Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Ahmet Fethi Paşa Vakfı
 


Vakıf
 
  • Geçen ay yaptığım seyahatin bir gününü Rodos Adası’nda geçirmiştim. Rodos kesintisiz 400 yıl Türk hakimiyetinde kalan büyük bir ada. Osmanlı’nın yaptığı camiler, çeşmeler, sebiller, hamamlar adayı süslüyor. Şimdi Müslüman nüfus yok denecek kadar az. Türk eserlerinden ayakta kalanlara Avrupa Birliği’nden sağlanan fonlarla bakım yapılıyor. Rehberimiz “Burada bir Türk kütüphanesi vardır", dedi. Rodos çarşısı içindeki kütüphaneye girdiğimizde mis gibi sabunlar, güller, çiçekler kokan bir bahçe ile karşılaştık. Türkçe konuştuğumuzu duyan kütüphane sorumlusu Yusuf Kıbrıslı ve eşi hemen bize “Hoş Geldiniz", dediler. Biraz konuştuktan sonra anladım ki bu kütüphaneyi yaşatan Türk’ün özünde mevcut vakıf geleneğidir.
    Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi 1793 yılında kurulmuş. Kurucusu Rodosi Hafız Ahmet Paşa’nın hedefi doğduğu adaya ve Türk Kültürü’ne hizmet etmektir. Kütüphaneye Müslüman Türk Kültürü’nün en önemli eserlerinden oluşan 1995 cilt çoğunluğu el yazması kitap toplanır. Hadis, tefsir ve fıkıh ağırlıklı bu kitapların hâlâ 1256’sı kütüphanede mevcut. En fenni koşullarda yeterli ısı ve rutubet ortamında korunuyor. Araştırmacıların ve Türk İslam Kültürü konusunda çalışanların yararlanmasına açık tutuluyor. Hafız Ahmet Ağa bu kütüphanenin korunması ve kendinden sonra kütüphane bünyesinde bazı hizmetlerin yapılması için bir vakıf kuruyor. Rodos Çarşısı’ndaki 5-6 dükkân ile saat kulesini vakfediyor. Saat kulesi şimdi kafe ve seyir terası olarak kullanılıyor. Vakfiyeden ilginç bulduğumuz bazı bölümleri size naklediyorum: “Vakfın gelirlerinden her yıl 1200 krş ayrılıp bu para ile Malta’dan Müslüman esir kurtarılmasına, her yıl dört mübarek gecede 20 kişi temin edilerek kütüphanede kelime-i tevhid okunmasına, 20 krş sarf ile gaziler helvası, 30 krş sarf ile aşure yapılıp fakirlere dağıtılmasına, 100 krş sarf ile kurbanlar kesilmesine…" Kütüphane ne kadar güzel korunuyorsa bu istekler de 200 yılı aşkın süreden beri düzenli bir biçimde yerine getiriliyormuş.
    Vakıflar Türk Kültürü’nün en önemli hizmet kurumlarıdır. Türk’ün özünde mevcut hayır, hizmet, sevgi, şefkat ve merhamet duygularının kurum kimliği içinde yücelişidir. Rodos’taki birçok Türk malı 12 adanın Yunanlılara terkinden sonra yok ve ziyan olmasına karşın vakıf malları varlığını korumuştur. Vakıfların kuruluş amacına göre vakfedilen bir mal artık kişisellikten çıkmış, Allah’a adanmış sayılır. Vakıf mallarına zor alım yapılamaz, kullanım alanı değiştirilemez. Vakıf senedindeki esaslara göre mütevellileri tarafından yönetilir. Cumhuriyet’ten önce kurulan ve mütevellisi kalmayan vakıflara Mazbut Vakıf denilir. Vakıflar Baş Müdürlüğü bu vakıfları en az mütevellileri kadar korur. Büyük bir bilinç içinde sahiplenir, yaşatır.
    Türkiye’de Osmanlı’dan bu yana üç nesil süren bir servet bulamazsınız. Ama yüzlerce yıldan beri yaşayan, hizmete devam eden binlerce vakıf vardır. Vakıflar maddi olanakla yapılacak hizmetler için oluşturulması gereken en sağlam, en güvenli kurumsal yapıdır. Adeta Vakıf mallarının dokunulmazlığı vardır.
    Osmanlı’da birçok sosyal ve eğitsel hizmet devlet tarafından değil vakıflar tarafından yapılırdı. Nitekim Osmanlı’da İlkokul düzeyindeki eğitimin verildiği sübyan mektepleri, daha ileri düzeydeki eğitim yerleri olan tekkeler ve medreseler devletten bağımsız kuruluşlardı. Bunların eğitim giderleri ile öğrencilerin yemesi, içmesi ve harçlıkları vakıflarca karşılanırdı.
    Hafız Ahmet Ağa Rodos doğumludur. Sarayda eğitim görmüş ve önemli görevlerde bulunmuştur. Padişahı temsilen Mekke Sultanı’na hediye bir cübbe götürmekle görevlendirilir. Dönüş yolunda hastalanır ve ölür. Giderken eşi hamiledir. Doğan çocuğa Ahmet Fethi ismi verilir. Ahmet Fethi Paşa (1801-1857 ) enderun’da yetişir. Viyana, Londra ve Paris’te elçilik yapar. Ticaret ve harbiye nazırlıkları görevine getirilir. Abdülmecid’in emriyle Aya İrini’de 1847 yılında ilk müzeyi kurar. Mareşallik rütbesine kadar yükselir. Tophane Müşiri iken rahmete kavuşur.
    Bu seyahatimde Kütüphane ve vakfın işleyişini izlemekle vakıf kurumuna olan inancımı daha çok sağlamlaştırdım. Varlığını hizmet için değerlendirmek isteyen herkes bu kütüphaneyi ziyaret etmelidir. Bir ömür pahasına elde edilen servet, gelecek nesillere nasıl örnek oluyor ve hizmet ile değer kazanıyor, görülmelidir. Bırakılan servetle tembelleşen, ziyan olan nice çocuklar gördük.Babadan kalan serveti taşıyamayan çocukların onun altında nasıl ezildiklerini ve serveti nasıl çarçur ettiklerini üzüntüyle izledik. Bunlara karşın iyi bir vakıf senedi ile kurulan binlerce vakfın asırlardan beri nasıl başarıyla hizmet ettikleri vakıflar tarihimizde kayıtlıdır Vakıf mallarının en kutsal biçimde korunuşu ise tüm insanlığa örnek olacak biçimdedir.
    Pazar günü Rodosi Ahmet Ağa ve oğlu Ahmet Fethi Paşa Vakfı’nı büyük bir saygı ve bilinç içinde yaşatan mütevelli torunu Sayın Fethi Cengiz Argeso ile görüştüm. Bizim vakıf kurumuna olan inançlarımızı tazelediği ve Türk Toplumu’nun hayır ve hizmete yönelik aydınlık yüzünün simgesi olan bu vakfı yaşattığı için tebriklerimi sundum.
    Elinize ve gönlünüze sağlık Sayın Fethi Cengiz Argeso….
  •  
      *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1113874 ziyaretçi (2394032 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
     
    => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
    haberler haberler


    Google Arama
    Sitemde Arama
    Yaşam ve İnsanlar

    İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
    Namaz Kılan Minik ile burakesc
    GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc