Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İİN KOŞANLARIN YERİ***
  Gaz.Kürşat Bumin Neye Şaşırdı!!!
 


01 Haziran 2008 Pazar
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi
Aşağıda yer alan "Ahmedinecad'dan önce davranamadık" başlıklı yazıyı aşağı yukarı iki yıl önce yayımladım. Yazıyı "ısıtıp" tekrar servis etmemin nedeni, Prof. Fuat Sezgin'in Frankfurt'da, Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü bünyesinde oluşturduğu müzenin bir benzerine -nihayet- İstanbul'un da kavuşması. Bu sefer -nihayet- Ahmedinecad'dan erken davranıp müzeyi Tahran'dan önce İstanbul'da açmayı başardık.
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'nin İstanbul-Gülhane'deki açılış töreninde söz alan Başbakan ve bakanlar haklı olarak, özellikle Batı toplumlarında gözlenen İslam karşıtı kanaat ve görüşlerin 8-16. yüzyıllar arasında yaşanan büyük İslam rönesansını bilmemekten-tanımamaktan (da) kaynaklandığına dikkat çektiler. Söylediğim gibi doğru gözlemler bunlar. Ancak Batı'nın bilerek-bilmeyerek gözardı ettiği bu rönesanstan "biz" ne kadar haberdarız?
Neyse de, çok geç kalınmış olsa da, Frankfurt'da 1983'den beri kim bilir kaç on bin kişinin gezdiği müzenin bir benzerine İstanbul da kavuşmuş bulunuyor. Bu güzel işi gerçekleştiren İstanbul Belediyesi ve Kültür Bakanlığı'na teşekkür ederiz. (Türkiye'de yaşadığımız için insan sormadan edemiyor: Müzenin açılışı birkaç ay önce gerçekleşse, "iddianame"ye konu olur muydu acaba!)
Müzenin başta öğrenciler olmak üzere ziyaretçilerine sağlayacağı yarar çok büyük olacaktır herhalde. İsterseniz bu tahmin çerçevesinde de, Dücane Cündioğlu'nun geçenlerde yayımladığı "Fizik'siz Metafizik ve /veya Doğa'sız İlâhiyat" başlıklı pek güzel yazısının şu final bölümünü hatırlayalım:
"Madenleri tanımıyorlar. Bitkileri tanımıyorlar. Hayvanları tanımıyorlar. İnsanı tanımıyorlar. Ama güya Tanrı'yı tanıyorlar. Kısacası fiziksiz metafizik. Yazık. Çok yazık."
* * *
Ahmedinecad'dan önce davranamadık
Yıllar önce DTCF'de felsefe okumaya başlayınca karşımıza çıkan iki hoca birçoğumuzu bayağı "hayal kırıklığına" uğratmıştı. Bizler lisenin "fen ve matematiğinden" kaçmış ve kendimizi "felsefe"nin kucağına atmaya hazırlanırken, iki profesör,

***Aydın Sayılı

ve Sevim Tekeli

kara tahtaya bir takım denklemleri yazmaya başlamışlardı bile. Matematik ve astronomi tarihi ile karşı karşıyaydık. "Sıfır"ı ilk kez kullanan ve denklemleri o zamana kadar bilinmeyen yöntemlerle çözen Harezmi'nin cebri mi dersiniz, gözlemlerinin doğruluğu çağdaşı Tycho Brahe ile yarışan Takiyüddin'in rasathanesinde gerçekleştirdiği hesaplar mı dersiniz, doğrusu şaşırıp kalmıştık.
Aydın Sayılı hakkında anlatılanlar onun Atatürk tarafından keşfedilen bir dahi çocuk olduğu yönündeydi. Öğretimini ABD'de tamamlayan hocanın alanında uluslararası bir otorite olduğu söyleniyordu. "Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir" başlıklı kitabı bu hayat hikayesinin bir delili olmalıydı. Sayılı'nın "Mısırlılarda ve Mezopotamyalılarda Matematik, Astoromi ve Tıp" adlı kitabını ("Giriş" bölümünden başlayarak) ilk derslerden itibaren okumamız isteniyordu. Odasına ve derslerine, yüzünde nedenini bugün de çözemediğim bir tebessümle sessiz sedasız girip çıkan Aydın Bey, bizim o zamana kadar haberimiz olmayan konularda Türkçe ve İngilizce yayın yapıyordu. "Orta Çağ Bilim ve Tefekküründe Türklerin Yeri", "Uluğ Bey ve Semerkand'daki İlim Faaliyetleri Hakkında Gıyaseddin-i Kaşi'nin Mektubu", "Abdülhamid İbn Türk'ün Katışık Denklemlerde Mantıki Zaruretler Adlı Yazısı ve Zamanın Cebri" gibi gerçekten de ilk kez karşılaştığımız konular ve sorulardı bunlar....
Prof. Sevim Tekeli'ye gelince: Aydın Bey'in öğrencisi olduğunu bilirdik. Tekeli'nin "bilim tarihi" çalışmaları daha çok Osmanlı dönemine ilişkindi. Mesela "16'ncı Yüzyılda Osmanlılarda Saat ve Takiyüddin'in 'Mekanik Saat Konstrüksiyonlarına Dair En Parlak Yıldızlar' Adlı Eseri" başlıklı çalışması ve kitabı.
Evet, gördüğünüz gibi konumuz "bilim tarihi"nin Türk ve İslam dünyasını ilgilendiren bölümü. Biliyorsunuz, bu alana ilişkin ilk kitap Adnan Adıvar'ın "Osmanlı Türklerinde İlim" adlı kitabıdır. Sayılı ve Tekeli'yi bugün İKÖ Genel Sekreteri olarak görev yapan Ekmeleddin İhsanoğlu ve Esin Kahya gibi araştırmacılar takip etti. Sonra diğerleri ve bu arada tabii bir de Almanya'da Frankfurt Goethe Üniversitesi Arap-İslam Bilimi Tarihi Enstitüsü'nde görevli Prof. Fuat Sezgin.
Fuat Sezgin hakkında basınımızda çıkan haber sayısı üç beşi geçmez herhalde. Oysa 27 dil bildiği söylenen bu değerli bilim tarihçisi başkalarının gözünde -haklı olarak- çok değerli bir kimse. Nitekim daha geçenlerde, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın elinden "13. Uluslararası İran İslami Bilimler Kitap Ödülü"nü aldı. Sezgin ayrıca, bugüne kadar incelediği elyazmalarından hareketle, unutulmuş birçok alet ve makineyi yeniden imal ettirerek Frankfurt'ta bulunan "Arap-İslam Bilim Tarihi Enstitüsü"nde sergilemeyi de başarmış. Ne güzel... Almanlar bu enstitüyü gezerek, Arap-İslam Bilim Tarihi hakkında fikir ediniyorlar... Peki ya Fuat Sezgin'in memleketinde, bu konuda orada neler yaşanıyor?
Takdir edersiniz ki, İslam-Arap-Osmanlı bilim ve teknoloji tarihine ilişkin yazılan-yayınlanan eserlerin geniş kitlelere yönelik öğretici rolü ile Frankfurt'daki gibi bir "sergi"nin öğretici rolü karşılaştırılamaz bile. Dolayısıyla Almanya'da yaşayıp söz konusu sergiyi dolaşabilenler bizden kat be kat daha şanslıdır. Aslında ne acı; Almanya'da yaşayanlar rasathanesi başına yıkılan Takiyüddin'in "saati"nin bir benzerini temaşa edip "medeniyetler savaşı" tezlerini akılcı bir biçimde saf dışı bırakabilirken, bizler "saat"ten maatten habersiz bir biçimde "hamaset" ile kendimizi avutuyoruz.
Fuat Sezgin için İran'da düzenlenen töreni aktaran haberde karşıma çıkan şu bilgi de beni çok şaşırttı:



****Sezgin'in İran'da ödül alan "İslam'da Bilim ve Teknoloji" adlı beş ciltlik eseri Türkçe'ye çevrilmekteymiş... Nihayet!
*****


 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1156257 ziyaretçi (2523183 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc