Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Sav.San.Raporu
 



Page 1
i
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ
SEKTÖR RAPORU
(2007)
TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ
TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİ MECLİSİ
“Harp sanayi tesisatımızı daha ziyade inkişaf ve tevsi için alınan ted-
birlere devam edilmeli ve endüstrileşme mesaimizde de ordu ihtiyacı
ayrıca göz önünde tutulmalıdır”
Mustafa Kemal ATATÜRK, 1937
Haziran 2008
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
ii
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
TOBB Yayın Sıra No: 2008/69
Sayfa Dünezi ve Baskı : Afşaroğlu Matbaası
425 22 44 - Ankara
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
iii
Önsöz
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türk özel sektörünün en üst düzeyde yasal
temsilcisi sıfatı ile özel sektörümüzün ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar yürütmüş,
sorunlarına çözüm aramış ve özel sektörün istikrarlı bir biçimde gelişimine katkıda
bulunmuştur.
Sektörlerimize daha kapsamlı hizmet sunulması ihtiyacı doğrultusunda ve bu
hizmetlerin geliştirilmesi perspektifinde 18 Mayıs 2004 tarih ve 5174 sayılı Türkiye
Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 57’nci maddesine
dayanılarak “Türkiye Sektör Meclislerinin Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliği”
hazırlanmıştır. 12 Şubat 2005 tarih ve 25725 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren Yönetmeliğimize istinaden Birliğimiz şemsiyesi altında 52 adet Türki-
ye Sektör Meclisi oluşturulmuştur.
Türkiye Sektör Meclisleri Temmuz 2006 tarihinden bu yana faaliyetlerine devam
etmektedir. Bu süreçte varolan ihtiyaç ve sektörden gelen talep üzerine meclis
sayısı 56 olmuştur.
Türkiye Sektör Meclisleri, sektörün tüm ilgilileri taraflarını bünyesine alan entegre
yapısıyla, yerel olduğu kadar uluslararası nitelik taşıyan sektörel bir bakış açısıyla
ve bugünün yanında geleceği kuşatan strateji ve vizyonuyla, Dünyadaki benzer
örneklerinden daha kapsamlı hizmetler sunmaya yönelmiş bir yapıdır; sektörümü-
ze ve ekonomimize büyük faydalar sağlama potansiyeli taşıyan önemli bir olu-
şumdur.
Meclisler, firmaların, sektörel kuruluşların ve ilgili kamu kurumlarının üst düzey
yöneticileri ile temsilcilerini bünyesine katan önemli bir buluşma noktasıdır. Türkiye
Sektör Meclisleri, yelpazesi içine aldığı tüm ekonomik sektörler için radikal bir adımı
temsil etmektedir. Sektörel kurum ve kuruluşların tek bir çatı altında toplanabil-
mesi, sorunların çözümü ve sektörlerimizin ülke ekonomisine katkılarının artırılması
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
iv
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
yolunda önemli bir taahhüdün göstergesidir. Meclis içerisinde sağlanan birlik ve
beraberlik ortamı, ortak görüşlerin oluşturulmasına ve ortak kararların alınmasına
imkan sağlamıştır. Ortak kararlar doğrultusunda başlatılan girişimlerden ilgili merci-
ler nezdinde daha olumlu sonuçlar alınmaktadır. Bu sektörel yapılanma ile kamu-
özel sektör ortaklığının etkin biçimde hayata geçirilebileceği sağlam bir zemin
oluşturulmuştur.
Meclis faaliyetleri çerçevesinde, Meclis çalışmalarından daha fazla verimin alı-
nabilmesi, farklı görüş ve düşüncelerin uyumlaştırılması, tutarlılık sağlanması, sek-
törün mevcut durumu ve geleceğe yönelik beklentileri konusunda kamuoyunun
bilgilendirilmesi amacıyla Meclislerimiz tarafından sektör raporları hazırlanmıştır.
Hazırlanan sektör raporunun sektörel politika ve stratejilerin oluşturulması, ge-
leceğe yönelik projeksiyonlara ve piyasa araştırmalarına ışık tutması açısından
faydalı olacağı düşüncesiyle sektörümüze, camiamıza ve ilgililere hayırlı olmasını
dilerim.
M. Rifat HİSARCIKLIOĞLU
Başkan
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
v
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Önsöz
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en son ileri teknoloji ürünü sistemlerle teçhizi ve moder-
nizasyonu ile dünya orduları arasındaki seçkin konumunun muhafazası ve idamesi
yanında, Türk Savunma Sanayiinin gelişimini bir rehber olarak algılayan ve çalışan
Savunma Sanayii Müsteşarlığı, bu yönde katkı sağlayan Savunma Sanayi İmalat-
çılar Derneği-SASAD ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Savunma Sanayii
Sektör Meclisi’nin yakın işbirliği ve koordinasyonu ile hazırlanan SEKTÖR RAPORU
savunma sanayi sektörü ilgilerinin istifadelerine sunulmuştur.
Sektörde ilk olması nedeni ile, çok yakın geçmişi ve 2006 yılı verilerini içeren ra-
por, her yıl hazırlanacak olup, adım adım Türk Savunma Sanayiinin durumunu ve
gelişimini izleme ve değerlendirme imkanı sağlayacak, bu alanda çalışma yapan
veya yapacak olan ilgililere katkıda bulunacaktır.
Raporda yer alan bilgi ve veriler uluslararası açık dokümanlardan derlenmiş ve
az da olsa yorumlarla sunulmuştur. Savunma Sanayi Sektör Raporu - 2007, 2006 yılı
ve olabildiğince 2007 bilgilerini içermektedir. 2007 yılı verileri 2008 raporunda yer
alacaktır. Rapor mevcut bilgiler çerçevesinde, sektörü birbütün olarak ele almıştır.
2008 raporunda, Savunma Sanayi alt sektörleri seviyesinde detaylandırılacaktır.
Raporun kapsamı üzerinde de çalışmalar yapılmakta olup, kolay okunabilen bir
düzende hazırlanması hedef alınmıştır.
Raporun hazırlanmasında, tüm birimleri ile destek olan Savunma Sanayii Müşte-
şarlığımıza, bilgi, belge, görüş ve öneriler yanında hazırlık komisyonunda yer alan
Savunma Sanayii İmalatçılar Derneği SASAD Camiasına, Türkiye Savunma Sanayii
Sektör Meclisi üyelerine ve TOBB Yönetim Kurulu’na, büyük özveri ile raporu hazır-
layan komisyon üyelerine saygılarımla şükranlarımı arz ediyorum.
Yılmaz KÜÇÜKSEYHAN
TOBB Türkiye Savunma Sanayii
Sektör Meclisi Başkanı
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
vii
İçindekiler
1. SEKTÖRÜN TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ .......................................................... 3
2. SEKTÖRÜN GÜÇLÜ-ZAYIF YANLARI İLE FIRSAT VE
TEHDİTLER (GZFT) ANALİZİ .................................................................................... 13
3. YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ İLE BÖLGESEL TEŞVİK VE
YARDIMLAR .......................................................................................................... 24
4. SEKTÖRDE YENİ YÖNELİMLER .............................................................................. 26
5. SEKTÖRÜN DIŞ PİYASALARDAKİ DURUMU .......................................................... 41
6. SEKTÖRÜN YAPISAL SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ................................... 52
7. SEKTÖRÜN AB UYUM SÜRECİNDE GELDİĞİ NOKTA,
KARŞILAŞILAN UYUM SORUNLARI ....................................................................... 54
8. SEKTÖREL YAPILANMA ......................................................................................... 63
9. SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜN ARTIRILMASI VE VERİMLİLİK ............................ 66
10. GENEL DEĞERLENDİRME ..................................................................................... 83
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
1
Giriş
Türkiye, bulunduğu coğrafya itibarıyla ve ayrıca her türlü tehdide karşı bölge
istikrarını sağlayıcı ve caydırıcı güce sahip olması gereği nedeniyle, ekonomik
dengeleri bozmadan, modern ve güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olma ve bu
kuvveti idame ettirebilme mecburiyetindedir. Bu durumda, Türk Silahlı Kuvvetleri
(TSK)’nin, yıllık ortalama 3-4 milyar dolarlık bir miktarı, savunma sanayii ürünlerine
harcaması gerekmektedir. Dünya ülkeleri arasında Türkiye, savunma sanayii bakı-
mından büyük olanaklar sağlayan, bir fırsatlar ülkesidir. Bu güçlü ordunun her türlü
tehdide karşı, her an harekâta hazır bulundurulması da, Türk savunma sanayi sek-
törünün, ülke bağımsızlığı ve ekonomisi adına yüklendiği en önemli görevdir. Bu
görevin bilincinde olan savunma sanayi firma ve kuruluşlarımız, büyük önderimiz
ATATÜRK’ün direktifleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir.
İlk defa yıllık olarak hazırlanan bu rapor, Savunma Sanayimizin bu gün ulaştığı
noktayı vurgulamak açısından, orta vade geçmişini de kapsayan bir süreci değer-
lendirmeye almıştır. Bundan sonra, her yıl güncellenerek, hedeflerimizden sapma-
ları tespit etmeye ve yanlışlarımızı düzeltmeye yardımcı olacağına inanmaktayız.
Raporda şüphesiz, 2007 yılında gerçekleşen sektörel gelişmeler de değerlendir-
meye alınmıştır. Ancak, Dünya’daki diğer örneklerinde olduğu gibi, sektörün özel-
liği nedeniyle, sayısal veriler ve değerlendirmeler, bir yıl öncesini kapsamaktadır.
“SEKTÖR RAPORU-2007”, Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM), Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Savunma Sanayi Meclisi (TSSM) ve Savunma Sanayi
İmalatçılar Derneği (SASAD) temsilcilerinin katılımlarıyla oluşturulan bir komisyon
tarafından, 2006 yılı verileri kullanılarak hazırlanmıştır.
Hazırlanan raporun ilk bölümünde, “Sektörün Türkiye Ekonomisindeki Yeri” başlı-
ğı altında, sektörün dünü ve bugünü özetlenmiştir. Bu bölümde özellikle, 2001-2006
yılları arasında % 113 gibi bir ciro artış oranı tespit edilmiş, ayrıca üretim, ihracat
ve araştırma–geliştirme (Ar-Ge) değerleri ortaya konulmuştur. Aynı bölümde sek-
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
2
törün ayırıcı özellikleri, iş yeri sayısı, bölgesel dağılım, istihdam, kayıt dışılık ve eğitim
gibi hususlara değinilmiştir.
İkinci bölümde “Sektörün Güçlü-Zayıf yanlar ile Fırsat ve Tehditler (GZFT) Anali-
zi” başlığı altında, güçlü ve zayıf yanları incelenmiştir. Zayıf yan olarak, son 10 yıla
kadar olan süreçte, katma değeri düşük, üretim ağırlıklı bir modelin uygulanma-
sı, tasarım ve özgün teknoloji edinimini ikinci planda bırakan tedarik politikaları
takip edilmesi, yurt dışı pazarlardaki zayıf rekabet gücü, Dünya savunma sanayi
pazarında rekabet edebilecek güçlü firmalarımızın bulunmayışı ve TSK ihtiyaçla-
rının milli imkanlar ile karşılanmasında %30’lar seviyesinde kalındması olarak orta-
ya konmuştur. Geçmişten bugüne kadar gelen zayıflıklara karşın sektörün üretim
ağırlıklı modelden, tasarım ve entegrasyon ağırlıklı modele geçişi, nitelikli insan gü-
cünün varlığı gibi güçlü yanlar sunulmuş, bu süreç içerisinde dinamik sektörümüz,
bu güçlü yanlardan istifade etmesini bilmiştir.
Takip eden bölümlerde, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve teşvikler, sektörde-
ki yönelimler, teknolojiler ve kullanım durumu, dış piyasalardaki durum, yapısal
sorunlar gibi konulara değinilmiş, ilgili yasal mevzuat ve çözüm önerileri, Avrupa
Birliği’ne (AB) uyum sürecinin sektöre etkileri, detayları ile ortaya konulmuştur.
Raporun ortaya koyduğu veriler ve uygulamaya dönük iyileştirmeler, SSM’nın
hazırladığı Stratejik Plan’da öngörülen hedeflere ulaşılması adına ümit vermekte-
dir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
3
1. SEKTÖRÜN TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sanayileşme yolunda önemli adımlar atan
Türkiye, ekonomisi hızla gelişen bir ülke durumundadır.
GSMH içerisindeki sanayii sektörünün payı 2000 yılında % 27,8 oranında iken,
2006 yılında %29,3 düzeyinde gerçekleşmiştir. Her geçen yıl sayısı artan sanayi ku-
ruluşları, genç ve dinamik bir iş gücüne sahip Türkiye nüfusu için önemli istihdam
alanıdır.
Ülkemizin ihtiyacı olan sanayi ürünlerinin yerli üretimle karşılanması, Türk Silahlı
Kuvvetleri (TSK)’nin dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik öncelikli bir hedeftir. Ülke
ekonomisi açısından da son derece önemli olan bu hedefin korunması ve gelişti-
rilmesi için savunma sanayii sektörü de, büyük çaba sarfetmektedir.
Sektörümüzde, savunma sanayii ürünlerinin dış pazarlardaki rekabet gücünü
artıran modern teknoloji ve standartlar uygulanmakta, sanayileşmeyi teşvik edici
uygulamalar yaygınlaştırılmaktadır.
Soğuk savaş döneminin 1990’lı yılların başında sona ermesiyle birlikte, Türkiye’nin
savunma ve güvenlik ihtiyaçlarının NATO ittifakına dayanan temel varsayımları
değişime uğramış ve kendimize özgü ihtiyaçlarımız giderek daha fazla ön plana
çıkmaya başlamıştır.
İçinde bulunduğumuz coğrafya barışı ve ülkemizi daima korumaya hazır, güç-
lü ve caydırıcı bir silahlı kuvvetleri idame ettirmemizi gerekli kılmaktadır. Silahlı kuv-
vetlerimizin caydırıcılık gücündeki en önemli etken ise, personel gücünün yanı sıra,
modern silah, araç ve gereçleri ile teçhiz edilmesidir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
4
Güç yapısı itibariyle dünyanın önde gelen ordularından birisi olan Türk Silahlı
Kuvvetlerinin modernizasyon ihtiyaçları, milli kaynaklarımızdan sistem tedariği için
yılda 3 – 4 milyar Dolar mertebesinde bir harcamanın yapılmasını gerekli kılmak-
tadır.
Söz konusu ihtiyaçların kısa ve orta vadede devam edeceği gerçeğinden ha-
reketle, bu ihtiyaçların milli savunma sanayimizin geliştirilmesi yoluyla karşılanması-
na özel bir önem verilmektedir.
Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), bu hedefin gerçekleştirilmesi maksadıyla
1985 yılında 3238 sayılı yasa ile kurulmuştur. Söz konusu yasa, gayet açık olarak
bu hedefi belirtmiş ve TSK modernizasyon ihtiyaçlarının milli savunma sanayii eliyle
gerçekleştirilmesini, bir yasal öncelik olarak ortaya koymuştur.
SSM, 2007 yılında başlattığı bir uygulama ile, TSK modernizasyon ihtiyaçlarını
öncelikli olarak, tasarım ve geliştirilmesi Türk savunma sanayii tarafından yapılan
ürünlerle sağlamayı hedeflemektedir. Bu çerçevede, geçtiğimiz dönemde top-
lam bedeli 2 (iki) milyar doları aşan miktarda geliştirme projeleri Türk savunma
sanayii şirketlerinde başlatılmıştır. Bu projelerden bazıları; “İnsansız Hava Araçları”,
“Elektronik Harp Sistemleri”, “Komuta Kontrol Sistemleri”, “Tanksavar Silahları” ve
“Milli Görev Bilgisayarı ve Yazılımları”nın geliştirilmesidir.
Yerli imkanlar ile tasarım ve geliştirme faaliyetlerinin mümkün olmadığı durum-
larda projeler, ikincil öncelikle, uluslararası işbirliği ile gerçekleştirilmektedir. Nite-
kim, özellikle Hava Kuvvetleri Komutanlığı ihtiyaçlarından olan nakliye ve savaş
uçakları tedariklerinde, bu yöntem uygulanmaktadır.
Hazır alım çözümüne ise, son alternatif olarak ve mutlaka yerli katkı ve offset
şartları ile başvurulmaktadır. Bu tip projeler çerçevesinde de, tedarik için harca-
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
5
nan kaynağın milli sanayimize nitelikli iş payı olarak dönmesi, önem verilen konu-
lardandır.
Uygulanan bu politikalar sayesindedir ki, savunma sanayimizin toplam cirosu
2001 yılından, 2006 yılına kadar % 113 oranında artış göstermiştir. 2007 yılında da,
aynı artış eğiliminin devam ettiği değerlendirilmektedir. İhracat alanında da şirket-
lerimizce çok ciddi başarılara imza atılmaya başlanmıştır.
Türk savunma sanayiinin, 1997-2006 yıllarına ait ciro, ihracat ve Ar-Ge değerleri,
Tablo1.1’de ve Grafik 1.1’de gösterilmiştir.
Tablo 1.1 - Türk Savunma Sanayii : Ciro, İhracat ve Ar-Ge Değerleri (1997-2006)
Yıl
Ciro ($)
İhracat ($)
Ar-Ge ($)
1997
1.205.000.000
138.000.000
34.000.000
1998
968.401.000
80.034.000
40.794.000
1999
1.074.614.189
84.408.551
41.632.518
2000
851.852.000
123.442.000
43.081.000
2001
848.897.075
134.064.179
24.411.819
2002
1.062.375.000
247.727.000
48.912.000
2003
1.301.000.329
331.135.000
58.428.250
2004
1.337.120.000
196.341.000
63.860.000
2005
1.591.162.692
337.422.986
78.511.203
2006
1.720.405.000
351.989.000
90.089.000
Kaynak: SASAD 2006
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
6
Grafik 1.1 – Türk Savunma Sanayi : Ciro, İhracat ve Ar-Ge Değerleri (1997-2006)
SEKTÖRÜN TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ
0
500
1000
1500
2000
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
2005
Yıl
Milyon $
Savunma Sanayii Kuruluşlarının Bölgesel Dağılımı
SASAD çatısı altında toplanan ve gerekli belgelere sahip firma, kurum ve kuru-
luşların sayısı, 2007 itibarı ile, 87’dir (Bölüm 11, Firma Listesi). Bu firmalara ait tesislerin
çoğunun İç Anadolu ve Marmara bölgelerinde yoğunlaştığı görülmektedir.
Tesis çoğunluğunun İç Anadolu bölgesinde (Ankara ve civarında) toplanması-
nın nedeni, tedarik makamlarının genel olarak Ankara’da bulunması ve bürokratik
işlemlerde zaman faktörünün önemli rol oynamasıdır. Savunma sanayi tesislerinin
ikinci olarak yoğunlaştığı bölge ise, denizcilik firmalarının yoğun olarak bulunduğu
Marmara bölgesidir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
7
İstihdam
2006 yılı itibariyle sektörde istihdam edilen personel sayısı, TSK tesislerinde çalı-
şan personel miktarları hariç, tamamı kalifiye 30.808 kişidir.
Grafik 1.2 – Türk Savunma Sanayi İstihdam Verileri
Dm, E 7^ d <E7^z E
7b 7
7 Z7
Kaynak: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sanayii Envanteri
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
8
Grafik 1.3 – Türk Savunma Sanayi Personel Sayısının 1999-2006 Yılları Değişim
Oranları
SEKTÖRÜN TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ
0
10
20
30
40
50
60
Mühendis
Teknisyen
İşçi
İdari
%
1999
2006
Kaynak: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sanayii Envanteri
Grafik 1.3 – Türk Savunma Sanayi Personel Sayısının 1999-2006 Yılları
Kaynak: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sanayii Envanteri
Kayıt Dışılık
Bir işletmenin savunma sanayi işletmesi olabilmesi için, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı’ndan aldığı Üretim Müsaade Belgesi yanında, MSB Teknik Hizmetler Da-
iresi Başkanlığı’ndan, Savunma Sanayi Ürünü Üretim Belgesi gibi belgeleri alması
da gerekmektedir. Diğer bir ifade ile, 5201 Sayılı kanunun her yıl yenilenen ve ya-
yımlanan kontrole tabi mal ve hizmet üretimleri, kontrol altında tutulmaktadır. Do-
layısıyla sektörümüzde üretim ve satış adına, alıcının ve sağlayıcının belirli olmaları
sebebi ile, kayıt dışılık yoktur.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
9
İhracat ve ithalat durumu
SASAD’ın 2006 yılı anket sonuçlarına göre 1,720 milyar Dolar’lık ciro yapan sek-
tör, ortalama 3-4 milyar Dolar’lık tedarik harcamasının yaklaşık 1,5 milyar Dolar’ın
yurt içinde kalmasını sağlarken, 351 milyon Dolar’lık bir ihracat yapmıştır. 2007 yı-
lında uygulamaya konulan ana sistem ihtiyaçlarının karşılanmasında, ana yükle-
nici firmaların, yerli firmalar arasından seçimi, özgün teknolojilerin kazanımını teşvik
edecek, dışa bağımlılığı önemli ölçülerde azaltacak, yeni pazarlara açılım sağla-
yacak, ihracat rakamları yükselirken, ithalat rakamları azalacaktır.
Savunma ürünleri ithalatı açısından ilk 20 ülke arasında 2000 ve 2002 yıllarında 3.
sırayı alan Türkiye , 2006 yılı verilerinde 11. sırada yer almıştır (Tablo 1.2.).
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
10
Tablo 1.2 - Ülkelerin İthalat Sıralaması
2000
2000 yılı ilk 20
(İTHALATÇI)
2002
2002 yılı ilk 20
(İTHALATÇI)
2006
2006 yılı ilk 20
(İTHALATÇI)
1
ÇHC
1
ÇHC
1
ÇHC
2
Güney Kore
2
Hindistan
2
BAE
3
Türkiye
3
Türkiye
3
Hindistan
4
Mısır
4
Britanya
4
Yunanistan
5
Hindistan
5
Avusturalya
5
Güney Kore
6
Britanya
6
Mısır
6
İsrail
7
Yunanistan
7
Suudi Arab.
7
İran
8
Tayvan
8
İran
8
Avusturalya
9
Suriye
9
Pakistan
9
Tayvan
10
Japonya
10
Yunanistan
10
Mısır
11
Ürdün
11
Japonya
11
Türkiye
12
İran
12
Güney Kore
12
Britanya
13
Avusturalya
13
İsrail
13
Japonya
14
İsrail
14
Tayvan
14
İspanya
15
İspanya
15
İspanya
15
Pakistan
16
BAE
16
Ürdün
16
Irak
17
Pakistan
17
BAE
17
Ürdün
18
Suudi Arab.
18
Suriye
18
Suudi Arab.
19
Irak
19
Libya
19
Suriye
20
Libya
20
Irak
20
Libya
Kaynak: SIPRI 2007
İhracat rakamlarına bakıldığında ise, Türkiye 2000 yılında 27, 2002 yılında 31.
sıralarda yer alırken 2006’da 21. sıraya yükselmiştir (Tablo 1.3.).
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
11
Tablo 1.3 - Ülkelerin İhracat Sıralaması
2000
İhracat
sıralaması
2002
İhracat
sıralaması
2006
İhracat
sıralaması
1
ABD
1
Rusya
1
ABD
2
Rusya
2
ABD
2
Rusya
3
Almanya
3
Fransa
3
Almanya
4
Britanya
4
Almanya
4
Fransa
5
Fransa
5
Britanya
5
Hollanda
6
Israil
6
ÇHC
6
Britanya
7
İsveç
7
Israill
7
Italya
8
Ukrayna
8
Italya
8
İspanya
9
Belarus
9
Hollanda
9
ÇHC
10
Hollanda
10
Ukrayna
10
İsveç
11
ÇHC
11
Kanada
11
Israil
12
Italya
12
İsveç
12
Kanada
13
İsviçre
13
İspanya
13
Polonya
14
Slovakya
14
İsviçre
14
İsviçre
15
Kanada
15
Gürcistan
15
Ukrayna
16
Çek cum.
16
Norveç
16
Güney Afrika
17
Belirsiz
17
Avusturya
17
Güney Kore
18
İspanya
18
Özbekistan
18
Avusturya
19
Polonya
19
Çek. Cum.
19
Çek. Cum.
20
Belçika
20
Belarus
20
Belçika
21
Gürcistan
21
Endonezya
21
Türkiye
22
Avusturya
22
Lübnan
22
Finlandiya
23
Danimarka
23
Kuzey Kore
23
Libya
24
Güney Afrika
24
Slovakya
24
Yunanistan
25
Hindistan
25
Polonya
25
Belirsiz
26
Kazakistan
26
Belçika
26
Ürdün
27
Türkiye
27
Bulgaristan
27
Hindistan
28
Kuzey Kore
28
Avustralya
28
İran
29
Singapur
29
Belirsiz
29
Endonezya
30
Finlandiya
30
Brazilya
30
BAE
31
Güney Kore
31
Türkiye
31
Sırbistan&Mont.
32
Moldovya
32
Finlandiya
32
Venezuela
Kaynak:SIPRI 2007
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
12
Mesleki Eğitim
Sektör içerisinde ana yüklenici olarak görev yapan firma/kuruluşların alt yük-
lenicileri olarak çalışan firmaların, söz konusu proje kapsamında eğitilmeleri, ve
böylece kendilerinden beklenenleri proje gereksinimlerine uygun şekilde yerine
getirmeleri sağlanmaktadır.
Üniversitelerimizde, sektöre yönelik kürsüler, bölümler ya da ana bilim dalları
olmasa da, münferiden akademisyenler tarafından yapılan bazı çalışmalar bu-
lunmaktadır. Bu çalışmaların bir kısmında lisans, yüksek lisans ya da doktora öğ-
rencileri yer almaktadır. Yapılan bu akademik çalışmaların meyveleri, çoğunluğu
ulusal seminer, fuar ve sempozyumlarda olmak üzere, sektör çalışanlarına, kulla-
nıcı makamlara ve yöneticilere sunulmaktadır. Sektörün buluşma yeri olarak da
yorumlanabilecek savunma teknolojilerine yönelik bu tip platformların sıklığı, sek-
törümüzün, üniversitelerin ve silahlı kuvvetlerimizin ihtiyacını karşılamaktan henüz
uzaktır.
Sektöre yönelik özel eğitimler, öncelikli olarak, savunma sanayi firmalarındaki
staj programları olarak sınıflandırılabilir. Sanayi içerisinde yeralan bu programlar,
sektöre özel eğitimler için öncelikli ve önemli programlardır. Her yıl, lise ve üniversi-
te seviyesinde açılan staj programlarında öğrencilerin, savunma projeleri hakkın-
da bilgi sahibi olmaları, sektör ve projeler hakkında temel bilgi ve birikime sahip
olmaları, potansiyel çalışmalarında sektöre yönelik çözümler üretmeleri
beklenmektedir.
Üniversitelerimizde, savunma temeline dayalı ihtiyaçlara yönelik çalışmaların
Yüksek Lisans Programlarının bulunması, akademik anlamda yapılan çalışmalara
güzel örneklerdir. Savunma teknolojilerine yönelik, Kara Harp Okulu Savunma Bi-
limleri Enstitüsü, TÜBİTAK-SAGE Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
13
gibi bazı kuruluşlar bulunmasına ek olarak, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Malzeme
Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü gibi, dolaylı olarak sektöre hizmet verme potan-
siyeli olan organizasyonların varlığı da, sektöre yönelik önemli girişimler olarak de-
ğerlendirilmektedir.
MSB SATEM Komutanlığı kursları da, sektör çalışanlarına açık olarak verilen ve
sektöre yönelik düzenli eğitimlerdir.
2. SEKTÖRÜN GÜÇLÜ-ZAYIF YANLARI İLE FIRSAT VE TEHDİTLER (GZFT)
ANALİZİ
Savunma sanayii, sivil amaçlı sanayiye nazaran kendine has özellikleri olan
bir sektördür. Ekonomik dinamiklerinden çok, stratejik boyutları ağır basmaktadır.
Sektör, tüm sanayinin teknolojik gelişmesinde önder olması yanında, ülke politik
gücüne doğrudan katkı sağlamaktadır.
Bu açıdan savunma sanayi;
• Yoğun sermaye, ileri teknoloji ve ileri Ar-Ge faaliyetlerine dayalıdır,
• Özel kalite standartları şartlarına tabidir,
• Yetişmiş insan gücüne dayanır,
• Başlangıçta tek alıcının sınırlı ihtiyacına göre üretim zorunluluğu vardır,
• Güvenlik, gizlilik gerektirir, söz konusu ülkelerle birlikte diğer ülkelerin de milli
savunma ve güvenliklerini ilgilendirir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
14
1950’li yıllardan 1970’li yıllara kadar olan süreçte Türk savunma sanayi ithal ika-
me ve ortak üretimle ihtiyaçların karşılanması gibi bir modelle çalışmıştır. Diğer bir
ifade ile tasarım ve teknoloji yatırımı yerine üretim ağırlıklı yatırımlara yönelmiştir.
1980’li yıllarda Türk savunma sanayinin toparlanmaya, tasarım ve teknoloji
edinim modeline doğru bir eğilimin canlanmaya başladığını görmekteyiz. “Joint
Venture” olarak isimlendirdiğimiz, kısmen tasarım ve teknoloji edinimini sağlayan
bir modelin, yaşanan örneklerle, isdihdam ve teknoloji birikimine katkısı olmakla
beraber, gereken hızda ve beklentilere uygun olarak özgün tasarım ve teknoloji
üretir duruma gelmekte, beklenen katkıyı yaratmadığı görülmektedir.
2000’li yıllara gelindiğinde, ana platformlar dışında, alt sistemler bazında, Türk
savunma sanayinde, bilişim, elektronik ve otomotiv alanlarında, tasarım ve tekno-
loji ediniminde önemli gelişmeler görmekteyiz. Bunun en önemli nedeni, tedarik
politikalarında benimsenen ve uygulanmasına başlanan yerli ana yüklenici kulla-
nımı prensibidir. Sayılan alanlarda sanayimiz önemli özgün tasarım ve teknolojilere
sahip olmaya başlamıştır. Lisansı yabancıya ait olan montaj ve üretim, özgünleş-
meye başlamakta, tasarım ve Ar-Ge ağırlıklı üretimlere dönüşmektedir. Bu konu-
daki gelişmelere, ülkemizde gelişmekte olan milli çözüm ve özgün gereksinimlerin
Türk savunma sanayii tarafından karşılanmasına olan güvenin büyük katkısı bulun-
maktadır.
Bu doğrultuda analiz edildiğinde, sektörün güçlü ve zayıf yanları, fırsat ve teh-
ditleri aşağıda ifade edilmiştir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
15
Sektörün Güçlü Yanları
• Özgün ürün, tasarım ve geliştirme çalışmalarına öncelik verilmeye başlanması
ve bu doğrultuda, imalat teknolojilerine yapılan yatırımlar ile, tasarım ve
teknoloji üretken yapının gelişimine önemli bir temel oluşturulması,
• Potansiyel, nitelikli genç insan gücünün mevcudiyeti,
• Sektörde, yazılım, elektronik, roket, füze, bir kısım hava ve deniz platformları,
otomotiv ve zırhlı araç alanlarında tasarım yeteneklerinin varlığı,
• 2005 yılından itibaren Ar-Ge fonunun önemli ölçüde artırılması, (halihazırda
GSMH’nın % 0,6’sı olan bu rakam, % 2 olarak hedeflenmiştir),
• Üniversite, ilgili kurum ve kuruluşlar ve sanayi işbirliği bilincinin artmaya
başlaması,
• TSK’nin ana sistem bazında ihtiyaçlarının azami yerli katkı ile temin edilmesi
çabaları ile savunma sanayinin gelişimine destek ve öncülük edilmesi,
• TSK’nin yıllık ihtiyaçlarının geniş bir yelpazede yeralması ve bu ihtiyaçların
özgün tasarımlar ve üretimler sonucu karşılanması,
• TSK’nin envanterine giren her özgün üretimimizin, Dünya pazarında, Türk
savunma sanayi lehine referans teşkil etmesi,
Savunma sanayinin ihtiyaç duyacağı bir çok alanda KOBİ’lerin faaliyet
göstermeye başlaması.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
16
Sektörün Zayıf Yanları
• Kritik malzeme üretim yeteneğinin bulunmaması,
• KOBİ’lerin belirli bir kalite standardına ve sistemine sahip olmaması, KOBİ’lerde
ihtiyacı karşılayacak oranda yetişmiş eleman bulunmaması
Savunma sanayi alt yapısının imalat yetenekleri üzerine yoğunlaşması, tasarım
ve teknoloji geliştirilmesinin sınırlı kalması, uzmanlaşmanın eksikliği,
• Kendi tasarımlarını gerçekleştiremeyen sektörün, ürünlerini lisans problemi
nedeniyle dış pazarlara satmakta zorlanması
• İhracatın büyük bir kısmının, düşük katma değerli parça imalat ağırlıklı ve offset
projeleri ile sınırlı kalması,
Savunma sistemlerine olan acil ihtiyaçlara firmaların istenen hızda cevap
verebilmesinde karşılaşılan idari ve teknik güçlükler,
• Dünya pazarında rekabet gücü yüksek firma sayımızın az olması,
• Her proje için yeni bir şirket kurulması modelinin, zaten küçük olan sektörü çok
sayıda şirkete bölerek, her bir şirketin yurt içi ve yurt dışı pazarda etkisiz hale
getirmesi, sektördeki rol dağılımının belirsizliği,
• Temel araştırma ve geliştirme projelerinin gerçek ihtiyaca dayandırılmaması,
teknolojinin ne zaman, hangi sisteme, nasıl uygulanacağının belirlenmemesi,
Ar-Ge ve tedarik faaliyetlerinin merkezi bir birim tarafından planlanmaması,
• Tedarik makamlarınca tek tip tedarik yöntemi uygulanması; tüketim malzemeleri
ve savunma teçhizatı gibi tedarik usulleri arasında ayırım yapılmaması,
• Sektörde seri üretime yönelik gereksinimin düşük olmasının, maliyetleri minimize
edecek yönde yüksek teknolojili üretim hatlarına sahip nitelikli altyüklenici
bulmakta yaşanan sıkıntıları arttırması.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
17
Sektörün Fırsatları
• SSM’nın yerli ve yabancı ana yüklenici firmaları, yerli alt yüklenici ve KOBİ
kullanımı konusunda teşvik etmesi,
• Böylece KOBİ’lerin belirli bir kalite standardına ve sistemine sahip olmasına
ve daha fazla eğitimli ve yetişmiş işgücü istihdam edebilmesi ile ihracatın
artırılmasına imkan sağlanması,
• 2005 yılından itibaren Ar-Ge’ye ayrılan kaynağın önemli ölçüde artırılması,
(halihazırda GSMH’nın % 0,6’sı olan bu rakam, % 2 olarak hedeflenmiştir),
• Özgün ürün tasarım ve geliştirme çalışmalarına öncelik verilmesi,
• Özgün tasarımların geliştirilmesi için Ar-Ge projelerine TÜBİTAK tarafından 2005
yılından itibaren önemli bir kaynağın tahsis edilmesi,TSK ihtiyaçlarının sürekliliği
ve savunma tedarik bütçesinin büyüklüğü,
• TSK’nin geniş bir yelpazede yeralan ana sistem bazında ihtiyaçlarının azami
yerli katkı ile temin edilmesi çabaları ile savunma sanayinin gelişimine destek
olması
• Üniversite, kamu ve sanayi işbirliğinin artmaya başlaması, böylece üniversite
ve araştırma kuruluşları dahil, ülkedeki bilgi birikiminin projeler aracılığı ile
savunma sanayine aktarılması,
• İhtiyaç belirleme sürecinde yetenek tabanlı planlamaya geçiş konusunda
çalışmalar,
• TSK ihtiyaçları ile dost ve müttefik silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarının birlikte
karşılanması (ortak tedarik projeleri),
• Uluslararası konjonktürün, firmaların ihracat yapmasına uygun ortam
yaratması,
• TSK’nin ihtiyaçlarının birleştirilmesi.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
18
TSK ihtiyaçları ile dost ve müttefik silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarının birlikte karşı-
lanması (ortak tedarik projeleri) modelinin SSM tarafından desteklenmesi. Bu mo-
delin dikkatli olarak gerçekleştirilmesi ile, hem savunma sanayi ürünlerinin yurt-
dışına satış imkanlarını, hem de geliştirme maliyetlerinin paylaşılarak azaltılması
sağlanabilecektir.
SSM’nin savunma sanayi ürünlerinin yurtdışına satışı konusunda önemli bir des-
teği mevcuttur. Bu destek sadece uluslararası fuarlara katılım için maddi destek
sağlamak şeklinde değil, aynı zamanda ilgili ülke resmi makamları nezdinde lobi
faaliyetlerini de kapsamaktadır.
Dünya ülkelerinin savunma bütçeleri toplamı ortalama 1.204 TRİLYON Dolar’dır.
500 milyar Dolar’dan fazla savunma bütçesi ile ABD birinci sırayı alırken Türkiye,
yaklaşık 8 milyar Dolar ile, 13 ncü sırada yer almaktadır. Türkiye, GSMH’sının yak-
laşık % 2,1’ini savunma harcamalarına ayırmaktadır. Personel, lojistik ve diğer cari
harcamalar hariç, Türkiye her yıl ortalama 3-4 milyar Dolar tutarında sistem teda-
riği ve lojistik destek için harcamaktadır. Bu miktarın yaklaşık 1,5 milyar Dolar’ı yurt
içinde kalmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
19
Tablo 2.1 - Savunma Bütçesi En Yüksek İlk 5 Ülke (2006)
Ülke
2006 Savunma harcaması
(milyar $)
Dünya payı (%)
ABD
528,7
46
İngiltere
59,2
5
Fransa
53,1
5
ÇHC
49,5
4
Japonya
43,7
4
Türkiye
11,3
0.9
Dünya
1204
100
Kaynak: SIPRI 2007
Ülkelerin savunma bütçelerinden personel ve cari harcamalar ile yerli savun-
ma sanayi firmaları tarafından sağlanan tedarik kalemleri çıktığında geriye Dün-
ya savunma sanayi pazarı olarak 45-50 milyar dolarlık pay kalmaktadır (2005 yılı
verilerine göre – Jane’s Defence). Bu pazarın % 95’lik kısmı ABD, İngiltere, Fransa,
Rusya, İsrail ve Almanya tarafından paylaşılmış durumdadır. Türkiye gibi savunma
sanayi gelişmekte olan ülkeler, ancak bu % 5’lik paya sahip olabilmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
20
Bu durumdaki pazarda Türk savunma sanayi, 300-350 milyon Dolar kadar ihra-
cat ile yerini almaktadır.
Grafik 2.1 - Dünya Savunma Sanayi Pazar Payları (2005)
e
a
%
60
12
8
8
5
20,7 4,3
ABD
İngiltere
Fransa
Rusya
İsrail
Almanya
Türkiye
Diğer
1. % 60 ABD
2. % 12 İngiltere
3. % 8 Fransa
4. % 8 Rusya
5. % 5 İsrail
6. % 2 Almanya
7. % 0,7 Türkiye
8. % 4,3 Diğer
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
21
Sektörün Önündeki Tehditler
Ulusal savunma sanayiinin geliştirilmesi yönünde sorumluluk üstlenmiş makam-
ların çalışmaları esnasında, daha çok uygulama farklılıkları ve etkin koordinasyon
sağlanamamasına dayalı olarak ortaya çıkan bazı sorunlar, belirlenen hedeflere
ulaşılması yönünde sınırlayıcı etkilere neden olmaktadır.
Mevcut tedarik süreci daha ziyade ihale ile hazır alıma dayalı olarak yapılan-
dığı için, yetenek ihtiyaçlarından ziyade sistem şartnamelerinin tespit edilmesi ne-
deniyle projeler hazır alıma yönelik olmakta, geliştirmeye dönük esneklik içerme-
mektedir
• Üniversitelerden ve araştırma kuruluşlarından, teknolojik gelişmelerin irdelen-
mesi ve teknolojinin geliştirilmesi aşamasında yeterli düzeyde yararlanılama-
maktadır.
Savunma sanayii uluslar arası işbirliği faaliyetlerinden ihtiyaçların ortak karşı-
lanması bağlamında yeterince yararlanılamamaktadır. Gerek ikili, gerekse
çok taraflı platformlarda geleceğe yönelik projelerin başlatılmasına ilişkin ça-
lışmalara iştirak edilmesi ve bu konuda öncülük edilmesi önem taşımaktadır.
• Ürün ihtiyaçlarından, temel araştırma konularının belirlenmesi ve temel araş-
tırma projelerinin başlatılması için de kaynak yaratılması süreçlerinde etkin bir
yöntemin belirlenememiş olması.
• Maliyet bilgilerinin sağlıklı bir şekilde edinilememesi, maliyet/fayda analizlerinin
de sağlıklı olarak yapılamamasına neden olmakta, bu da ileride projeksiyonlar
ve gerçekleşmeler arasında büyük farkların doğmasına neden olmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
22
• Bütçe ile ilgili büyüklükleri tespit etmekte kullanılan genel ekonomik paramet-
relerin, ilgili kurumlar tarafından sağlıklı bir şekilde tahmin edilememesi prog-
ramlama fazını olumsuz yönde etkilemektedir.
• Kaliteli işgücü temini ve sürekliliğin sağlanması ve eğitiminde yetersizlik söz ko-
nusudur.
• Acil veya kısa vadeli savunma sistemleri ihtiyacı, yurtiçi potansiyelin oluşturul-
masına veya kullanılmasına engel oluşturmaktadır.
• Tedarik makamlarınca tüketim malzemeleri ve savunma teçhizatı tedarik usul-
leri arasında ayırım yapılmamakta, tedarik ve proje yönetim faaliyetlerinde
istenen verim elde edilememektedir.
• Maliyet-Etkinlik analizi ömür boyu maliyeti dikkate almadan yapıldığı için, te-
darik fiyatı düşük olan sistem seçimi tedarik modelini yurtdışından hazır alıma
yönlendirmekte, bu da yurtiçi sanayileşmeyi olumsuz etkilemektedir.
• Teşvik tedbirleri tasarım ve üretim esas alınarak özendirici bir şekilde uygulana-
mamaktadır.
• Hazır alımlar sektörün teknolojik gelişim düzeyinin geri kalmasına ve yurtdışı ba-
ğımlılığının devam etmesine neden olmaktadır.
• Mevcut tedarik mevzuatının yorumlanış biçimindeki farklılıklar ve ilgili diğer
makamlarla danışma mekanizması çalıştırılmadan getirilen alt düzenlemeler
çelişen uygulamalara yol açmaktadır.
• Acil veya kısa vadeli savunma sistemleri ihtiyacı, yurtiçi potansiyelin oluşturul-
masına veya kullanılmasına engel olmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
23
• Hazır alımlar nedeniyle, teknolojiye sahip olunamadığından, işletme ve ida-
mede de yurtiçi imkanlardan faydalanılamamakta, envanterdeki sistemle-
rin değişen ihtiyaçlara göre adaptasyonu ve modernizasyonu mümkün ol-
mamakta, envantere alınan ürünün teknolojik seviyesinin ihtiyacın gerisinde
kalmasına, idame için yurt dışına önemli oranda milli gelir transferine neden
olmasına ve, savunma teçhizatı konusunda yurtdışı bağımlılığının devam et-
mesine sebep olmaktadır.
• Türkiye’de gerekli teknoloji ve mühendislik alt yapısı Dünya’nın gelişmiş
ülkelerine göre alt seviyededir. Söz konusu ülkelerde teknoloji ve know-
how birikimi yapılmış ve ürün tasarım, geliştirme, üretme, entegrasyon, test,
proje yönetim, satın alma, mevzuat, sistem mühendisliği, yazılım ve üretim
mühendisliği süreçleri gelişmişken Türkiye’de çoğu firmada halen geliştirilmekte
veya ancak oturmaktadır.
• Türk savunma sanayi faaliyetleri, katma değeri düşük, emek yoğun ve düşük
teknoloji seviyesinde üretime yöneliktir.
Savunma sanayiimizin nispeten genç olması TSK ihtiyaçlarının ise ileri teknolojili
ürünler ve yoğun bilgi birikimi gerektiren ürünlerle karşılanabilecek özellikte
olması nedeniyle, sanayiinin tekrarlanmayan mühendislik giderleri yüksek
olabilmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
24
3. YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ İLE BÖLGESEL TEŞVİK VE
YARDIMLAR
TSK’nin büyük ve önemli bir kullanıcı olması ve savunma sanayinin gelişmek-
te olması, savunma sanayini önemli bir yatırım ortamı yapmaktadır. Sadece
Türkiye’de faaliyet gösteren yerli firmalar değil, yurtdışında faaliyet gösteren ve
TSK’ne mal ve hizmet satmak isteyen firmalar da Türkiye’de yatırım imkanlarını
değerlendirmektedirler.
Türkiye, müslüman ve Türk Cumhuriyetleri ile olan yakın ilişkileri sebebiyle de
yabancı yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Bu ülkelere mal ve hizmet satışını hedef-
leyen firmalar, sadece TSK’ne değil, yakın çevredeki diğer ülkelerin silahlı kuvvet-
lerine ulaşmak için de Türkiye’de yatırım yapmaya, Türk savunma sanayi şirketleri
ile işbirliklerine önem vermektedirler.
Rekabet edebilir ücretler, kalifiye işgücü ve şirketlerimizin uluslararası üretim sis-
temleri açısından elverişli olması yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgi göstermesi-
nin ilave sebeplerini oluşturmaktadır.
SSM’da, özellikle yerli yatırımcıları özendirmek amacıyla projelerde ilave tekno-
loji kazanılması ve yatırım yapılmasını teşvik edici önemler almakta, mümkün ol-
duğunca yatırımcılara yol göstermekte ve yapılan yatırımları projeler kapsamında
desteklemeye çalışmaktadır.
Yatırım için fırsatlar çok ve olumlu olmasına rağmen yeterli oranda yerli ve ya-
bancı firmanın savunma sanayine yatırım yapmadığı değerlendirilmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
25
Milli ve gizli projeler dışında ne yerli, ne de yabancı yatırımcıların savunma sa-
nayi konusunda yatırım yapmalarını engelleyici kısıtlamalar veya sektöre özel bü-
rokratik sıkıntılar bulunmamaktadır.
Savunma sanayiine yatırım konusunda yaşanan sıkıntılar, yerli veya yabancı
diğer sektör yatırımcılarının yaşadığı sıkıntılar ile aynıdır.
Genel olarak Türkiye’de yatırımların arttırılması amacıyla 57nci Hükümet tara-
fından başlatılan ve takip eden hükümetler tarafından da sürdürülen çalışmalar
ile Türkiye’de yatırım ortamının iyileştirilmesi analizleri ve çalışmaları sonucunda
Yabancıların Çalışma İzinleri ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu
da olmak üzere on dört yeni kanunun yürürlüğe girmiştir.
Yatırımların iyileştirilmesi yönünde atılan tüm adımlara rağmen, özellikle bürok-
raside istenilen iyileştirmenin sağlanamaması ve yürürlüğe giren yeni kanun ve
yönetmeliklerden kaynaklanan yeni sorunların çözümünde istenilen hızın elde edi-
lememesi sebebiyle yatırımlar için cazip bir ortam sunulamadığı değerlendirilmek-
tedir.
57nci Hükümet tarafından başlatılan, “Türkiye’de Yatırım Ortamının İyileştirilmesi
Reform Programı”nda öngörülen iyileştirmelerin en kısa sürede hayata geçirilme-
sinin, yatırım, çalışma izni alınması, sinai ve fikri hakların korunması gibi konularda
bürokrasinin azaltılması ve hukuk kurallarının hızlı bir şekilde işletilmesi konularına
ek olarak, savunma sanayi yatırımlarının da hızlı ve öngörülen oranda artmasına
katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Yabancı sermaye yatırımları özel bir teşvik konusu olmamalıdır, hatta diğer ül-
kelerde olduğu gibi savunma sektörü gibi kritik olan sektörlerde yabancı sermaye
yatırımlarına kısıtlama ve kontrol getirilmelidir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
26
4. SEKTÖRDE YENİ YÖNELİMLER
Savunma sanayii faaliyetlerinin temel amacı, silahlı kuvvetlerin ihtiyaç duydu-
ğu her türlü teçhizatın yerli imkanların devreye sokulması suretiyle karşılanabilmesi
ve dışa bağımlılığın asgari düzeye indirilmesidir.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) modernizasyonu ve ulusal savunma sanayiinin
geliştirilmesi açısından üstlenmiş olduğu görev ve sorumluluklarının öneminin bilin-
ciyle faaliyetlerini yürütmekte olan Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), 5018 sayılı
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında hazırladığı 2007-2011 dönemi
Stratejik Plan hedefleri doğrultusunda çalışmalarına yön vermektedir.
SSM Stratejik Plan’ınında yer alan “ Stratejik Yol Haritası” kapsamında “Sana-
yi ve Teknoloji Yönetimi” konusunda “Savunma sanayiini özgün yurtiçi çözümler
sunabilecek ve uluslararası alanda rekabet edebilecek şekilde yapılandırmak”
amacına ulaşılmak istenmektedir.
Bu stratejik amacın gerçekleşmesi ile, ulusal savunma sanayii imkan ve kabili-
yetlerinin stratejik bir seviyeye çıkarılarak, yurt dışı bağımlılığın azaltılması, yurt için-
de mevcut olan kabiliyetler için yurt dışına kaynak akışının önlenmesi, savunma
sanayiinde mevcut, geliştirilebilir ve erişilebilir üretim, yatırım ve teknoloji imkanları-
nın analiz edilmesi, değerlendirilmesi ve kendi kendine yeten, uluslararası pazarda
rekabet gücüne sahip bir savunma sanayiinin oluşturulması mümkün olabilecek-
tir.
Savunma sanayiini “özgün yurtiçi çözümler sunabilecek ve uluslararası alanda
rekabet edebilecek şekilde yapılandırmak” amacına ulaşmak için belirlenen he-
defler arasında “2010 yılı sonuna kadar savunma sistem ihtiyaçlarının yurt içinden
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
27
karşılanma oranının ortalama % 50’ye çıkarılması” hedefi çok önemli bir yer tut-
maktadır.
Savunma sanayii projelerinde bugün gelinen noktada, önümüzdeki yoğun
dönemde tamamlanma aşamasına gelecek projelerimizde yerli katkı oranında
önemli artışların olacağı değerlendirilmektedir.
Her ne kadar hedef olarak savunma sanayii tedariğinde % 50 yurtiçinden karşı-
lanması düşünülse de bu maliyet bazında bir hedeftir. Türkiye’ye örnek olabilecek
ülkelere bakıldığında, G. Kore ve İspanya, listede yer alan ilk isimler olacaktır. An-
cak% 50 yurtiçi tedarik hedefinin sadece maliyet bazında değil stratejik yönden
de bağımsızlık içermesi sağlanmalıdır.
Burada olması gereken, milli ve kritik teknolojilerin belirlenerek, bunların önce-
liklendirilmesi ve çalışma planına uygun olarak, milli ve kritik olarak belirlenen tek-
nolojilerin kazanılmasıdır. Yani, TSK’ne dışa bağımlı olmadan harekât yapabilme
gücünün kazandırılmasıdır. Bu konuda SSM tarafında yürütülen stratejik çalışmalar
halen devam etmektedir.
Bu kapsamda son yıllarda, tersanelerden de savunma sanayii oyuncularının
çıkmaya başlaması örnek verilebilir. Yonca-Onuk tersanelerinin yanı sıra, RMK ve
DEARSAN gibi tersaneler de savunma sanayi projelerinde görev almaya başla-
mıştır. Ayrıca bu tersanelere hizmet veren ve aslında denizcilik sektörünün oyun-
cuları olan yan sanayii firmaları da bulunmakta ve savunma sanayiine hizmet ver-
mektedirler.
SSM Denizcilik Daire Başkanlığı denizcilik sektörüyle birlikte Türk Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı’nın (DzKK) uzun dönem ihtiyaçlarını, platform ve alt sistem bazında
karşılamak için gerekli çalışmaları devam ettirmektedir. Alt sistemler de dahil ol-
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
28
mak üzere, ihtiyaçların Türkiye’den karşılanmasına yönelik bir strateji oluşturulması,
sektörün kabiliyetlerinin belirlenmesi ve yatırım yapılması gereken konular ile ilgili
sektörel strateji çalışması gerçekleştirilmektedir.
Bu stratejilerin geliştirilmesinde TSK’nin ihtiyacının uzun dönemi de kapsayacak
şekilde belirlenmesi, ihracat potansiyelinin araştırılması, buna göre sanayiinin yön-
lendirilmesi, gerekli yatırım alanlarının ve Ar-Ge ihtiyaçlarının tespit edilmesi ve yan
sanayii kullanımı gibi önemli hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.
Bununla bağlantılı olarak KOBİ iş payının arttırılması gerekmektedir. Konu ile ilgili
olarak SSM tarafından başlatılan ve yerli geliştirme öngörülen bütün ana sistem
projelerinde, ana yüklenici konumundaki şirketlerimizden, savunma sanayii şirket-
lerimize azami oranda iş payı vermeleri istenmektedir. Ana yükleniciler tarafından
gerçekleştirilmeye başlanan iş paylaşımı, giderek artan bir şekilde devam etmek-
tedir. 2006 rakamlarına göre KOBİ’lerimiz 1,7 milyar dolar toplam cironun içinde
111 milyon Dolar’lık bir kısmını gerçekleştirmiştir. Bu miktarın, sektör cirosunun %
30’u seviyelerine çıkması gerekmektedir.
Böylelikle, savunma sanayiimizin bir büyüme çizgisinde olduğu bu dönemde,
ana şirketlerimizin sürekli bir kapasite artırımı yerine, kritik teknolojilere ve sistem
entegrasyonuna odaklanması temin edilmekte ve ülkemizin genel sanayi altyapı-
sından yararlanarak ihtisas sahibi yan sanayii firmaları ile çalışması teşvik edilmek-
tedir.
Savunma sanayii sektöründen ülkemizin talep ve beklentilerinin artmakta ol-
duğu bu dönemde, beklentilere cevap verebilmek için ülke sanayii ile etkin bir
işbirliğinin oluşturulmasına özel bir önem verilmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
29
Sanayide, ana sistem üreticileri tarafından kalifiye edilmiş taşeron sayısının artı-
rılması için “Yan Sanayii Entegrasyon Yöntemleri” ve “Savunma Yan Sanayii Stra-
tejisi” dokümanlarının yayımlanması SSM tarafından planlanmıştır.
Bu çalışmalar ve destekler neticesinde, önümüzdeki yıllarda savunma sa-
nayii sektörünün istediği kalite ve standartlarda üretim yapan, hizmet veren
KOBİ’lerimizin sayısının daha da artmasına ve bu amaç doğrultusunda yeni, ni-
telikli Organize Sanayi Bölgeleri’nin oluşmasına ve gelişmesine tanık olacağımızı
değerlendirmektedir.
Benzer şekilde, üniversitelerdeki akademik çalışmaların savunma sanayii ihti-
yaçlarına göre yönlendirilmesi konusunda da çalışmalar bulunmaktadır.
SSM’nın, Sanayi ve Teknoloji Yönetimi stratejik amaçları kapsamında bir diğer
hedef ise, 2011 yılında savunma ürün ve hizmet ihracatının yıllık 1 milyar dolara
çıkarılmasıdır.
Ulusal savunma sanayii altyapısının geliştirilmesinde sadece ulusal ihtiyaçlar pa-
ralelindeki faaliyetlere bağımlı kalınmaması, uluslararası alanda gelişmekte olan
teknolojilerin takip edilmesi ve uluslararası rekabet ortamından uzaklaşılmamasına
dikkat edilmesi gerekmektedir.
Ulusal savunma sanayiinin yurt içi ihtiyaçlara odaklanarak yurt dışı pazarların-
dan ve rekabetinden uzaklaşması, ülke ekonomisinin ihtiyaç duyduğu döviz girdi-
sinden mahrum kalınmasına sebep olmakta; sonuç itibariyle kendi kendine yeterli
bir savunma sanayiinin oluşumuna engel teşkil etmektedir.
Dolayısıyla, Türk savunma sanayii altyapısının geliştirilmesi istikametindeki ça-
lışmaların başarıya ulaşabilmesi açısından, savunma ihracatını desteklemeye yö-
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
30
nelik faaliyet ve girişimlerin koordine edilmesi ve yönlendirilmesi büyük önem arz
etmektedir.
Savunma sanayiinde temel hedefimiz, öncelik verdiğimiz alanlarda kendi ta-
sarımımızı yapmak ve savunma sanayiini özgün yurt içi çözümler sunabilecek ve
uluslararası alanda rekabet edebilecek şekilde yapılandırmaktır. Bununla birlikte
özgün proje/ürün geliştirmediğimiz alanlarda ise uluslararası konsorsiyumlarla ta-
sarım ortaklığı ile katılmaya çalışılmaktadır. A400M Ulaştırma Uçağı Projesi, Müş-
terek Taarruz Uçağı JSF Projesi F-35 gibi konsorsiyum projelerinde nitelikli iş payları
almaktayız. A400M Projesinde orta gövde tasarımı ve iç - dış aydınlatma sistemi
tasarımı, Türkiye’de gerçekleştirilmekte olup, F-35 Projesinde ise 2007 yılında 3. Saf-
ha olan üretim ve lojistik destek evresine katılım sağlanmıştır. Bu projeden yerli
sanayiimize en az proje bedelinin %50 seviyesinde 5-6 milyar dolarlık bir iş payı
sağlanması hedeflenmektedir.
Uluslararası işbirliği amacı doğrultusunda “NATO savunma projelerinde Türk sa-
vunma sanayiinin payı 2011 yılı sonuna kadar dört katına çıkartmak.” hedeflen-
miştir.
NATO bünyesindeki Milli Silahlanma Direktörleri Konferansı (CNAD) faaliyetleri
silahlanma işbirliği konusundaki en önemli platformlardan biri durumundadır. Bu-
nunla birlikte, NATO bünyesinde Ar-Ge çalışmaları Araştırma ve Teknoloji Kurumu
(RTO), ülke sanayilerinin tavsiye ve katkılarının alınması, ihtiyaç duyulan sistemle-
re yönelik mevcut ve geliştirilebilecek endüstriyel çözümlerin araştırılması NATO
Sanayi Danışma Grubu (NIAG), lojistik alanındaki çalışmalar ise NATO Bakım ve
Tedarik Ajansı (NAMSA) eliyle gerçekleştirilmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
31
Halihazırda NATO tarafından yürütülmekte olan büyük çaplı programlar ara-
sında AGS, Bölgesel Füze Savunması (TMD) gibi oldukça ileri teknoloji içeren ve
yüksek maliyetli projeler bulunmaktadır. Türkiye, bu projelere katılım konusunda
en kısa sürede karar almalı ve endüstriyel katılımın önünü açmalıdır.
NATO bünyesindeki silahlanma ve kabiliyet hedeflerine ilişkin çalışmalara pa-
ralel olarak NATO yetenek hedefleri kapsamında ülkemiz sorumluluğuna düşen
alanlarda sanayimizin katılımını artırmak, ulusal savunma sanayii politikalarımız için
de önemli bir hedeftir.
NATO bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalar ile birlikte Avrupa Birliği (AB) 7nci
Çerçeve Programına da büyük önem verilmektedir ve savunma sanayi firmaları-
nın bu programa katılımına SSM tarafından çok önem verilmektedir. Savunma sa-
nayii şirketlerimizin etkili olabileceğini düşünülen; havacılık, güvenlik, bilişim, ulaş-
tırma, uzay alanları AB 7nci Çerçeve Programı kapsamında desteklenmektedir.
TÜBİTAK’ın koordinasyonunda 2007 yılı itibariyle 7 proje teklif edilmiş olup, güvenlik
alanı ilk çağrısında 3 teklif kabul edilmiştir. Başlangıç için başarılı bir oran olarak
kabul edilebilecek çalışmalar, SSM tarafından teşvik edilmektedir. 7nci Çerçeve
Programlarına katılım, maddi amaçlardan çok, önemli işbirliklerinin oluşturulduğu,
önemli ortamlara giriş fırsatları sağlanıldığı ve birtakım teknolojilere giriş fırsatlarının
olduğu alanlar olarak düşünülmüştür. Savunma sanayii firmalarının bu programa
katılımını desteklemek için SSM gerçekleştirilen çalışmaların offset içinde kullanıl-
masına imkan sağlamıştır.
Yüksek rekabet gücüne sahip olabilmek ve SSM tarafından belirlenen strate-
jik hedeflere ulaşmak için ileri teknolojiye sahip ürünleri üretmek ve ihraç etmek
gerekmektedir. İleri teknolojilere sahip ürünlere sahip olmak için bu doğrultuda
Ar-Ge faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
32
Türk savunma sanayii’nin 2006 yılı cirosu 1.720.405.000 Dolar olarak gerçekleş-
miştir. Özet olarak savunma sanayiimiz, 2006 yılında ciroda yaklaşık % 8 civarında
bir büyüme kaydetmiştir.
Bu gelişmeye paralel olarak, 2006 yılı savunma sanayi ihracatımız % 5 oranında
bir artış ile 351.989.000 Dolar’a ulaşmıştır.
2006 yılında 90.089.000 Dolar olarak tespit edilen Türk savunma sanayi Ar-Ge
harcamalarının, hem rakamsal hem de oransal olarak, önemli bir artış olduğu de-
ğerlendirilmektedir. Devlet politikası olarak Ar-Ge ve özelllikle savunma sanayi pro-
jelerinde sağlanan Ar-Ge desteğinin artarak devam edecek olması Türk savunma
sanayiinin gelişmesi, kendi özgün ürün ve teknolojilere sahip olabilmesi açısından
önemli bir gelişme ve fırsat olarak değerlendirilmektedir. Ar-Ge harcamalarında
görülen artışların nispeten daha yüksek oluşu fevkalade önemlidir. Zira savunma
sanayine verilen Ar-Ge görevleri özgün savunma sanayi ürünlerinin geliştirilmesine
imkan yaratmaktadır. Özgün ürünlerimizin bulunması ise, Türk savunma sanayi’nin
dışa açılması ve ihracatının artması için en önemli unsurlardan birisidir.
2010 yılına kadar, toplam Ar-Ge harcamalarının GSMH’ya oranının, Avrupa
oranı olan %2’ye çıkarılması hedef alınmıştır. Halen bu oran % 0.6 seviyesinde bu-
lunmaktadır. Savunma sanayii firmalarımızın, yıllık cirolarının asgari %8’ini Ar-Ge’ye
ayırmalarının uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Sektörde ihtiyaç olan temel teknolojilerin kazanımına yönelik, sektöre yol gös-
termek ve sektörde yer alan firmaların aktif katılımının sağlanması amacıyla, SSM
tarafından Ar-Ge Yol Haritası çalışması başlatılmış ve yürütülmektedir. Bu çalışma
önümüzdeki yıllarda yürütülecek projelerde ihtiyaç olacağı değerlendirilenteknolo-
jilerin kazanımına yöneliktir. Bu amaçla dört temel teknoloji alanı seçilmiştir:
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
33
• Sistem Entegrasyonu
• Network, Bilgi, Uydu Sistemleri, Sensörler
• Elektronik Harp
• Füze, Güdüm, Kontrol
SSM tarafından, öncelikli konularda teknoloji kazanımına yönelik, Ar-Ge çalış-
maları kapsamında 12 adet Mükemmeliyet Merkezi alanı belirlenmiştir. Bu mer-
kezlerin içinde, ilgili konularda çalışma yapan kuruluşların yer aldığı, havuz oluştu-
rulmuştur.
Mükemmeliyet merkezi, fiziki bir yapı olmayıp, enstitülerin, üniversitelerin ve
uzman şirketlerin yer alacağı birlikteliklerdir. Mükemmeliyet merkezlerinin oluştu-
rulması ile birlikte teknoloji yol haritaları oluşturulacak ve önerilen Ar-Ge projeleri
finanse edilerek faaliyetler yürütülecektir.
Mükemmeliyet merkezlerine yönelik temel teknoloji alanları ve genel olarak
kapsamları aşağıdaki şekilde belirlenmiştir;
• Otonom Sevk ve İdare (OSİ)
• Merkezi Yönetim, Güdüm, Kontrol/Tahrik, Seyrüsefer, Robotik
• İleri Malzemeler (İM)
• İleri Metalik Malzemeler, İleri Seramikler, İleri Polimerik Malzemeler, Kompo-
zit Malzemeler
• Uzay (UZY)
• Enerji Üreteci, Uzay Pili, Uzay Elektroniği, Uydu Fırlatma
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
34
• Enerji ve İtki (Eİ)
• Motor, Yakıt, Pil
• Algılayıcılar (ALG)
• RF, EO, Akustik, Manyetik
• Test ve Kalifikasyon (TK)
• Sistem Entegrasyon Laboratuarı, Harekat/İşletim Yazılımı (OFP), Rüzgar Tü-
neli, EMI/EMC, Döngüde Donanım (HITL), Sertifikasyon, Uçuş Test Enstrü-
mantasyonu & Yönetimi, Balistik Test
• Modelleme ve Simülasyon (MS)
• Tasarım, Eğitim, Harekât
• Elektronik Harp (EH)
• ET, ED, SIGINT, ELINT, Görünmezlik
• Tahrip Teknolojileri (TT)
• Yönlendirilmiş Enerji, Kimyasal Enerji, Kinetik
• Muhabere (MH)
• Kripto (KR)
• Alternatif Teknolojiler (AT)
• Nanoteknoloji, MEMS
Mükemmeliyet Merkezlerinin belirlenme nedenleri aşağıdaki gibi verilebilir;
Alanındaki faaliyetlere liderlik etmek ve koordinasyonu sağlamak, mevcut
kaynaklara paydaşların erişimini kolaylaştırmak, savunma Ar-Ge yatırımını artır-
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
35
mak ve kapsama alanını genişletmek, savunma sanayii tedarik zincirinin işleyişini
desteklemek, savunma alanında Ar-Ge farkındalığını artırmak, savunma Ar-Ge
yol haritasını baz alarak teknoloji gereksinimlerini tanımlamak, sonuç odaklı çö-
züm ve hizmetler sunmak, alanında tek bir temas noktası olarak görev yapmak,
müşteri arayüzü olarak görev yapmak, paydaşlar arasındaki işbirliğini geliştirmek,
uluslararası Ar-Ge işbirliği çalışmalarında görev almak, “Teknoloji Havuzu” kavra-
mını somutlaştırmak ve kazanılan bilgiyi canlı tutmak, yinelemeleri önlemek, sivil-
askeri teknolojilerin çift kullanım potansiyelini araştırmak, Ar-Ge teklife çağrılarını
yayımlamak ve gelen teklifleri değerlendirmek, bağımsız teklifleri değerlendirmek,
konferans, seminer ve atelye çalışmaları düzenlemek, yenilikçi fikirleri desteklemek
üzere belirli tutarda kaynak sağlamak.
Ar-Ge; yurtiçi geliştirme dahil tedarik süreçlerini destekleyen paralel bir süreç
olarak ele alınmakta ve temel araştırma, uygulamalı araştırma ile deneysel geliş-
tirme türü çalışmaları içermektedir. Ar-Ge projeleri ana sistem projelerinin altında
eş zamanlı veya daha önceden yürütülebilmektedir. Bu çalışmalarla savunma
sistemlerinin yurt dışına bağımlılığının zaman içerisinde asgari düzeye indirilmesi
amaçlanmaktadır. SSM tarafından bugüne kadar yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla
çok önemli teknolojik kazanımlar elde edilmiş ve ana sistem projelerini destekleyi-
ci bir alt yapı oluşturulmuştur.
Savunma Ar-Ge Yol Haritası”nın devreye alınmasıyla tedarik sürecinde tekno-
loji katkısının daha net olarak ortaya konabileceği değerlendirilmektedir.
Savunma sanayii kuruluşlarımızın teknolojiye yatırım konusunda gelişimleri,
2000’li yılların başından itibaren değişmeye başlamıştır. Özellikle savunma teda-
riğinde “yurt içi geliştirme” yaklaşımının benimsenmesinin ardından savunma şir-
ketlerimizde; imalat yeteneğinden, tasarım yeteneğine, yurt içi ortak üretimden,
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
36
yurt içi tasarıma, alt sistemlerden, sistem entegrasyonuna, kullanıcı ile koordine ol-
mayan iş yapma şeklinden, çözüm üreten bir yapılanmaya doğru bir yönelim söz
konusudur. Savunma sanayi kuruluşlarımız cirolarının belirli bir bölümünü Ar-Ge’ye
ayırmaya başlamışlar ve mühendislik-tasarım bölümlerini güçlendirmişlerdir. Bu
doğrultuda sanayi kuruluşlarımız ülkemizin de katıldığı uluslararası projelerde (Ör.
A400M, JSF) Ar-Ge ve tasarım iş payı alabilecek duruma gelmişlerdir. Türk firmaları
büyük çaplı uluslararası savunma sanayii kuruluşlarının tasarım işlerini üstlenmekte-
dirler. Çok sayıda savunma sanayi şirketimiz Ar-Ge faaliyetleri için Teknoparklarda
birimler oluşturmakta ve güçlü bir mühendislik kadrosunu bir araya getirmektedir.
Savunma sanayi tarihinin en büyük tedarik programı olarak kabul edilen Çok
Uluslu Müşterek Taaruz Uçağı (Joint Strike Fighter - JSF) Programı çerçevesinde
üretilecek olan F-35 uçağının orta gövdesinin ABD dışında tek kaynak olarak
TUSAŞ tesislerinde üretilecek olması, kazandıracağı teknolojik kabiliyetlerin yanı
sıra yeni yatırımlar yapılmasını zorunlu kılarak istihdam olanağı yaratmıştır.
TUSAŞ’ın F-35 uçağının Orta Gövde üretiminden sağlayacağı teknolojik kaza-
nımlar ise:
• Hassas toleranslı ileri teknoloji kompozit parça üretimi, tasarım ve imalat
süreçleri arasında yüksek seviyede dijital entegrasyon,
• Robot kontrollü hassas delme, kesme ve bütünleştirme işlemleri,
• Karmaşık yapılar için otomatik tezgahlar kullanılarak yerleştirme teknikleri,
• Yüksek teknoloji kullanarak kompozit ve metal yapıştırma teknikleri,
• Robot kontrollü hassas kaplama ve boyama uygulamaları ile
• 5. nesil savaş uçakları için gereken yüksek standartlı kalite uygulamalarıdır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
37
Hükümet tarafından 2005 yılından itibaren Ar-Ge’ye önemli miktarlarda ek
kaynak ayrılmakta ve bu kaynak TÜBİTAK’ın koordinasyonunda kullanılmaktadır.
Savunma-uzay araştırmaları TÜBİTAK tarafından desteklenecek öncelikli alanlar
arasında yer almaktadır. Bu kapsamda TSK, MSB/SSM koordinasyonuyla savunma-
uzay öncelikli ve sistem ilişkisi kurulmuş birçok Ar-Ge projesi yürütülmektedir. Sa-
vunma sanayiimiz, savunma amaçlı Ar-Ge çalışmaları için diğer kamu fonlarından
(Ör., TÜBİTAK-TEYDEB, DPT, TTGV, DTM vb.) da yararlanabilmektedir.
1990’lı yıllardan itibaren, Berlin Duvarının da yıkılması, elektronik ve Bilişim ala-
nında teknolojinin hızlanarak gelişmesi sonucunda; özellikle iletişim olanaklarının
gelişmesi ve internet ile birlikte bilgiye ulaşımın da inanılmaz boyutlara ulaşması
küreselleşmeyi; küreselleşme ile birlikte sanayide yaşanan teknolojik ilerleme ve
gelişmeler de, ticarileşmeyi getirmiştir.
Önceden, askeri standartlarla yapılan geliştirme ve üretimler, bu standartların
tavsiye niteliğinde kullanıldığı ticari sivil standartlarla yapılan üretimlere dönüşmüş-
tür. Önceden teknoloji askeri alanda geliştirilip, bunlardan uygun görülenler sivil
ürünlere uygulanırken (ikili kullanım), şimdi teknoloji önce sivil alanda geliştirilmek-
te ve burada gelişen teknolojiye savunma sanayii adapte olmaktadır.
Önceden teknoloji savunma sanayiinde; sıkı bir şekilde kontrol edilen kuruluş-
larda ve belirli ülkelerde üretilirken, günümüzde teknoloji sivil fabrikalarda, kuruluş-
larda ve dünyanın her tarafında üretilebilmektedir. Özellikle son on yılda teknoloji
küreselleşmekte ve ticarileşerek sivilleşmektedir. Bu ortamda, teknolojinin artık ih-
raç lisansları ile kısıtlanması güç bir hale gelmiştir. Savunmada teknolojik üstünlüğü
sürdürmek isteyen gelişmiş ülkeler, bu şartlar altında, tasarım teknolojisine sahip
olup, kontrol etmeye veya bu teknolojileri silah sistemine adapte etme bilgisini
başkalarıyla paylaşmamaya çalışmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
38
Mevcut silah sistemleriyle uyumlu savaş teknikleri geliştirmek, ya da geleceğin
sosyo-ekonomik dengesizlikleri ve belirsizliklerinin şekillendireceği muhtemel (anti-
terör) savaş senaryolarına uygun silah sistemlerinin geliştirilmesi ikileminde; ara çö-
zümlere gidilmektedir.
Türkiye, 1952’den beri, hem değişik teknolojilere nüfuz edebilmek, hem de
birçok yeni silah sisteminin müşterek geliştirme ve üretim çalışmalarına katılmak
amacı ile, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) bünyesinde oluşturulan ve
savunma sanayiinde işbirliğine katkı sağlamayı amaçlayan bir çok komite ve or-
ganlarında yürütülen, çok taraflı savunma sanayii işbirliği ve Ar-Ge proje ve prog-
ramlarında yer alma çabası içerisindedir. Bu tür çalışmaların Türkiye’deki savunma
sanayii altyapısının kurulması ve gelişmesinde de önemli katkıları olmaktadır.
MSB SSM.lığı tarafından belirlenen Ar-Ge projelerinin büyük bir bölümü tamam-
lanmış olup, bu projeler sonucunda edinilen ve kullanılan özgün teknolojiler;
• Kısa/Orta menzilli füze ve güdümlü füze teknolojisi
• Kompozit-Seramik esaslı zırh malzemesi ve alaşım yarı iletken üretim teknolojisi
• Seramik roket motoru teknolojisi
• Milimetrik dalga elektronik harp teknolojisi
• Frekans atlamalı askeri telsiz üretim teknolojisi
• Komuta kontrol bilgi sistemleri yazılım teknolojisi
• İnsansız hava aracı tasarım ve üretim teknolojisi
• Kripto cihazı üretim teknolojisi
• Modelleme-Simülasyon sistemleri teknolojisi
• Flaman sargı tekniği ile kompozit malzeme üretim teknolojisi
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
39
• NBC (KBR) korumalı elbise üretimine dönük filtre malzemesi üretimi teknolojisi
• Aviyonik sistem entegrasyonu
• Çeşitli silah sistemlerine yönelik üretim teknolojisi
Ülkemizde savunma sanayinin stratejik hedeflere ulaşmak doğrultusunda si-
lahlı kuvvetlerin uzun vadeli ihtiyaçlarının yerli imkanlarla karşılanması ve ihracat
hedefleri doğrultusunda, dünyada geleceğe yönelik konseptler üst seviyede ele
alınmalıdır. Proje bazında gerçekleştirilecek çalışmalara odaklanmak, büyük res-
min gözden kaçmasına neden olabilmektedir. Dünyadaki gelişmelere ayak uy-
durabilmek için savunma sanayii şirketleri ağ merkezli muharebe sistemi başta
olmak üzere gelişim stratejilerini belirlemeli ve bu konudaki çalışmalar dünyadaki
benzerlerinden geri kalmadan yürütülmelidir. Çalışmalara başlamak için kaybedi-
len süreler dışa bağımlılığı arttıracaktır.
Bugün dünyadaki modern orduların yaklaşımlarına baktığımızda, Platform
Merkezli Muharebe Sistemlerinin Ağ Merkezli Muharebe Sistemine geçilme çalış-
malarını görmekteyiz. Platform Merkezli Muharebe sisteminde, algılama, silah ve
süreç fonksiyonları her platform için kendi içinde birbiriyle bağlı olarak işlerken, Ağ
Merkezli Muharebe sisteminde muharebede yer alan bütün platformların birlikte ele
alındığı, algılama, silah ve süreç fonksiyonlarının farklı platformlarla ilişkili olduğu,
bilgi edinme, desteği ve sürekliliğinin temel olduğu, bilginin toplanma, işlenme ve
akışının kesintisiz olarak ve güvenle yapıldığı, muharebe bazında bir etkinlik söz
konusudur.
Bu kavram, Ağ Merkezli Muharebe (Network Centric Warfare) olarak adlan-
dırılmakta olup, temelde bilgi teknolojilerini kullanarak, farkındalığın arttırıldığı ve
böylece karar verme süreçlerinin hızlandırıldığı, komuta kontrol kabiliyetinin arttığı,
ve sonuç olarak daha etkili harekatların yapıldığı bir ortam hedeflenmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
40
Ağ Merkezli Yetenek, başta NATO ülkeleri olmak üzere dünyadaki birçok ordu
tarafından benimsenmiş ve Ağ Merkezli Yetenek yapısına geçmek için değişim
çalışmaları devam etmektedir.
Ağ Merkezli Yetenek yalnızca orduların muharebe kabiliyetinin arttırılması açı-
sından ele alınmamalıdır. Özelikle asimetrik savaşın büyük bir tehdit olarak yaşan-
dığı günümüzde, olaylara bakıldığında, terörizm faaliyetlerinde yalnız silah kulla-
nılmadığı, bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmelerden de yararlanıldığı, hepimiz
tarafından izlenebilmektedir. Dolayısıyla yurt güvenliğinde de Ağ Merkezli Yete-
nekten yararlanma söz konusu olmaktadır.
Ağ Merkezli Yeteneğin politik, stratejik, operasyonel ve taktik boyutları ve etki-
leri vardır. Sadece askeri olmayıp sivil otorite ve kurumlar ile bilgi paylaşımı yapıl-
ması nedeni ile anayurt güvenliği ve e-devlet ilişkileri de ön plana çıkmaktadır.
Gelişmiş ülkeler bu sisteme geçme çalışmalarına yıllar önce başlamışlardır.
Geçen zaman içinde önemli bir yol almışlardır. Ülkemizde, bu amaçla yapılan
çalışmalar yeni başlamış olsa da, hedeflerin iyi belirlenmesi ve planlı çalışmalar
ile aradaki zaman kaybını kapatmak mümkün olabilecektir. Bu kapsamda, diğer
ülkelerin yaptığı çalışmalar ve kullandığı modellerin değerlendirilerek, ülkemiz şart-
larına uygun bir model belirlenmeli ve diğer ülkelerin geliştirme sürecinde yaşadığı
yanlışları tekrar etmeden hedefe ulaşma çalışmaları sürdürülmelidir.
Ülkemizde, Ağ Merkezli Yeteneğin geliştirilmesi dahil olacak kurumlar arası uyu-
mun sağlanması, standart ve prosedürlerin, Ağ Merkezli Yetenek ile ilgili stratejilerin
belirlenmesi hususlarında ülkemizdeki kurum/kuruluş ve ilgili özel sektör temsilcile-
rinin katılımı ile oluşturulacak bir konsorsiyumun SSM koordinasyonunda oluşturul-
ması planlanmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
41
5. SEKTÖRÜN DIŞ PİYASALARDAKİ DURUMU
Yürütülmekte olan proje faaliyetleri ile savunma sanayiinin geliştirilmesine yö-
nelik diğer tüm faaliyetler kapsamında ihtiyaç duyulan uluslararası savunma sa-
nayii işbirliği imkanlarını araştırmak ve dış politika hedefleri ile uyumlu bir şekilde
hayata geçirmek SSM tarafından üstlenilmiştir.
Özellikle, soğuk savaş sonrası uluslararası pazarda yaşanan daralma ve gü-
nümüze kadar olan süreçte tehdidin değişen niteliği, uluslararası alanda yaygın
işbirliği gerektiren yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu çerçevede, uluslararası alanda
ihtiyaçların uyumlaştırılması ve çok uluslu silahlanma ve endüstriyel işbirliği proje-
lerinin hayata geçirilmesi ihtiyacı tüm devletler tarafından kabul gören bir husus
olmuştur.
1952 yılından bu yana üyesi olduğumuz Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North
Atlantic Treaty Organisation - NATO) bünyesinde savunma sanayii alanında or-
taklaşa olarak yürütülmekte olan üretim, tedarik, Ar-Ge ve lojistik faaliyetlerine
planlı ve belirli hedefler çerçevesinde iştirak edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Özellikle, NATO ajansları tarafından yürütülmekte olan projelerde gerek sistem ge-
rekse alt sistem bazında uluslararası ihalelere çıkılmakta olup, yerli savunma sana-
yimizin bu ihalelerden daha fazla pay alması, ülke sanayiinin gelişimi ve ihracat
açısından önem taşımaktadır. Ancak, projeye katılım sürecinde yaşanansıkıntılar
konuya ilişkin politikaların tek elden oluşturulması ve uygulanmasını engellemekte
ve ülke savunma sanayii için fırsatların kaçırılmasına ve esasen başlangıç aşama-
sından iştirak edilmeyen projelerde daha sonra alıcı olunmasına yol açmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
42
Diğer taraftan, 3 Ekim 2005 tarihi itibariyle Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik mü-
zakerelerine başlamış bir ülke olarak Türkiye’nin, savunma sanayii konusunda Av-
rupa ülkeleri ile ilişkileri yeni bir anlam ve önem kazanmıştır. AB ülkeleri her ge-
çen gün savunma sanayiinde ortak bir pazar ve kurumsal yapılar oluşturulması
konusunda somut adımlar atmaktadır. Savunma konuları her ne kadar AB’de üye
ülkenin kendi uygulamalarına bırakılsa da giderek ortaklığı ön plana çıkaran yak-
laşımların benimsendiği gözlenmektedir.
Bu kapsamda, Temmuz 2004’de , aşağıdaki görevleri ifa etmek üzere, Avrupa
Savunma Ajansı European Defence Agency (EDA) kurulmuştur.
Bu ajansın ana görevleri aşağıdaki gibidir;
• Kriz yönetimi alanında savunma yeteneklerini geliştirme
• Avrupa silahlanma işbirliğinin teşvik edilmesi, geliştirilmesi
• Avrupa Savunma Sanayi ve Teknoloji Altyapısının (DTIB) güçlendirilmesi
• Rekabete açık bir ortak savunma sanayi pazarının teşkil edilmesi(EDEM)
• Avrupa Birliği’nin stratejik teknolojiler ve geleceğin savunma sistemleri alanında
araştırma ve geliştirme çalışmalarının koordine edilmesi.
Avrupa ülkeleri arasında ortak tedarik konusunda somut projeler üzerinde faa-
liyet gösteren Ortak Silahlanma İşbirliği Örgütü’nün (OCCAR) çalışmalarına daha
fazla katılım sağlanmasının gerektiği değerlendirilmektedir. Böylelikle, ülkemizin
bir yandan Avrupa ülkeleri tarafından yürütülmekte olan işbirliği faaliyetlerinin bir
parçası olması, diğer yandan ise ulusal savunma sanayii firmalarımızın uluslararası
pazarda söz sahibi olmaları sağlanabilecektir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
43
Uluslararası örgütler aracılığı ile gerçekleştirilen bu işbirliği faaliyetlerinin yanı
sıra dost ve müttefik ülkeler ile hükümetler arası seviyede yürütülen faaliyetler ve
hayata geçirilebilecek muhtemel işbirliği projeleri savunma sanayimizin gerek ih-
racat gerekse uluslararası pazara uyumunu sağlayacak temel araçlar olarak gö-
rülmektedir.
Soğuk savaş sonrası tüm dünyada savunma harcamaları, düşüş göstererek yıl-
lık 600-800 milyar Dolar seviyelerine gerilerken, 11 Eylül 2001’de meydana gelen
terör olayları sebebiyle ülkelerin terörü asimetrik tehdit olarak kabul etmeleri ve
2003 yılında ABD’nin Irak’a müdahalesi sonrasında, savunma harcamaları
yükselmeye başlamıştır. Savunma harcamaları 2004 yılında 1,035 trilyon Dolar’a
ulaşmıştır. 2006 yılında bu rakam, bir önceki yıl harcamalarına kıyasla, % 3,5’lik bir
artış göstermiş, son 10 yılda ise % 37’lik bir artışla 1,2 trilyon Dolar’a ulaşmıştır. Son 5
yıllık artışlar, Tablo 5.1.’de görülmektedir.
Tablo 5.1 - Toplam Global Savunma Harcamaları
Yıl
Harcama
(Milyar USD)
Bir Önceki
yıldan
Artış (%)
Dünya GSMH
Oranı (%)
Kişi Başına Düşen
Harcama
2002
794
6,50
2,5
128
2003
956
11
2,5
140
2004
1035
6
2,6
162
2005
1118
3,40
2,5
173
2006
1204
3,50
2.5
184
Kaynak:SIPRI 2007
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
44
Grafik 5.1 – Toplam Global Savunma Harcamaları
Grafik 5.1 – Toplam Global Savunma Harcamaları
Kaynak:SIPRI 2007
0
100
200
300
400
500
600
700
800
900
1.000
1.100
1.200
1.300
2002 2003 2004 2005 2006
Savunma Harcaması
(Milyar Dolar)
Kişi Başına Harcama
(Dolar)
Kaynak:SIPRI 2007
Ülkelerin tehdit algılamaları, dünya konjonktüründe üstlendikleri görevler ve
teknolojik alt yapıları ile üretimleri artmış ve 1,2 trilyon Dolar’lık harcama dengesiz
bir dağılımla % 78’lik bir oranla Tablo 5.2’de görülen ilk 10 sırayı ortaya çıkarmıştır.
2006 yılı verilerine göre Türkiye, en fazla savunma harcaması yapan ülkeler arasın-
da 14. sırada yer almaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
45
Grafik 5.2 - Bölgelere Göre Toplam Savunma Harcama Payları
22%
6%
3%
1% 3%1%1%
15%
48%
Kuzey Amerika
Batı Avrupa
Asya
Orta Doğu
Latin Amerika
Afrika
Doğu Avrupa
Orta Avrupa
Okyanusya
Kaynak:Jane’s Defence 2005
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
46
Tablo 5.2 - Ülkelere Göre Toplam Savunma Harcama Tutarları
Ülke
Milyar $
Kişi Başına
Harcama
Pay %
ABD
528,7
1.756
46
İngiltere
59,2
990
5
Fransa
53,1
875
5
ÇHC
49,5
37
4
Japonya
43,7
341
4
Almanya
37,0
447
3
Rusya
34,7
244
3
İtalya
29,9
514
3
Suudi Arabistan
29,0
1.152
3
Hindistan
23,9
21
2
Alt Toplam
888,7
-
78
Dünya Toplamı
1204
-
100
Kaynak:SIPRI 2007
Türk savunma sanayi, 1980’li yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyacını % 20’ler sevi-
yesinde karşılarken 2006 yılı itibarıyla bu rakam % 37’ye yükselmiştir. Türk savunma
sanayii kendi kendine yeterlilik bakımından 1985-2006 yılları arasında % 17’lik bir
gelişim göstermiştir. Ülkelerin kendi kendilerine yeterlilik tablosu, Tablo 5.3’te gös-
terilmiştir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
47
Tablo 5.3 - Ülkelere Göre İhtiyaçların Yerli Katma Değerler (YKD) İle
Karşılanma Oranları-2006
ÜLKELER
İHTİYAÇLARIN YKD İLE KARŞILANMA
ORANI
Almanya
% 80
Fransa
% 90
Güney Kore
% 75
İngiltere
% 85
İsrail
% 79
Türkiye
% 37
Yunanistan
% 25
Kaynak:SSM Stratejik Plan
1985-2007 yılları arasında önemli derecede bir gelişim gösteren Türk savunma
sanayi, SSM tarafından hazırlanan “Stratejik Plan”da, her iki rakam da, 2010 yılı-
na kadar %50 paritesine ulaşım hedefi olarak öngörülmüştür. Diğer bir ifade ile
gelecek üç yıl içinde ciroda 3 milyar dolara, yurtiçi yeterlilik bakımından % 50’ye,
ihracat bakımından 1 milyar Dolar’a ulaşılması Türk sanayicisine hedef olarak gös-
terilmiştir.
Dünya savunma sanayi pazarı 45-50 milyar dolar civarında seyretmektedir. Bu
pazarda ülkelerin payları Tablo 7’de görülmektedir. Pazarın % 95’lik bölümü 6 ülke
tarafından karşılanmış, geriye % 5’lik bir pazar, bu ülkelerin dışındaki ihracatçı ül-
kelere kalmaktadır. Bu da gelişmekte olan savunma sanayii için yaklaşık 2,5 milyar
dolar civarında bir pazar imkanı anlamına gelmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
48
Mevcut rakamlara göre Türkiye 351 milyon dolarlık ihracatı ile 2,5 milyar dolarlık
pazarın % 0,7’lik payını almaktadır.
Yapılan ihracatın önemli bir kısmı da offset tabanlı ürünlere dayanmaktadır.
2006 yılında yapılan 351 milyon dolarlık ihracatta ve 1,720 milyar dolarlık ciroda
ilk 10 sırayı paylaşan firma ve kuruluşlarımız, 2005 yılı ile mukayeseli olarak Tablo
5.4’de gösterilmiştir.
Tablo 5.4 – Türk Savunma Sanayi Firmaları, Savunma Sanayii Ürünleri için
Ciro ve İhracat Değerleri
FİRMA
CİRO X 1000 ABD DOLARI
SIRA
2006
SIRA
2005
ASELSAN
289.687
1
277.029
1
TEI
136.100
2
68.000
6
MKEK
126.816
3
178.192
2
OTOKAR
118.955
4
102.550
3
HAVELSAN
95.444
5
80.689
4
YAKUPOĞLU
84.285
6
76.335
5
ROKETSAN
60.925
7
54.746
7
TAI
40.793
8
28.874
9
SIEMENS
32.996
9
33.865
8
MERCEDES
27.015
10
16.302
11
Kaynak:SASAD 2006
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
49
FİRMA
IHRACAT X 1000 ABD DOLARI
2006
SIRA
2005
SIRA
OTOKAR
100.000
1
77.433
1
TEI
50.900
2
49.300
3
TAI
36.272
3
26.475
4
HAVELSAN
26.442
4
60.779
2
ROKETSAN
19.046
5
19.183
6
FNSS
11.817
6
9.564
7
ASELSAN
8.422
7
20.028
5
YAKUPOĞLU
5.906
8
3.272
8
MKEK
4.946
9
3.050
9
MERCEDES
76
10
-
-
Kaynak:SASAD 2006
İhracatımızı doğrudan etkileyen husus, ihraç ürününün yurtiçi kullanım seviye-
sidir. Silahlı kuvvetlerin ve diğer güvenlik güçlerinin bir ürünü kullanımı, dış pazarda
o ürünün satış şansını önemli ölçüde etkilemektedir. Nitekim, büyük miktarlarda
uzak doğu ülkelerine ve körfez ülkelerine, Kuzey Afrika’ya ihraç edilen zırhlı ve te-
kerlekli taktik araçlar, halen kendi silahlı kuvvetlerimiz tarafından kullanılmaktadır.
Herhangi bir savunma sanayi ürününün, bir ülkeye ihraç edilmesi, yavaş ta olsa
bölge pazarına girmeyi, mal ve hizmet satışını kolaylaştırmaktadır. Bu bakımdan
uzak doğu ve körfez ülkeleri, Türk savunma sanayii firmalarının ihracatında ilk sırayı
almaktadır. Bu bölgeleri Türki Cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika ülkeleri takip etmek-
tedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
50
Soğuk savaş sonrası, NATO’ya katılan Doğu Bloğu ülkelerinin, mevcut sistem-
lerinin NATO sistemlerine dönüşümünden önemli pay alınabileceği beklenirken,
bu ülkelerin açmış olduğu, ana sistem bazındaki ihalelerde, teknoloji ve rekabet
gücümüzün yeterli olmaması nedeniyle, savunma sanayii gelişmiş ABD, İsrail ve
Batı Avrupa ülkelerine kaptırmış bulunmaktayız.
2006 yılı verilerine göre, dünyanın en büyük 100 şirketi sıralamasında, ASELSAN
ve TUSAŞ gibi Türk firmalarının yer aldığı, ABD ve Hollanda gibi gelişmiş ülkelere ih-
racat yapar durumuna gelinmesi, önemli gelişmeler olarak değerlendirilmektedir.
Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), 40’tan fazla ülkeye hafif silah ve mühim-
mat ihraç etmekte, başta HAVELSAN olmak üzere yazılım ihracatında, önemli bir
pazar fırsatının varlığı değerlendirilmektedir.
İhracat/Offset
Offset, savunma sanayimiz ihracatında önemli bir vasıta olarak gözlemlen-
mektedir. Firma ve kuruluşlarımızın ihracatının yaklaşık % 70’i offset tabanlıdır. 2006
yılı itibarıyla, 1985’ten buyana toplam 6.1 Milyar Dolarlık offset alınmış, 3.3 milyar
dolarlık bir bölümü gerçekleşmiştir.
1985-2006 döneminde, offset kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin yüzdelik
değerleri ve parasal tutarları aşağıdaki Tablo 5.5’de özetlenmiştir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
51
Tablo 5.5 – Offset Kategorileri ve Yüzdelik Ağırlıkları
Offset Kategorisi
Tutarı Milyon $
%
Mal ve Hizmet
1154
35
End. Mal ve Hiz.
1076
32
ARGE
733
22
TSK İçin Hiz.
375
11
TOPLAM
3338
100
Kaynak:SSM Stratejik Plan
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
52
6. SEKTÖRÜN YAPISAL SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
TOBB bünyesinde Türkiye Savunma Sanayi Meclisi teşkiline kadar geçen 17 yıllık
süreç içerisinde, genelde SASAD çatısı altında toplanan, Türk Savunma Sanayi
firmaları, sektöre ilişkin yasal mevzuata ilişkin çalışmalardan zamanında bilgi sahi-
bi olamamakta ve sektörün sorunlarının ilgili yasal mevzuata girdisini sağlayama-
makta idi. Türkiye Savunma Sanayi Meclisinin teşkili, bu mecliste SASAD üyesi firma
ve kuruluşların ağırlıklı olarak yer alması iletişim sorununu büyük ölçüde çözümle-
miştir.
TOBB Türk özel sektörünün tek yasal temsilcisidir. 1 Haziran 2004 tarihinde yürür-
lüğe giren 5174 sayılı TOBB Kanunun 57nci maddesi gereği sektörel 52 adet meclis
teşkil ederek, Sektörlerin sorunlarını incelemek, sektörel gelişmeyi teşvik etmek ana
görevleri ile, Türk sanayicilerini yasal bir platformda toplamıştır.
Türkiye Savunma Sanayi Meclisi, Sektörün değişik katmanlarından üyeleri ihtiva
etmekte, böylece her seviyedeki firma ve kuruluşa demokratik bir platform sağ-
lamaktadır. TOOB Savunma Sanayi Meclisi, Savunma Sanayi İmalatçılar Derneği
ile Çok yakın İşbirliği içinde çalışmakta olup, Türk Savunma Sanayiinin gelişimine
önemli katkılar sağlamaktadır.
AB’ne uyum çalışmaları ve içte bu sürece uygun yasal düzenlemeler, yoğun
bir şekilde devam etmektedir. Meclisin 2006-2007 yılları arasında, mevzuatla ilgili
girişimler, çalışmalar ve çözüm önerilerinin ana başlıkları aşağıda özetlenmiş ve
detayları ise yine EK.2’de sunulmuştur.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
53
• KDV Muafiyetine ilişkin sektörün girişimleri ve çözüm önerileri,
• Teknoloji Geliştirme Bölgelerine Sağlanan Vergi Teşvikleri Ve Ar-Ge
Uygulamaları,
• AR-GE İndirimi Uygulaması,
• Uluslararası Savunma Teçhizatı Fuarı IDEF’in KOSGEB Tarafından Teşvik
Kapsamına Alınması,
• 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na İlişkin Görüş ve Öneriler,
• Ürün Güvenliği Kanun Tasarısı Taslağı,
• Askeri ve Polisiye Amaçlı Kullanım için Tasarlanmış Ürünler.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
54
7. SEKTÖRÜN AB UYUM SÜRECİNDE GELDİĞİ NOKTA, KARŞILAŞILAN
UYUM SORUNLARI
Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki en önemli hedeflerinden biri kendi ken-
dine yeterliliktir. Nitekim özellikle 1985 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın ku-
rulmasıyla büyük ivme kazanan bu hedef istikametindeki çalışmalar neticesinde
her biri kendi alanda bir boşluğu dolduran kilit niteliğinde savunma sanayii kuru-
luşları ülkemize kazandırılmıştır. Bununla birlikte, “kendi kendine yeterlilik” bir defa
erişilip, sonra bir daha kaybedilmeyen bir statü değildir. Teknoloji baş döndüren bir
süratle ilerlerken tehditler de aynı hızla değişmekte ve çeşitlilik arz etmektedir. Sa-
vunma sanayii gelişmiş Avrupa ülkeleri, bugün, 30 yıl sonrasına kadar varan döne-
min planlamalarını yapmaya başlamışlardır. Yakın bir zaman içinde bu planlama-
lar AB için de geçerli hale gelecektir. Dolayısıyla işbirliğinin daha projeler araştırma
geliştirme safhasında iken başlatılması gereği ortaya çıkmaktadır.
Savunma Sanayii Sektörünün yakından ilgilendiren İşletmeler ve Sanayi Politi-
kası faslı kapsamındaki topluluk müktesebatı, genellikle tavsiye niteliğindeki yön-
lendirici normlardan oluşması ve bağlayıcı hükümler içermemesi sebebiyle kolay
uyum sağlanan bir müktesebat olarak değerlendirilmektedir. Avrupa Birliği (AB)
kurucu anlaşmasının 296. maddesi hâlihazırda savunma sanayiini her ülkenin ken-
di düzenlemesine bırakmış olsa da, özellikle 1999 yılındaki Helsinki deklarasyonu
sonrasında savunma alanında işbirliğinin hukuki ve kurumsal altyapısı oluşturulma-
ya başlanmıştır.
AB ile uyum sürecinde savunma sanayii sektörümüz ile ilgili müktesebata uyum-
da bir sıkıntı yaşanması öngörülmese de Türk Savunma Sanayiinin AB ile rekabet
edebilecek düzeye gelmesi büyük önem taşımaktadır. Üyelik müzakere sürecinin,
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
55
ulusal savunma sanayimizin AB ile rekabet gücüne kavuşturulması için bir hazırlık
dönemi olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Avrupa güvenlik politikaları ve savunma sanayii alanındaki yapısını ve strateji-
sini tamamen değiştirmek ve entegre etmek üzere bir takım adımlar atmakta ol-
ması sebebiyle AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamış olan ülkemizin oldukça
kritik bir dönem içerisinde bulunduğu değerlendirilmektedir. Avrupa’daki yeniden
yapılanma içinde bugünden yerini alamayan Türkiye, gelecekte AB üyesi olsa
bile birçok bakımdan geç kalmış olacağı gibi; sadece Avrupa’ya endeksli po-
litikalar da tam üyelik hedefinin gerçekleşmemesi durumunda sıkıntılara neden
olabilecektir. Kaldı ki Avrupa’nın gelişmiş savunma sanayiine sahip ülkeleri de Av-
rupa politikaları ile kendilerini sınırlanmış hissetmemekte, kendi silahlı kuvvetleri için
Avrupa kaynaklı olmayan çözümlere kapalı olmadıklarını hissettirmektedirler.
Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politi-
kasının yerine getirilmesi sırasında ihtiyaç duyulacak askeri yetenekler ve bunların
karşılanacağı endüstriyel altyapının, buna paralel olarak da savunma sanayiinde
ortak tedarik konusunun şekillenmesi beklenmektedir. Diğer taraftan NATO’da so-
ğuk savaş sonrası hızla değişen stratejik hedeflere uygun bir şekilde kendi yapısını
da yetenek tabanlı planlamaya en etkin cevap verebilmek üzere transformas-
yon sürecine sokmuştur. Bu doğrultuda NATO’nun silahlanma konusundaki ajansı
CNAD dahil pek çok ajansı da içeren bir teşkilat değişikliği için çalışmalar sürmek-
tedir.
6 ülkenin üyesi olduğu OCCAR ve AB ajansı olduğu için tam üye olmadan
içinde yer alamayacağımız EDA, önümüzdeki dönemde Avrupa’da ortak tedarik
platformu olmaya yönelik temel kuruluşlardır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
56
EDA’nın kuruluşundan bugüne Avrupa’da ortak bir savunma pazarının oluştu-
rulması (EDEM), Avrupa Savunma ve Teknoloji Altyapısının tesisi, Avrupa Güvenlik
ve Savunma Politikası’nın gerektirdiği yetenek ihtiyaçlarının tespiti ve projelendi-
rilmesi, Araştırma-Geliştirme ve Teknoloji konularında başlattığı çalışmalar Avrupa
savunma işbirliğinin temel dinamikleri haline gelmiştir. EDA’nın bu faaliyetlerinin
yakından takip edilmesi, savunma sanayii sektörümüzün yürütülen çalışmalara
dolaylı ya da doğrudan katılım yollarını araştırıp bulması, SASAD’ın üyesi olduğu
ASD çatısında yapılan çalışmalara firmalarımızın aktif katılımı büyük önem taşı-
maktadır.
Bunlara ilaveten AGS, TMD, AWACS gibi büyük hacimli pek çok NATO projeleri-
ni yürütmek üzere kurulmuş olan ve halen faal durumdaki NC3A, NAMSA, NAPMA
gibi NATO ajansları da Avrupa merkezli ortak tedarik faaliyetleri konusunda önem-
lerini sürdüreceklerdir.
2006 yılı NATO Bakım ve İkmal Ajansı-NAMSA ile iş yapma kapsamında, En-
düstriyel Geri Dönüşüm açısından, Türkiye lehine kazançlı geçmiştir. 2005 yılı ile
karşılaştırıldığında, önce inşaat şirketlerimiz, sonra da savunma sanayi firmalarımız,
büyük bir sıçrama yapmışlar, NAMSA tedarik bütçesinin % 9.90’nı ihtiva eden iha-
leleri kazanmışlardır. İnşaat şirketlerinin anahtar teslimi ihaleleri almaları, savunma
sanayi firmalarına alt yüklenici bazında önemli iş imkanları sağlayabilir. Bu kap-
samda SASAD bünyesinde faaliyet gösteren NAMSA & NC3A Çalışma Grubu, bu
yönlü inşaat firmaları ile savunma sanayi firmalarımızın, alt yüklenici-taşeron firma
konumlarında birliktelikleri için gayret göstermektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
57
Tablo 7.1 - 2002-2006 Yılları NAMSA’dan Alınan Paylar
YIL
Milyon EURO
Toplam İhalelere Oranı %
2002
7.02
1.64
2003
5.72
1.32
2004
6.00
1.11
2005
6.71
1.14
2006
89.46
9.90
Grafik 7.1 - 2002-2006 Yılları NAMSA’dan Alınan Paylar
0,00
10,00
20,00
30,00
40,00
50,00
60,00
70,00
80,00
90,00
2002
2003
2004
2005
2006
Milyon EURO
Grafik 7.1 - 2002-2006 Yılları NAMSA’dan Alınan Paylar
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
58
Savunma sanayii gelişmiş Avrupa ülkeleri arasında ortak tedarik konusunda
ibre gün geçtikçe somut projeler üzerinde faaliyet gösteren OCCAR yönüne kay-
maktadır.
Esasen OCCAR bünyesindeki en önemli yenilik, projeye katılıma eşit iş paylaşı-
mı ilkesinin terk edilmesi ve bunun yerine uzun dönemli denge (global balance)
ilkesinin benimsenmesidir. Zira, geçmişte birçok Avrupa projesinde (FLA örneğinde
olduğu gibi) iş paylaşımı tartışmaları sebebiyle büyük gecikmeler yaşanmış ve bazı
projeler de hayata geçirilemeden iptal edilmiştir.
Kabul gören bu eğilimin ülkemizce de benimsenmesinin, Avrupa ülkeleriyle
ortak işbirliği projelerine girmemizi kolaylaştıracağı ve böylece milli sanayimize iş
payı sağlanması açısından daha elverişli imkânlar sağlayabileceği değerlendiril-
mektedir. Avrupa’nın, bağımsız harekat gerçekleştirebilmeye yönelik olarak ihti-
yaç duyduğu kritik teknoloji alanlarındaki projelerine ülkemiz sanayiinin de dahil
olmasında, stratejik ve ekonomik açıdan büyük yararlar bulunduğu açıktır.
Ülkemiz sanayiinin Avrupa savunma sanayiindeki yeniden yapılanma içinde
yerini alabilmesi ortak projelere girilmesi ile mümkün olabilecektir. Şüphesiz bunun
için sadece sanayii ya da tedarik sektörünün vereceği karar yeterli değildir. Or-
tak kuvvet kullanımından ihtiyaçların uyumlaştırılmasına, ortak tedarikten, firmalar
arası işbirliğine kadar her platformda kararlı ve birbiriyle uyumlu politikaların belir-
lenmesi gereğini ortaya koymaktadır.
Diğer taraftan ülkemizin Avrupa ile işbirliğini daha da ileri götürmesi konusun-
daki en büyük avantajı ise NATO ittifakı içinde bu faaliyetlere daha yüksek katılım
oranlarında iştirak etmek olacaktır. Sadece NC3A bünyesinde halen yürütülmekte
olan 70 civarında proje bulunduğu ve bu projeler çerçevesinde gerek alt sistem
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
59
gerekse ana sistem bazında uluslararası ihaleye çıkıldığı düşünülürse yerli savunma
sanayiinin bu alanda daha fazla pay almasının ülke sanayiinin gelişimi açısından
önemi rahatlıkla anlaşılacaktır. Kaldı ki NATO kapsamında yürütülen projeler daha
yetenek ihtiyacının belirlenmesi aşamasından itibaren ülkemizin savunma, tedarik
ve araştırma kuruluşları ve sanayiye açık kanallarda yürütülmektedir.
Sürdürülebilir bir yüksek teknoloji altyapısının korunabilmesi için, maliyetler ve
ekonomik gerçekler, büyük bir iç pazarı ya da çok başarılı bir dış satım perfor-
mansını zorunlu kılmaktadır. Zira gelişmiş teknoloji ürünü ana platform üreten bir
firmanın sadece kendi küçük iç pazarına yönelik üretim yaparak ayakta kalması
mümkün görülmemektedir. İncelendiğinde savunma sanayii firmalarının Avrupa
ve ABD’de askeri üretimlerinin yanında sivil sektörde de üretim yaptıkları görül-
mektedir. Sivil ürünlerin yurtdışına satışında engellerin daha az olması ve pazarın
büyüklüğü sebebiyle sivil ürünlerin dış satımı da kolay olmaktadır. Bu nedenle yerli
firmalarımızın da sivil sektöre yönelik ürün geliştirme yönünde yapılanmalarının ge-
rekli olduğu değerlendirilmektedir.
AB-Türkiye Tam Üyelik Müzakereleri sırasında sektörü ilgilendiren başlıklar:
3 Ekim 2005 tarihi itibariyle başlatılan Avrupa Birliği-Türkiye tam üyelik müzake-
releri çerçevesinde belirlenen 35 fasıldan ilk etapta
- Bilim ve Araştırma,
- Kamu Alımları,
- Dış Politika Güvenlik ve Savunma,
- Sermayenin Serbest Dolaşımı,
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
60
- İşletmeler ve Sanayii Politikaları,
- Kurumlar,
- Şirketler Hukuku ve
- Dış İlişkiler
fasıllarının sektörü ve bu sektöre yönelik görev yapan idari yapıları etkileyeceği
değerlendirilmektedir.
AB Sanayi Politikası
AB’nin sanayi politikası şüphesiz sektörü yakından ilgilendireceği için, özet ola-
rak konuya değinmenin uygun olacağı değerlendirilmiştir
Sanayi Politikası, malların serbest dolaşımı, dış ekonomik ilişkiler, enerji, sermaye,
çevre, bilim ve araştırma, devlet yardımları ve rekabet, sosyal politika ve istihdam
gibi diğer politika alanlarıyla kesişen bir yatay bir politika alanıdır. Bu müktesebat
başlığı altında genel sınai rekabet politikasına ilişkin sektörel bazı düzenlemeler
üye ülkeleri bağlayıcı nitelikte olmamakla birlikte, Avrupa Topluluğu’nu kuran ant-
laşmanın (Roma Antlaşması) “Sanayi” başlıklı 130. maddesi bu konuda yol göste-
rici nitelik taşımaktadır.
23 Temmuz 2002 tarihinde sona eren AKÇT Antlaşması’na dayanan konuya iliş-
kin bazı hükümler ise bugün geçerliliğini yitirmiştir. Rekabete dayalı piyasa ekono-
misinin güçlendirilmesi, düzenleyici altyapının yenilikçiliği teşvik etmesi, yeniliklere
uyum sağlanması, insan kaynaklarının geliştirilmesi, çevre dostu yatırımların ve tek-
nolojilerin teşvik edilmesi gibi unsurlar Sanayi Politikası alanında AB’nin öncelikleri
olarak ön plana çıkmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
61
Bu nedenle AB’nin katılım sürecindeki ülkelerden sanayilerini yeniden yapılan-
dırmaları ve özelleştirme faaliyetlerini tamamlamaları gibi beklentileri vardır.
AB’nin Sanayi Politikası alanında üye devletlerden en önemli beklentisi ise re-
kabetçi sanayinin korunması için gerekli önlemleri almalarıdır. Bu başlık altında yer
alan hususlar şöyle özetlenebilir:
• Sanayinin yapısal değişikliklere uyum sağlamasının hızlandırılması,
• Topluluk içerisinde girişimciliği destekleyen bir ortamın oluşturulması,
• İşletmeler arasında işbirliğinin artırılması,
• Yenilik, araştırma ve teknolojik gelişmelerin sanayi alanına yansıtılması.
Sanayi Politikası aday ülkelerin en kolay uyum sağladıkları alanlardan birisidir.
Sektör Avrupa Birliği Perspektifi
Avrupa’nın savunma sanayii gelişmiş ülkeleri Soğuk Savaşın sona ermesinden
bu yana daralan savunma pazarındaki paylarını arttırabilmek ve bu pazarda ABD
firmalarıyla rekabet edebilmek amacıyla savunma sitemleri üretimi ve tedarikinde
işbirliği konusunda çeşitli adımlar atmışlardır. AB’nin Maastricht Antlaşması ile baş-
layan süreçte dış politikayı da ortak politika alanlarına dahil etmesiyle Avrupa Sa-
vunma ve Güvenlik Politikası konusunda da başlangıçta küçük adımlar atılmış ni-
hayet 1999 Helsinki Zirvesi ile birlikte savunma alanında da işbirliği yönünde AB’nin
kurumsal yapıları oluşturulmaya başlanmıştır. Avrupa’nın “Headline Goals” denen
yetenek hedeflerini karşılayacak askeri yapı ve kabiliyetlerin oluşturulması hedefi
istikametindeki bu çalışmalar sonucunda 2005 yılında Avrupa savunma sanayii,
tedarik ve Ar-Ge işbirliği alanlarında faaliyet göstermek üzere Avrupa Savunma
Ajansı (European Defence Agency – EDA) kurulmuş; bu ajansın ilk önemli faali-
yetlerinden biri de gönüllü bazda da olsa Avrupa savunma pazarının kurulması-
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
62
na temel teşkil edecek “Code of Conduct” belgesinin hazırlanması olmuştur. Bu
çalışmaların yanında Avrupa’da savunma tedarikinin gerçekleştirildiği çerçveve
belge olan Kamu Alımları Direktifi’nin (2004/18/EC sayılı) üye ülkelerin 296. mad-
de ile tanınan serbestiyetten istifadeyle işletilmemesi üzerine Avrupa Komisyonu
tarafından savunma ve güvenlik alanlarındaki alımlara özel bir direktif hazırlan-
ması yönünde çalışmalar yapılmış ve bir direktif önerisi hazırlanmıştır. Böylece 296.
madde ile geniş ifadelerle tanınmış serbestiyetin tanımlanarak daraltılması hedef-
lenmektedir.
Avrupa’da giderek hız kazanan ve AB ile sınırlı olmayan işbirliği faaliyetleri eko-
nomik, askeri ve politik gerekçelerden beslenmekte ve ortak kuvvet kullanımı,
ortak tedarik ve ortak üretim konularında uygulama alanı bulmaktadır. Esasen
Avrupa’da savunma işbirliğinin bu temel dinamikleri 1952’den beri üyesi
olduğumuz NATO sebebiyle Türkiye’yi de yakından ilgilendirmektedir. Bu sebeple
Türkiye, Avrupa savunma işbirliğinin eski ve temel bir ortağı konumundadır.
Türkiye’nin hem geçmişten gelen birikiminin değerlendirilmesi hem de gelece-
ğin Avrupa savunmasında müzakere sürecinden başlayarak yerini alması yönün-
deki gayretler önem taşımaktadır.
Bu itibarla AB üyeliğinin sanayimiz üzerindeki etkilerinin tüm yönleriyle değerlen-
dirilmesi, sanayimizin geleceğin birleşik Avrupa savunma pazarında rekabet ede-
bilir bir seviyeye çıkarılması, SSM tarafından yürütülmekte olan büyük hacimli ve
yüksek teknoloji içeren proje faaliyetleri kapsamında AB üyesi ülkelerle yürütülen
ikili işbirliğinin ülkemizin AB konusudaki dış politikasında ve müzakere sürecinde ka-
zanımlara dönüştürülebilmesi için gerekli adımların atılması, AB savunmaya ilişkin
politika üretecek kurum ve organlarıyla işbirliğinin tesisi, üyelik sürecinde ve son-
rasında bu platformlarda görev alabilecek düzeyde personelin yetiştirilmesi gibi
önemli faaliyetler sektörün AB perspektifinin temel çerçevesini oluşturmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
63
8. SEKTÖREL YAPILANMA
Türk savunma sanayi, 1990 yılına kadar olan süreç içerisinde; TSKGV şirketleri,
yerli özel şirketler, yabancı ortaklıklı şirketler (Yatırım Ortaklığı – “Joint Venture” tipi),
kamuya ait şirketlerden oluşan kısmen dağınık bir yapı içinde, savunma sanayinin
gelişimi için faaliyet göstermiştir.
1990’da SASAD çatısı altında organize olmaya başlamıştır. 2007 yılı itibari ile 70
savunma sanayi firması ve organizasyonu SASAD üyesi olup, 23 firma da savunma
sanayi yapısı içinde faaliyet göstermektedir.
SASAD, Türkiye’de özel / sivil bir dernek olup, MSB.lığı’nın Müsteşarlık ve SSM.lığı
ile çok yakın bir koordinasyon içinde, görevlerini yürütmektedirler. Dernek yurtiçin-
de ve dışında üye firma ve kuruluşları temsil etmektedir.
SASAD, dışta NATO’nun bakım ve ikmal teşkilatı NAMSA ile yakın bir ilişki içinde
çalışmakta olup, bu teşkilatın açtığı ihaleleri üye ve sanayicilerine zamanlı olarak
duyurur. Türk savunma sanayi firmalarının daha fazla mal ve hizmet ihracatı için
bilgilendirme dahil önemli destek sağlar.
SASAD, NATO Sanayi Danışma Grubu NIAG’ta NATO ülkelerinin yetenek pa-
ketleri için ihtiyaç duyulan bilgi alt yapısının oluşumuna, bünyesindeki firma ve
kuruluşlardan uzman personel temin eder.
SASAD, uzmanları ile, “On Yıllık Tedarik Planı”nın (OYTEP) hazırlığında da, tekno-
loji panellerine, uygun nitelikli personel temin edilmesinde aktif rol oynamaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
64
2006 yılı Temmuz ayında, TOBB bünyesinde, ilgili kanunla kurulan Türkiye Sa-
vunma Sanayi Meclisi (TSSM) ile adeta iç içe faaliyet göstermektedir. 40 üyeden
oluşan meclisin üyelerinin hemen tamamı SASAD camiasında bulunan firma ve
kuruluşlardan oluşmaktadır. Daha da önemlisi Meclis Başkanı, Başkan Yardımcıları,
Meclis Danışmanı da bu platformda, SASAD camiasından yer almıştır. Türk savun-
ma sanayinin yasal konularda çözüm arayan bu platforma gelen görüş, öneri ve
istekleri, hem mecliste ve hem de, derneğin genel sekreter yardımcısının başkanlık
görevinde olması nedeniyle, yoğun bir katılım ile dile getirilmektedir.
KOSGEB, Türk Savunma Sanayinin temsilcisi olan SASAD’ın bir üyesi olup, yurt
genelinde KOSGEB ağı ile, küçük ve orta büyüklükteki sanayiye ulaşma imkanı
sağlanmaktadır. KOSGEB aynı zamanda TSSM’de de bir üye ile temsil edilmek-
tedir. Aynı şekilde; Türkiye Makinacılar Birliği’nin SASAD üyeliği ile 400’den fazla
makine imalatçılarına ulaşılabilmekte, TSSM’deki üyesi ile de Mecliste temsil edil-
mektedir.
SASAD, Milli Savunma Bakanlığı yanında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Dışişleri
Bakanlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ile yakın ilişki içinde çalışmaktadır.
Türk savunma sanayi, yine temsilcisi SASAD vasıtasıyla Avrupa ve ABD’ne ya-
nısıra, diğer ülkelerin DMA (İngiliz), KDIA (Kore), AIAD (İtalya), ilgili dernekleri ile te-
mas halinde olup, ihracatın artırımı, teknolojik gelişmelerin takibi, birlikte iş yapma
gibi faaliyetleri sürdürmektedir. Avrupa’da Savunma Sanayi alanında yapılan ça-
lışmalara genelde katılmakta, Türkiye’nin AB’ne üyelik sürecinde sektörü, üyeliğin
gerçekleşmesi durumuna hazırlamaktadır.
Türkiye, SASAD ile, Avrupa Havacılık, Uzay ve Savunma Sanayi Teşkilatı
(ASD)’nın de faal bir üyesidir. 22 AB üyesi ülkenin 33 derneğinin oluşturduğu bu
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
65
teşkilat, AB’nin silahlanma komisyonuna ve yeni teşkil edilen AB ülkelerinin ortak
tedarik makamı görevini yapan Avrupa Savunma Ajansı (EDA)’nın sektörel bazda
danışmanlığını yapar. Yeniden yapılanma çalışmalarında odak noktası olarak fa-
aliyet gösterir. Bu teşkilatta, Türk savunma sanayi SASAD aracılığı ile 7 üye ile temsil
edilmektedir.
Diğer sektörler ile entegrasyon, savunma savunma sektörünün gelişimi için kritik
ve sektördeki büyümeyi sağlayacak önemli bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
Sektör sadece kendi içindeki az sayıda oyuncu ile iş hacmini verimli bir şekilde bü-
yütemeyeceğinin farkındadır. Verimliliğin temel ölçütlerinden en önemlisi olan
bir firmada kişi başına düşen cironun dünya ölçütlerinde arttırılması için işler, uz-
manlık alanlarında derinleşmiş küçük teknoloji firmaları ile ana yüklenicilerin sinerjik
şekilde birlikte ve verimli bir şekilde çalışması ile gerçekleştirilebilir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
66
9. SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜN ARTIRILMASI VE VERİMLİLİK
Dünyamız, özellikle bilgi çağıyla birlikte başlayan, küreselleşmenin getirdiği hız-
lı bir değişim süreci içindedir. Ülkemizin de içinde olduğu bu sürecin bir sonucu
olarak serbestleşen ticaret ve piyasa hareketlerinde değişim ortaya çıkmaktadır.
Rekabet gücü, bu değişimlere bağlı olarak, uluslararası alanda başarının ve per-
formansın en önemli göstergelerinden birisi haline gelmiştir. Rekabet gücü yüksek
olan ülkelerde refah düzeyinin de yüksek olduğu görülmektedir. Gelir düzeyindeki
artış, rekabet gücüne bağlı artışın yanında, ülkenin artan imajı sayesinde ticaret
ilişkilerinin de iyileşmesi sonucu sağlık, turizm gibi diğer sektörlerde de yaşanan
gelir artışına bağlı olarak yükselmektedir.
Rekabet gücü kavramı üzerinde fikir birliği sağlanan ortak bir tanım yoktur. Re-
kabet gücü, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından, bir ülkenin,
vatandaşlarının gelir düzeyini sürdürülebilir şekilde koruyarak ve arttırarak, ürettiği
hizmet ve ürünlerle, serbest piyasa koşullarında, uluslararası pazarlarda satış ya-
pabilme düzeyi olarak tanımlanmaktadır. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ise, re-
kabet gücünü, bir ülkenin kişi başına milli gelirin yüksek olduğu büyüme oranlarına
sürdürülebilir olarak erişme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Rekabet gücünün,
herkese daha iyi yaşam standartları sağlamaya yönelik olarak, piyasalarda
başarıya ulaşma yeteneği olarak da tanımlandığı görülmektedir. Kalite, verimli-
lik, karlılık gibi faktörlerle yakın ilişkili olan ulusal (uluslararası olarak da ifade edile-
bilmektedir) rekabet gücünün, önceleri işgücü verimliliği olarak kabul edilirken, ki
verimliliğinin ülkelerin uzun dönemli büyümelerindeki en önemli etkenlerden birisi
olduğu göz önünde tutulduğunda tutarlı bir kabuldür, zaman içerisinde maliyet
ve kalite arasındaki ilişki nedeniyle, fiyat ve fiyat dışı rekabet gücü olarak ikiye
ayrıldığı da görülmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
67
Literatüre bakıldığında, ulusal rekabet gücünün yada rekabet edebilirlik kavra-
mının yanında, firma düzeyinde rekabet gücü ve sektör düzeyinde rekabet gücü
kavramları da ortaya çıkmaktadır. Piyasalarda rekabet edenler ülkeler değil, fir-
malardır. Firma düzeyinde rekabet gücünde, fiyat avantajını sağlanmaya yöne-
lik düşük maliyet ile yüksek kalitede üretim yapma yeteneğinin kazanılması ge-
rekmektedir. Sektör düzeyinde rekabet gücü için yeni teknolojilerinin geliştirilmesi
ve kullanımı ile verimliğinin arttırılması yeteneğinin kazanılması gerekmektedir. Ül-
kelerde firma ve sektörlerde uzmanlaşmanın sağlanması, istihdam ve dış ticaret
dengesinin sağlanması gibi bir çok kriter ulusal rekabet gücü açısından önemli
faktörlerdir. Rekabet gücü, sadece firmalar ve sektörler açısından yaşamsal bir
sorun olarak karşımıza çıksa da, piyasalarda 1970’lerden sonra farklı dönemlerde
yaşanan ekonomik krizler ve dalgalanmaların bir sonucu olarak, rekabet gücü
konusundaki tartışmalar daha çok makroekonomik düzeyde sürdürülmekte olup,
hükümetlerin bu konuda aktif bir rekabet stratejisi izlemeleri gerekliliği görüşü savu-
nulmaktadır. Bu nedenle rekabet gücü ulusal rekabet gücü boyutuna taşınmak-
tadır.
Rekabet gücü ile ilgili tanımlara ve yaklaşımlara bakıldığında, piyasalarda ba-
şarıya ulaşmak için, değişen pazar şartlarında, teknolojik yeterlilik sayesinde oluş-
turulan ürün farklılığı ile kalite ve fiyat avantajının sürekli korunması yeteneğinin
kazanılması gerekliliği karşımıza çıkmaktadır. Böylece verimlilik de arttırılmış ola-
caktır ki, bu da rekabet gücünün sürdürülebilirliğidir. Her ne kadar, firmalar fiyat
dışı faktörlerde rekabet etmek için ürün farklılaştırılması yolunu tercih etseler de,
günümüzde fiyat rekabet gücünün en temel faktörlerinden birisidir.
Rekabet gücü ve verimlilik ile ilgili değerlendirmelere geçmeden önce, her ne
kadar rapor içerisinde farklı bölümlerde ele alınıyor olsa da, dünyadaki genel res-
me bir kez daha bakmak faydalı olacaktır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
68
Savunma sanayiinin, bütün dünyada, diğer sektörlerden farklı bir yanı olduğu
bu sektör dışında yer alan kişilerce dahi görülebilmektedir. Küreselleşme ile birlikte
serbest piyasa ekonomisi bütün dünyada etkisini göstermeye çalışırken, dünyada
bir çok ülkede, savunma sanayiinde, korumacılık politikaları sürdürülmektedir. Bir
çok sektörde ortak politikalara imza atan Avrupa Birliği ülkeleri için de durum farklı
değildir. Avrupa’nın gelişmiş savunma sanayiine sahip ülkeleri de, savunma
sanayii konusunda, kendilerini Avrupa Birliği politikaları ile sınırlanmış hissetmezken,
bazı AB ülkeleri ise kendi silahlı kuvvetleri için Avrupa kaynaklı olmayan çözümlere
kapalı olmadıklarını belirtmektedirler. Korumacılık politikaları, teknoloji sahibi, sa-
nayii gelişmiş ülkeler tarafından, özellikle ihracat ve son kullanıcı izinleri üzerindeki
kısıtlamalar ile uygulanmaktadır. Aynı zamanda ekonomik gücü yüksek ülkeler ta-
rafından, kredi sağlamak yoluyla yapılan ekonomik yardımlar da, krediyi sağla-
yan ülke sanayiinin, yardım sağlanan ülkedeki pazar payını arttırmasına yönelik
politikaları barındırmaktadır.
Özellikle son yüzyıl içerisinde dünya savaşları ve soğuk savaş dönemi silahlanma
sarmalıyla tetiklenen uluslararası savunma sanayi pazarında, serbest piyasa eko-
nomisi kurallarıyla pek de uyumlu olmayan bir işleyiş gözlenmektedir. Küreselleşme
akımı ile bir taraftan dünya tek ve ortak bir oyun alanına çevrilmeye çalışılmakta,
sosyal ve ekonomik kurallar heryeri kapsamaya yönelik olarak değiştirilmektedir.
Diğer yandan dünya genelinde, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin rekabet
gücü yetersiz olan yerel savunma sanayilerinin, uluslararası rekabet ortamında iş
alabilmeleri ve hatta kendi ordularının tedarik program ve projelerine katılımları
bile giderek zorlaşmaktadır.
Dünya genelinde savunma sanayii harcamalarında ülkemizin konumuna ba-
kıldığında, her ne kadar ihracatımız her geçen yıl artış gösterse de, ulusal rekabet
gücümüz henüz ülkemizi bir üst lige taşıyacak potansiyeli yakalayamamıştır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
69
Ülkemiz, tarım toplumu olarak gelişmesini tamamlayarak, sanayi topluma olma
yolunda geçiş fırsatlarını iyi değerlendirememiştir. Bu nedenle ekonomik yeterliliği-
mizi, sanayileşmiş ileri ülkeler seviyesine çıkarmak yolunda, daha fazla emek sarf
etmemiz gerektiği; rekabet gücünü artırmanın, sağlıklı bir iktisadi yapıya kavuşma
ve hızlı kalkınma ile mümkün olacağı ortadadır. Rekabet gücümüzün arttırılmasın-
da sektörde yer alan bütün kurum ve kuruluşlara önemli görevler düşmektedir.
Dünyada rekabeti ölçen iki bağımız kuruluş bulunmaktadır. Bunlar, Dünya Eko-
nomik Formu (WEF) ile Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü’dür (IMD). Dünya-
da rekabet gücü yüksek ülkeler sıralamasına bakıldığında İsviçre Merkezli Ulusla-
rarası İş Geliştirme Enstitüsü tarafından yayınlanan 2007 Dünya Rekabet Yıllığı’nda
Türkiye’nin 55 ülke arasında 48’inci olduğu açıklanmıştır. Bu sıralamada Türkiye
2005 yılında 39’uncu, 2006 yılında 43’üncü olmuştur.
Dünya Ekonomik Formu göstergelerine göre ise Türkiye 60 ülke içinde 2006 yı-
lında 51.nci sıradadır. 2005 yılı göstergelerine göre ise Türkiye 48’inci sırada yer
almaktadır. Türkiye bu sıralamada 1999 yılında 59 ülke arasında 44. sırada bulu-
nuyordu.
Rekabet gücünü ölçmede, Dünya Ekonomik Forumu’nun kullandığı kriterler
içinde başlıca kriterler; Ekonomide açıklık ve serbestleşme düzeyi, devle-
tin ekonomilerdeki rolü, mali piyasaların gelişme düzeyi, altyapı düzeyi, teknoloji
düzeyi, işgücü piyasalarının esnekliği ve sivil kurumların durumu başlıkları altında
toplanmıştır. Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü ise, ekonomik performans,
hükümet etkinliği, iş dünyası etkinliği ve altyapı olarak dört başlık altında 323 kriter
kullanmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
70
Gayri Safi Milli Hasılamızda yıllara göre bir artış gözlense de, her iki kuruluşa
tarafından yayınlanan raporlarda, Türkiye’nin rekabet gücü giderek gerilemek-
te olduğu görülmektedir. Bunun nedenlerinin araştırılarak çözümlerinin bulunması
gerekmektedir.
ABD, Hong Kong, Tayvan, Kanada, İsviçre, Lüksemburg, İngiltere, Hollanda ve
İrlanda gibi ülkeler rekabet gücü en yüksek ülkeler arasındadır. Japonya, Kore,
Malezya gibi Asya-Pasifik ülkelerinin de rekabet gücünün yüksek olduğu görül-
mektedir. Singapur ve Venezüella gibi ülkelerin baş sıralarda olması, Çin’in yerini
giderek ön sıralara taşıması dikkat çekici hususlardır.
Yurt içi ekonomik göstergeler ile rekabet gücümüz karşılaştırıldığında, potan-
siyelimizin yüksek olmasına rağmen hak ettiğimize inandığımız yeri alamadığımızı
görmekteyiz.
Bu gelişmelerde her sektör gibi, savunma sanayii sektörünün de sorumlulukları
vardır. Bu sorumluluklar çerçevesinde bazı ihtiyaçlar ortaya çıkmaktadır.
Sanayimizin, tedarik makamları ile ve birbirleri ile iletişimde olmaya ihtiyacı var-
dır. Bunu herhangi bir tedarikçi ya da sanayimizin herhangi bir bireyi yapamaz.
Tedarik makamlarının, yurtiçi katma değer seviyesini ve niteliğini anlamak adına
yerli üreticilere ulaşabilmesi önemlidir. Tedarik sürecinin, yerli katkı lehine işlemesi
için merkezi bir değerlendirme ve yorumlama birimi ihtiyacı vardır. Yurtiçi tedarik
ve bu amaçla yurtiçi yeteneğin artırılması adına firmaların proje bazlı ya da ticari
olarak birlikte hareket etmelerinin, veya yeteneklerini aynı çatı altında birleştirerek
değerlendirilmelerinin sağlanması, yine önderlik edilmesi gereken kritik bir alandır.
Tanıtım ve lobi faaliyetlerini uluslar arası alanda yürütmek ve tanıtım olanakları
olmayan firmaların da önünü açmak adına tanıtım, eşlik, önderlik ihtiyacı bulun-
maktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
71
SSM tarafından, ihtiyaçların karşılanması ve sektörün performansının artmasına
yönelik, strateji hedefleri belirlenmiş ve belirlenen hedefler doğrultusunda çalış-
malar yürütülmektedir.
Bunlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir;
Hedef 1.1: Kaynakların etkin kullanımının sağlanması ve yatırım tekrarlarının ön-
lenmesi açısından, tespit edilecek sistem projeleri için yapılabilirlik (fizibilite) etütleri
gerçekleştirilmesidir.
Hedef 1.2: Tedarik süreçlerinin iyileştirilmesi ve hızlandırılması açısından İhtiyacın
SSM’ye bildirilmesinden sözleşmenin imzalanmasına kadar geçen sürenin ortala-
ma %10 azaltılmasına yönelik çalışmalar yapılmasıdır.
Hedef 1.3: Risk Paylaşımı ve maliyetlerin en aza indirilmesi açısından belirlene-
cek Ar-Ge ve yurtiçi geliştirme projelerinde Maliyet + sözleşme tipinin uygulanma-
sı çalışmasıdır. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için raporlama sisteminin ve etkin bir
maliyet denetiminin yapılabilmesi için uygun ortam ve kayıt sisteminin oluşturul-
masına ihtiyaç duyulmaktadır.
Hedef 1.4: Uluslararası standartlarda proje yönetimi ile proje faaliyetlerinin iz-
lenmesi ve değerlendirilmesi açısından Proje Yönetim Planında belirlenen sanayi-
leşme, takvim ve bütçe hedeflerinin %90 oranında gerçekleştirilmesidir.
Hedef 2.1: Savunma sistem ihtiyaçlarının yurtiçi karşılanma oranının ortalama
% 50’ye çıkartılmasıdır. Bu amaçla Savunma Sanayii Stratejisi dokümanı hazırlan-
maktadır. Bu dokümanın hazırlığına paralel olarak Sektörel Strateji Dokümanı, Yan
Sanayii Entegrasyon Prosedürü çalışmaları da sürdürülmektedir. Özellikle KOBİ iş
payının sözleşmeler kapsamında güvence altına alınması yönünden ana yükleni-
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
72
ciler tarafından KOBİ’lerin desteklenmesi istenmekte ve 2006 KOBİ iş payının 111
milyon $ seviyesine çıkarılması için, proje yarışmalarının desteklenmesi gibi faali-
yetler planlanmaktadır.
Üniversitelerimizin akademik çalışmalarının savunma sanayii ihtiyaçlarına göre
yönlendirilmesi açısından Ar-Ge faaliyetlerinin hak ettiği önceliğe kavuşturulması
amacıyla SSM tarafından sürdürülen Ar-Ge Yol Haritası çalışmaları devam etmek-
te olup sektörle ilgili seçilen 12 temel teknoloji alanı için Mükemmeliyet Merkezleri
belirlenmiştir. Ayrıca, AB 7. Çerçeve Programı kapsamında SSM tarafından firmala-
rın katılımları teşvik edilmiş ve bu kapsamda teklif edilen 7 projeden 3’ü (ASELSAN,
STM, TUSAŞ) kabul edilmiştir. Çerçeve programlarına daha fazla iştirak sağlanması
için çalışmalar devam ettirilmektedir.
Hedef 2.2: Savunma ürün ve hizmet ihracatının yıllık 1 milyar dolara çıkarılması
olup, bu kapsamda belirlenen hedef ülkelere ihracat ziyaretleri, fuar ve tanıtım
faaliyetleri, ihracatı artırmaya ilişkin görüş ve önerilerin oluşturulması faaliyetleri
planlı olarak devam etmektedir. SSM tarafından bu kapsamda 218 firma ve yak-
laşık 2500 ürünün yer aldığı bir “Ürün Kataloğu” yayınlanmış ayrıca, Offset düzen-
lemelerine yönelik bir konferans düzenlenerek sektör temsilcileri bilgilendirilmiştir.
Sektörel bazda endüstri günlerinin düzenlenmesi ve gerek ihtiyaçlarının yurtiçi kar-
şılanma oranının arttırılması gerekse ihracat oranın arttırılması açısından sanayiye
destek verilmesi çalışmaları planlanmaktadır.
Hedef 2.3: Savunma sanayii firmalarının kalite yönetim sistemlerinin SSM kalite
politikasıyla uyumlu hale getirilmesi olup bu amaçla destek, iletişim ve
paylaşımın artırılması için SSM kalite politikası-kalite kurultayları düzenlenmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
73
Hedef 3.1: Çok uluslu dört projeye başlangıç aşamasından itibaren katılım sağ-
lanması ve en az bir uluslararası projenin ülkemiz liderliğinde gerçekleştirilmesidir.
Hedef 3.2: NATO savunma projelerinde Türk savunma sanayiinin payının dört
katına çıkarılması olup, bu amaçla, NATO tedarik ajansları ile düzenli toplantılar
icra edilerek sanayinin katılımının sağlanması planlanmaktadır. NATO Ajansları iha-
le faaliyetlerinin takibinin yapılması, yerli sanayinin bilgilendirilmesi, tedarik prog-
ramlarının incelenmesi, raporlanması, ihalelere ilgi gösterilmesi, tekliflere cevap
verilmesi, NATO Ajanslarının kaynak arşivlerinin güncellenmesinin sağlanması, sü-
reçte karşılaşılan sıkıntıların SSM’ye iletilmesi, büyük çaplı ihalelerde ortaklaşa teklif
verme, NATO ihale sürecine ilk adımda girebilmek için NIAG ve RTO faaliyetlerine
önem ve öncelik verilmesi konuları da SSM tarafından çalışılmaktadır.
Hedef 4.1: Stratejik insan kaynakları yaklaşımını esas alan uygulamaların haya-
ta geçirilmesidir.
Hedef 4.2: Müsteşarlık personeline eğitim verilmesi kapsamında savunma sa-
nayii firma stajları planlanmaktadır.
Hedef 4.3: Bilginin etkin ve verimli yönetimini, paylaşımını ve güvenliğini sağ-
lanacak bilgi yönetimi altyapısının kurulması çalışmaları olup, bu kapsamda
e-savunma sanayii projesi, savunma sanayii ve tedarik alanlarında konferans ve
sempozyum düzenlemeleri planlanmaktadır.
Hedef 4.4: İş akış süreçlerinin tanımlanması ve gerekli iyileştirmelerin yapılması
amacıyla yapılan çalışmalardır.
Görüldüğü gibi SSM ihtiyaçların karşılanması ve sektörde performansın arttırıl-
ması bakımından, sorumluluklarını değerlendirmiş ve önemli adımlar atmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
74
Bu sorumlulukların yerine getirilmesinde, SSM tarafından sektörden beklenenler ise
başlıklar halinde aşağıda verilmektedir;
• Müşteriye çözüm üretimi,
• Ürün portföyünün geliştirilmesi,
• Uluslararası işbirliği, ihracat, Ar-Ge faaliyetleri,
• Yan sanayii kullanımı,
• Kabiliyetlerin entegrasyonu,
• Ana faaliyet alanına odaklanma,
• Kurumsal verimlilik,
• Profesyonel insan kaynağı.
Yukarıda yer alan ve SSM tarafından belirlenen hedeflerin gerçekleştirilme-
si doğrultusunda yürütülmeye başlanan çalışmalara bakıldığında, sektörde yer
alan firma, kurum ve kuruluşların da bu çerçevede, rekabet gücü ve verimlilikleri-
ni arttırmak için kendi politika ve hedeflerini belirlemelerinin gerektiği açıktır. Ülke
çapında strateji, sanayi tarafında da oluşturulmalıdır. Artan rekabet ve bunun ge-
tirdiği fırsat, tehlike ve riskleri önceden görebilmek ve doğru seçimleri yapabilmek
için stratejik yönetim anlayışının firmalarda uygulanması önem taşımaktadır. Bir
çok savunma sanayii firması kendi stratejik planlama çalışmalarını yapmakta ve
bu planlar çerçevesinde çözümler üretmektedirler. Bu planlar çerçevesinde ele
alınan en önemli unsurlardan birisi de; yaratıcılık, işlevsel bir organizasyon, kaynak-
ların etkin kullanımının yanında, rekabet gücünü belirleyen en önemli etkenlerden
birisi olan verimliliktir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
75
• Dünyada savunma sanayii şirketlerine bakıldığında, savunma sanayi şirket-
lerinin işlevsel/organik birleşmeleri sonucu; savunma sanayiinin her bir ana faaliyet
alanında, ulusal savunma sanayii firmalarınca rekabet edilmesi güç hale gelen,
az sayıda, çok uluslu şirket ayakta kalabilmektedir. Bu tip tekelleşmeler karşısında
küçük şirketler yok olmakta veya bunlar tarafından satın alınmaktadır. Ulusallık
niteliğinden vazgeçilmesi mümkün görülmeyen ve kritik teknolojik alanlarda üre-
tim yapan kuruluşlara ise devlet desteği verilmektedir. Örnek vermek gerekirse;
özellikle, ABD’de yaşanan bu birleşmeler sonucu oluşan rekabet gücüne karşı
koymak amacıyla Avrupa ülkelerinden; Fransa, Almanya, İtalya, İspanya,
İsveç ve İngiltere Savunma Bakanları 1998 yılında bir araya gelerek Avrupa
Savunma Sanayiini yeniden yapılandırma ve birleştirme kararı almışlardır.
Temele inildiğinde, bütün bu birleşmelerin amacı; verimliliği ve rekabet gücü-
nü artırmaktır. Bu amaçla, birleşen şirketlerin her birinde mevcut bulunan, Ar-Ge,
pazarlama, iş geliştirme, tedarik, lojistik ve yönetim gibi fonksiyonlar, yine ilgili alt
şirket veya bölüm tarafından yürütülmekle birlikte, merkezi yönetimce yönlendiril-
mekte ve koordine edilmektedirler. Böylece, esasen bazılarında mevcut kabiliyet-
lerin başka yerlerde tekrar kazanılması ve yatırımların tekrarlanması engellenerek
şirketler daha ekonomik ölçeklere kavuşabilmektedir.
Günümüzde, savunma sanayi şirketleri, ana faaliyet alanları yanında askeri
ve sivil amaçlı olmak üzere çift kullanımlı ürünlere daha fazla ağırlık vermektedir.
Hem askeri hem de sivil üretim alanlarında esnek dönüşümlü ve dengeli bir üretim
faaliyeti geliştirmektedirler. Askeri ürün çalışmaları sırasında geliştirilip, sivil alanlar-
da da kullanımı olan teknolojiler, kendilerine bağlı olarak kurulan yeni firmalara
aktarılıp piyasaya sürülmektedir. Böylece, savunma amaçlı olarak geliştirilen yeni
teknolojilerden sivil alanlarda da yararlanmak imkanı doğmaktadır. Bunun tersine
de rastlamak mümkündür. Pazarda, sivil amaçlı üretilen fakat kalite ve özellikleri
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
76
nedeni ile askeri sistemlerde kullanılan ürünler de mevcuttur. Son yüzyılın teknolojik
gelişmelerine bakıldığında; herhangi bir teknolojinin savunma alanında kullanımı-
nın, ilgili alanda temel araştırmaların başlamasından ortalama 10 yıl sonra ger-
çekleşebildiği gözlenmektedir. Bu bakımdan, savunma sistemleri ile ilişkili Ar-Ge
faaliyetlerinin, sistemin envantere alınması ve kullanımı için öngörülen zamandan
en az 10 yıl önce başlatılması gereği, genel kabul görmektedir.
Savunma sanayiinin geliştirilmesinde, yurt içi geliştirme projelerinin yanı sıra
teknoloji yönetimi de büyük önem taşımaktadır. Teknoloji yönetimi, yeni ürün ge-
liştirme ve bu ürünün ticarileşmesini sağlamak için sürdürülen faaliyetler bütünü
olup, bu faaliyetler, teknoloji ediniminden geliştirilmesine, kurumsal ve sektörel yet-
kinlikler oluşturmaya, teknoloji gereksinimlerinin tespit edilmesinden prototip ge-
liştirilmesine kadar uzanmaktadır. Ar-Ge faaliyetlerinin burada da önem taşıdığı
görülmektedir.
Ar-Ge faaliyetlerine verilen önem, ülkemizde her geçen yıl artarak devam et-
mektedir. Rekabet edebilirliğin temel taşlarından birisi olan AR-GE projeleri sonu-
cu üretime geçen ürünlerin sayısı da zaman içinde artış göstermektedir. Özellikle
teknoparklarda gerçekleştirilen Ar-Ge faaliyetlerindeki artış, otomotiv, elektronik
ve yazılım sektörlerindeki gelişmeler, yetişmiş insan gücü ile artan ülke potansiyeli;
ağ merkezli savaş, insansız hava aracı ve hassas güdümlü füzelerin öne çıktığı
teknolojik dönüşüm ile savunma sanayiinin yüksek maliyetler gerektiren bir ağır
sanayi olmaktan çıkması; proje zenginliğine paralel büyük iç pazar ve alternatif
kaynak çeşitliliğinin yaratmış olduğu pazardaki açılım ve geleneksel pazarlardaki
değişim savunma sanayiinde büyük bir fırsat yaratmıştır. Diğer taraftan, Ar-Ge har-
camalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) içerisindeki payının artırılması hedefi
istikametinde 2005 yılı bütçesinden Ar-Ge için ayrılan 416 milyon YTL’lik kaynağın
öncelikli olarak savunma ve uzay araştırmaları amacıyla kullanılması yönündeki
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
77
kararlılık, güçlü bir ulusal savunma sanayii altyapısının oluşturulması açısından bu
fırsatı güçlendirir niteliktedir.
İçinde bulunduğumuz bilgi teknolojileri çağında yaşanan teknolojik gelişmeler,
bilgiyi ekonomik gücün kaynağı konumuna getirmiştir. Bu gün dünya ticaretinin
büyük bir kısmını elinde tutan sanayileşmiş ve gelişmiş ülkelerdir. Uluslararası büyük
rekabet, sermaye yoğun üretim tekniğine geçmiş olan bu ülkeler arasında geç-
mektedir. Bu sebeple dünya ekonomisi ile bütünleşmek tek başına bir anlam ifade
etmemektedir. Önemli olan bu büyük ülkelerle birlikte küreselleşme sürecinde yer
almak ve büyük rekabet yarışına katılabilmektir.
Rekabet gücünün arttırılması ve verimlilik açısından yapılmasının faydalı ola-
cağı değerlendirilen hususlar, sektörde yer alan kurum ve kuruluşlar ile üniversite,
araştırma enstitüsü gibi kuruluşlar için aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır.
• Rekabet gücünün düşük olmasının nedenlerinden birisi, yüksek teknoloji ürün-
leri ihracatının düşüklüğüdür. Teknoloji ürünlerine sahip olmak kuvvetli bir Ar-Ge
altyapısını gerektirmektedir. Ar-Ge faaliyetlerinin yönetiminde, yeni ürün geliştirme
süreç ve teknikleri, teknoloji transferi, fikri mülkiyet hakları, endüstriyel tasarım, ima-
lat süreç teknolojileri, değişim yönetimi, pazarlama teknikleri, uluslararası ticaret
politikaları, ihracat, bilişim teknolojileri yönetimi ve sürdürülebilir üretim gibi unsurla-
rın, yönetim kavramı esas alınarak kurumsal düzeyde yeni ürün geliştirme sürecine
odaklanmanın sağlanması gerekmektedir.
• Ar-Ge faaliyetleri ile yakalanan fırsatın başarıyla hayata geçirilebilmesi için
özellikle tedarik sürecine ilişkin sorunların giderilmesi ve sanayinin dünyadaki ge-
lişmeler paralelinde yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Böylelikle silahlanma
programlarının, dünyadaki örneklerle uyumlu bir şekilde, bütünleşik bir savunma
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
78
sanayii politikası çerçevesinde modern proje yönetimi teknikleriyle uygulamaya
aktarılması, Ar-Ge faaliyetlerinin geniş katılımlı bir yaklaşımla tek elden yürütülmesi,
savunma sanayii işbirliğinin proje bazlı bir yaklaşımla ihracat öncelikli uygulanması
ve uluslararası normlara uygun kalite yönetim sistemlerinin tek elden yürütülmesi
mümkün olacaktır.
• AR-GE hususunda üniversite, sanayi ve devlet arasında karşılıklı kazanımları
tanımlayan bir araştırma yaklaşımının yakalanmasına çalışılmalıdır.
• Öncelikli tematik alanlar belirlenmelidir, bu alanların belirlenmesinde, oluştu-
rulmasında, geliştirilmesinde ve sonuçlanmasında akademik çalışmalarda bulu-
nan sivil ve askeri kesim birlikte çalışmalıdır,
• Türkiye’nin dünyada marka yaratabilmesi sağlanmalıdır.
• Sanayicinin önünü görerek yatırımlarını öncelikli alanlar doğrultusunda plan-
lamasını ve bu bilinçle sektörde pozisyon alması gereklidir.
• Öncelikli alanlarda üniversite, sanayi ve kamunun iştirak edeceği Türkiye ça-
pındaki büyük projeler desteklenmelidir.
• Savunma harcamalarında Ar-Ge’ye ayrılan pay arttırılmalıdır.
• Tedarik sürecinde karşılaşılan sıkıntıların giderilmesi, sadece tedarik yönetimi-
nin etkinleştirilmesine bağlı olmayıp, aynı zamanda sektöre yönelik politikaların tek
elden bir bütünlük içinde uygulanması ve denetimine imkan veren bir yapılanma-
yı da gerektirmektedir.
• Firmalar ve MKE gibi kurum ve kuruluşlar açısından kalite, maliyet ve fiyat
politikaları önemlidir. Rekabet gücünün artırılması için firmalar temel performans
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
79
göstergelerini iyileştirmeli, değişimi yönetebilmelidirler. Gerekirse organizasyon, sis-
tem, süreç ve uygulama politikalarında değişiklikler yapılarak performansın yük-
seltilmesi sağlanmalıdır.
• Kaliteli üretimin sağlanabilmesi açısından kullanıcının ihtiyaç duyduğu şartları
karşılayacak etkin bir gereksinim yönetiminin oluşturulması ve uygulanmasını sağ-
layan gereksinim yönetimi uygulanmalıdır.
• Bazı iktisatçılar tarafından rekabet gücü fiyat rekabeti gücü olarak görülmek-
tedir. Hatta rekabet gücünün ölçümü olarak reel efektif döviz kuru ve birim emek
maliyeti gibi göstergeler kullanılmaktadır. Maliyetleri oluşturan kalemler içinde,
işçilik, yatırım, Ar-Ge giderleri, sosyal güvenlik harcamaları, ihracat harcamaları,
enerji, finansman, döviz maliyetleri önemli etkenlerdir. Bunların azaltılması açısın-
dan, resmi kurumlarla birlikte çözümler üretilmelidir.
• Tedarik makamı ve diğer paydaşlar üreticilere ulaşırken, kabul edilmiş ortak
bir arayüz kullanabilmeli ve ayrıca üreticiler de bu yolu kullanabilmelidir.
• Yatırım ihtiyaçlarına göre teknolojik yönelimler seçilebilmeli ve üretim-teknoloji
anlamında stratejiler yönlendirilmelidir.
• Hangi firmanın ne seviyede ve hangi üründe bir diğer firmaya rakip olduğu
ya da nasıl bir ihtiyaç için bu firmaların biraraya gelebileceğinin analizi ile, aslında
ortak bir çaba göstererek daha nitelikli bir sonuç elde edebilecek firmaların, reka-
bet yerine birlikte çalışabilirliklerinin sağlanabilmesi adına gerekli yönlendirme ve
öncülüğün yapılması gerekmektedir.
• Bir firma için sorun olan bir konunun, bir diğeri için sorun olmaması, konunun
gözardı edilmesi manasını taşımamalıdır. Üye firmaların bir kısmı sorunlarını dile ge-
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
80
tirmekte zayıf kalabilmektedir. Zaman içinde aynı sorunun belki de büyüyerek,
sektörde yer alan diğer firmaların sorunu olabileceği düşüncesi ile sorunların tartı-
şıldığı bir ortak platform oluşturulmalıdır. Bu ortak platformda ihtiyacın, rekabetin,
teknolojinin, stratejinin tartışıldığı bir ortam yaratılabilmelidir. Bu platformda, tekno-
lojik ulusal gelişmelerin tartışıldığı, benimsendiği ve ortak politikalar üretilerek ulus-
lar arası rekabetin yakalanması amaçlanmalıdır.
• İnsan ve bilgi yönetimine önem verilmeli, kaliteli işgücü yetiştirilmesi için ön-
lemler alınmalıdır.
• Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, dünya savunma pazarı ile entegre
olmaya çalışan Cumhuriyetler mevcut alt yapılarını NATO standartlarına uygun
hale getirme faaliyetlerine başlamışlardır. Bu durum, Türkiye ile Türki Cumhuriyetleri
arasında yeni işbirliği imkânları vermektedir. Bunların zaman geçirilmeden, karşılıklı
olarak kazan-kazan prensibi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
• Sektörün etik kuralları yorumlanmalı ve değerlendirilmelidir.
• Üniversite ve araştırma enstitülerinden daha etkin yararlanma yoluna gidil-
melidir.
Bu kapsamda;
• Üniversite, kamu kurumları ve özel kesimde dağınık bir şekilde yürütülen Ar-Ge
faaliyetleri, orta-kısa-uzun vadedeki öncelikler doğrultusunda bütünleştirilmelidir.
• Üniversite, araştırma enstitüleri, ilgili kamu kuruluşları ve sanayii bir araya ge-
tirilerek temel araştırma, teknoloji geliştirme, toplumsal fayda ve ürüne yönelik
çalışmaların ulusal amaç ve stratejiler doğrultusunda birbirini tamamlar biçimde
bütünleştirilmesi sağlanmalıdır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
81
• Akademisyenlerin kendilerini öncelikli alanlarda uygulanacak metodolojiler
konusunda geliştirmesi ve yüksek lisans/ doktora tezlerini bu konularda yönlendir-
mesi gerekmektedir.
• Akademik çalışmaların temelini oluşturacak konular, ortak platformlarda alı-
nacak ortak kararlar ile saptanmalı, bunun için çalışma grupları oluşturulmalıdır.
• Üniversitelerde uygun her teknik anabilim dalı altında Savunma Kürsüsü oluş-
turulmalıdır,
• Üniversitelerin her birinde ve ayrıca üniversitelerarası çalışmalarda, resmi ya
da sivil yöneticiler eşliğinde öngörü, vizyon, eğilim, yönelim çalışmaları yapılmalı-
dır,
• Akademik çalışmalar için standart dışı ayrı bir değerlendirme mekanizması
oluşturulmalı, bunun sonucunda uygulama olasılığı olan projelere ekonomik sa-
hiplenme (resmi organizasyonlar tarafından) sağlanmalıdır,
• Sanayii ve Üniversite temsilcileri, ortak platformlarda buluşturulmalıdır. Bunun
için sanayideki ihtisas alanına ve önemine göre araştırma laboratuarları oluştu-
rulmalı (ya da kullanıma açılmalı), karşılık olarak üniversiteler, teknik yeterliliklerini
sanayiye açmalıdır.
• Her üniversitede, her anabilim dalında ya da her bölümde, sanayinin tem-
silcilerinin görev alabileceği, çalışabileceği, akademik çalışmalara destekte bu-
lunabileceği olanaklar sağlanmalı, yine karşılık olarak sanayii’de üniversitelerden
gelebilecek uzmanların çalışabileceği imkanlar yaratılmalıdır,
• Sanayii, ihtiyaçlarını üniversite ile paylaşmalı, bunları karşılamaya yönelik arge
proje ve çalışmaları yürütülerek iki tarafın birden yeteneklerinin gelişmesi sağlan-
malıdır,
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
82
Gelişmekte olan ülkelerde devlet ekonomide önemli görevler üstlenmektedir.
Bu görevlerin kapsamı ve sınırları önem taşımaktadır. Yukarıda belirtilen hususların
çözümlerinin üretilmesinde ve geleceğe yönelik rekabet stratejisi oluşturulmasın-
da, devletin üzerine bazı görevler düşerken, sektörde yer alan bütün kurum ve
kuruluşların da kendi üzerlerine düşenleri belirlemesi ve hep birlikte kararlı ve hızlı
adımlar atması gerekmektedir.
Rekabet gücü ve verimliliğin sağlanması için değişimin farkında olmak gerekli-
dir. Verimlilik artışı değişiklikleri kabul etmeyle başlar. Sektörde değişimlere en fazla
uyum sağlayabilen firmalar ayakta kalacak, rekabet gücünü yakalayacaklardır.
Değişimlere uyum sağlamak için yüksek performans gerekmektedir. Bu nedenle
gerçeği görmek ve kabul etmek gereklidir. Küreselleşen pazarda, rekabetçi ola-
bilmek için yüksek teknoloji, bilgi kullanımı, kaliteli insan, bilimsel finansman yöneti-
mi ve organizasyonlar kurulmalıdır. Rekabetin temelinde değişim vardır.
Rekabet gücünün yakalanması ve verimliliğinin arttırılması için maliyet, ürün
farklılığı, kalite avantajını yakalamaya çalışmak gereklidir.
Yüksek seyreden enflasyon, verimlilik düşüklüğü ve toplam istihdam içinde tarım
sektörünün payının büyüklüğü Türkiye’nin önemli zayıflıkları olarak ifade edilmek-
tedir. Buna karşın verimlilikte iyileşmenin devam etmesi ve hızlı ekonomik büyüme
Türkiye’nin önemli avantajlarıdır. Türkiye izlenecek tutarlı politikalarla, kalkınma hı-
zını istenen seviyeye çıkardığı, enflasyon ile birlikte işsizliği de tek rakamlı seviyelere
düşürdüğü, üretimi artırıp, gelir dağılımını daha adil bir noktaya getirebildiği tak-
dirde rekabet gücü orta seviyelerde olan ülkeler arasında kısa sürede yer alması
mümkün görülmektedir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
83
10. GENEL DEĞERLENDİRME
Savunma sanayii, sivil amaçlı sanayiye nazaran kendine has özellikleri olan
bir sektördür. Ekonomik dinamiklerinden çok, stratejik boyutları ağır basmaktadır.
Sektör, tüm sanayinin mızrak başı olması yanında, ülke politik gücüne doğrudan
katkı sağlamaktadır.
Türkiye, bulunduğu coğrafi konumu itibarı ile her türlü tehdide karşı bölge is-
tikrarını sağlayıcı ve caydırıcı güce sahip olması gereği, iç ekonomik dengeleri
bozmadan, modern ve güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olma ve bu kuvveti ida-
me ettirebilme mecburiyetindedir. Bu durum, yıllık ortalama 3-4 milyar dolarlık bir
savunma sanayii tedarik harcamasını gerektirmektedir. Dünya ülkeleri arasında
Türkiye, savunma sanayii bakımından büyük olanaklar sağlayan, bir fırsatlar ülkesi-
dir. Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaclarının mümkün olan ölçeklerde özgün üretimlerle
karşılanması, ülkemizin dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik öncelikli bir hedeftir.
Yerli imkanlar ile tasarım ve geliştirme faaliyetlerinin uygun bulunmadığı durum-
larda projeler, ikincil öncelikle, uluslararası işbirliktelikleri ile gerçekleştirilmektedir.
Nitekim, özellikle Hava Kuvvetleri Komutanlığı ihtiyaçlarından olan nakliye ve sa-
vaş uçakları tedariklerinde, bu yöntem uygulanmaktadır.
Hazır alım çözümüne ise, son alternatif olarak ve mutlaka yerli katkı ve offset
şartları ile başvurulmaktadır. Bu tip projeler çerçevesinde de, tedarik için harca-
nan kaynağın milli sanayimize nitelikli iş payı olarak dönmesi, önem verilen konu-
lardandır.
Uygulanan bu politikalar sayesindedir ki, savunma sanayimizin toplam cirosu
2001 yılından, 2006 yılına kadar % 113 oranında artış göstermiştir. 2007 yılında da,
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
84
aynı artış eğilimi devam etmiştir. İhracat alanında da şirketlerimizce çok ciddi ba-
şarılara imza atılmaya başlanmıştır.
2007 yılında uygulamaya konulan ana sistem ihtiyaçlarının karşılanmasında,
ana yüklenici firmaların, yerli firmalar arasından seçimi, özgün teknolojilerin ka-
zanımını zorlayacak, dışa bağımlılığı önemli ölçeklerde azaltacak, yeni pazarlara
açılım sağlayacak, ihracat rakamları yükselirken, ithalat rakamları azalacaktır.
2003 verilerine göre Türkiye, savunma ürünleri ithalatı açısından 4. sırayı alırken,
2006 yılı verilerinde 10. sırada yer almıştır. 2003 verilerine göre savunma sanayi ürü-
nü ihraç eden ülkeler arasında 28. sırayı alırken, 2006 verilerine göre ilk 10’da yer
almamıştır. Ancak, 2000-2004 verilerine göre, ortalama 117 milyon dolar ihracatla,
28. sırada yer alan Türkiye, 2006 verilerine göre ihracatını 3 kat artırmıştır. Bu konu-
da detaylı bilgiler, SIPRI web sitesinde yer almaktadır.
Dünyadaki örneklerle uyumlu bir şekilde programların, bütünleşik bir savunma
sanayii politikası çerçevesinde modern proje yönetimi teknikleriyle uygulamaya
aktarılması, Ar-Ge faaliyetlerinin geniş katılımlı bir yaklaşımla tek elden yürütülmesi,
savunma sanayii işbirliğinin proje bazlı bir yaklaşımla ihracat öncelikli uygulanması
ve uluslararası normlara uygun kalite yönetim sistemlerinin tek elden yürütülmesi
mümkün olacaktır.
Raporda ortaya konan sayısal veriler, hiçbir değişiklik yapılmadan, istifade ede-
cek sanayicilerin yorumlarına bırakılmıştır. Dönem öncesi ve 2006-2007 yıllarındaki
uygulamalardan çıkarılan hususlar madde başları ile aşağıda sıralanmıştır.
• Sanayimizin, tedarik makamları ile ve birbirleri ile iletişimde olmaya ihtiyacı
bulunmaktadır. Bunu herhangi bir tedarikçi ya da sanayimizin herhangi bir bireyi
tek başına yapamaz.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
85
• Tedarik makamları da yurtiçi katma değerin seviyesini, değerini ve niteliğini
anlamak adına yerli üreticilere ulaşabilmelidir.
• Savunma ihtiyaçları ve önceliklerine göre teknolojik yönelimler ve buna bağlı
yatırımlar belirlenmeli ve üretim-teknoloji anlamında strateji yönlendirilmelidir.
• Bu amaçla sorunların, ihtiyacın, rekabetin, teknolojinin, stratejinin tartışıldığı
ortak platformlar sağlanmalı, tek bir ses ile bu platformlar tesis edilmelidir.
• Aynı şekilde tedarik sürecinin, yerli katkı lehine işlemesi için merkezi bir değer-
lendirme ve yorumlama birimi gerekmektedir.
• Ayrıca sektörün etik kuralları yorumlanmalı ve değerlendirilmelidir.
Ülke çapında strateji geliştirilirken, sanayiden gelecek katkıların da dikkate
alınması kurumsallaştırılmalıdır.
• Teknolojik ulusal gelişmelerin tartışıldığı, benimsendiği ve ortak politikalar üre-
tilerek uluslar arası rekabetin yakalandığı bir platform oluşturulmalıdır.
• Yurtiçi tedarik ve bu amaçla yurtiçi yeteneğin artırılması adına firmaların pro-
je bazlı ya da ticari olarak birlikte davranmalarının ya da yeteneklerinin aynı çatı
altında değerlendirilmelerinin sağlanması, yine önderlik edilmesi gereken kritik bir
alandır.
• Tanıtım ve lobi faaliyetlerini uluslar arası alanda yürütmek ve tanıtım olanak-
ları olmayan firmaların da önünü açmak adına tanıtım, eşlik, önderlik ihtiyacı bu-
lunmaktadır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
86
• Öncelikli tematik alanlar belirlenmelidir, bu alanların belirlenmesinde, oluştu-
rulmasında, geliştirilmesinde ve sonuçlanmasında akademik çalışmalarda bulu-
nan sivil ve askeri kesim bir arada çalışmalıdır.
• Türkiye’nin dünyada marka yaratabilmesi sağlanmalıdır.
• Sanayi açısından bakıldığında; sanayicinin önünü görerek yatırımlarını ön-
celikli alanlar doğrultusunda planlamasını ve bu bilinçle sektörde pozisyon alması
gereklidir.
• Üniversite, sanayi ve devlet arasında karşılıklı kazanımları tanımlayan bir araş-
tırma yaklaşımına gereksinim vardır.
• Üniversite, kamu kurumları ve özel kesimde dağınık bir şekilde yürütülen AR-
GE faaliyetleri, kısa – orta - uzun vadedeki öncelikler doğrultusunda bütünleştiril-
melidir.
• Üniversite, araştırma enstitüleri, ilgili kamu kuruluşları ve sanayii bir araya ge-
tirilerek temel araştırma, teknoloji geliştirme, toplumsal fayda ve ürüne yönelik
çalışmaların ulusal amaç ve stratejiler doğrultusunda birbirini tamamlar biçimde
bütünleştirilmesi sağlanmalıdır.
• Akademisyenlerin kendilerini öncelikli alanlarda uygulanacak metodolojiler
konusunda geliştirmesi ve yüksek lisans/ doktora tezlerini bu konularda yönlendir-
mesi gerekmektedir.
• Akademik çalışmaların temelini oluşturacak konular, ortak platformlarda alı-
nacak ortak kararlar ile saptanmalı, bunun için çalışma grupları oluşturulmalıdır.
Üniversitelerin her birinde ve ayrıca üniversitelerarası çalışmalarda, resmi ya da
sivil yöneticiler eşliğinde öngörü, vizyon, eğilim, yönelim çalışmaları yapılmalıdır.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
87
• Akademik çalışmalar için standart dışı ayrı bir değerlendirme mekanizması
oluşturulmalı, bunun sonucunda uygulama olasılığı olan projelere ekonomik sa-
hiplenme (resmi organizasyonlar tarafından) sağlanmalıdır.
• Öncelikli alanlarda üniversite, sanayi ve kamunun iştirak edeceği Türkiye ça-
pındaki büyük projeler desteklenmelidir.
• Savunma harcamalarında Ar-Ge’ye ayrılan pay arttırılmalıdır.
Bütün bu genel değerlendirmeler ışığında görülmektedir ki, Türk savunma sa-
nayii hızlı bir ivme kazanmaktadır. Bu mevcut sinerjinin devam ettirilmesi, orta va-
dede sanayimizi layık olduğu konuma getirecektir.
TÜRK SAVUNMA SANAYİİ SEKTÖR RAPORU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birli¤i
88
KAYNAKÇA:
SASAD yıllık verileri,
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sanayii Envanteri,
SIPRI 2007,
Savunma Sanayii Müsteşarlığı,
Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Stratejik Plan,
Jane’s Defence
Savunma Sektörüne Yönelik Süreli ve Süresiz Yayınla

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1112371 ziyaretçi (2384121 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc