Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İăİN KOŞANLARIN YERİ***
  KÜRT MÜSLÜMAN BATMAN SASONLU SELİM AKDAŞ . ERMENİ HAGOPUN TORUNU
 
Batman'da, Müslümanlaştırılmış bir Ermeni'nin kimlik arayışı 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrendi, akrabalarının ve ailesinin hikayesinin izini sürdü 25 Nisan 2015 Cumartesi 17:16 Batman#039;da, Müslümanlaştırılmış bir Ermeni#039;nin kimlik arayışı 10 56 3 0 Beril Eski / BBC Türkçe Selim Akdaş henüz 24 yaşında. Batman'ın Sason ilçesinde bir Kürt olarak doğup büyümüş. Selim, 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrenmiş. Okuldan eve döndüğünde İngilizce konuşan, boyunlarında haç takılı bir anne kız evlerindeymiş. Selim annesine bu misafirlerin kim olduğunu sormuş. Annesi "Onlar bizim akrabalarımız, Amerika'dan geldiler" demiş. Selim Hıristiyan akrabaları olmasına anlam verememiş. Annesi o gün ona gerçekleri anlatmış. Akrabaları, 1915'te Amerika'ya göçmüş, yıllar sonra onları bulmak için gelmişler. Ailesi ise Sason'da kalabilmek için Müslüman olmuşlar, Ermeni olduklarını da kimseye söylememişler. Selim ailesinin hikayesini şöyle anlatıyor: "1915'te dedemin babası Hagop'u köydeki Araplar saklamışlar. Hagop daha sonra aynı köyde başka bir ev yapıp orada yaşamaya başlamış. Köye sürekli dışarıdan Arap aileler getiriliyormuş. Ermeni oldukları duyulunca devlet onları Diyarbakır'a göndermiş." Diyarbakır'a yerleşen Hagop, köyünün özlemine dayanamamış ve üç ay sonra geri dönmüş. 'SASON’A DÖNMEK İÇİN 2 KIZ VERDİLER, MÜSLÜMAN OLDULAR’ "Ancak kendi köyleri korucu köyü yapıldığından, oraya yeniden yerleşememişler. Onlar da yakındaki Kürt nüfuslu Bekse köyüne taşınmışlar." Köye girmek kolay olmamış. Selim, ailesinin köye girebilmek için Kürtlere iki kız verdiğini, ardından ailenin Müslüman olduğunu ve bu şartları yerine getirdikleri için köyde kalabildiklerini söylüyor. Köye yerleşince devlet aileye bir tarla vermiş, geçimlerini buradan sağlıyorlarmış. Müslüman olarak hayatına devam eden aile, Ermeni kökenlerini bir tabu haline getiriyor ve çocuklarına bundan hiç bahsetmiyor. Aile o köyde yaşamaya devam ediyor. Ama evlilikleri aile içinde sürdürerek, kimliklerini korumaya çalışıyorlar. Selim'in anne ve babası da aslında kardeş çocukları ve beşik kertmesi yapılıyorlar. Selim, ailesinin korktuğunu, Sason'da kalabilmek için ailesinin Müslüman olduğunu ve Ermeniliklerini gizlediğini söylüyor. Peki 1915'i yaşamış, köylerinden edilmiş, kızlarını vermek ve Müslüman olmak zorunda bırakılan bir aile. Neden kalmakta ısrar ediyorlar? Selim'in yanıtı "Topraklarından vazgeçmek istemedikleri için" oluyor. "Sen onları anlayabiliyor musun?" diye soruyorum. "Ermenistan'a geldikten sonra anlayabiliyorum" diyor, "Buradaki akrabalarımı gördükten sonra, onlarla konuştukça daha iyi anlıyorum. Benimle konuştuklarında ağlıyorlar. Sadece Sason'u, dedelerinin köylerini görmek istediklerini söylüyorlar. Ben düşünüyorum, onları Sason'a götürdüğüm zaman, dedemizin köyüne nasıl götüreceğim? Çünkü orada artık Araplar yaşıyor, eski evler kalmamış, kilise ahır olarak kullanılıyor." 'ANLAT BAKALIM HAZİNE NEREDE GÖMÜLÜ?' Selim'in Ermeni kimliğine sahip çıkışıyla birlikte, aile de kimliklerine daha sıkı sarılır hale geliyor ve bazı şeyler Selim'in kafasında netleşmeye başlıyor: "Dedem çobanlık yaparken hep aynı dağın tepesine çıkardı, biz de neden hep buraya geliyoruz diye söylenirdik. Meğer dağdan eski köyleri görünürmüş, dedem akşama kadar babasının oradaki evine bakarmış. Köyünü özlediğinden hep oraya gidermiş." "Bizimkilerin evlerine geri döneriz diye gömdüğü tasların kazanların içinde ninemin boncukları varmış. Eski köylerinden misafir geldiğinde ninem boncuklarını onların boyunlarında görür, üzülürmüş." Kendisinin ve ailesinin Ermeni olduklarını açıkladıktan sonra köyde bir hazine muhabbeti doğduğunu söyleyen Selim, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Köydekiler beni çok iyi karşılıyorlar, yemeğe çıkarıyorlar. Biraz zaman geçince şakayla karışık 'Hadi anlat bakalım, hazine nereye gömülüymüş, harita var mı?' diye soruyorlar. O zaman anlıyorum neden iyi karşıladıklarını." Selim'in kimlik arayışında bugünkü durağı Ermenistan olmuş. Son yedi aydır Ermenistan'da yaşıyor, burada Ermenice öğreniyor ve Ermeni kimliğini daha yakından tanımaya çalışıyor. Ermenistan'a gelişi ise Ermenistan Diaspora Bakanlığı'nın girişimleriyle gerçekleşiyor: "Geçen yıl ilk defa Türkiye'deki Müslüman Ermenileri Ermenistan'a bir grup olarak getirdiler. 18 günlük bir turdu. Bizi örgütleyen Diyarbakır'daki Surp Giragos Kilisesi'nin başkanı oldu. Ben hem Ermenistan'ı görmeye hem de akrabalarımı bulmaya geldim." 22 YIL SONRA, MEKTUBU YAZANLARI BULDU Peki Ermenistan'daki akrabalarından Selim nasıl haberdar olmuştu? Aslında akrabaları bulma hikayesi, 22 yıl öncesinde ailesine gelen bir mektuba dayanıyor. Selim'in dedesi Genco Akdaş'ın arkadaşı olan, Sason'un başka bir köyünden Müslümanlaştırılmış bir Ermeni aile, daha sonra Hıristiyan oluyor. Bu aile Ermenistan'daki akrabalarını ziyarete gidiyor. Ziyarete gittiği köyde Mitoyi ailesi de bulunuyor. Mitoyi, Selim'in ailesinin de Müslüman olmadan önce kullandığı soyadı. Genco Akdaş'ın arkadaşı bunu biliyor ve konuşmalardan, Akdaş ailesiyle aslen akraba oldukları ortaya çıkıyor. Ermenistan köyündekiler Genco'ya bir mektup yazıyorlar ve aile ağacını çıkarıyorlar. Mektubu yalnızca Dede Genco Akdaş ve Selim'in babası olan Sabri Akdaş biliyor. Yıllarca mektup bir sır gibi saklanıyor. Ancak Selim kimliğini öğrendikten ve ona sahip çıkmaya karar verdikten sonra, mektup ona veriliyor. Ermenistan'da akrabalarını buluşunu ise şöyle anlatıyor Selim: "Ermenistan'a gelişimin üçüncü günü onları aramak için yola koyuldum. Yanıma tercümanlık yapan biri ve Diyarbakır'dan geziye katılan yaşlı bir amcayı da aldım." Taksiye binince tercümanlık yapan Kevork, Selim'in akrabalarını aradığını söylemiş ve mektubu göstermiş. Taksici hemen merkeze adresi sormuş, kapı numarasına kadar neresi olduğunu bulmuşlar. Apartmanda asansör çalışmıyormuş, daire de 11. kattaymış. Diyarbakırlı amcaya "Sen çıkma, yaşlısın" demişler ama amca onlardan önce çıkmış. Selim'in akrabalarıyla buluşacağı anı kaçırmak istememiş. "Kapıyı açan kadınla tercüman konuştukça kadının gözleri doluyordu. Benim kim olduğumu öğrenince bir sevinç çığlığı atıp içeri koştu. Diğer akrabaları arayıp eve çağırmış. Biz kapıda kaldık, ne yapacağımı bilemedim. Sonra döndü ve bana sarıldı." Selim yarım saat içinde eve yaklaşık 25 kişinin geldiğini söyledi. Bütün bunlar ona ne hissettirmişti? "Hem mutlu hem de mutsuzdum. Onları buldum ama dillerini konuşamadığım için üzüldüm." Akdaş, akrabalarını Erivan'da bir taksicinin yardımıyla bulmuş Akdaş'ın gelişiyle birlikte evde akrabalardan oluşan kalabalık bir grup toplanmış Bu durum Selim'in Ermenice öğrenmeye karar vermesinde çok etkili olmuş. Selim, yazın babasını Ermenistan'daki akrabalarıyla buluşturmak ve onlara çevirmenlik yapmak istediğini belirtiyor: "Ermenice'yi ailem için öğrenmek istiyorum. 100 yıl sonra akrabalarımızı bulduk. Ağustos'ta babamı getirip akrabalarla tanıştırmak istiyorum. Onlar da sonra Sason'a gelecekler. Arkadaşlar 'Biz tercümanlık yaparız' diyor ama babam kendi kanından biri tercüman olsun istiyor." 'KÜRT KİMLİĞİMİ ATMAK ZAMAN ALDI' Selim'in Ermeni kimliğini benimsemesi çok da kolay olmamış. 20 yaşına kadar Kürt hissetmeye devam etmiş. "Neticede ben Kürtçeyle, Kürt kültürüyle büyüdüm. Bunu üzerimden atmak için zamana ihtiyacım oldu." Ama Ermeni kimliğine asıl tutunuşu, Ermeni olduğu için dışlanması üzerine gelişmiş. "Ermeni olduğumu öğrendikten sonra kafamı kurcalayan sorular vardı: Hıristiyan akrabalarımızın nereden geldiği, nereye gittikleri, bizim kim olduğumuz, neden Müslüman olduğumuz… Bunları hep aileme sordum. Nedeninin korku olduğunu açıkça söylediler. Sonra anladım ki cevapları zaten dışarıda veriliyormuş, gavur deniyormuş, torniki Hagop (Kürtçe Hagop'un torunu) deniyormuş, Hagop meğer Ermeni ismiymiş. Ben bunların farkında değildim, hiç sorgulamamıştım." "Sason'da Araplar Kürtler kendi dilini konuşuyor, üniversitede Türkler kendi dilini konuşuyor, kültürünü yaşıyor. Benim babam mesela Arapça, Kürtçe ve Ermenice konuşur ama kendi dili olan Ermenice'yi konuşamaz. İnsana çok zor geliyor bu. Yaşamayanın anlaması zor. Anlatmak da kolay değil." ÜNİVERSİTENİN ‘ERMENİ SELİM’İ Daha sonra Isparta'da Süleyman Demirel Üniversitesi'ni kazanan Selim, burada gördükleri ve yaşadıklarıyla Ermeni kimliğine daha da bağlanmış. Üniversitede kimliğini gizleyip gizlemediğini soruyorum, "Bana sorduklarında hiç gizlemedim, Ermeni olduğumu hep söyledim" diyor. Kendisi okurken üniversitede Kürtler ve ülkücüler arasında hep bir gerilimin olduğunu belirten Selim, her iki grupla da arkadaş olmaya çalıştığını, her iki grubun da kendisiyle iyi geçindiğini, hatta zaman zaman çıkan anlaşmazlıklarda aracı olduğunu söylüyor. Zaman içinde üniversitede "Ermeni Selim" olarak tanındığını ifade ediyor. "Benim ev arkadaşlarım ülkücüydü" diyor. Aralarında gerilim yaşanıp yaşanmadığını soruyorum. Selim'in yanıtı "İki ev arkadaşım da Ermeni olduğumu biliyordu. Aynı yurttaydık. Eve çıkacağımı söyleyince onlar da katılmak istediler. Birbirimizin damarına basmadığımız sürece çok iyi anlaşıyorduk. Dosttuk. Bazen siyaset konuşunca birbirimize küserdik. Bir iki hafta konuşmaz, sonra barışırdık. Biz her şeyi beraber yapardık" oluyor. Daha sonra ev arkadaşlarından biri ülkü ocağına gidip gelmeye başladığını ama bunun ilişkilerini çok etkilemediğini belirtiyor. EV BULAMAYINCA POLİSE GİTMİŞ Selim yalnızca Ermeni kimliği nedeniyle değil, 20 yaşına kadar yaşadığı Kürt kimliği nedeniyle de sıkıntılar çekiyor: "Üniversitede bir olay olsa şehre yansırdı. Beni Kürt sandıkları için iki ay ev bulamadım. Ev için anlaşıyorduk, kimliğimde Batman doğumlu olduğumu görünce vazgeçiyorlardı. Arkadaşlarım Doğu'dan olmadıkları halde sırf benim yüzümden evi vermiyorlardı. 'Ben Kürt istemem' diye açıkça söylüyorlardı. Hatta Sason'a mı dönsem, İstanbul'a mı gitsem diye düşünmeye başlamıştım artık." Morali bozulan Selim, bir akşamüstü yoldan geçen polis arabasını durdurur ve ev bulamadığını ona söyler. "Bana Batmanlıyım diye ev vermiyorlar" der. Polis "Ben ne yapabilirim" diye sorunca da "Göreviniz vatandaşa yardım etmek değil mi, bana yardım edin" der. Polisle merkeze giderler, konuşurlar. Daha sonra o polis Selim'e kefil olur ve polisin oturduğu apartmanlarındaki teras katını kiralarlar. 'MÜSLÜMAN ERMENİYİM’ Dinini değiştirip değiştirmediğini soruyorum, "Bunu akrabalarım da sordu, onlara da Müslüman olduğumu söyledim. Onlar da 'Biz de Sason'da kalsaydık Müslüman olurduk, sen buraya gelseydin Hıristiyan olurdun' dediler. Bizim için bir şey ifade etmiyor" diyor. Aslında bir ara dinini değiştirmeyi düşündüğünü kaydeden Selim, "Değiştirsem de fark etmeyecek. Neticede Müslümanım ama Müslümanlığı yaşamıyorum. Bana göre kimliğini yaşama konusunda din çok az etkili" diyor. Erivan'daki anmalara katılacak olan Selim'e 1915'in 100. yılı ile ilgili neler hissettiğini soruyorum. 24 Nisan'da burada olduğu için mutlu olduğunu söylüyor. Selim hikayesini hep gülerek anlatıyor, bazen içinin burkulduğunu, kırıldığını, çok zorlandığını ifade ediyor ama "Bu yaşadıklarımı sevdim. İyi ki yaşamışım. Bu sayede Ermeni kimliğime bağlandım" diyor. Bugün Sason'da Hıristiyan dört Ermeni aile bulunuyor. Selim kendi köylerinde üç Müslümanlaşmış Ermeni aile olduğunu söylüyor, ama Sason civarında kaç Müslümanlaşmış Ermeni aile olduğu bilinmiyor. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 TÜMÜ Hidayet Karaca ve tutuklu polisler hakkında tahliye kararı verildi Hidayet Karaca ve tutuklu polisler hakkında tahliye kararı verildi Anahtar Kelimeler Asimilasyon Batman Sason Müslümanlaştırılmış Ermeniler Asimile Edilmiş Ermeniler Batman Ermeniler Sason Ermeniler Anf Ermeni Soykırımı Erivan Ermenistan Yorum Gönder 0 Facebook Yorumları 0 Misafir Avatar İsim Yorum yazmak için bu alanı kullanabilirsiniz... Yorum Gönder Kalan Karakter: YAZARLAR Arat Barış Altan Soykırımın Bir Günü Arat Barış Altan Selma Kara 'Memleketimden İnsan Manzaraları' Selma Kara Akın Güre İçgörü Akın Güre İLGİLİ HABERLER Dünyanın en mutlu insanları bu ülkede yaşıyor Dünyanın en mutlu insanları bu ülkede yaşıyor Guardian Ermenistan'ı yazdı: Küçük bir ülke, büyük bir millet Guardian Ermenistan'ı yazdı: Küçük bir ülke,... Sakat bırakan zabıta dayağının bedeli 124 bin TL Sakat bırakan zabıta dayağının bedeli 124 bin... 'Türkiye’de çocuğun yaşam hakkı' raporu: 627 çocuğun yaşam hakkı ihlal edildi 'Türkiye’de çocuğun yaşam hakkı'... Diyarbakır’ın Amed olması için kampanya Diyarbakır’ın Amed olması için kampanya Facebook 21056 Beğeni Facebook'ta Beğen Twitter 47213 Takipçi Twitter'da Takip Et BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR Anayasa Mahkemesi kararıyla devletin... Oral, anal, grup, eşcinsel ve lezbiyen ilişkiler içeren görüntü,... 2. Ayşe Hür: Devlet, 24 Nisan'ı... 3. Son anket açıklandı...HDP barajı... 4. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu... 5. KONDA'nın başkanı Erdem: Halk... 6. Jet Fadıl Siirt'te ortaya çıktı 7. MHP’liler Grup Yorum dinleyen gençleri... 8. Bozdağ 'tedirgin': HDP'nin... 9. 'Kutlu Doğum Haftası' etkinliğinde... 10. ‘Sevan Nişanyan’ın 1915’te... BU HAFTA ÇOK YORUMLANANLAR Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu... AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, HDP ile seçim ittifakını ve CHP'nin... 2. 'Kutlu Doğum Haftası' etkinliğinde... 3. Ayşe Hür: Devlet, 24 Nisan'ı... ÖZEL HABER Mersin'de soykırım anması: Geçmişle yüzleşip, Ermeni Dünya soykırım diyor Sevag Balıkçı davasında tanıklar yeniden dinleniyor 'Ağırlanan yüzlerce çocuk arasında Zazaca, Kürtçe şarkı Aktivistlerden Süryanilerin Seyfo için başlattığı açlık Pablo Pineda: 'Yo, también' filmiyle Down Sendromlu ANKET TÜM ANKETLER HDP yüzde 10 seçim barajını aşabilir mi? Bence aşar... Aşamaz... Bilemiyorum... ARŞİV

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber
Batman#039;da, MüslümanlaÅčtırılmıÅč bir Ermeni#039;nin kimlik arayıÅčı
Batman'da, Müslümanlaştırılmış bir Ermeni'nin kimlik arayışı 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrendi, akrabalarının ve ailesinin hikayesinin izini sürdü 25 Nisan 2015 Cumartesi 17:16

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber
Batman'da, Müslümanlaştırılmış bir Ermeni'nin kimlik arayışı 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrendi, akrabalarının ve ailesinin hikayesinin izini sürdü 25 Nisan 2015 Cumartesi 17:16

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber


Batman'da, Müslümanlaştırılmış bir Ermeni'nin kimlik arayışı 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrendi, akrabalarının ve ailesinin hikayesinin izini sürdü 25 Nisan 2015 Cumartesi 17:16

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber
Batman'da, Müslümanlaştırılmış Bir Ermeninin KimlikArayışı
16 yaşında  Ermeni olduğunu öğrendi
akrabalarının ve Ailesinin izini sürdü



Beril Eski / BBC Türkçe Selim Akdaş henüz 24 yaşında. Batman'ın Sason ilçesinde bir Kürt olarak doğup büyümüş. Selim, 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrenmiş. Okuldan eve döndüğünde İngilizce konuşan, boyunlarında haç takılı bir anne kız evlerindeymiş. Selim annesine bu misafirlerin kim olduğunu sormuş. Annesi "Onlar bizim akrabalarımız, Amerika'dan geldiler" demiş. Selim Hıristiyan akrabaları olmasına anlam verememiş. Annesi o gün ona gerçekleri anlatmış. Akrabaları, 1915'te Amerika'ya göçmüş, yıllar sonra onları bulmak için gelmişler. Ailesi ise Sason'da kalabilmek için Müslüman olmuşlar, Ermeni olduklarını da kimseye söylememişler. Selim ailesinin hikayesini şöyle anlatıyor: "1915'te dedemin babası Hagop'u köydeki Araplar saklamışlar. Hagop daha sonra aynı köyde başka bir ev yapıp orada yaşamaya başlamış. Köye sürekli dışarıdan Arap aileler getiriliyormuş. Ermeni oldukları duyulunca devlet onları Diyarbakır'a göndermiş." Diyarbakır'a yerleşen Hagop, köyünün özlemine dayanamamış ve üç ay sonra geri dönmüş. 'SASON’A DÖNMEK İÇİN 2 KIZ VERDİLER, MÜSLÜMAN OLDULAR’ "Ancak kendi köyleri korucu köyü yapıldığından, oraya yeniden yerleşememişler. Onlar da yakındaki Kürt nüfuslu Bekse köyüne taşınmışlar." Köye girmek kolay olmamış. Selim, ailesinin köye girebilmek için Kürtlere iki kız verdiğini, ardından ailenin Müslüman olduğunu ve bu şartları yerine getirdikleri için köyde kalabildiklerini söylüyor. Köye yerleşince devlet aileye bir tarla vermiş, geçimlerini buradan sağlıyorlarmış. Müslüman olarak hayatına devam eden aile, Ermeni kökenlerini bir tabu haline getiriyor ve çocuklarına bundan hiç bahsetmiyor. Aile o köyde yaşamaya devam ediyor. Ama evlilikleri aile içinde sürdürerek, kimliklerini korumaya çalışıyorlar. Selim'in anne ve babası da aslında kardeş çocukları ve beşik kertmesi yapılıyorlar. Selim, ailesinin korktuğunu, Sason'da kalabilmek için ailesinin Müslüman olduğunu ve Ermeniliklerini gizlediğini söylüyor. Peki 1915'i yaşamış, köylerinden edilmiş, kızlarını vermek ve Müslüman olmak zorunda bırakılan bir aile. Neden kalmakta ısrar ediyorlar? Selim'in yanıtı "Topraklarından vazgeçmek istemedikleri için" oluyor. "Sen onları anlayabiliyor musun?" diye soruyorum. "Ermenistan'a geldikten sonra anlayabiliyorum" diyor, "Buradaki akrabalarımı gördükten sonra, onlarla konuştukça daha iyi anlıyorum. Benimle konuştuklarında ağlıyorlar. Sadece Sason'u, dedelerinin köylerini görmek istediklerini söylüyorlar. Ben düşünüyorum, onları Sason'a götürdüğüm zaman, dedemizin köyüne nasıl götüreceğim? Çünkü orada artık Araplar yaşıyor, eski evler kalmamış, kilise ahır olarak kullanılıyor." 'ANLAT BAKALIM HAZİNE NEREDE GÖMÜLÜ?' Selim'in Ermeni kimliğine sahip çıkışıyla birlikte, aile de kimliklerine daha sıkı sarılır hale geliyor ve bazı şeyler Selim'in kafasında netleşmeye başlıyor: "Dedem çobanlık yaparken hep aynı dağın tepesine çıkardı, biz de neden hep buraya geliyoruz diye söylenirdik. Meğer dağdan eski köyleri görünürmüş, dedem akşama kadar babasının oradaki evine bakarmış. Köyünü özlediğinden hep oraya gidermiş." "Bizimkilerin evlerine geri döneriz diye gömdüğü tasların kazanların içinde ninemin boncukları varmış. Eski köylerinden misafir geldiğinde ninem boncuklarını onların boyunlarında görür, üzülürmüş." Kendisinin ve ailesinin Ermeni olduklarını açıkladıktan sonra köyde bir hazine muhabbeti doğduğunu söyleyen Selim, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Köydekiler beni çok iyi karşılıyorlar, yemeğe çıkarıyorlar. Biraz zaman geçince şakayla karışık 'Hadi anlat bakalım, hazine nereye gömülüymüş, harita var mı?' diye soruyorlar. O zaman anlıyorum neden iyi karşıladıklarını." Selim'in kimlik arayışında bugünkü durağı Ermenistan olmuş. Son yedi aydır Ermenistan'da yaşıyor, burada Ermenice öğreniyor ve Ermeni kimliğini daha yakından tanımaya çalışıyor. Ermenistan'a gelişi ise Ermenistan Diaspora Bakanlığı'nın girişimleriyle gerçekleşiyor: "Geçen yıl ilk defa Türkiye'deki Müslüman Ermenileri Ermenistan'a bir grup olarak getirdiler. 18 günlük bir turdu. Bizi örgütleyen Diyarbakır'daki Surp Giragos Kilisesi'nin başkanı oldu. Ben hem Ermenistan'ı görmeye hem de akrabalarımı bulmaya geldim." 22 YIL SONRA, MEKTUBU YAZANLARI BULDU Peki Ermenistan'daki akrabalarından Selim nasıl haberdar olmuştu? Aslında akrabaları bulma hikayesi, 22 yıl öncesinde ailesine gelen bir mektuba dayanıyor. Selim'in dedesi Genco Akdaş'ın arkadaşı olan, Sason'un başka bir köyünden Müslümanlaştırılmış bir Ermeni aile, daha sonra Hıristiyan oluyor. Bu aile Ermenistan'daki akrabalarını ziyarete gidiyor. Ziyarete gittiği köyde Mitoyi ailesi de bulunuyor. Mitoyi, Selim'in ailesinin de Müslüman olmadan önce kullandığı soyadı. Genco Akdaş'ın arkadaşı bunu biliyor ve konuşmalardan, Akdaş ailesiyle aslen akraba oldukları ortaya çıkıyor. Ermenistan köyündekiler Genco'ya bir mektup yazıyorlar ve aile ağacını çıkarıyorlar. Mektubu yalnızca Dede Genco Akdaş ve Selim'in babası olan Sabri Akdaş biliyor. Yıllarca mektup bir sır gibi saklanıyor. Ancak Selim kimliğini öğrendikten ve ona sahip çıkmaya karar verdikten sonra, mektup ona veriliyor. Ermenistan'da akrabalarını buluşunu ise şöyle anlatıyor Selim: "Ermenistan'a gelişimin üçüncü günü onları aramak için yola koyuldum. Yanıma tercümanlık yapan biri ve Diyarbakır'dan geziye katılan yaşlı bir amcayı da aldım." Taksiye binince tercümanlık yapan Kevork, Selim'in akrabalarını aradığını söylemiş ve mektubu göstermiş. Taksici hemen merkeze adresi sormuş, kapı numarasına kadar neresi olduğunu bulmuşlar. Apartmanda asansör çalışmıyormuş, daire de 11. kattaymış. Diyarbakırlı amcaya "Sen çıkma, yaşlısın" demişler ama amca onlardan önce çıkmış. Selim'in akrabalarıyla buluşacağı anı kaçırmak istememiş. "Kapıyı açan kadınla tercüman konuştukça kadının gözleri doluyordu. Benim kim olduğumu öğrenince bir sevinç çığlığı atıp içeri koştu. Diğer akrabaları arayıp eve çağırmış. Biz kapıda kaldık, ne yapacağımı bilemedim. Sonra döndü ve bana sarıldı." Selim yarım saat içinde eve yaklaşık 25 kişinin geldiğini söyledi. Bütün bunlar ona ne hissettirmişti? "Hem mutlu hem de mutsuzdum. Onları buldum ama dillerini konuşamadığım için üzüldüm." Akdaş, akrabalarını Erivan'da bir taksicinin yardımıyla bulmuş Akdaş'ın gelişiyle birlikte evde akrabalardan oluşan kalabalık bir grup toplanmış Bu durum Selim'in Ermenice öğrenmeye karar vermesinde çok etkili olmuş. Selim, yazın babasını Ermenistan'daki akrabalarıyla buluşturmak ve onlara çevirmenlik yapmak istediğini belirtiyor: "Ermenice'yi ailem için öğrenmek istiyorum. 100 yıl sonra akrabalarımızı bulduk. Ağustos'ta babamı getirip akrabalarla tanıştırmak istiyorum. Onlar da sonra Sason'a gelecekler. Arkadaşlar 'Biz tercümanlık yaparız' diyor ama babam kendi kanından biri tercüman olsun istiyor." 'KÜRT KİMLİĞİMİ ATMAK ZAMAN ALDI' Selim'in Ermeni kimliğini benimsemesi çok da kolay olmamış. 20 yaşına kadar Kürt hissetmeye devam etmiş. "Neticede ben Kürtçeyle, Kürt kültürüyle büyüdüm. Bunu üzerimden atmak için zamana ihtiyacım oldu." Ama Ermeni kimliğine asıl tutunuşu, Ermeni olduğu için dışlanması üzerine gelişmiş. "Ermeni olduğumu öğrendikten sonra kafamı kurcalayan sorular vardı: Hıristiyan akrabalarımızın nereden geldiği, nereye gittikleri, bizim kim olduğumuz, neden Müslüman olduğumuz… Bunları hep aileme sordum. Nedeninin korku olduğunu açıkça söylediler. Sonra anladım ki cevapları zaten dışarıda veriliyormuş, gavur deniyormuş, torniki Hagop (Kürtçe Hagop'un torunu) deniyormuş, Hagop meğer Ermeni ismiymiş. Ben bunların farkında değildim, hiç sorgulamamıştım." "Sason'da Araplar Kürtler kendi dilini konuşuyor, üniversitede Türkler kendi dilini konuşuyor, kültürünü yaşıyor. Benim babam mesela Arapça, Kürtçe ve Ermenice konuşur ama kendi dili olan Ermenice'yi konuşamaz. İnsana çok zor geliyor bu. Yaşamayanın anlaması zor. Anlatmak da kolay değil." ÜNİVERSİTENİN ‘ERMENİ SELİM’İ Daha sonra Isparta'da Süleyman Demirel Üniversitesi'ni kazanan Selim, burada gördükleri ve yaşadıklarıyla Ermeni kimliğine daha da bağlanmış. Üniversitede kimliğini gizleyip gizlemediğini soruyorum, "Bana sorduklarında hiç gizlemedim, Ermeni olduğumu hep söyledim" diyor. Kendisi okurken üniversitede Kürtler ve ülkücüler arasında hep bir gerilimin olduğunu belirten Selim, her iki grupla da arkadaş olmaya çalıştığını, her iki grubun da kendisiyle iyi geçindiğini, hatta zaman zaman çıkan anlaşmazlıklarda aracı olduğunu söylüyor. Zaman içinde üniversitede "Ermeni Selim" olarak tanındığını ifade ediyor. "Benim ev arkadaşlarım ülkücüydü" diyor. Aralarında gerilim yaşanıp yaşanmadığını soruyorum. Selim'in yanıtı "İki ev arkadaşım da Ermeni olduğumu biliyordu. Aynı yurttaydık. Eve çıkacağımı söyleyince onlar da katılmak istediler. Birbirimizin damarına basmadığımız sürece çok iyi anlaşıyorduk. Dosttuk. Bazen siyaset konuşunca birbirimize küserdik. Bir iki hafta konuşmaz, sonra barışırdık. Biz her şeyi beraber yapardık" oluyor. Daha sonra ev arkadaşlarından biri ülkü ocağına gidip gelmeye başladığını ama bunun ilişkilerini çok etkilemediğini belirtiyor. EV BULAMAYINCA POLİSE GİTMİŞ Selim yalnızca Ermeni kimliği nedeniyle değil, 20 yaşına kadar yaşadığı Kürt kimliği nedeniyle de sıkıntılar çekiyor: "Üniversitede bir olay olsa şehre yansırdı. Beni Kürt sandıkları için iki ay ev bulamadım. Ev için anlaşıyorduk, kimliğimde Batman doğumlu olduğumu görünce vazgeçiyorlardı. Arkadaşlarım Doğu'dan olmadıkları halde sırf benim yüzümden evi vermiyorlardı. 'Ben Kürt istemem' diye açıkça söylüyorlardı. Hatta Sason'a mı dönsem, İstanbul'a mı gitsem diye düşünmeye başlamıştım artık." Morali bozulan Selim, bir akşamüstü yoldan geçen polis arabasını durdurur ve ev bulamadığını ona söyler. "Bana Batmanlıyım diye ev vermiyorlar" der. Polis "Ben ne yapabilirim" diye sorunca da "Göreviniz vatandaşa yardım etmek değil mi, bana yardım edin" der. Polisle merkeze giderler, konuşurlar. Daha sonra o polis Selim'e kefil olur ve polisin oturduğu apartmanlarındaki teras katını kiralarlar. 'MÜSLÜMAN ERMENİYİM’ Dinini değiştirip değiştirmediğini soruyorum, "Bunu akrabalarım da sordu, onlara da Müslüman olduğumu söyledim. Onlar da 'Biz de Sason'da kalsaydık Müslüman olurduk, sen buraya gelseydin Hıristiyan olurdun' dediler. Bizim için bir şey ifade etmiyor" diyor. Aslında bir ara dinini değiştirmeyi düşündüğünü kaydeden Selim, "Değiştirsem de fark etmeyecek. Neticede Müslümanım ama Müslümanlığı yaşamıyorum. Bana göre kimliğini yaşama konusunda din çok az etkili" diyor. Erivan'daki anmalara katılacak olan Selim'e 1915'in 100. yılı ile ilgili neler hissettiğini soruyorum. 24 Nisan'da burada olduğu için mutlu olduğunu söylüyor. Selim hikayesini hep gülerek anlatıyor, bazen içinin burkulduğunu, kırıldığını, çok zorlandığını ifade ediyor ama "Bu yaşadıklarımı sevdim. İyi ki yaşamışım. Bu sayede Ermeni kimliğime bağlandım" diyor. Bugün Sason'da Hıristiyan dört Ermeni aile bulunuyor. Selim kendi köylerinde üç Müslümanlaşmış Ermeni aile olduğunu söylüyor, ama Sason civarında kaç Müslümanlaşmış Ermeni aile olduğu bilinmiyor.

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber
Beril Eski / BBC Türkçe Selim Akdaş henüz 24 yaşında. Batman'ın Sason ilçesinde bir Kürt olarak doğup büyümüş. Selim, 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrenmiş. Okuldan eve döndüğünde İngilizce konuşan, boyunlarında haç takılı bir anne kız evlerindeymiş. Selim annesine bu misafirlerin kim olduğunu sormuş. Annesi "Onlar bizim akrabalarımız, Amerika'dan geldiler" demiş. Selim Hıristiyan akrabaları olmasına anlam verememiş. Annesi o gün ona gerçekleri anlatmış. Akrabaları, 1915'te Amerika'ya göçmüş, yıllar sonra onları bulmak için gelmişler. Ailesi ise Sason'da kalabilmek için Müslüman olmuşlar, Ermeni olduklarını da kimseye söylememişler. Selim ailesinin hikayesini şöyle anlatıyor: "1915'te dedemin babası Hagop'u köydeki Araplar saklamışlar. Hagop daha sonra aynı köyde başka bir ev yapıp orada yaşamaya başlamış. Köye sürekli dışarıdan Arap aileler getiriliyormuş. Ermeni oldukları duyulunca devlet onları Diyarbakır'a göndermiş." Diyarbakır'a yerleşen Hagop, köyünün özlemine dayanamamış ve üç ay sonra geri dönmüş. 'SASON’A DÖNMEK İÇİN 2 KIZ VERDİLER, MÜSLÜMAN OLDULAR’ "Ancak kendi köyleri korucu köyü yapıldığından, oraya yeniden yerleşememişler. Onlar da yakındaki Kürt nüfuslu Bekse köyüne taşınmışlar." Köye girmek kolay olmamış. Selim, ailesinin köye girebilmek için Kürtlere iki kız verdiğini, ardından ailenin Müslüman olduğunu ve bu şartları yerine getirdikleri için köyde kalabildiklerini söylüyor. Köye yerleşince devlet aileye bir tarla vermiş, geçimlerini buradan sağlıyorlarmış. Müslüman olarak hayatına devam eden aile, Ermeni kökenlerini bir tabu haline getiriyor ve çocuklarına bundan hiç bahsetmiyor. Aile o köyde yaşamaya devam ediyor. Ama evlilikleri aile içinde sürdürerek, kimliklerini korumaya çalışıyorlar. Selim'in anne ve babası da aslında kardeş çocukları ve beşik kertmesi yapılıyorlar. Selim, ailesinin korktuğunu, Sason'da kalabilmek için ailesinin Müslüman olduğunu ve Ermeniliklerini gizlediğini söylüyor. Peki 1915'i yaşamış, köylerinden edilmiş, kızlarını vermek ve Müslüman olmak zorunda bırakılan bir aile. Neden kalmakta ısrar ediyorlar? Selim'in yanıtı "Topraklarından vazgeçmek istemedikleri için" oluyor. "Sen onları anlayabiliyor musun?" diye soruyorum. "Ermenistan'a geldikten sonra anlayabiliyorum" diyor, "Buradaki akrabalarımı gördükten sonra, onlarla konuştukça daha iyi anlıyorum. Benimle konuştuklarında ağlıyorlar. Sadece Sason'u, dedelerinin köylerini görmek istediklerini söylüyorlar. Ben düşünüyorum, onları Sason'a götürdüğüm zaman, dedemizin köyüne nasıl götüreceğim? Çünkü orada artık Araplar yaşıyor, eski evler kalmamış, kilise ahır olarak kullanılıyor." 'ANLAT BAKALIM HAZİNE NEREDE GÖMÜLÜ?' Selim'in Ermeni kimliğine sahip çıkışıyla birlikte, aile de kimliklerine daha sıkı sarılır hale geliyor ve bazı şeyler Selim'in kafasında netleşmeye başlıyor: "Dedem çobanlık yaparken hep aynı dağın tepesine çıkardı, biz de neden hep buraya geliyoruz diye söylenirdik. Meğer dağdan eski köyleri görünürmüş, dedem akşama kadar babasının oradaki evine bakarmış. Köyünü özlediğinden hep oraya gidermiş." "Bizimkilerin evlerine geri döneriz diye gömdüğü tasların kazanların içinde ninemin boncukları varmış. Eski köylerinden misafir geldiğinde ninem boncuklarını onların boyunlarında görür, üzülürmüş." Kendisinin ve ailesinin Ermeni olduklarını açıkladıktan sonra köyde bir hazine muhabbeti doğduğunu söyleyen Selim, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Köydekiler beni çok iyi karşılıyorlar, yemeğe çıkarıyorlar. Biraz zaman geçince şakayla karışık 'Hadi anlat bakalım, hazine nereye gömülüymüş, harita var mı?' diye soruyorlar. O zaman anlıyorum neden iyi karşıladıklarını." Selim'in kimlik arayışında bugünkü durağı Ermenistan olmuş. Son yedi aydır Ermenistan'da yaşıyor, burada Ermenice öğreniyor ve Ermeni kimliğini daha yakından tanımaya çalışıyor. Ermenistan'a gelişi ise Ermenistan Diaspora Bakanlığı'nın girişimleriyle gerçekleşiyor: "Geçen yıl ilk defa Türkiye'deki Müslüman Ermenileri Ermenistan'a bir grup olarak getirdiler. 18 günlük bir turdu. Bizi örgütleyen Diyarbakır'daki Surp Giragos Kilisesi'nin başkanı oldu. Ben hem Ermenistan'ı görmeye hem de akrabalarımı bulmaya geldim." 22 YIL SONRA, MEKTUBU YAZANLARI BULDU Peki Ermenistan'daki akrabalarından Selim nasıl haberdar olmuştu? Aslında akrabaları bulma hikayesi, 22 yıl öncesinde ailesine gelen bir mektuba dayanıyor. Selim'in dedesi Genco Akdaş'ın arkadaşı olan, Sason'un başka bir köyünden Müslümanlaştırılmış bir Ermeni aile, daha sonra Hıristiyan oluyor. Bu aile Ermenistan'daki akrabalarını ziyarete gidiyor. Ziyarete gittiği köyde Mitoyi ailesi de bulunuyor. Mitoyi, Selim'in ailesinin de Müslüman olmadan önce kullandığı soyadı. Genco Akdaş'ın arkadaşı bunu biliyor ve konuşmalardan, Akdaş ailesiyle aslen akraba oldukları ortaya çıkıyor. Ermenistan köyündekiler Genco'ya bir mektup yazıyorlar ve aile ağacını çıkarıyorlar. Mektubu yalnızca Dede Genco Akdaş ve Selim'in babası olan Sabri Akdaş biliyor. Yıllarca mektup bir sır gibi saklanıyor. Ancak Selim kimliğini öğrendikten ve ona sahip çıkmaya karar verdikten sonra, mektup ona veriliyor. Ermenistan'da akrabalarını buluşunu ise şöyle anlatıyor Selim: "Ermenistan'a gelişimin üçüncü günü onları aramak için yola koyuldum. Yanıma tercümanlık yapan biri ve Diyarbakır'dan geziye katılan yaşlı bir amcayı da aldım." Taksiye binince tercümanlık yapan Kevork, Selim'in akrabalarını aradığını söylemiş ve mektubu göstermiş. Taksici hemen merkeze adresi sormuş, kapı numarasına kadar neresi olduğunu bulmuşlar. Apartmanda asansör çalışmıyormuş, daire de 11. kattaymış. Diyarbakırlı amcaya "Sen çıkma, yaşlısın" demişler ama amca onlardan önce çıkmış. Selim'in akrabalarıyla buluşacağı anı kaçırmak istememiş. "Kapıyı açan kadınla tercüman konuştukça kadının gözleri doluyordu. Benim kim olduğumu öğrenince bir sevinç çığlığı atıp içeri koştu. Diğer akrabaları arayıp eve çağırmış. Biz kapıda kaldık, ne yapacağımı bilemedim. Sonra döndü ve bana sarıldı." Selim yarım saat içinde eve yaklaşık 25 kişinin geldiğini söyledi. Bütün bunlar ona ne hissettirmişti? "Hem mutlu hem de mutsuzdum. Onları buldum ama dillerini konuşamadığım için üzüldüm." Akdaş, akrabalarını Erivan'da bir taksicinin yardımıyla bulmuş Akdaş'ın gelişiyle birlikte evde akrabalardan oluşan kalabalık bir grup toplanmış Bu durum Selim'in Ermenice öğrenmeye karar vermesinde çok etkili olmuş. Selim, yazın babasını Ermenistan'daki akrabalarıyla buluşturmak ve onlara çevirmenlik yapmak istediğini belirtiyor: "Ermenice'yi ailem için öğrenmek istiyorum. 100 yıl sonra akrabalarımızı bulduk. Ağustos'ta babamı getirip akrabalarla tanıştırmak istiyorum. Onlar da sonra Sason'a gelecekler. Arkadaşlar 'Biz tercümanlık yaparız' diyor ama babam kendi kanından biri tercüman olsun istiyor." 'KÜRT KİMLİĞİMİ ATMAK ZAMAN ALDI' Selim'in Ermeni kimliğini benimsemesi çok da kolay olmamış. 20 yaşına kadar Kürt hissetmeye devam etmiş. "Neticede ben Kürtçeyle, Kürt kültürüyle büyüdüm. Bunu üzerimden atmak için zamana ihtiyacım oldu." Ama Ermeni kimliğine asıl tutunuşu, Ermeni olduğu için dışlanması üzerine gelişmiş. "Ermeni olduğumu öğrendikten sonra kafamı kurcalayan sorular vardı: Hıristiyan akrabalarımızın nereden geldiği, nereye gittikleri, bizim kim olduğumuz, neden Müslüman olduğumuz… Bunları hep aileme sordum. Nedeninin korku olduğunu açıkça söylediler. Sonra anladım ki cevapları zaten dışarıda veriliyormuş, gavur deniyormuş, torniki Hagop (Kürtçe Hagop'un torunu) deniyormuş, Hagop meğer Ermeni ismiymiş. Ben bunların farkında değildim, hiç sorgulamamıştım." "Sason'da Araplar Kürtler kendi dilini konuşuyor, üniversitede Türkler kendi dilini konuşuyor, kültürünü yaşıyor. Benim babam mesela Arapça, Kürtçe ve Ermenice konuşur ama kendi dili olan Ermenice'yi konuşamaz. İnsana çok zor geliyor bu. Yaşamayanın anlaması zor. Anlatmak da kolay değil." ÜNİVERSİTENİN ‘ERMENİ SELİM’İ Daha sonra Isparta'da Süleyman Demirel Üniversitesi'ni kazanan Selim, burada gördükleri ve yaşadıklarıyla Ermeni kimliğine daha da bağlanmış. Üniversitede kimliğini gizleyip gizlemediğini soruyorum, "Bana sorduklarında hiç gizlemedim, Ermeni olduğumu hep söyledim" diyor. Kendisi okurken üniversitede Kürtler ve ülkücüler arasında hep bir gerilimin olduğunu belirten Selim, her iki grupla da arkadaş olmaya çalıştığını, her iki grubun da kendisiyle iyi geçindiğini, hatta zaman zaman çıkan anlaşmazlıklarda aracı olduğunu söylüyor. Zaman içinde üniversitede "Ermeni Selim" olarak tanındığını ifade ediyor. "Benim ev arkadaşlarım ülkücüydü" diyor. Aralarında gerilim yaşanıp yaşanmadığını soruyorum. Selim'in yanıtı "İki ev arkadaşım da Ermeni olduğumu biliyordu. Aynı yurttaydık. Eve çıkacağımı söyleyince onlar da katılmak istediler. Birbirimizin damarına basmadığımız sürece çok iyi anlaşıyorduk. Dosttuk. Bazen siyaset konuşunca birbirimize küserdik. Bir iki hafta konuşmaz, sonra barışırdık. Biz her şeyi beraber yapardık" oluyor. Daha sonra ev arkadaşlarından biri ülkü ocağına gidip gelmeye başladığını ama bunun ilişkilerini çok etkilemediğini belirtiyor. EV BULAMAYINCA POLİSE GİTMİŞ Selim yalnızca Ermeni kimliği nedeniyle değil, 20 yaşına kadar yaşadığı Kürt kimliği nedeniyle de sıkıntılar çekiyor: "Üniversitede bir olay olsa şehre yansırdı. Beni Kürt sandıkları için iki ay ev bulamadım. Ev için anlaşıyorduk, kimliğimde Batman doğumlu olduğumu görünce vazgeçiyorlardı. Arkadaşlarım Doğu'dan olmadıkları halde sırf benim yüzümden evi vermiyorlardı. 'Ben Kürt istemem' diye açıkça söylüyorlardı. Hatta Sason'a mı dönsem, İstanbul'a mı gitsem diye düşünmeye başlamıştım artık." Morali bozulan Selim, bir akşamüstü yoldan geçen polis arabasını durdurur ve ev bulamadığını ona söyler. "Bana Batmanlıyım diye ev vermiyorlar" der. Polis "Ben ne yapabilirim" diye sorunca da "Göreviniz vatandaşa yardım etmek değil mi, bana yardım edin" der. Polisle merkeze giderler, konuşurlar. Daha sonra o polis Selim'e kefil olur ve polisin oturduğu apartmanlarındaki teras katını kiralarlar. 'MÜSLÜMAN ERMENİYİM’ Dinini değiştirip değiştirmediğini soruyorum, "Bunu akrabalarım da sordu, onlara da Müslüman olduğumu söyledim. Onlar da 'Biz de Sason'da kalsaydık Müslüman olurduk, sen buraya gelseydin Hıristiyan olurdun' dediler. Bizim için bir şey ifade etmiyor" diyor. Aslında bir ara dinini değiştirmeyi düşündüğünü kaydeden Selim, "Değiştirsem de fark etmeyecek. Neticede Müslümanım ama Müslümanlığı yaşamıyorum. Bana göre kimliğini yaşama konusunda din çok az etkili" diyor. Erivan'daki anmalara katılacak olan Selim'e 1915'in 100. yılı ile ilgili neler hissettiğini soruyorum. 24 Nisan'da burada olduğu için mutlu olduğunu söylüyor. Selim hikayesini hep gülerek anlatıyor, bazen içinin burkulduğunu, kırıldığını, çok zorlandığını ifade ediyor ama "Bu yaşadıklarımı sevdim. İyi ki yaşamışım. Bu sayede Ermeni kimliğime bağlandım" diyor. Bugün Sason'da Hıristiyan dört Ermeni aile bulunuyor. Selim kendi köylerinde üç Müslümanlaşmış Ermeni aile olduğunu söylüyor, ama Sason civarında kaç Müslümanlaşmış Ermeni aile olduğu bilinmiyor.

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber



Beril Eski / BBC Türkçe Selim Akdaş henüz 24 yaşında. Batman'ın Sason ilçesinde bir Kürt olarak doğup büyümüş. Selim, 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrenmiş. Okuldan eve döndüğünde İngilizce konuşan, boyunlarında haç takılı bir anne kız evlerindeymiş. Selim annesine bu misafirlerin kim olduğunu sormuş. Annesi "Onlar bizim akrabalarımız, Amerika'dan geldiler" demiş. Selim Hıristiyan akrabaları olmasına anlam verememiş. Annesi o gün ona gerçekleri anlatmış. Akrabaları, 1915'te Amerika'ya göçmüş, yıllar sonra onları bulmak için gelmişler. Ailesi ise Sason'da kalabilmek için Müslüman olmuşlar, Ermeni olduklarını da kimseye söylememişler. Selim ailesinin hikayesini şöyle anlatıyor: "1915'te dedemin babası Hagop'u köydeki Araplar saklamışlar. Hagop daha sonra aynı köyde başka bir ev yapıp orada yaşamaya başlamış. Köye sürekli dışarıdan Arap aileler getiriliyormuş. Ermeni oldukları duyulunca devlet onları Diyarbakır'a göndermiş." Diyarbakır'a yerleşen Hagop, köyünün özlemine dayanamamış ve üç ay sonra geri dönmüş. 'SASON’A DÖNMEK İÇİN 2 KIZ VERDİLER, MÜSLÜMAN OLDULAR’ "Ancak kendi köyleri korucu köyü yapıldığından, oraya yeniden yerleşememişler. Onlar da yakındaki Kürt nüfuslu Bekse köyüne taşınmışlar." Köye girmek kolay olmamış. Selim, ailesinin köye girebilmek için Kürtlere iki kız verdiğini, ardından ailenin Müslüman olduğunu ve bu şartları yerine getirdikleri için köyde kalabildiklerini söylüyor. Köye yerleşince devlet aileye bir tarla vermiş, geçimlerini buradan sağlıyorlarmış. Müslüman olarak hayatına devam eden aile, Ermeni kökenlerini bir tabu haline getiriyor ve çocuklarına bundan hiç bahsetmiyor. Aile o köyde yaşamaya devam ediyor. Ama evlilikleri aile içinde sürdürerek, kimliklerini korumaya çalışıyorlar. Selim'in anne ve babası da aslında kardeş çocukları ve beşik kertmesi yapılıyorlar. Selim, ailesinin korktuğunu, Sason'da kalabilmek için ailesinin Müslüman olduğunu ve Ermeniliklerini gizlediğini söylüyor. Peki 1915'i yaşamış, köylerinden edilmiş, kızlarını vermek ve Müslüman olmak zorunda bırakılan bir aile. Neden kalmakta ısrar ediyorlar? Selim'in yanıtı "Topraklarından vazgeçmek istemedikleri için" oluyor. "Sen onları anlayabiliyor musun?" diye soruyorum. "Ermenistan'a geldikten sonra anlayabiliyorum" diyor, "Buradaki akrabalarımı gördükten sonra, onlarla konuştukça daha iyi anlıyorum. Benimle konuştuklarında ağlıyorlar. Sadece Sason'u, dedelerinin köylerini görmek istediklerini söylüyorlar. Ben düşünüyorum, onları Sason'a götürdüğüm zaman, dedemizin köyüne nasıl götüreceğim? Çünkü orada artık Araplar yaşıyor, eski evler kalmamış, kilise ahır olarak kullanılıyor." 'ANLAT BAKALIM HAZİNE NEREDE GÖMÜLÜ?' Selim'in Ermeni kimliğine sahip çıkışıyla birlikte, aile de kimliklerine daha sıkı sarılır hale geliyor ve bazı şeyler Selim'in kafasında netleşmeye başlıyor: "Dedem çobanlık yaparken hep aynı dağın tepesine çıkardı, biz de neden hep buraya geliyoruz diye söylenirdik. Meğer dağdan eski köyleri görünürmüş, dedem akşama kadar babasının oradaki evine bakarmış. Köyünü özlediğinden hep oraya gidermiş." "Bizimkilerin evlerine geri döneriz diye gömdüğü tasların kazanların içinde ninemin boncukları varmış. Eski köylerinden misafir geldiğinde ninem boncuklarını onların boyunlarında görür, üzülürmüş." Kendisinin ve ailesinin Ermeni olduklarını açıkladıktan sonra köyde bir hazine muhabbeti doğduğunu söyleyen Selim, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Köydekiler beni çok iyi karşılıyorlar, yemeğe çıkarıyorlar. Biraz zaman geçince şakayla karışık 'Hadi anlat bakalım, hazine nereye gömülüymüş, harita var mı?' diye soruyorlar. O zaman anlıyorum neden iyi karşıladıklarını." Selim'in kimlik arayışında bugünkü durağı Ermenistan olmuş. Son yedi aydır Ermenistan'da yaşıyor, burada Ermenice öğreniyor ve Ermeni kimliğini daha yakından tanımaya çalışıyor. Ermenistan'a gelişi ise Ermenistan Diaspora Bakanlığı'nın girişimleriyle gerçekleşiyor: "Geçen yıl ilk defa Türkiye'deki Müslüman Ermenileri Ermenistan'a bir grup olarak getirdiler. 18 günlük bir turdu. Bizi örgütleyen Diyarbakır'daki Surp Giragos Kilisesi'nin başkanı oldu. Ben hem Ermenistan'ı görmeye hem de akrabalarımı bulmaya geldim." 22 YIL SONRA, MEKTUBU YAZANLARI BULDU Peki Ermenistan'daki akrabalarından Selim nasıl haberdar olmuştu? Aslında akrabaları bulma hikayesi, 22 yıl öncesinde ailesine gelen bir mektuba dayanıyor. Selim'in dedesi Genco Akdaş'ın arkadaşı olan, Sason'un başka bir köyünden Müslümanlaştırılmış bir Ermeni aile, daha sonra Hıristiyan oluyor. Bu aile Ermenistan'daki akrabalarını ziyarete gidiyor. Ziyarete gittiği köyde Mitoyi ailesi de bulunuyor. Mitoyi, Selim'in ailesinin de Müslüman olmadan önce kullandığı soyadı. Genco Akdaş'ın arkadaşı bunu biliyor ve konuşmalardan, Akdaş ailesiyle aslen akraba oldukları ortaya çıkıyor. Ermenistan köyündekiler Genco'ya bir mektup yazıyorlar ve aile ağacını çıkarıyorlar. Mektubu yalnızca Dede Genco Akdaş ve Selim'in babası olan Sabri Akdaş biliyor. Yıllarca mektup bir sır gibi saklanıyor. Ancak Selim kimliğini öğrendikten ve ona sahip çıkmaya karar verdikten sonra, mektup ona veriliyor. Ermenistan'da akrabalarını buluşunu ise şöyle anlatıyor Selim: "Ermenistan'a gelişimin üçüncü günü onları aramak için yola koyuldum. Yanıma tercümanlık yapan biri ve Diyarbakır'dan geziye katılan yaşlı bir amcayı da aldım." Taksiye binince tercümanlık yapan Kevork, Selim'in akrabalarını aradığını söylemiş ve mektubu göstermiş. Taksici hemen merkeze adresi sormuş, kapı numarasına kadar neresi olduğunu bulmuşlar. Apartmanda asansör çalışmıyormuş, daire de 11. kattaymış. Diyarbakırlı amcaya "Sen çıkma, yaşlısın" demişler ama amca onlardan önce çıkmış. Selim'in akrabalarıyla buluşacağı anı kaçırmak istememiş. "Kapıyı açan kadınla tercüman konuştukça kadının gözleri doluyordu. Benim kim olduğumu öğrenince bir sevinç çığlığı atıp içeri koştu. Diğer akrabaları arayıp eve çağırmış. Biz kapıda kaldık, ne yapacağımı bilemedim. Sonra döndü ve bana sarıldı." Selim yarım saat içinde eve yaklaşık 25 kişinin geldiğini söyledi. Bütün bunlar ona ne hissettirmişti? "Hem mutlu hem de mutsuzdum. Onları buldum ama dillerini konuşamadığım için üzüldüm." Akdaş, akrabalarını Erivan'da bir taksicinin yardımıyla bulmuş Akdaş'ın gelişiyle birlikte evde akrabalardan oluşan kalabalık bir grup toplanmış Bu durum Selim'in Ermenice öğrenmeye karar vermesinde çok etkili olmuş. Selim, yazın babasını Ermenistan'daki akrabalarıyla buluşturmak ve onlara çevirmenlik yapmak istediğini belirtiyor: "Ermenice'yi ailem için öğrenmek istiyorum. 100 yıl sonra akrabalarımızı bulduk. Ağustos'ta babamı getirip akrabalarla tanıştırmak istiyorum. Onlar da sonra Sason'a gelecekler. Arkadaşlar 'Biz tercümanlık yaparız' diyor ama babam kendi kanından biri tercüman olsun istiyor." 'KÜRT KİMLİĞİMİ ATMAK ZAMAN ALDI' Selim'in Ermeni kimliğini benimsemesi çok da kolay olmamış. 20 yaşına kadar Kürt hissetmeye devam etmiş. "Neticede ben Kürtçeyle, Kürt kültürüyle büyüdüm. Bunu üzerimden atmak için zamana ihtiyacım oldu." Ama Ermeni kimliğine asıl tutunuşu, Ermeni olduğu için dışlanması üzerine gelişmiş. "Ermeni olduğumu öğrendikten sonra kafamı kurcalayan sorular vardı: Hıristiyan akrabalarımızın nereden geldiği, nereye gittikleri, bizim kim olduğumuz, neden Müslüman olduğumuz… Bunları hep aileme sordum. Nedeninin korku olduğunu açıkça söylediler. Sonra anladım ki cevapları zaten dışarıda veriliyormuş, gavur deniyormuş, torniki Hagop (Kürtçe Hagop'un torunu) deniyormuş, Hagop meğer Ermeni ismiymiş. Ben bunların farkında değildim, hiç sorgulamamıştım." "Sason'da Araplar Kürtler kendi dilini konuşuyor, üniversitede Türkler kendi dilini konuşuyor, kültürünü yaşıyor. Benim babam mesela Arapça, Kürtçe ve Ermenice konuşur ama kendi dili olan Ermenice'yi konuşamaz. İnsana çok zor geliyor bu. Yaşamayanın anlaması zor. Anlatmak da kolay değil." ÜNİVERSİTENİN ‘ERMENİ SELİM’İ Daha sonra Isparta'da Süleyman Demirel Üniversitesi'ni kazanan Selim, burada gördükleri ve yaşadıklarıyla Ermeni kimliğine daha da bağlanmış. Üniversitede kimliğini gizleyip gizlemediğini soruyorum, "Bana sorduklarında hiç gizlemedim, Ermeni olduğumu hep söyledim" diyor. Kendisi okurken üniversitede Kürtler ve ülkücüler arasında hep bir gerilimin olduğunu belirten Selim, her iki grupla da arkadaş olmaya çalıştığını, her iki grubun da kendisiyle iyi geçindiğini, hatta zaman zaman çıkan anlaşmazlıklarda aracı olduğunu söylüyor. Zaman içinde üniversitede "Ermeni Selim" olarak tanındığını ifade ediyor. "Benim ev arkadaşlarım ülkücüydü" diyor. Aralarında gerilim yaşanıp yaşanmadığını soruyorum. Selim'in yanıtı "İki ev arkadaşım da Ermeni olduğumu biliyordu. Aynı yurttaydık. Eve çıkacağımı söyleyince onlar da katılmak istediler. Birbirimizin damarına basmadığımız sürece çok iyi anlaşıyorduk. Dosttuk. Bazen siyaset konuşunca birbirimize küserdik. Bir iki hafta konuşmaz, sonra barışırdık. Biz her şeyi beraber yapardık" oluyor. Daha sonra ev arkadaşlarından biri ülkü ocağına gidip gelmeye başladığını ama bunun ilişkilerini çok etkilemediğini belirtiyor. EV BULAMAYINCA POLİSE GİTMİŞ Selim yalnızca Ermeni kimliği nedeniyle değil, 20 yaşına kadar yaşadığı Kürt kimliği nedeniyle de sıkıntılar çekiyor: "Üniversitede bir olay olsa şehre yansırdı. Beni Kürt sandıkları için iki ay ev bulamadım. Ev için anlaşıyorduk, kimliğimde Batman doğumlu olduğumu görünce vazgeçiyorlardı. Arkadaşlarım Doğu'dan olmadıkları halde sırf benim yüzümden evi vermiyorlardı. 'Ben Kürt istemem' diye açıkça söylüyorlardı. Hatta Sason'a mı dönsem, İstanbul'a mı gitsem diye düşünmeye başlamıştım artık." Morali bozulan Selim, bir akşamüstü yoldan geçen polis arabasını durdurur ve ev bulamadığını ona söyler. "Bana Batmanlıyım diye ev vermiyorlar" der. Polis "Ben ne yapabilirim" diye sorunca da "Göreviniz vatandaşa yardım etmek değil mi, bana yardım edin" der. Polisle merkeze giderler, konuşurlar. Daha sonra o polis Selim'e kefil olur ve polisin oturduğu apartmanlarındaki teras katını kiralarlar. 'MÜSLÜMAN ERMENİYİM’ Dinini değiştirip değiştirmediğini soruyorum, "Bunu akrabalarım da sordu, onlara da Müslüman olduğumu söyledim. Onlar da 'Biz de Sason'da kalsaydık Müslüman olurduk, sen buraya gelseydin Hıristiyan olurdun' dediler. Bizim için bir şey ifade etmiyor" diyor. Aslında bir ara dinini değiştirmeyi düşündüğünü kaydeden Selim, "Değiştirsem de fark etmeyecek. Neticede Müslümanım ama Müslümanlığı yaşamıyorum. Bana göre kimliğini yaşama konusunda din çok az etkili" diyor. Erivan'daki anmalara katılacak olan Selim'e 1915'in 100. yılı ile ilgili neler hissettiğini soruyorum. 24 Nisan'da burada olduğu için mutlu olduğunu söylüyor. Selim hikayesini hep gülerek anlatıyor, bazen içinin burkulduğunu, kırıldığını, çok zorlandığını ifade ediyor ama "Bu yaşadıklarımı sevdim. İyi ki yaşamışım. Bu sayede Ermeni kimliğime bağlandım" diyor. Bugün Sason'da Hıristiyan dört Ermeni aile bulunuyor. Selim kendi köylerinde üç Müslümanlaşmış Ermeni aile olduğunu söylüyor, ama Sason civarında kaç M

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber
Beril Eski / BBC TÜRKÇE

 
Selim AkdaÅč henüz 24 yaÅčında. Batman'ın Sason ilçesinde bir Kürt olarak doÄčup büyümüÅč. Selim, 16 yaÅčında Ermeni olduÄčunu öÄčrenmiÅč.
Okuldan eve döndüÄčünde Ä°ngilizce konuÅčan, boyunlarında haç takılı bir anne kız evlerindeymiÅč. Selim annesine bu misafirlerin kim olduÄčunu sormuÅč. Annesi "Onlar bizim akrabalarımız, Amerika'dan geldiler" demiÅč. Selim Hıristiyan akrabaları olmasına anlam verememiÅč.
Annesi o gün ona gerçekleri anlatmıÅč. Akrabaları, 1915'te Amerika'ya göçmüÅč, yıllar sonra onları bulmak için gelmiÅčler. Ailesi ise Sason'da kalabilmek için Müslüman olmuÅčlar, Ermeni olduklarını da kimseye söylememiÅčler.
Selim ailesinin hikayesini Åčöyle anlatıyor:
"1915'te dedemin babası Hagop'u köydeki Araplar saklamıÅčlar. Hagop daha sonra aynı köyde baÅčka bir ev yapıp orada yaÅčamaya baÅčlamıÅč. Köye sürekli dıÅčarıdan Arap aileler getiriliyormuÅč. Ermeni oldukları duyulunca devlet onları Diyarbakır'a göndermiÅč."
Diyarbakır'a yerleÅčen Hagop, köyünün özlemine dayanamamıÅč ve üç ay sonra geri dönmüÅč.
'SASONâÇÖA DÃľNMEK Ä°ÃçÄ°N 2 KIZ VERDÄ°LER, MÃťSLÃťMAN OLDULARâÇÖ 
"Ancak kendi köyleri korucu köyü yapıldıÄčından, oraya yeniden yerleÅčememiÅčler. Onlar da yakındaki Kürt nüfuslu Bekse köyüne taÅčınmıÅčlar."
Köye girmek kolay olmamıÅč. Selim, ailesinin köye girebilmek için Kürtlere iki kız verdiÄčini, ardından ailenin Müslüman olduÄčunu ve bu Åčartları yerine getirdikleri için köyde kalabildiklerini söylüyor.
Köye yerleÅčince devlet aileye bir tarla vermiÅč, geçimlerini buradan saÄčlıyorlarmıÅč.
Müslüman olarak hayatına devam eden aile, Ermeni kökenlerini bir tabu haline getiriyor ve çocuklarına bundan hiç bahsetmiyor.
Aile o köyde yaÅčamaya devam ediyor. Ama evlilikleri aile içinde sürdürerek, kimliklerini korumaya çalıÅčıyorlar. Selim'in anne ve babası da aslında kardeÅč çocukları ve beÅčik kertmesi yapılıyorlar.
Selim, ailesinin korktuÄčunu, Sason'da kalabilmek için ailesinin Müslüman olduÄčunu ve Ermeniliklerini gizlediÄčini söylüyor.
Peki 1915'i yaÅčamıÅč, köylerinden edilmiÅč, kızlarını vermek ve Müslüman olmak zorunda bırakılan bir aile. Neden kalmakta ısrar ediyorlar?
Selim'in yanıtı "Topraklarından vazgeçmek istemedikleri için" oluyor.
"Sen onları anlayabiliyor musun?" diye soruyorum. "Ermenistan'a geldikten sonra anlayabiliyorum" diyor, "Buradaki akrabalarımı gördükten sonra, onlarla konuÅčtukça daha iyi anlıyorum. Benimle konuÅčtuklarında aÄčlıyorlar. Sadece Sason'u, dedelerinin köylerini görmek istediklerini söylüyorlar. Ben düÅčünüyorum, onları Sason'a götürdüÄčüm zaman, dedemizin köyüne nasıl götüreceÄčim? Ãçünkü orada artık Araplar yaÅčıyor, eski evler kalmamıÅč, kilise ahır olarak kullanılıyor."
'ANLAT BAKALIM HAZÄ°NE NEREDE GÃľMÃťLÃť?'
Selim'in Ermeni kimliÄčine sahip çıkıÅčıyla birlikte, aile de kimliklerine daha sıkı sarılır hale geliyor ve bazı Åčeyler Selim'in kafasında netleÅčmeye baÅčlıyor:
"Dedem çobanlık yaparken hep aynı daÄčın tepesine çıkardı, biz de neden hep buraya geliyoruz diye söylenirdik. MeÄčer daÄčdan eski köyleri görünürmüÅč, dedem akÅčama kadar babasının oradaki evine bakarmıÅč. Köyünü özlediÄčinden hep oraya gidermiÅč."
"Bizimkilerin evlerine geri döneriz diye gömdüÄčü tasların kazanların içinde ninemin boncukları varmıÅč. Eski köylerinden misafir geldiÄčinde ninem boncuklarını onların boyunlarında görür, üzülürmüÅč."
Kendisinin ve ailesinin Ermeni olduklarını açıkladıktan sonra köyde bir hazine muhabbeti doÄčduÄčunu söyleyen Selim, yaÅčadıklarını Åčöyle anlatıyor:
"Köydekiler beni çok iyi karÅčılıyorlar, yemeÄče çıkarıyorlar. Biraz zaman geçince Åčakayla karıÅčık 'Hadi anlat bakalım, hazine nereye gömülüymüÅč, harita var mı?' diye soruyorlar. O zaman anlıyorum neden iyi karÅčıladıklarını."
Selim'in kimlik arayıÅčında bugünkü duraÄčı Ermenistan olmuÅč. Son yedi aydır Ermenistan'da yaÅčıyor, burada Ermenice öÄčreniyor ve Ermeni kimliÄčini daha yakından tanımaya çalıÅčıyor.
Ermenistan'a geliÅči ise Ermenistan Diaspora BakanlıÄčı'nın giriÅčimleriyle gerçekleÅčiyor:
"Geçen yıl ilk defa Türkiye'deki Müslüman Ermenileri Ermenistan'a bir grup olarak getirdiler. 18 günlük bir turdu. Bizi örgütleyen Diyarbakır'daki Surp Giragos Kilisesi'nin baÅčkanı oldu. Ben hem Ermenistan'ı görmeye hem de akrabalarımı bulmaya geldim."
22 YIL SONRA, MEKTUBU YAZANLARI BULDU   
Peki Ermenistan'daki akrabalarından Selim nasıl haberdar olmuÅčtu? Aslında akrabaları bulma hikayesi, 22 yıl öncesinde ailesine gelen bir mektuba dayanıyor.
Selim'in dedesi Genco AkdaÅč'ın arkadaÅčı olan, Sason'un baÅčka bir köyünden MüslümanlaÅčtırılmıÅč bir Ermeni aile, daha sonra Hıristiyan oluyor. Bu aile Ermenistan'daki akrabalarını ziyarete gidiyor. Ziyarete gittiÄči köyde Mitoyi ailesi de bulunuyor. Mitoyi, Selim'in ailesinin de Müslüman olmadan önce kullandıÄčı soyadı. Genco AkdaÅč'ın arkadaÅčı bunu biliyor ve konuÅčmalardan, AkdaÅč ailesiyle aslen akraba oldukları ortaya çıkıyor.
Ermenistan köyündekiler Genco'ya bir mektup yazıyorlar ve aile aÄčacını çıkarıyorlar.
Mektubu yalnızca Dede Genco AkdaÅč ve Selim'in babası olan Sabri AkdaÅč biliyor. Yıllarca mektup bir sır gibi saklanıyor. Ancak Selim kimliÄčini öÄčrendikten ve ona sahip çıkmaya karar verdikten sonra, mektup ona veriliyor.
Ermenistan'da akrabalarını buluÅčunu ise Åčöyle anlatıyor Selim:
"Ermenistan'a geliÅčimin üçüncü günü onları aramak için yola koyuldum. Yanıma tercümanlık yapan biri ve Diyarbakır'dan geziye katılan yaÅčlı bir amcayı da aldım."
Taksiye binince tercümanlık yapan Kevork, Selim'in akrabalarını aradıÄčını söylemiÅč ve mektubu göstermiÅč. Taksici hemen merkeze adresi sormuÅč, kapı numarasına kadar neresi olduÄčunu bulmuÅčlar. Apartmanda asansör çalıÅčmıyormuÅč, daire de 11. kattaymıÅč. Diyarbakırlı amcaya "Sen çıkma, yaÅčlısın" demiÅčler ama amca onlardan önce çıkmıÅč. Selim'in akrabalarıyla buluÅčacaÄčı anı kaçırmak istememiÅč.
"Kapıyı açan kadınla tercüman konuÅčtukça kadının gözleri doluyordu. Benim kim olduÄčumu öÄčrenince bir sevinç çıÄčlıÄčı atıp içeri koÅčtu. DiÄčer akrabaları arayıp eve çaÄčırmıÅč. Biz kapıda kaldık, ne yapacaÄčımı bilemedim. Sonra döndü ve bana sarıldı."
Selim yarım saat içinde eve yaklaÅčık 25 kiÅčinin geldiÄčini söyledi. Bütün bunlar ona ne hissettirmiÅčti? "Hem mutlu hem de mutsuzdum. Onları buldum ama dillerini konuÅčamadıÄčım için üzüldüm."

AkdaÅč, akrabalarını Erivan'da bir taksicinin yardımıyla bulmuÅč


AkdaÅč'ın geliÅčiyle birlikte evde akrabalardan oluÅčan kalabalık bir grup toplanmıÅč
Bu durum Selim'in Ermenice öÄčrenmeye karar vermesinde çok etkili olmuÅč. Selim, yazın babasını Ermenistan'daki akrabalarıyla buluÅčturmak ve onlara çevirmenlik yapmak istediÄčini belirtiyor:
"Ermenice'yi ailem için öÄčrenmek istiyorum. 100 yıl sonra akrabalarımızı bulduk. AÄčustos'ta babamı getirip akrabalarla tanıÅčtırmak istiyorum. Onlar da sonra Sason'a gelecekler. ArkadaÅčlar 'Biz tercümanlık yaparız' diyor ama babam kendi kanından biri tercüman olsun istiyor."
'KÃťRT KÄ°MLÄ°Ä×Ä°MÄ° ATMAK ZAMAN ALDI'
Selim'in Ermeni kimliÄčini benimsemesi çok da kolay olmamıÅč. 20 yaÅčına kadar Kürt hissetmeye devam etmiÅč.
"Neticede ben Kürtçeyle, Kürt kültürüyle büyüdüm. Bunu üzerimden atmak için zamana ihtiyacım oldu."
Ama Ermeni kimliÄčine asıl tutunuÅču, Ermeni olduÄču için dıÅčlanması üzerine geliÅčmiÅč.
"Ermeni olduÄčumu öÄčrendikten sonra kafamı kurcalayan sorular vardı: Hıristiyan akrabalarımızın nereden geldiÄči, nereye gittikleri, bizim kim olduÄčumuz, neden Müslüman olduÄčumuzâǦ Bunları hep aileme sordum. Nedeninin korku olduÄčunu açıkça söylediler. Sonra anladım ki cevapları zaten dıÅčarıda veriliyormuÅč, gavur deniyormuÅč, torniki Hagop (Kürtçe Hagop'un torunu) deniyormuÅč, Hagop meÄčer Ermeni ismiymiÅč. Ben bunların farkında deÄčildim, hiç sorgulamamıÅčtım."
"Sason'da Araplar Kürtler kendi dilini konuÅčuyor, üniversitede Türkler kendi dilini konuÅčuyor, kültürünü yaÅčıyor. Benim babam mesela Arapça, Kürtçe ve Ermenice konuÅčur ama kendi dili olan Ermenice'yi konuÅčamaz. Ä°nsana çok zor geliyor bu. YaÅčamayanın anlaması zor. Anlatmak da kolay deÄčil."
ÃťNÄ°VERSÄ°TENÄ°N âÇśERMENÄ° SELÄ°MâÇÖİ    
Daha sonra Isparta'da Süleyman Demirel Ãťniversitesi'ni kazanan Selim, burada gördükleri ve yaÅčadıklarıyla Ermeni kimliÄčine daha da baÄčlanmıÅč.
Ãťniversitede kimliÄčini gizleyip gizlemediÄčini soruyorum, "Bana sorduklarında hiç gizlemedim, Ermeni olduÄčumu hep söyledim" diyor.
Kendisi okurken üniversitede Kürtler ve ülkücüler arasında hep bir gerilimin olduÄčunu belirten Selim, her iki grupla da arkadaÅč olmaya çalıÅčtıÄčını, her iki grubun da kendisiyle iyi geçindiÄčini, hatta zaman zaman çıkan anlaÅčmazlıklarda aracı olduÄčunu söylüyor. Zaman içinde üniversitede "Ermeni Selim" olarak tanındıÄčını ifade ediyor.
"Benim ev arkadaÅčlarım ülkücüydü" diyor. Aralarında gerilim yaÅčanıp yaÅčanmadıÄčını soruyorum.
Selim'in yanıtı "Ä°ki ev arkadaÅčım da Ermeni olduÄčumu biliyordu. Aynı yurttaydık. Eve çıkacaÄčımı söyleyince onlar da katılmak istediler. Birbirimizin damarına basmadıÄčımız sürece çok iyi anlaÅčıyorduk. Dosttuk. Bazen siyaset konuÅčunca birbirimize küserdik. Bir iki hafta konuÅčmaz, sonra barıÅčırdık. Biz her Åčeyi beraber yapardık" oluyor.
Daha sonra ev arkadaÅčlarından biri ülkü ocaÄčına gidip gelmeye baÅčladıÄčını ama bunun iliÅčkilerini çok etkilemediÄčini belirtiyor.
EV BULAMAYINCA POLÄ°SE GÄ°TMÄ°Å×        
Selim yalnızca Ermeni kimliÄči nedeniyle deÄčil, 20 yaÅčına kadar yaÅčadıÄčı Kürt kimliÄči nedeniyle de sıkıntılar çekiyor:
"Ãťniversitede bir olay olsa Åčehre yansırdı. Beni Kürt sandıkları için iki ay ev bulamadım. Ev için anlaÅčıyorduk, kimliÄčimde Batman doÄčumlu olduÄčumu görünce vazgeçiyorlardı. ArkadaÅčlarım DoÄču'dan olmadıkları halde sırf benim yüzümden evi vermiyorlardı. 'Ben Kürt istemem' diye açıkça söylüyorlardı. Hatta Sason'a mı dönsem, Ä°stanbul'a mı gitsem diye düÅčünmeye baÅčlamıÅčtım artık."
Morali bozulan Selim, bir akÅčamüstü yoldan geçen polis arabasını durdurur ve ev bulamadıÄčını ona söyler. "Bana Batmanlıyım diye ev vermiyorlar" der. Polis "Ben ne yapabilirim" diye sorunca da "Göreviniz vatandaÅča yardım etmek deÄčil mi, bana yardım edin" der.
Polisle merkeze giderler, konuÅčurlar. Daha sonra o polis Selim'e kefil olur ve polisin oturduÄču apartmanlarındaki teras katını kiralarlar.
'MÃťSLÃťMAN ERMENÄ°YÄ°MâÇÖ  
Dinini deÄčiÅčtirip deÄčiÅčtirmediÄčini soruyorum, "Bunu akrabalarım da sordu, onlara da Müslüman olduÄčumu söyledim. Onlar da 'Biz de Sason'da kalsaydık Müslüman olurduk, sen buraya gelseydin Hıristiyan olurdun' dediler. Bizim için bir Åčey ifade etmiyor" diyor.
Aslında bir ara dinini deÄčiÅčtirmeyi düÅčündüÄčünü kaydeden Selim, "DeÄčiÅčtirsem de fark etmeyecek. Neticede Müslümanım ama MüslümanlıÄčı yaÅčamıyorum. Bana göre kimliÄčini yaÅčama konusunda din çok az etkili" diyor.
Erivan'daki anmalara katılacak olan Selim'e 1915'in 100. yılı ile ilgili neler hissettiÄčini soruyorum. 24 Nisan'da burada olduÄču için mutlu olduÄčunu söylüyor.
Selim hikayesini hep gülerek anlatıyor, bazen içinin burkulduÄčunu, kırıldıÄčını, çok zorlandıÄčını ifade ediyor ama "Bu yaÅčadıklarımı sevdim. Ä°yi ki yaÅčamıÅčım. Bu sayede Ermeni kimliÄčime baÄčlandım" diyor.
Bugün Sason'da Hıristiyan 4 t Ermeni aile bulunuyor. Selim kendi köylerinde 3  MüslümanlaÅčmıÅč
č Ermeni aile olduÄčunu söylüyor, ama Sason civarında kaç MüslümanlaÅčmıÅč Ermeni aile olduÄču bilinmiyor.
Batman'da, Müslümanlaştırılmış bir Ermeni'nin kimlik arayışı 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrendi, akrabalarının ve ailesinin hikayesinin izini sürdü 25 Nisan 2015 Cumartesi

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber
Batman'da, Müslümanlaştırılmış bir Ermeni'nin kimlik arayışı 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrendi, akrabalarının ve ailesinin hikayesinin izini sürdü 25 Nisan 2015 Cumartesi

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber
Batman'da, Müslümanlaştırılmış bir Ermeni'nin kimlik arayışı 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrendi, akrabalarının ve ailesinin hikayesinin izini sürdü 25 Nisan 2015 Cumartes

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber
 
Batman'da, Müslümanlaştırılmış bir Ermeni'nin kimlik arayışı 16 yaşında Ermeni olduğunu öğrendi, akrabalarının ve ailesinin hikayesinin izini sürdü 25 Nisan 2015 Cumartesi

Kaynak ==> http://www.demokrathaber.net/yasam/batman-da-muslumanlastirilmis-bir-ermeni-nin-kimlik-arayisi-h48147.html

Demokrat Haber




 

 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1166646 ziyaretçi (2550048 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc