Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Mehmet AKBAY Kral FM
 



















Gezegen`in dışı parlak, içi paramparça!

Kral Radyo`nun ele avuca sığmaz DJ`i olarak tanıdık Mehmet Akbay`ı, yani Gezegen Mehmet`i. Şeytan tüyü olan Gezegen, bir anonsuyla konser alanlarını hınca hınç dolduruyor, deprem mağdurlarına yardım için 20 milyon YTL topluyor, taksilerin kornalarına

Kral Radyo`nun ele avuca sığmaz DJ`i olarak tanıdık Mehmet Akbay`ı, yani Gezegen Mehmet`i. Şeytan tüyü olan Gezegen, bir anonsuyla konser alanlarını hınca hınç dolduruyor, deprem mağdurlarına yardım için 20 milyon YTL topluyor, taksilerin kornalarına aynı anda bastırıyor. Tanındığı an hemen etrafında bir çember oluşuyor. Öyle ki bir konser alanında ezilmemek için, o önde, hayranları arkasında koşan ilk DJ herhalde Gezegen oluyor. Bu parıltılı hayatın altında ise bambaşka bir hikaye yatıyor. Dökülen sırların arasından Gezegen`in parçalanmış çocuk yüreğini görmeniz olası. Mehmet Akbay hayat hikayesini, samimi itiraflarda bulunduğu, Selis Yayınları`ndan basılan kitabı `Mehmet`in Gezegeni- Gemileri Yaktım`da anlatıyor.

 

SEVGİSİZLİK İNTİHARA SÜRÜKLEDİ

 

Mehmet bir aşk evliliği sonucu Antep`te doğuyor. Evlenmesine izin verilmeyen anne babası açlık grevi sonucu kavuşuyor birbirine. Ama Mehmet`in doğumu ve sürekli ağlaması henüz çok genç olan annesinin sinirlerini alt üst ediyor. Mehmet`in vücudu yediği dayaklar ve annesinin ısırıklarından dolayı mosmor ve yaralar içinde. Hatta bir gece babası, Mehmet`i boğmak üzereyken annesinin elinden zor alıyor. Çalışmak için İstanbul`a giden aile bir gün `bakamıyoruz` diye Mehmet`i Antep otobüsündeki tanımadıkları bir aileye emanet edip babannesi ve dedesine gönderiyor. O günden sonra babannesini anne, dedesini baba biliyor Mehmet. Anne babası da ayrılıyor birbirinden. Yıllar sonra babası tekrar evlenmiş olarak Mehmet`i yanına alıyor ama burada da gün yüzü göstermiyor. Sevgiden şefkatten mahrum büyüyen Mehmet bir keresinde bir kutu ilaç içip intihar etmeye bile kalkıyor.

 

ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞ

 

Mehmet çalışma hayatına ilk olarak bir gelinlikçide çırak olarak başlıyor. Daha sonra marangozluğa geçiyor. Yıllarca parasızlıkla mücadele eden, han ve kahve köşelerinde, farelerle, tahta kurularıyla uyuyan Mehmet`in radyoyla tanışması bir radyoya DJ kabini yapmasıyla oluyor. Bir gün doğan bir boşluğu doldurmak için mikrofon başına Mehmet geçiyor ve bir daha da ayrılmıyor çünkü programı başladığında radyonun telefonları kitleniyor. Bent yıkıldıktan sonra suyun önü alınamaz, Mehmet`in de başlayan yükselişi onu İstanbul`a sürüklüyor. Kral FM`de de kısa sürede zirveye oturuyor. O dönemde Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan`la dostluğu bir konser organizasyonu ile başlıyor. Bugün Gezegen `özel radyoculuğun piri` olarak tanınıyor. Her yerde hayranları var. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bile makam aracında Gezegen`in programını dinliyor.

 

Gezegen gemileri yakmış

 

Gezegen işe başlayacağını sanarak Kral FM`e gelmiş. Çünkü demosunun beğenildiği söylenmiş ona. Radyolardan sorumlu Harun Bey`le görüşebilmek için tam 20 gün kapıda beklemiş. Gezegen Harun Bey`le konuşmasını şöyle anlatıyor: `Bir gün, güvenlikçilerden biri kulağıma eğildi: `Kardeş, bak şu karşıdaki adam Harun Bey, gördün mü?` Daha lafını bitirmemişti... Koluna yapıştım: `Harun Bey, Ben Gezegen Mehmet, size bir demo göndermiştim. Her şeyi bıraktım buraya geldim, beğenmişsiniz ama..` `Aaa o sen misin? Güzeldi demo!` Eee... Bu kadar mı? O ana kadar ben zannediyorum ki Harun Bey`le görüşeceğim ve hemen işe başlayacağım. Harun Bey yüzüme baktı:`Ben beğendim dedim, gel demedim ki. Biz şu anda eleman almıyoruz!` Yığılıp kalacaktım oraya. Ama o anda Harun Bey`i tuttuğumu ve kendime doğru çevirdiğimi hatırlıyorum. `Harun Bey, benim için ölüm kalım meselesi. Lütfen bana bir şans verin!` Gözlerini açtı ve `Süper FM için sana söz veremem ama City FM var. (Şu anki Joy Türk) Hafta sonları gel, seni orada deneyelim. Ama para-mara veremeyiz...` Sonradan anlattığına göre, o gün benden çok korkmuş. Öyle ya çaresiz insanların ne yapacağı hiç belli olmaz. Gemileri yakmışım ben.. Hem de kaç kez...

 

20.07.2008








Gezegen Mehmet'le ilgili herşey..

Gezegen Mehmet'le ilgili herşey..


ŞERMİN TERZİ 'nin röportajı

 
Taksicilerin vazgeçilmezi Gezegen Mehmet
Gezegen Mehmet adıyla tanınan Mehmet Akbay (39), Türkiye 'nin en ünlü radyocularından biri. Müslüm Gürses 'in o meşhur sesiyle "Damara devam, krala selam, okeeey" diye anons ettiği, Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın makam arabasından dinlediği, Kral FM 'in kaptanı Gezegen Mehmet . Öyle seviliyor ki, eskaza gittiği çay bahçesinde, varlığı hissedilince herkes etrafına toplanıyor, evlendiği gün radyodan gelin arabasının plakası anons edilip hangi güzergahta yol aldığı söylenince, yarım saat içinde bin kişilik konvoy oluşuyor.
Türk filmlerine bir değil, beş filmlik konu olacak dramla dolu bir hayatı var. Düşünün ki, annesi henüz bebekken onu boğarak öldürmeye kalkmış. Ona bakamayacaklarını anlayan babası, onu daha kundaktayken otogarda hiç tanımadığı insanlara emanet edip memlekete dedesinin yanına gönderiyor. Bebeklikteki trajediler gençliğinde de peşini bırakmıyor. "En büyük hayalim, perdeli bir evde yaşamaktı" lafı insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor. Gezegen Mehmet , böyle bir geçmişten nasıl sıyrılıp çıktığını Selis Kitapları tarafından yayınlanan "Mehmet 'in Gezegeni, Gemileri Yaktım" kitabında anlatıyor.
BİR AŞK ÇOCUĞUYUM AMAO SEVGİ BANA GEÇMEDİ
Annem beni 16 yaşında doğurmuş. O yaşta bir bebek sahibi olmakla baş edememiş. Babam bir gün beni onun elinde boğulmaktan kurtarmış. Annem ve babam birbirlerine çok aşık olup evlenmişler. Hatta evlenmelerine izin vermeyen ailelerine karşı açlık grevi yaparak başarmışlar bunu. Tam bir aşk çocuğuyum ama gelin görün ki, bu aşktan bana sirayet eden hiçbir sevgi yok. Bir süre sonra da ayrılmışlar. Babaannem ve dedemin yanında büyüdüm. Anne demek benim için büyük bir boşluk demek. Anneme karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Nefretim yok, kızgınlığım yok, hissizim sadece. Babamla da aram hiçbir zaman iyi olmadı ama en azından onunla asgari bir ilişkimiz var. Aile benim için perdeli bir ev demekti. 25 yaşıma kadar perdeli bir evim olmadı. Mahmutpaşa 'da çıraklık yaptığım zamanlar handa kalıyordum ama iş çıkışı trene binip sanki ben de evime gidiyormuş gibi yapıyordum. Trenin camına yüzümü dayayıp perdeli evleri hayranlıkla izliyordum.
RADYO PROGRAMIM OLDU MARANGOZLUK BİTTİ
İlk işim, 12 yaşında Mahmutpaşa 'da bir gelinlikçide çıraklıktı. Sonra amcamın bana öğrettiği marangozluk mesleğim haline geldi. 1993'te Marmaris Ortaca 'da çalışıyordum. Bir gün külüstür bir arabanın üzerinde Ortaca FM yazısını gördüm. Hep bir radyo stüdyosunun nasıl bir yer olduğunu merak ederdim. Sahibiyle ne yapıp edip tanıştım, marangoz olduğum için ona DJ kabini yapıp sevgisini kazanmak istiyordum. Bir gün bir işi çıkınca yerine benim program yapmamı istedi. Ne konuştuğumu hatırlamıyorum ama gece 10'da başladığım program sabah 10-11'de bitti. Program bittiğinde herkes radyonun kapısına doluşmuştu. O günden sonra bir programım oldu ama marangozluktan atıldım. Radyoda kalacak bir yer verdiler, orada yaşamaya başladım. Üstelik para da almıyordum.
İSTANBUL 'A LAYIKSIN DİYE BENİ GAZA GETİRDİLER
Bir süre sonra daha iyi bir radyoda çalışmak istedim, Marmaris 'e gittim. Otobüsten indiğimde büyük antenli binalara bakınmaya başladım. Sonra baktım bir hanın üzerinde çok büyük bir anten var. Herhalde bu iyi bir radyo deyip içeri girdim, patronla görüşmek istiyorum dedim. Programcıya ihtiyacımız yok dediler. O kadar ısrar ettim ki, o sırada Marmaris 'i yatırıp kaldıran Çağla diye bir kızın programını yarıda kesip "Hadi geç bakalım" dediler. Bir saat sonra yayını bitirdiğimde patronlar gelip eşyaların nerede, hemen aldıralım, gel çalış dediler.
Marmaris Türkiye 'nin mozaiği, her şehirden insan var. Dedim ki, burada başarırsam bütün Türkiye 'de başarırım. Ben Akdeniz FM 'de çok başarı kazanınca, rakibimiz Ses Radyo beni oradan göndermek için, "Sen Marmaris 'e fazlasın. Ulusal bir radyoda program yapmalısın. Kaydını İstanbul 'a gönderelim" diye beni gaza getirdi.
ATARİ SALONUNDA FARELERLE YATIYORDUM
İstanbul 'dan beğenildin diye haber gelince, pılımı pırtımı hemen topladım. Beğendiler lafını, davet gibi algıladım. Zannettim ki beni İstanbul 'da birileri karşılayacak. İstanbul 'a geldim ama kalacak yerim yok. Atari salonu işleten bir arkadaşıma gittim. Yerde lağımlar akıyor, fareler cirit atıyor, orada yatmaya başladım.
Beni beğendiklerini söyleyen Star radyolarıyla görüşmeye çalışıyorum. Her gün İkitelli 'ye gidiyorum ama beni kapıdan bile almıyorlar. Yirmi gün sonra güvenlikçiler halime acıyıp beni içeri aldı. Radyoların müdürü Harun Bey 'i gösterip "Aradığın adam bu" dediler. Karşısına çıktım, "Ben Gezegen Mehmet . Beni beğenmişsiniz, ben de geldim" dedim. "Beğendim ama gel demedim" diye karşılık verince koluna öyle bir yapışıp öyle bir "Bu benim için ölüm kalım meselesi. Beni bir kere deneyeceksiniz" demişim ki, adam benden korkmuş. "Peki tamam gel program yap ama para falan vermeyiz" dedi. Ben Süper FM 'de çalışmak istediğimi söyleyince, "Süper FM senin ne haddine! City FM var, orada bir şeyler yaparsın" dedi.
NE YAPTIM ETTİM PROGRAMI KAPTIM
Kalacak yerim olmadığı için yayından sonra, sanki çok işim varmış da eve gidememişim gibi boş odalardan birinde kalıyordum. Asıl hedefim olan Süper FM 'de bir DJ bir gün program yaparken, Alara Uzan arayıp istek yapmış. Çocuk da onu tanımamış, ters bir şeyler söylemiş. Bunun üzerine Cem Uzan hepsini işten attırdı. Süper FM 'in çok göz önünde bir radyo olduğunu, orada bir hata yaparsam kendimin de atılacağımı düşünüp o zamanlar çok popüler olmayan Kral FM 'i gözüme kestirdim.
Önce Kral FM 'deki diğer programcıları, tatil günlerinde yerinize program yapayım diyerek ikna ettim. Bir süre sonra, allem ettim kallem ettim sabah programını da kaptım. İstanbul Üniversitesi o sıralar en çok izlenen radyo programı araştırması yapıyordu. Daha yeni başlamış olmama rağmen açık ara birinci seçilmiştim. Bir yıl sonra da radyonun sorumluluğuna getirildim. Şimdi de Star Radyoları'nın başındayım.
NEDEN GEZEGEN MEHMET
Sevgiye aç bir adamım ya, Ortaca 'da yaptığım ilk programıma Sevgi Duvarı ismini koymuştum. "Sevgi duvarı diye bir şey olmaz. Gel bunu sevgi çemberi yapalım" dediler. Bir süre sonra çember lafı da hoşuma gitmedi. Marmaris 'teki radyoculuk dönemimde , bir anket yaptık. Orada herkes başka bir isim öneriyordu. Züppe ama çok iyi bir arkadaşım "Mehmet 'in Gezegeni olsun" dedi. En çok oyu o öneri alınca adım Gezegen Mehmet oldu. Sonraları gezegen kavramının eski Yunanca 'da "başıboş dolanan" anlamındaki planitis sözcüğünden türetildiğini öğrendim. Hayatı boyunca orada oraya dolaşan bir adam için ilginç bir tesadüftü bu.
Radyo dalgalarından gelen seslerden uzaylıların benimle konuştuğunu sanırdım
Sefalet içinde biriktirebildiğim paramla, hacca giden dedemden bana radyo almasını istedim. Dedem radyoyu yolladı. Ama babam üvey kardeşime "Al bu senin" dedi. "Ama o benim, hatta parasını da dedeme vermiştim!" desem de dinletemedim. Bir saat sonra kardeşim, radyoyu paramparça etti. Radyo dalgalarından gelen sinyal seslerinden, uzaylıların benimle konuştuğunu düşünürdüm. Bana hálá çok da mantıksız gelmiyor. O sinyaller neticede bize uzaydan geliyor.















Gezegen Mehmet'in Önderliğinde Yapılan Kampanyalar

   Gezegen Mehmet kendisinin tim Dünya tarafından dinleniyor olmasından dolayı Gezegen, kendisini halka karşı borçlu hissetti ve bu borcunu ödeyebilmek adına kamusal sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirebilmek için var gücüyle çalıştı. Radyo da eş zamanlı olarak başlatılan ve süren kampanyalar oldukça ilgi gördü. Çeşitli konularda yapılan kampanyalarla vatandaşları bilinçlendirmeye çalıştılar.

 

   "Korsana Hayır" kampanyası ile sanatçının emeğine sahip çıktı ve çıkanları destekledi.

 

   "Uzaktan Eğitim Hayatınızı Yakından İlgilendirir" slogan' ı ile insanları okumaya yönlendirdi. Kendisi de bir ilkokul mezunuydu ancak Kültürlü Gençlik Derneği Başkanı Bekir KAPLAN ile tanıştıktan sonra eğitimine devam etmeye karar verdi. Şuan da ortaokulu dışarıdan tamamlamaya çalışıyor. Kendisini de sık sık örnek vererek okumanın "yaş" ile ilgisinin olmadığını anlatmaya çalıştı. Bu duyurular sayesinde bir çok insan Kültürlü Gençlik Derneği' ne başvurdu ve yarım kalmış eğitimlerine devam ettiler. Canlı yayınları katılarak da Gezegen' e teşekkürlerini sunarak bütün insanları okumaya davet ettiler. Gezegen'in bu kampanyadaki asıl amacı ise bundan bir kaç yıl sonra birileri karşısına çıkıp da " Gezegen senin başlatmış olduğun kampanya sayesinde okumaya karar verdim ve  şuan (örnektir) Ankara da sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktayım" gibi, insanların daha rahat bir hayat sürdürebilmeleri için iyi bir meslek sahibi olmalarına katkıda bulunabilmekti.

 

   "Ormanlarımıza Sahip Çıkalım” kampanyasında orman yangınlarına karşı dinleyicilerini dikkatli olmaya davet etti. Söndürülmeden atılan küçücük bir sigara izmarit’inin ne gibi büyük felaketlere yol açabileceğini ya da duyarsızca bırakılan mangal kömürünün neleri yok edebileceğini anlattı. Bizlerden sonraki nesillere daha sağlıklı yarınlar bırakabilmek adına var gücüyle savaştı.

 

   “Bireysel Silahlanmaya Hayır” kampanyası ile de yaşanabilecek bütün olumsuzluklara karşı insanlara uyarılarda bulundu. Bir anlık şeytan’a uymanın sonucunda yaşanacak olayları ve son pişmanlığın da çare olmadığını vurguladı. Mutluluklarımızı daha uydun bir şekilde kutlamamızı yoksa bu mutlulukların birer felakete dönüşebileceğini anlattı. Gezegen bireysel silahlanmanın da en büyük davacısı oldu.

 

   “Asya Ağlıyor.Yüzyılın Felaketine Yardım Elini Uzat”

   “Biz bu acıyı tanıyoruz. Tarih 26 Aralık 2004, saat gece yarısı 03:00. uzaklarda çok uzaklarda Hint okyanusu’nun binlerce kilometre altında doğa hareket etmek istedi, etti de. Okyanusun dibinde binlerce kilometre altında fay kırıldı, dikine. Dakikalar sonra o fayın hareket ettirdiği su, tsunami adıyla yığıldı kıyıya.Tehdit’in büyüklüğü 2 saat sonra tsunamiler Srilanka’ya ulaştığında anlaşıldı. Sonuç felaket. 2 kıta ve 10 ülkede 3/1 ‘i çocuk  150.000 ölü, milyonlarca evsiz, aç, susuz insan, salgın hastalık tehlikesi kapıda. Biz bu acıyı biliyoruz.İnsanlığın gördüğü en büyük doğa felaketlerinden biri olan Güney Asya felaketine el uzatmalıyız.Hepimiz aynı acıyı yüreğimizde hissetmeliyiz.Acının dili, dini, ırkı olmaz.”

 

   26 Aralık 2004 tarihinde yaşanan tsunami felaketinden sonra Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Kızılay ve Star Grubu Radyoları “Asya Ağlıyor. Yüzyılın Felaketine Yardım Elini Uzat” başlığı altında ortaklaşa bir kampanya başlattı. Gezegen Güney Asya depreminden sonra yapılan kampanyaların yetersiz olduğunu düşündü ve TİM Başkanı Oğuz SATICI’ ya bir yardım kampanyası başlatma önerisinde bulundu.Oğuz SATICI bu teklifi alır almaz hemen Kızılay Başkanı Talat YILMAZ ’ı aradı ve birlikte bir kampanya başlatmaya karar verildi. 6 Ocak 2004 Perşembe günü start verilen kampanyaya kısa bir süre içinde oldukça büyük yardımlar geldi. Radyolarda yapılan duyurularla dinleyiciler gerek cep telefonlarından kısa  mesaj göndererek, gerek banka hesabına para yatırarak gerekse internet üzerinden on-line bağışları ile kampanyaya gönülden destek verdiler. Bu bağışlar Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN ‘ın felaket bölgesine gideceği güne kadar devam etti. Kampanya sonunda 23 milyon 833 bin 531 YTL ‘lik nakdi bağış toplandı. Güney Asya’ya yapılan yardım kampanyaları içinde en büyük desteği veren Star Grubu Radyoları bir plaket ile ödüllendirildi.

 
“Türkiye Bunu Hak Etmiyor” Son yıllarda oldukça artan gelin, kaynana yarışmaları ve reality şovlar’a artık bir “DUR” demenin zamanı gelmişti. RTÜK Başkanı Fatih KARACA ’nın toplumsal bir sorun haline gelen bu tür programlar konusunda daha hassa olunması gerektiğini belirtmesi üzerine  Star Grubu radyoları da harekete geçti. RTÜK’ ün almış olduğu bu karara destek oldu.Gezegen bu tür programların çocukları ve gençleri gelişimini olumsuz etkilediğini ve Türk aile yapısına zarar verebileceğini vurguladı. “Türkiye Bunu Hak Etmiyor” sloganlı kampanyasındaki hedefi bu programların kaldırılması değil, biraz olsun yavaşlatılması ve daha duyarlı olunmasıydı. Çünkü Gezegen’in en büyük korkusu bundan 10 yıl sonra ülkemize zarar verebilecek daha da farklı programların ortaya çıkmasıydı.
04:58 | Yorum ekle | Yorumları oku (3) | Sabit Bağlantı | Bloga al
Yaptığı Programlar...
Yaptığı programlar sayesinde milyonlarca insanın "Gezegen abisi" , " Mehmet abisi" olmayı hak kazandı. Kimi zaman onlarla sevindi, kimi zaman onlarla üzüldü, kimi zaman onlarla dertleşti, kimi zaman da elinden geldiğince onlara yol göstermeye çalıştı... “Şoför saatinde” şoförlerin sorunlarını dile getirdi, “asker saatinde”askerleri sevdikleriyle buluşturdu, “gurbet saatinde”gurbetçileri türkülerle coşturdu,”yıllar sonra” programıyla  kayıpları aileleriyle buluşturdu,”yaşama sevinci” programıyla engellilerin sesi,”öteki Türkiye” programıyla kimsesizlerin kimsesi,”dua gecesi”nde , çaresiz kalanların duası oldu.Sevdalıların nefesi, ev hanımlarının vazgeçilmezi,yanlış yapanların davacısı oldu. "Gökkuşağı"nda şiirler uçuruldu, renkler tutuldu, sevdalar konuşuldu, hatalar paylaşıldı, itiraflar edildi...
04:12 | Yorum ekle | Yorumları oku (4) | Sabit Bağlantı | Bloga al
22 Ocak
Yakında Haftalık Bültenle Karşınızdayım
Haftanın haberleri hakkindaki yorumlarim yakinda sizlerle...
13:02 | Yorum ekle | Yorumları oku (1) | Sabit Bağlantı | Bloga al
Gezegen Mehmet Hakında...

1969 yılında, 29 Mayıs Perşembe akşamı saat 21:00' de, Gaziantep' in Akyol mahallesinde Dünya'ya geldim. İlkokulu 2 sene Gaziantep, 3 sene İstanbul olmak üzere tamamladım. Sonrasında Gaziantep'te büyük amcamın yanında mobilya, dekorasyon işinde çıraklık yapmaya başladım. Marangozluk hayatım yaklaşık on yıl sürdü. Bu arada bir yaşındayken anne ve babam ayrıldıkları için hayatımın büyük bir bölümünü dedem ve babaannemin yanında sürdürdüm. Aynı zamanda İstanbul'a yerleşen babamın yanına da sık, sık gelip kalıyordum.

 

Gaziantep, İstanbul arası adeta mekik dokuyordum. Zaman bu şekilde geçip giderken askerlik yoklamam elime ulaşmıştı. Askere 69/1 tertip devre kaybı olarak gittim. Acemi birliği olarak Denizli' ye, oradan da usta birliğim Ağrı Destek Kıtaları Levazım Bölüğü'ne kademe sorumlusu olarak gittim. Askerliğimi zorluklar ve şiddetli soğuklarla sonlandırdım. İstanbul' un yaşamımda ki yeri hızla büyümeye başlamıştı ve ben yeniden İstanbul' daydım. Heybeli Ada' da itfaiye karşısında ki mobilyacı da çalışmaya başladım.

 

Bunalımlı ve yalnız günlerimde tek dostum kulağımdan çıkarmadığım walkman' imdi. Özel radyolar yeni açıldığından çok ilginç şarkılar ve sohbetlerle bütünleşip, çalışmama ve Heybeli Ada'nın vazgeçilmez zevki kordon da yürümeme ayrı bir zevk, ayrı bir güzellik katıyordu.

 

Bunalımlı ve yalnız günlerimde tek dostum kulağımdan çıkarmadığım walkman' imdi. Özel radyolar yeni açıldığından çok ilginç şarkılar ve sohbetlerle bütünleşip, çalışmama ve Heybeli Ada'nın vazgeçilmez zevki kordon da yürümeme ayrı bir zevk, ayrı bir güzellik katıyordu.

 

Tüm bunlar olurken içi içine sığmayan ben, aslında yaptığım işin bana haz vermediğini ve bana uygun olmadığını (Mobilyacılık) düşünüyor, tarifsiz bir arayış içerisinde çırpınıyordum. Çalıştığım atölyeye yeni giren usta işten çıkarılmama sebep oldu. Hem çalışıp hem de kaldığım yer sığınacak tek mekandı. İşten çıkarılmam beni üzdü ve ne yapacağımı şaşırdım. Sebebi her ne olursa olsun kovulmamalıydım, başarısızlık bana göre değildi. Koskoca şehirde yalnız ve çaresizdim. İmdadıma birlikte çalıştığım muharrem usta yetişti. Bana şöyle söyledi; "Mehmet'ciğim kendini üzme, her bitiş yeni başlangıçlara gebedir, eğer istersen seni, uzun yıllardır bana ortaklık teklif eden yakın bir dostumun yanına çalışmaya gönderebilirim. Bu dostum astım hastası olduğu için işlerini takip edecek senin gibi birine ihtiyacı var" diyerek Muğla'nın Ortaca ilçesine gitmemi sağladı. Benim için hayatımın dönüm noktası olan Muğla, Ortaca da idim.

 

İstanbul' dan Ortaca' ya gelirken tek düşündüğüm bu koca şehirde yerimin olmadığıydı ve üzüntüm büyüktü, boğulacak gibiydim. Ortaca' da çalışmaya başlamıştım. Yine yalnızdım, tek dostum temiz çarşafları, rahat yatağı ve candan insanları olan Aygün Pansiyon' du. Beraber çalıştığım Eyüp usta ve değişen her şeye karşı aynı kalan walkman' imdi. Biriktirdiğim parayla hayatımda ilk kez beni taşıyan ve büyük keyif veren bir araca sahip olmuştum. Bu araç taksitle aldığım bisikletimdi. Bisikletim, ben ve walkman' im ayrılmaz bir üçlü olmuştuk.

 

Radyoları dinlerdim ama radyocu olacağım aklıma gelmezdi. Derken Ortaca Fm' in sahibi Mehmet GÖKÇE ile tanıştım (Radyo'nun dekorasyonu sebebiyle).

Ortaca 15.000 nüfuslu şirin bir ilçeydi. Bu radyo ise ilçede ki tek radyoydu. Ne yalan söyleyeyim Ortaca Fm' in stüdyosunu çok merak ediyordum. Sonun da dekorasyonu bahane ederek radyoya girmeyi başardım. Küçük, şirin ve gizemli bir yerdi.

 

Radyo sahibi Mehmet GÖKÇE' nin o akşam nişanı olacaktı ve yerine bakacak birine ihtiyaç duyuyordu. Bana hayatımın en heyecan verici teklifini yaptı ve onun yerine yayına girmemi istedi. Ve ben mikrofondaydım.

 

Saat 22:00' de başlayan yayın, ertesi gün akşama kadar devam etti. Hayatım boyunca tatmadığım bir duyguyu tatmış, adeta aşık olmuştum. Radyo'ya, mikrofona ve dinleyicilere. İşin güzel yanı aşkımda karşılıksız değildi. Dinleyiciler de beni sevmiş, saatler süren yayınım boyunca beni yalnız bırakmamışlardı. O günden sonra hayatımın ikinci miladı başlamıştı. Birincisi, çileli geçen sevgisiz günlerim (çocukluğum, mobilyacılık ve askerliğim). İkincisi ise radyoda kendimi buluşum, yaptığım işe aşık oluşumdu. Her şey çok güzeldi, yayın yapıyordum, radyodaydım, sevenlerim vardı, şarkılar çalıyordum, radyo telefonları kilitleniyordu. Tek sorun radyodan ayrılmadığım için asıl işimi yapamaz hale gelmiştim. Param yoktu, işimi kaybetmiş, kaldığım pansiyondan da çıkartılmıştım. Radyoda yatıp, yayın yaptığım her geçen günümde mutluydu. Radyoda ücret alamadığım için bazı zamanlar aç kaldığım oluyordu. Neyse ki beni seven lokanta sahibi dinleyicilerim imdadıma yetişiyordu. Ortaca' ya birkaç km. uzakta olan Dalaman' da bir radyonun yayına başlayacağını öğrenip harekete geçtim.

 

Radyo sahipleri ile görüştüm, beni hemen yeni kurulan Dalaman Sahil Fm' de işe aldılar. Radyonun üst katında bir oda, karşı tarafta bir lokanta gösterdiler. Böylelikle yatak ve yemek sorununu çözmüş oldular. Maaşım olarak ta çok cüzi bir ücret almaya başladım. Çok mutluydum, radyoculuktan ilk maaşımı almıştım. Az ama benim için değeri çok büyüktü. Radyomuz Dalaman' da olduğu için unutulmaz bazı anları yaşamak kaçınılmazdı.

 

Havalimanına çok ünlü sanatçılar gelir, bende apar, topar kayıt cihazımla birlikte, büyük heyecanla röportaj yapmaya koşardım. Bu sanatçılardan bazıları Ferdi TAYFUR, Ahmet Selçuk İLKAN, Hakan PEKER ve İzel-Çelik-Ercan' dı. Ferdi ağabeyle yaptığımız bir röportajı hiç unutmam. Ona bir gün çok büyük ulusal bir radyoya gireceğimi ve tekrar karşılaşacağımızı söylemiştim. Sahil Fm' de çalışırken arayışım devam ediyor, daha büyük radyolarda çalışma isteği içimi yakıyordu. Unutmadan Ortaca' da yaptığım programın ismi Sevgi Duvarı' ydı. Dalaman Sahil Fm' de bu Sevgi Çemberi' ne dönüştü.

 

En sonunda Muğla "Şah" Radyo'ya gidip iş başvurusunda bulunmaya karar verdim. Gider gitmez yayına girdim. Artık bir il radyosundaydım ve mutluluğumun boyutları giderek artıyordu. Yalnız "Şah" radyoya alışamamıştım. İçim sıkılıyordu.Bu burada çalışmama kararımı değiştirmedi. Dalaman' da kalan eşyalarımı almalıydım, bir kaç gün sonra Dalaman' a gitmek üzere otobüse bindim. Garip olan şey bindiğim otobüs Marmaris otobüsüydü. Marmaris otobüsü olduğunu bilerek binmiştim. Otobüste kendime şaşırıyor ve ne yaptığımı bilmediğim için de gülüyordum. Kaderime bırakmıştım kendimi, sanki ne yana eseceğini bilmeyen rüzgara mahkum bir yaprak gibiydim, rotasız bir gemiydim. Otobüs Marmaris'e girmek üzereydi ve ben heyecanlıydım. Marmaris'e girer girmez gözlerim çatılarda radyo anteni aramaya başlamıştı.

 

Otobüsten indim, bana en yakın olan radyoya girdim, girmiş olduğum bu radyo Marmaris' in en çok dinlenen radyosu Akdeniz Fm di. Radyonun yetkililerini sordum, radyo sahibi Ahmet bey ve Necati bey oradalardı. Kendimi tanıttım ve iş aradığımı söyledim. Bana hemen stüdyoyu gösterip birkaç anonsta bulunmamı söylediler. O ana kadar gördüğüm en sıcak radyo stüdyosu burasıydı. İçimi tuhaf bir huzur kaplamış, hiç olmayan evimin sıcaklığını hissediyordum. Yayına başladım, heyecanım merakla karışmıştı, Ahmet ve Necati beyin yanına giderken onlarda benim kadar heyecanlı ve şaşkındı. Biz bu sese aşinayız dediler. Dalaman Sahil Fm' de yayın yaparken beni dinlediklerini, benim aslında İstanbul' da yayında olan ulusal bir radyoda yayın yaptığımı zannettiklerini söylediler. Tüm bu sözler beğenildiğimin ve işe alındığımın göstergesiydi. İlk kez içim bu kadar rahattı. Hemen eşyalarımı almak için Dalaman' a birini gönderdiler. Eşyaları almaya giden ben olsaydım dönmem diye düşünerek beni yollamadılar. O günden sonra ilk profesyonel radyo yaşantım başlamış oldu.

 

İnanılmaz bir keyifle programımı yapıyordum. Her şeyin değiştiği gibi programımın da isminin değişmesi gerekiyordu, bir anket yapmaya karar verdim, program ismi dinleyicilere ait olacaktı. Gelen yüzlerce isimden radyoda beraber çalıştığımız Korhan' ın söylemiş olduğu isim birinci seçildi.

 

Bu isim "MEHMET' İN GEZEGENİ" idi. Artık programın ismi Mehmet'in Gezegeni oldu. Çok başarılı bir grafik çiziyor, Marmaris' te konuşulan tek D.j.' dim.

 

O ara yan tarafımızda bulunan Ses Radyo sahibi Muzaffer ağabey benim Marmaris' e fazla geldiğimi, daha büyük bir radyoda çalışmam gerektiğini söyleyerek benden program kaydımı istedi. Verdiğim bu kaydı Marmaris' e İnter Star vericilerini onamak için gelen Avni bey ve ekibine verdi. O ekip İstanbul' a döndü. Ekibin İstanbul'a dönüşüyle bende meraklı bir bekleyiş başladı. Her gün Muzaffer ağabeye bir cevap olup olmadığını soruyordum ki cevap geldi. Program kaydım beğenilmişti.

 

Çağrılmamıştım, ama beğeni dile getirilmişti. Bunun üzerine eşyalarımı toplayıp aniden birkaç yıl önce beni ağlayarak dışlayan, dışarıya atan bu acımasız şehir İstanbul' a geldim. Babam İstanbul' da yaşadığı halde ona ulaşamamıştım. Çünkü Gaziantep' e tatile gitmişti. Ne yazık ki bu koca şehirde kalacak yeri olmayan, cebinde parası bulunmayan savunmasız bir çocuk gibi yapayalnızdım. Yıllar önce tanıdığım atarici Mahmut' un yanına gitmeye kara verdim. Gidecek başka bir yerim olamadığı için Allah'tan Mahmut bir süre atari salonunda kalabileceğimi söyledi. Akşama kadar ona yardım ediyordum. Ondan aldığım yol parasıyla hemen, hemen her gün İstanbul' un diğer ucunda ki İnter Star binasına dualar ederek gidip geliyordum. Ama bir türlü benim programımı beğendi söylene radyolar müdürü Harun GENCER' le görüşemiyordum. Günler sonra çaresiz geldiğim bir günde görevliler acımış olsa gerek bana Harun beyi gösterip işte bu Harun bey dediler. Korku ve heyecanla yanına gidip Harun bey dedim, efendim diye cevap verdi. Kendimi tanıtıp gönderdiğim kaydı beğendiğini hatırlattım. Bana bu yüzden mi geldin yanıtını verdi. Ağlamaklı bir ses tonuyla beni beğendiyseniz işe almak zorundasınız, başka çarem yok dedim

 

Biliyordum ki bu benim son şansımdı, bir daha ezilip, üzülüp bu şehirden gitmeye gücüm yoktu. Bana yayına başlayabileceğimi, yalnız ücret vermeyeceğini söyledi. Şimdiki adı Lokum Fm olan City Fm' de deneme yayınına başladım. Benim hayalim Süper Fm' di. Kendimi bir anda City Fm' de buldum. Olsun en azından koskoca bir İstanbul' un dinlediği radyodaydım. Bu arada City Fm' in yan tarafında bulunan Kral Fm, doğallığıyla ve tarzıyla dikkatimi çekmişti. Bir anda 90o' lik bir dönüş yaparak, Kral Fm' de çalışma kararı aldım. Her şey iyi, hoştu da City Fm' e zor girmiştim. Yalvar yakar Kral Fm' de çalışanların izin günlerinde boş kalan saatlerde yayın almayı başardım. Bu arada City Fm' de ki yayınım devam ediyor, Süper Fm ve Kral Fm' de, ara olan yayınlarıma gece gündüz demeden giriyordum.

 

Gidip gelecek zaman ve param olmadığından radyoda kalıyordum. En büyük hedefim ise Kral Fm' de sabit bir yayın almaktı. Ne yazık ki o zamanlar orada çalışan Gönül Dostu Şener dışındakiler Kral Fm' de çalışmamı istemiyorlardı. En sonunda akşamüstü saatlerinde sabit yayın almayı başardım. Artık Kral Fm' deydim. Bir süre sonra sabah 07:00 - 12:00 saatleri arasında yayın yapmaya başladım. Kral' cılar beni çok sevmişti. Bende dünyanın ve kendi dünyamın en mutlu insanıydım. Bundan sonra her sabah en büyük hayalim olan GÜNAYDIN TÜRKİYE, GÜNAYDIN AVRUPA diyebiliyordum. Bu inanılmaz bir olaydı. İlk olarak Orhan GENCEBAY' ı radyoya konuk almak istediğimi söyleyince herkes bana çok güldü. Unkapanı'nda tanıştığım Ali Tekin TÜRE ağabeyimle (Söz Yazarı) Orhan GENCEBAY' la randevu almayı başardık. Orhan ağabeyle ilk görüşme anımı hiç unutamıyorum. Saat 15:00'te randevumuz vardı. Tam 15:00'te beklediğimiz büronun kapısı çaldı, ve tüm görkemiyle Orhan GENCEBAY içeriye girdi. Bizi çok sıcak karşıladı. O an amacım Orhan ağabeyin sesinden "Ben Orhan GENCEBAY, Kral Fm'de Mehmet'in Gezegeni'ni dinliyorum" anonsunu almaktı.

 

Bir anda ağzımdan "Orhan ağabeyciğim, sen bir kralsın, seni seven insanlarda Kral Fm dinliyorlar, Kral Fm' de benim konuğum olur musun?" sözleri döküldü. Orhan ağabey biraz düşündükten sonra cevabı kısa ve netti, "Evet" dedi

 

O anda kayıt odasına gidip "Ben Orhan GENCEBAY, çok yakında Kral Fm'de Mehmet'in Gezegeni'nde sizlerleyim " anonsunu kaydetti. Bu anonsu bana verdi.

 

Ben bu anonsu yaklaşık 15 gün boyunca radyodan yayınladım. İnsanlar inanamıyorlardı, "ilk kez Orhan GENCEBAY bir radyo programına konuk olacaktı", bu benim için büyük bir başarıydı. Beklenen gün gelip çattı, Orhan GENCEBAY radyonun önüne geldiğinde bende aşağıdaydım. Kapının önünde ki dinleyiciler yoğun bir sevgi seliyle Orhan ağabeye tezahürat yapıyorlardı.

 

O an gözlerim doldu, o insanların sevinmesine sebep olan bendim, çok güzel bir duyguydu. Rüya gibi üç saatlik bir program yaptık. Tabi sonrasında Orhan GENCEBAY' la aramızda büyük bir dostluk kuruldu. Programıma defalarca canlı bağlantıyla ve konuk olarak katıldı. Orhan GENCEBAY' ı sırasıyla Ferdi TAYFUR, Müslüm GÜRSES, Ebru GÜNDEŞ, Burhan ÇAÇAN, Sinan ÖZEN, Cengiz KURTOĞLU, Mustafa SANDAL, Mahsun KIRMIZIGÜL, Alişan, Muazzez ERSOY, Hakan TAŞIYAN, İbrahim ERKAL, Zara ve bir çok sanatçı defalarca katıldı. Bunun dışında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle birlikte, organizasyonunu ve sunuculuğunu benim üstlendiğim, Avrasya Maratonu Konserleri, İstanbul'a 200.000 Ağaç (Her yıl artarak devam etti: 400.000 Ağaç, 1.000.000 Ağaç) Konserleri, Gülhane Konserleri, 19 Mayıs Konseri ve Cumhuriyet Konseri adı altında ücretsiz halk konserleri yaptık. Bu konserlere yüz binlerce insan katıldı.

 

Özellikle Zeytinburnu'nda ki Cumhuriyet Konseri'nde 1.000.000 kişinin karşısın da, Türkiye'nin en büyük 30 sanatçısı büyük bir heyecanla şarkılarını söyledi.

Bence bu unutulmaz anların en özeliydi. Yaklaşık 5 yıldır Türkiye'nin açık farkla en çok dinlenen d.j.'i ünvanı da sizlerin sayesinde bende! Bu unvan 2 yıl üst üste Türkiye'nin Oscar' ı sayılan M.G.D. (Magazin Gazeteciler Derneği)' nin 1998 ve 1999 yıllarında verdiği Türkiye'nin En İyi Radyo Programcısı ödülleriyle tescillemiş oldum.

 

Türkiye'mizi derinden üzen 17 Ağustos depremi gecesinde benim başında olduğum ekiple, iletişimin koptuğu ve insanların merak içinde olduğu anda yaptığımız deprem haberleriyle R.T.G.D.(Radyo Televizyon Gazeteciler Derneği)'n den Yılın En İyi Radyo Programcısı ödülünü aldım. Kısaca bir radyocunun hayal edebileceği bütün güzelliklerle tanıştım. Bu konuda o kadar çok şey var ki anlatılacak, bunlar yalnızca ana başlıklardı. Şimdi gelelim benim hayatımda ki 3. milada. Yazımın başından beri iki milattan bahsettim.

 

Birincisi; Üzüntü, yokluk ve yalnızlık dolu, radyocu olmadan önce ki geçen 22 yılım,

İkincisi; Bana heyecanı tattıran, sevilmenin anlamını öğreten, başarının mutluluğunu yaşatan ve azmin sonunun zafer olduğunu anlamamı sağlayan ve şu ana kadar geçen 9 yıl. Bu yıllarda hayal dünyasında yaşadım.

Üçüncü miladım ise; 16 Eylül 1999 akşamüstü, Şahin ÖZER' in bürosunda tanışarak, 1 Temmuz 2000 tarihinde evlendiğim, benim Dua'm diye hitap ettiğim canım eşim Eda ile evlenmemdir.

 

En büyük hayalim yayın çıkışında ışığının yandığını gördüğüm, kapıya geldiğimde kapıyı açıp beni karşılayan, işe giderken beni güler yüzle uğurlayan, benimle ağlayıp benimle gülen, bana aile mutluluğunu ve yuva sıcaklığını tattıran, ileride benim için dünyanın en güzel varlığı olan çocuk hasretimi bitirecek bir prensesle evlenmekti. Bu gerçekleşti ve benim en büyük ailem dediğim Gezegen'cilerle bunu paylaşmak en büyük milat olsa gerek!

 

İnanın şu anda eşim ve ben çok yorulduk, ama yılmadık. Saat 03:15 ve biz bu yazıyı yaklaşık 4,5 saattir sizler için toparlamaya çalıştık. Tüm bunları size yaşarmışçasına hissettirebildiysek bunun mutluluğu her şeye değer.

 

Her zaman söylediğim gibi, en büyük hayalim radyo aşkını, dinleyici aşkını ve yuvamın aşkını yaşarken sizlere layık bir gezegen olarak kalabilmek.
13:02 | Yorum ekle | Yorumları oku (5) | Sabit Bağlantı | Bloga al
Gezegen Mehmet'in MSN Adresleri
 
 
     gezegenciler@hotmail.com    (DOLU)
     gezegenciler1@hotmail.com  (DOLU)
     gezegenciler3@hotmail.com  (DOLU)
     gezegenciler4@hotmail.com  (DOLU)
 
 
     gezegencigurbetciler@hotmail.com
13:02 | Yorum ekle | Yorumları oku (3) | Sabit Bağlantı | Bloga al
Küçüklük Hayali...

Çocukluk yıllarımda çok güzel bir volkmenim vardı, en büyük keyfim onu belime takıp müzik dinleyerek dolaşmaktı. Volkmenimi kulağıma takıp dolaştığım zamanlarda adeta dünya içinde başka bir boyuta geçmek gibi bir şeydi benim için. On dinlediğim müziği volkmenimde bir düğme bulunsa da tüm dünyaya dinletebilsem isterdim. Aradan yıllar geçti o gün hayal ettiğim şeyleri, o gün dolaylıda olsa yaşıyorum. Tüm dünyanın dinlediği bir radyoda insanlara ulaşıyorum.

Şimdi arkama dönüp baktığımda gördüğüm tek gerçek hayal kurmanın ne kadar önemli olduğudur. Benim bir sözüm var bu söz herkesin hayatında temel taşı olmalı  ’’ HAYAK KURMAK İNSANIN KENDİNİ KEŞFETMESİDİR ’’ başarılı ve mutlu olabilmemiz için önce kendimizi tanımalıyız. Unutmayın ki dünyadaki tüm buluş ve icatlar onları bulanlar tarafından önce hayal edilmişlerdir...
 
13:01 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al
En Sevdiği Sözler

1.      Her sağlam insan bir özürlü adayıdır ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

2.      Bugün yanımızda olanların yarın yanında olacağız ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

3.      Önemli olan güzellikleri yaşamak değil güzellikleri paylaşmak ve aşılamaktır ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

4.      Her türkü bir öyküdür ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

5.      Hayal kurmak insanın kendini keşfetmesidir ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

6.      Hayal bile edemediğimiz kadar küçük şeylerin hayli ile yaşayan insanlar var aramızda ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

7.      Her renk bir duygu ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

8.      Geçmişine saygı duymayan insanın geleceği karanlıktır ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

9.      İnsanın en büyük düşmanı içinde büyüttüğü kötülükleridir  ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

10. Herkesi seven beni sevmesin ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

11. Bana “Yaşamak nedir?” diye sorsalar tek kelime ile yaşamak “Heyecandır” derim  ( Mehmet Akbay – Gezegen Mehmet )

 
13:01 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al
İş Kariyeri

1993   Muğla – Ortaca FM ( Program Yapımcısı )

1993   Muğla Dalaman – Sahil FM ( Program Yapıcısı )

1993   Marmaris – Akdeniz FM ( Program Yapımcısı )

1994   İstanbul FM ( Program Yapımcısı )

1994   Kral FM ( Program Yapımcısı )

1995 – 2001  Kral FM ( Yayın Yönetmeni + Program Yapımcısı )

2001 – 2003   Best FM ( Program Yapımcısı )

2004 – 2006...  Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Danışmanı

2003 – 2005...   Star Medya Grup Radyoları [ Kral FM, Süper FM, Metro FM, Joy FM, Joy Türk FM, Rock FM, Alaturka FM ] Radyoları Genel Koordinatörü + Kral FM ve Süper FM ( Program Yapımcısı )

2005 – 2006...   Star Medya Grup Başkan Danışmanı + Şahin Özer Şirketler Grubu Danışmanı Radyo Şahin Genel Koordinatörü ve Radyo Şahin ( Program Yapımcısı )
13:01 | Yorum ekle | Yorumları oku (1) | Sabit Bağlantı | Bloga al
Ödül Ve Plaketleri

Magazin Ve Gazeteciler (MGD)  3yıl Üst Üste Yılın Radyocusu Ödülü

Radyo Televizyon Gazeteciler Derneği En İyi Radyocu Ödülü (17 – Ağustos – 1999 Tarihinde En İyi Yayın Yapan Radyocu Ödülü   )

1995 – 2001 Yıllarında İstanbul Üniversitesinin Yaptığı Akademetra’nın Yaptığı Radyo Araştırmasında Her Ay 1. Çıkarak Kırılması Zor Bir Rekora İmza Atmıştır.
13:00 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al
Aile Kariyeri

1999 Yılında Şahin Özer’in şirketinde tanıştığı Eda Güney ile evlenme kararını almıştır. Eda Güney hanımı istemeye Mehmet Akbay’ın çok sevdiği bu günün başbakanı Recep Tayip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ile beraber Orhan Gencebay eşi Sevim Emre ile birlikte Mehmet Akbay’ın dedesi, amcası, babası ve en yakın arkadaşı Metin Güneş ile beraber kalabalık bir kadro ile gidilmiştir. Olumlu gelen cevaptan sonra evlenme kararı alınmıştır Mehmet Akbay ve Eda Güney tarafından.

Evlilik tarihi olarak 2000 yılının belirlenmesinden sonra..

 2000 yılında Büyük çekmecede Aqua Marinde yapılan bir düğünle dünya evine adım atmıştır.

Mehmet Akbay’ın nikâh şahitliğini Recep Tayip Erdoğan, Eda Güney’in ise  

 Orhan Gencebay yapmıştır. Sanat ve iş dünyasından seçkin isimlerin katıldığı yaklaşık 5000 kişilik bir davetli kadrosunun eşliğinde düğün gerçekleştirilmiştir.

Mehmet Akbay ve Eda Akbay’ın 2001 yılında bir kız çocukları dünyaya gelmiştir. Mehmet Akbay ve Eda Akbay çiftinin ELİF NAZ adındaki kızının isminin Elif  (Recep Tayip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan) tarafından Naz ise (Orhan Gencebay eşi Sevim Emre) tarafından hasta hane de konulmuştur...

 
13:00 | Yorum ekle | Sabit Bağlantı | Bloga al
Gezegen Mehmet'in Bir Günü

Hafta içi her gün sat 7.30 da kalkar sabah sporunu yapmak için Anadolu

Hisarında iner 15dk lık bir koşu yapıp evde dönerim. Duş ve hafif bir kahvaltıdan sonra Radyo Şahine gitmek için yola çıkarım.

09.00 da şirkette olur genel toplantılar ve günün önemli haberleri aldıktan sonra yayın hazırlıkları yaparım.

11.00 – 13.00 saatleri arasındaki RADYO ŞAHİN deki MEHMET’İN GEZEGENİ programını yapar öğlen yemeğine çıkarım öğlen yemeğinin ardından:

 13.30 – 15.30 saatleri arasında Star medya grubunda bulunup toplantı ve idari yönetimini yapar zamanımın durumuna ve toplantı programına göre

Türkiye ihracatçılar birliğine giderim ..

19.00 – 20.00 saatleri arasında programcılığını yaptığım GEZEGEN ve KLONLARI programı için RADYO ŞAHİN de bulunurum.

Ardından eve dönüş için yola çıkarım.

21.00 Gibi evde olurum, akşam yemeği yenir.

Haftada bir gün ailem ile beraber sosyal aktivitelerde bulunurum (Sinema, Tiyatro, Konser, Aile Ziyaretleri gibi... )

Bir dinlenme molasından sonra MSN ve İnternet sayfasından sevenler ve hayranlar ile ilgilenir iletişime girerim cevap verebildiğim kararına yardımcı olur gönderilen maillere cevap yazmaya çalışırım.

Hafta sonları ise ailemle olmayı tercih ederim onların istedikleri şekilde günümü değerlendiririm.


9 Yıl Evli Kalıp BoşandımÜnlü radyocu Gezegen Mehmet’ten canlı yayında büyük itiraf!..





Erdoğan'ın Gezegen Mehmet Aşkı
Adı Mehmet Akbay. Ne var ki kimse onu bu adıyla tanımaz. Herkesin bildiği ve kullandığı isim “Gezegen Mehmet”.
Gezegen Mehmet, radyocu. Türkiye’nin en çok dinlenen radyosu olan Kral FM’de en çok dinlenen radyocusu.
Başbakan Erdoğan’ın konuk olduğu tek radyocusu. Televizyonlara bile fazla konuk olmayan Erdoğan’ın konuk olduğu tek radyo programcısı.
Başbakan olduğundan bu yana sadece 3 kez radyoya konuk oldu. Konuk olduğu bu 3 radyo programı yapımcısı da Gezegen Mehmet’ten başkası değil.
En özel bilgileri daha önce olduğu gibi, 4 Mart'taki programda da yine Gezegen Mehmet'e açıkladı. Aydın Doğan'dan kesilen vergi cezası sonrası yeni bir mektup aldığını, yerel seçimlerde nasıl bir strateji izlediğini hep onun programında paylaştı.

Üstelik Mehmet Akbay, Başbakan Erdoğan ile aracısız görüşebilen belli sayıdaki insandan birisi.

Peki Gezegen Mehmet’in bu yakınlığı nereden geliyor dersiniz? Aynı zamanda hemşehrim olan Gezegen Mehmet’e, dün akşam ortak bir dostun mekanında bu ilişkinin nasıl kopmadan sürdüğünü sordum.

İsterseniz o noktaya geçmeden önce gerçek bir başarı hikayesi olan hayatına göz atalım. Mehmet Akbay, göz yaşartan bir geçmişi, azmi sayesinde göz kamaştıran bir öyküye çevirmeyi başarmış birisi.
1969 yılında gerçek bir aşk çocuğu olarak doğmuş. Ne var ki bu “büyük aşk”tan onun payına sadece acı düşmüş.

Anne babası, büyük bir aşkla evleniyorlar. Annesi Mehmet’i dünyaya getirdiğinde henüz 16 yaşında imiş. Genç kadın, o yaşta anne olmanın sorumluluğunu taşıyamamış, bir dizi sorunlar yaşamış
.
Ardından anne babanın ayrılmasıyla henüz bir yaşında ancak olan Mehmet için anne-baba kavramı bitiyor. Babası, küçük yavruyu götürüp kendi anne babasına teslim ediyor.

İlkokulun ilk 2 senesini doğduğu yer olan Gaziantep’te, kalan kısmını İstanbul’da bitiriyor. İlkokuldan sonra çalışmak hayatını kazanmak zorunda kalıyor. Çalışma hayatında Mehmet’in payına bir marangoz atölyesi düşüyor.

Çalıştığı aynı zamanda evi olan Heybeliada'daki marangoz atölyesinde, işini yaparken kulağında hep wolkmani olur. İşini yapar ama henüz yeni açılmış olan özel radyoların büyülü dünyasında dolaşır.

Günün birinde bir usta gelir ve onu işten çıkartır. Mehmet yalnız işini değil evini de kaybetmiştir artık. Eski ustası imdadına yetişir. “Bir dostum var” der. “Muğla Ortaca’da atölyesi. Oraya git, seni işe alacak” demesiyle hayatının değişeceği yere gider.

Bir arabanın üzerinde gördüğü “Ortaca FM”in stüdyosunun nasıl olduğunu çok merak eder. DJ kabini yapıp sahibi ile tanışır. Radyo sahibi Mehmet Gökçe aynı zamanda program yapımcısı idi. Ortaca FM’i hayal dünyasında dolaşarak gezer, her şeyini inceler. Patronun nişan gecesi yerine bırakacağı isim bulamaz ve Mehmet’e “Gel benim yerime sen program yap” der.

Akşam saat 10.00’da başlayan progam ertesi gün gündüz 11.00’de biter. Ne dediğine ilişkin bugün hiçbir şey hatırlamıyor Mehmet Akbay. “Çünkü ben mikrofona geçtiğim andan itibaren bu dünyada değildim” diyor. Ne dediğini bilmiyor ama insanlar sabahın erken saatlerinden itibaren rodyonun önünde birikmeye başlıyorlar.

O günden itibaren bir programı olmuştu ama para kaynağı olan işini kaybetmişti. Karın tokluğuna program yapar ve radyoda yatıp kalkar. Bir süre sonra daha iyi bir radyoda çalışma isteğiyle Marmaris’e gider. Orada bir başka radyoda yine karın tokluğuna iş bulur, çalıştığı yeri evi yapar.

Burada programın ismi için dinleyiciler arasında bir anket yapar. “Mehmet’in Gezegeni” ismi öne çıkar. O programdaki tanınmışlığı sayesinde adı da “Gezegen Mehmet” olarak tanınmaya başlar.

Gezegen Mehmet, Akdeniz FM’de program yapmayı sürdürürken, rakip radyo Ses FM’in sahibi, bir türlü rekabet edemediği Gezegen Mehmet’i Marmaris’ten uzaklaştırmanın yolunu arar. “Sen ulusal radyolara layıksın” diyerek ondan bir demo kaydeder ve kendi radyosuna teknik destek veren birisi ile demoyu İstanbul’a Uzan Grubu radyolarına gönderir.

 “Beğenildi” haberini alır almaz, çıkıp İstanbul’a gelir. Her gün geçici olarak kaldığı bir arkadaşının atari dükkanından İkitelli’ye gider gelir. Bir türlü radyonun yöneticileri ile görüşemez. Güvenlik görevlileri günler süren bu beklemeleri görür ve bir gün “Seni beğenen radyoların müdürü Harun Bey bu!” diyerek görüştürmeyi sağlarlar.

Harun Gencer, “Seni beğendim ama ben gelmeni söylemedim” der. Gezegen Mehmet, alttan girer üstten çıkar sonunda radyoda program yapmaya ikna eder. İstediği Süper FM olmaz ama bugün adı Joy FM olan City FM’de program yapmaya başlar. Harun Gencer, “Programın oturuncaya kadar da para vermem” der.

Yıllar önce işsiz marangoz olarak ağlayarak terk ettiği İstanbul’da yeniden ayağını basabileceği bir yer bulmanın mutluluğunu yaşar. City FM’de işe başlar ama aklı fikri kardeş kuruluş olan Kral FM’de program yapmaktadır.

Kral FM mikrofonu başına geçmek için ardakaşlarından boş kalan zaman kollar. Arkadaşlarının boş olabilecek saatlerini daha iyi kollamak için radyoda yatıp kalkkaya başlar. Sonunda Kral FM’de sabit saat alır. Bir süre sonra da sabah 07.00-12.00 arasında, “Günaydın Türkiye, Günaydın Avrupa” demeye başlar.

 İşte ondan sonra hayatını burası üzerine kurar. O Kral FM’i, dinleyicileri de Gezegen Mehmet’i çok sever. Orhan Gencebay’ı bir programına ilk kez konuk ettiğinde, radyonun önü miting alanına döner.
Recep Tayyip Erdoğan ile tanışıklığı o günlere dayanır. Belediye başkanı olduğu günlerde Erdoğan, 50 bin ağaç dikme kampanyası başlatır. Gezegen Mehmet, Erdoğan’a bir proje sunar. “Bu kampanyayı bir halk konseri ile kamuoyuna duyuralım” der. Hiçbir ücret almadan bu organizasyonu kendisinin yapacağını söyler.

Gülhane Parkı’nda bir konser düzenlenir. Onlarca sanatçı programda sahne alacaktır. Gezegen, akşam 19.00’da başlayacak olan programın hazırlıklarının nasıl gittiğini öğrenmek için aradığında aldığı cevap karşısında şaşkına döner. Henüz öğle saatleri bile olmamıştı ama Gülhane hınca hınç dolmaya başlamıştı.

Gülhane konseri, Gezegen Mehmet’in koordinasyonunda yapılır. İstanbullu 1995’te yapılan o konseri günlerce konuşur.

Ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile peşpeşe konserler gerçekleştirilir. “Avrasya Maratonu Konseri”, “İstanbul’a 200.000 Ağaç” “İstanbul’a 400.000 Ağaç”, “İstanbul’a 1 milyon Ağaç” konserleri yapılır. Gezegen Mehmet, hepsinin organizasyonunu ve sunuculuğunu yapar. 1 milyon dolayında insanın katılımı ile yapılan “Cumhuriyet Konseri”ni ise hiçbir İstanbullu unutmaz olur.

Erdoğan ile bu dönemde güçlü bir dostluk kurar.

Başkanlıktan alındıktan sonra konulduğu Saray cezaevinde gönderildiğinde, Erdoğan'ın kafasında  içerde kalacağı 4 aylık süreyi İngilizce öğrenmeye ayırmak vardı.

Gezegen Mehmet, “mahpus” olduğu günlerde başına öyle bir iş sarar ki Erdoğan altından zor kalkar. Gezegen Mehmet, radyodan Erdoğan ile ilgili konuları paylaştıkça cezaevine mektup yağar. Hergün gelen yüzlerce mektubu tek tek okuyup cevap vermekten İngilizce öğrenmeye fırsat bulamaz.

Erdoğan, Gezegen Mehmet’e “İngilizce öğrenmemin önündeki engel olan adam” diye takılır. Ama insanlarla cezaevinde iken kurduğu ilişki, Erdoğan’ı bambaşka bir yere taşır.

İşte Erdoğan ile Gezegen Mehmet arasında böylesine güçlü bir ilişki var. Erdoğan, Başbakan olduktan sonra bu ilişki devam eder. Ne var ki Erdoğan’ın etrafına “sonradan girenler” ikili arasındaki ilişkiyi kimi zaman çekemez olur.

Ünal TANIK / Haber 7



 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1163113 ziyaretçi (2541129 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc