Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Sakallı CELAL. Celal YALINIZ
 



sakallı celal ile ilgili görsel sonucu

sakallı celal ile ilgili görsel sonucu

sakallı celal ile ilgili görsel sonucu



sakallı celal ile ilgili görsel sonucu


sakallı celal ile ilgili görsel sonucu








sakallı celal ile ilgili görsel sonucu

  • "Bir kızın tıraşlı bir erkeği güzel zannetmesi hazindir..."

  • "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur."

  • "Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir."

  • "Türkiye'de aydın geçinenler Doğu'ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde Batı yönünde koşturarak Batılılaştıklarını sanırlar."

  • "Evinde yapılan arama esnasında polis duvarda duran Karl Marx portresini sorunca "Rahmetli Babam" diye cevaplamıştır".'

  • "Meşrutiyeti getirdik olmadı, cumhuriyeti kurduk olmadı. Biraz ciddiyete ne dersiniz?"

 



Bir "bilinmeyen ünlü" Sakallı Celal

Bir "bilinmeyen ünlü" Sakallı Celal
 

 

Orhan Karaveli, değerli bir araştırmacı gazeteci ve yazardır.

Ateş Orga'nın 'Bir Türk Ailesinin Öyküsü' adlı anı romanını okuduğum yıldı; kitapçı raflarının arasında dolaşırken 'Bir Ankara Ailesinin Öyküsü' diye bir kitap gördüm. Bu kitap da en az, yeni bitirdiğim Ateş Orga'nın kitabı kadar ilgi çekici görünüyordu. Okuyup bitirdiğimde yanılmadığını anladım. Yazar kendi ailesinin öyküsünü anlatmıştı kitabında. Orhan Karaveli'yi de bu sayede tanımış oldum.

Daha sonra gazetede yeni bir kitabının ilânını gördüm. SAKALLI CELAL, Bir 'Bilinmeyen Ünlü'nün Yaşam Öyküsü..

Kapağını, siyah bir fonun önünde saçı sakalı birbirine karışmış, ama gözleri çocuk saflığı ve heyecanıyla bakan yaşlı bir adamın resmi kaplıyordu. İlân da dikkat çekiciydi, dolayısıyla kitabı almak benim için farz olmuştu artık.

Daha ilk sayfadan başlayarak hayretler içerisinde okuyup bitirdim bu kitabı. Ne büyük bir derya idi bu adam ve okuyup araştırmadıkça ne büyük değerlerden habersiz yaşayıp gidiyorduk.

Arkasında hiç bir yazılı eser bırakmamış ve hakkında hemen hiç basılı bilgi olmayan bu 'dahi'yi binbir zorlukla gün ışığına çıkartıp, unutulmaya yüz tutmuşken bu sayede yeniden hatırlanır hale getirmiş olan Orhan Karaveli gerçek bir teşekkürü hak ediyor.

Orhan bey, 1940'lı yıllarda Galatasaray Lisesi'nde okurken görmüş ilk Sakallı Celal'i. Okulun pilav günlerine gelirmiş 1907 mezunu Sakallı Celal. Merakı o zamandan beri sürermiş, ama bir türlü imkân bulup ne görüşebilmiş ne de çok istediği röpörtajı yapabilmiş onunla. Ölümünün üzerinde 40 yıl geçtiğinde ancak bu kitabı yazarak okuyan gençliğe bir katkısı olacağını düşünmüş.  

Peki kimdir bunca anlattığım bu Sakallı Celal? Niye bu kadar önemlidir?

2.Abdülhamit'in Bahriye Nâzırı Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa'nın oğludur, yani hem varlıklı hem de görgülü, kültürlü bir aileden gelmektedir.

Galatasaray Lisesi'nde okumuş, mezuniyetinden sonra parlak ve çok başarılı bir öğrenci olması sebebiyle devlet desteğiyle yurt dışına yüksek öğrenime gönderilmiştir. Fakat kendisi Makine mühendisliği isterken Siyasal Bilimler'e uygun görülmesi üzerine okulu yarım bırakmış, Paris'te bir süre dolaşmış ve sonra o ünlü sakalını bırakarak "artık ülkeme hizmet zamanı geldi" deyip yurda dönmüştür.

Sonrası bir dolu ibret verici macera. Uzak diyarlarda öğretmenlik, başmakinistlik gibi birbiriyle ilgisiz işler yapmış.

Çok daha iyi şartlarda yaşayabilecekken kendini, kendi deyimiyle önce "KENDİNİ ARAMAYA" vermiştir. Sonra da her ne şartlarda olursa olsun memleketin cahil insanlarını aydınlatmaya.

Üstü başı daima hırpani, pantalonları yamalı, lekelidir. Yıkanmayı sevmemektedir. Buna rağmen lüks davetlerin onur konuğu olmaktadır. Çünkü orijinal zekası, yaratıcı fikirleri nedeniyle çok rağbettedir. Kılık kiyafetinin ve saçının başının hırpani olmasına rağmen katıldığı davetlerde kullanacağı çatal bıçağı silip temizlemeden yemeğe başlamazmış. Mikrop kapma korkusu had safhadaymış.

Bugün kullandığımız ve nereden geldiğini bilmediğimiz pek çok deyiş de onundur.

"Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur"

"Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir." gibi mesela.

Yani muhteşem bir adammış bu Sakallı Celal.

Ayrıca çok güçlü ve sağlıklı bir adammış, hiç evlenmemiş, hiç çocuğu olmamış, ama çocukları çok sevmiş.

Çok kalabalık bir ailesi ve Türkiye'nin en ünlü insanlarıyla arkadaş olduğu halde soyadını 'YALNIZ' olarak kaydettirmiş. Öldüğü güne kadar da en yakın arkadaşları bile bilmemiş onun bir soyadı olduğunu. Öylesine özdeşleşmiş 'SAKALLI' lâkabıyla yani...

Benden bu kadar bilgi yeter.

Pek, "ille okuyun" diye baskı yapmak adetim olmadığı halde, buradan söylüyorum; Okuyun, hiç bir şey kaybetmeyeceğiniz gibi çok şey kazanacaksınız.

 

"celal bey, bahriye mektebi nazırı hüseyin hüsnü paşa'nın oğlu ve mekteb-i sultani mezunu olduğunu sık sık unutup ve unutturup herhangi bir sokaktaki adam kişiliğine bürünmekten çok zevk alırdı. ankara vapurunun ünlü süvarisi şefik kaptan bana ön güvertede halatları saran sakallı bir çımacının kendisine lamartin'in 'le lac' şiirini ezbere okuduğunu anlatmıştı. bu kadar güzel fransızca bilen bu çımacıyı o güne kadar hiç görmediği için baş çarkçıya sormuş, o da bu sakallı zatın istanbul'dan izmir'e biletsiz gitmek için boğaz tokluğuna çımacılık (etmek) istediğini anlatmıştı. celal bey'in, istese bu kadarcık parayı dostlarından borç alması işten değildi. ama öyle esmiş, öyle yapmıştı. böyle oyunlara bayılırdı."

  1. orhan karaveli'nin leziz araştırması..

    --spoiler--

    "türkiye daima doğuya giden bir gemidir, bazıları bu geminin güvertesinde batıya doğru koşarak batıya gittiklerini sanırlar" , "bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur" gibi hoş sözlerin sahibidir sakallı celal.. asıl adı celal yalınız dır..

    galatasaray lisesi mezunudur. mükemmel fransızca bilir, konuşur.. trablusgarp'ta savaşmaya gittiğinde yakalanıp italyanlarca yargılanırken öyle bir savunma yapmıştır ki hem beraat etmiş hem de hakime "senin yerinde olsam ben de aynısı yapardım" derdirtmiştir.

    adnan menderes'in istese odunu bile vekil seçtirebileceği gibi sözlere; "gitsin de boş bir küpe osursun aksutiği güzel olur" diye cevap verir celal.

    atatürk aşığıdır kendisi. çok da samimi bir vatanseverdir..

    kimseden de kuruş almaz. dönem arkadaşları türkiye'nin en itibarlı kişileriyken o kendi halinde takılır. ama arkadaşlıklarını hiç unutmaz. galatasaray lisesinin her törenine göbeğine kadar sakalı ve eski püskü elbiseleriyle katılmıştır hep.

    rivayet odur ki kendisyle dalga geçmeye kalkan orhan veli'ye sağlam bir ayar vermiş, kapak yapmıştır.

    suyu hiç sevmezmiş kendisi ve bilimsel bir kanıt olmasa da dahi yaratılışlı insanların ortak bir özelliğiymiş bu..

    evinde farelerle bile arkadaşlık yapıp besleyebilecek sevecenlikte bir adamdır ve o evinde yokluk içinde ölmüştür. ölesiye kadar da kimseye yakınmamıştır..

    --spoiler--

    sakallı celal'in okunmaması büyük bir kayıptır diyebilirim.. şiddetle tavsiye edilir...
     (aldair, 03.08.2007 05:56 ~ 05:58)
    #2061196   :) oy ver   w   tavsiye   şikayet et 
  2. babası son osmanlı bahriye nazırı olan hüseyin hüsnü paşa'dır.
     (hekemen, 26.09.2007 04:46)
  3. cumhuriyet dönemi filozoflarından. istanbul' da galatasaray lisesinde, anadolu' da ise izmir ve zonguldak' ta öğretmenlik yapmıştır. yazılı bir eser bırakmaması büyük bir talihsizlik olsa da sahibini bilmediğimiz bir sürü söz ona aittir. 

    paraha hiç tamah etmemiştir. hayırseverdir. gerek öğretmenlikten gerekse fabrikada çalıştığı yıllarda aldığı maaşlarını paylaşan, fakirlere yardım eden kişidir. 

    "türkiye doğuya yol alan bir büyük gemidir. geminin içinde batıya koşanlar var ve biz bunu batılılaşmak sanıyoruz."

    "meşrutiyeti ilan ettik olmadı. cumhuriyet'i getirdik gene olmadı. bir de 'ciddiyet'i denesek..."

    "bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür."

    "memlekete hizmet etmek istiyorsan bunu kimseye duyurmadan yapacaksın. yoksa engellerler."
     (klorlu su boregi, 23.11.2007 21:16)





Celal Yalınız

Vikipedi, özgür ansiklopedi
 
 

Celal Yalınız (ölüm 6 Haziran 1962[1]düşünür ve filozofturSakallı Celal olarak bilinir; yazılı bir eser bırakmamış ama her biri birer eser olan insanlar bırakmıştır arkasında. Yakın arkadaşları arasında Yusuf Ziya OrtaçAhmet Haşim, "öğrencim" de dediği Nazım Hikmet, Ordinaryüs Matematik Profesörü Ali YarHaldun Taner ve Ali Sami Yen; çevresindekiler arasında Nurullah AtaçHıfzı Veldet VelidedeoğluKazım Taşkent gibi çeşitli isimler ile Melih Cevdet AndayOrhan Veli gibi pek çok şair ve yazar yer alır.

Bugün dilimizde yer etmiş, kaynağını bilmeden kullandığımız pek çok deyiş de onundur. Birkaç Sakallı Celal deyişi örneği:

  • "Bir kızın tıraşlı bir erkeği güzel zannetmesi hazindir..."
  • "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur."
  • "Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir."
  • "Türkiye'de aydın geçinenler Doğu'ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde Batı yönünde koşturarak Batılılaştıklarını sanırlar."
  • "Evinde yapılan arama esnasında polis duvarda duran Karl Marx portresini sorunca "Rahmetli Babam" diye cevaplamıştır".'
  • "Meşrutiyeti getirdik olmadı, cumhuriyeti kurduk olmadı. Biraz ciddiyete ne dersiniz?"
  • Sakallı Celal'den günümüze kalan ne kadar bilgi, belge ve tanıklık varsa, a'dan z'ye bulunabilecek " tek kaynak " ; gazeteci - yazar Orhan Karaveli tarafından yazılmış olan " Sakallı Celal - Bir 'Bilinmeyen Ünlü'nün Yaşam Öyküsü " adlı belgesel - ve harika fotoğraflarla bezeli - 230 sayfalık, değerli kitaptır.( Pergamon, 1.baskı Mayıs 2004, 4.baskı Haziran 2004 )

Galatasarayı Sultanisi'nden öğrencisi ve hayranı olduğu Tevfik Fikret'in, " Hak bellediğin bir yola yalnız ( yalınız ? ) gideceksin " dizesinde ifade edilen prensibe ne pahasına olursa olsun, hayatı boyunca sadık kalmıştır.

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1126335 ziyaretçi (2435589 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc