Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Prof.Dr.Kemal DEMİRKOL-Zeytinyağı
 


ZEYTİNYAĞI ve BESLENME
 

AYÇİÇEĞİ VE SOYA YAĞI, KANSERE SEBEP OLABİLİYOR, AKCİĞER, MEME, KALINBAĞIRSAK KANSERİ VE ŞEKER HASTALIĞININ OLUŞUMUNU KOLAYLAŞTIRIYOR

 

Sağlıklı beslenme konusunda bugüne kadar duyduklarınızı çöpe atın demiyoruz ama yaygın olarak bilinen birçok şeyi kökünden değiştiren şu uyarıları unutamayacaksınız...

 

YANIK OLAN HİÇBİRŞEYİ YEMEYİN
KÖMÜR MANGALI KULLANMAYIN
GOFRET VE BİSKÜVİ YASAK
EVİNİZE MARGARİN SOKMAYIN
SADECE ZEYTİNYAĞI KULLANIN
ÇÜNKÜ ZEYTİNYAĞI DIŞINDAKİ TÜM SIVI YAĞLAR GÖĞÜS, BAĞIRSAK VE PROSTAT KANSERİNE YAKALANMA RİSKİNİ ARTTIRIYOR
DOĞAL ÜRÜNLER TÜKETİN
SUNİ GÜBRE İLE YETİŞTİRİLEN SEBZE VE MEYVALAR ZARARLI
SUNİ BESLENEN HAYVANLARIN ETİ DE SÜTÜ DE ZARARLI


BUNLARI UNUTMAYIN !
HEM KENDINIZI, HEM ESINIZI, HEM DE COCUKLARINIZI KORUYUN....
 
 
 
 
 
 
                PROF.DR.KEMAL DEMİRKOL
 

Sağlıklı beslenme konusunda bu işin uzmanı Prof.Dr.Kemal Demirkol'a kulak veriyoruz. Prof. Dr. Kenan Demirkol Çapa Üniversitesinde genel cerrah. Ama muayenehanesinin kapısında "Prof." yazmıyor. "Ben üniversitede hocayım, burada hekim" diyor. 15 dakika muayene süresini aşınca ikinci vizite ücreti alan "kronometreli doktorlara" çok şaşırıyor. Kendisi "Dalgınlıkla saatime bakar da hastayı tedirgin ederim" diye saat takmıyor, Uzmanlık alanı, beslenmeyle yakından ilgili olan sindirim sistemi organları. Demirkol bir "akıllı beslenme" uzmanı ve son bir kaç yılını "Doğru Beslenme" konusuna ayırmış, hatta bu konu ile ilgili bir vakıf kurmuş. Gençleri bilgilendirmek üzere eğitmenler yetiştirmeye başlamış, bir de bu konu ile ilgili kitap yazmış..
Prof.Dr.KENAN DEMİRKOL, "Margarini evinize asla sokmayın" diyor ve zeytinyağını tavsiye ediyor. Zetinyağı dışındaki bütün sıvı yağların göğüs, bağırsak ve prostat kanserine yakalanma riskini arttırdığını söyleyen Prof.Dr.Demirkol, zeytinyağı ile ilgili bakın neler anlatıyor ;


" İnsan vücudunun her hücresinde hücre zarı vardır. Bu hücre zarı lipo protein katmanla sarılıdır. Yani bir yağ, bir de protein. Bu hücre zarındaki yağ, ana madde olarak omega-3'tür. Tek tük omega-6 da içerir.

Bütün yağlar, yağ asitlerinin karışımıdır. Onlar da 3'e ayrılır. Doymuş yağ asitleri, tekli doymamış yağ asitleri, çoklu doymamış yağ asitleri. Çoklu doymamış yağ asitleri ikiye bölünür, onlar da omega-3 ve omega-6'dır. Bundan 40-45 yıl öncesi omega-6 kolesterolü düşürüyor diye tüm topluma söyledik. Ayçiçeği ve mısırözü yağlarını tükettirdik. Fakat sonra anladık ki bu yağlar iyi kolesterolü de, kötü kolesterolü düşürdüğü oranda düşürüyor. Bizim kolesterol açısından sağlıklı olmamızdaki unsur iyi ve kötü arasındaki dengedir. İkisini birden düşürürse, denge bozulmamış olduğundan herhangi bir iyilik elde etmiş olmuyoruz. Oran önemli. Omega-6'yı o kadar fazla alıyoruz ki, almış olduğumuz azıcık omega-3'ü de değerlendirmeden vücuttan hemen atıyoruz. Omega-3 olmayınca hücre duvarına veremiyorsunuz. Hücre duvarı da omega-3'ten oluşuyor. Vücut da asıl malzemeyi bulamadığı zaman gecekondu yapar gibi ne bulursa onla hücreyi onarıyor. Omega-3 yerine, omega-6 yağ asidi olan araşidonik asidi kullanıyor. Ama bu asit bütün stres komalarının hammaddesi. Gecekondunuzu el bombasıyla örmüş oldunuz. Dışardan biri taş atsa havaya uçacak. Omega-3'ün eksikliği insanları şeker hastalığına itiyor. Damarların sertleşmesine yol açıyor. Pıhtılaşabilirlik oranın artmasına, dolayısıyla kalp damarının veya beyin damarının pıhtıyla tıkanıp "inme" veya "enfarktüs" olmasına yol açıyor. Bir yandan omega-3 kaynaklarımız çok azaldı Toplum olarak zaten balığı çok az tüketiyoruz. Omega-6'yı çok tükettiğimiz için omega-3'ün yolunu kesiyoruz.

Omega-3'ten zengin beslenen toplumlarda depresyon çok az oranda görülüyor. Zihinsel performans artıyor. Beynimizdeki toplam yağ asidinin yarısı omega-3 olmak zorunda. Ama biz vücudumuza bunu sunamıyoruz.

Biz yeşillikten uzaklaştıkça ve hayvanımızı da yeşillikten uzaklaştırdıkça elimizde tek bir omega-3 kaynağı kaldı. O da doğal deniz balığı. Yani kültür balığı (çiftlik balığı) değil. Halbuki insanın her gün 1 gram omega-3 alması gerekiyor. Omega-6 yağ asitleri ile omega-3 yağ asitleri vücudumuzda aynı enzimlerle metabolize edilir. Biz ayçiçeği yağı, soya yağı gibi yağlarla beslenip çok omega-6 aldığımız için artık omega-3'e enzim kalmıyor. Diyelim ki hamsiyi ayçiçeği yağında kızarttık, o hamsiden artık bize fayda gelmiyor. Ayrıca ayçiçeği yağının bir olumsuzluğu daha var. Pişirme esnasında maruz kaldığı ısıdan sonra birtakım yapay yağ asitlerine dönüşüyor.   Artık kesin olarak biliyoruz ki, ayçiçeği ve soya yağı kansere sebep olabiliyor. Akciğer kanseri, meme kanseri, kalın bağırsak kanseri, şeker hastalığının oluşumunu kolaylaştırıyor. Zeytinyağı ise omega-9 yağıdır. Tekli doymamış yağdır ve omega-3 ün emilimine hiçbir zararı yoktur. "

 


--
"... Zeytinyağı doğallıktır, sağlıktır, lezzettir... Binlerce yıllık bir kültürdür... Hayattır... Sıkılan ilk danedir, süzülen ilk damladır, bandırılan ilk ekmektir... Alınteridir... Sevinçtir... Mutluluktur... Zeytinyaği yaşama biçimidir... Sadakattır... Tutkudur... Berekettir... Ciddiyettir... Zeytinyaği bizim için  bir gelenektir..."
 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1142267 ziyaretçi (2489917 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc