Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Latif AKAR. YAKAMOZ
 


Latif Akar Tüm Yazarlar

Yeşil ve Mavi'nin Özgür Dünyası

Çorak topraklarda Bereket tanrısı olarak adlandırılan İmbrasos'un bolluk diyarı olarak bilinen İmroz bugünkü adıyla Gökçeada. Homerosun İlyada Destanında Deniz Tanrısı Poseidon'un adası olarak geçer. Ada 1456 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. 471 yıl Osmanlı idaresinde kalan Gökçeada'da Türk ve Rum vatandaşlar huzur içerisinde din ve geleneklerini özgürce yaşamışlardır. Gökçeada Balkan Harbi sırasında İtalyanların 1.Dünya Savaşı sırasındada İngilizlerin kısa bir sürede Yunanistan'ın egemenliğine girmiş ise de Lozan Anlaşması neticesindede 22 Eylül 1923'te Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır.
Türkiye'nin en büyük adası olan 
Gökçeada 289,5 km yüzölçümüne sahip olup 95 km kıyı şeridi uzunluğuna sahiptir. Çanakkale'ye 33 mil Kabatepe Limanına ise 14 mil uzaklıktadır. Gökçeada su kaynakları bakımından dünyanın 4. adası durumundadır. Gökçeada ilçe merkezi ve 9 köyden oluşmaktadır, kış mevsiminde 10.000 civarında nüfusa sahiptir yaz mevsiminde ise nüfus 25.000 civarına ulaşmaktadır. Gökçeada turizmle 1985 li yıllarda tanıştı, ogün bu gün ada da turizm hızla gelişmeye başladı. Haftada 3 gün çalışan gemi bu günlerde 7 sefere ulaştı.
Gökçeada’nın tarihi Ceneviz’lilere  dayanmakta olup Kaleköy ve Dereköy’de Cenevizlilere ait olduğu sanılan kaleleri vardır. Höyük kazı çalışmaları sonucu elde edilen verilere göre 5.000  yıllık tarihe sahip olduğu anlaşılmıştır. Kaya mezarları, şelalesi, tuz gölü, Zeytinli Barajı, göletleri, Türkiye’nin ilk ve tek Denizaltı Milli Parkı, uçsuz bucaksız kumsalları, sayısız koyları, doğal yapısı nedeniyle trekking sporuna çok elverişli olan adamıza  Yunancada rüzgar anlamına gelen İmbros denilmiş. Esen kuvvetli rüzgarlar  nedeni ile rüzgar sörfü meraklılarına eşi bulunmaz bir fırsat sağlamıştır. Av sahası bakımından zengin olan Gökçeada’da keklik ve tavşan avcılığı meşhur olmuştur. Tuz Gölü’nün şifalı çamuru  turistlerin ilgi odağıdır. Rum vatandaşlara ait taş yapılı köyler, çamaşırhaneler, kilise ve manastırlar görülmeye değer bir güzelliktedir. Dibek kahvesi, ev yapımı şarapları, sabunu, ekolojikürünleri ile Gökçeada tarihi ve doğal güzellikleri ile sizlere hoş bir tatil geçirme fırsatı yaratmaktadır.
Gökçeada doğal ve tarihi güzelliklerinin yanı sıra bitki örtüsüde ayrı bir güzelliktedir. Adayı gezerken her yerde kekik kokusu hakimdir.  Zeytini, cevizi, narı, bademi, kırmızı beyaz dutu, ahududu böğürtleni, inciri, kirazı. vişnesi, kayısısı, hertürlü sebze ve meyvesi, Diyarbakır karpuzunu aratmayan karpuzu, kavunu, domatesi, biberi, dağları, tepeleri, ovaları, gürül gürül akan dereleri, ve de yeşilliği gezilip görülmeye değerdir.
Cennet  adamız 
Gökçeada


Ben 
Gökçeada’ya 1979 Eylü’ünde geldim.


Adanın eşsiz güzelliğine, verimli ve bereketli topraklarına hayran kaldım ve adaya yerleşmeye karar verdim. Çok memnunum ve de çok mutluyum. Sayısız 
pansiyonları, 3 yıldızlı otelleri ve motelleri ile Gökçeada turizmde ilgi odağı haline geldi. Kendimde şuan turizmle uğraşmaktayım. Yakamoz isimli motel ve restaurantım var. Adada turizmin yanısıra tarım, balıkçılık, ve hayvancılıkta ileri düzeyde ,  Ada zeytinyağı , balı ve balığı ile ünlendi.
Tüm yazdıklarımı gelip görmeniz, denizinde yüzmeniz,  çamurunda şifa bulmanız dileklerimle sizleri bekleriz.      




DÜNYA'NIN MEYVESİNİ DEĞİL DE GÖVDESİNİ YİYORUZ

 Memleketim olan Çankırı'dan 1974 yılında ayrıldım.Senede bir iki gün hep gidip geldim.Ancak 2006 yılında gittiğimde köyümde uzunca bir süre kaldım.Köydeki arazilerimizi ve tüm köyü gezdim.Ancak gördüklerime şaşırdım.Gürül gürül akan dereler,tarlalarımızda bulunan çeşmeler yok olmuştu.Sordum nedir bu diye?Köylülerim "eskisi gibi köye kar yağmıyor,yağmurda az yağıyor.O değirmeni çeviren sular azaldı.Çeşmeler ve tüm göller kurudu.Belediye hayvanlar susuz kalmasın diye oluklara itfaiye aracı ile su taşıyor.Araziler ekilmediği için yabani armut ve ahlatlar yani ağaçlar kuruyor.Eskisi gibi arazilerde ot bitmiyor,çiçekler çıkmıyor "dedilerİçim sızladı.Küresel ısınmanın etkilerinin nelere maal olacağı aklıma geliyor.Köyde ki arıcılar arı kovanlarının %75'ini kaybetmişler.Arılar,çiçek ve su bulamaz olmuşlar.Enstayn'ın arılar yok olunca insanlık ta yok olur dediği aklıma geldi.Düşünüyorum da bu insanoğlu ağaç kurdundan da kötü,dünya üzerindeki meyveyi yiyeceğine dünyanın gövdesindeki mineralleri yiyor.
 Bugün insanoğlu petrol adına,
doğal gaz ve çeşitli madenler adına dünyanın gövdesini delik deşik etti.İnsanoğlu insanlıktan çıktı,vahşi bir ağaç kurdu oldu.Dünyanın gövdesini yemeye başladı.Bunca zamandır dünyanın gövdesinden çıkartılan petrol,doğal
 gaz ve madenlerin acaba bu dünyanın yaşamasında bir etken değil de fazlalıkmıydı?Hayır ,o madenler de bu koskoca dünya çınarının bir yaşam kaynağıydı.Üç beş günlük rahat ve refah uğruna insanoğlu aldı dünyanın organlarını sakat etti,kanser etti,bu güzelim dünyayı.Daha önceki bir yazımda da kendi başımızı ağrıttığımız gibi üzerinde yaşadığımız  bu dünyayı kanser ettik diye yazmıştım.Çağrım odur ki ey insanoğlu!gelin ağaç kurdu olmaktan vazgeçelim,tekrar insanlığa dönelimde şu üzerinde yaşadığımız ulu çınarın gövdesini değil de bademini,cevizini,narını,hurmasını sayılmayacak kadar çok olan nimetlerini yiyelim.Allah bize akıl vermiş, yanlıştan dönelim.Elele verelim,dünyamızı tedavi edelim. Eğer yok olmak istemiyorsak..


Ekolojik Ada

Gökçeada belediyesi ile 18 mart üniversitesi birlikteliğinde 20-21 Aralıkta düzenlenen doçent Rıdvan Yurtseven tarafından yönetilip sunulan sunucunun da katılımcıların da büyük zevk aldığı bir o kadar da bilgilendiği Ekolojik Ada Gökçeada adlı bu paneli düzenleyen zevata emeği geçen başta başkan Yücel Atalay ve doçent Rıdvan Yurtseven’e katılımcıGökçeadalılara teşekkür etmeyi bir vazife atfediyorum.
Paneli düzenleyenler ne kadar iyi bir iş yapmışsa katılımcılar da toplantıya bir o kadar renk vermişlerdir. Bu şekildeki çalışmalar elbette ki adamız için çok faydalıdır. Gökçe adamızın doğal yapısı, toprağında ki bereket, ikliminde ki elverişlilik, denizinin güzelliği temizliği, mitolojiden önceki tarihi, çok kültürlülüğü, bitki örtüsünde ki çeşitlilik, toprağında kimyasalların olmayışı biz adalılar için bir avantajdır. Adamızın bu olumlu yönlerini düzenlenen bu panelle daha iyi anladık.
 Sayın Rıdvan Yurtseven’in sunumuyla lezzetlenen bu toplantıda sen neymişsin be Gökçeada demediğimiz kaldı. Biz Gökçeadalılar elele verirsek adamızın kıymetini iyi bilirsek toplantıda olduğu gibi birbirimizi iyi anlarsak bizimde adamızın da geleceği parlaktır biline. Yeter ki bizler toplantılara katılalım elimizi taşın altına koyalım yöneticilere ve de ada için çalışan bilge kişilere destek verelim bir ve beraber olalım inanın gerisi teferruattır.


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1113885 ziyaretçi (2394218 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc