Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  SAADET YÜKSEL AİHM AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
 

SAADET YÜKSEL ile ilgili görsel sonucu

SAADET YÜKSEL ile ilgili görsel sonucu

SAADET YÜKSEL ile ilgili görsel sonucu



AİHM’e Türk Kadın Yargıç...

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Anayasa Bölüm Başkanı
Doç.Dr.Saadet Yüksel,

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu Tarafından,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)
Hakimi Olarak Seçildi.

Türkiye Adına 9 Yıl Görev Yapacak.

Bu resim için metin sağlanmadı

aihm yargıçlığı için adayların

ingilizce ve fransızca’yı çok iyi bilmesi,

‘yüksek ahlaki kriterlere sahip olması’,

hukuk fakültesi mezunu veya

hukuk bilgisinin yeterince verildiği

siyasal bilgiler, iktisadi idari ilimler fakültelerinden birini bitirmiş olması isteniyor. 


akademisyen, yargıç ve avukatlıktan gelen adaylar da seçilebiliyor.

komite,

üye ülkelerin gösterdiği aday listesindeki

üç kişiden

birinin dahi adaylık kriterlerini taşımaması durumunda

listeyi reddediyor.

SAADET YÜKSEL KİMDİR?

Doç. Dr. Saadet Yüksel, Harvard Üniversitesinde yüksek lisansını, İstanbul Üniversitesinde de doktorasını yapmıştır. Hâlihazırda İstanbul Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığını yürüten Yüksel, Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesinde de yarı zamanlı öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Ayrıca, 2018 yılı içerisinde, Katar’da bulunan Hamad Bin Khalifa üniversitesinde de bir dönem misafir öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Sayın Yüksel’in, anayasa hukuku ve insan hakları alanında çok sayıda çalışması bulunmaktadır



AÄ°HMâde Türkiyeâyi temsil edecek... "10 yaÅında kararımı  vermiÅtim"











10 yaşındayken

Harvard ve Stanford
Hukuk mezunu olan ağabeyi

Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’in
Harvard’daki mezuniyet törenine gidince
hukukçu olmaya karar vermiş
Saadet Yüksel.

Çocukken ne olmak istediği sorulduğunda,

 “İstanbul Hukuk’ta okumak,
sonra da Harvard’a gitmek istiyorum”
 

diye cevap verdiğini anlatan Yüksel,

hayalini birebir gerçekleştirmeyi başarmış.

Lisans eğitimini İstanbul Hukuk Fakültesi’nde
alan Yüksel,

yüksek lisansını Avrupa Birliği hukukunda,

İkinci yüksek lisansını ise
Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden almış.


Daha sonra doktora eğitimini
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamlayan Yüksel,
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde önce yardımcı doçent,
sonra doçent olmuş.

Şu anda da İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi’nde

Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
olarak görev yapıyor.

Aynı zamanda Koç Üniversitesi
Hukuk Fakültesi’nde yarı zamanlı öğretim üyesi.


Adalet anlayışını,

hukuk güvencesinin demokrasi,
hukukun üstünlüğü,
gerekçelendirme ve
ölçülülük standardı

gibi
objektif hukuk ilkeleri
bağlamında sağlandığı

tutarlı bir
hakkaniyet anlayışı olarak tanımlayor

Yüksel.

Yaşıtlarıyla karşılaştırınca

çok fazla fedakârlıkta bulunduğunu

ifade eden Yüksel’inki

tam bir azim hikayesi.

Üniversitede okurken

neredeyse her yazını
yurtdışında hukuk alanında
araştırma ve çalışmalarla değerlendirdiğini


söylüyor: 

“Hiçbir yazımı
sadece yaz tatili yaparak geçirdiğimi hatırlamıyorum.


Hakikaten şikâyetçi değilim,

isteyerek ve zevk alarak yaptım.


İşimi belli bir düzeyde yapmaya çalıştım,
birçok zorlukla da karşılaştım
ama bu zorluklara karşı göğüs gererken
yine verdiğim emeğin niteliğine güvendim: 

İnsan hakları, temel hak ve özgürlükler.”

Yüksel’in hem kıta Avrupası
hem de Anglosakson hukuku
alanında profesyonel çalışmaları mevcut.


Daha önce Harvard’da,
Georgetown’da,
Northwestern Üniversitesi işbirliğiyle Katar’da,
New York Hukuk Fakültesi’nde
misafir öğretim üyesi olarak çalışan Yüksel,

anayasa hukukunun
insan hakları,
temel hak ve özgürlüklerin
yargısal korunması alanına odaklanıyor.

Avrupa Birliği’nde
işçilerin serbest dolaşımı ve
Türk işçilerinin statüsü,

özel yaşamın gizliliği bağlamında
iletişimin gizliliğine

önleyici denetim yoluyla müdahale,

ibadet özgürlüğü,

çocuk mağduriyetinin
Avrupa Birliği hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi,

Türkiye’de
temel hak ve özgürlüklere ilişkin
anayasa değişikliklerinin
değerlendirilmesi


gibi konularda,
uluslararası birçok projede çalışmış.


Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA)

Üstün Başarılı
Genç Bilim İnsanı
Ödülü sahibi olan Yüksel,


geçtiğimiz hafta
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde
Türkiye temsilcisi seçildi.



Öğrencilerinin
bu habere çok sevindiğini anlatan Yüksel,

 “Hocam artık kendimizi
Avrupa’ya daha yakın hissediyoruz”
 

diyenler olduğunu ifade ediyor.


Gençlere

önce hayal kurmaları,
sonra da azimli olmalarını


tavsiye eden Yüksel,
başarıya giden yolu şöyle özetliyor:

 “Bu yolda herkesin karşılaştığı zorluklar oluyor.

Her Türk kadını gibi ben de
birçok güzelliğin yanı sıra

zorluklarla karşılaştım.

Ama yaptığım işe inandım,

donanımlı bir altyapı oluşturmaya çalıştım.

Böyle olunca
zorluklar motivasyonumu düşürmedi.

Ben hukukçuluğun
kural ezberlemek
olduğunu düşünmüyorum.

Objektif,
tutarlı,
gerekçelendirmeye ve
hukukun üstünlüğüne dayalı
belli bir muhakeme düzeyinin
yerleşmesinin
önemli olduğunu düşünüyorum.”

AİHM’de Türkiye’yi temsil edecek... "10 yaşında kararımı  vermiştim"

HARVARD’DAKİ MEZUNİYET TÖRENİYLE BAŞLADI

Başarınızı kutluyorum.
Sizi tanımak istiyoruz, ne zaman, nerede doğdunuz?

1983’te İstanbul’da,
birçok hukukçunun olduğu bir ailede doğdum.

Hukukçu olmamda en çok etkili olan

rahmetli babam
Mehmet Edip Yüksel


ve TBMM’nin en genç
milletvekillerinden biri olarak görev yapmış,

şu anda İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi’nde
uluslararası hukukçu ağabeyim

Prof. Dr. Cüneyt Yüksel’dir.

Babam
TBMM Üstün Hizmet Ödülü sahibi biriydi.

Çok tutarlı ve
güçlü bir
hakkâniyet anlayışı olduğu için

önce memleketi Mardin’de,
sonra İstanbul’da

‘abu adle’

yani ‘adaletin babası’


olarak tanınan bir kişiydi.

AİHM’de Türkiye’yi temsil edecek... 10 yaşında kararımı  vermiştim

 

Babanız da hukukçu muydu?

Hayır değildi,

bir iş insanıydı.

Ama Mardin’de
kişiler ya da aileler arasında

bir ihtilaf olduğunda
onun adalet anlayışına
o kadar güvenilirmiş ki,

‘Abu adleye gidelim’


derlermiş.

Birçok hizmetiyle de
TBMM Üstün Hizmet Ödülü’nü aldı.

Böyle bir ailede büyüyünce

ve daha 10 yaşındayken

Harvard ve Stanford
Hukuk mezunu olan ağabeyimin

Harvard’daki mezuniyetine gidince
hukukçu olmaya karar vermiştim.


Nasıl bir çocuktunuz?

Ne istediğini bilen bir çocuktum.

Abim
Prof. Dr. Cüneyt Yüksel
benim için her zaman
bir rol model ve
ilham kaynağıydı


ama o mezuniyetten döndükten sonra
hukukçu olmak

artık hayal değil, ‘yol’ olmuştu. 


Döndüğümde öğretmenim,
sınıfa o klasik soruyu sordu.

Malum soruyu:

“Ne olmak istiyorsun?”

Aynen öyle.
(Gülüyor)

Herkes bölümler söyledi.

Ben

“İstanbul Hukuk’ta okumak,
sonra da Harvard’a gitmek istiyorum”
dedim.


“Nasıl yani,
hem bölüme,
hem de okuyacağın
okula mı karar verdin”
dedi.


Öyle de oldu gerçekten.

Lisans eğitimimi
İstanbul Hukuk Fakültesi’nde aldım.

Yüksek lisansımı
Avrupa Birliği hukukunda yaptım.

İkinci yüksek lisansımı
Harvard Üniversitesi
Hukuk Fakültesi’nden aldım.


Doktora eğitimimi İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi’nde tamamladım.

Doktoradan sonra

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde

önce yardımcı doçent,
sonra doçent oldum.

Şu anda da
İstanbul Üniversitesi HukukFakültesi’nde

Anayasa Hukuku
Anabilim Dalı Başkanı
olarak görev yapmaktayım.

Aynı zamanda
Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde
yarı zamanlı öğretim üyesiyim.



YAŞITLARINIZ GEZERKEN
SİZ KÜTÜPHANEDESİNİZ

 

 

ANNENİZ NASIL BİRİYDİ

Annem çok özverili,
çocuklarının eğitimi
için gurbete alışmış,


bütün çocuklarını okutmuş,
onların arkasında durmuş
bir Türk kadını.

Çok özveri diyorum,

çünkü tahmin edeceğiniz gibi
hiç de kolay bir yolculuk değil.


Yeri geliyor gurbet çekiyorsunuz,
yeri geliyor yaşıtlarınız gezerken
siz kütüphanelerde sabahlıyorsunuz.

Benimle birlikte bu özveriye
canı gönülden katlanabilen
vefakâr bir kadın benim annem.


Sizi Harvard’daki mezuniyet töreninde
‘hukuk yolu’na
sokan duyguyu hatırlıyor musunuz?

Oradaki atmosfer,

mükemmeli arayan
ama bir o kadar da
tevazu içinde


yaklaşan hukukçuların

birbirine ve etrafına
yaklaşım tarzı
beni çok etkilemişti.


Sürekli adaletin konuşulduğu
bir evde büyüdüğünüzde

‘hukuk tılsımının’
etkisine giriyorsunuz.


Belki de bu yüzden
kendimi hukukçu olmak dışında
bir şeyi hayal ederken görmedim.

“Hukukçu olmasaydınız ne olurdunuz”

sorusuna verecek cevabım yok,

o kadar özümsediğim,
sevdiğim,
âşık olduğum
işi yapıyorum ki
hakikaten başlangıç noktasını bile söyleyemiyorum.

Onun için meslek değil,
yol diyorum.



Az önce hukukun
sizin için
tılsımlı bir yol
olduğunu söylediniz.
Adalet anlayışınızı anlatır mısınız?

Benim için adalet
yaşamın bir parçası.

Hiçbir zaman ayrı bir husus gibi düşünmedim.

Hukuk güvencesinin
demokrasi,
hukukun üstünlüğü,
gerekçelendirme ve
ölçülülük standardı gibi
objektif hukuk ilkeleri bağlamında sağlandığı
tutarlı bir hakkaniyet anlayışından söz edebilirim.


Gündelik hayatta
adaletsizlik karşısında
tavrınız ne olur?
Her şeyi önce adalet terazisine mi koyarsınız?

Konulabilecek her şeyi, evet...

Böyle bir durum karşısında
hukukun üstünlüğü ve
hakkaniyet çerçevesinde
çözüm bulmaya çalışırım. 


Çok gençsiniz,
36 yaşındasınız.
Siz hep çok mu çalıştınız?
Gezmek, tozmak hayatınızda ne kadar yer tutuyor?


Yaşıtlarımla karşılaştırınca
çok fazla fedakârlıkta bulundum
ama hiç şikâyet etmedim.
Çünkü bu yolda çok severek ilerledim.
Yük olarak görmedim. Hiç öyle hissetmedim.



Fedakârlık dediğiniz neydi?

 

 

 

KıtaAvrupası hem de Anglosakson hukuku alanında yetişmeye ve
profesyonel çalışma yapmaya özen gösterdim.

Dünyanın birçok yerinden
bu temel iki hukuk sisteminin
insan hakları güvencesine
bakış açısı hakkında dersler,
seminerler vermek için davet edildim.


Harvard’da,
Georgetown’da,
Northwestern Üniversitesi işbirliğiyle Katar’da,
New York Hukuk Fakültesi’nde misafir öğretim üyesi olarak çalıştım.

Anayasa hukukunun insan hakları,
temel hak ve özgürlüklerin
yargısal korunması alanına odaklandım.


Avrupa Birliği’nde işçilerin serbest dolaşımı ve
Türk işçilerinin statüsü,
özel yaşamın gizliliği bağlamında iletişimin gizliliğine önleyici denetim yoluyla müdahale,
ibadet özgürlüğü,
çocuk mağduriyetinin
Avrupa Birliği hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi,
Türkiye’de temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasa değişikliklerinin değerlendirilmesi gibi konularda, uluslararası birçok projede referans olarak da gösterilen yayınlarla insan haklarına ilişkin çalıştım.


Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yargıç seçildiniz...

Ondan önce
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA)
Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü’nü
hukuk alanında aldım.

Ne zaman aday gösterildiniz?

AİHM yargıç seçimi
2017 yılından beri devam eden bir süreç.
Ben, 2018 yılında sunulan üç kişiden biriydim.


 

PARİS’TE ZORLU BİR MÜLAKAT

AİHM’ye 2017’den bu yana atama yapılamıyordu. Sizin seçilmenizle bu sorun aşıldı.

Peki kriterler nedir,
bize bu süreci anlatır mısınız?

Her üye devlet
ilan, mülakat
ve kapsamlı değerlendirmeyi içeren
şeffaf bir ulusal eleme
sürecinden sonra

Avrupa Konseyi’ne
üç kişilik bir aday listesi sunar.

AİHM yargıcı olma kriterlerini taşıyacak
adaylar bakımından
devam eden bir ulusal eleme sürecidir bu.

Adaylar
Avrupa Konseyi’ne sunulduktan sonra çalışmalarının,
uluslararası
hukuk ve insan hakları alanında

yetkinliğinin
ve yargıç olabilme niteliği
ve yeterliliğine
sahip olup olmadıklarının
değerlendirildiği
bir panel süreciyle devam eder.

Eğer adaylar
AİHM yargıçlığı için
yeterli görülürse

Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi
Hâkim 
Seçim Komisyonu’na
mülakat için çağrılırlar. 

Ve sizin de aralarında olduğunuz üç aday Paris’te 29 Mart’ta bu mülakata katıldı...


 Evet,

burada insan hakları,
anayasa hukuku,
uluslararası hukuk ve
Türk hukuku bakımından


yargıç adayının yetkinliğinin,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve
mahkeme içtihadına dair
vizyonunun kapsamlı şekilde değerlendirdiği
bir mülakat aşaması gerçekleşiyor.

Bu mülakatı
Avrupa Konseyi’ne üye devletlerden gelen

ve tamamı hukukçu
olan parlamenterler yürütür.

Bu mülakata katıldık,

komisyon sonunda
her zamanki gibi
tavsiye niteliğinde bir rapor sundu.

Bu raporda

“ezici çoğunlukla en nitelikli aday olarak”

ismim önerildi.


Salı günü de
ilk turda

Avrupa Konseyi
Parlamenterler Meclisi
Genel Kurulu’ndaki

üyelerin mutlak çoğunluğunun
oyunu alarak

AİHM yargıcı olarak seçildim.


 Bekliyor muydunuz?

Bu süreç,
AİHM yargıcı
olabilme niteliklerinin
hem ulusal
hem Avrupa Konseyi tarafından
objektif, şeffaf, liyakate dayalı değerlendirildiği
uzun ve çok aşamalı bir süreç.


Ben bu niteliklere ve
bu düzeye sahip olarak yetişmeye çalışmış
bir hukukçuyum. 

AİHM’de Türkiye’yi temsil edecek... 10 yaşında kararımı  vermiştim


Derste sevinç

AVRUPA’YA DAHA YAKIN HİSSEDİYORUZ

Nasıl tepki aldınız?

Seçildikten sonraki gün,
dersime girdim.

Orada öğrencilerimin
gözündeki sevinci,
o pırıltıyı,
mutluluğu,
beni karşılamalarını görseydiniz,

mutluluğumu anlardınız.

Aslında bu şunu da gösteriyor:

Ben gerçekten
her zaman kendine inanan
bir hukukçu oldum.

Burada
öğrencilerimden gelen
bu sevinci gördükten sonra

onların yaşamlarına
dokunmuş olduğumu da gördüm.


Hedefim,

insan haklarında yapacağım çalışmalar,
alacağım kararlarla


bu dokunuşu
daha anlamlı hale getirmek.

Bu arada öğrencilerimden

“Hocam artık kendimizi
Avrupa’ya daha yakın hissediyoruz”

diyenler bile oldu.

Sadece hukuk camiasından değil,

Türkiye’nin her kesiminden
büyük bir teveccüh gördüm.


Nobel ödüllü Aziz Sancar gibi mi?

Evet, zaten bunu da söyleyenler oldu.

Yine gurbet göründü bir yandan da...

İşin can alıcı noktasına geldiniz.
(Gülüyor)

Burası benim ana ocağım.
Ama bu seferki gurbet,
üstlendiğim tarihi görev ve
sorumluluktan dolayı çok farklı.


 

AİHM YARGICI
BAĞIMSIZ VE TARAFSIZDIR

AİHM yargıcı olmanın kaç kriteri var?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre

yargıçlık için aranan
başlıca iki kriter var.


Birincisi
üstün ahlaki vasıflara sahip olmak,

ikincisi de
alanında uzmanlığı
herkesçe tanınmış bir hukukçu olmak.


Bunu nasıl belirliyorlar,
mesela
üstün ahlaki vasıflara sahip olmak ne demek?

Orada özellikle önemli olan,

yargıcın
bağımsızlık ve tarafsızlık gibi özelliklerinin,

şu ana kadarki çalışmalarının,
aslında bütün özgeçmişinin
yargıç olabilme
niteliklerinin değerlendirildiği bir süreç.

Biliyorsunuz,
9 yıllığına seçiliyorsunuz.
Bu yüzden uzun,
şeffaf ve ayrıntılı bir çalışma yapılıyor.

Tabii ki ulusal düzeyde listeyi,
adayların kendi hükümetleri öneriyor.

Ancak AİHM yargıçları
seçildikleri andan itibaren

bağımsız ve tarafsız
bir yargıç olarak görev yaparlar.

Bu aslında altı çizilmesi gereken bir cümle.


Türkiye’nin temsil ettiği yargıçtan,
Türkiye’yi savunacak yargıç da anlaşılıyor aslında. 

Tabii, o ülkeden gitmiş bir yargıçsınızdır ama tarafsız ve bağımsız bir yargıç olarak görev yaparsınız.

Şu an görev yapacak en genç yargıç siz misiniz?

Evet, öyleyim.

Heyecanlı mısınız?

Çoook.
Hem heyecanlı hem umutluyum.

Şimdiden mahkemenin bazı üyelerinden
tebrik mesajları aldım.

Orada da büyük bir heyecan ve mutlulukla karşılandığını görüyorum. 




 AVRUPA’DA İNSAN HAKLARI GELİŞİMİNE KATKI HEDEFİ

Eminim öğrencileriniz için de bir rol modeli olmuşsunuzdur. Onlara ne önerirsiniz?

Önce hayal kurmaları,

sonra azimli olmaları.


Hırs demiyorum,
azim diyorum...

Bu yolda herkesin karşılaştığı zorluklar oluyor.
Her Türk kadını gibi ben de
birçok güzelliğin yanı sıra
zorluklarla karşılaştım.

Ama yaptığım işe inandım,
donanımlı bir altyapı oluşturmaya çalıştım.

Böyle olunca zorluklar
motivasyonumu düşürmedi.

Ben hukukçuluğun
kural ezberlemek olduğunu düşünmüyorum.

Objektif, tutarlı, gerekçelendirmeye ve
hukukun üstünlüğüne dayalı
belli bir muhakeme düzeyinin
yerleşmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.


İdealiniz nedir?

AİHM insan hakları hukukunun
kaynakları bağlamında da
bütün dünyanın izlediği bir mahkeme.

Hedefim
hem Türkiye dahil
Avrupa Konseyi üyesi devletlerde
hem de tüm Avrupa’da
insan haklarının gelişimine katkı sağlayacak

kararlara ve çalışmalara imza atmak.

Bunun çok anlamlı ve değerli olduğunu
düşünüyorum.


Şu ana kadar yaptığım çalışmalarda

hep insan haklarının
yargısal güvencesiyle ilgilendim.

O alanda
özgün ve farklı
çalışmalar yapmaya özen gösterdim.


Umuyorum
sahip olduğum değerler,
hukuk vizyonum ve dinamizmim

AİHM’de
şu an görev yapacak
en genç yargıç olarak
Avrupa’daki hak ve özgürlüklerin değerlendirilmesine
yeni bir bakış açısı kazandırmak üzere
katkı sağlayacaktır.

AİHM’de Türkiye’yi temsil edecek... 10 yaşında kararımı  vermiştim

Doç. Dr. Saadet Yüksel - İpek Özbey

 

 DOKUZ YILLIĞINA GÖREV YAPACAK

Şu anda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı olan Doç. Dr. Saadet Yüksel, İngilizce ve Fransızca biliyor. AİHM’e seçilen yargıçlar dokuz yıl görev yapıyor. Temmuzda yeni işinin başında olacak Yüksel’i zor dosyalar bekliyor.

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1086409 ziyaretçi (2274335 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc