Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  MURAT KURNAZ. GUANTANAMO DA 5YIL
 





51sLryXCBsA



Murat Kurnaz Bremen’de doğmuş ve büyümüş
Türk asıllı bir Alman vatandaşı.

Türkiye’de, annesinin memleketi Sakarya’da,
geleneklere uygun olarak Müslüman bir Türk kızıyla evlendi.

Evlenir evlenmez,
eşinin Almanya’ya gelebilmesi için
gerekli işlemleri halletmek üzere ülkesine döndü.

Tam da beklediği gibi biriyle evlenmişti
fakat eksik olan bir şeyler vardı.

Birazcık vakti varken tamamlaması gerektiğini düşündü:

“İyi de, dinimiz hakkında ne biliyordum?
Birkaç camiye gitmiş ve orada namaz kılıp dua etmiştim,

ama camilerde pek bir şey öğretilmez.
Kur’an hakkında, nasıl ortaya çıktığı, nasıl okunması gerektiği konusunda
çok az şey biliyordum.

Peygamberler hakkında;
neyin günah neyin yasak olduğu konusunda neredeyse hiç bilgim yoktu.

Allah korkusu olan evli bir erkek nasıl davranmalıydı?
Görevlerim nelerdi?”

Murat Kurnaz,
eşi Almanya’ya gelmeden önce,
kısa bir süre içinde Kur’an öğrenmek ve ilmini arttırmak için
Pakistan’a gitmeye karar verdi.

Ailesine bu kararından bahsetmedi.
Bahsetseydi izin vermeyeceklerinden emindi.

Henüz 19 yaşındaydı.
11 Eylül saldırılarının gümbürtüsü devam ederken,
3 Ekim 2001’de Almanya’dan kalkan bir uçakla Pakistan’a gitti.

Doksan gün geçerli bir dönüş bileti cebindeydi.

Murat Kurnaz gibi satın alınan yüzlerce Müslüman
ağır işkencelerden geçti
Dört gün sonra Amerika,
Afganistan savaşını başlattı.

İşgal gücü İslam coğrafyasına bombalar yağdırırken
Murat Kurnaz komşu beldelerde,
Peşaver ve İslamabad’da,
cami cemaatlerine katılıp Kur’an ve hadis dersleri alıyor,
geceleri ise mescitlerde kalıyordu.

1 Aralık 2001’de Almanya’ya dönmek üzere havaalanına giderken,
bir karayolu kontrol noktasında tutuklandı.
Pakistan polisi tarafından gözaltına alındı ve sorgulandı.

Çantasında, ailesi için aldığı hediyeler,
cebinde ise dönüş bileti vardı.

Pakistan’da kaldığı süre boyunca herhangi bir suça karışmamıştı.
Bir yanlış anlaşılma olmalı diye düşünüyor,
kısa sürede serbest bırakılmayı bekliyordu.

Öyle olmadı.
Murat Kurnaz’ı 3000 dolar kelle parasıyla Amerikalılara sattılar.

Bir “Taliban” olduğuna,
“El Kaide” üyesi bir “terörist” olduğuna
kesin inançla gerçekleşmişti bu alışveriş.

Alanın da satanın da razı olduğu bir köle ticaretiydi bu.

3000 dolar Pakistan’da çok iyi bir paraydı.
Sakallı Müslüman bir Alman’ın
Pakistan camilerinde,
cemaat arasında ne işi vardı?

Murat Kurnaz Amerikalılar tarafından sorgulandı.
Müslüman olduğu için aşağılanıyor,
hayatında ilk kez dayak yiyordu.

Pakistan’daki eziyet nispeten kısa sürdü.
Prangaya vurulup zincirlendikten sonra
paket gibi bağlanıp askeri bir uçakla
Afganistan’ın Kandahar şehrine götürüldü.

Artık Amerikan devletine ait
gizli bir hapishanedeydi.

Burası cezaevinden ziyade
işkence merkezi olarak faaliyet yürütüyordu.

Murat Kurnaz gibi satın alınan
yüzlerce Müslüman bu tesiste çok ağır işkencelerden geçirildi.

Tutsaklara tehdit,
hakaret ve kaba dayağın yanı sıra

“Waterboarding” denilen suda boğma,

vücuda elektrik verme,

askıda bırakma gibi
insanlık dışı muamelelere bulunuluyordu

. “Almanlar Yahudilere neler yaptı ise
aynısını biz size yapacağız”

Amerika,
bilinen işkence merkezleri içinde
en meşhuru olacak Guantanamo’ya
ilk tutuklu naklini
11 Ocak 2002’de gerçekleştirdi.

O zamanki başkan yardımcısı
Dick Cheney’ye göre
gelecekte orada

“kötülerin en kötüleri”

gözaltında tutulacaktı.

Guantanamo Kampı,
Küba topraklarında bulunan,
statüsü tartışmalı bir Amerikan askeri üssü.

Amerika, uluslararası denetime kapalı bu alanda,
“yasadışı savaşçı”

olarak tanımladığı insanlara
Amerikan hukuku dâhil hiçbir hukuka bağlı kalmaksızın
sistematik olarak işkence uygulamaya halen devam ediyor.

28 Ocak 2002’de çeşitli medya organları
Murat Kurnaz’ın
Afganistan’daki bir Amerikan hapishanesinde bulunduğunu
kamuoyuna açıkladı.

1952 yılından bu yana yayın yapan,
Avrupa'nın en büyük,
dünyanınsa üçüncü büyük tirajlı gazetesi
Bild onu

“Bremenli Taliban”
diye yaftalayarak kamuoyuna tanıttı.

2 Şubat 2002’de
Amerikan askerleri Murat Kurnaz’ı
Guantanamo’ya naklettiler.

İlk olarak X-Ray kampında kaldı.
Burada kesintisiz bir baskı ve işkence altındaydı.
Tıpkı diğer tutsaklar gibi.

Kendisini sorgulamaya gelen işkencecilerden birinin göğsünde adı yazılıydı:

Gail Halford.
“Neden burada olduğunu biliyor musun?”
diye sordu,

gördüğü işkencelerden ötürü
ayakta duracak mecali kalmayan Murat Kurnaz’a.
Cevabı kendisi verdi:

“Almanlar Yahudilere neler yaptı biliyor musun?

İşte, aynısını biz size yapacağız.

” Tutsaklar 1.80 metre eninde,
2 metre boyunda,
yüksekliği ise 2 metre kadar olan
kafeslere konuldular.

Hücre denemeyecek kadar dar bu alanlar
toplamda dört metrekareden daha azdı.

Amerikalılar, terörist olduklarını düşündükleri,
ispat veya yargılama gereği duymadan
hapsettikleri Müslümanlara,
deyim yerindeyse,

köpek muamelesi yapıyordu.

Hatta daha beter bir muamele…


“Almanya’da bir yasa vardır:
Köpekler kafeste tutulacaksa
kafesin en az altı metrekare büyüklüğünde olması gerekir.

Köpeğim olduğundan,
bu yasayı biliyordum.

” “Bize akıllarına gelen her şeyi yapabiliyorlardı”

28 Nisan 2002’de Murat Kurnaz
300 tutukluyla birlikte Kamp X-Ray’den

yeni yapılan Kamp Delta’ya nakledildi.


Bu yeni yerde şartlar daha kötüydü.
İçine tıkıldıkları kafeslerde hareket alanı
1 metreye 1.10 metreydi.
Demir tellerden ve tavandan başka bir şey görünmüyordu.

Demirden bir konteynırın içine kapatılmıştı.
İçeriye sadece dış pencereden hava giriyordu.

Konteynır bloğunun içi dayanılmayacak kadar sıcak ve yapış yapıştı.

Tutsaklar aylarca,
3 günde bir,
sadece 15 dakikalığına
avluya çıkartılıyorlardı.

Avlu ise demir tellerle çevrili
beş metrekare bir alandan ibaretti.

Burada herhangi başka biriyle konuşmak kesinlikle yasaktı.

İlerleyen aylarda,
ilave cezalandırmaya tabi tutulmayanın durumlarında
iyileşme söz konusu oluyordu:

2 günde bir 15 dakika,
derken günde 15 dakika
avluya çıkma hakkı!

Bir-iki yıl sonra,
yeteri kadar terbiye edildiklerine kanaat getirilirse,
her gün yarım saat
veya bir saat avluya çıkma hakkı tanınıyordu.

Guantanamo kampında
gardiyanlar tutsakları bilhassa aşağılayıp
tahrik ederek
onların tepki göstermelerini sağlarlar ki

daha ağır cezalar uygulamak için bahane elde edebilsinler.


Bu, gayet bilinçli ve planlı biçimde uygulanan bir stratejidir.


Kur’an’a saygısızlık yapmaları,
namaz esnasında Amerikan ulusal marşı çalmaları,

tutsakları herkesin gözünün önünde dövmeleri,

yemeklerini talimatlara uygun vermemeleri,

çırılçıplak bırakılan tutsakların
herkesin içinde kadın askerlerin cinsel tacizlerine maruz kalmaları,

duş alma haklarını engellemeleri

önce çıkan tahriklerden bazılarıdır.

Bu haksızlıklar karşısında durumu protesto edenler,

özel zırhlı gardiyanlarca dövülür,
sonra da hücre cezalarına çarptırılırlar.

“Bize akıllarına gelen her şeyi yapabiliyorlardı.

Bu, ölüme kadar işkence anlamına geliyordu.

Nitekim öldürene kadar işkence ettikleri insanlar da oldu.

Kimisinin bacağını, parmaklarını kestiler.

” Tutsaklar, uzun süreli ve
geniş katılımlı açlık grevleri yaparak direnmeye çalışırlar.

Kimileri yıllarca hiçbir şey yemez,

bunun üzerine zorla serum verilerek beslenmeleri sağlanır.

En kalabalık olduğu dönemde
Guantanamo kampında 850-900 kadar tutsak olduğu belirtilmektedir.


“Hayatımın Beş Yılı”
adlı kitabı sinemaya da uyarlandı

ABD ve Almanya gizli servisleri
Murat Kurnaz’ın El Kaide
ya da Taliban’la
hiçbir ilgisinin bulunmadığı
ve herhangi bir terör tehlikesi teşkil etmediği sonucuna
2002 yılında vardılar.

Amerika Murat Kurnaz’ı
serbest bırakıp Almanya’ya göndermeyi teklif ettiyse de
Alman hükümeti bu teklife yanaşmadı.

Zira Murat Kurnaz sadece bir Alman değildi.
Türk asıllıydı ve her şeyden öte Müslümandı.

Üstelik inancının göstergesi olarak
uzun sakalları da vardı.

Murat Kurnaz Guantanamo’da ağır işkenceler altında
hayatta kalma mücadelesini sürdürüyordu:


“Özgürlüğümü almışlardı,
gençliğimin bir bölümünü almışlardı,
zamanımı,
belki de hayatımın en önemli zamanını almışlardı.

Ailemi almışlardı,
pasaportumu ve bütün haklarımı,
güneşi ve uykumu almışlar
ve beni bir buzdolabına ya da fırına tıkmışlardı.

Yemek yemeden yaşayabilsek,
yemeğimizi de alacaklardı.

Bize ancak hayatta kalabileceğimiz kadarını veriyorlardı.

Elimde kalan tek şey,
soluduğum havaydı.

En azından bu pas ve jeneratör kokulu havayı
benden alamazlar diye düşünüyordum.

Hataymış

.” Ailesi, Murat Kurnaz’ın serbest kalması için seslerini duyurmaya çabalıyor,
yıllardır didiniyordu.

13 Ocak 2006 tarihinde
Almanya’nın yeni başbakanı Angela Merkel,

Beyaz Saray’ı ilk ziyaretinde
Amerikan Başkanı George Bush’tan
Murat Kurnaz’ın serbest kalmasını istedi.

Nihayet 24 Ağustos 2006 yılında
Murat Kurnaz serbest bırakıldı.

Almanya’ya döndü,
ailesine, hayatına, özgürlüğüne kavuştu.


2007 yılında yazdığı “Hayatımın Beş Yılı” adlı kitabı

2013 yılında “Beş Yıl Hayat” adıyla
sinemaya uyarlandı.


Sadece bir Müslümandı Murat Kurnaz
halen faaliyette olan işkence kampı Guantanamo’nun
kapatılması için uğraş vermeye devam ediyor.

Dahası,
dünyanın değişik yerlerinde insanların işkence gördüğü
pek çok

“gizli tutuklu kampları”

bulunduğu konusunda uyarıyor.

“Guantanamo, onlar arasında ünlü olanlardan biri sadece.

Ben de insanlara orada neler olup bittiğini anlatıyorum.


Yaşananların unutulmaması için bu,

yapabileceğim en küçük şey.


" Murat Kurnaz,
gösterildiği gibi

“Bremenli Taliban” değildi,

sadece bir Müslümandı.

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Heinrich Böll

1974 yılında yayımlanan kitabı

“Katherina Blum’un Çiğnenen Onuru”nda

aynı hikâyeyi anlatmıştı:


“Tüm kişisel değerleri ayaklar altına alınan,

hem yakın çevresi hem de tüm toplum karşısında
savunmasız bırakılan

Katherina Blum’un tek suçu

bir anarşistin sevgilisi olmaktır.”

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1086408 ziyaretçi (2274305 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc