Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Prof.Dr.Ali ERDEMİR.ABD. Argonne
 



ALİ ERDEMİR ile ilgili görsel sonucu

ALİ ERDEMİR ile ilgili video
 

xoDg4I-0zlg<<< video<<TIKLA

 

 

RE: TÜRKIYEDEN SELAM   
Gelen Kutusu 
Yıldız ekle 

 

 

 

Erdemir, Ali

 

<erdemir@anl.gov>
06 Ocak 2008 Pazar 21:50
Kime: Abdurrahim Barin <tugra113@gmail.com> CS_INSTRUCTION_3
 
 
Abdurrahman bey:

Ilginiz icin tesekkurler.

Selam ve sevgiler.

Ali Erdemir

______________________________
__

From: Abdurrahim Barin [mailto:
 
 
]
Sent: Sat 1/5/2008 4:44 PM
To: Erdemir, Ali
Subject: TÜRKIYEDEN SELAM


RE: Sn.Prof.Dr.Ali ERDEMIR    Gelen Kutusu 
Yıldız ekle 

 

 

 

 

Erdemir, Ali

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

<erdemir@anl.gov>
03 Kasım 2008 Pazartesi 19:58
Kime: Abdurrahim Barin <tugra113@gmail.com> CS_INSTRUCTION_3
 
 
Abdurrahim bey:

Sanirim oglunuzun ilgi alanlari (Mekatronik, vs) dogru yolda. Fizigi seven birileri icinde cok ideal bir dal.

Selamlar,

Ali Erdemir

______________________________
__

From: Abdurrahim Barin [mailto:
 
 
]
Sent: Sun 10/12/2008 1:06 PM
To: Erdemir, Ali
Subject: Sn.Prof.Dr.Ali ERDEMIR



PROF
.´u Milletvekili Kaçırmış

 

 

 

Prof. Ali Erdemir´e, ABD´de "deha" deniyor.

Peki Türkiye´yi bırakıp neden ABD´ye gitti.

İşte bir Milletvekili´nin inanılmaz tavrıyla yolaçtığı büyük

beyin göçünün kısa hikayesi...
Prof Erdemir, iş bulmak için yardım istediği milletvekili ´otelde çalış´ deyince Türkiye´ye küstü.
Çifte ödüllü Profesörümüz şimdi
ABD Enerji Bakanlığı’nda çalışıyor.
Motor ve metallerde aşınma, sürtünme ve yağlamayla ilgili teknolojileri kap
sayan triboloji alanındaki çalışmalarıyla ´´deha´´ olarak gösterilen
Prof. Dr. Ali Erdemir,


***´´Memleketimde araştırma kuruluşlarının kapıları yüzüme kapandığı için

yaklaşık 15 yıldır ABD´de çalışıyorum´´****

dedi.

Türkiye´de bilimsel araştırmalara gereken önemin verilmesi gerektiğini bildirdi.

ABD´de birçok projeye imza attığını anlatan Prof. Erdemir,
"Bu başarıları
kendi ülkemde elde etmek isterdim.


Ancak şartlar,
bu hayallerimin gerçekleşmesine
izin vermedi, üzgünüm" dedi.


ABD´YE GİDİŞİN ÖYKÜSÜ

İstanbul Teknik Üniversitesini bitirdikten sonra 2 yıl demir- çelik sektöründe çalıştığını söyleyen Erdemir,

ABD´ye gidiş öyküsünü ise şöyle dile getirdi: ABD´de master ve doktora yaptım. Ardından Türkiye´ye dönerek vatani görevimi yerine getirdim.

Askerlik dönüşü 8 ay işsiz gezdim.

Bir gün, tanıştığım bir milletvekiline, aldığım eğitim ve hedeflerimden bahsettim ve işsiz olduğumu söyledim.

Milletvekili de bana (Madem İngilizce biliyorsun, otel resepsiyonunda çalış, sana iş verirler) dedi.
Bunun üzerine
Türkiye´de kalamayacağımı anladım.
Zaten Türkiye´deki araştırma merkezlerinin kapıları yüzüme kapanmıştı. Girişimlerimden sonuç alamamıştım.

Bu yüzden ABD´ye gittim.
Yaklaşık 15 yıldır ABD´de, Enerji Bakanlığı’na bağlı Argon Laboratuvarı’nda çalışıyorum.

´´ZENGİN ÜLKEYİZ

Türkiye´nin zengin bor yataklarına sahip olduğunu, bu madenin hammadde olarak değerinin 1 trilyon dolarla ölçüldüğünü vurgulayan Erdemir,
bu zenginliğin değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Bu arada, köy kahvesindeki arkadaşları, sürpriz yaparak, ziyareti anısına,
Prof. Dr. Ali Erdemir´e, İbrahim Candan´ın Atatürk hakkındaki araştırma-incelemesi ´´Seni Anlasaydık Bu Hale Gelmezdik´´ adlı kitabı armağan ettiler.

Onu dünya tanıyor
biz adını bile bilmiyoruz

Prof. Dr. Ali Erdemir,1991 yılında, ´´Uygulamalı bilimin Nobel´´i
olarak adlandırılan
´´R&D 100´´,
1999 yılında da
´´Discover Awards Ödülü´´ne layık görüldü.

Erdemir, bu başarıları elde etmenin
kolay olmadığını ifade ederek,

´´ABD´de, 1987´den itibaren,
4 bin 500 bilim adamının görev yaptığı Argonne Research´e kabul edildim.

Burada yaptığım çalışmalarla

bütün dünyaya Türk´ün adından söz ettirmeyi başardığım için gururluyum"

diye konuştu.

Prof. Erdemir,
otomotiv dünyasında dönüm noktası olarak kabul edilen bir araştırmasında,
´´karbon kaplama´´ alaşımıyla,
´´sürtünme katsayısını
binde bire kadar indirdiğini´´,


motor ve motor aksamlarının
bu alaşımla kaplandığında
ömrünün iki kata çıktığını anlattı.

Erdemir, yine aynı buluşuyla
yakıt tüketiminin de
yüzde 20 oranında azaldığını
vurguladı.



 
Türk'ün buluşunu Japon kullanıyo

 

Kadirlimiz.com


Ali Erdemir (Bilim Adamı, D. 2 Temmuz 1954)
Ali Erdemir Aslen Göztaşı Köyü'ndendir.

1977 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nde metalurji(metalbilimi) dalında lisans eğitimini tamamlar. Yaklaşık iki sene İskenderun Demir Çelik Fabrikası'nda çalışan Erdemir, yüksek lisans eğitimi için ABD'ye gider ve Metalurji ve Malzeme Mühendisliği dalında doktorasını yaparak

1987 yılında Türkiye'ye döner.

Bu dönemde iş bulamaz.
Yalnızca bir milletvekilinin
 "Su gibi İngilizcen var.
Madem İngilizce biliyorsun, Büyük Ankara Oteli'nin resepsiyonunda sana bir iş ayarlayalım, çalış."
 

şeklindeki enteresan teklifiyle karşılaşır.


Bunun üzerine tekrar ABD'ye döner ve 1987'den bu yana çalışmalarını sürdürdüğü Şikago Üniversitesi(University of Chicago)'ne bağlı Argon Ulusal Laboratuarı(Argonne National Laboratory)'nda görev yapmaya başlar.


Ali Erdemir o günden bu yana yaptığı sürtünme deneyleri ile triboloji(sürtünme bilimi) alanında hatırı sayılır bilim adamları arasına girmiştir.

Çalışmaları arasında, yapay elmas, atom karbon bir film kaplama ile sürtünme katsayısını sıfıra indirme ve piyasada çeşitli isimlerde satılan MotorUp, Motor Silk gibi ürünler bulunmaktadır. 

6 buluşunun patentini almıştır.
Buluşları Amerikan Deniz Kuvvetleri,
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi(NASA) gibi birçok kurum tarafından değerlendirilmektedir.


1986 yılında "American National Health" ödülüne layık görülür.


1998 yılında çalışmalarından dolayı
Eskişehir Anadolu Üniversite'sinde
fahri doktora verilmiştir.


Çalışmalarıyla,
uygulamalı bilimlerin Nobel'i sayılan ve her yıl yüz bilim adamı veya enstitüye verilen
Araştırma ve Geliştirme
(Research and Development) Ödülü'ne
1991,
1998,
2003
ve 2009 yıllarında
dört kez layık görülmüştür.


Ali Erdemir çalışmaları nedeniyle 

ABD'de en başarılı
100 bilim adamı arasında gösterilmiştir.


Evli, biri kız ikisi erkek üç çocuk babasıdır.

Halen ABD'de yaşamaktadır. 

Site:www.kadirlimiz.com

 
ABD'deki 'Müthiş Türk' Ali Erdemir tarafından geliştirilen ve 'motorun gençlik iksiri' olarak tanımlanan 'Motor Silk' Japonya'da Türkiye'dekinden yaklaşık 7 kat dah

Türk'ün buluşunu Japon kullanıyor
 

ŞÜKRULLAH DOLU
Müthiş buluşlarıyla ABD'de "Yüzyılın Bilim Nobeli" ödülünü kazanan Prof. Dr. Ali Erdemir tarafından geliştirilen ve "Yüzyılın Buluşu"olarak tanımlanan Motor Silk, Türkiye'de yılda 5 milyon dolarlık tüketilirken, Japonya'da yılda 36 milyon dolarlık ciroya ulaştı. ABD'deki Advanced Lubrication Technology Inc. (ALT) firması tarafından üretilen ürünü Türkiye'ye getiren Motor Silk Türkiye Yönetim Kurulu Kurulu Başkanı Yusuf Altanhan, Japonların Motor Silk'i başta otomotiv olmak üzere motor ve dişli grubu kullanılan her yerde motor ve dişlilerin ömrünü uzatmak ve performansı artırmak için tercih ettiklerini söyledi.

 

 

 

 
 
 
M

OTORUN GENÇLİK İKSİRİ

 

 

 

 
 
 

 

 

 

 

 
 
 

 

 

 

 
 
 

 

 

Bordan üretilen Motor Silk'in motor ve makinelerde sürtünme ve aşınmayı binde bire (0,001) düşürerek motorun ve motor yağının ömrünü en az iki kat artırdığını vurgulayan Yusuf Altanhan,
bu özelliğinden dolayı Motor Silk'in "motorun gençlik iksiri" olarak tanımlandığını vurguladı.
Ortalama araç ömrünün Avrupa'da 6 yıl olmasına rağmen Türkiye'de 15-20 yıllık araçların hâlâ geçer akçe olarak kullanıldığını anlatan Yusuf Altanhan, konuyla ilgili açıklamasını şöyle sürdürdü: "Motor ömrü Türkiye'de 150 bin ile 200 Km arasıdır. Ortalama bir kullanıcı 4-5 yılda bu kilometreyi yapabilir. Yaşı 4-5 yılı geçen araçların kilometresi ortalama 150 bin cıvarına olduğu için verim ve performansları düşmektedir.
Böylelikle bu araçlar hem daha çok yakıt tüketmekte hem de daha fazla masraf çıkararak ekonomik kayıp oluşturmaktalar. Dolayısıyla
Türkiye'de bu ürüne daha fazla ihtiyaç var.

İlk 6 yıl NASA ve PENTAGON'da kullanılan ürün

Ali Erdemir'in baskısıyla
Türkiye'ye getirildi.

"Şampiyon patron limitleri zorluyor2007'den beri Oto Drag yarışlarına katılarak Motor Silk performansını bizzat test ettiğini ve birinci olduğunu dile getiren Motor Silk Yönetim Kurulu Başkanı
Yusuf Altanhan
, ilginç yarışla ilgili şunları kaydetti:
"Oto Drag, kalkış yarışıdır.
Bu yarışta
motor
maksimum limitlerde çalışıyor.
Toplamda 10 saniye süren bir yarış.


Benim yarıştığım kategoride
13.3 salise ile
Türkiye'nin en iyi derecesi bana ait."

 





kesret
Er


 
Mesaj: 15

  11 Temmuz 2008; 4:23:51  

 

Yeni mesajlar yok

Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.


Forumda bulunan olumlu-olumsuz yorumların bir çoğunu okudum. Ben de deneyimlerimi paylaşmak istedim. Motor silk'i 2.5 yıl önce internette rastlayıp araştırarak aldım ve 96 model 150.000 km deki honda civic marka aracıma uyguladım. O zamanlar benzin 2.70 ytl civarındaydı, aracımın şehir içinde titizlikle yaptığım ölçümler sonucunda 0.22 ykr/km yaktığını görüyordum. Motor silk'i uygudıktan sonra yine titizlikle yaptığım ölçümler sonucunda 0.20 ykr/km ye düştüğünü gördüm net %10 tasarruf sağladı. Harika...
Performansı yüzde olarak ölçmem mümkün değildi ama aracımın özellikle hergün kullandığım yokuşlu yollarda 1 vites arttığına şahit oldum. Bir anım; Tatil sonu Antalya dönüşü Torosları tırmanırken -aslında birazda sorumsuzluk yaptım- ama napim. Passat beni çok kızdırdı yanımdan geçerken ne kadar mucur varsa patır çatır üzerime attı. Ben de çektim
3. vitese o yokuşları 110-120 tırmandım ne passat kaldı önümde ne 307...hararet ibresine sık sık baktım bişey olur mu acaba diye yerinden oynamadı.
Motor sesi öylesine rahatladıki sanayide götürdüğüm ustalar hayran oluyordu.
Çok temiz bir motor, hiç ses yok diye, halbuki daha önce biraz vardı.

Yağ değişimine gelince;
yaklaşık 5000 km yapmış yağa
motor silk' i uyguladım kilometrem 10000 olduğunda yağ değiştirmek için ustama gittim, yağ çubuğunu çekti baktı "hocam bu yağ daha çok temiz yazık olur değiştirirsek" dedi ve ben motor silk'in etkisidir diye bir 5000 km daha yaptım ondan sonra değiştirdim. İnanması güç hala çok bozulmamıştı.(15 000)
Neticede; 160.000 km de arabayı sattım alan arkadaş daha sonraları görüşmelerimde özellikle motorundan çok memnun kaldığını ifade etti sanırım motor testine falan sokmuş çok iyi çıkmış.
Yeni arabama da ilk işim motor silk koymak oldu. Sonuçlar aynı...

Olumsuz yazan arkadaşlara şunu söylemek isterim çünkü bu konuyu çok araştırdım hem Ali Erdemir'i hem de Motor Silk'i;

Prof. Ali Erdemir bu buluşu sayesinde uluslar arası otorite kuruluşlardan sayısız ödüller almış. Ve yüzyılın en önemli 100 bilim adamı arasına girmiş.
Yine uluslar arası otorite sayılan kuruluşlardan Motor Silk bir çok belge almış.
Uzayda işlevselliği kanıtlandığı için
NASA onaylamış ve kullanıyor.
Amerika da Avrupa da Çin'de Japonya'da dünya dünya çapında faaliyet gösteren birçok firma kullanıyor.
Bu buluş yapıldığı zamanlarda 3000 firma ve mühendis sıraya girmiş patent, telif hakları v.s için...

Şimdi bütün bu firmalar ve adamlar yanılmışlar ve yanlışlıkla milyon dolarlık yatırımlar yapmışlar bu ürüne benim yurdum insanı 2 günde test etmiş onaylamış negatif çıkmış )

Bu mantık tıpkı Ali Erdemir'e bir zamanlar Büyük Ankara Otelinde resepsiyon memurluğu teklif eden çok saygı değer Milletvekili'mizin mantığına benziyor.

Arkadaşlar bu mucize ürün arabanıza uygun mu diye değil,
Arabanız bu ürüne uygun mu diye bir düşünün... Motora dökünce eline çekiç tornavida alıp rektifiye yapacak hali yok...


UNAM'a da
(ulusal nanoteknolijik araştırma merkezi
-Bilkent Üniversitesi kuruluşu)
mail attık.
Çünkü Ali Erdemir UNAM' la da müşterek çalışmalar yapıyormuş. "Sürtünmesiz sert yüzeyler konusunda".
Gelen cevapta özet olarak şunlar yazıyordu.

(Yard. Doç. Dr. M. Bilge İmer tarafından cevaplanmış)

Sürtünerek çalışan metaller arasında, sürtünmeyi azaltmak sadece yağ ile değil, katı yağlayıcılarla da olabilir. Katı yağlayıcı ya da sürtünmeyi düşürücü madde olarakta 0,01-0,02 mikron boyutlarında Bor partiküllerinin metaller arasında bir bilye görevi görerek bunu yapabildiğini
VE DEE bu buluşun Ali Erdemir tarafından yapılarak ürüne dönüştürülmüş halinin ise MOTOR SİLK markası ile sunulduğundan bahsetmiş...


Merhabalar ��.. Bey,

Bahsettiginiz urun "motorsilk" bizim enstitunun asosiye uyesi olan ve
halen Amerikan Enerji Bakanligi'na bagli ulusal bir laboratuvar olan
Argonne National Labs'de calisan sayin Prof. Ali Erdemir hocamiz
tarafindan bulunmustur. Kendisi cok degerli bir bilim adamidir.

Ben size mumkun oldugu kadar bu bulusun teknik aciklamasini yapmaya
calisacagim. Bildiginiz gibi motor yagi motorun calisan parcalari
arasinda surtunme kat sayisini dusurerek yuzeylerin asinmasini onler.
Motorun kullanim omrune gore yagin viskosite degeri de arttirilir. Motor
calistikca belli bir sure sonra parcalar ister istemez (yag duzenli
degistirilmis olsa da) bir miktar asinacagindan yagin kalinligi
arttirilarak asinmis yuzey topografisinin aralarini doldurup surtunmeden
mutevellit asinma islemi yavaslatilmis olur. Yagin bu fonksiyonu duzgun
olarak yerine getirebilmesi icin, mukavemetini ve kimyasini kaybettigi
noktada, belli araliklarla degistirilmesi gerekmektedir.

Yag bildiginiz gibi yuksek sicakliga dayanikli sivi fazda olan bir
maddedir; motor parcalari ise kati fazdadir. Eger hareket halinde olan bu
motor parcalari arasinda yag olmasaydi yuzey asinmadan dolayi kucuk metal
parcalari kopup puruzlu bir hal alacakti, ve parcalar bir muddet sonra
fonksiyonunu yitirecekti. Iste yag bu noktada iki kati fazdaki yuzey
arasindaki surtunme katsayisini dusurur, bir baska deyimle yuzey
uzerindeki diger yuzeyden gelen baskinin gucunu dusurur. Bu illaki sivi
fazdaki yag olmak zorunda degildir. Mesela bilyeli sistemlerde bazen
bilyelerin yuzeyleri kati fazda olan TiC ince seramik filimleri ile
kaplanir rayla arasindaki surtunme katsayisini dusurebilmesi icin. Kati
fazda olan bu malzemenin kaplanmasinin getirdigi avantajlar su sekilde
ozetlenebilir; kimyasal ve yuksek sicakliktaki bir ortamda sivi fazdaki
yaga gore direnci ve omru daha yuksektir, ortamla kimyasal etkilesime
girmez. Motorda da ayni sekilde kati fazda bulunan sert borik asid
parcaciklari yaga oranla daha efektif bir sekilde yuzey surtunme
katsayisini dusururler. Eger motor cok parcali girdili ciktili uc boyutlu
ve dinamik yuzeye sahip olmasaydi yalnizca yuzey alani bu kati malzeme ile
kaplanip surtunme minimize edilebilirdi. Ancak komplike ve dinamik olan
ic yuzeyi yapisindan dolayi devri daimi yapilabilecek, her noktaya girip
cikabilecek sivi bir fazla birlestirildiginde hem yagin akiskan ozelligini
kullanarak tum noktalarda efektif kullanimi saglaniliyor hem de kati borik
asit parcalarinin butun yuzeylere ulasip surtunme katsayisini efektif bir
bicimde dusurmesi saglaniliyor.

Tabiatiyle asil islevi borik asit
parcalari daha verimli bir sekilde gordugunden yagin omru de uzamis  oluyor.

Size mail yolu ile teknik olarak verebilecegim aciklama simdilik bununla
sinirli. Eger detay olarak merak ettiginiz baska seyler varsa
sorabilirsiniz. Size iyi calismalar diliyorum.

Bilge Imer




Motor Silk , bir araçta yağ yakmayı azaltmadıysa kesinlikle yağ yakmayı arttırır. Bu artış sürücü için en büyük kazanç ve tasarruftur.

Motor Silk metal yüzeylerdeki çizilmiş, aşınmış noktalara kendini absorbe ederek metal yüzeyi aracın imalatttaki durumuna yaklaştırır. ne kadar yaklaştırabileceği aracın modeli ve km si ve aşınmışlık miktarına göre değişir. metal yüzeylerden olan segmanlarda da kompresyon kaçaklarına sebep olan çizik, çatlak ve aşınmış noktalar vardır ve km ilerledikçe gayet de normaldir. motor silk segmanlar üzerindede etkili olarak aracın kompresyon kaçaklarına ciddi manada engel olarak gücün ve kompresyon basıncının artmasını sağlar.

bu araç durumuna göre % 5-15 leri bulabilir.

Motor silk motor içindeki metal yüzeylerde bu iyileştirmeleri yapmasına rağmen son 7-8 yılda (yaklaşık) üretilen araçların sibop yollukları plastik türevi bir maddeden yapıldığından bu noktada işlevsel değildir. çünki sözkonusu parça METAL DEĞİLDİR. bu plastik türevi yolluk aşınmışsa motor bu yüzden yağ yakıyorsa , Motor Silk ile kompresyonu artan araç bu plastik aksama daha çok basınç uygular ve aynı noktadan sızan yağ, en az kompresyon artış oranı kadar daha artar. BU SEVİNDİRİCİDİR !

Eğer motor silk aracınızdaki yağ yakmayı arttırdıysa
çok iyi , motorunuz sapasağlam ,
sadece cüzi bir tutara sibop yolluklarınız değişmesi gerektiği anlaşılır.

motor silk yağ yakmayı azalttı veya kestiyse bu metal yüzeydeki aşınmalardan kaynaklanan yağ yakmanın, metal yüzeyler bor ile absorbsiyon yaşadıkça azaldığı demektir ve çözülmüş olur.

dolayısı ile bu mesajı cevap olarak yazdığım değerli motor silk kullanıcısı arkadaşa az bir tutarla sibop yolluklarını değiştirirse aracının kompresyon canavarı olacağını ve hiç yağ yakmayacağını gönül ferahlığıyla söyleyebilirim.

umuyorum açıklamayı uygun bir dille yapmışımdır ve umuyorum bu bilgi forumdaşların işine yarar.


herkese tekrar merhaba

ali eser
İncelemeden Bilemzsin !





http://tr.wikipedia.org/wiki/Ali_Erdemir
http://www.ntvmsnbc.com/news/417581.asp
http://www.selsus.com/modules.php?name=Kitap&c_op=Ekbilgi&ekbilgino=174611&kisino=69212
http://www.muhendisevi.com/Haberler.asp?HID=13111268715
http://www.meteorhaber.com/yazarlar/yolcu-nun-seyir-defteri/kacirdigimiz-bylym-adami-prof.ali-erdemir.html
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2002/08/05/ekonomi/ekonomi8.html
http://yenisafak.com.tr/arsiv/2002/KASIM/11/e8.html
http://www.milliyet.com.tr/1999/11/30/ekonomi/eko00.html
http://arsiv.zaman.com.tr/2002/11/11/ekonomi/h5.htm
http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2003/01/18/236614.asp
http://www.ituimk.org/haber.php?id=95
http://www.haber7.com/haber/20070817/Dr-Ali-Erdemir-yagi-kayganlastirdi.php
http://www.hafif.org/etiket/ali-erdemir
http://basariliturkler.ufoss.com/index.php?comment=208
http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2003/01/18/236614.asp
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2002/02/08/yasam/yasam15.html
http://www.hardwarehaber.com/haberbak.php?id=1847
http://www.haberaber.com/19005-Dr._Ali_Erdemir,_yagi_kayganlastirdi
http://www.burhaniyehaber.com/news_detail.php?id=1487
http://arsiv.zaman.com.tr/2001/12/15/haberler/h25.htm
http://www.milliyet.com.tr/2001/08/07/yazar/ozkan.html
http://www.haberbusiness.com/_id15965.html
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=37635
http://www.mmoistanbul.org/yayin/Scripts/prodView.asp?idproduct=354


Dünyaca ünlü Osmaniyeli Prof. Dr. Ali Erdemir'den beyin göçü uyarısı

46 yıl aradan sonra lise arkadaşları ve öğretmenleriyle Adana'da buluşan
Bilim Nobeli olarak kabul edilen R&D 100 ödülüne 6 kez layık görülen ve dünyanın en başarılı 100 bilim insanı arasında yer alan Osmaniyeli Prof. Dr. Ali Erdemir, Türkiye’deki beyin göçü dalgasının detaylı araştırılarak keskin beyinlerin ülkede tutulması çağrısında bulundu.

Dünyaca ünlü Osmaniyeli Prof. Dr. Ali Erdemir'den beyin göçü uyarısı
 
 
 

 

 

  

 22 Nisan 2018

 

 

 

 

 

 

 

Bilim Nobeli olarak kabul edilen R&D 100 ödülüne 6 kez layık görülen ve dünyanın en başarılı 100 bilim insanı arasında yer alan Osmaniyeli Prof. Dr. Ali Erdemir, 46 yıl sonra lise arkadaşlarıyla buluştu. Prof. Dr. Eldemir, Türkiye’deki beyin göçü dalgasının detaylı araştırılarak keskin beyinlerin ülkede tutulması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Erdemir, 46 yıl aradan sonra lise arkadaşları ve öğretmenleriyle kentteki bir otelde buluştu. Bilim Nobeli olarak kabul edilen R&D 100 ödülüne tam 6 kez layık görülen ve Discover Magazine Ödülü’nün de sahibi olan Prof. Dr. Ali Erdemir,
yıllar boyunca görmediği öğretmenleri ve arkadaşlarıyla sohbet edip keyifli vakit geçirdi.

İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan          Prof. Dr. Erdemir, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde eğitim görmesinin ardından metalurji ve malzeme mühendisliği alanında doktora yapmak için gittiği ABD’den döndükten sonra Türkiye’de işsiz kaldığını hatırlattı.
İşsiz geçen Türkiye macerasından sonra tekrar ABD’ye giderek malzeme bilimi, yüzey mühendisliği ve triboloji üzerine çalışmalar yapan Prof. Dr. Ali Erdemir, Türkiye’deki beyin göçünün durdurulması için keskin beyinlerin tutulması gerektiğini belirterek, "Son zamanlarda her nedense bir beyin göçü dalgası başladı gibi bir durum söz konusu. Aslında bunların çok detaylı araştırılması lazım. Yani bu arkadaşlar burada iş bulamadığı için mi veya buldukları işte umduklarını bulamadığı için mi gidiyorlar? Ama öyle bir eğilim var gibi” dedi.
3 bin 500 bilim adamının çalıştığı Argon Laboratuvarı’nda 31 yıldır çalışmalarını sürdüren Erdemir, Türkiye’deki gençlere verdiği tavsiyede,"Özgüven çok önemli. Yılmamak gerekiyor. Bir yol haritası oluşturulduktan sonra ulaşılamayacak hiçbir hedef yok" ifadelerini kullandı.




'Bordaki kazanç abartılıyor rakam emekleme aşamasında'
Orhan YILMAZ
ETİ Maden Yön Kur.Bşk

 

Türkiye'nin bor zenginliği, kahvehane sohbetlerinde en çok gündeme gelen konulardan biri.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

"

Petrol denizi üzerindeyiz ama Amerikalılar açılan kuyuları betonla kapatmışlar." konusu ile başlayan sohbetler, "Yerin altında yatan 'bor'u çıkarıp satsak Arapları 5'e katlarız." efsanesi ile devam ediyor. Bor nedir, nerelerde kullanılır, bu minerallere talep ne kadardır konusunda kimse bir şey bilmediği halde herkes 'bol keseden' atıyor. Eti Maden İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Orhan Yılmaz, herkesin diline sakız olan bu şehir efsanesine açıklık getirdi. Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre, dünyada 4 milyar ton bor rezervi var. Bunun yüzde 72'si (2,5 milyar ton) Türkiye'de. Bu rakamlar kulağa hoş görünüyor. Ancak madalyonun bir de arka yüzü var. Bu kadar büyük rezerve rağmen dünyanın toplam yıllık bor tüketimi sadece 4 milyon ton. Talep artmadığı sürece yerin altında yatan mineralleri çıkarsak bile satabilmek mümkün değil. Orhan Yılmaz bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Vatandaş, elimizdeki boru kömür gibi kazıp pazara gönderdiğimizi, ne kadar çok gönderirsek o kadar fazla kazanacağımızı zannediyor. Böyle bir şey yok."

 

 

 

 

 

Bor kimyasallarının yüzde 95'i cam, seramik ve deterjan sektöründe kullanıyor. Bunların dışındaki sektörlere satılan miktar çok düşük.-TARIM ENERJİ-BETON-BİRÇOK ALANDA YÜKSEK KATMADEĞER SAĞLAYAN MADEN- Yılmaz, "Dünyada ve Türkiye'de bor rezerviyle tüketim hızı arasında müthiş bir orantısızlık var." ifadesini kullanıyor. Bordaki temel meselenin tüketim hızını artırmak olduğuna dikkat çeken Yılmaz, "Halihazırda dünyaya bin sene yetecek kadar bor var. Bunun 700 senesini tek başına Türkiye karşılayabiliyor. Biz olmasak bile başka ülkelerde dünyaya 300 sene yetecek bor var. İşte pembe tablo çizenlerin görmediği şey bu. Sanki biz ne üretirsek hepsini satabileceğiz, müşteri bizi bekliyor gibi düşünüyorlar  BELGE VE RAPORLAR TERSİNİ  YAZIYOR >

bor raporu - TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası <<<DETAY <TIKLA   -Bor madenlerimiz küreselleşme ideolojisinin ülkemizin madencilik alanındaki uygulamalarının yumuşak karnıdır. 150 yıldır üzerinde mücadele edilen bu yeraltı zenginliğimiz için 1978 yılında kazanılan mevzi kaybedilmek üzeredir.2840 Sayılı Yasa ile sağlanmış olan kamu imtiyazını yıkmak için çeşitli oyunlara girmişlerdir. Unutulmamalıdır k, doğanın Anadolu’ya bir hediyesi olan Bor’u ele geçirmek isteyenlerin arkasındaki güç ise İngilizlerin Amiral Gemisi Rio Tinto’dur. 

 


Bu da yanlış algılamalara neden oluyor." açıklamasını yapıyor. Bor ile ilgili hazırlanan ve herkesin birbirine gönderdiği bilgisayar slaytlarında minerallerin Türkiye'nin 'tüm iç ve dış borçları ödeyebileceği', 'GSMH'ye üç katı kadar katkı yapacağı' gibi iddialar bulunuyor. Genel müdürün cevabı ise şu: "Bunların hiçbirinin aslı astarı yok."

 >TIKLA>>Kombassan Holding Başkanı Bayram: "Türkiye'nin tek kurtuluş ...


 

 

 

Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürü Yılmaz, Türkiye'deki bor madenlerinin '40 milyon dolara satılacağı' yönündeki söylentilere de, "Eti Maden'in kasasında şu anda yaklaşık 130 milyon dolar para var. Bor madenlerinin satılması gibi bir şey kesinlikle söz konusu değil. Eğer özelleştirilecek olsa öncelikle özelleştirme kapsam ve programına alınır, şartnameler alınır, açık ihaleyle ihaleye çıkılır. Bu safhaların hiçbiri yok. Çünkü ortada böyle bir şey yok. Vatandaşlarımız bu gibi söylentilere inanmasın." karşılığını veriyor. aa.                  06 Ekim Pazartesi


YORUMLAR:


Aydınlattığınız için Teşekkürler

Sn.Yılmaz,Açıklamanızla yanlış bildiklerimizi öğrendik.BOR Madeninin ;Devletin BOR ENSTİTÜ kuracak kadar ve ,Prof.Dr.Nejat VEZİROĞLU nun bahsettiği kadar önemli olmadığı anlaşıldı.Çalışmalarınızda başarılar.Saygılar.

 

Abdurrahim BARIN

 

06 Ekim 2008, Pazartesi 09:46


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN ) ve UNİDO Uluslararası Hidrojen Enerjisi Araştırma Merkezi arasında, hidrojen depolanmasında bor kullanımı ile ilgili niyet mektubu imzalandı.

Niyet mektubuna, Uluslararası Hidrojen Enerjisi Kongresi sırasında,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Hilmi Güler ,
BOREN Müdürü Erk İnger ve
Dünya Hidrojen Enerjisi Konseyi Onursal Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu
imza koydu. Bakan Güler , niyet mektubu ile BOREN ve UNIDO `nun ortak çalışma yapacağını belirterek, `Günlük hayatımızda hidrojen enerjisinin etkin bir şekilde kullanılması için ortak projeler yürütecekler` dedi. Güler, Hyundai `nin aracını denedi Uluslararası Hidrojen Enerjisi Kongresi `nde konuşan Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler , petrol fiyatlarının artmasının,
hidrojen enerjisinin önemini sadece gelişmekte olan ülkeler için değil, kalkınmış ülkeler için de bir kere daha vurguladığını söyledi.














 

25.07.2009 Cumartesi

 

 İcat bizim ama...

 

Milyar dolarlık icat bizim kaymağını ABD yiyor

 


 

 

 

 

 

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 6 araştırmacı ürettikleri süper sert ve kaygan kaplama ile Amerika Birleşik Devletleri’nin teknoloji oscarı olarak adlandırılan R&D 100 ödülünü aldı. Ancak Türkiye’de çok önemli buluşun patentini alamayınca ABD şirketleri kaptı

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden 6 araştırmacının geliştirdiği “Süper sert ve kaygan kaplama” isimli çalışma, ABD’nin teknoloji alanında verdiği “2009 R&D 100 Ödülleri” kapsamında “İnce film” dalında ödüle layık görüldü. Çalışma, İTÜ Kimya Metalurji Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mustafa Ürgen, Prof. Dr. Ali Fuat Çakır, Doç. Dr. Kürşat Kazmanlı, Yrd. Doç. Dr. Özgül Keleş ve ABD’de de Argonne Milli Laboratuvarı’nda çalışmalarını sürdüren Dr. Ali Erdemir ve Dr. Osman Levent Eryılmaz tarafından geliştirildi. Argonne Milli Laboratuvarı’nın 2007 yılında patentini aldığı kaplamanın lisansını Galleon International Co., Brighton, Michigan (ABD) ve Hauzer Technocoating (Hollanda) alarak uygulama çalışmalarına başladı.

Enerji tasarrufu

Ödülle ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ali Fuat Çakır, ürünün 15 yıllık bir çalışmayla ortaya çıktığını kaydederek, “Bu ürün için yıllarca çalıştık. Tüm dünyayı ilgilendiren bir ürün ve oldukça önemli. Sanayide kullanılan bir makina veya bir otomobilin motoru yıllarca hiç aşınmadan, sorun çıkarmadan çalışabiliyor bu ürünle” dedi.

Prof. Dr. Mustafa Ürgen ise bazı büyük otomotiv şirketlerinin ürünü kullanama hazır olduğunu kaydederek şunları söyledi: “Motorlarda ve makinelerde sürtünme sayısını azalttığı için enerji tasarrufu sağlıyor. Ömür boyu aşınmayı önlüyor. ABD’de yılda 13 milyar varil petrol kullanılıyor. Sürtünmeden dolayı kayıp 60 milyar doları buluyor. Bu ürün bu kayıbı yüzde 10’na kadar düşürebilir. Motor ve otomobil firmaları bu kayıbı azaltmak için ürünü kulllanmak istiyorlar.”

Prof.Ürgen, ürünün patentini neden Türkiye’de alamadıklarını ise şöyle açıkladı: “Türkiye’de 2000 yılından itibaren patent almaya çalıştık ancak 2002 yılına kadar yaptığımız tüm girişimler sonuç vermedi. Biz de 2002 yılında ABD’de Argonne Milli Laboratuvarı’na başvurduk. Onlar bunun bir buluş olduğunu kabul etti. 5 yılda da ürünün patentini kurum adına aldı. Hala bizim adımıza ancak patenti artık onlarda. Ama keşke bu ortak bir patent olabilseydi. Türkiye’deki şartlardan dolayı bu gerçekleşmedi.” n Kenan ButakIn / Haber Merkezİ



En prestijli ödül



R&D 100 Ödülleri son derece prestijli olarak kabul görülüyor. “Halojen lamba”, “faks makinası”, “sıvı kristal ekranları”, “yazıcı”, “sigara bıraktıran bant”, “HD televizyon”, 47 yıldan beri verilen bu ödülü daha önce alan binlerce üründen bazıları.

 

 

 

 













 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

11 Aralık 2007 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Duransel Doğan
Bor Mucizesi ve BOREN'den yeni müjdeler!


Türkiye'nin en büyük doğal yeraltı zenginliklerinden Bor Madeni ile ilgili olarak yeni atılımlar, Türkiye'nin etkinliğini pekiştirecek başarılar peş peşe geliyor.
Eti Maden'in yanı sıra, borda katma değeri yüksek ürünler üretilmesi, projeler geliştirilmesi amacıyla, üç yıl önce kurulan Ulusal Bor Araştırmaları Enstitüsü (BOREN) yeni ürünler için patent başvurularını art arda yapıyor.
BOREN Başkanı Erk İnger ile söyleşide (Söyleşinin tamamını www.korhaber.com haber sitesinde bulabilirsiniz) ülkemiz adına gurur verici, moral yükseltici gelişmeleri duyduk. Bazı projeleri ise görme, gözleme olanağını bulduk.
20 Kişilik dar kadrosu ve 7 - 8 kişilik araştırmacı - projeci özverili uzman kadrosuyla, üniversiteler, TÜBİTAK, Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) özel sektör kuruluşları, seramik, tekstil sanayii şirketleri, tavukçuluk, demir - çelik, metal sanayii kuruluşları ile yürütülen ortak projelerde büyük adımlar atılmış. Bazıları artık (Dört patent başvurusu yapılmış durumda) ekonomik anlamda üretime konu olacak ürünler geliştirilmiş.
Tekstilde, yanmayan kumaş, perdelik kumaşlar, seramikte bor katkılı dayanıklı ürünler, Gazi Üniversitesi ile ortaklaşa boya endüstrisinde yanmayan boya üretimi, emprenye ve yanmayan ahşap ürünleri, yanmayan kağıt ürünleri hep bor türevleri, bor kimyasalları katkılı yeni ürünler. Katma değeri yüksek,

borun maden olarak ihracı yerine 120 kata varan fiyat ve katma değer katkısı sağlayan,

ülkeye milyar dolarlık ilave gelirler sağlayacak ürünler. Bor katkılı çimento, depreme dayanıklı beton üretimi, asfalt yerine 30 yıla varan dayanıklılık süresiyle karayollarında da kullanıma geçilmiş durumda. Pilot uygulama Ordu'da gerçekleştirilmiş, karayolunun bir bölümüne bor katkılı çimento - beton asfalt dökülmüş. İran ve Çin'den bor katkılı çimento sipariş talepleri geliyor.
Konya, Diyarbakır, Erzurum ve diğer illerde üniversitelerle yürütülen 'mikro besleyici' projelerinde topraktaki bor katkılı besleyici bor türevleri ile buğdaydan başlayarak çoğu üründe yüzde 15'ten yüzde 40'a kadar üretim ve verimlilik artışları sağlanmış. Bu da tarımsal üretimde milyarlarca dolarlık ilave gelir demek. Tavukçulukta besi süresini kısaltan, yumurtanın tazelik ve dayanıklılığını artıran, kolesterol oranını düşüren bor katkılı besicilik modelinde de başarılı sonuçlar alınmış durumda.
Bor - hidrojen reaksiyonu ile elde edilen enerji, yapılan araştırmalara göre 20 - 30 yıl içinde uranyumun yani nükleer enerjinin yerini alacak. Otomotiv endüstrisinde borlu yakıt pilleri model üretimi gerçekleşmiş durumda. B 11 izotopu bu alanda çok güçlü, temiz, çevre dostu enerji kaynağı. B 10 ise, kanser tedavisinde mucizeler yaratıyor. Borun mıknatıs ve manyetik alan özelliğiyle, süper iletken kablo üretimi Ankara Üniversitesi Fen Fakültesinde yürütülüyor.
BOREN'in seferber ettiği, proje verdiği ODTÜ, İTÜ, Ankara, Gazi, Konya Selçuk, Eskişehir Anadolu ve daha bir çok üniversite borla ilgili harıl harıl çalışıyor. Mıknatıs ve manyetik alan özelliğiyle deniz üzerinde dalga enerjisi projesi, elektrik üretiminde çığır açacak bir başka proje. Savunma, tank, roket, füze, e - bomba gibi projeleri siz de dinleseniz, eminim moraliniz kat kat yükselir.
Üç yılda araştırma bütçesini, projelere sağladığı fon - kaynak desteğini dört kata yakın artıran BOREN, bilimsel alanda da katkısını, en üst düzeye çıkartma çabasında.




 

 

TÜRK EİNSTEİN�LAR FİRARDA

 

 

TÜRK EİNSTEİN�LAR FİRARDA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ATO�NUN RAPORUNA GÖRE YURTDIŞINDA OKUYAN 50 BİN KiŞiNİN TÜRKİYE�YE YILLIK MALİYETİ 1.5 MiLYAR DOLARI, 5 YILLIK EĞİTİM MALİYETİ İSE 7.5 MİLYAR DOLARI AŞIYOR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YURT DIŞINDA EĞİTİM GÖREN 100 KİŞİDEN 59�U DÖNMÜYOR.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TÜRKİYE, YURT DIŞINDAKI 50 BİN ÖĞRENCİDEN GERİ DÖNMEYEN 30 BİNİ İÇİN HER YIL 900 MİLYON DOLAR ÖDEMEKLE KALMIYOR, 5 YILLIK EĞİTİM SONUNDA DÖNMEME MALİYETİ 4.5 MILYAR DOLARI BULUYOR.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AYGÜN: �TÜRKİYE AKLINI KAYBEDİYOR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEBEYİN GURBETÇİLERİ SADECE BAVULLARIYLA GİTMEZ

 

 

 

 

 

Bir yandan 2 milyona yaklaşan gencimiz üniversiteye girmek için ter döküyor, diğer yandan yetiştirdiğimiz beyinler yurt dışına göç ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İyi eğitim görmüş, düşünen, üreten, nitelikli işgücümüz, yıllar ve milyarlar harcayarak yatırım yaptığımız beyinlerimiz, gerekli ortamı ya da refahı sağlayamadığımız için yurtdışına uçup gidiyor. Birbirinden önemli buluşlara imza atarak insanlığa büyük katkı sağlayan �Bilimin Gurbet Kuşları� Ankara Ticaret Odası (ATO)�nın son raporuna konu oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İyi eğitim gören her 100 kişiden 59�unu elimizden kaçırdığımızı gözler önüne seren Ankara Ticaret Odası (ATO)�nın hazırladığı �Türk Beyin Gurbetçileri� raporuna göre Türkiye, beyin göçü en fazla olan 32 ülke içinde 24�üncü, yurt dışına en çok öğrenci gönderen ülkeler arasında ise 11�inci sırada yer alıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GÖÇÜN MALİYETİ YÜKSEK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yurt dışında üniversite eğitiminin maliyeti öğrenci başına yıllık 30 bin doları buluyor. Buna göre yurtdışında okuyan 50 bin kişinin Türkiye�ye yıllık maliyeti 1.5 milyar doları, 5 yıllık eğitim maliyeti ise 7.5 milyar doları aşıyor. Rakam büyük ancak beyinler kolay yetişmiyor. Türkiye bu bedeli seve seve ödüyor. Ancak sorun gidenler geri dönmeyince başlıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye, yurt dışına giden 50 bin öğrenciden 30 bini için her yıl 900 milyon dolar ödemekle kalmıyor, 5 yıllık eğitim sonunda dönmeme maliyeti 4.5 milyar doları buluyor. Bu da gelişmiş ülkelere karşılıksız hibe anlamına geliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Örneğin, devlet işletme eğitimi almak üzere ABD�ye gönderdiği bir gence eğitimi süresince yaklaşık 100 bin dolar harcıyor. Ancak gençler Türkiye�ye dönmek yerine ABD�de kalmayı tercih ediyor. Çünkü Türkiye�de bir bankada çalıştığında yaklaşık 700 dolar maaş alacakken; ABD�de bu ücretin 10 katından fazlasını alabiliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEYİN AVCISI ÜLKELER

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Rapora göre 24 bini Almanya�da, 15 bini Amerika�da olmak üzere 50 binden fazla Türk genci yurt dışında eğitim görüyor. Bu ülkeleri İngiltere, Kanada, Belçika, Avustralya, Fransa ve G. Afrika�ya izliyor. Türkiye ABD�de en fazla öğrenci okutan 9�uncu ülke konumunda.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gençlerin akıllarını çelen, hayallerini süsleyen bu ülkeler vasıfsız işçilere kapılarını giderek daha sert önlemlerle kapatırken, yetişmiş ve eğitimli işgücüne büyük kolaylıklar sağlıyor. Örneğin bir numaralı beyin avcısı konumundaki ABD, her yıl 200 bin kalifiye elemana, Kanada ve Avustralya ise 40 bin kalifiye elemana geçici çalışma vizesi veriyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye�de beyin göçünün 1960�lı yıllarda ilk kez tıp doktorları ile başladığı belirtilen rapora göre doktorları, mühendisler ve sonra bilimadamlarının izlediğine vurgu yapılıyor. Bugün sadece Amerika�da 3 bin 600 Türk doktoru bulunuyor. Bunlardan sadece 90�ının Türkiye�ye dönmüş olması, gidenin kolay kolay gelmediğini ortaya koyuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GİDEN DÖNMÜYOR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Raporda son 12 yılda sadece Milli Eğitim Bakanlığı'nın bursuyla yurt dışına giden 1991 gencimizden 769'unun dönmediği (% 38), buna paralel olarak, TÜBİTAK bursiyerlerinin ülkeye dönmeme oranının ise % 21 olduğu belirtiliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Geri dönmeme en çok mühendislikte (bilgisayar, uçak, elektrik-elektronik, haberleşme, makine, kimya, endüstri, maden, metalurji, bioteknoloji gibi dallarda), tıpta ve daha az oranda sosyal bilimlerde yoğunlaşıyor. Fen bilimlerinde master ve doktora çalışmasını tamamlayanlar araştırma merkezleri ve teknoparklarda yüksek ücretle çalışma imkanı bulabiliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEYİN MEZARLIĞI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dönen beyinler ise, bilgi birikimleri ve deneyimleri doğru yerlerde değerlendirilmediği, aldıkları ücretler geçinmelerine yetmediği ve mesleki gelişimleri sekteye uğradığı için mutlu değil. Yurtdışına gitmeyip Türkiye�de kalanların önemli bir kısmı da ya küstürülüyor ya da düşük ücret ve düşük motivasyonda çalıştırılıyor. Bu durum �Beyin Küsmesi� olarak adlandırılıyor ve Türkiye adeta bir �Beyin mezarlığı� na dönüyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Raporda, Karbon kaplama teknolojisini icat ederek bilim dünyasında çığır açan ve ABD�nin �Yüzyılın 100 bilimadamı� ndan biri kabul ettiği Prof.Dr.Ali Erdemir� e, yıllar önce iş aradığı Türkiye�de resepsiyon memurluğu uygun görülmesi beyin küsmesine çarpıcı bir örnek olarak gösteriliyor.