Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Japon LEYKO
 


japon leyko'görseller' ile ilgili görsel sonucu
japon leyko'görseller' ile ilgili görsel sonucu

İslam’la yeniden doğdum”

“Müslüman olduktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeye başlamıştım.
Bu his Müslüman olduktan sonra beni hiçbir zaman terk etmedi.”

15 Temmuz 2008 

 

Dünyada İslam'a olan ilgi her geçen gün daha da artıyor.
Bu ilginin merkezlerinden biri de Uzakdoğu dinlerinin yıllardır revaçta olduğu Japonya…

Son 5 yıldır İslam'a büyük ilgi gösteren Japon Gençliği
tıpkı Leyko Hanım gibi
huzur ve mutluluğu İslam'da buluyor.

Bir zamanlar Budizme inanan Leyko Hanım;
Ürdün, Suriye ve Türkiye'ye yaptığı ziyaretler sonucu
Müslüman olmaya karar vererek ismini
Leyla olarak değiştirmiş.
“Müslüman olduktan sonra kendimi
yeniden doğmuş gibi hissetmeye başladım.
Bu his beni hiçbir zaman terk etmedi.
” diyen Leyla Hanım'ın
hem Müslüman oluş serüveni,
hem de İslam ve Müslümanlarla ilgili tespitleri oldukça ilginç.

ADEM ÖZKÖSE-ŞAM

-Nasıl bir ortamda büyüdünüz?
Bize ailenizden ve çevrenizden bahseder misiz?


Hiroşima'da büyüdüm.
Ailem ve çevrem Budist'ti.
Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve
Buda'nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik.

Bazı özel günlerde de evimizdeki Buda Heykeli için törenler düzenler,

ona çeşit çeşit tatlılar, meyveler ve
yemekler ikram ederdik.

Buda'nın yaşayan ruhunun ikram ettiğimiz yiyecekleri yediğine inanırdık.

Bir gün geçtikten sonra da annem

Buda'ya ikram ettiğimiz yemekleri bu sefer
bize yedirirdi.

Özellikle liseye başladığım yıllar
Buda için evde yapılan törenlere katılmamaya, Buda'ya ibadet etmemeye başladım.

“KALBİM BUDA'YI İSTEMİYORDU”

-Niçin? Buda'nın neyi sizi rahatsız ediyordu?

Kalbim istemiyordu.

Buda'ya secde etmeye başladığım andan itibaren

içimde büyük bir acı hissediyordum

ve kalbim patlayacak gibi yanmaya başlıyordu.


Sanırım fıtratım
Buda'ya ibadet etmemi kabul etmiyordu.

Hatta annem bu durumumu fark edince,
benim Buda'nın ruhunun azabına uğradığımı düşünmeye başladı.

-Lise yıllarınızda İslam ve Müslümanlar hakkında ne düşünüyordunuz?

İslam hakkında çok fazla bir şey bilmiyordum. Sadece okul kitaplarında
diğer dinler hakkında olduğu gibi
İslam'la ilgili de kısa bilgiler vardı.

Bir de televizyonda İslam Ülkeleriyle ilgili
birkaç belgesel seyretmiştim.

İslam hakkında zihnimde net bilgiler yoktu,

fakat her Japon gibi ben de

Buda'ya inanmadıkları için
Müslümanların
sapkın kafirler olduklarını düşünüyordum.

-Daha sonra ne oldu?
Müslüman olma serüveninizi dinleyebilir miyiz?


Liseyi bitirdikten sonra Tokyo'ya gittim
ve Tokyo'da bir elbise şirketinde çalışmaya başladım. Tokyo'da bulunduğum yıllar
zihnim sorularla dolmaya başladı.
Sabahlara kadar düşünüyordum
ve kendi kendime sorularıma cevaplar arıyordum.

“JAPON TOPLUMU TIPKI BİR MAKİNA GİBİ”

-Ne tür sorular?

Ben doğmadan önce 3 kardeşim
aralıklarla annemin karnında ölmüşler.

Kendi kendime;
“Niçin kardeşlerim dünyaya gelmeden öldüler
ve ben niçin dünyaya geldim”
diye soruyordum.

Ayrıca bu dünyada niçin yaşadığımı,
ölünce nereye gideceğimi,
hayatın anlamının ve hakikatin ne olduğunu
merak ediyordum.

Budizimden iyice uzaklaşmıştım;

çünkü Budizmin felsefesi ve
Buda için yapılan ibadetler bana
çok saçma geliyordu.

Bu arada Japon Toplumunun yaşamını da sorgulamaya başladım.

İnsanlar sürekli çalışıyorlardı
ve makinelerden pek fazla farkları yoktu.

Bu insanlar dünyaya
sadece çalışmak için mi gelmişlerdi.

Bir çok soru soruyordum;
fakat bu sorulara cevap bulamıyordum.

İyice bunalıma girmiştim.

Bu nedenle yaz gelince
iznimi kullanmak için şirketten ayrıldım.

Seyahat etmenin bana iyi gelebileceğini düşündüm.

Şirketteki arkadaşlarımın bir çoğu
tatillerini geçirmek için
Amerika veya Fransa gibi
meşhur Batı ülkelerine gitme kararı almışlardı.

Bu tercih bana çok cazip gelmedi.

İnternette araştırma yaparken
Suriye ve Ürdün dikkatimi çekti.

Arap ülkeleri Japonya'da pek fazla bilinmiyordu. Benim içimde de Arap ülkelerine karşı
uzun zamandır merak vardı.

Bu nedenle bir tur şirketiyle
Ürdün ve Suriye'yi ziyaret etme kararı aldım.

ARAPÇA HATLAR BENİ ÇOK ETKİLEDİ”

Ürdün'de 3 gün kaldıktan sonra
Suriye'ye geçtik.

Suriye'yi gezmeye ilk olarak
Emevi Camii'nden başlayacaktık.

Emevi Camii'ne girdikten birkaç dakika sonra
ezan okunmaya başladı.

Ezanı dinledikçe kalbime huzur dolmaya başladı.


Caminin avlusunda bir köşeye oturup
ezanı bitene kadar dinledim
ve daha sonra da camiyi gezmeye başladım.

Çocukluğumdan beri sanatla uğraşan biriydim.

Hatta kendime ait
bazı sanatsal çalışmalarım da vardı.

Camiyi gezerken
Arapça yazılmış hat yazıları dikkatimi çekti.

Hayatımda bu kadar muhteşem bir
sanat eseri görmemiştim.

Yazıları anlamıyordum;
fakat yazılardaki sanatsal yön beni
aşırı derecede etkiledi.

Emevi Camii'nde
şimdiye kadar hiçbir mekanda hissetmediğim
bir huzur vardı

ve hatları incelerken
ruhumdaki bu huzur daha da artıyordu.


Arapça yazılara hayran kalmıştım,
bu nedenle Japonya'ya döner dönmez
Arapça'yı ve Arapça yazmayı öğrenmek için
bir kursa başladım.


Arapça
İslam'la ilgili yeni bilgiler öğrenmemi de sağlıyordu

ve İslam'a olan ilgim
her geçen gün daha da artmaya başladı.

1 sene böyle geçti
ve daha sonraki yaz tatilimde de Türkiye'ye gittim.

İstanbul,Bursa, Kayseri ve Konya'yı gezdim.

Bu gezim esnasında
sürekli olarak
camileri ziyaret etmek istiyordum.

Camileri her ziyaret edişimde
ruhum size anlatmakta zorlanacağım derecede huzura eriyordu.


Özellikle
Konya ve Kayseri'de
insanlar bize çok iyi davrandılar.


Türk Kadınları bizi
evlerine davet edip yemek ikram ettiler.
Bu durum bana çok garip geldi.


Çünkü Japonya'da insanlar
tanımadıkları yabancıları
evlerine kesinlikle davet etmezler.


Türklerin bu sıcak tavırları
İslam'a olan ilgimi daha da arttırdı.


Türkiye'den Japonya'ya döndükten
birkaç gün sonra da
Kur-an'ın tercümesini okumaya başladım.

Kur'an
zihnimdeki bütün sorulara
cevap veriyordu.


Bana
hayatın manasını öğretiyor
ve dünyada
nasıl yaşamam gerektiğini anlatıyordu.


Özellikle dünyanın yaratılması
ve kainatın işleyişiyle ilgili ayetlerden
çok etkilendim.


Kur'an okudukça
Allah'ın büyüklüğünü
daha da iyi kavrıyordum
ve yaratıcı karşısındaki konumumu
fark ediyordum.


2 hafta içinde
Kur-an'ın Japonca tercümesini
baştan sona bitirdim.

-Müslüman olmaya ne zaman karar verdiniz?

İslam'ın hakikat olduğunu anlamama rağmen Müslüman olmaya hemen karar vermedim.

-Niçin?

Kendimi İslam'a girmek için
hazır hissetmiyordum.

Çünkü Müslüman olmaya karar verdiğimde
yeni bir hayata adım atacaktım

ve yıllardır sürdürdüğüm alışkanlıklarımın
bir çoğunu terk etmem gerekecekti.

Kur'an okuduktan sonra
İslam'la ilgili araştırmalarımı
daha da arttırdım.

Özellikle hadis kitapları beni
İslam'a hazırladılar.

Hadisler sayesinde
eski alışkanlıklarımın yerini alacak
yeni alışkanlıklar edindim.

6 ay kadar süren
bu araştırma sürecinin ardından

Tokyo'daki İslam Merkezi'ne giderek
Kelime-i Şehadet getirdim
ve Müslüman oldum.

-Müslüman olduktan
ne kadar zaman sonra örtündünüz?

Kelime-i Şehadet getirdikten
hemen sonra örtündüm
ve örtümü bir daha çıkarmadım.

Hatta
Müslüman olduktan bir gün sonra
çalıştığım şirkete başım örtülü bir şekilde gittim.


Şirketin müdürü
başörtülü bir şekilde çalışamayacağımı söyledi,
ben de hemen şirketten istifa ettim.

-İşsiz kalınca üzülmediniz mi?

Hayır.

Çünkü kalbimde
Allah'a karşı büyük bir iman oluşmuştu.

Ona tevekkül ediyordum
ve Allah'ın beni
yalnız bırakmayacağını biliyordum.


Allah'a iman etmiştim
ve ne olursa olsun onun
bana emrettiği gibi
bir hayat sürmeye karar vermiştim.


Daha sonra da
başörtülü olarak çalışabileceğim
başka bir şirkette işe başladım.

Müslüman olduktan sonra kendimi
yeniden doğmuş gibi hissetmeye başlamıştım.
Bu his beni hiçbir zaman terk etmedi.


“BAŞÖRTÜM HERŞEYİM”

-Başörtüsü sizin için ne anlama geliyor?

Başörtüsü benim her şeyim.

Örtüm başımda olduğu zaman
Allah'ın bana olan şefkat ve sevgisinin
daha fazla arttığını hissediyorum.

-İslam'a girdikten sonra
Müslümanlarla ilgili hayal kırıklıklarınız oldu mu?

Evet, hem de çok…

Bazı Müslümanların
İslam'ın emirlerini
yerine getirmemeleri
beni çok şaşırttı,
hatta bu durum nedeniyle
bir çok kez ağladığımı
hatırlıyorum.


Müslümanlar
İslam'ı çok iyi yaşamasalar da
İslam'a ve Peygamber efendimize karşı
içimde çok büyük bir sevgi var.

Bir de Hz. Hatice'yi çok seviyorum
ve elimden geldiği kadar
Hz. Hatice'yi kendime örnek almaya çalışıyorum.

-Japonya'da İslam'a olan ilgi şu an ne durumda?

Allah'a şükür çok iyi.

İslam Merkezi'nden aldığım bilgilere göre
her gün en az 5 Japon
Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oluyormuş.


Önümüzdeki yıllar bu sayının daha da fazla artacağını düşünüyoruz.

-Siz,
bir başkasının İslam'a girmesine
vesile oldunuz mu?

Evet.

İki Japon Arkadaşım
benim davetimle İslam'a girdiler.

Bir arkadaşım Ayet,
diğer arkadaşım da
Zeki ismini aldılar.

-Tekrar Japonya'ya dönmeyi düşünüyor musunuz?

2 sene daha Şam'da kalıp
Arapçayı öğrendikten sonra
Japonya'ya geri döneceğim.

Çünkü Japonların
İslam'ı iyi bilen davetçilere ihtiyacı var.


-GERÇEK HAYAT DERGİSİ-





 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1164684 ziyaretçi (2544793 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc