Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  72 Milyonun 19 Bin Kişisinde Para
 


19 Bin Milyoner, övünç mü, utanç mı?


KORHABER’de birkaç gün önce yer alan bir haber, eminim sizlerin de dikkatini çekmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından yayınlanan Bankacılık sektörü Haziran 2009 bülteninde yer alan verilere göre bankalardaki yurt içinde yerleşik gerçek kişilere ait tasarruf mevduatı toplamı 216 milyar 306 milyon lira.  Bu mevduatın kişi ve hesap tutarı bazında dağılımına bakıldığında, BDDK bülteninde yer alan veriler, ürkütücü ve üzücü bir tabloyu bizlere sunuyor. Sunmak değil de sanki bir tokat gibi suratımıza çarpıyor. 10 bin liranın altındaki mevduatların dikkate alınmadığı bültendeki tasnife bakacak olursak bankalarda 10 liralık mevduat hesabı olanların sayısı 8716 kişi. 10 bin lira ile 50 bin lira arasında mevduatı olanlar 17 bin kişi, 50 ile 250 bin lira arasında mevduatı olanların sayısı 26 bin kişi, 250 bin-1 milyon lira arasında hesabında parası bulunanlar 16 bin kişi ve nihayet 1 milyon lira ve üzerinde tasarruf mevduatı hesabında para olanlar ise 19 bin 55 kişi.
Bankalardaki toplam tasarruf mevduatının 216 milyar 306 milyon lira olduğu BDDK bülteninde yer aldığına göre 1 milyon ve üzerinde hesapta parası bulunan 19 bin 55 kişi aynı zamandaki bankalardaki toplam mevduatın da yüzde 40.9’una sahip. Yani 19 bin kişi bankalardaki toplam paranın yüzde 41’inin de sahibi.  Ülke nüfusunun 72 milyon  olduğu göz önünde tutulduğunda neredeyse nüfusun binde 2.5’una bile ulaşmayan bir grup insan, yani 19 bin 55 kişi ülkenin toplam mevduatının yarısına yakın bölümüne sahip. 10 Bin lira ve yukarısındaki mevduat hesabı sahiplerini de toplama katarsak, 88 bin kişi, bankalardaki toplam paranın yüzde 90’a yakın bölümünün de sahibi. 100 Bin kişi bile değil. 1 Milyon kişi bile değil. 72 Milyonluk ülke servetinin yüzde 90’a varan bölümü 88 bin kişinin.
Tabii BDDK’nın bülteni TL bazında tasarruf mevduatlarının dağılımını gösteriyor. Buna siz döviz hesaplarını, menkul kıymet hesaplarını ve diğer bankacılık enstrümanlarını da katarsanız bu 88 bin kişinin varlığı, serveti yüzde olarak daha da yukarılara çıkar. Dolayısıyla 71 Milyon 912 bin kişi bankalarda yatan paranın, mevduatın sadece yüzde 9-10’unu paylaşırken, 88 bin kişi yüzde 90’ının sahibi. Aradaki uçurumun büyüklüğü dehşet verici. Gelir dağılımı, ekonomik adalet, paylaşım, sosyal adalet vs. hangi kriter açısından bakarsanız bakın korkunç bir tablo. Üstelik resmi veriler ve BDDK’nın elinin altındaki banka kayıtlarından derlediği veriler.  Bir de şu var, bu 19 bin 55 kişinin içinde sanırım büyük bölümü aynı ailenin farklı bireyleridir. O zaman da aile serveti açısından bakıldığında sayı 19 bin 55 değil belki de 400-500 aileye kadar inebilir. İşte bu tablo bize neyi izah ediyor, kamyonette kendisini iple asan pazarcının durumunu. Ya da içine düştüğü ekonomik sıkıntı, borç batağı nedeniyle Ahmet Kaya’nın “Kafama sıkar giderim” şarkısını dinleyip, kendisine kurşunu sıkıp bu dünyadan giden kasaba kuyumcusunun ruh halini. Veya, işsizlik, parasızlık, yokluk cinnetine girip karısını, dört çocuğunu öldürüp, sonra da kendisi intihar eden, babanın içine düştüğü bunalımı!
Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün.  Bazıları direniyor, belki intihar etmiyor, kendisine, çevresine zarar vermemek için tüm gücüyle çaba sarf ediyor ama, bu kez de en basitinden sokakta parlamaya, her an patlamaya hazır, depresyonda olduğunun farkında bile olmayan “dinamit” gibi insanlar dolaşıyor. Bu canlı dinamitler, bir bakıyorsunuz sigara yasağını, bir bakıyorsunuz parkta el ele dolaşan iki genci, bir bakıyorsunuz sokakta top oynayan çocukların heyecanlı bağırış çağırışlarını “tahammül” edilmez bulup, olmadık nedenlerle, aklın kabul edemeyeceği sebeplerle insanları öldürüyor, yaralıyor. Sonra da polisteki ifadelerinde “o gün canım birisini öldürmek istedi” diyor. Toplumda yaşam kaliteleri arasındaki büyük uçurumlar, insanların kendilerine itiraf etmekten kaçındıkları gelecek korkuları, özlemler, en basit insani gereksinmelerin karşılanamayışı vb. nedenler hep toplumsal barışın, sosyal yaşamın temelini sarsacak hallerdir. BDDK’nın bülteninde yer alan mevduat verileri Türk toplumunun patlamaya hazır bir barut fıçısı haline geldiğinin göstergesi. Zenginliğin, servetin, varlığın 72 milyonluk bir ülkede sayısı sadece on binlerle ifade edilebilen, toplasanız hepsi büyükçe bir tatil köyüne sığabilecek düzeyde küçük bir grubun elinde yoğunlaşması toplumlar için en büyük tehlike değil midir? Kanımca kesinlikle öyle! Bir yanda toplumun en alt gelir düzeyine sahip milyonlarca emeklinin aylığına altı ay için 8-10 TL aylık zam yapıp, insanların yaşamlarını sürdürmelerini beklemek, diğer yanda 19 bin kişinin servetini, sürekli katlamalarını öylece durup seyretmek, anayasasında temel niteliklerinden birisi olarak “sosyal devlet” yazan bir ülkeye ne kadar yakışır? Yakışmayı bırakın, yüz kızartıcı değil mi?
O halde soruyu doğru soralım; 72 Milyon nüfuslu bir ülkede 19 bin milyoner övünç mü, utanç mı?

Kriz diyenler keriz miydi?


Zülfikar Doğan bu memleketin asık yüzlerini bakın nasıl güldürdü?

 

Türkiye, dünyadaki son krize rağmen zenginleşenlerin sayısının arttığı 10 ülkeden biriymiş! Bu tespiti ABD’nin batmaktan kurtulan en büyük bankası Citi Bank yapıyor. Citi Bank analistleri ülkemizde yaptıkları araştırmaların sonucunda krize rağmen zengin sayısının arttığını saptadıkları için de yeni piyasaya sürdükleri “Citigold Select” adlı pek çok hüneri bulunan ve limitleri sınır tanımayan kredi kartını, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu dünyada 10 ülkede dağıtıma başlıyorlar.  Kartın adı üzerinde hem “gold” yani altın ve hem de “select” yani seçkin-seçkinci. Tabii ki bize verecek değiller bu kartı! Seçkinlere, zenginlere, varlıklılara, banka hesabı kabaran, dolup taşanlara verecekler. Fakat yazının girişinde de belirttiğim gibi ilginç olan Citi Bank’ın saptamalarına göre zengin sayısının artmış olması.  Oysa etrafa baktığımda kriz diye diye ağlayan, inleyen, yokluktan, batmaktan, sürünmekten söz edenlerin dışında pek kimseyi göremiyorum. O halde ya onlar yalancı, ya da ABD’nin dev bankası Citi’nin analistleri!

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) üç ay gecikmeli açıkladığı yılın ilk üç ayına ait büyüme hızı rakamları ile savaş yıllarından da beter durumda olduğumuzu söylüyor. TOBB Başkanı “ayağımıza kurşun sıkmayalım” diye feryat ediyor. Hükümet krize karşı paket üstüne paket ilan ediyor. Ama zengin sayımız da dünyadaki diğer 9 ülke ile birlikte patlama gösteriyor. O zaman Başbakan Erdoğan’ın sözleri teyit edilmiş oluyor. Hani Başbakan iş adamlarına seslenirken demişti ya “zulalarınızdaki paraları çıkartın” diye! Demek Citi Bank bu zulaları keşfetti, hazineyi, defineyi ve de “gizli” zenginleri buldu. Hepsinin cebine de birer tane “Citigold Select” koydu. “Harcayın kardeşim harcayabildiğiniz kadar” diyerek.

 

Aslında ilginç olan Bankalar Birliği verilerine göre tüm bankalardaki yaklaşık 85 milyon hesapta yatan TL ve döviz mevduatının yüzde 90’a yakın tutarının 1 milyon 10 bin kişiye ait olması. Yani 72 milyon nüfuslu ülkede 18 yaşından küçükleri çıkarsanız nüfusun 44 milyonluk kısmının 43 milyonunun bankalardaki hesaplar içindeki payı yüzde 10! Paraların, dövizlerin yüzde 90’ı 1 milyon 10 bin kişiye ait. Dolayısıyla varsıllığın ve yoksulluğun oranını siz düşünün. Böyle bir yapıda sosyal huzur kalır mı? Tecavüzlerin, hırsızlıkların, intiharların, cinayetlerin önü alınır mı? Birisi her gün “ya sabır” çekip, ağzını tavana dikip metelik bekleyecek. Diğeri cebinde Citigold Select ile dünyayı devri daim edecek. Birileri kriz kriz diye inleyecek, diğerleri “Hadi ordan keriz, neredeymiş kriz, biz zenginiz Citigold Select seçkinleriyiz!” diyecek.  Sorarım size bu memleketin yüzü, nasıl ve ne zaman gülecek?

 





 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1166654 ziyaretçi (2550101 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc