin kişinin ölümüne neden oldu. ABD'nin "Kasıtlı yanlış" istihbaratla; tüm dünyaya, hem de Birleşmiş Milletler'de, yalan 
söyleyerek başlatılan bir savaştan geriye, resmi rakamlara göre 120 bin ölü kaldı. Britanya'nın en saygın gazetelerinden The Observer'ın ORB kamuoyu araştırma şirketine dayandırarak yayınladığı bir araştırmaya göreyse, ABD "Irak halkını özgürleştirmek" için başlattığı bu savaşta 1 milyon 200 bin kişinin ölümüne neden oldu. 

Geride paramparça, kaos içinde, tüm kurumları ve altyapısıyla çöküntü içinde ve daha da fakirleşmiş bir Irak kaldı. Daha da önemlisi ABD bölgede 
Şii-Sunni cepheleşmesine yol açtı. 

3- Darbe geliştirme: Bir gazete manşetiyle Düşünce Fabrikaları'nın darbe geliştirme merkezleri olarak da kullanıldığını öğrendik. "Askerin 'Think'i gitti 'Tank'ı kaldı" başlıklı habere göre dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ön ayak olduğu, aynı dönem Genelkurmay Başkanı olan emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından açılışı yapılan Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM) 2011 kasımında 
faaliyetlerine son verilmiş. ((20 Ocak 2012 Cuma - Akşam) Askerin düşünce kuruluşu (Think-tank) olarak bilinen SAREM'in adını gündeme getiren en 
önemli gelişme 2007 yılında yaşanmıştı. Türkiye üzerine 'Felaket senaryoları'nın konuşulduğu ABD'deki Hudson Enstitüsü'nde (ABD'nin etkin 
tink-tanklarından) düzenlenen toplantıya, dönemin SAREM Başkanı Süha Tanyeri'nin katıldığı ortaya çıkmıştı. Uzun süre tartışılan senayolara göre, 
dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu suikasta kurban gidecek, Beyoğlu'nda düzenlenecek canlı bomba saldırısını PKK üstlenecek, ardından da TSK 50 bin askerle K. Irak'a girecekti. Basına sızan senaryonun ardından Genelkurmay bir açıklama yaparak Tuğgeneral Tanyeri'nin, bir dizi temasta bulunmak üzere ABD'de olduğu, Hudson Enstitüsü'ndeki toplantıya da bu çerçevede katıldığını duyurdu. Tanyeri daha sonra 'Balyoz' davası kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderildi. 

4- Terörü destekleme: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2011'in ekim ayında gerçekleştirdiği Makedonya ziyareti dönüşünde uçaktaki gazetecilerle yaptığı sohbette bazı Alman vakıflarının BDP'li belediyeler üzerinden PKK'ya para aktardığını açıklamıştı. Ankara, İstanbul ve İzmir'de de yapılanan bu vakıfların aynı zamanda bir tnik-tank kuruluşu olduklarını hatırlatmamız gerekiyor. 

5- Ekonomi batırma: Özellikle 2008'de başlayan ve etkisini hâlâ sürdüren küresel kriz deneyiminden de hareketle global güç odaklarının 'Ekonomik savaş taktikleri' geliştirmeye başladıkları yazılıp çiziliyor. Çünkü ülkeler artık ekonomik atraksiyonlarla krize sokuluyor, teslim alınıyor. Esasında bu taktik çok da yeni değil. John Perkins'in "Bir Ekonomik Tetikçi'nin İtirafları" adıyla yayınlanan anı kitabından bunun bir meslek haline getirildiğini ve özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik sistematik bir biçimde uygulandığını anlıyoruz. John Perknis Türkiye'de çalışmamış. Ancak bu durum, ekonomik tetikçilerin Türkiye'de görev yapmadığı anlamına gelmiyor. Zamanın IMF Başkan Yardımcısı Stanley Fischer, sorumluluk alanındaki Türkiye'ye verdiği akıllarla ülkemizi 2001'de tarihinin en büyük ekonomik krizine sürüklemişti. Aynı Stanley Fischer'in daha sonra İsrail Merkez Bankası Başkanı olarak bize önerdiklerinin tam tersini yapması, bir görevi yerine getirdiğini gösteriyor. 

Bütün bunlar, bizi birilerinin düşündürdüğünü gösteriyor. Elbetteki düşünmeye karşı değiliz. Çünkü daha Descartes yokken, yüzlerce yıl önce inen Kur'an-ı Kerim'de birçok ayette 'Akıl erdiren düşünen bilen insanlar için ibretler vardır' denmekte ve tefekkür anlamını ifâde eden pek çok kelime kullanılmaktaydı Bizim karşı olduğumuz, birilerinin bize GDO'lu, yapay düşünceler empoze etmesi ve davranışlarımızı buna göre düzenlemeye 
çalışması. 

Suriye konusunda yine sap ve saman karıştırılıyor olabilir. Tam da bu sıralarda her şeye bir gazeteci hassasiyeti ile yaklaşmak durumundayız. 

Genel kural olarak bir gazeteci, duyduğu konuyu hemen yazmaz, taraftar ve karşıtlarının görüşlerine de başvurarak doğruluğunu teyid eder. Hucurat 
Suresi 6. ayet-i kerimede de haberin teyidine dikkat çekiliyor. Ömer Nasuhi Bilmen Meali ile 6. ayette şöyle buyuruluyor: "Ey imân etmiş olanlar! Eğer size bir fâsık bir haber ile gelirse hemen onu etraflıca araştırın. Belki, bilmeksizin bir kavme saldırırsınız da sonra yaptığınızın üzerine pişman 
olmuş olursunuz." 

Pişman olmamak için duyduklarımızı güvenilir kaynaklardan teyid edelim, ona göre hareket edelim. Yoksa Bağdat harap olduktan sonra pişmanlık fayda vermez. 




HABER

'Haliç Buluşmaları'nda Ortadoğu konuşuldu
SON DEVİR 20 Ekim 2012

Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) tarafından bir düşünce paylaşım platformuna dönüştürülen 'Haliç Buluşmaları'nda bu sefer Ortadoğu konusu masaya yatırıldı. 

UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay, Filistin meselesi çözüme kavuşmadan Ortadoğu'ya barışın gelemeyeceğini söyledi.

ORDAF Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun ise İsrail'i kabullenen Arapların Filistin Devleti'ni benimseyememelerindeki çelişkiye dikkat çekti. Prof. Kurşun, Ortadoğu'ya istikrarın gelmesinin 2050'leri bulabileceğini kaydetti.

Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) tarafından bir düşünce paylaşım platformuna dönüştürülen 'Haliç Buluşmaları'nda bu sefer Ortadoğu konusu masaya yatırıldı.

"Ortadoğu'da Neler Oluyor, Neden Oluyor ve Yarın Bizi Neler Bekliyor?" temel sorularıyla programı açan UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay, "Filistin meselesi çözülmeden İslam dünyası ile batı arasındaki sıkıntılar bitmez" tespitinde bulundu.

ARAPLAR FİLİSTİN'İ BENİMSEMİYOR

Programın konuk konuşmacısı Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği (ORDAF) Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun ise Arapların Filistin meselesine yaklaşımlarındaki çelişkiye dikkat çekti.

Gelinen noktada Arapların İsrail'i benimsediğini belirten Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, "Ama aynı şekilde Filistin devletini benimseyemediler" diye yakındı. 

Ortadoğu'nun coğrafi bir bölge olmayıp siyasi bir tanımlama olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, şöyle devam etti: "Osmanlı'nın dağılması bu kavramı çıkarmıştır. Ancak bir yön belirtmez, çünkü coğrafi bir bölge olmayıp, siyasi bir tanımlamadır. Fakat Türkiye bu tanımlamanın, alanın dışında değil."

İLGİYİ KESTİK, İLİŞKİMİZ ZAYIF!

Suriye, Irak, Tunus, Mısır, Libya, Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan'ın, siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarına da değinen Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, uzun yıllardır ilginin kesildiği bölge ülkeleri ile çok geç kalınmış ve zayıf bir ilişkinin olduğunu kaydetti.

Sivil toplum kuruluşlarının ve uzmanların siyasetçileri yönlendirmeleri gerektiğini ifade eden Kurşun, sözlerine şöyle devam etti: "Bilgi olmayınca ilişkiler eksik kalıyor. Kardeşlik ve dostluk üzerine geliştirilen siyaset, bilgi üzerine uzmanların yoğunlaştığı bir siyasete dönüşmeli. Türkiye'nin bir ayağı Doğu'da bir ayağı Batı'da olmalı. Uzun zamandır kapalı olan Doğu'daki perdeler açılmaya başladı. Arap ülkeleri ile ticari ilişkilerimizin neden bu kadar zayıf olduğunu da düşünmek zorundayız."

TÜRKİYE RİSK ALMAK ZORUNDA KALABİLİR

Suriye'de Esed'in iktidarda kalmasının Türkiye'nin imajına zarar verdiğini hatırlatan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, ülkenin itibarını korumak için ciddi anlamda risk almak zorunda kalabileceğini vurguladı.

Zekeriya Kurşun, son zamanlarda Suriye ve diğer ülkelerin sıcak bir çatışma içine çekilmek istendiğini, uluslararası kuruluşların hiçbirinin Suriye meselesine ciddi anlamda sahip çıkmadığını ifade etti. Prof. Kurşun, taşların yerine oturmasının ve bölgeye istikrarın gelmesinin 2050'yi bulabileceğini kaydetti.



HABER

UTESAV'ın değerler sempozyumları iki dilde kitaplaştı 

Uluslararası Teknolojik, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV) ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) işbirliği ile gerçekleştirilen "Uluslararası Medeniyet ve Değerler Sempozyumu"nun tebliğleri hem Türkçe hem de İngilizce olarak yayınlandı.

UTESAV'ın düzenlediği "Uluslararası Medeniyet ve Değerler Sempozyumu"na katılan konuşmacıların tebliğleri kitaplaştırıldı.

UTESAV Başkanı İsrafil Kuralay kitapla ilgili olarak şunları ifade etti: "Değerleri odak noktası alan çalışmalarını sürdüren vakfımız daha önce "Ekonomik Kalkınma ve Değerler ile Tüketim ve Değerler" kitaplarını yayınlamıştı.

Şimdi de Medeniyet ve Değerler kitabını daha çok kişinin istifade etmesi için hem Türkçe hem de İngilizce olarak yayınladık.

Daha önceki sempozyumlarda olduğu gibi Medeniyet ve Değerler konusunda da alanında otorite olan akademisyen ve yazarlarla Düşünce Fırtınası toplantıları yaptık ve çerçeveyi çizdik.

Ardından İTO'nun da desteğiyle Medeniyet ve Değerler sempozyumumuzu gerçekleştirdik. Konuyu dünya çapındaki çok kıymetli düşünce adamları ile masaya yatırdık.

Çünkü bugün uluslararası arenada geçerli olacak değerlere ihtiyaç var. Özellikle ahlaki değerlerle ilgili olarak İslam Medeniyetinin ortaya koyduğu güzellikleri gündeme getirmeliyiz. İşte bu kitap, yeni dünyanın nasıl kurulması gerektiğini gündeme alan Medeniyet ve Değerler konulu sempozyumumuzun tebliğlerinden oluşmaktadır.

Vakfımız değerler üzerindeki çalışmalarına devam ediyor. En son 1 Haziranda Teknoloji ve Değerler Sempozyumu'nu da gerçekleştirdik. En kısa zamanda daha önceki çalışmalarımızda olduğu gibi yayın haline getirip kamunun istifadesine sunmak istiyoruz.

DOĞU'NUN LİDERİ OL!.."

Kitapta, "Medeniyet ve Yaratıcı Sentez Arayışı:Evrensel Bir Dr. Jekyll ve Mr. Hyde Arasında" başlığı ile makalesi yayınlan Prof. Dr. Ali A. MAZRUI değerlerle ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulunuyor:

"Aç gözlülüğün ahlaki bozukluk değil de fazilet olduğu bir yerde geleneksel değerlerin tersine dönmesi kapitalizmin ilerlemesi için gereklidir. İslami değerlerle olan direkt zıtlığa dikkat ediniz! Kur'an-ı Kerim servet birikiminin insanın problemlerini çözeceği düşüncesini reddeder...

Türkiye'nin doğunun lideri olmaya çalışması gerekir. Çünkü doğuda esas bir lider olmakla Türkiye, sadece Batıyı takip eden bir ülke olmaktan çok daha fazlası olur.

Avrupa Birliği'nde İngiltere'nin önemi Milletler Topluluğu'nun lideri olması hasebiyle arttığı gibi ya da Fransa'nın Avrupa'da Fransızca konuşan ülkeler üzerinde bir etkisi olması sebebiyle önem arz ettiği gibi Türkiye de Müslüman dünyasındaki aydın liderliğiyle Avrupa birliği için değer taşıyabilir...

Medeniyet ve Değerler kitabında, dünya çapında tanınmış, alanında uzman bilim adamlarının makaleleri yer almaktadır.

Kitapta makalelerine yer verilen bilim adamları şöyle:
Prof. Dr. Recep ŞENTÜRK (Tertip Heyeti Başkanı)
Prof. Dr. Yılmaz ÖZAKPINAR
Prof. Dr. Bruce B. LAWRANCE
Prof. Dr. Turan KOÇ
Prof. Dr. Süleyman Hayri BOLAY
Prof. Dr. Alparslan AÇIKGENÇ
Prof. Dr. Mehmet ASUTAY
Prof. Dr. Asad ZAMAN
Prof. Dr. Steve YOUNG
Prof..Dr. İbrahim ÖZTÜRK
Prof. James FRANKEL
Dr. Sarah SAYEED
Dr. Ahmed YOUNİS

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 965209 ziyaretçi (1984628 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc