Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  YERLİ PANCARA DUR YABANCI KANSERLİ MISIR GLİKOZ TATLANDIRICIYA GEÇ
 

 

YERLİ PANCARA

DUR 

YABANCI  KANSERLİ  MISIR GLİKOZ ŞURUBA GEÇ 

Glikoz şurubu ve zararları



YERLİ  SAĞLIKLI PANCARA-ŞEKERE = DUR

KENDİLERİNİN -YEMEDİĞİ - YABANCIYA  = GEÇ   

=>NEDEN => NEDEN => NEDEN

 BİRİ SATAR 14 ŞEKER FABRİKASINI  15 YILDA 360 VEKİLLE  



Video for YOUTUBE-AKİT TV-ŞEKER FABRİKALARI -
ŞEKER TADINDA KIYAK. 
Akit TV 
 xdNRTB1FCys                 <<<TIKLA 


BİRİ YAPAR 14 ŞEKER + 74 FABRİKALARI 2 YILDA 50 VEKİLLE 

5auNtrrOzl0  











Şeker Tadında Kıyak..! - YouTube

https://www.youtube.com/watch?v=6QprpwMU4Mw
4 days ago - Uploaded by İsmail Yanbak

Amerika'nın Yemediğini Bize Yediriyorlar..!

        

 

Araştırmalar, bu sıvı tatlandırıcının insan metabolizmasını altüst ettiğini,
 
 Glikoz şurubu 

insan sağlığına ciddi zarar veren bir katkı olup, obeziteden şeker hastalığına, hormon bozukluğundan hipertansiyona, kalp hastalıklarından böbrek yetmezliğine, bunamadan kansere kadar birçok hastalığa neden olmaktadır.

Araştırmacılar, yüksek fruktozlu mısır şurubunun kimyasal yapısının aşırı yemeye neden olduğunu
 karaciğeri  kalbi tehdit ettiğini belirtiyorlar

fruktoz vücudun krom rezervlerini yok ediyor.

Aldığınız gıdaların etiketlerinde mısır şurubu olup olmadığını kontrol edin.

Nişasta bazlı şekerde kanser tehlikesi - YouTube

https://www.youtube.com/watch?v=r4H_DdEaJlc
Feb 28, 2016 - Uploaded by Yavuz Dizdar
Nişasta bazlı şekerde kanser tehlikesi, Bloomberg Haber, 01.02.2011.




Glikoz Şurubu ve ZararlarıGlikoz şurubu diğer adıyla  hangi ürünlerde kullanılır,kullanım alanları ve yol açtığı hastalıklar nelerdir işte tüm detaylar. Etiketinde glikoz şurubukullanıldığı belirtilen gıdaları satın almayın ve tüketmeyin. Glikoz şurubu insan sağlığına ciddi zarar veren bir katkı olup, obeziteden şeker hastalığına, hormon bozukluğundan hipertansiyona, kalp hastalıklarından böbrek yetmezliğine, bunamadan kansere kadar birçok hastalığa neden olmaktadır.
GLİKOZ ŞURUBU HANGİ GIDALARDA KULLANILMAKTADIR
Günümüzde glikoz şurubu bebek mamalarından bisküvilere ve pastalara kadar aklınıza gelen her tatlının üretiminde kullanılmaya devam etmektedir. Gıda üreticileri, ürün etiketlerinde içindekiler kısmına kullandıkları maddeleri en çoktan en aza doğru sıralarlar. Dondurmaların içeriklerinde de su ile başlar şeker ve glikoz şurubu diye devam eder. Glikoz şurubunun insanın boğazında yanma hissi yaratmasından dolayı da asit düzenleyici olarak sitrik asit kullanılmaktadır. İçeriğinde glikoz şurubu bulunmayan dondurma markası da maalesef bulunmamaktadır. Özellikle yaz aylarında çocuklarınızın günde birkaç kez dondurma yediklerini düşünürseniz, çok yüksek oranlarda glikoz şurubu aldıklarını söylememiz yanlış olmaz.
GLİKOZ ŞURUBUNUN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLARI
Uzmanlar, glikoz şurubunun yeme dengesini bozduğunu, vücudun da sürekli olarak daha çok tatlı ve karbonhidratlı besinleri istediğini belirtmektedirler. Buna bağlı olarak insanın bağışıklık sistemi zayıflamakta, vücuttaki mineral dengesi bozulmakta, huysuzluk, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı yaşanmaktadır. Böbrekler hasar gördüğü gibi, bakır ve krom eksikliği yaşanmakta, vücuttaki kan damarları zayıflamakta, cilt kurumakta, saçlar beyazlamakta, hipoglisemiye yol açabildiği gibi MS hastalığı belirtilerini de arttırmaktadır. Glikoz şurubu ayrıca kalbin yağlanmasına, kabızlığa, gıda alerjilerine ve adrenalinin artmasına da yol açmaktadır.

GLİKOZ ŞURUBU NİÇİN KULLANILMAKTADIR
Gıda üretimi yapan şirketler, glikoz şurubunu aşağıdaki şu nedenlerden dolayı kullanmaktadırlar;
  • Ürünün raf ömrünü uzatması,
  • Şekere nazaran daha az maliyetli olması,
  • Üründe çok daha iyi bir görüntü sağlaması,
  • Ürünün kıvamını arttırması,
  • Çok kolay bir şekilde tedarik edilebilmesi.
Şirketlerin şeker pancarından elde edilen gerçek şeker yerine glikoz şurubu kullanmaları kendilerine bu tür avantajlar sağlarken, tüketicilerin bu tür yüksek miktarda fruktoz ve glikoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmaları önerilmektedir.

GLİKOZ ŞURUBUNA KARŞI MÜCADELE ÇALIŞMALARI
ABD’nin New York şehri belediye başkanlığı, 453 gramı geçen şekerli gazlı içeceklerin şehir içinde satılmasına yasak getirmiştir. Bunun amacı olarak yüksek miktarda mısır şurubu yani glikoz şurubu içeren içeceklerin tüketimi azaltılarak şişmanlığın ve obezitenin önüne geçebilmek.
ABD’de bu günlerde Meksika’da üretilen ve içeriğinde glikoz şurubu yerine şeker kamışı şekeri kullanılan kola gibi gazlı içeceklere yönelmişlerdir. Ülkemizde satışı yapılan hemen hemen tüm meyve suları ve limonatalarda da mısır şurubu kullanılmaktadır.
Mısır şurubunun zararları bilimsel olarak kanıtlandı










   
Bush'un 'Cargill'i mısır şurubu üretiyor

        
    Dün Milliyet'te günün haberi, Başkan Bush'tan Başbakanımıza gelen mesaj idi.
    Başkan Bush Amerikan şirketi Cargill'in Türkiye'deki sorunlarının çözümünü istiyordu.

    Kimdir bu "Cargill"? Ne yapar? Sorunu nedir?
    Cargill, ABD'nin Iowa eyaletinin Conover kentinde hububat ticareti yapmak için 1865 yılında kurulmuş bir şirkettir. Daha sonra büyümüş ve dünyaya yayılmıştır. Şimdilerde 61 ülkede faaliyet gösteriyor. Yıllık cirosu 60 milyar dolar. 2003 faaliyet kazancı 1 milyar dolar dolayında.
    
   
Fındık ihraç ediyor
    1960 yılından bu yana Türkiye ile iş yapıyor. 1986 yılında Türkiye'de şube açtı. Önce Pendik'te kurulu nişasta fabrikasını satın aldı. 1997 yılında Bursa'nın Orhangazi'sinde "mısır şurubu" üretmek için 90 milyon dolarlık bir fabrika kurdu. Hendek'te fındık işleme tesisi var. İşlenmiş fındık ihraç ediyor. Türkiye'ye hububat, yem, ayçiçeği ve pamuk ithal ederek piyasaya satıyor.
    Cargill'in 2 sorunu var:
    (1) Orhangazi'deki fabrikasını "birinci derece" tarım arazisine kurduğu için firma aleyhine 4 ayrı dava açıldı. Bu davalar nedeniyle üretim yapamaz hale geldi. Hükümet gizli bir kararname ile faaliyetine devamını sağladı.
    Cargill, bulunduğu arazinin "birinci derece" tarım arazisi statüsünden çıkarılarak "sanayi bölgesi" ilan edilmesini ve böylece 4 davanın da düşmesini istiyor.
    (2) Orhangazi fabrikasında, mısırdan "fruktoz" veya "mısır şekeri / şurubu" diye adlandırılan şekeri üretiyor. Pancar üreticisinin korunması amacıyla "mısır şekeri" üretiminde kota uygulanıyor.
    Cargill bu kotanın kaldırılmasını ve tam kapasite ile çalışması için önünün açılmasını istiyor.
    
   
Mısır şurubu
    Gelelim Başkan Bush'un isteklerinin nasıl yerine getirilebileceğine...
    (1) Cargill Orhangazi'de fabrikasını kurmuş. Üretim devam ediyor. Fabrikayı kapatmaya veya yerini değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecek. "Birinci derece" tarım arazisi, bir hükümet kararı ile sanayi bölgesi ilan edilecek.
    (2) Amma velakin... "Mısır şurubu" konusundaki istekleri yerine getirmek zor.
    Bu çok önemli bir konudur. Anlatayım.
    Dünyada şeker, ya kamıştan ya pancardan üretilirdi. Teknolojik gelişmelere dayalı olarak 1990'lardan itibaren nişastadan da şeker üretimi başladı. Mısır nişastasından üretilen "fruktoz" sanayide kullanılıyor. Cola gibi içecekler, çikolata, pasta ve hatta baklava gibi tatlılar bununla yapılıyor. Çünkü ucuz... (Bizde şekerin kilosu 1 milyon 400 bin lira, mısır şurubunun kilosu 980 bin lira.)
    Bizde pancar bol. Pancar üretimi çok insanı ilgilendiriyor. Şekerde arz fazlası var, diyerek devlet pancar üretimini kısıyor. İşte tam bu sırada pancar şekerine rakip olarak "mısır şurubu" üretimi artıyor.
    Bizden başka ülkelerde de benzer tablolar ortaya çıkınca, pancar üreticisini ve şeker sanayiini korumak arayışında devletler "mısır şurubu"na kota koymuş.
    Türkiye'de üçü yabancı sermayeli dört firma mısır şurubu üretiyor: Cargill, Amylum, Sunar ve Tat firmaları. Bunların toplam 935 bin ton mısır şurubu üretme kapasiteleri var. Kapasitenin yarısı, 440 bin tonu Cargill'e ait.
    Türkiye'de 935 bin ton mısır şurubu kapasitesi yanında 2.731 bin ton da pancar şekeri kapasitesi var. İkisinin toplamı 3.666 bin ton eder. Halbuki toplam şeker talebi 2.300 bin ton. Neticede 1.300 ton kapasite fazlası var.
    Başka ülkelerde olduğu gibi bizde de devlet arz fazlasını önlemek arayışında yıllık üretim rakamını sınırlıyor. Ve üretim rakamını pancar şekeri ile mısır şurubu üreticileri arasında bölüştürüyor.
    
   
Kota 351 bin ton
    Geçen yıl, devlet yıllık toplam üretim hedefini 2.341 bin ton olarak belirledi. Bunun yüzde 90'ı olan 2.107 tonun pancar şekeri, yüzde 10'u olan 234 bin tonun mısır şurubu olmasına karar verdi. Daha sonra mısır şurubu üreticilerinin baskısı ile yüzde 10'luk kota yüzde 15'e yükseltildi. Mısır şurubu üreticilerinin kotası 351 bin tona çıkarıldı. Bu kotanın 160 bin tonu Cargill tarafından kullanılacak.
    Başkan Bush, "Mısır şurubunda kotayı kaldırın. Veya yükseltin ki, Cargill istediği kadar üretsin" diyor. Hükümeti bu konuda zorlayan şu: Pancar şekerinin pancarı bu ülkede üretiliyor. Üretim fazla diyerek pancar üretimi kısıtlanıyor. Mısır şurubu üretimi arttıkça pancar üretimini daha da çok kısıtlamak gerekecek. Öte yandan bizim ülkede yılda 3.3 - 4.0 milyon ton mısır tüketilirken üretimimiz sadece 2.1 - 2.4 milyon ton. Her yıl 2.0 milyon ton mısır ithal ediyoruz. Mısır şurubu üretimi arttıkça mısır ithalatı da artacak.
    Sonuçta ne olacak? İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü kara... Alınız başınıza derdi...

    
    guras@milliyet.com.tr
    

 - TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ


 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi 
Genel Kurul Tutanağı 

22. Dönem 5. Yasama Yılı 


22. Birleşim 22 Kasım 2006 Çarşamba


Cargill… Hep Cargill diyoruz. Kimdir Cargill?

 
Amerika Birleşik Devletleri'nin Iowa eyaletinin

Conover kentinde hububat ticareti yapmak için 1865

yılında kurulmuş bir şirket. Daha sonra büyümüş,


dünyaya yayılmış, 61 ülkede faaliyet gösteriyor.

Yıllı k cirosu 60 milyar dolar. 2003 faaliyet kazancı

1 milyar dolar civarında.

1960 yılından bu yana Türkiye ile iş yapıyor. 1986 yılında Türkiye'de şube açtı. Önce Pendik'te kurulu nişasta fabrikasını satın aldı, 1997 yılında Bursa'nın Orhangazi'sinde mısır şurubu üretmek için fabrika kurdu. Hendek'te fındık işleme tesisi var. İşlenmiş fındık ihraç ediyor. Türkiye'ye hububat, yem, ayçiçeği ve pamuk ithal ederek satıyor.

Bu şirketin ve Monsanto'nun Bush Hükûmetinde Tarım Bakanı, Savunma Bakanı ve Sağlık Bakanı, Adalet Bakanı, Bütçe Dairesi Başkanı ile çok yakın organik bağları var.

Peki, Cargillin Türkiye'deki ortağı?.. Ülker.

Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, bu kanunun Komisyondaki görüşmeleri sırasında gelerek dedi ki, gazetelerde de yer aldı "sahte balın arkasında Cargill var" 


Fethiye'den bir çiftçimiz ne diyor: "Artık efendi olduk, ekip biçmek yok, temiz kıyafetlerimizi giyip, kahvede sabahtan akşama kadar oturuyoruz, ekmeğimizi taştan çıkarıyoruz." Taş ne? Okey.

 Muğla-Yerkesik-Kuyucak köyünden bir çiftçi: "Eskiden 110 tütün sergisi vardı, şimdi yok, tarlayı süren kimse yok, mazot parası zaten yok."

Metin Güleç
BU YAZIYI MUTLAKA OKUYUN,OKUTTURUN,PAYLAŞIN...
TABİ EVLATLARINIZI VE YAKINLARINIZI SEVİYORSANIZ.
Cargıll, Bush, Ülker, Erdoğan, Unakıtan Ve Oğullar(!)
*
Mısır şurubu şerbeti kotası Türkiye’de yüksek
Mısır şurubu, mısır nişastası işlemden geçirilip glukoz ve fruktoza dönüştürülerek elde edilmektedir. Mısır şurubu şeker pancarından elde edilen şekerden daha tatlı olduğu gibi, daha ucuz olması nedeniyle de maliyet açısından tatlı sektöründe imalatçılar tarafından tercih edilmektedir. Batılı ülkelerde mısır şurubu kullanımı için sınırlı kota varken (ABD’de %2, Almanya’da %8, Fransa’da %5) Türkiye’de bu oran, %15’tir.
Mısır şurubu doymayan şişmanlar yaratmaktadır!
*
Son günlerde, Cargill firmasına ilişkin tartışmalar, Emin Çölaşan'ın bu konudaki yeni kanun tasarısının arka planına ilişkin yazdıkları nedeniyle yeniden gündeme geldi. Biz bugün Cargill olayını AKP'nin "kayıtdışı siyaset" ve "(p)azarlamacı" anlayışının örneklerinden biri olarak farklı açılardan ele almak istiyoruz.
Önce kısaca neler olduğunu özetleyip, sonra olayın ayrıntısına göz atalım.
Cargill Vak'asının Özeti
1998 yılında, Cargill'in İznik Gölü'ne yakın bir mevkide fabrika kurması üzerine, bazı sivil toplum kuruluşları dava açarlar. Bursa 2. İdare Mahkemesi firmaya yapı ruhsatı verilmesine ilişkin kararın yürütmesini Temmuz 1998'de durdurur, ancak karar uygulanmaz. Bu arada Ocak 1999'da ikinci bir yürütmeyi durdurma kararı verilir. Buna rağmen 1999 yılı sonuna doğru Cargill fabrikası faaliyete geçer. Kasım 2004'te Bursa 2. İdare Mahkemesi Bursa valiliği'nin verdiği yapı ruhsatının iptaline karar verir. Ancak, O zamanki Bursa Valisi Oğuz Kaan Köksal mahkeme kararını uygulamadığı için hakkında soruşturma açmak için İçişleri Bakanlığı'ndan izin istenir. Ancak İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu 7 Kasım 2005 tarihli yazısıyla soruşturmaya izin vermediğini belirtir. 3 Nisan 2006 tarihinde ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Köksal'ın (şu anda İzmir valisi) savunmasını ister.
Tabii bu arada mahkeme kararlarını uygulamayan valinin yanı sıra, AKP Hükümeti soruna çözüm(!) bulma yarışına girer! Önce Başbakanlık 6 Haziran 2003 tarihli yazısında, daha önce çıkarılan Bakanlar Kurulu prensip Kararına atıfta bulunarak uygulama yapılmasını Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan rica eder. Konu yine de çözülememiştir.
2004 yılı başında Başbakan'ın ABD ziyareti öncesinde konu yeniden medyanın da gündemine gelir. Ziyaretin gündeminde yargı kararlarına karşın İznik Gölü kıyısında çalışmasını sürdüren Cargill tesisinin yasal bir statüye kavuşturulması ve bu firmanın da üretimini yaptığı nişasta bazlı şeker için belirlenen kotanın yükseltilmesi konularının bulunduğu basında yer alır.
Daha sonra çıkarılan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Yasası ile Cargill Fabrikası ve benzeri tarım arazisinde inşaa edilmiş sanayi tesislerine af getirilir. Ancak hükümet, yasanın yürürlüğe girmemesi ve Anayasa Mahkemesi'nin yasayı geri çevirme ihtimaline karşı Temmuz 2005'te hazırladığı kararname ile Cargill Fabrikası'na ait araziyi özel endüstri bölgesi ilan ederek ayrıcalıklı bir statü kazandırır ve mahkeme kararlarını etkisiz hale getirir.
Şirkete Özel Kanun Jet Hızıyla Çıkarıldı!
Ne var ki, Bush'un ikinci "ricası" olan "mısır şekeri üretimine uygulanan kotanın kaldırılması ve Cargill'in tam kapasite çalışmasının önünün açılması" talebinin tam olarak gerçekleşmesi için kanun çıkarılması isteniyor. Başbakanlık'ta Cargill yetkililerinin de katıldığı bir toplantıda Danıştay'ın kararının nasıl etkisiz (!) hale getirileceği tartışılarak, "20 Nisan 2006 tarihli Başbakanlık yazısıyla Cargill'le ilgili yargı kararlarının hükümsüz kılınması ve tesisin işletmeyi sürdürmesi için "yeni kanun çıkarılması" Tarım Bakanlığı'ndan isteniyor. Tarım Bakanlığı bu konuda çalışma yapmayınca da AKP Bursa Milletvekili Altan Karapaşaoğlu'nun, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na geçici madde eklenmesi hakkındaki kanun teklifi Komisyonlardan jet hızıyla geçirilerek TBMM'de dün (27.6.2006) kabul edilir.
11 Ekim 2004 tarihinden önce gerekli izin alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin istenilen amaçla kullanımı için 6 ay içinde başvurulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metrekaresi için 5 YTL ödenmesi şartıyla izin verilmesini öngören yasa şimdi onay için Cumhurbaşkanına gönderilecek. Bakalım ne olacak?
Kim Ne demiş?
Teklifin Meclis Tarım Alt Komisyonu'na havale edilmesiyle birlikte, AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez de, komisyon milletvekillerine Cargill Raporu göndererek, teklifin bir şirket adına çıkarıldığını ve geçmiş yıllarda 6 kez bunun denendiği kaydetti.
CHP Giresun Milletvekili Mehmet Işık ise Cargill firmasının 1998'de nişasta fabrikası kurmasına karşı çıkan Altan Karapaşaoğlu'nun, bu firma için kanun teklifi hazırlamasına anlam veremediğini söyledi.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, geçen yıl oluşturulan il toprak koruma kurullarından izin alınmadan herhangi bir yapılanma söz konusu olmadığını, teklifin 2004 yılından önce tarım arazileri üzerine kurulmuş bina ve tesisleri kapsadığını söyledi. 2004 tarihinden önce yapılmış ihlaller sonucunda tarım toprağı vasfını yitirmiş yerlerin yeniden tarıma kazandırılamayacağını belirten Eker, şöyle devam etti: "Öyle veya böyle, zamanında yapılmış yüzlerce tesis ve bina var. Yapılaşma sonucu işgal altına alınmış onbinlerce hektar alan var. Bunların üzerindeki tesisleri yıkabilir misiniz? Sorunumuz firma değildir, firmalarla işimiz yok. Sözü geçen firma ile Başbakan'ın ilişkilendirilmesi doğru değildir. Başbakan, hisselerini daha önce devretti. Bu tür söylemler, teamüllere ve nezaket kurallarına aykırıdır." Bakan Eker, geçen yıl çıkarılan yasa doğrultusunda 6 ayda 63 hektarlık alan için başvuruda bulunulduğunu, teklifle başvuru süresinin uzatılmak istendiğini söyledi.
Ne diyelim? Daha önce bu işe karşı çıkan AKP'li milletvekili şimdi kanun teklifi verirken, diğer bir AKP'li milletvekili teklifin bir şirket için verildiğini ve özel amaçlı olduğunu söylüyor.
Cargill'in Hikayesi
Cargill ABD'nin Iowa eyaletinin Conever kentinde hububat ticareti yapmak için 1865 yılında kurulmuş bir şirkettir. Yıllar içinde ABD hükümetlerinin de desteği ile büyümüş ve tarım sektöründe kartel haline gelmiştir. İnternet sitesindeki verilere göre; 61 ülkede faaliyet gösteren şirketin, yıllık cirosu 71 milyar dolar, aktifleri 48.3 milyar dolar ve 2005 faaliyet kazancı 2.1 milyar dolar civarındadır. 1960 yılından beridir de Türkiye'de iş yapmaktadır. 1986 yılında Kurtköy Sanayi içerisinde bulunan nişasta fabrikasını satın alıp, 1997 yılında Bursa-Orhangazi'de mısır şurubu üretmek için 90 milyon dolarlık bir fabrika kurdu ve fabrika 2000 yılında faaliyete geçti. 1995 yılında Adapazarı Hendek'te fındık işleme tesisi kurdu. Türkiye'ye ayçiçeği, hububat, yem ve pamuk ithal ediyor.
Ayrıca, Cargill Ferrous International'ın dünyadaki 16 şubesinden biri olan Uluslararası Çelik Ticareti Ofisi İstanbul'da hizmet vermektedir.
Şeker Terimleri: Sakkaroz, Glikoz, Fruktoz
Şeker, ‘90'lı yılların başına kadar şeker pancarı veya şeker kamışından üretilirken, biyo-teknolojideki gelişmelerle birlikte mısır şurubundan da üretilmeye başlandı. Pancar şekerinden daha ucuza mal olduğu için mısır şurubundan elde edilen fruktoz (yapay tatlandırıcı ), cola, çikolata, pasta, baklava gibi gıda maddelerinin üretiminde ağırlıklı olarak kullanılmaya başlandı.
Şeker pancarından üretilen şekere sakkaroz, mısır nişastasından üretilene ise fruktoz adı veriliyor. Bir başka deyişle, fruktoz ve glikoz yapay tatlandırıcı, sakkaroz ise şeker pancarından üretilen şeker.
Türk Şeker Sektörünün Durumu
Türkiye'de pancar üretimi ve şeker sanayiinden 5 milyon insan geçimini sağlıyor. Başlangıçta devlet, toplam şeker üretimini, 2.341 bin ton olarak açıklamış, bunun % 90'ı olan 2.107 bin tonunun pancardan, % 10'u olan 234 bin tonunun da mısırdan elde edilen şekerden üretilmesine karar vermişti. Daha sonra AKP hükümeti, Cargill, Amlyum, Sunar ve Tat gibi mısır şurubu üretimi yapan büyük gıda tekelerinin tepkilerinden dolayı kotayı % 15'e yükseltip mısır şurubu üretimini 351 bin tona çıkarttı. Bu kotanın 160 bin tonu, yani yarısına yakın bir kısmı Cargill tarafından kullanılmaktadır.
Bir taraftan şekere kota uygulanırken ve yapay şeker kotası artırılırken, diğer taraftan şeker fabrikaları hızla özelleştirilmektedir. Türkşeker, 2000 yılında özelleştirme kapsamına alınmış, 2003 yılında özelleştirme yol haritası belirlenmiş, 2004 yılında Amasya ve Kütahya Şeker Fabrikalarındaki, 2005 yılında ise Adapazarı Şeker Fabrikası'ndaki kamu hisseleri satılarak özelleştirilmiştir.
Ankara Şeker Fabrikasının piyasa değeri 375 milyon yeni liranın üzerinde olan ve bu bedelden satılması halinde tüm fabrikaların modernizasyonuna yetecek mali kaynak sağlayabilecek durumda olan 2.150 dönümlük arazisinin büyük bir bölümü, yasalara aykırı biçimde bedelsiz olarak Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmiştir. Bu devrin iptali amacıyla Danıştay'a açılan dava halen devam etmektedir.
Bu usulsüz devrin ardından, 6 Aralık 2005 tarih ve 26015 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikaları özelleştirme programına alınmış ve özelleştirme işlemlerinin 18 ay içerisinde tamamlanması öngörülmüştür.
Sonuç olarak, pancar tarımına getirilen kota sistemi ile üretim yüzde 35 azaltılmış, fabrikalara herhangi bir yatırım yapılmasına, bir çivi bile çakılmasına izin verilmemiştir. Toplam 4 milyar dolarlık kurulu yatırımı bulunan, 2,5 milyon ton şeker üretme kapasitesine sahip fabrikalar, adeta çürümeye mahkum edilmiştir.
Cargill-Ülker-Erdoğan-Unakıtan İlişkileri
Ülker'le %50 ortak olan Cargill, nişasta bazlı şeker, yani mısır şekeri olarak adlandırılan "tatlandırıcı" üreticisidir. Tatlandırıcı kotasının artırılmasının amacının, nişasta bazlı şeker satışının artması ve tersine şeker pancarından elde edilen şeker kullanımının düşmesi olduğu açıktır.
Başkan Bush bir an önce bu kotanın kaldırılıp Cargill'in sınırsızca üretim yapmasını, dünya mısır üretiminin % 38'ini gerçekleştiren ABD'nin elindeki mısır stoklarının bir an önce eritilmesini istiyor.
Tam da bu isteğe uygun olarak, Hükümet bir yandan pancar üreticisine desteği düşürürken, diğer yandan mısır ithalatında fon ve gümrükleri düşürdü. Cargill'e ve mısır ithalatçısına ayrıcalık tanındı. Mısır üretiminin ihtiyacı karşılamadığı ve 2 milyon tona yakın ithalat gerektiği düşünüldüğünde bu ayrıcalığın boyutu daha açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Peki ithalattaki bu ayrıcalık kimin işine yarıyor? En büyük ithalatçı kim? Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlu Abdullah Unakıtan'ın sahibi olduğu AB Gıda şirketi.
AB Gıda, hükümetin fonu bilinçli bir şekilde yükseltmemesi nedeniyle 1 milyon tondan fazla mısır ithal etti. Bunun karşılığında da milyonlarca dolar kazandı. Yapılan hesaplara göre; eğer AKP hükümeti her yıl olduğu gibi mısır hasadından önce fonu yükseltmiş olsaydı, Unakıtan'ın oğlunun cebine inen 50 milyon dolara yakın para, hazineye girmiş olacaktı.
Sözün Özü: Oğullar Geçimini Sağlıyor!
İsterseniz baştan beri söylediklerimiz kısaca özetleyelim. Cargill ve Ülker ortaklığındaki fabrika mısır alıp tatlandırıcı yapıyor. AKP mısır ithalatında her türlü kolaylığı sağlıyor. Unakıtan'ın oğlu köşeyi dönüyor. Yetmiyor, üretilen tatlandırıcının piyasayı ele geçirmesi için tatlandırıcı kotası önce yüzde 10'a, sonra yüzde 15'e ardından Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 50'ye çıkarılıyor. Öte yandan şekerpancarı ekim alanı yüzde 40 daraltılarak pancar üretimi azaltılıyor. Şeker fabrikaları kapatılıyor ve özelleştiriliyor. Hükümet önce kanun çıkarıyor, olmadı Bakanlar Kurulu Kararı çıkarıyor, firma bunu da yeterli bulmuyor. Son olarak da Bush'un ve kartellerin istediği şekilde TBMM'den kanun çıkarılıyor!
Şimdi de bağlantıları özetleyelim. Aslında karmaşık gibi görünüyor ama çok basit! Yapay tatlandırıcı sektöründe en büyük tekellerden biri olan ve kendisi için özel kanun çıkarılan Cargill'in Türkiye'deki ortağı Ülker (evet evet! Erdoğan'ın daha önce ortağı olduğu şirket!) Bu ortaklık Cola Turka'yı üretiyor ve içeceğin dağıtımını Başbakan Tayyip Erdoğan'ın oğlu yapıyor. Cargill'in ürettiği yapay tatlandırıcının hammaddesi olan mısırı ise Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlu, yüzde 180 değil yüzde 35'lik bir gümrük vergisi ile ithal ediyor.
Siz de çok fesatsınız! Ne yani, babaları politikacı diye çocuklar aç mı kalsın?!! Babaları da (pardon! Bakanlar Kurulu) çocukları doyurmak için mısırdan üretilen yapay tatlandırıcılara uygulanan kotayı artırıyorlar.
Ne var bunda??? Çocuklar şeker (!) gibi iş kurmuş! Karınlarını doyuruyorlar!
Dr. Mete TURGUT
06 Temmuz 2006 - 08:40
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 965209 ziyaretçi (1984622 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc