Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İÇİN KOŞANLARIN YERİ***
  Türkiye Hidrojen Enerjisi Lideri Olacaktı...
 


Hidrojen Ekonomisi
yonetici tarafından 10 Eylül 2007 tarihinde eklendi.
Kategoriler: Teknobülten - Yorum Sayısı: 1

TeknoBültenHidrojen ekonomisi, hidrojenin taşıtlar, elektrik kullanan cihazlar, konutlar, iş yerleri ve sanayide karbon temelli taşıyıcılar, (petrol, kömür, v.b.) yerine ana enerji taşıyıcı kaynak olarak kullanıldığı bir gelecek ekonomisi. Hidrojen ekonomisi, enerji ihtiyacının karşılanmasına dair sorunlar ile hidrokarbon yakıtların neden olduğu çevresel sorunların çözümü için bir alternatif olarak da görülmekte. Hidrojen ekonomisinin önemli bir unsuru olan ve hidrojeni yakıt olarak kullanan yakıt hücrelerinin, gelecekte pek çok içten yanmalı motorun yerini alabileceğini ve enerji ağının yük dengeleme sorununu çözebilecek önemli bir alternatif olabileceği değerlendirilmekte.

TeknoBülten
 

TeknoBültenHidrojen, sentetik bir enerji taşıyıcısı. Üretim kaynakları son derece bol ve çeşitli. Bunların en başta gelenleri su, kömür ve doğal gaz. Hidrojen, bilinen tüm yakıtlar içerisinde birim ağırlık başına en yüksek enerji içeriğine sahip (120,000 kJ/kg). Sıvı haline dönüştürüldüğünde gaz halindeki hacminin sadece 1/700′ünü kaplıyor. Saf oksijenle yandığında sadece su ve ısı açığa çıkarıyor. Hava ile yandığında ise azot oksitler açığa çıksa da diğer yakıtlara göre kirliliği son derece az. Dünyada üretilen hidrojenin çok büyük bir bölümü, metanın su buharı ile katalitik olarak oksidasyonu yöntemi ile doğal gazdan elde edilmekte. Doğal gazın yanı sıra diğer hidrokarbon yakıtlardan da (metanol, LPG, Nafta, Benzin) su buharı ile katalitik olarak hidrojen üretilebilmekte. Hidrojen, alternatif olarak, saf oksijen veya hava ile kısmi oksidasyon, piroliz ve ototermal reforming (kısmi oksidasyon ve su buharı oksidasyonu bir arada) reaksiyonları ile de üretilebilmekte.

Önümüzdeki 30-40 yıllık dönemde Çin, Hindistan gibi yükselen ekonomilerin hızla artan talebiyle birlikte petrolün fiyatının bugünkü fiyatını düzeyini bekleniyor. Petrolün bugünkü ve gelecekte öngörülen durumu, ithalat bağımlılığı, fosil yakıtların yarattığı karbondioksit emisyonları ve Kyoto Sözleşmesinin emisyonlara getirdiği sınırlamalar hidrojenin hazır ve sınırsız bir alternatif olarak nitelendirilmesine neden oluyor. Şu anki problem fiyat ve altyapı maliyetleri. Bu nedenle de petrole bağlı enerji sektörünün dönüşümünün sağlanmasında özel sektör kadar destekleyici hükümet politikaları da kilit rol oynayacak.

 

TeknoBültenDünya ekonomisinin anahtarı sayılabilecek enerji sektörü çok yavaş dönüşen bir sektör. Petrol ve doğalgazın boru hatları, tanker taşımacılığı gibi büyük ulaşım projeleri ile taşınması, elektriğin bir merkezden dağıtım yollarıyla evlere ulaşması söz konusuyken, hidrojen gibi ihtiyacın olduğu noktada enerjinin üretileceği bir sisteme geçilmesi dünyadaki ekonomik yapılanmada köklü bir değişim olacağının habercisi. ABD Enerji Bakanlığı’nın hidrojen ekonomisi vizyonu ve yol haritası bunun en önemli göstergelerinden. http://www.hydrogen.energy.gov/roadmaps_vision.html .

TeknoBültenGelişmekte olan ülkelerin artan enerji talebi ve dünyada elektriksiz yaşayan iki milyon için hidrojen teknolojileri kullanılabilir. Gelişmekte olan ülkelerin enerji ihtiyacını bu şekilde karşılaması ile ekonomik alanda önemli bir sıçrayış yakalamaları mümkün. Türkiye’nin hidrojen yol haritaları ise Prof. Dr. T. Nejat Veziroğlu’nun tarafından yandaki gibi öneriliyor.

 

TeknoBültenHidrojen enerjisinin global olarak kullanılacağı asıl büyük pazar ise otomotiv; ulaşım sektörü. 1990’ların ortalarından itibaren benzin ve yakıt pili ile birlikte çalışan melez (hibrid) araçlar geliştirilirken, yakıt pilinin beslenmesinde yakıt kaynağı olarak hidrojen kullanılıyor. Hidrojenin üretilmesinin ucuz hale gelmesi ile birlikte yaygınlaşacak olan bu araçlar son tüketiciler için de petrol yakıtlarına oranla çok daha ucuz ve iki-üç kat daha verimli hale gelecek. Bu alanda da bugüne kadar yapılan çalışmalar, hidrojenle çalışan yakıt pilli araçların üretilmesi, bu alanda büyük bir rekabetin başlayacağını gösteriyor. Enerji ve otomotiv yavaş yol alınan sektörler olduğu için şu an hibrid (melez) otomotivlerle başlayan dönüşüm süreci araçların 5.- 6. jenerasyonlarının üretilmesi ile hidrojenle veya başka kaynaklarla çalışan yakıt pilli araçların tamamen piyasada olması ile tamamlanacak.  ABD Kaliforniya Eyaleti hidrojenli araçları teşvik etmek amacıyla 2010 yılına kadar tamamında hidrojen istasyonlarının yer aldığı bir otoyol ağı kurmayı amaçlıyor. 2030 yılında karma yakıtlı araçların otomotiv sektöründe payının artacağı, 2040 yılında da büyük oranda yakıt pilli araçların sektörde yer alacağı tahmin ediliyor.

 

TeknoBültenEvlerde kullanım 2020 yılından itibaren yaygınlaşacak. Katı-oksit yakıt pilleri ve uygulamaları konusunda oldukça iddialı hedefleri olan ve iki yılda bu alana 20 milyon dolar harcayan Vestel, ürettiği enerjiyle bir evdeki dizüstü bilgisayardan radyoya, buzdolabına kadar sayısız gereci çalıştıracak güçteki hidrojen bazlı pilleri tanıttı. Yakında piyasaya çıkacak piller ilk etapta doğalgaz ile çalışacak. Bir süre sonra ilave edilecek parça sayesinde tamamen su ile enerji üretecek. Böylece maliyet yaklaşık yüzde 90 azalacak. Endüstriyel uygulamalar için enerji dağıtım sistemleri üzerine çalışan EAE Elektrik de hidrojenle beslenerek elektrik üretimi yapan 1,5 vatlık bir yakıt pili geliştirdi. Yakıt pilinin satış fiyatı 3.000 dolar.

KOBİ’ler de hidrojenli cihazlara ilgi gösteriyor. Fırat otomotiv otomobillerde hidrojen üreten Hidrokit adlı ürünü geliştirdi. Benzinle bir arada kullanılan hidrojen sayesinde yüzde 25 oranında yakıt tasarrufu ve performansı artışı, karbondioksit emisyonunda da yüzde 70’lik bir azalma sağlanıyor.  Eroğlu Mühendislik tarafından geliştirilen ve hidrojen gazının içten yanmalı motorlarda ek yakıt olarak kullanılmasını sağlayan sistem de Türkiye’de kamyondan otobüse, belediye aracından ticari taksiye kadar 250′ye yakın araçta kullanılmaya başlandı. Motorun gücünü yüzde 4-13 oranında arttıran sistem, monte edildiği araçta kullanılan fosil yakıtlarda yüzde 30 tasarruf sağlıyor. Sistem havayı kirletici emisyon gazlarını yüzde 60 azaltırken, motorun ömrünü yüzde 50 arttırıyor. Sistemin araç sahibine maliyeti 1.000-1.500 YTL arasında.

 

TeknoBültenYanıcı bir gaz olmasa da sıkıştırılmış haldeyken patlayıcı özelliğe sahip olan hidrojen hava sızdırmayan, sağlam yapılar içinde depolanmalı. Bunu sağlayan en uygun madde ise sodyum bor hidrür. Bu da dünya bor rezervinin yüzde 70’ine sahip olan Türkiye’ye uluslararası üretici olma fırsatını beraberinde getiriyor. Bu konudaki çalışmaların merkezi Ulusal Bor Enstitüsü BOREN. (http://www.boren.gov.tr). Otomotiv sektöründe 2040 yılına kadar tamamen yakıt pilli araçların üretilmesi durumunda ise hidrojenin saklanacağı her araçtaki 40-50 kilogramlık sodyum bor hidrür Türkiye’de üretilebilir. Her yıl 50 milyon adet aracın piyasaya sürüldüğü düşünüldüğünde Türkiye’nin bu alandaki yatırımı hidrojene yönelmiş bir otomotiv sektörünün yan sanayinde önemli bir güç olmasını sağlayacaktır.

 

TeknoBülten1970’li yıllardan bu yana hidrojen üzerine çalışan ve dünya genelinde hidrojen enerjisi konusunda öncülerden biri sayılan Prof. Dr. T. Nejat Veziroğlu da hidrojenin Türkiye için önemli bir gelir kaynağı haline geleceğini savunuyor. Şu anda yakıt ihtiyacının yüzde 70’ini petrol, doğalgaz ve hatta kömür ithalatı ile karşılıyor. Veziroğlu’na göre, hidrojen yayıldığında Türkiye hidrojenini yenilenebilir kaynaklarla kendi üretecek. Nükleer enerjiden de hidrojen üretilebileceğini söyleyen Veziroğlu, Karadeniz’in altındaki hidrojen üretimi için sudan üç kat daha ucuz olan hidrojen sülfür gibi Türkiye’nin hidrojen kaynakları açısından zengin olduğunu dile getiriyor. Dünya hidrojene geçtiğinde Türkiye tüm yakıt ihtiyacını kendi karşılayacak ve Avrupa’ya hidrojen satacak. Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı’nın (UNIDO) gelişmekte olan ülkeler için hidrojen enerjisinin geliştirilmesi yönünde İstanbul’da kurulan ve başkanlığını Veziroğlu’nun yürüttüğü Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Araştırma Merkezi (UNIDO-IHEC) ArGe ve patentlerin yanı sıra hidrojen enerjisi sektörünün üretim, depolama, fiyat gibi konuları kapsayan iki veri bankasıyla yapılan çalışmaları takip ediyor. UNIDO-IHEC hidrojen enerjisiyle ilgili birçok ülkede pilot projeler yürütüyor. Arjantin, Azerbaycan, Çin, Hindistan, Libya, Portekiz, Güney Kore’de yenilenebilir kaynaklarla hidrojen üretimi ve ulaştırmada hidrojene geçişi öngörülen projelerin arasında İstanbul’da iki yıl içerisinde hidrojenli otobüslerin faaliyete geçmesi ve Bozcaada’nın tüm elektrik ihtiyacının rüzgar enerjisi ile üretilen hidrojen ile sağlanması var.

Prof. Dr. T. Nejat Veziroğlu şunları söylüyor: “Enerji krizini fırsata çevirip kendi yakıtımızı üretebiliriz. Türkiye’deki yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak 30 – 40 yılda bütün enerjiyi hidrojen olarak üretebilir, fazlasını Avrupa’ya ihraç edebiliriz. Hidrojen enerjisine geçmek için programımızı hazırlar ve uygularsak 2010-11’de hidrojen üretimine başlayabilir, 2040’larda bütün enerjimizi hidrojen olarak Türkiye’de üretebiliriz. Böylece Türkiye ile Avrupa arasındaki kişi başına gelir farkı azalacaktır ve neticede 2060’ta Türkiye Avrupa’ya yetişebilecektir. Planlaması bugün yapılan hidrojen tesisi ancak üç dört sene sonra üretime geçebilecektir. O zaman sudan, rüzgardan, biyokütleden ve linyitten üretilen hidrojen, benzinden, mazottan ve doğalgazdan daha ucuz olacaktır. Bu şekilde hidrojen hızla fosil yakıtların yerini alacak ve önümüzdeki 30 – 40 yıl içinde Türkiye’mizin yakıt ihtiyacını karşıladıktan başka, Avrupa’ya da hidrojen ihraç edip döviz kazanmamızı sağlayacaktır.

Hidrojen Enerjisi’ne geçmenin Türkiye’ye faydaları şöyle sıralanabilir:
  • Petrol, doğalgaz ve kömür için sarf ettiğimiz döviz miktarları giderek düşecek, neticede bütün yakıt ihtiyacımızı kendi birincil enerji kaynaklarımızla sağlamış olacağız. Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.
  • Hidrojen enerjisi teknolojileri Türkiye’ye girecek, bazılarını Türk mühendisleri yaratacak ve bu konuda bilgi birikimi olacaktır.
  • Yeni iş sahaları açılacak, hem tarımda ve hem de sanayide istihdam yaratılacaktır.
  • Türkiye ürettiği fazla hidrojeni Avrupa’ya satıp döviz kazanacaktır.
  • Küresel ısınmanın, hava kirliliğinin ve asit yağmurlarının getirdiği zararlar ortadan kalkacak,
  • Türkiye temiz çevreye kavuşacaktır.
  • Türkiye Kyoto Protokolü kurallarına uymuş olacaktır.
  • Türkiye teknoloji ihraç eden bir memleket olacak, kalkınmasını hızlandıracak, ekonomik bağımsızlığımızı sağlayacak ve çağdaş uygarlığa erişecektir.”
  •  
  •  
  • YORUMLAR :
2009.04.03 23:16


Abdurrahim BARIN [ 02 Nisan 2009 Perşembe 23:05 ]
*HİDROJEN ENERJİ GÖNÜLLÜSÜNDEN GERÇEKLER *
AKP Milletvekili ve Enerji Komisyonu Başkanı Soner Aksoy:

Nejat Veziroğlu gelmişti, adamı kovduk, Enerji Bakanı sözlerini tutmadı.

Nejat Veziroğlu buruk ayrılıyor
Hidrojen enerjisini dünyaya duyuran Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, ICHET’teki görev süresi dolduğu için Amerika’ya dönüyor. Türk Hükümeti’nin 4 yıldır kendilerine arsa tahsis edememesinden dolayı üzüntülü olduğunu söyleyen Veziroğlu, ülkenin ekonomik bağımsızlığını hidrojen enerjisi ile sağlayabileceğini ileri sürüyor.

Hükümete RAPORU geçen yıl verdim, ama cevap gelmedi. Amerika’da Clinton’a yazıyordum, bir hafta içerisinde cevap geliyordu. Başbakan’a yazı yazdım, hiç cevap yok, aldılar mı almadılar mı bilmiyorum? Mektup elden gitti Başbakan’a aslında ama… , İngiltere, Amerika’da bulundum, BM’de çalıştım böylesini görmedim.
*

Hidrojen neler kazandıracak? TI !!!
* Petrol, doğal gaz ve kömür için sarfettiğimiz döviz miktarı giderek düşecek.
* Bütün yakıt ihtiyacımızı kendi birincil enerji kaynaklarımızla sağlamış olacağız.
* Fosil yakıt ithal etme mecburiyetinden kurtulacağız.
* Yeni iş sahaları açılacak, hem tarımda hem sanayide istihdam artırılacak.
* Türkiye ürettiği fazla hidrojeni Avrupa’ya satıp döviz kazanacaktır.
* Küresel ısınmanın, hava kirliliğinin ve asit yağmurlarının getirdiği zararlar ortadan kalkacak.
* Türkiye temiz çevreye sahip olacak.
* Kyoto Protokolü kuralları geçerlilik kazanmış olacak.
* Türkiye, teknoloji ihraç eden bir memleket olacak, kalkınması hızlanacak.
* Ekonomik bağımsızlığımız gerçekleşecek, çağdaş uygarlığa erişilecek.



Dr. Mükerrem Şahin,--

Karadeniz dibinde bulunan hidrojen-sülfürlü suyundan,bölgenin 100 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini,jeolojik oluşumların etkisiyle sürekli olarak arttığının gözlendiğini belirtti.

Şahin, ayrıca İstanbul'daki Milletlerarası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi'nin Kurucu Direktörlüğünü yapan ve ardından ABD'ye dönen Prof. Dr. Nejat Veziroğlu'ndan da çalışmaları konusunda büyük destek aldıklarını söyledi.





 

Tuesday, April 10, 2007

YAZIKLAR OLSUN...

 
0.1 Nisan 2007 tarihli Milliyet Gazetesinin Web-sitesinde Ahmet Destici'nin aşağıdaki haberine rastladım.
"Dünya hidrojen araştırmalarında Türkiye'yi dünyanın merkezi haline getirecek proje için yıllardır arsa bulunamıyor. BM'nin, projeyi Türkiye'ye verirken tanıdığı beş yıllık sürenin dolmasına bir yıl kaldı"

Haberin devamında ise:

"Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı'na (UNIDO) bağlı Uluslararası Hidrojen Teknolojileri Merkezi (ICHET) için kurulması gereken ar-ge tesislerine, 4 yıldır arsa verilemedi. Birleşmiş Milletler'in (BM) "merkezin beş yıl içinde kurulması" koşuluyla Türkiye'ye verdiği proje gerçekleştirilemedi. BM'nin verdiği sürenin dolmasına sadece bir yıl kaldığı için, Türkiye'yi dünya hidrojen araştırmalarının merkezi haline getirecek projenin daha iyi koşullar sunacak başka bir ülkeye verilmesi riski de ortaya çıktı. Proje için verilen Sarıyer'deki ilk arsa konusu 2,5 yıl sürüncemede kaldı. Hem para gelmedi hem de arsanın durumu netlik kazanmadı. Sonunda, "Orada fidan dikilmiş" denilerek başka arsa seçenekleri sunuldu. Alibeyköy'deki bir arsanın uygun olduğuna karar verildi. Ancak bu arsanın da hangi kuruma ait olduğu aylarca netleşmedi. Ardından bir bölümünün davalık olduğu ortaya çıktı.
Bu arada projeyi Türkiye'ye kazandırmak için yıllarca uğraşan ve BM'ye kabul ettirdikten sonra da Miami Üniversitesi'ndeki görevinden izinli ayrılarak üç yıldır Türkiye'de ICHET ofisinin kuruluş çalışmalarını yürüten Dünya Hidrojen Enerjisi Konseyi Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu'nun da süresi doldu. Önümüzdeki günlerde Türkiye'den ayrılacak olan Veziroğlu, Milliyet'e yaptığı açıklamada, "buruk ayrıldığını" söyledi."
 
Arsa tahsisi komedisini bir düşünebiliyormusunuz. Böylesi dünyaca önemli bir projede Türkiye'nin Merkezi yapılması sözkonusu, ama Beyefendiler israrla 3 Maymunu oynamaya kararlılar anlaşılan.
 
 
Prof. Dr. Nejat Veziroğlu ise; "Merkezi kurmak üzere 3 yıllığına ülkeme gelmiştim. Türkiye'de kurulması için 20 yıldır mücadele ediyorum. Ancak Amerika'daki görevime dönmem gerekiyor. Dönmeden kampus inşaatını başlatmak istiyordum. Bu konuda içim buruk ayrılıyorum. Sayın Hilmi Güler bu konuda çok duyarlı. Ancak bürokratlarının aynı derecede duyarlı olduğunu düşünmüyorum. Bürokrasiyi bir türlü aşamıyoruz. Küresel ısınmayı önlemenin tek çaresi hidrojen enerjisidir. Bu konuda dünyada çok büyük mesafeler kat edildi. Hidrojenin geleceğin enerjisi olduğunun bütün ülkeler ve petrol şirketleri farkında. Hepsi çalışmalar yürütüyor. Son yıllarda petrol fiyatları artınca kârlar da katlandı. Hidrojene ilgi azaldı, ama bu geçici. Çok yakında bütün dünya hidrojen enerjisi kullanacak."
 
Hidrojenin önemini bütün Dünya anlamış, bu konularda çalışmalar ve yatırımlara başlamıştır bile. Bizdeki bu konuda sorumlu Beyefendiler, bu yeni Teknolojinin artık yaygın olarak çıkmasını bekliyorlar ve çıktıktan sonra gereksiz masraflarla satınalmayı düşünüyorlardır herhalde. Bunun için de kendilerine bir yurtdışı gezisi (tabii bol harcirahlı) düzenletirler . Zaten Haddine mi, bir Türk Bilim adamının böylesi Çağdaş bir Tezin takipcisi olsun.
 
"İçim buruk ayrılıyorum; Merkezi kurmak üzere 3 yıllığına ülkeme gelmiştim. Türkiye'de kurulması için 20 yıldır mücadele ediyorum. Ancak Amerika'daki görevime dönmem gerekiyor. Dönmeden kampus inşaatını başlatmak istiyordum. Bu konuda içim buruk ayrılıyorum. Sayın Hilmi Güler bu konuda çok duyarlı. Ancak bürokratlarının aynı derecede duyarlı olduğunu düşünmüyorum. Bürokrasiyi bir türlü aşamıyoruz. Küresel ısınmayı önlemenin tek çaresi hidrojen enerjisidir. Bu konuda dünyada çok büyük mesafeler kat edildi. Hidrojenin geleceğin enerjisi olduğunun bütün ülkeler ve petrol şirketleri farkında. Hepsi çalışmalar yürütüyor. Son yıllarda petrol fiyatları artınca kârlar da katlandı. Hidrojene ilgi azaldı, ama bu geçici. Çok yakında bütün dünya hidrojen enerjisi kullanacak."
Şimdi soruyorum size KİM ZARARDA diye?
 
Böyle bir Projede sözsahibi olabilmek, ülkesine kazandırmak için tonlarca para harcayarak, sanki bir Milli meseleymiş gibi vatandaşlarını da bu yarışa katılmalarını teşvik etmek için uğraşanlar milletler mi?
 
Yoksa, ülkenin reklamı olsun diye, güzelim doğa harikası kıyı şeridini yok edip yerine otobanlar inşaa eden, sonsuz sayıda 5 yıldızlı otellerin Mantar gibi çoğalmasına müsaade edip sonra Turist gelmiyor diye Müşteri bulmak için Almanya'dan orta gelirli, parasız hatta işsiz turistlerle 3 yıldızlı fiyatına (yoksa bizler Türk insanına da bu kadar ucuz tatil imkanı tanımazdılar) doldurmaya çalışana mı?
 
İnternet'ten "Dünyanın en güzel ülkesi" seçilmek yetmez. Turizim bir vardır, bir yoktur. Ekonomik bağımsızlığa erişmek isteyen bir toplum, Teknolojiye yatırım yapmalı, özellikle Nanoteknolojide başarılı olması gerekir. Bu konuda Almanlar çok başarılı. Çeşitli Şehirlerinde bu konuda Araştırma Merkezleri var. Ve dünyada en çok Patent çıkaran, yeni bir buluşlara imza atan Ülke Almanya'dır. Bir de bizim ülkede çıkan yeni buluş sayısını bir düşünebiliyormusunuz?
 
Birde bakın Sayın Prof. Dr. Nejat Veziroğlu'nun bü güne kadar Ülkesi için çabaladığı emek verdiklerine. Artık siz düşünün Çağın neresinde olmak istediğinize:
  1. Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, 1974'te "Hidrojen Enerji Sistemi" ve "Hidrojen Ekonomisi" kavramlarını ortaya attı.
  2. Veziroğlu, 1980'de, hidrojen çalışmalarından dolayı BM'ye bağlı Sınai Kalkınma Teşkilatı'na (UNIDO) danışman oldu, Dünya Hidrojen Enerjisi Başkanı seçildi. 1988'de BM'nin bu konuda bir ar-ge ve uygulama merkezi kurması gerektiği fikrini kabul ettirdi.
  3. 1991'de merkezin Türkiye'de kurulmasını gündeme getirdi.
  4. 1992 yılında Ankara'ya gelerek dönemin başbakan yardımcısı Erdal İnönü'yle görüştü. İnönü hem arsa hem de para sözü verdi.
  5. Türkiye'den söz alan Veziroğlu, Amerika, Japonya, Çin, Hindistan, Almanya, Mısır, İtalya, Fransa, Brezilya gibi dünyanın birçok ülkesinde enerji bakanlarıyla görüşüp merkezin Türkiye'de kurulması için destek istedi.
  6. 1999 sonbaharında UNIDO Genel Kurulu'na merkezin İstanbul'da kurulma teklifi sunuldu, oybirliği ile kabul edildi.
  7. Veziroğlu, Türkiye'ye gelerek dönemin Enerji Bakanı Recai Kutan'ı verdiği brifingle ikna etti. UNIDO ile anlaşma imzalanmadan hükümet değişti.
  8. Yeni enerji bakanı Cumhur Ersümer de merkezin İstanbul'da kurulmasını onayladı. Ancak hükümet yine değişti, Bülent Ecevit başbakan oldu. Bu sefer MGK'ya davet edilen Nejat Veziroğlu, hidrojenin önemini anlattı. Bu arada Türkiye'de hükümet yine değişti ve 2002 yılı sonunda AKP hükümeti kuruldu.
  9. 21 Ekim 2003'te anlaşma nihayet Enerji Bakanı Hilmi Güler ile UNIDO yetkilileri tarafından Viyana'da imzalandı.
  10. 19 Mayıs 2004'te faaliyetine Altunizade'de İSKİ binasında başlayan merkez, araştırma kampusu için arsa arayışına girdi.
  11. Enerji Bakanlığı tarafından 2004 yılı sonunda Sarıyer Demirciköy'de bir arazi merkeze önerildi. Yazışmalara başlayan ve kampus planlarını yapan merkez, bir yıl boyunca yanıt bekledi.
  12. Sarıyer'deki arazi için olumlu ya da olumsuz yanıt alamayan merkeze bu sefer yaklaşık iki ay önce Alibeyköy'de 100 dönümlük bir arazi teklif edildi.
  13. DSİ'ye ait arazi için harekete geçen merkeze, 28 Mart'ta buranın Milli Savunma Bakanlığı'na tahsis edildiği bildirildi.
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1141642 ziyaretçi (2487521 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc