Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  İmam Fahri SERİL
 

Hem Müslümanların hem gayrimüslimlerin imamı  
Fahri Seril, Yeşilköy'deki Bezm-i Alem Camii'nin 30 yıllık imamı. Yeşilköy eşrafıyla o kadar bütünleşmiş ki, herkes burayı "Fahri Hoca'nın Camii" diye anıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la İstanbul İmam Hatip Lisesi'nden sınıf arkadaşı olan Seril, sadece Yeşilköy'de değil; Moda, Etiler ve Bebek gibi gelir seviyesi yüksek semtlerde de tanınıyor.
 
 

Ermeni, Rum, Türk, Kürt fark etmiyor; çocuğu doğan, kızı evlenen ya da bir yakını ölen herkes acısını da, sevincini de Fahri Hoca gibi bir din adamıyla paylaşmak istiyor. Hoca, mahallenin papazıyla da dost olmuş; Ramazan'ı birlikte geçiriyor, iftarı birlikte yapıyorlar.

Gayrimüslimlerin cenaze evine papaz değil, Fahri Hoca çağrılıyor

Fahri Seril, 1956 Tokat doğumlu bir cami imamı. Yeşilköy'deki Bezm-i Alem Camii'nde 30 yıldır görev yapıyor. Yeşilköy eşrafıyla o kadar bütünleşmiş ki, herkes burayı 'Fahri hocanın camii' diye anıyor. Hafızlığını memleketinde tamamlayan Seril, İstanbul'a 1967 yılında gelmiş. O zamanlar ünlü bir okul olan Fatih'teki İstanbul İmam Hatip Lisesi'ni birincilikle kazanmış. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la aynı sıraları paylaşmış. Seril'in en önemli özelliği, Yeşilköy, Moda, Etiler ve Bebek gibi gelir seviyesi yüksek semtlerin en sevilen imamı olması. Ermeni, Rum, Türk, Kürt fark etmiyor; çocuğu doğan, kızı evlenen ya da bir yakını ölen herkes acısını da, sevincini de Fahri hoca gibi bir din adamıyla paylaşmak istiyor. Mahallenin papazıyla da dost olmuş; Ramazan'ı birlikte geçiriyor, iftarlarda bir araya geliyorlar. İslam'la ilgili sorulara cevap vermek üzere bizzat papaz tarafından kilisedeki konferanslara davet ediliyor. Yeşilköy'de yaşayan Ermeni bir kadının ailesine vasiyeti, "Öldüğümde evime papaz değil, Fahri hoca gelsin." şeklinde oluyor. Pamir Bezmen'in cenazesinde tanıştığı Ermeni işadamı, "Hocam birkaç kez daha sizi dinlersem Müslüman olacağım." diyerek samimiyetini dile getiriyor. Bazı işadamları, -çoğu holding patronu- Fahri hocanın camisini temizlemek için sıraya giriyor. 2005'te Diyanet tarafından yılın din adamı seçilen Fahri Seril'i herkesin böylesine sevmesinin sebebi ne? Buyurun kendisi anlatsın.

Cami çok temiz, bazı camilerde bu titizliği göremiyoruz...

Nasıl temiz olmasın kızım? Bu civarda dört kilise var, insanlar karşılaştırıyor. Temiz tutmak zorundayım. Benim görevim bu. Bu Peygamber makamının hakkını vermek için devletten maaş alıyorum. Allah bize rızkımızı burada veriyor.

Kim yapıyor temizliği, siz mi?

Benim camimde hiç kimse parayla temizlik yapmamıştır. Gönüllü olarak işadamları gelip temizler. Ben de onları sıraya koyarım. Bir ay bu, öteki ay şu diye... Ya kendi gelir, ya elemanlarını gönderir ya da bir temizlik şirketiyle anlaşır. Kimse yapmasa da hiç önemli değil, ben gönüllü olarak temizledim, yine de temizlerim.

Tanınan işadamları mı?

Evet, mesela geçenlerde önemli bir işadamının oğlu geldi. İşçi tulumunu giydi, makineyi eline aldı, aşağıdan yukarıya gece yarısı yıkadı, kuruladı, pakladı camiyi. Kurban Bayramı'ndan önce yine büyük bir tekstil fabrikasının atölye şefi bir kadın geldi. Adamları vakumlu süpürgeyle halıları yıkarken, o elinde toz beziyle camları sildi. Bütün bu işlemler gece yapılıyor ki, sabah geldiğinizde her yer pırıl pırıl olsun.

Neden temizlemek istediklerini sorduğunuzda ne cevap veriyorlar?

Çoğu sır kalsın diyor, sadece biri 'işi rast gitsin' diye yaptığını söylemişti.

Din adamlarına genelde mesafeli durulur, siz bunu nasıl yıktınız?

Din adamlığını camiye hapsetmedim. Camideki görevimizin dışında mahallelinin sevincinde, üzüntüsünde hep yanında oldum. Devlet bana dini vatandaşa anlatmak gibi bir misyon yüklemiş. Bu misyon neden sadece camide kalsın ki! Okullara, üniversitelere gidip ders veriyorum. Bir bebek dünyaya gelir, ismini koymak için bizi çağırırlar. Ziyarete giderken çiçek yaptırırım, küçük bir altın alırım.

Bu hepimizin insanlık görevi...

Tabii ama ummadıkları bir şeyle karşılaşıyorlar. Şoke oluyorlar. Gelinlik kızın nikahına çağırırlar beni, muhitin imamıyım, elim boş gitmek hoşuma gitmiyor. Ya bir Kur'an-ı Kerim meali ya da bir ilmihal kitabı götürürüm. Bunlar Peygamberimiz'in yapmamızı tavsiye ettiği "Müjdeleyin, kolaylaştırın." sözü doğrultusunda yapılmış bir hizmettir. Her şey Allah rızası için. Gaye güzel dinimi, güzel bir şekilde sunmak.

Cenaze evlerine sizi davet ettikleri doğru mu?

Evet, cenaze evine de Kur'an okumaya, dua etmeye gidiyoruz. Ama gitmeden önce lokma, lokum ya da helva gönderirim, o evin acısını paylaşmak için. Bilirsiniz, cenaze evinde ateş yanmaz, aş pişmez. Gelen giden çok olur. Çorbada benim de tuzum bulunsun istiyorum. Ama bir din adamının böyle bir şey yapmasını beklemedikleri için farklı bir hava oluşuyor.

Neden beklemiyorlar?

Bazı arkadaşlarımızın yanlış tavrı, belki zihinlerinde oluşturulmuş filmlerdeki itici hoca tipi, beni gördükleri zaman tamamen tuzla buz oluyor. Saçı başı düzgün bir din adamı olarak yanlarına gittiğiniz zaman zihninde oluşturduğu çember sakallı, takunyalı, şalvarlı imam çıkacağını zannediyor. Bu imajını yıkmak için buradayım.

En son kimin evine gittiniz?

Pamir Bezmen'in evine gittim.

Nasıl bir ortamla karşılaştınız?

Ecnebi kadınlar, 'Kur'an-ı Kerim'i başörtüsüz dinleyebilir miyiz?' diye sordu. "Benim açımdan sakıncası yok. Nasıl ki, kilisede, dinî bir toplantıda saygı icabı başınızı örtüyorsanız, ben de Kur'an okuyacağım, bana değil de Kur'an, cenazeye saygı için örtülmesini tavsiye ederim." dedim. O anda herkes çantasından örtülerini çıkardı. Pırıl pırıl örtülerle oturdular, gözyaşları içinde dinlediler, duamıza amin dediler.

En çok hangi özelliğinizden etkileniyorlar?

İnsanımızın yüzde 90'ı Arapça bilmez; ama Kur'an'ı dinlerken yüreğindeki en ince teli titrer. Duygulanır, o acı gözlerden boncuk boncuk akan yaşlarla birleşir. Bizim yaptığımız şey, okuduğumuz Kur'an'a ilaveten, ayetleri özet olarak, fazla bıktırıcı olmadan, sabırları taşırmadan anlatmak. "Hocam biz ilk defa böyle bir dua dinledik, ilk defa böyle bir hocayla tanıştık. Acımız, üzüntümüz oluyor, ama cesaretimiz olmuyor. Ne olur bize kartını ver." dediler.

Kartınız var mı?

Allah şahit kart taşımam, telefonumu da vermem. Ama yanıma bir beyefendi geldi. Kendisini tanıttı. Ünlü bir şirketin sahibi. 'Ben sizi tanıyıncaya kadar çocuklarıma bir tek Allah sözü işittirmedim, dinimi tanımıyor, bilmiyorlar. 17 yaşında oğlum, 13 yaşında kızım var. Dinlerini sizden öğrenmelerini istiyorum." dedi. Çocukların eğitimi söz konusu olunca cep telefonumu verdim. Diğerleri de isteyince yok diyemedim.

Herkes dini öğrenmek istiyor ama çekiniyor mu?

Evet, insanların dinlerini öğrenmeye, tanımaya ihtiyacı var. Yine aynı evde Ermeni asıllı başka bir işadamı daha yanıma geldi. Daha önce üç kez bizi dinlemiş. "Hocam ben Ermeni'yim, birkaç kez daha sizi dinlersem Müslüman olurum." dedi. Yeşilköy'de başka bir cenaze evine gittim. Evin hanımı Ermeni, eşi ise Türk. Duadan sonra hanımefendi bana ve orada bulunan topluluğa "Ölürsem duama papaz değil, Fahri hoca gelsin." diye vasiyette bulundu.

Dini anlatırken bazı insanların üslup sorunu oluyor değil mi?

Peygamber Efendimiz ne demiştir: "Müjdeleyin korkutmayın, kolaylaştırın, zorlaştırmayın." "İnsanlara seviyelerine göre hitap edin." Ama biz kürsüye çıktığımız zaman, kürsüyü yumruklamaktan iflahımız kesiliyor. Karşındaki adam Allah için huzura gelmiş, abdestini almış, seni dinlemek için camide. Onu kulağından tutup cehenneme atmanın âlemi yok ki! O insana moral verip 'Allah'ın 99 rahmeti vardır, bir tane gazap sıfatı vardır' dediğin zaman, '99 kişiyi öldüren adamın, tövbe ettiğinde cennete gideceğini' söylediğinde tavrı farklı olur.

Mahallenin papazlarıyla diyaloğunuz nasıl?

İtalyan Kilisesi'nin papazı arkadaşımdır. Benim evime gelir, ben de ona giderim, bayramlaşırız, ben de onların dinî günlerini kutlarım. İftarlarda yemek yeriz. Altı ay kadar önce beni kiliseye çağırdı. Kilisenin küçük bir konferans salonu var. İtalya'dan 65 üniversite öğrencisi gelmiş. Papaz, 'Öğrenciler Müslüman bir din adamıyla da görüşüp konuşmak ve soru sormak istiyorlar." dedi. Sizi temin ederim, gençler beni iki buçuk saat soru yağmuruna tuttu.

İslam'la ilgili en çok neyi merak ediyorlar?

Daha çok kadın-erkek ilişkisi konusunda soru sordular. Neden kadın imam yok? Neden namazda kadınlar, erkeklerin arkasında durarak ibadet ediyor? Niye kadınlar erkek cemaate namaz kıldıramıyor? İlim öğrenme noktasında İslam'ın kadına ve erkeğe bakış açısı nedir? Başörtüsünün İslam'daki yeri nedir? Sonuçta da tek kelimeyle ifadeleri şu oldu: "Biz İslam'ı böyle algılamamıştık. İslam'ı böyle anlatmamışlardı."


Sosyetenin İslam diniyle ilgili merak ettiği sorular

İnsan öldükten sonra nasıl dirilecek?

Okunan Kur'an-ı Kerim ölüye fayda getirir mi? Ruhuna gerçekten ulaşır mı?

Kur'an okunurken evdeki fotoğrafların üzerini kapatmak gerekir mi?

Kur'an-ı Kerim'i baş açık dinleyebilir miyiz?

Kadınlar mezarlığa gider mi?

Müslüman bir kadın, Müslüman olmayan bir adamla evlenebilir mi?

Kur'an-ı Kerim sadece ahiretle mi ilgilidir, dünyevi konulara bakışı nasıldır?

Kur'an'ın ilim ve teknolojiye bakışı nasıldır?

Ölünün kabir hayatı nasıldır?

Ölünün kabirden sonraki durumu nasıldır?

Kur'an-ı Kerim'de aile düzeni, eşlerin görevi ve sorumlulukları nelerdir?

Kadın eşine sormadan dua yapılan cenaze evine ve camiye gidebilir mi?

Başörtüsünün İslam'daki yeri nedir?

Dirildiğimizde çıplak mı olacağız, yoksa elbiselerimizle mi kalkacağız?

İlim öğrenme noktasında İslam'ın kadına ve erkeğe bakış açısı nedir?"

En çok merak edilen soru ve cevabı:

"Eşleriniz sizin nesil yetiştiren tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz şekilde varın." (Bakara/223)

Bu ayet ne demektir? Kadınlar neden tarlaya benzetiliyor?

Bu ayetteki Türkçeye tarla olarak çevrilen kelime; verimli, sulak, bakımlı bir cennet bahçesi anlamına geliyor. Allah'ın size evlat yetiştirmek için hazır kıldığı cennet bahçesi! Kadın bu ayette aslında tarlaya değil, cennet bahçesine benzetilir. İslam'da neslin devamı çok önemlidir. Alimler, 'temiz nesiller ancak böyle bir cennet bahçesinde yetişir' şeklinde tefsir eder bunu. Dinimizi anlamaya çalışırken de, anlatırken de dikkatli olmamız gerekir. Tarla kelimesi kaba tabirle düşünülüyor, halbuki anne, Allah'ın yaratma kudretini gerçekleştirdiği yegane varlıktır. Cennet bahçesinin sahibidir. Anne olmazsa kim dünyaya getirecek bizi? Allah ona doğurma kabiliyeti verilmiş.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1200327 ziyaretçi (2654882 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc
Bu web sitesi Łcretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
‹cretsiz kaydol