Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Yelkenli Maket Ustası
 







İngilizler bir Hacıbeyaz batırdı o, yüzlerce Hacıbeyaz yaptı  
Hayrettin Demircioğlu'nun Yenibosna'daki küçük dükkanın içi yelkenli maketiyle dolu. Hepsinin de adı Hacıbeyaz.
İstanbul Yenibosna'da tamirhanelerin bulunduğu bir sokakta yürürken, bembeyaz yelkenleri olan büyük bir maket gördüğümde çok şaşırmıştım.
 
 
Kaldırımları motor yağlarından kararmış, yol kenarlarında hurdaya dönmüş araçların bulunduğu yerde böyle bir yelkenlinin ne işi vardı? Merak edip kapının önüne biraz daha yaklaştığımda içeride irili ufaklı birçok yelkenlinin bulunduğunu ve buranın bir atölye olduğunu anladım. Mekânın sahibi Hayrettin Usta'yla tanıştıktan sonra hikâyesini dinledim. Öyle sürüklüyordu ki anlattıklarıyla, sanki ikimiz de o yelkenlinin en yüksek yerinden denizde bıraktığımız izi seyrediyorduk.
Yelkenlerinden güvertesine, filikalarından filizlerine, çapasından serenlerine varıncaya kadar maketlerini tamamen kendi elleriyle yapıyor Hayrettin Usta. Farklı farklı boylarda olmasına karşın tüm yelkenlilerini dedesinin gemisi Hacıbeyaz'ın birebir küçültülmüşü olarak şekillendiriyor. İngiliz donanmasının, Hacıbeyaz'ı Çanakkale Boğazı'nda batırmasını bir türlü hazmedemeyen Hayrettin Usta, yaptığı tüm maketlerine Hacıbeyaz ismini veriyor.
Trabzonlu Hacıbeyaz lakaplı Ahmet Reis'i, torununun muhabbet dolu dilinden tanıyoruz; Koca Reis, Karadeniz'in hırçın dalgalarında o limandan bu limana ticaret yapıyordu yelkenlisiyle. Trabzon'dan İskenderiye'ye gıda taşımak için demir alırlar bir gün limandan. Günler süren yolculuktan sonra Ege'ye açılmak için Çanakkale Boğazı'na gelir. Rüzgârlar, yolculuk boyunca istikamet yönüne doğru yelkenleri okşayarak esmiştir o ana kadar. Ancak Boğaz'dan geçmek mümkün olmaz. Onu yolundan alıkoyan ne fırtınadır, ne sis, ne de dalgalar. Boğazdan geçit vermeyen İngiliz zırhlı donanmasıdır. Bütün dünyanın en büyük savaş gemileri yığılmıştır Çanakkale'ye ve tüm namlular Anadolu'ya çevrilmiştir. Ancak Hacıbeyaz, savaş gemisi olmadığı için masumiyetine inanarak rüzgârı alır arkasına, yoluna devam eder. Savaş gemisi, ticaret gemisi demeyen İngiliz donanması ise Hacıbeyaz'ı yakarak batırır oracıkta.
Babasının armatör olduğunu anlatan Demircioğlu, "Babam devasa yelkenlilerin armalarını inşa ediyordu. Bense maketlerini yapıyorum." diyor. Armatör lakabının eskiden geminin yelken, direk, seren, filiz ve makaralardan oluşan kısmını inşa eden ustalara söylendiğini aktaran Demircioğlu, motorlu gemilerin yaygınlaşmasıyla baba mesleğinin devrinin kapandığını, bu yüzden kaptanlık ve reislik yaparak denizciliğe devam ettiğini dile getiriyor.
Mısır koçanlarından sal yapar yüzdürürdüm
Denizcilik, Demircioğlu ailesinin ata mesleği olmasına karşın Hayrettin Usta'nın ekmeğini şoförlükten kazanması ise hayli ilginç. Gemilerde hiç çalışmamış olması daha da şaşırtıyor bizi. Eserlerindeki ustalığını ise baba mesleğine ve çocukluk dönemine bağlıyor. Çocukken oyuncaklarını hep kendi elleriyle yaparmış. Aslında o dönemin tüm çocuklarının kaderiydi bu. Çünkü ne bisiklet vardı 70 yıl önce ne de futbol oynayacak bir top. Hayrettin Usta'nın oyuncakları, Karadenizliliğinden kaynaklanıyor olsa gerek hep yüzen oyuncaklar olurmuş. İlk tecrübelerini, henüz 5-6 yaşlarındayken mısır koçanlarını çomaklarla birleştirip sal yaparak edinmiş. Yaşı biraz daha ilerlediğindeyse eli keser tutmaya başlamış ve ağaçlar şekil bulmuş parmaklarından. Mahallenin en güzel oyuncak teknelerini yapıp başka limanlara sefere yollarmış gün boyu arkadaşlarıyla.
Gençlik çağına geldiğindeyse artık tarihte yaşamış dev yelkenlileri kıskandıracak büyük maketler yapmaya başlamış. İngilizlerin Çanakkale'de batırdığı 24 yelkeni bulunan Hacıbeyaz'ı da kıskandıracak ihtişamda eserler üretmeye başlamış.
İtalya'da yelkenli gezmek için üç gün sırada beklemiş
Hayatının 35 yılını TIR şoförlüğü yaparak geçiren Hayrettin Usta, çalıştığı zaman boyunca Avrupa'nın birçok ülkesini görme fırsatını da yakalamış. Bu sürede en ilginç anısını İtalya limanlarından birinde yaşamış. Yıllarca maketlerini yaptığı yelkenlilerin ilk kez bu kadar büyüğünü görmüş ve aklı başından gitmiş o an. İtalya Deniz Kuvvetleri'nin, harp okulu öğrencileri için eğitim amaçlı kullandığı tarihî bir yelkenli turistik ziyarete açılmış limanda. Gemiyi görmek için hemen sıraya giren Demircioğlu, bir süre bekledikten sonra 'ziyaret bugünlük bitmiştir' anonsunu duyunca başından kaynar sular dökülmüş. Geminin içine girmekte kararlı olan Demircioğlu, ertesi gün sabah erkenden sıraya girmiş ama yine aynı hüsrana uğramış. İki gece boyunca gözlerine uyku girmeyen Hayrettin Usta, üçüncü gün yine erkenden girmiş sıraya. Gün ilerledikçe sıranın yine kendisine gelmeden biteceğinden endişelenen Demircioğlu, askerlere üç gündür sıra beklediğini ve yabancı olduğunu izah ederek izin almayı başarmış ve amacına ulaşmış. Geminin içine girdiğindeyse gözlerinin kamaştığını anlatan Demircioğlu, yelkenlinin limandan ayrılıp ufuk çizgisinden süzülüşüne kadar saatlerce izlemiş. ZAMAN
MUZAFFER SALCIOĞLU










 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1143085 ziyaretçi (2494459 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc