Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İÇİN KOŞANLARIN YERİ***
  Dr.Haluk NURBAKİ - Tehlikenin İleri Görüşü.
 



Nurbaki Çalışma Grubu


DUYURU, UZAY DİNSİZLİK ÇAĞINA DİKKAT


Önümüzdeki imtihan safhasında iman üzerinde yeni bir kumar vardır.

 

İki bin yılına doğru iman üzerine yeni bir kumar vardır. Muhtemelen uzayla ilgili bazı GÖRÜNTÜLERİ bahane ederek yeniden “UZAY DİNSİZLİK ÇAĞI” açılacak! Bu imtihan haziresinden Müslümanlara yeni bir imtihan olacak.

 

Yani iki bin yılına kadar olan durumda maddi bir imtihan yok, bir İşkence imtihanı veyahut da bir savaş imtihanı gibi gelmiyor bana… Bu uzayla ilgili bir takım imtihanlar yapacak imanlılara, Cenâb-ı Hakk.


Haluk Nurbaki / Ankara 1988

 


"Operasyonlarda kullanıma hazır olan altı özel ürün geliştirilmiş­tir.

Bunlardan üçü kişi farkında olmadan verilebilen ve mağdurun hareketlerini

kontrol etmeyi sağlayan ve etkisiz hale getirme özel­liklerine sahip maddelerdir."

 

CIA Teftiş Müdürü- 1957



DÜNYA KARDEŞLİK BİRLİĞİ” TARİKATI

Uzaylılardan vahiy alarak, Kuran-ı Kerim dahil üç büyük kutsal kitabın yerine geçecek "Bilgi kitabı "adlı din kitabı yazdığını iddia eden "Dünya Kardeşlik Birliği, Mevlana Yüce Vakfı " adlı Topluluk.

ANKARA/Uzaylılardan vahiy alarak, Kuran-ı Kerim dahil üç büyük kutsal kitabın yerine geçecek "Bilgi kitabı "adlı din kitabı yazdığını iddia eden "Dünya Kardeşlik Birliği, Mevlana Yüce Vakfı " adlı kuruluşa yargıdan tokat geldi.Gazeteci Hulki Cevizoğlu, bu vakıfla ilgili gerçekleri masaya yatıran bir program yapmıştı.

BAŞKANLIĞINI 82 YAŞINDAKİ VEDİA BÜLENT ÖNSÜ ÇORAK ADLI KADININ YAPTIĞI SÖZKONUSU VAKIF İLE BU VAKFIN YAYINLADIĞI BİLİM DIŞI VE KUTSAL DİNLERE HAKARET EDEN, “KUR’AN’I KERİM DAHİL TÜM KUTSAL KİTAPLARIN DÖNEMİNİN KAPANDIĞINI” İLERİ SÜREN “BİLGİ KİTABI” ADLI KİTAP; HULKİ CEVİZOĞLU’NUN CEVİZ KABUĞU PROGRAMINDA MASAYA YATIRILMIŞTI.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI VE İLAHİYAT FAKÜLTELERİNCE KURULAN BİLİM HEYETLERİ, BU KURULUŞUN KİTABINI “İSLAM VE BİLİM DIŞI” OLARAK TANIMLAMIŞ, BİLGİ KİTABININ “ÜLKEDE DİN VE MEZHEP KAVGALARI YARATABİLECEK; DİNî VE MİLLİ BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜ BOZABİLECEK NİTELİKLER TAŞIDIĞINI” RESMİ RAPORLARI İLE KAMUOYUNA AÇIKLAMIŞLARDI.

“MEVLANA’NIN RUHUNU TAŞIDIĞI” İLERİ SÜRÜLEN VAKIF BAŞKANI VEDİA BÜLENT ÖNSÜ ÇORAK VE “DÜNYA KARDEŞLİK BİRLİĞİ MEVLANA YÜCE VAKFI” OLARAK ANILAN KURULUŞ, BASINDA DEŞİFRE OLMALARI ÜZERİNE CEVİZ KABUĞU PROGRAMI VE HULKİ CEVİZOĞLU’NA 455 MİLYARLIK TAZMİNAT DAVASI AÇMIŞTI. DAVA, DÜN SONUÇLANDI VE KADIKÖY 4.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVAYI REDDETTİ.

DÜNYA KARDEŞLİK BİRLİĞİ MEVLANA YÜCE VAKFI OLARAK BİLİNEN MEVLANA TARİKATI; ÇIKARMIŞ OLDUKLARI BİLGİ KİTABININ KUTSAL KİTAPLARIN YERİNE GELDİĞİNİ VE KUR’AN-I KERİM DAHİL DİĞER KİTAPLARIN HİÇBİR HÜKMÜNÜN KALMADIĞINI, BİLGİ KİTABININ DİREKT ALLAH’IN KİTABI OLDUĞUNU KİTAPLARININ UZAYDAN İNDİRİLDİĞİNİ FAKAT UZAYDAKİ İRTİBATLARININ BUGÜNKÜ ORTAMDA KONUŞULMASININ BİRÇOK SAKINCASI OLDUĞUNU VE KUR’AN-I KERİM’İN HÜKMÜNÜN 2000 YILINDA SONA ERDİĞİNİ İDDİA EDİYORDU. KIBLE’NİN MEKKE DEĞİL LİDERLERİ OLAN BÜLENT ÇORAK’IN EVİNİN BULUNDUĞU BÖLGE OLDUĞUNU İLERİ SÜREN KURULUŞ,

“ATATÜRKÇÜ”

OLDUKLARINI

İLERİ SÜREREK

TARAFTAR TOPLUYOR

AMA BİLGİ KİTABINDA VE FASİKÜLLERİNDE

ATATÜRK’ÜN

UZAYLI OLDUĞUNU YAZARAK,

ULU ÖNDERİN MANEVİ KİŞİLİĞİNE VE ESERLERİNE HAKARET EDİYORDU.






ZİHİN KONTROL OPERASYONLARI

 

Prof. Dr. Haluk Nurbaki beyefendinin evindeyiz. E.T.'nin konuşması biter bitmez Nurbaki Bey’e, "binlerce km. öteden bir insanın zihnine etkinin mümkün olup olmadığını" sordum. Ka­yıt cihazımı açtım ve başladım kaydetmeye... İşte Haluk Nur­baki beyin konuya ilişkin açıklamasının kaset çözümü...

 

Ö. Özkaya - Sayın Hocam E.T'yi dinlediniz. Bir insanın zih­nine binlerce kilometre öteden bir etki mümkün müdür?

 

Pro. Dr. Nurbaki - Böyle bir hadisenin mümkün olup olamayacağı konusunda çok çeşitli yayınlar yapılmıştır. Yani ses fre­kansının insan beyni üzerine etkisi ve onun tekrar duyum şekline gelmesi üzerine.... Beyefendi aldığı sinyalleri lazer olarak biliyor ama lazer değil. Çünkü lazer titreşim değildir. Lazer "ip" gibi bir ışındır. Titreşim olmayınca da duyuma dönüşmesi veya­hut uzaktan alınabilmesi mümkün olmaz.

 

Frekans gönderme aletle veya kişiyle mümkündür. Bir kişi­nin frekans göndermesi bilime ters değildir, yani mümkündür.

 

Telepati dediğimiz olay şahsın başka bir şahsa frekans göndermesidir. Mesela Ankara'dan telepatiyi bilen şahıs bir zihni frekans gönderiyor "Kitabı yerden al" diyor ve bin km. ötedeki adam bu emri yerine getiriyor. Bu deney bilim adamlarının hu­zurunda yapılmıştır. Şimdi beyefendinin başına gelenler 'bir telepatidir' demiyorum, sadece konuyu biraz açmak için anlatıyorum.

 

E. T.'nin başına gelen hadise, yani frekansla herhangi bir kimsenin beynine bir duyum-mesaj gönderme teknolojik olarak mümkündür. Bu konu üzerinde gizli haber alma teşkilatları, ge­rek CIA ve gerekse KGB uzun süreden beri çalışıyorlar ve ha­len de çalışmaktadırlar. Bu, tamamen organize edilebilse çok iş yapılabilir. Mesela Amerikan Haber alma Teşkilat, bir Rus ge­neralinin zihnine göndereceği mesajlarla onu intihar ettirebilir. Burada önemli olan beyine bir frekans gönderile bilinir mi -alet­le olsun şahısla olsun- ve bu frekans duyum şekline geçer mi? Bu fevkalade önemli bilimsel bir hadisedir. Bu konuda böyle bir frekansın gönderilebileceğine inanan çok sayıda bilim ada­mı mevcut…

 

Gerek beyefendinin başına gelenler ve gerekse gizli haber alma örgütlerinin çalışmaları "düşünceyi aktarma" olayıdır. Bu­rada şahısların özelliği en ön plandadır. Yani böyle bir frekan­sı keşfetseniz bile bir istasyondan bütün dünya insanlarına bu frekansı gönderemezsiniz.

 

Beyine ses dalgalarının gönderilebilmesi için önemli bazı hu­susiyetler vardır. Meselâ İtalya'da bir radyo istasyonu, bilimsel bir araştırma sırasında yayın yaparken, belli bir frekanstan ya­yın yapmak koşuluyla o yayının sese çevrilmesi halinde sivrisi­neklerin o mıntıkaya gelmediğini tespit etti. Radyo daha sonra bunu kendisi için propaganda malzemesi yaptı ve 'Bizi dinler­seniz sivrisineklerden kurtulursunuz" dedi. Bu örneği vermekte­ki amacım şu: Böyle ses dalgaları veya frekanslar beyindeki al­gı merkezlerini etkileyebilir. Bu algı merkezleri de bu etkiyi sö­ze dönüştürebilir. Fakat bu istisnai bir durum… Yani üzerine dal­ga gönderilen bir insan bu yayın nedeniyle rahatsız olabilir ama beyninin gelen dalgaları sese dönüştürmesi istisnai bir durum­dur. Ancak insanların düşüncelerini etkileyecek bir takım dalga­ların varlığı kesindir.

 

Ö. Özkaya- Peki gizli haber alma örgütleri ya da gerekli tek­nolojik donanıma sahip kişiler istedikleri kişinin zihnine girebi­lir mi?

 

Pro. Dr. Haluk Nurbaki - Hayır. Her istedikleri kişinin bey­nine giremezler. Çünkü zihinsel kanallar vücudumuzdaki diğer pek çok organ gibi özel şifrelere sahiptir. Bu şifreleri bulmak çok zor… Ancak haber alma örgütleri grup halinde dalga gönde­riyorlar. Hatta bu kanalla sinir bozucu savaş silahı çalışmaları mevcut. Mesela örgüt bir yere kurduğu istasyondan gönderdiği frekanslarla o mıntıkanın insanlarının sinir sistemini harap edi­yor.

 

Beyefendinin anlattıklarının olmasının teknolojik açıdan mümkün olduğunu söyledik ancak İsveç makamları beyefendi­nin ne özelliklerini aldılar bilmiyoruz. Belki beyefendiyi karakol­da gözaltına almadan önce tetkik ettiler, bunlar bizim için meçhul. Ancak bu ve benzeri muamelelere maruz kalan insanların sayısının kabarık olduğunu biliyoruz.

 

E. T.'nin bahsettiği A+X diye bir olay yoktur. Bu, beyin dü­şüncesinin frekansına girme olayıdır. Fakat bunun yapılabilmesi için bir şahsın karakolda kalması yetmez, örgütün kontrolündeki özel bir hastanede o şahsın uyutulmuş bir vaziyette bir süre kalması gerekir. Başka türlü olmaz.

 

İnsanların zihinlerine etki mikro hertz üzerinden bir dalga, harekâtıyla mümkündür. Bizim dinimiz İslam'ın temelindeki şeytan kavramı bununla çok paraleldir. Şeytan insana istediği­ni yaptırmak için bir dalga harekâtına nüfuz eder. İnsana içki içmesi, zina yapması veyahut da hırsızlık yapması için vesvese verir ve yaptırır. Şeytan bu insanı nasıl etkiliyorsa işte kesinlik­le dalga harekâtı da böyle etkiliyor insanı… Ve adam dayanıl­maz bir baskı altında gidiyor, o işi yapıyor. İnsanın herhangi bir dalga harekâtıyla etkilenmesi kesinlikle mümkündür. Ancak daha önce tekrarladığım gibi yine tekrarlıyorum, normal olarak her beynin düşünce kanalları mahfuzdur, yani şifrelidir. Şifre bulunmadan beyine girilmesi mümkün değildir.

 

Ö. Özkaya - Peki bu arkadaşımızın beyin düşünce kanalları­na nasıl girmiş olabilirler?

 

Pro. Dr. Haluk Nurbaki - Beyefendi farkında olmayabilir ama eminim ki arkadaşımızı uzun bir süre takip etmişlerdir. Bu takip uzaktan da olabilir yakından da. Beyefendinin zihinsel dalgalarını tespit etmek için özel bir aletle yanına kadar gelmiş olabilirler. Bu aletin kurbanın vücuduna temas etmesine gerek yok. Çünkü dalga harekâtına tabi olan hadiselerde direkt ileti­şim olmaz, dalga harekâtı müstakil bir harekâttır. Her insanın zihinsel dalgalan parmak izi gibi ayrı ayrıdır. Bunun tespiti için de söz konusu şahsın özel alete bir takım kablolarla bağlanma­sına gerek yoktur. Cep telefonu gibi dalga harekâtına tabi olan hadiselerde kabloyla bağlantıya gerek yoktur. Burada arkadaşı­mızın durumuna uygun bir örnek vermek gerekirse, geçmiş yıl­larda Sovyetler Birliği'nde Komünist Partisi'ne muhalif bazı ki­şiler Rus Gizli Haberalma Servisi KGB'nin dalga harekâtı ya­yınlan sonucu ya intihar etmiş ya da delirmişlerdir. Bu konu üzerinde yapılan çalışmalar o kadar gizli ki anlatmak zor. Bu konuda CIA ve KGB'nin yoğun çalışmaları var ve bunun genel adı "Düşünce Şifrelerine Girebilmek"tir.

 

Ö. Özkaya - Korunmak için ne yapmalıyız?

 

Pro. Dr. Haluk Nurbaki - Bu tür dalga harekâtlarından korun­mak için zihin hayatımızda belli bir takım disiplinlere muhtacız.

 

Karaktere küçük yaştan itibaren işlenmesi gereken bazı disiplin­lerin varlığı dalga harekâtına yakalanma ihtimalini azaltır.

 

Bizim fark etmediğimiz pek çok hadisede zihinsel disiplin vardır. Bu konuda dinimiz İslamiyet'in çok ciddi kuralları var­dır. Mesela bir işi yapmaya kalkışmadan önce niyet edilmesi... Niyet etmek bir zihinsel disiplindir, besmele çekmek bir zihin­sel disiplindir. Bunlar dalga harekâtına yakalanma ihtimalini iyi­ce azalır. Allah bunları bizden boşuna istememiştir. Allah'ın bi­zim yatıp kalkmamıza da ihtiyacı yoktur. Bütün bunları bir bü­tün halinde görürsek insanların maddesinde nasıl korunmaya mahsus bir takım kurallar, disiplinler varsa zihinlerde de vardır.

 

Beyefendinin durumuyla direkt ilgisi yok ama konunun biraz daha iyi kavranması için bir örnek vereyim:

 

Düşünelim ki hali vakti yerinde, zengin, her istediğini alabi­len mutlu bir insan var. Ama bu insanı akşamleyin evine geldiği zaman bir huzursuzluk kaplıyor. Bunun sebebi, bu kişinin sa­hip olduğu imkânlara komşularının sahip olamaması üzerine, komşularından gelen zihinsel dalgalardır. Daha önemli bir şey söyleyeyim, sevgisini kaybetmiş toplumlar içerisinde yaşayan insan orada bulunduğu müddetçe zihni frekansları sevgi yayın­larını kendiliğinden iptal eder. Toplumdan gelen kavga, huzur­suzluk yayınları o kişinin de beynini işgale eder, onu da rahat­sız eder. Dolayısıyla gerek bir alet vasıtasıyla gerek şeytan -ma­nevi etki- vasıtasıyla ve gerekse insan vasıtasıyla dalga harekâtlarından etkilenmek mümkündür.

 

Bugünkü normal radyo yayınlar ile bin sene önce yapılan büyüler arasında ne fark var? Hiçbir fark yok. Radyo yayıncı­lığı bir nevi büyüdür.

 

Ö. Özkaya- Peki düşüncenin tespiti mümkün müdür?

 

Pro. Dr. Haluk Nurbaki- Her harf ayrı bir frekans yayar. Harfler düşünce haline geldikten sonra yayın başlar. Yani ben mesela "Akrep" dedikten, beş harfi bir araya getirdikten sonra yayın haline geçer. Ondan önce yayın yoktur. Mesela tek başı­na “A” harfi bir hiçtir. Herhangi bir şeyi sesli olarak düşünme­den, yani sessiz olarak düşündüğünüzde de bir yayın söz konusu­dur. Bu kanalla düşüncenin tespiti mümkün ama imkânsız de­necek kadar çok zor bir hadise. Bunu genelleştirmemek lazım…

 

Sonuç:

 

E.T'nin anlattıklarının yapılması teknolojik olarak mümkün­dür. Beyefendi disiplinli, inançlı karakteri sayesinde gönderilen dalga harekâtlarından pek etkilenmeyerek davayı kazanmıştır. Arkadaşımıza bu yolla hiçbir şey yapamazlar, yaptıramazlar. Bu, gizli servislerin içine girdiği uluslar arası bir olaydır. Bu olay İsveç'e gidecek bilimsel ciddi bir heyetin duruma el koyması ile ancak ortaya çıkabilir.

 

İnsanların zihinsel kanalları şifreli olmasaydı, yani açık olsay­dı ne zorluklar çekerdik, düşünebiliyor musunuz?

 


Ömer Özkaya, CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Eylül 2002 İstanbul, Birinci Basım S.29-34

 



 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1929289 ziyaretçi (4222883 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol