Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  Simit Parası Kadar İyilik
 








>   *CENNET*
>
> *Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için
> sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar
> çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek
> için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda
> kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir
> yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının
> gitmesini bekliyordu. *
> *
> Öğretmeni, onun bu halini fark etti:- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek
> misin? **
> **
> Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
> - Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
> - Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
> - Ahmet arkadaşımız var ya...
> - Evet, ne olmuş Ahmet'e?
> - Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler
> koymuyor.
> - Eee?
> - Ona yardim etmek istiyorum.. Ama benim yardim ettiğimi bilirse üzülür.
> Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona
> verseniz?
> Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu.
> Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali
> hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi
> değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve
> düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardim etmek
> istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu. **
> **
> Nurhan Öğretmen:
> - Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi
> değil. Yanlış mı biliyorum?
> - Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor.
> Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
> - Nerede çalışıyorsun?
> - Simit satıyorum..** **
> Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi
> şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare
> bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz
> daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
> Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu:
> - Büy üyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
> - Çok zengin bir işadamı...
> - Niçin?
> - İnsanlara daha çok yardım etmek için...
> - Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin durumu
> pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen
> acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim edersin. Olmaz mı?
> - Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
> -- Neden olmaz?
> -- Üç sebepten dolayı olmaz.
> Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni
> insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit
> alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele
> mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.
> İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı
> öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu zenginlik
> günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin olduğum günlere
> erteler kendimi kandırmış olurum.
> Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak
> istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.** **
> **
> Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
> - Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.**
> -** Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için,
> ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını
> veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu
> olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin
> olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e girebilirim. Bundan daha
> karlı bir yatırım olur mu?
> Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarken
> Ali'yi evine yolladı.
> Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için
> masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstünde kaldığını fark
> etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı.
> Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en
> kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar
> onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT paraları, Cenneti
> satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile
> sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
> Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif
> edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar
> gibi ağlamaya başladı. Ağladı... Ağladı... Ağladı.
> Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp okuldan
> ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk
> Simit paraları ile cenneti satın almak' diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını
> duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Ne dediniz hocam?' demesini bile duymayan
> Nurhan öğretmen, bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına
> karışıvermişti** **


> Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali'den utanmışsanız,

maddi durumunuz iyi değilse

> bile, i ki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısına bırakın.


> Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa ayakkabı
> alın.


> Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin.

> Yeter ki boş durmayın!** **

> Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir** *


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1177744 ziyaretçi (2603241 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc
Bu web sitesi Łcretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
‹cretsiz kaydol