Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  HİZMETKAR. mesleğimle Allah rızasını NASIL kazanabilirim
 




Hizmetkar Projesi


hizmetkar.org.tr< TIKLA


Hizmetkar doktorlardan
Opr. Dr. Erhan Sarışın
Embedded image permalink

DR.ERHAN SARIŞIN.

İstanbul Kayıp Tarihi Eserleri Koruma ve Araştırma Derneği .
İSTED
 <TIKLA



Mesleğimizle Allah rızasını nasıl kazanabiliriz 

Dr. Ayşe Hümeyra Ökten


aysehumeyraokten

Allah rızası için yapıyoruz zaten;
menfaati ön plana koymuyoruz,
doktor aç kalmaz nasıl olsa.
Para kazanmak için değil;
vazifemiz neyi yapmayı icap ediyorsa onu yapmaya çalışacağız.
Tabii burada hasta memnuniyeti çok önemli.
Nasıl bir muamele, tedavi, müdahele gerekiyorsa öncelik onu yapmaktır
bizim menfaatimiz sonra gelir.
Gönül rahatlığı da önemli.
“Yapabileceğimi yaptım.” diyebilmek,
“Adam sende…” dememek lazım.

Hastalarımın yanına sabah, öğle, akşam uğrardım.
Hasta memnun olur dua eder size böyle.
Tabii ben bana dua etsin diye yapmıyordum.
Belki biraz fazla yorulursunuz böyle ama
hasta memnuniyeti önemli burada.
Hastayı memnun edersin,
Allah da razı olur inşallah.


08/11/2015  BY 

Vakfiye misin kızım sen? | Dr. Ayşe Hümeyra Ökten

Osmanlı dönemi ulema sınıfından, önce müderris sonra felsefe hocası olan ve Türkiye’ de İmam Hatip Okullarının kurulmasına öncülük eden merhum Celaleddin Ökten’in kızı; medeniyet fikrimizin inşasında ve gelişmesinde büyük katkıları olan kıymetli Prof. Dr. Sadettin Ökten’ in ablası olan Ayşe Hümeyra Ökten; 1925 yılında Fatih’ te dünyaya geliyor. İstanbul Kız Lisesi’ni birincilikle bitiren Ökten, Çapa Tıp Fakültesine kayıt oluyor ve Dahiliye ihtisasını da burada tamamlıyor. Bir hastasının “Ayağın Kâbe’ye varsın!” diyerek dua etmesinin üzerinden çok geçmiyor ki Ayşe Hümeyra Ökten’in bundan sonra hayatının büyük bir kısmını oluşturacak olan Mekke- Medine’ de doktorluk dönemi başlıyor. İstanbul’da Verem Savaş Dispanserinde de doktorluk yapan Ökten, ardından muayenehane açarak mesleğiyle hizmet etmeye devam ediyor. Biz de yılların hekimi Ayşe Hümeyra Ökten ile hekimlik, tıp kariyeri üzerine bir söyleşi yaptık.

Şu anda bir hekim olarak öğrencilik yıllarınıza baktığınızda şimdiki aklım olsa yapmam dediğiniz ya da yine yaparım dediğiniz neler var hocam?

Muntazam çalışan bir talebeydim ciddiydim; paramedikal işlerle pek uğraşmazdım.

O zamanın gerektirdiği mi buydu hocam; paramedikal işlerle uğraşmamak…?  Yoksa vaktiniz mi olmuyordu; tıpın yoğunluğundan?

Tabiatım öyle benim. Şimdiki kadar paramedikal işler yoktu zamanımızda ama vardı yine de. Ben pek uğraşmazdım yani, şimdi olsa yine uğraşmam sanıyorum.

Peki bize bu konuda ne dersiniz; değişen zaman ve şartlarla birlikte?

Derslerinizi ihmal etmeyin. Sosyal faaliyetler iyidir ama mesleğin dışına çok çıkmamak daha iyidir bence.

Hocam hekimlik mesleğine bakış açınız nasıl, hekimliğin hizmet etmek ile ilişkisi ve bu mesleği sizin için yapılabilir kılan nedir?

Doktorluğu meslek olarak severseniz doktorluk yapın; çok para kazanacağım düşüncesi ile değil. Ama şu da gerçek; doktor aç kalmaz. Babam hep söylerdi bunu. Ama gaye para olmasın; gaye hizmet olsun. Doktorluk çok zevkli bir meslek. Dünyaya yine gelsem yine doktor olurdum.

Dahiliye ihtisası yapmışsınız hocam; bir hekim adayı kariyer rotasını çizerken hangi alanda uzmanlaşacağı konusunda hangi kriterleri göz önünde bulundurmalı?

Arkadaşlarımızla konuşurduk aramızda; çoğu Kadın Doğum uzmanlığını seçti. Ben de düşündüm ki; kadınların hastalığı sadece Kadın Doğum alanı ile sınırlı değil, bu sebeple ben dahiliyeye yöneldim. Bizim zamanımızda doktor denince; dahiliye mütehassısı anlardık. Göz, KBB değil, ilk dahiliye gelirdi aklımıza. Hastaya en çok hitap eden ve hastayı çok memnun edebileceğiniz bir alan dahiliye.

Peki dahiliyeyi seçmenizde etken olan neler vardı başka?

Ailede hastalar vardı; aileye bir dahiliye doktoru lazım düşüncesinden hareketle oldum biraz da.

Bizim tıp öğrencileri olarak en büyük sorunlarımızdan biri de son sınıfa kadar ne yapacağımıza karar veremiyoruz genelde; biraz da sürecin Tus’a bağlı olmasından kaynaklanıyor. Uzmanlaşma düşüncesinde, kariyer planlarımızı yaparken neyi göz önünde bulundurmalıyız hocam?

Uzmanlık olmadan tıp kâfi gelmez. Uzmanlık muhakkak olmalı. Kendi şartlarınıza, fıtratınıza ne uygun gelirse ama muhakkak severek yapacağınız bir bölüm seçin.

Mekke’ de doktorluk yaptım. Hicazdan döndüm tekrar başım açık çalışıyorum. Üniversiteye gittim. Hocam “Ben istihdam edeceğim, ayrılacağım.” dedim. “Ne acele bu Hümeyra?” dedi. Başımı kapatacağımı söyledim. Şeriat zarurete müsaade eder; diplomayı almak zaruret ondan sonrası zaruret değil yani üniversitede kariyer yapmam zaruret değildi. Ayrıldım; ama hiç pişman olmadım; başımı açıp doçent, profesör olsaydım, iki sene sonra askeri darbe oldu 140 öğretim görevlisini çıkardılar iyi ki dedim başımı açıp kalmamışım evvela beni çıkarırlardı. Sonra Verem Savaş Dispanserine müracaat ettim, beni Sarıyer dispanserinde görevlendirdiler başhekim olarak. Başka hekim yoktu zaten:) Hastalar çok memnundu, orada başörtümle rahatça çalıştım. İrticacı olarak çalıştık yani orada:) Sonrasında da muayenehane açtık zaten.

Sizin uzmanlık alanınızın, dahiliyenin, olumlu-olumsuz yönleri neler peki hocam; hanım hekim olmanızı da göz önünde bulundurarak söyleyecek olsanız…?

Çok geniş bir alanı var. Yurt dışına çıktığımda da doğum yaptırdığım bile oldu. Şimdi dahiliye; nefroloji, endokrinoloji vs. birçok bölüme ayrılmış durumda ve çok fazla alet var doktorla hasta arasında. Benim zamanımda el mahareti daha etkili oluyordu.

Bir hanım hekim için yoğun bir bölüm değil mi?

Dahiliye mütehassısı olduğuma hiç pişman olmadım. Muayanehane olunca bu yoğunluğu kontrol etmek daha kolay. Yoğun ama saat koyarak, şartları kendinize göre ayarlayarak hareket etmeniz lazım.

Dahiliyeyi düşünen bir hekim adayının sahip olması ya da olmaması gereken özellikler var mı? Bu alanı düşünen bir tıp öğrencisi neler yapabilir?

Dersleri iyi öğrenmek lazım her şeyden evvel. Hocaları iyi takip etmek lazım derslerde, bazı şeyler vardır ki; teori kitaplarında bulamazsınız ancak hocadan öğrenebilirsiniz, bunlara dikkat etmek lazım.

Kitap okurken ya da ders çalışırken tıp ilmine yaklaşımınız nasıl oluyordu? Biz genelde sınav odaklı öğreniyoruz sanki bu ilmi:)

Tamam, sınav için de gerek ama siz hekimliğinizde kullanıyorsunuz o bilgileri. Sizde kalıyor o bilgi yani hayat boyu. Mektep sınavı var ama hekimlik esasında bir nevi hayat sınavı. Orada da kullanıyorsunuz, sınav için öğrendiğiniz bu bilgileri.

Tıp fakültesi yıllarında nasıl çalışırdınız hocam?

Evde çok yoğun çalışmazdım, okulda hâllederdim genelde; imtihan yaklaşınca çalışırdım sınavına göre tabii; bir hafta iki hafta kala…:)

Hekimin hayatında ailesinin yeri neresi oluyor, bir hekimin aile portresini çizer misiniz bize? Ve bu husustaki tavsiyeleriniz neler?

Hekim şefkatli, herkesin yardımına koşan bir tabiatta olmalı. Ailesine karşı da böyle olmalı. Hekim olarak “Adam sen de…” demeyeceğiz hiçbir zaman.

Zaman planlaması olarak bir kalıbı yok bunun; bazı gün ailen ön planda olur bazı gün işin. Katı hudutlar yok yani aralarında. Sıralama şöyle olmalı: Önce ailen, sonra işin, son olarak da vakit kaldıkça diğer işlerin…

Mekke’ye doktor olarak gittiğiniz yıllardan, oradaki doktorluğunuzdan bahseder misiniz hocam?

1950’den sonra Kızılay,  Türk hacılar için, doktor göndermiş  ama muvaffak olamamış gidenler. Ertesi sene üniversiteden genç doktorlar gitsin, onlar daha iyi çalışırlar, şartlara dayanabilirler diye düşünüyorlar.  Üniversitede dekanlığa asmışlar duyuruları. Baş asistan benim hakkımda “Hümeyra dindardır, gider.” demiş. Dindar olduğumu belli edecek bir şey yapmazdım. Bu hâlimden müslüman olduğumu anlamışlar; o zamanlar başım açık ama giyimime dikkat ediyorum. Ciddiyimdir genelde; asistan toplantısı olur; hasta konuşulur o zaman toplantıda yer alırım, hasta ile ilgili konu biter de paramedikal konuşmalar başlar işte o zaman benim mutlaka laboratuvarda işim olur, bu bahaneyle ayrılırım oradan. Bu ölçülü hareketlerimden: “Hümeyra dindardır gider.” demişler.

Bir gün imtihan yapıyoruz hocam beni dışarı çağırdı; ”Kızılay Hacca doktor gönderecek gider misin?” dedi. Hacca “Gitmem” denir mi?:) “Tabii giderim.” dedim. O  zaman o heyecanla aileme sorayım demek aklımdan bile geçmedi halbuki biz evden çıkarken izin alan insanlarız. Komşuya bile gitmeyiz habersiz ki bu başka şehir değil başka ülkeye gitmek… Dekanlığa haber vermişler ben öyle diyince. Benden sonrasında da doktor beylere cesaret gelmiş, başka başvuranlar da olmuş gitmek için. Kur’a çekildi gidecekler için; ”Hümeyra bu işe öncülük etti, onu kur’aya dahil etmeyelim.” dediler.  Benim gideceğim kesin oldu yani. Benden başka da kız yoktu gidecekler arasında. Sonra gittik orada Türk hacılara baktık. Orada dua ettim: “Allah’ım bana her yıl nasip et hacılara hizmet etmeyi diye.” O zamandan beri hâlâ her yıl gitmek nasip oluyor elhamdülillah.

Mesleğimizle Allah rızasını nasıl kazanabiliriz hocam?

Allah rızası için yapıyoruz zaten; menfaati ön plana koymuyoruz, doktor aç kalmaz nasıl olsa. Para kazanmak için değil; vazifemiz neyi yapmayı icap ediyorsa onu yapmaya çalışacağız. Tabii burada hasta memnuniyeti çok önemli. Nasıl bir muamele, tedavi, müdahele gerekiyorsa öncelik onu yapmaktır bizim menfaatimiz sonra gelir. Gönül rahatlığı da önemli. “Yapabileceğimi yaptım.” diyebilmek, “Adam sende…” dememek lazım.

Hastalarımın yanına sabah, öğle, akşam uğrardım. Hasta memnun olur dua eder size böyle. Tabii ben bana dua etsin diye yapmıyordum. Belki biraz fazla yorulursunuz böyle ama hasta memnuniyeti önemli burada. Hastayı memnun edersin, Allah da razı olur inşallah.

Hasta sizden bir şey istediğinde yapabiliyorsanız kendinizden fedakârlık ederek yapmanız gerek.  Mesela hastaneden biraz geç çıkmak… Hastaları bir daha dolaşmak için ben geç çıkardım. Son tramvaya yetişince annem “Vakfiye misin kızım sen, en son çıkıyorsun hastaneden?” derdi:)

Nöbetçi olduğum günler mesela; hastanın ağrısına göre ilaç verirdim dolaptan; sabah doktor gelip: ”Hastaya ne verdin, çok rahat uyumuş.” derdi. Söyledim ben de, “Onu her zaman veriyorum.” derdi. Bunun izahı yok işte. Belki besmeleyle veriyorum, bunun maneviyatı bana kalsın ama, hastanın size inanması ve sizin niyetinizle birlikte psişik etki de denebilir; her zaman etki etmeyen ilaç etki ediyor işte.

Ben nöbetçi olduğum geceler hastalar bayram ederdi, Nöbet listesi duvara asıldı mı hastalarım benden evvel koşar bakarlardı. Evvela ailenizi sonrasında da hastalarınızı memnun etmeye bakın. Dua alırsınız. Hasta dua etmese bile Allah görüyor ya…

Teşekkür ederiz hocam, sizi de yorduk…

Allah muvaffak etsin; gayretinizi artırsın. Muhammedi geldik Muhammedi gidebilmeyi nasip etsin, rızasını kazanan kullardan eylesin.

(Konuşanlar: Beyza Baran Boz, Esra Topal, Hilal Güdek, Şeyma Halaç)

 

Bu arada, Ayşe Hümeyra Ökten’ in hayatını merak edenler için kendisiyle söyleşi şeklinde oluşturulan hatıratını; “Dindar Bir Doktor Hanım” kitabını da tavsiye etmiş olalım.

 



Hizmetkar doktorlardan
Opr. Dr. Erhan Sarışın ile
hizmet burcunda yeni ufuklar açacak bir seminer

 
Embedded image permalink
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1088251 ziyaretçi (2277680 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc