Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  Ayşe PEHLİVAN Özlene Çocuk Derneği
 






Çocuk hasretini 'Gelmeyeceksin Diye' adlı kitabında anlatan Ayşe Pehlivan, Özlenen Çocuk Derneği'nin de başkanı aynı zamanda. Pehlivan, annelere de sesleniyor: "Ne duruyorsunuz, anneliğin tadına yeniden varın, sevin onları."
 
Çocuk hasreti ile kitap yazdı, dernek kurdu
ZEYNEP KAÇMAZ İSTANBUL - 04.07.2011
 
Ayşe Pehlivan, Mihrimah ismini koymayı hayal ettiği kızı için evinde hazırlık bile yapar. Ama göğüs kanseri teşhisi ile birlikte çocuğunun olamayacağını öğrenir. Çocuğunun olmayacağı ızdırabı karşısında "Benim sınavım Mihrimah'sızlıktır. Bana düşen, hükmün sahibine teslim olmaktır." der. Doğmamış çocuğuna mektuplar, şiirler yazar. 'Özlenen Çocuk' adıyla bir dernek kurar.
Yuva kurma telaşını atlatıp evliliğe alışmadan yeni evlilere "Çocuk ne zaman?" diye sormaya başlar eş dost. Bazen utana sıkıla, bazen kaçamak cevaplarla geçiştirilir sorular. Mutlu bir aile fotoğrafını tamamlayan en güzel görüntü hiç şüphesiz neşe içinde cıvıldayan çocuklardır. Ayşe Pehlivan da hayatı boyunca anne olmayı düşler, bir evladın sıcaklığını yanı başında duymayı, güzel günlerini görmeyi ister. Öyle ki daha çocukluğunda, "Büyüyünce ne olacaksın?" sorusuna "Anne olacağım" diye cevap verir. Hastalık derecesinde bir sevdaya dönüşmüştür onda annelik hayali.

Ayşe Hanım, 1993 yılında evlenir, Mihrimah (ay ve güneş) ismini vermeyi hayal ettiği çocuğu için, kütüphane, kumbara, arşiv bile oluşturur. Kendisini anneliğe hazır hissettiği dönemde göğsünde bir sızı hisseder ve doktora gider, kanser teşhisi konulur. O an hissettiği tam bir boşluktur. Hastalığın ona neler getireceğini bilmez, tedavi süresince yakınlarının yardımıyla gerekenleri yapar. Hastalığın en büyük faturasını Mihrimah'sızlık olarak görür. Artık anne olamayacaktır. Ayşe Hanım'ı, anne olamaması, kanser teşhisinden daha çok üzer; 'Annenin gözyaşları aktı be kızım / gözyaşına yalnız annen baktı be kızım / annen gönlüne seni kattı be kızım / yol çok mu ırak yoksun Mihrimah' diye seslenir doğmayan çocuğuna 'Gelmeyeceksin Diye' kitabında.

HÜKMÜN SAHİBİNE TESLİM OLDUM

"Mihrimah'ın doğmayacağını bilmek, hayatın anlamını zorlar." diyerek söze başlayan Ayşe Hanım, devam ediyor Mihrimah'sızlığın yansımalarını anlatmaya: "Sınanmaya geldiğimiz şu dünyada sınav sorularını biz seçemeyiz, sınayan belirler. Benim sınavım Mihrimah'sızlıktır. Bana düşen, hükmün sahibine teslim olmaktır. Olaya böyle bakıyorum, o zaman da yapılacakları gözden geçiriyor insan. Bugüne kadar aynı ızdırapla dağlanmış birçok yürek, aynı özlemle yaşayan birçok insan, bir araya gelip kederlerimizi paylaşırken, bu konuda 'Neler yapabiliriz?' sorularına cevap aradık. Sevgi sunmaya hazır yüreklerle, sevgi ve ilgi bekleyen çocukları buluşturmayı amaçladık, 1999 yılında bu düşünceden doğdu Özlenen Çocuk Derneği." Kimsesizlere kimse olmayı bir görev bilen dernek, çocuksuz ailelerin içinde bulundukları durumun getirdiği; özellikle sosyal baskıdan kaynaklanan sıkıntıları bertaraf etmeyi, mevcut potansiyellerini çocuklar ve kendi yararlarına hizmete dönüştürmeleri için bilinç oluşturuyor.

Tedavi sürecinde yaşanılanlardan bahsederken ilginç bir olayı dile getiriyor Ayşe Hanım: "Ben kemoterapi alırken çok zorlandım. Açıkçası biteceğini düşünmek bile büyük bir huzurdu. Elimde ilaçlarla kapıda beklerken, 16–17 yaşlarında bir delikanlının da çok çekingen bir şekilde kenarda beklediğini gördüm. "Sıra mı bekliyorsunuz?" diye sordum. Biraz daha gömülerek içine "Ben hastalardan artan ilaçları bekliyorum. Babamı tedavi ettireceğiz de, doktorlar artan ilaçlar olursa onları babam için kullanacaklarını söylediler." Sözlerinin bitimiyle beni alıp bambaşka yerlere götürdü bu delikanlı. Benim bir an önce bitmesini istediğim, şikâyetçi olduğum ilaçlara, çok fazla ihtiyaç duyup, sahip olmayı nimet gören bu genç adam, "Ucun ucu, zirvenin dibi var mı?" diye düşünmeme neden oldu. O zaman bir kez daha gördüm, şikâyet ettiğimiz şeylere ayrıca dikkat etmemiz gerektiğini."

Ayşe Pehlivan, hali oldukça, vakit buldukça sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmalarını sürdürür. Tüm faaliyetlerinde çocuk, üst başlıktır. "Çocuksuzluğun getirdiği derin ızdırabı biraz da toplumdaki çocuk algısı besliyor, çocuk erkil aile yapısına dönüşmüş bir toplumda, çocuk belirleyici olunca, çocuksuz ailelere yapılacak çok bir şey kalmadığı neticesi çıkıyor." diyen Pehlivan, sözlerine şöyle devam ediyor: "Çocuksuzluk başka bir yara. Yaşadığım ortam acımı her daim derinleştiriyor. Bir konuda hassassanız, yaranız kanıyorsa, algıda seçicilik yaşıyorsanız, tüm detaylar belirleyici etki meydana getirebiliyor. Her yerde çocuk sesleri, sohbetlerde çocuk teması. Bir de bunların yaşanma biçimleri. Bir tarafta çocuk özlemiyle yüreği yananlar, diğer tarafta kürtaj yaptırmak için gayret gösterenler, bir diğer tarafta da çocuklarını istismar eden, yük olarak görenler. Her bir olgu çocukla şekilleniyor, herkes kendi yaklaşımına göre tanımlıyor, tarif ediyor duygu ve düşüncelerini, ona göre belirliyor hareketlerini. Velhasıl özlemle yanan yürekleri, sevgi bekleyen çocuklarla maksimum faydaya dönüştürecek şekilde buluşturmak, bu özlemin en güzel yanı."

Ne duruyorsunuz, çocuklarınızı sevsenize

Ayşe Pehlivan, bu zaman diliminde ayrıca doğmamış çocuğu Mihrimah'a mektuplar ve şiirler yazar, Mihrimah Yayınları'nda 'Gelmeyeceksin Diye' adlı kitapta bir araya getirir. Kitabı yazmasının asıl amacını "Şahit olduklarım Mihrimah'ın yokluğunu daha çok derinleştiriyor. Sokakta çocuk sesleri, televizyonda çocuk görüntüleri, vitrinlerde çocuk kıyafetleri. Bu halimin farkında olarak, Mihrimah'ın can yakan yokluğuyla nasıl baş edebilirim diye çırpınırken, benim gibi yokluğa mahkûm olanları düşündüm. Izdıraplarıma tutundum ve onları faydaya dönüştürmek için gayret ettim. Benim gibi yaşayanlara ışık tutması ümidiyle, yol haritamı resmetmeye çalıştım. Evlatsızlık zindanında yaşayanlar, yapılacak bir şeylerin olduğunu görerek hizmete dönüştürsünler özlemlerini." sözleriyle özetliyor Ayşe Hanım.


.Çocuğu olanlara seslenmeyi de ihmal etmiyor;

"Ne duruyorsunuz, sevsenize!

Ne duruyorsunuz,

anneliğinizin tadına yine, yeniden varsanıza.
 
Size emanet edilen yavrularınızı


sevginizle, şefkatinizle sarsanıza."



 










Özlenen Çocuk Derneği

SİVİL TOPLUM DERGİSİ
YIL: 4 SAYI:16 / EKİM-ARALIK 2006
 
Adres: Davutpaşa Mah. Kocayusuf Sok. Yuvam Apt. No:8/6 Kocamustafapaşa – İstanbul Tel: (0212) 586 32 66 Faks: (0212) 586 32 68
Bu yazı 8177 defa okunmuştur.

 

 

Ayşe Pehlivan, Başkan
Ülkemizde ve hatta dünyada çocuksuz ailelerin ortak ve temel talepleri bir çocuğa sahip olmaktır. Yanlış dinî yaklaşımlar ve sosyal baskı, çocuksuz ailelerin içinde bulundukları durumu daha da çıkmaza sokmaktadır. Çocuksuzluğun getirdiği yoksunluk zaman zaman bir suç gibi nitelendirilmekte, karşı karşıya oldukları sorun, bir çok soru ile daha da zorlaşmaktadır.
Anne olma sevdasıyla büyümüş bir kadının, doğacağını ümit ettiği çocuk için yaptığı maddi (kütüphane, kumbara, arşiv vb.) ve manevi hazırlıklarla şekillenen, hatta doğmamış çocuğa verilen MİHRİMAH (ay ve güneş/gece ve gündüz seninleyim) ismiyle -hastalıklı bir sevdaya uzanan- zenginlik katılan bir tutku. Ancak anne adayı, kendini anne olmaya hazır hissettiği bir dönemde küçük bir rahatsızlık için doktora gidiyor ve kanser teşhisi ile artık anne olamayacağını öğreniyor.
Hikâyenin başladığı yerle bu ikinci devre arasındaki uçurum, Mihrimah’ın annesini, doğmayacak çocuğu vesilesiyle çocuk sahibi annelere seslenişlerinden oluşan mektuplarını yazmaya yönlendiriyor. Yokluktan kaynaklanan sıkıntılarını bertaraf etmek için çıkış yolları arıyor, bu kapsamda kimsesizler yurdu ziyaretleriyle ikinci adımı atmış oluyor.
O dönemde dernek kurucularından Ayşe Pehlivan’ın, yaptığı radyo programında okuduğu mektuplar, çevreden desteği beraberinde getiriyor. Bireysel olarak gerçekleştirilen çalışmaların verimliliğine bakılarak bunun kurumsal bir kimlikle ve sürekliliğinin sağlanması için üçüncü adım atılıyor ve 1999 yılında Ayşe Pehlivan, Hatice Kılıç, İbrahim Pehlivan, Hülya Azaklı, Hacer Ünal, Sultan Ercan, Sevim Ardal tarafından ÖZLENEN ÇOCUK DERNEĞİ kuruluyor.
Derneğin Amacı:
-Çocuksuz ailelerin içinde bulundukları durumun getirdiği, özellikle sosyal baskıdan kaynaklanan sıkıntıları bertaraf etmek; mevcut potansiyellerini çocuklar ve kendi yararlarına hizmete dönüştürmeleri için bilinç oluşturmak.
-Çocukların; bilgi, beceri, duygu, davranışlar bakımından kendilerine özgü bir insan olarak kabul edilip bireysel farklılıklarına değer vererek, beceri ve yetileri ölçüsünde değerlendirilmelerine ve yaratıcılıklarına olanak tanınmasını sağlamak.
-Çocukların değerli ve özel olduklarını ifade etmenin ve bunu çocuklara hissettirmenin önemini topluma yaymak.
-Bireysel sorumluluğa sahip, kendisi ve toplumu ile barışık, bilimsel yeniliklere açık, katılımcı çocuklar yetişmesi için bilinç oluşturmak.
-Çocukların kendilerini her türlü zararlı alışkanlıklardan uzak tutacak düşünme, doğru karar verme yetkinliğine ulaşmaları için destekte bulunmak.

 

Türkiye’de Çocuk
Ülkemizde çocuk algısı geleneksel olarak geleceğin garantilenmesi olarak görülmekte, yeni fırsatların sunulduğu çocuklara yeni zorunluluklar getirilmektedir. Özellikle eğitim sistemi öğretim merkezli devam etmekte; çocuk, kendi dünyası ve ondan beklenenler arasında ciddi açmazlar yaşamaktadır. Ülkemizde, hatta dünyada, en temel sorunlardan biri olan kendini anlama, anlatma ve diğerlerini anlama gayretinin eksikliği, yorgun nesillerin zorlanmalarına neden olmaktadır.
Bireyler öncelikle kendi rollerinin -ebeveyn, komşu, arkadaş, öğretmen, kardeş, vb.- getirdiği sorumluluklar zincirini doğru kavrayarak hareket etmeyi meleke hâline getirmedikleri sürece çocuk sorunu, ebeveyn sorunu, kardeş sorunu, vb. sorunlar artarak devam edecektir.
Global düşünmek ve yerel çözümler üretmek için yapılacak her çalışma, açmazların önündeki engelleri ortadan kaldıracak; taraf olma çalışmaları, çocuktan veya ebeveynden yana olmanın ötesinde, çözümden yana bir duruş sergilenmesine zemin hazırlayacak formatta olacaktır.
Çocuk ve STK’lar
Ülkemizde çocuk hakları konusu da yine bilginin ulaştığı, ancak uygulamanın gerçekleşemediği konulardan birisidir. Çocuk hakları konusunda yapılan konuşmaların -ki ciddiye alınıp sonuçları ölçülmüş ve taklit edilebilirliği olan çalışmalar henüz yaygınlaşmamış olsa da- gerçekleştiği noktalara bakıldığında, her şeyiyle haklı bir çocuk ve mahkûm ebeveynler görmek mümkündür. Haksızlığa uğramış çocuklarla ilgili, görsel medya dâhil olmak üzere, durum tespiti yapılmakta, sorumlu merciler çözümle ilgili karşılaştıkları zorlukları açıklamaya devam etmektedir.
Çocuk için çıkılan birçok yolculukta çocuklar için söylenen sözler, çocuklar için yapılan etkinlikler devam etmekte, ancak çocukla birlikte ifadesi henüz gündemimizde hak ettiği yeri alamamaktadır.
Tarihsel süreçle ilgili yazılmış kitaplar konusunda ise, gerek Osmanlı döneminde gerekse Cumhuriyetin ilk döneminde çocuk konusunda yapılmış çalışmalara ulaşmada zorluklar yaşanmaktadır. Başarı için daha önce yapılanların doğru anlaşılmasına ve yaşanan başarısızlıklardan ders alınmasına ihtiyaç vardır.
Çocuk, büyümeye aday bir varlıktır; anne baba rehberliğinde ve desteğinde hayatını devam ettirmelidir. Çocuğa karşı büyüklerin sorumlulukları ve hakları, çocukların büyüklerine karşı sorumlulukları ve hakları vardır. Burada aşılması veya ulaşılması gereken esas nokta, genelleme yapılabilecek temel konular dışında hak ve sorumluluklarının farkına varmış; büyüklerinin önderliğinde, büyümelerine –akıl, bilgi, beden, gönül- izin verilmiş yeni nesiller yetiştirmektir.

 

 

Özlenen Çocuk Derneğinin Misyonu-Vizyonu-Değerleri
Hayatın, çocukların ve fırsatların birer emanet olduğunu idrak etmek, bireylerin sahip olma duygularını doğru şekillendirmelerine yardımcı olmak, süreçteki sorumlulukları yerine getirerek sonuçlardan razı olmayı başarabilmek, yoklukların getirdiği sıkıntılara teslim olmak yerine bireylere yeni çıkış yolları aramalarında rehberlik etmek.
Her var edilmişin bir nedeni, her nedenin bir önemi vardır. Eğer paylaşılır ve faydaya dönüşürse çekilen sıkıntılar ziyan olmamış olur. Söyleyecek sözü, taklit edilecek hareketi, ciddiye alınacak bilgiyi tespit etmek ve bunun daha verimli hâle gelmesi için gayret göstermek gerekmektedir.

 

 

Kurumsal Yapı
Kurumsal yapımız; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu’ndan oluşur. Yönetim Kurulu’nda Ayşe Pehlivan, Sevim Ardal, Hülya Azaklı, Hanife Vuran, Nurdane Ünlü görev almaktadır. Derneğimizin 52 üyesi vardır.

 

 

İş Birliği Yapılan Kuruluşlar
Gökkuşağı Kadın Kuruluşları Platformu (GİKAP), Türkiye Çocuk Hakları Koalisyonu, Hanımlar Eğitim ve Kültür Vakfı (HEKVA), Hanımlar İlim ve Kültür Derneği (HİKDE), Felakette Acil Yardım Derneği (FAYDER), Çalışan Kadını Destekleme Derneği (ÇAKAD), Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü KSGM.
Gerçekleştirilen Projeler
Kumbara Şenliği
Çocuktan çocuğa köprü olmak amacıyla, çocukların yardımlaşma geleneğine katılmalarına zemin hazırlamak için onların sahip oldukları, giyim, gıda, kırtasiye ve kitaptan oluşan hediye paketlerini, dezavantajlı grup diye tanımlanan çocuklara ulaştırmak amacıyla düzenlenmektedir.
Kumbara Şenliği’nde Ulaştırma Bakanlığı, Milli Eğitim Müdürlükleri, Sivil Toplum İş Birliği ve G-ÇOKOK üyeleri ile Hanımlar Eğitim ve Kültür Vakfı (HEKVA), Hanımlar İlim ve Kültür Derneği (HİKDE), Felakette Acil Yardım Derneği ile iş birliği içinde çalışmalar yapılmıştır.
Bugüne kadar; Batman, Erzincan, Van, Tunceli/Çemişkezek olmak üzere dört ilde takriben 5300 çocuğa hediye götürülmüştür.
Okumayan Çocuk Kalmasın
Gelişen teknolojiyle birlikte, bilgiyi edinmede okuma alışkanlığının azaldığını gözlemlemekteyiz. Kampanyamız, okumanın önemini ve getirdiği zenginliği anlatmak, okumayı yaygınlaştırmak için çocuklara imkân sunmak amacıyla düzenlenmektedir.
Çeşitli etkinliklerle –seminer, konferans, kermes, yarışmalar, vb.- halkın bu konudaki duyarlılığını arttırmayı amaçlamaktadır. Özellikle dezavantajlı gruba okuma materyalleri hediye edilerek gerçekleştirilen etkinlikte, bugüne kadar 14.300 çocuğa ulaşılmıştır.
Milli Eğitim müdürlükleri, Gikap, Hekva, Mihrimah Yayınları ve yerel yönetimler iş birliği yapılan kurumlardır.
Çocukların Olduğu Yerdeyiz
Bu etkinlik, çocukların yaşam alanlarına hizmet sunmak için, onlara ulaşarak onları anlama, eğlendirme, eğlendirirken öğretme amacıyla gerçekleştirilmektedir. Onlara yeni bakış açıları kazandırma ve hayal dünyalarını zenginleştirme hedefiyle şekillenen çalışmalarla 4200 çocuğa ulaşılmıştır.
İzin Verin Çocuklar Size Öğretsin
Çocuk dünyasının anlaşılması ve bilgilerini paylaşacakları zeminin oluşturulması amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte, çocuklarla periyodik olarak bir araya gelinmekte ve onların gündemin neresinde olduklarını anlama ve kendi gündemlerini anlatmalarına zemin hazırlanmaktadır. Bu kapsamda düzenli olarak 40 çocukla çalışılmaktadır.
Bir Tadımlık Kahve Sohbetleri
Üçüncü çocukluk evresi diye tanımlanan 15-18 yaş grubu gençlerle bir araya gelerek yapılan toplantılarda amaç, “İzin verin çocuklar size öğretsin” etkinliğini bu yaş grubu ile de gerçekleştirmektir.
Geliştirme Kurulu
Bu toplantılarda amaç, annelerin çocukluk anılarını merdiven yaparak çocuklarını anlamalarına zemin hazırlamak, iletişimin iki tarafı da daha güçlü kılacak yanlarının fark edilmesini sağlamaktır. Ayda bir kez annelerle bir araya gelerek gerçekleştirilen etkinlikte sorun algısı ve çözüm yöntemleri üzerine interaktif katılımlı toplantılar düzenlenmektedir.
Yayınlar
Derneğimiz bülten ve broşürler ile çalışmalarını duyurmakta, hedef kitlesine ulaşmaktadır.
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1139987 ziyaretçi (2483273 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc