Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  Koreli Muhammed
 





 ABDULLAH AYMAZ

   

Pusan'da şehitlerimizin yoldaşı



İki eğitim gönüllümüz Güney Kore'ye gidiyorlar. Bir de Pusan'daki Türk şehitliğimizi gezelim, diye ellerindeki kıt imkânlarla zar-zor buldukları gidiş-dönüş biletleriyle şehitlerimizin mezarlarına varıyorlar...

Vakit dar olduğu için hemen Yâsin Sûresi'ni okumaya başlıyorlar... Biraz sonra uzaktan şehitliğe doğru gelmekte olan boylu poslu bir Koreliyi fark ediyorlar. Gelişinden kendileriyle ilgileneceğini anlıyorlar. Bir an önce "Yâsin"leri, "Fatiha"ları bitirip ayrılmak telaşında oldukları için gelen kimseyle görüşmek istemiyorlar. İngilizce, Türkçe bir şeyler söylersek iş sohbete biner diye sadece bir selâm verelim, bizi Araplardan zanneder diye düşünüyorlar. Ama "Ve aleyküm selâm!." deyip bunları kucaklıyor ve "Hemen evim şurada, ne olur, misafirim olun... Adım Muhammed... Ben yapayalnız bir Müslüman'ım... Askerleriniz geldi... Büyük fedâkârlıklar yaptılar. Kendilerine verilen maaşlarını, harçlık bile yapmadan, Kore tarihinde ilk defa 'yetimhane' kurup oraya bağışladılar. Anasız babasız çocuklarımız için her türlü fedâkarlığı yaptılar. Ama şimdi dünyada bütün medya Müslümanları terörist ilan ettiği için, eşim 'Bu dini nereden buldun? Bir an önce değiştir!' diye baskı yapıyor. Çocuklarım da anneleri sebebiyle bana aynı muameleyi yapıyorlar. Evimde Müslümanlığım sebebiyle ezik yaşıyorum. İyice bunaldığım, daraldığım zamanlar şehitliğe koşup geliyorum. Onlarla 'Ahmet, Mehmet!' diye seslenerek konuşup, dertleşiyorum ve biraz ferahlayıp gidiyorum. Beni bu şehirde tutan sadece bunlar... Ben eşime ve çocuklarıma sizleri gösterip 'İşte Müslümanlar bunlar!. Hiç bunlardan zarar gelir mi?' diye göstermek istiyorum!" diye yalvarıyor. Onların da ikinci bileti alacak imkânları yok ve zaman çok dar. Ayrıca paraları olsa bile bilet bulmanın çok zor olduğu bir dönem... Onun için onlar da "Şimdi hiç vaktimiz yok. Ama söz, mutlaka geleceğiz!" diyorlar.

Çok kısa bir zaman sonra Kayseri'den bir esnaf grubu geliyor. Birçok yer dolaştırdıktan sonra bu iki eğitimcimiz onları alıp Pusan'a getiriyor ve Muhammed Bey'in durumunu anlatıyorlar. Tabii Kayseri esnafı, Akif ve Adnan Ulubaş'lar, Şaban Bey ve kardeşi gibi itibarlı kimseler... Giyimleri kuşamları ile ticarî konumları ile göz dolduran bu insanlarımızı görünce Muhammed Bey "Kızım evde olamayacak, sizi göremeyecek. Marka mallar satan çok kaliteli bir mağazada üst seviye yönetici... Ne olur onu bir ziyaret edelim. Sizleri bir görsün." diyor. Gidiyorlar... Kendilerini, işlerini tanıtıyor ve "Bizler sırf babanız Muhammed ağabeyimizi ziyaret için geldik!.." diyorlar. Buna çok sevinen kız, kendi patronlarına da haber verip hakkı olan en üst indirimden faydalanabileceklerini söylüyor. Onlar da hem kendilerine, hem Muhammed Bey'in eşine ve çocuklarına o kaliteli marka mallardan bol miktarda hediyeler alıyorlar. Oradan Muhammed Bey'in eşine gidiyorlar. Fakat ileride ellerini beline atmış hoşnut olmadığı her halinden belli bir hanım görüyorlar. Durumun farkında oldukları için evin içine girdikten sonra hanımefendiye kendilerini, işlerini, şirket ve firmalarını tanıttıktan sonra "Bizler buraya sadece ve sadece Muhammed ağabeyimizi görmek ve sizleri ziyaret etmek için geldik." deyip sonra da "Eğer kabul buyurursanız, bu naçiz hediyelerimizi de sizlere getirdik, takdim etmek istiyoruz." diyorlar. Teker teker o kıymetli hediyeleri takdime başlıyorlar. Artık hanımefendinin boyunu aşacak şekilde güzel ambalajlı paketler yığılıyor. Hanımefendi az önceki tavrından büyük hicap duyup iki büklüm oluyor. Bir kenarda, ellerini birbirine kavuşturup birbirine çarparak ve sevinç ve takdirlerini izhar eden Muhammed Bey, olanları sevinçle seyrediyor.

Kadıncağız da hemen koşup, evde ne varsa hazırlıyor ve önlerine koyuyor.

Akif ve Şaban beyler aileyi Türkiye'ye davet ediyorlar.

Ayrılırken, Muhammed Bey ağlıyor; "Bu gördüklerim bir rüya mıydı? Sahi gerçekten şimdi siz benim evime geldiniz mi? Ben ilk defa kendi evimde kendimi çok iyi bir konumda hissediyorum. Ezilmediğim gibi üst bir seviyedeyim!. Bir daha ne zaman geleceksiniz?" diyor.

Sonradan söz verdikleri gibi Kayserili bu esnaflarımız uçak bileti gönderip aileyi Kayseri'ye getiriyor, çok güzel misafir edip ağırlıyorlar ve işyerlerini gezdiriyorlar.

Pusan'da da eğitim yuvaları ve kültür merkezi açılıyor. Dünya Kupası'nda da Türkiye yazılı 400 tişörtle ve "Türkiye! Türkiye!" diye bağırarak onlar takımımızı destekliyorlar.

Muhammed Bey bütün bunlara şâhit olduktan sonra 2008'de huzur içinde vefat ediyor.
 

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1189559 ziyaretçi (2631953 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc
Bu web sitesi Łcretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
‹cretsiz kaydol