Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Millenıum Challenger 2002 HEDEF TÜRKİYEMİ
 


 


 

https://www.youtube.com/watch?v=bEG1vFte3lc



INTERNET SITE
http://www.jfcom.mil/about/experiments/mc02.htm



bin yılın meydan okuması.
amerikan ordusu'nun bir tatbikatı.
amerika'nın 2001 yılında yaptığı, ve
senaryosu enteresan derecede tanıdık gelecek bir sanal tatbikat.

bütün güçler bilgisayar üzerinde real time strategy oyunu gibi
konuşlandırılarak yapılmıştır.

senaryo :
akdeniz'de bir ada sorunu yaşayan ve birçok azınlık barındıran bir ülke var
(tanıdık geldi mi...? devam edelim)
bu ülke stratejik açıdan iki kıtayı birbirinden ayıran bir su yolunun
(allah allah hangi ülke acaba?)
üzerinde ve iki kıtada birden toprağı var...
bak allahın işine ki,
uluslararası güçler
bu ada için bir çözüm öneriyor,
siyasiler kabul ediyor ,
halk kabul ediyor ama,
genel kurmay başkanlığı
"olmaz öyle mavra" diyor...

siyasiler bastırınca da ordu yönetime el koyuyor
(ba ba ba ba...)
bunun üzerine,
faşist generallere bir ders vermek isteyen usa olaya dalıyor.
senaryo bu...


bir de sanal tatbikatın başlaması :
amerika ilk önce haberleşmeyi ortadan kaldırıyor,
elektrik hatlarını işe yaramaz hale getiriyor.
ulaşım duruyor..
haaa...
bu arada bir de düşman kuvvetlerini temsil eden
bir amerikalı general var..
adam oyunu ve aldığı maaşı hak ederek
kendi ülkesini temsil eden amerikan generallerini bozguna uğratıyor...

ilk şoku atlatınca,
haberleşmeyi atlarla,
katırlarla sağlıyor
gemileri batırıyor,
taburlarca askeri yok ediyor ve
amerikan ordusu darmadağın oluyor.

bunun üzerine, sanal ortamda,
bush ve amerikan genel kurmay başkanının emriyle
batan gemiler tekrar su üzerine çıkıyor,
askerler tekrar canlaıyor ve savaşa dönüyorlar...
nafile...

bu büyük sanal bozgun sonrasında
türkiye'yi temsil eden general açığa alınıyor...

bu olay tamamen gerçek...

yıllardır neden kendi petrolümüzü çıkartmamıza izin vermiyor amerika ?
neden bor madenlerimizi hiç kullanmıyoruz ve
yurdun pek çok yerinde olduğu
basından ve halktan
özel yöntemlerle saklanan
altın rezervlerimizi harekete geçirip ekonomimizi kurtaramıyoruz ?

zira, amerika bu oyunu çok öncesinde planladı ve oynuyor...

lütfen bunu okumuş olun ve de arkasından atatürk'ün gençliğe hitabesini bir kez daha,
özellikle
"memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar"
ile ilgili kısmına dikkat edin...
zamanı geldi...
her an herşey olabilir...
atatürk bunu o yıllarda görmüştü,

biz hala göremiyoruz... ne acı...





21.03.2003 21:55 bigbrother
"amerikan ordusu,
2002 yılında, temmuz-15 agustos tarihleri arasında,
virginia suffolk ve san diago merkezlerinden yönetilen ve

26 bölgede 13.500 askerin katıldigi
250 milyon dolar harcanan
bir teknolojik tatbikat gerçeklestirmisti.

tatbikatın açıklanan amaci,

"abd ordusunu 2020 yılına hazırlamak"tı.


amerikan ordusu, 2002 yilinda senaryosu :

hedef ülke,
bazı denizyollarını kontrol etmektedir.
bir ada ülkesiyle şiddetli sorunları vardır.
bu ülkede çok büyük bir deprem olur.
sivil hükümet depremle mücadele edemez ve
kaos durumunda ordu duruma el koyar.

uluslararası yardım çağrısı yapılır.
abd yardımlarının kendi askerleri tarafından yapılmasını şart koyar.

böylece ülkeye girmekte olan abd askerlerinin
miktar ve faaliyetlerinden kuşkulanan hedef ülke
ordusuyla abd ordusu arasında savaş çıkar ve

ülke 96 saat içinde işgal edilir.

ayrıca abd 1980lerde türkiye'ye devrettiği
belbaşı sismik araştırma istasyonu'nu
daha modern ve daha hassas cihazlarla modernize ederek devralıyor.

 deprem yarattığı söylenen haarp projesine de başka bir yazıda değineceğim.

O yıllardan 1998 yılında genelkurmay başkanı olan
org. kıvrıkoğlu,

abd'nin bölge ülkeleri için tehdit oluşturduğunu
açık bir dille belirtti.

kıvrıkoğlu, washington ziyaretini iptal etti
ve nato döneminde

abd'yi ziyaret etmeyen
ilk genelkurmay başkanı olarak
tarihe geçti.

kıvrıkoğlu,
"28 şubat'ı bin yillik mücadele azmiyle sürdürmeye kararlıyız"
dedi.

28 şubat ile temizlenen kadro
amerikan kadrosu olabilirdi.


sonuçlar:
bahsedilen tatbikatın adı millenium challenge 2002 dir

yani milenyumun meydan okumasi dir.

96 saat türk ordusunun intikal süresidir.

24 temmuz lozan barış antlaşması'nın kabul tarihidir.

türkiye'nin 3 tarafı denizle kaplıdır.

şu anda saldırmaları için bir sebep yok,

iktidar işlerini gayet iyi görüyor ve türk ordusu
her yönden yıpratılmaya çalışılınıyor
,ama gün olur ,
deprem olur
amerika'nın sevmeyeceği sivil idare
(köşebaşları zamanında tutulduğundan depremle kaosla mücadele edemez)
kontrolu yitirir,
ordu sindirilmemiş olur,

yıl 2020 olur ise
bunlar olabilir,

biz hala demokratik haklar
ermeni hakları,kürt hakları vs.den
atatürkçülüğün demode olmasından
avrupalı birliğinden,maçlardan ,magazinlerden bahsedelim,

bize ne yahu!

kaynakça http://www.tümgazeteler.com
ümit zileli/ cumhuriyet gazetesi köşe yazısı
http://www.wikipedia.com http://www.oncevatan.com.tr

BİR BAŞKA   GÖRÜŞ

1991'den gunumuze siyasi ve askeri alanda yasanan gelismelerin aciga
cikmamis yonlerini asagida ibretle okuyacak, ulkemiz uzerinde oynanan
oyunlari ogreneceksiniz.
Lutfen bu yaziyi yakinlarinizla paylasin ve onlarin bilgilenmelerini
saglayin.
Ozellikle genc kusaklarin bilgi sahibi olmalari *** onemli.
Bu yaziyi okuyunca bu ulkeye neden daha fazla sahip cikmamiz
gerektigini anliyoruz.

5 Genelkurmay Başkanı niçin Ergenekonla suçlanıyor?

Her şey 1991 yılı başında ABD'nin Körfez saldırısı ile başladı.
ABD, Bağdat'a yürümedi, Irak'ın kuzeyinde bir Kürt isyanı
kışkırttı. Arkasından, Irak Ordusunun 36. enlemin kuzeyine geçmesini
önleyerek buradaki Kürt oluşumunu güvence altına aldı.

ABD'nin planı şuydu: Önce Kuzey Irak'ta bir Kukla Kürt Devleti
Kurmak ve sağlamlaştırmak, sonra Irak'ı tümüyle işgal etmek. Kukla Devleti
Türkiye'nin güneydoğusu, Suriye'nin doğusu ve İran'ın
Batısından koparacağı parçalarla birleştirerek Büyük Kürdistan'ı, yani İkinci
İsrail'i kurmak. Yani : Büyük Ortadoğu Projesi (Tayyip ve Gül'ün
eşbaşkanları olduğu proje; Buş'un deyimiyle "Haçlı Seferi")

Türkiye'deki bütün hükümetler, İncirlik'e yerleşen Çekiç
Güç'ün görev süresini uzatarak ABD'nin Kuzey Irak'taki Kürt oluşumunu
desteklemesine yardımcı oldular. ("ABD Ordusu ile mükemmel işbirliği !!!)
İşte Türk Ordusu bu süreçte Kuzey Irak'taki oluşum üzerinden
Türkiye'nin bölünmesi tehlikesini ve tehdidini algılayınca, ABD ile
cephe cepheye geldiğini anladı.

İLK OLAY: TORUMTAY'IN İSTİFASI

Özal'ın kuzeyden Irak'a girme emrini uygulamamak için Genelkurmay
Başkanı Org. Necip Torumtay istifa etti. Böylece, Türk Ordusu,
Amerikancı planlarda rol almayacağının ve direneceğinin ilk işaretini
vermiş oldu. O andan itibaren Türk Ordusuna karşı Ergenekon tertibi
planlanmaya başlandı. Amerikan planlarına engel olan komutanlar,
Ergenekon çeteciliği ile suçlanacaktı.

ÖZEL HARP DAİRESİ SORGULANIYOR

Sovyet tehdidine karşı kurulmuş olan Özel Harp Dairesi ABD güdümünde
idi, ama Sovyetler yıkıldığı için oradan gelen tehlike ortadan
kalkmıştı. Şimdi ise tehdit, Kuzey Irak'taki ABD varlığından
geliyordu. Dolayısıyla, ABD güdümünde olan Özel Harp Dairesi, ABD'den
gelen bir tehdide karşı durmak için kullanılamazdı .

Geçmişteki Kontrgerilla eleştirileri de Ordu'da rahatsızlık
yaratmıştı. Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş, Özel Harp
Dairesi'ni yeniden örgütleme ve adını Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK)
olarak değiştirme çözümünü uyguladı. Yıl 1991.

ÖKK'nın bölücü terörü hedef alması ve Kuzey Irak'taki Kukla
Devlete karşı tavır alması, ABD denetiminden kurtulma sürecinin
başlangıcıydı.Tugay düzeyindeki birlik, tümen düzeyine çıkarıldı.
ÖKK, Kuzey Irak'ta ABD ile karşı karşıya geldi ve ABD tehdidine karşı
uyanışın öncüsü oldu. Ankara'da ÖKK için yeni bir yerleşim yerinde
yönetim ve eğitim tesisi yapımına başlandı. ABD bundan son derece
rahatsız oldu, ajanları vasıtasıyla Askeri Savcılığa ÖKK tesis
inşaatında yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla dava açtırdı ve
ÖKK'nın yapılandırılmasını uzun süre felce uğrattı.

ORG. EŞREF BİTLİS'İN ŞEHİT EDİLMESİ

ABD'nin Kuzey Irak'taki Kukla Devleti pekiştirme planlarını bozan
Bir planı uygulamakta olan Org. Bitlis, Amerikan Çekiç Güç
Helikopterlerinin PKK'ye silah ve malzeme attığını saptadı ve
raporlarında bunu belirtti.

Orgeneral Eşref Bitlis işte, Jandarma Genel Komutanı olarak,
Amerika'nın Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ve güvenliğini
Hedef aldığını gördüğü; bu tehlikeyi önlemek için tedbirler aldığı ve
Ülke savunmasına yönelik bir strateji geliştirdiği için Amerika tarafından
hedefe konuldu.

Org. Bitlis, helikopterle Kuzey Irak'a giderken, bu seyahat Amerika'ya
haber verilmiş olduğu halde, iki Amerikan jeti yakın uçuş yaparak
saldıkları yoğun egzost gazı ile helikoperi oksijensiz bırakıp
motorunu durdurarak düşürme denemesi yapmışlarsa da, usta pilotumuz
ani dalış manevrası ile bu suikasti boşa çıkarmıştı. Bu suikasttan
hemen sonra Amerikalılara saldırdıkları helikopterde orgeneralimiz
olduğu tekrar bildirilmesine rağmen iki Amerikan jeti saldırıyı
tekrarlamışlar fakat usta pilotumuz olaya tekrar hakim olabilmişti.

İkinci teşebbüs başarılı oldu. CIA tarihinin en önemli suikasti 17
Şubat 1993 günü gerçekleşti. Uçağına yapılan sabotaj sonucunda Org.
Bitlis şehit edildi.

ÇELİK HAREKATI

Ağustos 1994'de Genelkurmay Başkanı olan Org. İsmail Hakkı Karadayı
döneminde Eşref Bitlis Planı uygulandı, Kuzey Irak'a Çelik Harekatı
yapıldı. 35 bin Mehmetçik Mart 1995'de Kuzey Irak'a girdi.

Kuzey Irak'a giren ordumuz, ABD'nin egemenlik alanına girmiş oldu.
Çünkü o bölge ABD ordusunun işgali altındaydı. ABD'nin Foreign
Affairs, Foreign Reports, Mediterranean Quarterly ve Joint Forces
Quarterly gibi yarı resmi organları. "Türk komutanları hizadan
çıktı", "Türk Ordusu ABD-Türkiye ilişkilerini bozuyor" gibi görüşlere
yer vermeye başladılar.

GAZİ OLAYLARI

Çelik Harekatı öncesinde CIA'nın Moskova İstasyon Şefi, CNN
televizyonundan, "Türkiye'nin karışacağını", daha doğrusu
Amerika'nın Türkiye'yi karıştıracağını tüm dünyaya şöyle ilan etti:
"Önümüzdeki dönemde dünyanın en çok karışacak ülkesi Türkiye'dir.. .
Şu anda Türkiye, gizli servislerin gündeminde ilk sıraya yerleşmiştir."

Gazi Mahallesi tertibinden birkaç gün önce de, ABD Dışişleri Bakan
Yardımcısı Holbruk (Holbrooke), Türkiye'nin Kuzey Irak sınırında
yaptığı yığınağa dur demek için tertip yapacaklarını şöyle ilan
etti:
"Kuzey Irak sınırına asker yığıyorsunuz. Önümüzdeki günlerde
terör olaylarının artma ihtimali var. Oraya yapacağınız bir harekatta
dikkatli olmanızı tavsiye ederim"
CIA Şefinin ve Holbruk'un haber verdiği gibi,12 Mart 1995 gecesi
İstanbul'da Gazi Mahallesi tertibi düzenlendi. Ancak Türk Ordusu bu
tehdidi önemsemedi ve Çelik Harekatı yapıldı.

KONTRGERİLLA (GLADYO) POLİS İÇİNE KAYDIRILIYOR

NATO tarafından NATO üyesi ülkelerde o ülkeleri komünizmden korumak
için kurulan Kontrgerilla (diğer adları Gladyo ve SüperNATO)
örgütleri, İtalyan Savcının tesbit ettiği gibi, esasında CIA
tarafından yönetiliyordu ve esas görevleri bu ülkelerdeki hükümetlerin
ABD kontrolünden çıkmalarını önlemekti. Türkiye'de Özel Harp
Dairesi işte bu kontrgerilla ile irtibatlı idi ama artık Sovyetler yıkıldığı
için komünizm tehdidi kalmamış, aksine tehdit Kuzey Irak'taki ABD
varlığından gelmeye başlamıştı. Dolayısıyla, ABD güdümünde olan
Özel Harp Dairesi, ABD'den gelen bir tehdide karşı durmak için
kullanılamazdı . Bu açmazdan kurtulmak için 1991 yılında Özel Harp
Dairesi'nin Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK)'ye dönüştürülmesi aslında
bir millileştirmeydi. ABD bu kuruluştan dışlanıyor ve kuruluş,
hedefini komünizme karşı mücadele yerine Kuzey Irak'tan yöneltilen
tehdide karşı mücadele olarak belirliyordu.

Bunun üzerine, ABD, "Kontrgerilla yapılanmasında Türk ordusunun yerine
polisi koyabilir miyiz" denemesine girişti ve Türkiye'deki operasyon
merkezini polisin içine kaydırdı. 1973'den beri İçişleri Bakanlığı
içinde örgütlenen "İslamcı Cunta", artık "Fethullahçı
Gladyo" olarak Kontrgerilla içinde ordudan boşalan yeri alıyordu. Fethullahçı
Gladyonun ilk büyük tertibi, işte bu 1995 Gazi Olaylarıdır.

1996 EYLÜL HAREKATI

ABD ordusu, özellikle Çekiç Güç, Irak'ın kuzeyinde 7,500 "CIA
peşmergesi"nden oluşan bir askeri güç örgütlemişti.

Eylül 1996'da, Eşref Bitlis Planı gereğince, Barzani, Türk
Genelkurmayının yönlendirmesi ile Saddam yönetimi ile işbirliği
yaparak CIA peşmergelerini dağıttı. 200'e yakın ölü veren CIA
peşmergeleri, ABD tarafından Guam Adası'na taşındı. ABD kaynakları,
bu harekatı "ABD'nin Vietnam'dan sonraki en büyük yenilgisi"
olarak değerlendirdiler.

Bu harekattan 20 gün önce, bir Tuğgeneral, iki Albayın önünde,
Aydınlık Dergisi'ne bir demeç vererek, Eşref Bitlis'in uçağının
ABD'ye bağlı "Çiller Özel Örgütü"ndeki Gladyo görevlilerinin
Düşürdüğünü açıkladı.

Aydınlık, 25 Ağustos 1996 günkü sayısında bu haberi yayımladı. Türk
Ordusu, Çelik Harekatı'nı Başbakan Çiller'e haber vermeden
gerçekleştirmişti. Çünkü ABD vatandaşı Çiller'in ABD'ye örgütsel bağlılığı
İşçi Partisi tarafından açıklanmıştı ve TSK tarafından biliniyordu.

28 ŞUBAT

28 Şubat harekatının en önemli başarısı, Fethullah Hoca'ya
indirdiği darbe oldu. Fethullah Hoca kaçıp ABD'ye yerleşti. Mayıs 1997 YAŞ
toplantısında 160 subayın irtica bağlantısı nedeniyle ordudan atılması
başbakan Erbakan'a dayatıldı.

Bu uygulama, ordu içindeki Gladyo'yu, yani ABD görevlilerini
temizlemek anlamına geliyordu. Çünkü artık Kontrgerilla, Fethullahçı
Gladyo idi. 28 Şubat kadrosu içinde ABD'nin Truva Atı olan Çevik Bir
de, 1998 sonrasında tasfiye edildi. Bu sayede Haçlı İrtica, 2002 yılı
sonuna kadar iktidara el koyamadı.

KONTRGERİLLA, GENELKURMAY KARARGAHINDAN ÇIKARILDI

1994-1998 arasında Genelkurmay Başkanı olan Org. Karadayı, ABD ve
NATO yuvalanmasını, yani Kontrgerillayı Genelkurmay Karargahından çıkardı.

Özel Kuvvetler'in milli amaçlar için kullanılmasına yönelik önlemleri
geliştirdi. Özel Harp subaylarımızın Çin'in Uygur bölgesinde ve
Çeçenistan'da kullanılmasına engel oldu.

ABD ORDUSU TÜRKİYE'Yİ İŞGAL TATBİKATI YAPIYOR: MILLENIUM CHALLENGE 2002

1998 yılında Genelkurmay Başkanı olan Org. Kıvrıkoğlu, ABD'nin
bölge ülkeleri için tehdit oluşturduğunu açık bir dille belirtti.
Kıvrıkoğlu, Vaşington ziyaretini iptal etti ve NATO döneminde ABD'yi
ziyaret etmeyen ilk Genelkurmay Başkanı olarak tarihe geçti.
Kıvrıkoğlu, "28 Şubat'ı BİN YILLIK MÜCADELE AZMİYLE sürdürmeye
kararlıyız" dedi. Yani ABD tehdidine karşı bin yıl da sürse direnilecekti.
Mesajı alan ABD, aynı kelimeleri kullanarak cevap verdi: BİN YILIN
MEYDAN OKUMASI: MILLENIUM CHALLENGE 2002

Ve bu isim altında 24 Temmuz 2002'de Nevada Çölü'nde
Türkiye'yi işgal tatbikatı yaptı. Bu, ABD tarihinin en büyük askeri tatbikatı idi.

ABD'nin en önemli yarı resmi ajansı ASSOCIATED PRESS, tatbikatın
Türkiye'yi işgal senaryosu üzerine kurulu olduğunu yazdı. Deprem (bir
karışıklık kastediliyor) sonrası ordu yönetime el koyuyordu. Bunun
üzerine ABD Deniz Kuvvetleri ülkenin güneyindeki adayı (Kıbrıs)
kuşatıyor ve 96 saat içinde hedef ülkeyi işgal ediyordu. Türk
ordusunun saldırıya karşı hazırlanma müddeti olan 96 saat seçilerek,
hedef ülkenin Türkiye olduğu adeta gözlere batırılıyordu

ABDULLAH GÜL, AMERİKA İLE GİZLİ HİZMET SÖZLEŞMESİ YAPIYOR

Dışışleri Bakanlığı Koltuğunu işgal eden A. Gül, 2 Nisan 2003 günü
ABD Dışişleri Bakanı Powell ile Ankara'da 2 sayfa 9 maddelik bir gizli
anlaşma yaptığını itiraf etti, haber Vatan Gazetesi'nde yayımlandı.
Bu haberde Gül, anlaşma içeriğini açıklayamayacağını, gizli olduğunu
söyledi.
13 Temmuz 2003 günü, Doğu Perinçek, bu gizli anlaşmanın maddelerini
açıkladı.
Birinci madde: "Türk askeri ve Özel Kuvvetler 4 ay içinde aşamalı
olarak Kuzey Irak'tan çekilecek" şeklindeydi.

ÇUVAL OLAYI

A. Gül'ün yaptığı bu gizli anlaşmadan 3 ay sonra, ABD ordusu, Türk
askerinin başına çuval geçirdi. Çuval geçirme eylemi, gizli anlaşmanın
uygulanması için bir ihtardı.

Tayyip'in "Müzik notası" vecizesi, anlaşmanın uygulanması gerektiğine
ilişkin orduya yönelik bir açıklamaydı. "Biz anlaşma yaptık, Kuzey
Irak'tan çık artık" diyordu Tayyip Türk Ordusuna.

ABD Savunma Bakanı Rumsfeld'in, Çuval Olayından sonra, Başbakanlık
koltuğunu işgal eden Tayyip'e gönderdiği mektupta şöyle deniyordu:
"TSK (ÖKK kastediliyor) Kuzey Irak'ta sizin bilginiz haricinde
eylemler yapmaktadır" Rumsfeld, çuvalı Tayyip'in değil, Türk
Ordusunun başına geçirdiklerini böyle veciz bir şekilde anlatmış oluyordu.

Milli devlet ve Kemalizm karşıtı pervasız açıklamalar yapan, "Milli
Egemenlik ve Milli Güvenlik kavramlarının artık geçersiz olduğu"
açıklamalarını yaparak Orduyu zehirleyen Org. Hilmi Özkök, böylece,
tarihe "başına çuval geçirilen komutan" olarak kaydedildi. Ve
böylece, Ergenekoncu olarak suçlanmaktan kurtuldu.

ERGENEKON TERTİBİ AÇIĞA ÇIKIYOR

Başına çuval geçirilmesine ve Kuzey Irak'tan çıkarılmasına rağmen
akıllanmayarak sınır ötesi harekatta ısrar eden Türk Ordusu'na
karşı, Org. Torumtay zamanından beri hazırlanagelmekte olan tertip artık
açığa çıkarılmalıydı. ABD'ye direnen 5 Genelkurmay Başkanı ve
milli kuvvetler "Ergenekon çetesi" olarak suçlanacaktı.

Suçlama belgeleri esasında çoktan hazırdı, ama Org. Özkök
"Ergenekoncu" olmadığından, onun görev süresince tertip uykuya
yatırılmıştı.

Hatırlayalım:
Tertibin uykudan uyandırılmasının ilk işareti Org. Büyükanıt'a
Karşı Şemdinli tertibi idi. O tertipte Org. Büyükanıt çete kurmakla
suçlanmış ancak tertip bozguna uğramıştı. (Fehmi Koru, "Taha
Kıvanç" imzasıyla, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan 30 Nisan 2001 ve
1 Mayıs 2001 tarihli yazılarında " 'Yeniden kurulsun diye hakkında rapor
hazırlanan Ergenekon, çok kapsamlı, bir partiyle irtibatı bulunmayan,
'devleti yapılandırma' amaçlı bir örgüt" demektedir. Koru
yazısında, 24 sayfa olduğunu söylediği bu dokümanın sonunda yazanın
adının bulunduğunu da belirtmekteydi. )

Şimdi daha büyük ve kapsamlı bir tertip yapılmalıydı. İşte o tertip,
günümüzde devam eden Ergenekon / Agarta Davasıdır. ABD'nin
hazırladığı sivil darbe ile iktidara gelen AKP, Büyük Ortadoğu Projesi
kapsamında ABD'ye sorunsuz olarak eşbaşkanlık yapabilmek için,
başta ABD'ye direnen Türk Ordusu olmak üzere milli kuvvetleri safdışı etmeliydi.
Plana göre, bu dava sürecinde komutanlar yıldırılacak ve 1991
öncesinde olduğu gibi ABD ile uyumlu olarak görev yapmaları
sağlanacaktı.

Yani, AB kriteri olarak dayatıldığı gibi, ordu "sivil otoriteye" tabi
olacak, kendisine Atatürk tarafında verilmiş olan "ulusal bütünlüğü ve
laik cumhuriyeti koruma" görevini unutacaktı.

Not:
"AKP sivil darbe ile değil, seçimle geldi" itirazı yapacak
olanlara bir açıklama:

1.CIA'nın yan kuruluşu Rand Corporation' un yayın organlarında
ve ABD strateji merkezlerinin hazırladıkları raporlarda mealen şöyle
deniyordu: "ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye'yi kontrol
edemez, Fazilet Partisi'nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip
Erdoğan'ın Başbakan, Abdullah Gül'ün de Dışişleri Bakanı
Olması halinde ABD Türkiye'yi kontrol altında tutmaya devam edebilir."

2.Bu raporları okuyan İşçi Partisi ve Aydınlık Dergisi, halkımıza bu
planı haber verdi. (Muhakkak ki diğer partiler de bu yayınları okumuşlardı,
ama onların halkımızı bilinçlendirmek gibi bir sorunları yoktu)

3.Aydınlık Dergisi 20 Ekim 1996 tarihli sayısında kapaktan haberi verdi:
"Merak edilen gizli mesajı açıklıyoruz: Abramowitz, Tayyip'i
Erbakan'ın yerine hazırlıyor" Yani, AKP'nin iktidara geldiği 3
Kasım 2002 seçimlerinden 6 yıl önce, Aydınlık Dergisi ve İşçi Partisi,
Amerika'nın bu seçimi yaptığını halkımıza duyurdu.

4.Cumhuriyet Gazetesi 16 Şubat 1997 Leyla Tavşanoğlu'nun İşçi Partisi
Genel Başkanı Doğu Perinçek ile söyleşisi:
Perinçek: "ABD, Tayyip Erdoğan'ı Başbakan, Abdullah Gül'ü de
Dışişleri Bakanı yapacak. CIA'nın yan kuruluşlarından Rand Corporation' un
Yayın organında da bu yazıldı." Yani, AKP'nin iktidara geldiği 3 Kasım
2002 seçimlerinden 5 yıl 8 ay önce, Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi kanalıyla da,
bu gerçeği halkımıza duyurdu

5.Görülüyor ki, ABD seçmiş, hazırlamış, önümüze koymuş, seçtirmiş.
Şimdi kim "Bunları ben seçtim" diyebilir?
Menderes'in "Odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm"
Sözlerini ABD iyice not etmiş olmalı ki, istediğini elhak seçtiriyor.

Selam ve Sevgilerle...
A.Sadi TİMUÇİN


 

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 973219 ziyaretçi (2000834 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc