Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  TV Aptal Kutusu mu?
 

Televizyon
 
  • Bir arkadaşım oğlunu evlendirmişti. Tebrik amacıyla eşimle birlikte evlerine gittik. Gittiğimizde salondaki geniş ekran televizyon açıktı. Arkadaşımın eşi, “İzlediğim dizinin en heyecanlı bölümü, zaten bitmek üzere, izin verirseniz televizyon biraz açık kalsın” dedi.
    Meğerse karı-koca diziyi birlikte izlerlermiş. Her ne kadar bizimle ilgilenmek isteseler de bazen büyülenmiş gibi dalıyor, dizinin heyecanından kendilerini alamıyorlardı. Sanki diziyle iç içe aynı hayatı paylaşıyorlardı. Bu izledikleri tek dizi değilmiş. İkisinin birlikte veya ayrı ayrı izledikleri başka diziler de varmış.
    Türkiye’de 30 yıldan beri her gün biraz daha artarak süren bir televizyon tutkusu yaşanıyor. Ben küçüktüm, Amerika’da ihtisastan dönen aile dostumuz bir doktor anlatıyordu: “Amerika’da dostluk, arkadaşlık ve aile içi ilişkiler bitmiş, herkes büyülenmiş gibi televizyon izliyor. Gittiğimiz misafirliklerde artık sohbet olmuyor” demişti. O tarihlerde henüz bizde televizyon yayını olmadığı için annemler hayretle dinlemişlerdi. Böyle bir davranışın bizim örf, adet ve geleneklerimize göre gerçekleşemeyeceğini düşünüyorlardı. Şimdi televizyon izlemede Amerika’dan daha ilerideyiz. Son yıllarda televizyonlar ucuzladı. Bazı evlerde üç, bazılarında dört, bazılarında beş televizyon var. Ailenin her ferdi kendi odasına kapanıyor ve kendi sevdiği kanalı izliyor. Aile içi paylaşımların bitmesinden öte, aileler kopuyor, zevkler ayrılıyor, tutkular değişiyor, aile bütünlüğü bozuluyor. Evde herkes kendi odasında, kendi kanalıyla birlikte bir yalnızlığa itiliyor.
    Çok kitap okuyan bir arkadaşım vardı. Son okuduğu kitapları sordum, ”Son yıllarda kitap okuyamıyorum. Öyle ilginç diziler var ki, bizi uyuyuncaya kadar işgal ediyor. Yalnızca bende değil tüm ailede okuma alışkanlığı azaldı. Hatta çocukların ders çalışma alışkanlılarını bile bozdu” diyordu. Aslında belki de televizyonun verdiği zararın en büyüğünü çocuklar ve gençler çekiyor. Çocukların izlediği çizgi filmlerin hemen hemen tümü yabancı kökenli. Çocuklar bizden olmayan kahraman ve sembollerle büyüyorlar. Çocuklara yönelik öyle büyük reklamlar var ki, çocuklar bu reklamlar sayesinde besin değeri az, hatta çocuklara zararlı çiklet, çikolata, kolalı içecek ve fast food yiyeceklerin tiryakisi oluyorlar. Gençler ise izledikleri dizilerin kahramanları ile bütünleşiyor. Kendilerine eşkıyadan, mafya babalarından, kaçakçılardan, kumarbazlardan idoller yaratıyorlar. Dizilerde öyle çok silah kullanılıyor ki, gençlerde silah merakı yaratıyor, şiddeti teşvik ediyor.
    Tüm televizyon kanallarında bir izlenme oranı yarışı var. Her birisi kolay zevklerle, üzerinde hiç kafa yormayı gerektirmeyen programlarla, öğretmeyen yalnızca vakit öldüren yarışmalarla kimin eli kimin cebinde belli olmayan pembe dizilerle izleyiciyi kendilerine çekmeye çalışıyorlar. Bir zamanlar Çin’in büyük nüfusundan korkan ve bir gün gelip uyanacağından endişe duyan büyük devletler, Çin halkını uyuşturucuya alıştırıyordu. Bizim televizyonlarımız da, izleyici uyanıp daha gelişmiş kültürel, sanatsal program beklentileri içinde olmasın diye, kolay izlenen programları teşvik ediyor ve uyuşturucu gibi sunuyorlar. Program aralarında ise tüketimi körükleyen, hiç bilmediğimiz yeni şeyleri bizde ihtiyaç haline getiren reklamları en iştah açıcı biçimde yayınlıyorlar.
    Bir akşam başka programları izlemeden yalnızca çeşitli kanallardaki haberleri izleyiniz. Zannedersiniz ki, Türkiye bir felaketler ülkesi. Her yerde kan gövdeyi götürüyor, herkes birbirine tecavüz ediyor, kavgadan geçilmiyor, ihanetler hiç bitmiyor gibi endişelere kapılırsınız. Daha çok izlenme uğruna her şey abartılıyor. Haberler arşiv filmleri ve canlandırmalarla çarpıtılıyor. Adeta her haber üzerine yeni bir senaryo yazılıyor. Televizyonlarda haber verme alışkanlığı kayboldu, gösteri, abartı ve felaket tellallığı başladı.
    Ülkemizin en yaygın iletişim aracı televizyonlar oldu. Televizyonlar diğer iletişim araçlarına göre önemli avantajlara sahip. Çok izlenen ulusal kanallar birkaç holdingin ve devletin elinde. Eğer aralarında birleşseler, kültürel ve sanatsal programlara öncelik verseler, rekabet yerine Türk insanının zevklerini geliştirmeyi, eğitmeyi, öğretmeyi, büyütmeyi, geliştirmeyi hedef alsalar, Türk insanına, özünde mevcut yüce değerleri güncel yaşamlarına rehber yapmayı öğretseler, çocuklarımıza ve gençlerimize kendi kültürümüzle büyüme yollarını açsalar, yani bizleri uyutmasalar, şaşırtmasalar Türkiye’nin büyümesi yolunda akıl almaz yararlar sağlarlar.


  •  
      *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1143083 ziyaretçi (2494381 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
     
    => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
    haberler haberler


    Google Arama
    Sitemde Arama
    Yaşam ve İnsanlar

    İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
    Namaz Kılan Minik ile burakesc
    GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc