Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Dr. AbdulRahman H.AlSumait
 





Dr. Abdul Rahman al Sumait.



Date. 15.12.2008
 
    Dear Br. AbdulRahim ,,,
            Assalamu Aalaikum,,,,
 
      Thank you for yr. kind letter of December, 14th . .. I am a Kuwaiti Doctor ( physion ) age 61 years .. married with 5 children . Graduated from Baghdad university then London then Canada .
 
      For 30 years I work in Dawaa for Islam in Africa .Where I spend @ 10-11 month there moving from one  country to another . We started " Direct aid " in 1980 , Now I started Reseach Institute in Charity . I just came from Africa where several hundreds of people converte to Islam . My family joined me in summer in Dawah . Now all my children graduated from university and married , I go with my wife . I love to live and spend rest of my life in Africa but you know the international politics is not easy k I was thrown out og some countries in Africa because og my relegion and work but still I am going to other countries in Africa . I wrote several books in Arabic @Dawaa in Africa .
 
     I thank you very much for your invitation , promise to visit you if I got rid of my sickness.
       Thank you Again for Eid . Wa Salamu Alaikum,,,,
 
 
 
   Dr.AbdulRahman H. Al-Sumait




(Tarih. 15.12.2008
 
     Sevgili Br. AbdulRahim,
             Assalamu Aalaikum,,,,
 
       Yıl için teşekkür ederiz. Ara tür mektup, 14.. .. Ben Kuveytli Doktor (physion) yaş 61 yıl .. 5 çocuk ile evlendi. Londra ardından Kanada Bağdat üniversite sonra mezun oldu.
 
       Ben Dawaa İslam'ın Afrika çalışan 30 yıldır. Nereden 10-11 ay orada @ bir ülkeden diğerine hareket geçirmek. Biz "" 1980 yılında, Şimdi Charity yılında Araştırma Enstitüsü başladı Doğrudan yardım başladı. Sadece Afrika insanların birkaç yüz İslam için converte geldi. Ailem yazında Dawah beni katıldı. Şimdi bütün çocuklar üniversite ve evli mezun, Eşim ile gidin. Yaşadığım ve Afrika'da hayatımın geri kalanını geçirmek ancak uluslararası siyaset biliyor seviyorum Ben Afrika'da bazı ülkelerde og dışarı atılır was kolay K, çünkü benim relegion og ve iş ancak ben Afrika diğer ülkelere gidiyorum. Ben Arapça Dawaa Afrika @ birkaç kitap yazdı.
 
      Seni çok davet, söz ziyaret için teşekkür ederim eğer var benim hastalık kurtulun.
        Yine Eid için teşekkür ederiz. Wa Salamu Alaikum,,,,
 
 
 
    Dr.AbdulRahman H. Al-Sumait )








Dat17/Fabruary/09 
 

Dear brother Abdulrrahim 

Assalamu Alikum

  

      Thank you for your litter. I was one of the first Kuwaiti Doctor who specialized and study in Canada and Britain. I had the choice to open a clinic and collect a lot of money but I believe that money does not mean happiness. So after a lot of discussion with wife we decided to be servant to our brothers and sisters in Africa that decision has a heavy price but I thanks Allah that he helped me to go that way for 30 years. I found happiness in saving more that one million Muslim in famine educating ½ million Muslim child guiding 8½million person to convert to Islam…etc.

        I thank Allah for all this guidance to me.

Now unfortunately I have heart problems I am staying in Kuwait. If Allah provide me with cure I will go with wife to Africa.

       <Please pray for your brothers and sisters in Africa>.

Wa ssalamu Alikum

 

Best Regard

Dr.Abdul Rahman.Al-Sumait

N.G.O. Studies Center


Dat17/Fabruary/09
 

Sevgili kardeşim Abdulrrahim

Assalamu Alikum
  

       Sizin çöp için teşekkür ederiz. Ben ilk Kuveytli Doktor eden uzman ve Kanada ve İngiltere'de çalışma oldu. Ben bir klinik açmak ve para toplamak ama para mutluluk anlamına gelmez inanıyorum seçimi vardı. Sonra eşi ile tartışma bir sürü bizim kardeş ve Afrika'da hizmetçi kız için bu kararın ama teşekkür Allah'a ki 30 yıldır bu şekilde gitmek için bana yardım ağır bir fiyatı var olmaya karar verdi. Ben tasarruf içinde mutluluğu buldum daha açlık ½ milyon Müslüman çocuk İslam dönüşme 8 ½ milyon kişi kılavuz ... vs yetiştirmek bir milyon Müslüman

         Ben Allah'a şükür bütün bu yol bana.

Şimdi ne yazık ki ben kalp sorunları Ben Kuveyt konaklayarak pm var. Eğer Allah Ben Afrika için karısı ile gidecek tedavi bana sağlar.

        Kardeşleriniz ve Africa> de kız için <Please dua.

Wa ssalamu Alikum

 

Best Regard

Dr.Abdul Rahman.Al-Sumait

N.G.O. Çalışmaları Merkezi
 





Yıldız ekle 
al kawther
<al_kawther@hotmail.com>
Ek 23 Ağustos 2009 11:45
Kime: tugra113@gmail.com CS_INSTRUCTION_3
 


Dear brother Abdulraheem 
 Assalamm Alikum
  Thank you for your greeting for Ramadhan. I just came from Kenya where more than 700 persons accept Islam. Then I visited several African countries my salam to your family.  
Wa Salam Alikum

(Sevgili kardeşim Abdulraheem

  Assalamm Alikum

   Ramadhan için tebrik için teşekkür ederiz. Sadece Kenya bulunduğu 700'den fazla kişi İslam'ı kabul geldi. Sonra birkaç Afrika ülkeleri ziyaret aileniz için Salam.

Wa Salam Alikum)





Yirmi altı yıldır Afrika`da yardım çalışmaları yapan Afrika Müslüman Ajansı Başkanı Dr. Al-Sumait, Yeni Asya`yı ziyaret etti. Al-Sumait, Afrika`daki durumu `1980 yılında Afrika`yı ziyaret ettim ve Kuveyt`e döndüğümde üç ay ağlayarak orada gördüğüm manzarayı düşündüm` sözleriyle anlattı. Afrika Müslümanlar Ajansı (Africa Muslims Agency) adlı kuruluşun başkanı önceki gün gazetemizi ziyaret etti. İHH İnsani Yardım Vakfı`nın misafiri olarak Türkiye`de bulunan Dr. Abdul-Rahman H. Al-Sumait adlı bu konuğumuz, aslen Kuveyt`li. Ama 1980 yılından bu yana yılın on bir ayını Afrika`da geçiriyor. `Neden kendi ülkenizde yardım çalışmaları yapmak yerine Afrika`ya gitmeyi tercih ettiniz?` sorumuza, `Sizin beş çocuğunuz olsa, içlerinden birisi hasta olsa ona daha çok ihtimam gösterirsiniz değil mi? Kuveyt`te durum iyi, camilerimiz arasındaki mesafe üç yüz metre. Hafızlarımız oldukça fazla. Ama Afrika`da durum farklı` şeklinde cevap veriyor Al-Sumait. 1980`de Afrika`da gördüklerinin kendisini çok etkilediğini söyleyen Al-Sumait sonrasındaki gelişmeleri şöyle anlatıyor, `Gördüğüm manzaralar sonrasında Kuveyt`te pilav, et yemek, klimayı kullanmak mümkün değildi. Üç ay boyunca gördüklerimi düşündüm ve ağladım. Sonra `Ağlamak neyi değiştirir?` dedim kendi kendime. Ve eşimle yeni bir hayata karar verdik. O günden sonra kendimizi Afrika`daki hayır işlerine adadık. Ben artık yılın on bir ayı Afrika`da, bir ay ise Kuveyt`teyim. Eşim ve çocuklarım yazın yanıma geliyorlar. Ormanda bir kulübede benimle birlikte yaşıyorlar.` O zamanlar küçük olan çocuklarının büyüdüğünü ve birisinin mühendislik bölümünde profesör, diğerinin ise veteriner olduğunu belirten Al-Sumait, `Ve onlar da gelirlerinin yarısını bu yolda harcamaya söz verdiler, öyle yapıyorlar` diyor. Sömürgecilerin Afrika`nın tüm altyapısını yok ettiğini, bununla birlikte insanların manevi değerlerini de yok ettiklerini anlatan Sumait, bunun düzelmesinin yüzyıllar alabileceğini söylüyor ama yine de ümitsiz değil. `BİR ÖĞÜNÜ ZOR BULUYORUZ` Afrika`da insanların çok zor şartlarda yaşadığını anlatan Al-Sumait, `Afrika halkı arasında dine karşı büyük sevgi var ama cehalet ve imkansızlık önemli birer sorun. Mushaf görmeden hafız olan genç yetimlerimiz var. Ayakkabı bile bilmeyen çocuklar bizim yetimlerimiz. Kümes büyüklüğünde odalarda yirmi kişi barınıyor` diyor. İlk yıllarda gittiği Afrika ülkelerinde doktor olarak hizmet verdiğini belirten Al-Sumait, `Bir gün hasta bir kadın geldi, muayene ettim. Günde üç öğün yemek yemesi gerektiğini söyledim. Kadın ağlamaya başladı. Yanımdaki tercüman aracılığıyla neden ağladığını sordum. Kadın `Bir öğünü zor buluyoruz, üç öğünü nasıl bulalım?` dedi` şeklinde aktardığı anısıyla Afrika halkının mağduriyetini anlamamızı istiyor. Vakıf olarak Afrika`daki ülkelerde sağlık taraması, tarım, eğitim, bina yapımı gibi konularda yardım faaliyetleri yürüttüklerini anlatan Sumait, iyi Müslüman olduklarını ispat ettikleri için insanların kendilerine güvendiğini ve yardımlarını esirgemediklerini dile getiriyor. `Nasıl Bediüzzaman doğru yaşamış bir insan olarak yıllar önce vefat etmesine rağmen bugün hala binlerce, milyonlarca seveni varsa, insanlar da bizi tanıyor ve güveniyorlar` diyen Al-Sumait, `Bizim diğer kurumlardan farkımız, yardımların ufak damlalar halinde fakir insanlardan gelmesi` diyor. MEKKE İSİMLİ KÖY Afrikalıların tabiatının İslama daha uygun olduğunu ve İslamla eskiye dayanan bağlarının olduğunu, bizlerin atalarının da yüzyıllar önce oralarda bulunduğunu hatırlatan Dr. Al-Sumait Antimor isimli bölgede Mekke adında bir köye rastladığını anlatıyor. Antimor`daki halkın köklerinin Cidde`den olduğunu öğrendiğini söyleyen Dr. Sumait, `Oradaki Mekke adlı köyde bir kulübe var, her yıl buraya gelerek üzerlerine dikişsiz örtüler sararak kulübenin etrafında yedi kere dönüyor ve sonunda kurban kesiyorlar. Bu kulübeye de Beytüddua diyorlar. Onların mukaddes kitapları da Arapça yazılı, ama unutmuşlar. Büyüklerinin isimleri ise Raömer, Raosman. Ölüleri iyiyse kıbleye doğru gömüyorlar, önemli misafirlerini kıble yönünde oturtuyorlar` diyor. Dört saat bataklık içinde yürünerek gidilen bu köyde yaşayanlara dinlerini sorduğunda, `Müslüman Protestanız` cevabını aldığını belirten Abdurrahman Al-Sumait, Protestan misyonerlerin bu köydekilere Müslümanlıkla Protestanlığın bir paranın iki yanı gibi olduğunu söylemesiyle insanların dinlerini Müslüman Protestanlık şeklinde ifade etmeye başladığını söylüyor. Al-Sumait`in anlattığına göre misyonerler bu köyde bir kilise yapıp köylülere dua etmeyi öğretmişler ve ellerine incil vermişler. Onlar da o zamandan beri kendilerine Müslüman Protestan diyorlar. 200 BİN KİŞİ MÜSLÜMAN OLDU Al-Sumait hikayenin devamını ise şöyle anlatıyor, `Köylerinin isminin neden Mekke olduğunu sordum. Atalarının geldiği yerin ismi olduğunu söylediler. Ben de onlara, akrabalarının yanından geldiğimi, akrabalarının tek olan Allah`a inandığını, günde beş vakit namaz kıldığını, yılda bir ay oruç tuttuğunu anlattım. Üzerimdeki elbiseden bir tane onlara hediye ettim, akrabalarının gönderdiğini söyleyerek. Dinlerinin de İslam olduğunu söyledim. Benden, İslamı anlatacak birini göndermemi istediler. Ben de içlerinden birisini seçerek, üç ay içinde ona İslamı öğrettim ve diğerlerine öğretmesi için gönderdim. Sonra o köy Müslüman oldu. Kısa bir süre sonra çevresindeki altı bölge de Müslüman oldu. Orada iki yüz bin insan Müslüman olduğunda ise misyonerler beni kovdu.` İSLAMIN ÖNÜNDEKİ ENGEL MİSYONERLER DEĞİL Misyonerlerin Afrika`da 365 bin Dolarlık çalışmaları olduğunu, bununla birlikte son otuz yılda bölgedeki Hıristiyanların sayısının % 27 arttığını aktaran Al-Sumait, `Yine bu otuz yıl içinde Müslüman olanların sayısı ise % 111 arttı. Her sene 50-100 papaz Müslüman oluyor. 1980`de bir karar almışlardı, 2000 yılına gelindiğinde Afrika`nın tamamı Hıristiyan olacaktı ama böyle olmadığını, 2000`lerde Müslümanların daha çok olduğunu görüyoruz` diyor. İslamın Hıristiyanlıktan daha fazla genişlemesinde insan gücü değil İslam akidesinin gücünün etkili olduğunu belirten Al-Sumait, `İnsanların Müslüman olmasının önündeki engel Hıristiyanlar değil, sen ve benim. Biz Allah`a vaadimizi tutsak engel olmayız. Mescide girip namaz kılıyor ve O`nun büyük olduğunu söylüyoruz ama dışarı çıktığımızda para bize sağa sola git diyor ve o daha büyük geliyor gözümüze. Afrika`da insanlar, hiçbir beklentim olmadan sadece İslamı anlatmama bile hayran olarak Müslüman olabiliyorlar. Bu gerçeği bilip ben nasıl evimde konfor içinde yaşarım?` gibi düşündüren ifadelerle sunuyor önümüze durumu. SAĞLAM İNSANLARA İHTİYAÇ VAR Vakıflarının kırk ülkede çalışan iki yüzü yabancı, dört bin gönüllüsü olduğunu dile getiren Kuveyt`li doktor, sağlam, güvenilir insanlara ihtiyaçları olduğunu söylüyor. `Afrika`da hayat tehlikeli tabii. Ben orada bulunduğum süre içerisinde üç defa kobra yılanının saldırısına uğradım` sözleriyle şartların zorluğunu bir kez daha hatırlatırken Cennetin ucuz olmadığını da aktarıyor. `BEDİÜZZAMAN ÜSTADIMDIR` Dr. Abdul-Rahman Al-Sumait Bediüzzaman Said Nursi`yi de tanıyor. `Kitapları çok yıllar önce Arapça`ya tercüme edildiği için Said Nursi`yi biliyoruz. O benim üstadımdır. Küçükken onun kitaplarıyla büyüdüm. Onun gibi insanlar olmasa belki biz burada olmazdık. Elimizde gitar, başka bir dünyada olurduk` derken Bediüzzaman`ın cihad yöntemini sevdiğini de söylüyor bizlere. Çalışmalarım esnasında defalarca hapse girdiğinde ona teselli veren de Bediüzzaman`ın aynı zulümlere maruz kalması olmuş. YETİM SIDDIK KİNAN`IN HİKAYESİ Yetim Sıddık Kinan Kenya`nın Vecir şehrinde dünyaya gelmiş. 1992 yılında vakıf merkezine getirildiğinde ağırlığı olması gereken ağırlığın % 44`ü kadarmış. Doktor muayene ettikten sonra umutsuz bir şekilde `Yakında ölür, kurtaramayız` teşhisi koymuş. Zira Sıddık gibi bir çok çocuk, hatta ondan daha iyi olmalarına rağmen hergün ölmekteymiş Afrika`da. Her şeye rağmen Sıddık`a vakıf bütçesinden hergün 1 öğün yemek verilmesini kararlaştırmışlar. Bu bir öğünün tutarı da sadece 5 cent kadar. Daha sonra doktor başka hastaları ile ilgilenmek üzere oradan ayrılıyor ve Sıddık`ı oradaki vakıf çalışanlarına emanet ediyor. 2000 yılına gelindiğinde ölmesi beklenen Sıddık`ın büyümüş sağlıklı bir delikanlı olduğunu öğrenince çok duygulanıyor. Sıddık şimdi İslami medreseye ve devlet okuluna gidiyor ve derslerinde çok başarılı. Ayrıca Kur`an`ı kitaptan okumadan sadece dinleyerek 3`te birini yani 10 cüz ezberlemiş. Şimdi defter olmadığı için levhalara yazıp oradan okuyorlar. Doktor, `Bu sadece günde 5 centlik bir yatırımla gerçekleşti` diyerek küçük yardımların bile nasıl hayatlar kurtarabileceğini bizlere öğretiyor. Naciye KAYNAK- Umut YAVUZ 15.09.2006

Bir kıt`a ölüyor ve bizim de içinde bulunduğumuz `zengin dünya` bu ölüme gözyaşları ile bile olsa eşlik etmiyor, edemiyor. Tabii ki gerek ülkemizin ve gerekse İslam dünyası başta olmak üzere dünyanın pek çok bölgesinde açlık ve sefalet yaşanan başka yerler de vardır. Ama Afrika kadar mağdur olan bir kıt`anın olduğunu söylemek her halde mümkün değil. Büyük çoğunluğumuzun —ben de dahil— Afrika`ya gidip orada yaşanan sıkıntıları görmediğimiz için yaşanan açlık ve sefaleti tam olarak kavramamız mümkün değildir. Çünkü `tok`ların `aç`ların halinden alması kolay olmaz. Olsa olsa, açlıkla kıvranan ve `Ekmek istiyoruz` diye isyan eden halkına; `Ne münasebet, ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler` diyen krallar durumuna düşeriz. Afrika`ya gitmedik, ama Afrika`ya giden ve orada 26 yıldır gönüllü olarak `hizmet` veren bir misafirimiz vardı. İHH`nın davetiyle Türkiye`ye gelen ve bu arada gazetemizi de ziyaret eden Afrika Müslüman Ajansı Başkanı Dr. AbdulRahman H.AlSumait`ın anlattıklarını dinledik. Yıllardan beri Afrika`nın aç ve susuz olduğunu duyar ve gazetelerdeki haberleri okuruz. Ancak yine de orada yaşanan sıkıntıları kavramak mümkün olmaz. Çünkü ne açız ne de susuz! Dolayısı ile Afrika`da yaşanan açlık ve susuzluğun `derecesi`ni tam olarak anlamamız mümkün olmuyor. Dr. AlSumait`in anlattıklarını dinleyip, insanlığın sürüklendiği felaketler karşısında etkilenmemek mümkün değil. Afrika`ya gittiği ilk yıllarda başından geçen bir hadiseyi anlatan Dr. Sumait muayene ettiği bir hastasına `Günde düzenli olarak üç öğün yemek yemelisiniz` diye `reçete` niyetine tavsiyelerde bulunmuş. Bu söz, hastaya tercüme edilince hasta hıçkırıklarla ağlamaya başlamış. Bu hal karşısında şaşıran doktorumuz, `Ben bu hastayı üzen bir söz söylemedim ki. Niçin ağladı acaba?` diye tercümanına sormuş. Hasta ağlama sebebini şöyle açıklamış: `Biz günde bir öğün yemek bile bulamıyoruz. Nereden üç öğün yemek yiyelim?` Birbirinden ilginç notlar aktaran Dr. Sumait, `Afrika`nın ayağa kalkabilmesi için en çok ihtiyaç duyulan nedir?` sorusuna ne cevap verdi dersiniz? Belki de `para` dediği akla gelebilir. Ama hayır! Misafirimize göre Afrika`nın derdine çare olmak `para` ile değil, `adam gibi adam`larla mümkün. Yani, dürüst, güvenilir, `hizmet ehli` gönüllü insanlar! Afrika`yı bir baştan başa dolaşan ve yıllarını orada geçiren misafirimize göre, yeterli sayıda `hizmet ehli` insanlar olsa açlık ve cehalete karşı `savaşmak` çok daha kolay olacak. Evet, Afrika bir yandan `mide` açlığı yaşarken; öte yandan da `inanç` açlığı yaşıyor. Cehaletin tarif edilmez seviyelerde olduğuna dikkat çeken misafirimiz, buna delil olacak öyle örnekler verdi ki, aktarmaktan hicap duyarız. Bir yandan `mide` açlığı, öte yandan inanç açlığı Afrika`nın dört bir yanını kavuruyor. Çare olarak `hizmet ehli adam`lara ihtiyaç duyulduğunun beyan edilmesi de çok isabetli. Misafirimiz, Bediüzzaman`ın eserlerinden de istifade eden birisi olduğu için Afrika`da yaşanan sıkıntılara doğru teşhisleri koyabilmiş. İlk bakışta `açlığın` `para` ile önlenebileceği düşünülebilir. Ama en çok lazım olanın para değil, `adam` olduğunun beyan edilmesi dikkat çekici. `Hayatını Afrika`da İslamı anlatmaya adayan` misafirimize, `Bugün para bulunsa, Afrika nasıl ve ne zamam kurtulabilir?` sorusunu da yönelttik. Maalesef `hemen` cevabını beklerken, onun yerine itidalli bir cevap aldık: `Afrika`yı sömüren devletler önce altyapıyı yıkıp mahvetmiş. Sonra da ahlak ve değerleri yerle bir etmiş. Kalpler boş. Bu bakımdan, çok uzun soluklu bir çalışma ile ancak bu kıta ıslah edilebilir. Belki de 200 yıl süren bir çalışma gerekir.` İçimizi sızlatan, ancak vak`ayı tesbit eden bu cevap; Afrika kıt`asının çaresizliğini anlamamız için yeterli olsa gerek. Afrika örneğinde olduğu gibi, İslam dünyasının asıl sıkıntısı `para` değil, `kaht-ı rical`dir! Diyojen bile, `Adam arıyorum, adam!` diye yollara düşmemiş miydi? O zaman `adam` yetiştirmek için el ele verelim. Villalar, yazlıklar ve kışlıklar imar etmek için değil! 14.09.2006 














 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1125857 ziyaretçi (2434192 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc