Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  UNIDO IÇHET TBMM 22 DÖNEM 46 BİRLEŞİM 22 OCAK 2004 PERŞEMBE
 

Türkiye Büyük Millet Meclisi 
Genel Kurul Tutanağı 
22. Dönem 2. Yasama Yılı 
46. Birleşim 22/Ocak /2004 Perşembe

Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.

 
 
 
Sonraki Sayfa
Tutanak toplam 61 sayfadır.
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
22 Ocak 2004 Perşembe
BAŞKAN : Başkanvekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER : Mehmet DANİŞ (Çanakkale), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 46 ncı Birleşimini açıyorum.






Sayın milletvekilleri, Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvence Fonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu raporunun görüşmelerine başlıyoruz.

8. - Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma Örgütü ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvence Fonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/742) (S. Sayısı: 350) (x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Burada.

Hükümet?.. Burada.

Komisyon raporu 350 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, AK Parti Grubu adına, Kayseri Milletvekili Sayın Taner Yıldız'ın, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Ufuk Özkan'ın söz talepleri vardır.

AK Parti Grubu adına, Kayseri Milletvekili Sayın Taner Yıldız; buyurun efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA TANER YILDIZ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ülkemizin enerji misyonuna önemli bir katkı sağlayacak olan Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezinin kurulmasına ilişkin anlaşma hakkında bilgi sunmak üzere, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığımızın uzun süreden beri üzerinde çalıştığı ve dünyanın ilk Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezinin İstanbul'da kurulmasına ilişkin çok önemli bir anlaşma, 21 Ekim 2003 tarihinde, hükümetimiz adına Sayın Bakanımız ile Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma Örgütü (UNIDO) arasında, Avusturya'da imzalanmıştır.

(x) 350 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Merkez, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında, hidrojen enerjisi teknolojilerinin araştırılması ve geliştirilmesinde bir köprü vazifesi üstlenecektir. Bu bağlamda,

ülkemiz ve Birleşmiş Milletler

arasında imzalanmış bu anlaşma,

ülkemizi, 171 ülke içerisinde,

hidrojen enerjisi teknolojilerinde

lider bir konuma getirecektir.




2004 yılında, içerisinde bulunduğumuz yılda faaliyete geçecek olan bu merkez, İstanbul'a, geleceğin teknolojilerini taşımada da önemli bir görev üstlendirecektir.

Yeni bir teknolojinin öncülüğünü yapmanın önemi tartışılmaz. Bu, özellikle, sıradan ikili anlaşmaların çok dışında bir anlaşmadır ve

Türkiye'yi ileri götürebilecek,

enerji sektöründe ileriye taşıyabilecek

çok ciddî bir konu üzerinde bulunuyoruz.

Bu tür bir merkezin ev sahipliğini yapmanın ve bunun İstanbul'da olmasının, ülkemize uluslararası alanda kazandıracağı çok yüksek seviyede konular vardır. Ben, kısaca bunlardan bahsetmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bilindiği üzere, dünya ekonomisi hızlı bir entegrasyon içerisindedir. Bu sürece Türkiye'nin ayak uydurabilmesinin

tek yolu da, enerji problemini çözmekten geçiyor.
Enerji probleminin çözümü ise, özellikle, ithal girdilerin aza indiği ve
Türkiye'nin yenilenebilir kendi kaynaklarından,
temiz enerji kaynaklarından faydalanması üzerinedir.
O yüzden, bu bilgi toplumunu oluşturmada ve
kültürel birikimi sağlamada,
bu hidrojen enerjisi üzerinde durmamız gerekiyor.

Özellikle, ekonomide yaşanan, ülkenin yaşadığı son krizler ve deprem, sektörü, talep konusunda çok ciddî bir sıkıntıya sokmuştu. Bu talep düşüklüğünü, ancak arz fazlalığıyla telafi edebiliriz. Şu anda, enerjimiz yeterince vardır; ancak, bu enerjiyi ileriye dönük taşıyabilmenin tek yolu da, hidrojen enerjisiyle olacaktır.

Bugün itibariyle, ülkemiz,
tükettiği her 3 birim enerjinin
2 birimini ithal etmektedir.
Bu dışa bağımlılık,
2020 yılına doğru daha da artacaktır;


özellikle, yerli kaynaklardan sağlanabilir enerji miktarı,
toplam enerji miktarının yüzde 22'sini aşmayacaktır.
O yüzden, bu konunun önemi, daha fazla açığa çıkmaktadır.

Özellikle, gerek emniyet açısından gerekse maliyetler açısından sürdürülebilir olmayan bu dışa bağımlılık trendinin değiştirilmesini teminen, yerli kaynaklarımıza yönelik arama, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine öncelik verilmesi, yeni teknolojiler üzerinde faaliyet gösterilmesi ve bu konuda,

vakit kaybetmeden, hızla ilerlenmesi gerekmektedir.

Biz, burada, bir anlamda, geleceğin enerjisini konuşuyoruz. Hidrojenin enerji kaynağı olduğunun anlaşılması bundan ikiyüz yıl kadar önce olsa da, bunun biriktirilebilmesi ve stok yapılabilmesi yenidir ve 21 inci Yüzyıla damgasını vurabilecek bir gelişmedir. Özellikle, elimizde bulunan enerji kaynakları, petrol ve gaz rezervlerinin ömrünün gittikçe azalması, bunların kırk elli yıllık bir ömrünün bulunması ve kömür kaynaklarının -ikiyüz, üçyüz yıllık olsa bile- bitebilecek olması, bizi bu enerji kaynağına daha fazla itmektedir. Petrol, kömür ve doğalgaz gibi konvansiyonel enerji türlerinin yerine geçecek yeni enerji türünün hem kolayca elde edilebilmesi hem de çevre dostu olması, en belirgin kazançlarından bir tanesidir; bunun da yegâne kaynağı, hidrojendir.

En büyük hidrojen kaynağı sudur.


Hidrojen, ayrıca, doğalgaz, kömür gibi fosil yakıtlarından da üretilebilmektedir. Türkiye'de yapılması düşünülen bu teknolojinin önemi, know-how hizmetleriyle beraber kazanılmasının yanında,

öncelikle bizim kullanmadığımız zamanlarda

ürettiğimiz enerji miktarının

suya verilmesiyle

ortaya çıkacak enerjinin depolanabilir ve

istediğimiz zaman da

kullanılabilir olmasından kaynaklanmaktadır.


Bunu, insan, hayatında da, teknolojik ürünlere rahatlıkla yansıtabilmektedir. Özellikle

mevsim değişikliğinden ve

saat farklılığından kaynaklanabilen

kullanım farklılıklarını

giderebilmenin tek yolu,

depolanabilir hidrojen kaynaklarıdır.



Özellikle, Sayın Bakanımızın ve ekibinin, Ulusal Bor ve Ürünleri Araştırma Enstitüsüyle beraber bu çalışmalarını sürdürebilmesi çok daha anlamlıdır.

Hidrojenden elektrik, yakıt pilleri sayesinde, özellikle akü bataryasına benzer bir sistemle yapılacaktır; çalışma prensibi de içten yanmalı motorlara benzemektedir. Kısaca, sistem, elektrolizin tersine çevrilmesi şeklinde izah edilebilir. Bu teknolojinin

42

geliştirilmesiyle, dizüstü bilgisayarların kullanımından tutun, cep telefonlarına ve dijital kameralara varıncaya kadar, her türlü konuda, kültür birikimiyle beraber, bu, ileriye taşınabilecektir ve kolaylık sağlayacaktır.

Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin, Amerika'nın ve Japonya'nın bu konuda ayırdığı fonlar ibret vericidir. Bu konuda, Avrupa Birliği ilk beş yıl için 5 milyar Euro'luk bir rakam, Amerika Birleşik Devletleri 1 700 000 000 dolar, Japonya ise, 2020 yılına kadar 4 milyar dolarlık bir rakam bu işe ayırmıştır.

Hidrojen araştırmalarıyla ilgili dünyanın önde gelen bilim adamlarından birisi de, Miami University'de Temiz Enerji Enstitüsü Başkanı Olan Prof. Dr. Nejat Veziroğlu'dur. Nejat Veziroğlu'nun, merkezin Türkiye'de kurulmasıyla ilgili uluslararası arenada gösterdiği çaba takdire değerdir. Dünyaca ünlü bilim adamımızın katkılarının devamının, ülkemizin hidrojen enerji teknolojileri alanında da gelişmesinde önemli yarar sağlayacağı muhakkaktır ve bu işin başında bulunacaktır.

Özellikle hidrojen enerjisi alanında faaliyet gösterecek olan merkez, Türkiye'nin, çevreye ve özellikle temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına, geliştirme ve iklim değiştirme konularına verdiği önemi göstermektedir. Dünya gittikçe ısınmaktadır. En son yapılan araştırmalarda dünyanın ısısı 4,5 ilâ 5 derece artmıştır. Bunun temel sebebi ise kirli enerji kaynaklarından kaynaklanmaktadır. O yüzden, bütün ülkelerin, gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin hidrojen enerjisi üzerine sarf ettiği çabalar, özellikle Kyoto anlaşmalarından sonra bu alana kaymıştır.

Tabiî, bu işin merkezinin Türkiye'de kurulması ve bütün Birleşmiş Milletler ülkeleriyle beraber bu koordinasyonun sağlanmasının, know-how ve diğer hizmetler açısından da, ucuza mal edilebilmesi açısından da çok fazla önemi vardır ve bununla alakalı 40 000 000 dolarlık ilk beş yıl içerisinde hibe söz konusudur. 1992 yılından bu yana, gelmiş bütün hükümetlerin üzerinde durduğu bir konudur; ancak, diğer gelişmiş işlerde olduğu gibi, başarılı olduğumuz işlerde olduğu gibi enerji sektöründe de bu hükümetimiz zamanında tamamlanmıştır. Çok ciddî, inşallah, önümüzdeki yıllarda çocuklarımızın da görebileceği bu kültür birikiminin bu Meclisin kararıyla alınmış olmasının bizler açısından da çok fazla önemi vardır. Özellikle, merkezin ileri aşamalarda diğer enerji konularına da yoğunlaşarak Uluslararası Atom Enerji Kurumuyla beraber daha etkin, hatta daha da etkin çalışması söz konusudur.

Sözlerime son verirken, bu anlaşmanın Yüce Meclis tarafından en kısa sürede onaylanmasının ve yürürlüğe girmesinin daha müreffeh bir Türkiye için vazgeçilmez bir unsur olduğunu ve enerji sektörümüzün ilerisiyle, geleceğiyle alakalı ciddî bir karar oluşturduğunu bildiriyor, hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Yıldız, teşekkür ediyorum.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Ufuk Özkan; buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA UFUK ÖZKAN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma Örgütü ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvence Fonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1965 Aralık ayında kabul ettiği bir kararla "Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma İçin Örgüt" adı altında bir örgütün oluşturulmasını tavsiye etmiştir. Bunun üzerine, 17 Kasım 1966 tarihinde örgütün ismi yeniden düzenlenmiş ve böylece, Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma Örgütü, yani UNIDO, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği içinde otonom bir kuruluş olarak faaliyete başlamıştır.

Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma Örgütü, 1 Ocak 1986 tarihinde Birleşmiş Milletler sistemi içinde bir uzmanlık kuruluşuna dönüşmüştür. Örgütün temel amacı, gelişme yolunda olan ülkelerin sınaî kalkınmalarını teşvik etmektir. Diğer amaçları; gelişme yolunda olan ülkelerde mahallî kaynaklar ile insangücünün tam kullanımını sağlayan sanayilerin kurulmasına katkıda bulunmak, sanayileşmiş ve gelişme yolunda olan ülkeler arasında uluslararası bir forum olarak görev yapmak, üye ülkeler arasında sınaî işbirliğini teşvik etmek ve Birleşmiş Milletler sistemi içinde sınaî kalkınmayla ilgili bütün faaliyetlerin koordinasyonunu sağlamaktır.

UNIDO'nun başlıca 4 organı vardır; bunlar: Genel Konferans, Sınaî Kalkınma Kurulu, Program ve Bütçe Komitesi ile Genel Direktörlüktür. Genel Konferansa, 1990 yılında, 151 ülke üyedir. Sınaî Kalkınma Kurulu, Genel Konferans tarafından seçilen 53 üyeden oluşur. 53 üyenin yarısı 4 yıllığına, diğer yarısı ise 2 yıllığına seçilir. Kurul yılda bir defa toplanır. Türkiye, 1976-1989 döneminde Sınaî Kalkınma Kurulunda görev yapmıştır.

Örgüt, sınaî kalkınma uzmanlarını dünyanın değişik bölgelerine gönderip, Birleşmiş Milletler hesabına araştırma, inceleme çalışmaları yaptırmaktadır. Örgütün sanayi yardım fonlarının en büyük kısmı, Afrika, Pasifik ve Latin Amerika'ya gitmektedir. Yapılan yardımlar en çok tarımsal sanayi, alternatif enerji kaynakları, kimya ve metalürji sanayii, mühendislik hizmetleri ve profesyonel eğitime yöneliktir.

Örgütün gelişme yolunda olan ülkelerin sınaî kalkınmalarına katkısı, özel teknik yardım projeleri aracılığıyla olmaktadır. Türkiye'de örgütün teknik yardım projeleri gittikçe artmış ve Birleşmiş Milletlerin Türkiye'deki toplam teknik yardımının en önemli kısmını oluşturmuştur. Bugün, teknik insangücünün eğitimi, kalite kontrol, paketleme, proje hazırlama ve değerlendirme, temel sınaî sektörlerin planlanması, küçük sanayiin geliştirilmesi gibi özel teknik yardım projeleri, UNIDO-Türkiye işbirliğinde yürütülmektedir.

43

Ayrıca, Türkiye, UNIDO'nun gelişmekte olan ülkelerin sınaî kalkınmaları için yürüttüğü faaliyetlerde de önemli ve aktif rol oynamaktadır. 1979 yılından bu yana, Türkiye'de, çimento, şeker, döküm, demir çelik sektörlerinde düzenlenen eğitim programları çerçevesinde çok sayıda stajyer eğitim görmüştür.

UNIDO'yu Birleşmiş Milletlerin bir uzmanlık kuruluşuna döndürme çalışmalarıyla ilgili olarak, Türkiye, UNIDO Sözleşmesini 8 Nisan 1979 tarihinde onaylamıştır. 21 Aralık 1981 tarihinde sözleşme Bakanlar Kurulunca onaylanmış; onay belgesi ise, 5 Mayıs 1982 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine tevdi edilmiştir.

İşte, bu örgüt ve Türkiye arasında onaylanacak anlaşmaların içeriğinden bahsetmek istiyorum. Bundan sonra, örgütün alternatif enerji kaynaklarına yönelik projelerinin çok önemli bir ayağı Türkiye'de olacaktır. Birleşmiş Milletler Sınaî Kalkınma Örgütüyle 1992 yılında yapılan anlaşma gereği kurulması öngörülen, ancak çeşitli engeller nedeniyle kurulması geciken Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi, yani, UHETEM, bu yıl İstanbul'da faaliyete geçecektir. Anlaşma hükümlerine göre, Türkiye'nin örgüte taahhüt ettiği toplam katkı, beş yıllık bir sürede 40 000 000 dolardır.

Kendi alanında dünyanın ilk Uluslararası Hidrojen Teknolojileri Araştırma Merkezi olan UHETEM, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında, 171 ülkenin ortak katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Böylece, Türkiye'nin 171 ülkeyle ortak teknoloji projeleri geliştirmesi ve hidrojen enerjisiyle ilgili bilim ve teknolojinin ülkeye girmesi mümkün olacaktır.

Merkezin Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulması, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlar arasındaki itibarını artıracağı gibi, birçok bilim adamının Türkiye'ye gelmesine de olanak sağlayacaktır. Ar-ge projeleri kapsamında dış fonların ve özel sektör imkânlarının bu merkeze yönlendirilmesiyle, Türkiye'ye önemli miktarda finansman gelmesi de beklenmektedir. Merkez, ilerideki yıllarda, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna benzer bir yapıya kavuşturulacaktır.

Ülkemizde yüksek miktarda bor madeninin bulunması, hidrojenin depolanması ve güvenli biçimde yakıt olarak kullanılması yönünde yapılacak araştırmalara hammadde sağlamaktadır. Bu nedenle, Ulusal Bor ve Ürünleri Araştırma Enstitüsünün, UHETEM ile yakın işbirliği kurması planlanmaktadır. Ayrıca, Karadeniz'de bol miktarda bulunan hidrojen sülfit maddesi, UHETEM'in çalışmalarında önemli bir rol oynayacaktır.

Değerli milletvekilleri, dünyada fosil yakıt olarak da bilinen kömür, doğalgaz ve petrol rezervleri gün geçtikçe azalmaktadır. Örneğin, British Petrollerinin Haziran 2003 istatistiklerine göre, bilinen petrol rezervlerinin ömrü dünyada 41 yıl iken, Türkiye'de 14 yıldır. Yine, bilinen doğalgaz rezervlerinin ömrü dünyada 61 yıl iken, Türkiye'de 16 yıldır. Kömürün ise, bugünkü kullanımla birkaç yüzyıllık rezervi bulunmaktadır. Ancak, bundan da önemlisi, fosil yakıtlar, yaşamı tehdit edici çevresel etkilere sahiptir.

Dünyada halen yüzde 80 fosil yakıt kullanılmaktadır ve artan nüfusa paralel olarak enerji ihtiyacının da artmasına rağmen, sınırlı fosil yakıt üretimi 2015 yılından itibaren gittikçe azalacaktır. O bakımdan, 2015 yılından sonra yeni bir enerji kaynağı bulunması gerekmektedir.

Dünyadaki enerji tüketimi eşit bir biçimde dağılmamıştır. Bugün, yaklaşık 1 600 000 000 insan çağdaş enerji hizmetlerine erişimden yoksundur. Dünya nüfusunun yüzde 20'si toplam enerji tüketiminin yüzde 60'ını, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan yaklaşık 5 milyar nüfus ise enerji tüketiminin yüzde 40'ını gerçekleştirmektedir.

Değerli arkadaşlar, enerji, bir ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmesinin en temel ve sürükleyici gereksinimlerinden biridir. Enerji politikalarında temel ilkemiz, kesintisiz, güvenilir, temiz ve ucuz enerji olmalıdır. Bütün bu kriterleri üzerinde toplayan depolanabilir yegâne enerji kaynağı ve taşıyıcısı, hidrojendir. Tüm bu özellikleriyle hidrojen, geleceğin enerji türü olarak dünyada kabul edilmiş durumdadır. "Hidrojen medeniyeti" kavramı, bilim adamları tarafından sıkça ifade edilmektedir.

Hidrojen kaynakları, evrende son derece bol ve yaygındır. En büyük hidrojen kaynağı sudur. Hidrojenden enerji elde edilmesi sırasında çevreyi kirletici ve sera etkisini artırıcı hiçbir gaz ve zararlı kimyasal madde üretimi söz konusu değildir. Hidrojenin büyük miktarlarda edinilmesi, suyun elektroliziyle gerçekleşmektedir. Elektroliz için rüzgâr, güneş ve su enerjisi gibi yenilenebilir enerjiden istifade edilebilir. Zira ülkemiz, yenilenebilir enerji kaynakları bakımından çok zengindir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili olarak Türkiye, güneş enerjisi konusunda coğrafî olarak iyi bir konumdadır. Meteorolojik verilere göre, Türkiye'de yıllık ortalama güneş ışığı süresi 2 640 saattir. Rüzgâr enerjisi bakımından da zengin olan ülkemiz, buna ilaveten, Avrupa'da en yüksek hidroenerji potansiyeli olan ülkelerden biridir. Ülkenin toplam geliştirilebilir ekonomik enerji, hidroenerji üretim potansiyeli yılda 124 000 gegavat/saat olarak tahmin edilmektedir.

Bir ülkenin enerji planlamasında gözetilmesi gereken ilkeler, enerji-ekonomi-ekoloji dengesi, sürdürülebilir kalkınma, kaynak çeşitliliği ve enerji güvenliğidir.

Değerli arkadaşlarım, hidrojen, bütün bu özellikleri taşıyan bir enerji türüdür. Ayrıca, hidrojenin boru hatlarıyla iletiminin maliyeti, elektrik dağıtım hatlarının maliyetinin sadece yüzde 25'i kadardır.

Hidrojen gaz halinde yakılarak, ısınma, taşıt yakıtı ve mutfak için kullanılabilecek; yakıt pili formunda ise, dizüstü bilgisayar ve cep telefonlarında şarj, otomobillerde benzin alma sorunu büyük ölçüde çözülebilecektir. Bir yıl içinde kartuşlu bilgisayarların ve hidrojen yakıtlı araçların piyasaya sürülmesi beklenmektedir. Çok yüksek bir verime sahip hidrojen yakıtıyla çalışan motorlu araçlar, elektronik cihazlar ve telekomünikasyon aletleri giderek ticarî kullanıma sunulmaktadır.

Teknolojik açıdan önde olmak kaygısını taşıyan ülkeler, araştırma merkezleri ve sınaî şirketler, hidrojen teknolojisine daha fazla eğilmekte ve bu alanda çok yüklü yatırımlara girişmektedirler. Avrupa Birliği, hidrojenli yakıt pili teknolojisi için ilk beş yılda 5 milyar euro, Amerika Birleşik Devletleri hidrojenli otomobiller için 1 700 000 000 Amerikan Doları, Japonya ise 2020 yılına kadar 4 milyar Amerikan Doları harcamayı planlamıştır.

44



Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği arasında hidrojen ekonomisi hususunda işbirliği yapılması amacıyla ortak çalışmalar başlatılmıştır. Amerikan Senatosu, konutlarda uygulanan hidrojen yakıt sistemleri için kilovat başına 1 000 doları konut vergisinden düşmek kaydıyla, hidrojen kullanımını teşvik etmektedir. Zaman, petrolün aleyhine, hidrojenin lehine işlemektedir. Bunu gören dünyanın en büyük petrol üreticisi Suudî Arabistan Hükümeti, en büyük hidrojen üretim tesisini kurmaktadır.

Zaman içinde hidrojenin dünyadaki kullanımına baktığımızda, 1970'li yıllarda, hidrojen enerjisi, hidrojen ekonomisi ve hidrojen enerji sistemi gibi kavramlar enerji literatüründe yer almıyordu. Hidrojen ancak roket yakıtı olarak kullanılıyor, süper devletler çalışmalarını gizlilik içinde yürütüyordu. 1974 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde Florida'da Miami Üniversitesinin Temiz Enerji Enstitüsü tarafından düzenlenen Hidrojen Ekonomisi Miami Enerji Konferansı, bu konuların yayılması ve hidrojen enerjisi kullanımına başlangıç oluşturması açısından son derece önemlidir. Bu toplantıyla, Uluslararası Hidrojen Enerjisi Birliği kurulmuştur. İşte bu enstitüde çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, UHETEM Projesinin bir devlet politikası olarak benimsenmesini sağlayan çok değerli bir bilim insanıdır. 16 Ekim 2003'te İzmir'de bir konferansta yaptığı konuşmadan, sizlere şunları aktarmak istiyorum:

"Petrol şirketleri, hidrojen fikri ilk ortaya atıldığında karşı çıktılar. Biz, hidrojen derneğini kurduktan sonra, hidrojen konferansı yapmaya başladık. İlki 1976'da Miami'de, daha sonra dünyanın büyük şehirlerinde düzenlenen kongreler iki yılda bir yapıldı ve 1998 yılında Brezilya'da yapılacak konferans için büyük petrol şirketlerini konferansa davet ettik. Petrolün ardından ne satacaklarını açıklamalarını istedik. Sadece Shell Company 15 mühendisiyle konferansa katıldı ve iki ay sonra hidrojen dolum istasyonları kurdu. Shell, hidrojen kervanına katıldıktan hemen sonra, diğer enerji şirketleri de katıldı ve 2000 yılında bütün enerji sektörü bu olaya girmiş oldu. 1974 yılında 2000'e kadar geçen sürede, üniversite ve araştırma merkezlerinde yapılan araştırmalarla, hidrojen enerji sisteminin temelleri atılmış oldu. 21 inci Yüzyılın başında hidrojene ilk geçiş, Mercedesin hidrojenle çalışan otobüsler imal edip satışıyla oldu. Bu yıl Avrupa'nın birçok şehrinde hidrojenli otobüsler işliyor olacak. General Motors 1 milyar dolar bütçeyle hidrojenli otomobil üretimine geçmeye hazırlanıyor. Toyota ve Honda Şirketleri, Tokyo, Yokohama ve Los Angeles şehirlerinde hidrojenli otomobilleri kiraya vermeye başladı. Birçok petrol şirketi, hidrojen dolum istasyonları kurdu ve şu anda, dünyada 60-70 tane hidrojen dolum istasyonu bulunmakta, bunların çoğu, Amerika, Avrupa ve Japonya'da. Ayrıca, bu ülkelerin yanı sıra İzlanda'da da 1 adet dolum istasyonu kuruldu. Bu yatırımın nedeni de, İzlanda bir konsorsiyum kurarak, üniversite, elektrik şirketi, otobüs şirketi ve balıkçılık şirketi iştirak etti. Ayrıca, DaimlerChrysler Şirketi ve Shell Şirketi, konsorsiyum kurarak, İzlanda'yı 2030 yılına kadar hidrojene dönüştürecek ve hidrojenin çoğu da jeotermik enerjiden üretilecek çalışma içerisine girdiler. Ülkemizde de, Ege'de, bol jeotermal enerjiden yararlanarak hidrojen enerjisi üretmek mümkündür. Ayrıca, Karadeniz'in 60 metrenin altındaki yerlerinde bol miktarda hidrojensülfür vardır ve Türkiye'nin hidrojen madeni gibidir. Hidrojensülfürden, düşük maliyette hidrojen elde edilebilir, aynı zamanda, rüzgâr, güneş, su enerjisinden de hidrojen üretilebilir. Hidrojenle elektrik üreten sistemler, Japonya, Amerika ve Avrupa firmaları tarafından üretilmekte ve satılmaktadır. Hidrojen elektrik pilleri de ticarî olarak satılıyor. Yaptığımız model çalışmalarına göre, eğer hidrojen için İzlanda'nın yaptığı gibi özendirici tedbirler alınmazsa bile, şimdiki yasalarla devam edersek, hidrojene geçiş 2074 yılında tamamlanacaktır. Eğer ülkeler arasında rekabet olur ve özendirici tedbirler alınırsa, bu süre daha da kısalır."

Yine, Prof. Dr. Sayın Nejat Veziroğlu, devamla şöyle ifade ediyor: "1974'te hidrojen ekonomisi fikrini ortaya attıktan sonra, dönem dönem Amerika Birleşik Devletlerine danışmanlık yaptım. Hidrojen enerjisinin dünya ekonomisine ve kalkınmakta olan ülkelere etkisi ne olacaktır gibi konularda rapor hazırladım. 1990'da verdiğim bir raporda, dünyanın hidrojene geçişinde nâzım rol oynayacak bir milletlerarası merkez kurulmasını önerdim. Bu görüşü, Birleşmiş Milletlerin Viyana'daki UNIDO teşkilatı olumlu buldu ve benden merkezin nerede kurulması gerektiğiyle ilgili rapor istediler. Raporumda, bu merkezin, endüstriyel ülkelerle kalkınmakta olan ülkelerin arasında, üç kıtayı bağlayan bir noktada, Türkiye'de kurulmasını önerdim. Kendi içlerinde yaptıkları toplantı sonunda da, merkezin İstanbul'da kurulmasına karar verildi. Sonra, Ankara'yla görüşmeler yapıldı ve birçok ülkenin enerji bakanlıkları ve dışişleri bakanlıkları ziyaret edildi ve merkezin Türkiye'de kurulmasına onay verildi.

Benim konvansiyonel enerji sistemleri için önerim, petrol ve doğalgaz aramaları hızlandırılmalı; çünkü, hâlâ, hidrojen elde edebilmek için bunlara ihtiyaç var. Doğalgaz boru hatları yaygınlaştırılmalı; bunun nedeni de, hidrojen enerjisine geçildiğinde, bu boru hatlarının kullanılacak olması. Elektrik santralları yapımı hızlandırılmalı. Kömürlü ve linyitli santrallar yapılmamalı; çünkü, bunların zararı faydasından daha fazla. Nükleer santral yapımı özendirilmeli. Yatırımların çoğu özel sektör tarafından yapılmalı. Devlet, enerji tesislerini özelleştirmeli."

Prof. Dr. Sayın Nejat Veziroğlu son paragrafta konuyu şöyle bağlıyor: "Hidrojen enerji sistemi için önerilerim ise; UNIDO Milletlerarası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi kurulmalı. GEF finansmanıyla pilot bölgeler kurulmalı, hatta Türkiye'de ilk hidrojenle çalışan otobüsler İzmir'e gelmelidir. Kömür, linyit çıkan yerlerde hidrojen üretim tesisleri kurulmalı ve dağıtım hidrojen olarak yapılmalı. Doğalgaz boru hatları hidrojen taşıyacak nitelikte yapılmalı. Temiz enerji yatırımları özendirilmelidir."

Değerli arkadaşlarım, dünyada çeşitli ülkelerde hidrojen enerji araştırmaları yapılmaktadır. Japonya, Almanya, Suudî Arabistan, Kanada, İzlanda, İtalya, İspanya, Norveç ve Amerika Birleşik Devletlerinde hidrojen üzerine programlar yürütülmekte ve işbirliği yapılmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri, 2030 yılından sonra, toplam enerji ihtiyacının yüzde 10'unu hidrojenden karşılamayı düşünmektedir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Bush "petrole bağımlılıktan kurtulmak için bu enerjiye geçmeliyiz" diyerek, 3 milyar dolar kaynak ayırdığını açıklamıştır.

45

Petrol, doğalgaz ve kömürün dünyaya bir yılda verdiği zarar 5 trilyon dolardır. Hidrojen, bu yakıtlara göre ısı enerjisinde yüzde 20, otomobillerde yüzde 18, elektrikli motorlarda ise yüzde 50 daha verimlidir.

Hidrojenin yaygınlığı, temel kaynağının su olmasının yanı sıra, enerjiye dönüşürken ısı ve suyun dışında hiçbir yan etki oluşturmaması, bu gazı, gelecek için çok önemli bir alternatif haline getirmektedir. Hidrojen enerjisi alanında faaliyet gösterecek olan merkez, Türkiye'nin çevreye, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme ve iklim değiştirme konularına verdiği önemi gösterecektir.

Değerli milletvekilleri, sözlerimi bitirirken, enerji diplomasisinin ülkemiz açısından arz ettiği öneme kısaca eğilmek istiyorum. Enerji diplomasisini bir ülkenin gücünden ve birikiminden kaynaklanan, genelde stratejik hedeflere ulaşmayı amaçlayan ve dışpolitika hedeflerinin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan çok yönlü faaliyetler ve temaslar olarak değerlendirebiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özkan.

UFUK ÖZKAN (Devamla) - Türkiye, dünya toplam petrol ve doğalgaz rezervlerinin yüzde 70'inin bulunduğu bir bölgede yer almaktadır. Türkiye, bölgesinde enerji terminali olma iddiasındadır. Türkiye'nin enerji talebi yılda yaklaşık yüzde 5 oranında büyümektedir; yıllık elektrik tüketimi ise yaklaşık yüzde 7-8 oranında artmaktadır. Bunlar, OECD ülkeleri arasında en yüksek oranlardır. Bütün bu hususlar, enerji konularının ve enerji diplomasisinin Türkiye açısından ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye, enerji diplomasisine verdiği değerler ölçüsünde bölgesindeki ve dünyadaki gücünü ve önemini artıracaktır.

Bu bağlamda, Cumhuriyet Halk Partisinin, enerji konusuna büyük bir önem vermekte olduğunu, enerji danışmanlarımızın her ay kapsamlı bir şekilde hazırladığı raporları kamuoyunun bilgisine sunmakta olduğunu da belirtmek istiyorum.

Dünya enerji alanında önümüzdeki dönemlerde önemli değişiklik ve gelişmeler beklenirken, Türkiye'yi bu süreçten soyutlamak mümkün değildir. Önümüzdeki çağ, hidrojen çağıdır. Hiçbir ülke bu çağdaş gelişimden soyutlanamaz. Türkiye'de kurulacak merkez, uluslararası bir platform niteliği taşıyacak ve ülkenin stratejik önemini daha da artıracaktır. Yeni gelişmekte olan bir teknoloji alanında uluslararası bir merkeze sahip olunması dünyanın dikkatini Türkiye'deki bilimsel ve teknolojik ilerlemelere çekecektir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, anlaşmayı destekliyor, ülkemize ve milletimize faydalı olacağına inanıyoruz.

Saygılarımla. (Alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Özkan, teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1 inci maddeyi okutuyorum:

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SINAİ KALKINMA ÖRGÜTÜ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ

HÜKÜMETİ ARASINDA GÜVENCE FONU ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ

UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1. - Viyana'da 21 Ekim 2003 tarihinde imzalanan "Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvence Fonu Anlaşması"nın onaylanması, söz konusu anlaşmanın imza tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi suretiyle uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

1 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının tümü açıkoylamaya tabidir.

Açıkoylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açıkoylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.


Oylama için 5 dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde, Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını, yine, oylama için öngörülen 5 dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvence Fonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının açıkoylama sonucunu açıklıyorum:

Kullanılan oy sayısı : 217

Kabul : 217(x)

Böylece, tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, birleşime saat 20.05'te toplanmak üzere ara veriyorum.

Kapanma Saati : 19.34

(x) Açıkoylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağın sonuna eklidir.

 

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1142288 ziyaretçi (2490362 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc