Create Your Own Countdown

Google

   
  *** İYİLİK İ«İN KOŞANLARIN YERİ***
  Prof.Dr. Fuat SEZGİN
 


















<m:red>Müslümanların Kolomb'tan önce Amerika keşfi</m:red>
Prof. Fuat Sezgin


Prof.Dr.Fuat SEZGİN 27 Dil Bilen Bilim Adamı Fuat Sezgin, 24 Ekim 1924’te Bitlis doğumlu İslam Bilimleri Tarihi araştırmacısı.Konu başlıkları 1 Hayatı 2 Ödülleri 3 Üyelikleri 4 Yayınları 5 Kaynak Hayatı 24 Ekim 1924’te Bitlis’te doğdu. 1943-1951 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü’nde İslami Bilimler ve Orientalistik alanında öncü bir yere sahip olan Alman orientalist Hellmut Ritter (1892 - 1971)’in yanında öğrenim gördü. Hocasının, bilimlerin temelinin İslam bilimlerine dayandığını söylemesiyle bu alana yöneldi. 1954'te Arap Dili ve Edebiyatı bölümünde Buhari’nin Kaynakları adlı doktora tezini tamamladı. Bu teziyle o, hadis kaynağı olarak İslam kültüründe önemli bir yere sahip olan Buhari (810-870)’nin biraraya getirdiği hadislerde bilinegeldiğinin aksine sözlü kaynaklara değil İslam’ın erken dönemine, hatta 7. yüzyıla kadar geri giden yazılı kaynaklara dayandığı tezini ortaya attı. Bu tez Avrupa merkezli orientalist çevrelerde hala tartışılmaktadır. 1954 yılında İslam Araştırmaları Enstitüsü’nde doçent oldu. Burada Zeki Velidi Togan ile çalıştı. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi sırasında üniversiteden uzaklaştırılan ve 147’likler diye bilinen akademisyenler arasındaydı. 1961 yılında Almanya’ya giden Fuat Sezgin Frankfurt Üniversitesi'nde önce misafir doçent olarak dersler verdi. 1965 yılında Frankfurt Üniversitesi’nde profesör oldu. Oradaki bilimsel çalışmalarının ağırlık noktası Arap-İslam kültür çevresinde tabii bilimler tarihi alanı olmuştur ve bu alanda 1965 yılında habilitasyon çalışmasını yapmıştır. Henüz İstanbul’da iken başladığı 7./14. yüzyıldan itibaren gelişen Arap-İslam edebiyatı tarihi çalışmasına (Geschichte des arabischen Schrifttums) Almanya’da da devam ederek, orientalistik çalışmaları için kaynak eser haline gelmiş ve hala aşılamamış 13 ciltlik eserinin ilk cildini 1967 son cildini ise 2000 yılında yayınladı. Geschichte des arabischen Schrifttums İslam’ın ilk döneminde uğraşılmış, dini ve tarihi edebiyattan coğrafya ve haritacılığa kadar bütün ana ve yan bilim dallarını konu edinmektedir. Prof. Sezgin Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı’nın İslami bilimler ödülünü 1978 yılında ilk alan kişidir. Bu ve başka desteklerle Sezgin, 1982 yılında J.W.Goethe Üniversitesi’ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nü ve 1983’de buranın müzesini kurdu, buranın halen direktörlüğünü yürütmektedir. Enstitüye bağlı olarak kurduğu müzede Sezgin, İslam kültür çevresinde Müslüman bilginler tarafından yapılmış aletlerin ve bilimsel araç ve gereçlerin yazılı kaynaklara dayanarak yaptırdığı numunelerini sergilemektedir. Müzede bulunan objeleri tanıtmak ve İslam kültür çevresindeki bilimsel gelişmeyi göstermek için hazırladığı Wissenschaft und Technik im Islam isimli kataloğu 2003 yılında yayınladığı. Fransızcası da yayınlanmış olan bu kataloğun Arapça, İngilizce ve Türkçesi yayınlanmak üzeredir. Ödülleri Kral Faysal Ödülü (1978) Frankfurt am Main Goethe Plaketi (1980) Almanya 1. Derece Federal Hizmet Madalyası (1982) Almanya Üstün Hizmet Madalyası (2001) İran İslami Bilimler Kitap Ödülü (2004) Üyelikleri Arap Dili Akademisi (Kahire) Arap Dili Akademisi (Şam) Fas Kraliyet Akademisi (Rabat) Arap Dili Akademisi (Bağdat) TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) şeref üyeliği Yayınları 60 yılı aşkın bir süredir bilim tarihi çalışmalarını yürütmekte olan Prof Dr. Fuat Sezgin’in başyapıtı olan Geschichte des Arabischen Schrifttums (GAS) isimli 13 ciltlik eserinin işlediği konular şunlardır: Cilt 1, Leiden 1967: Kur’an bilimleri, hadis, tarih, fıkıh, kelam ve tasavvuf. (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 2, Leiden 1975: Edebiyat / Şiir (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 3, Leiden 1970: Tıp, Farmakoloji, Zooloji, Veterinerlik (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 4, Leiden 1971: Simya, Kimya, Botanik, Ziraat (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 5, Leiden 1974: Matematik (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 6, Leiden 1978: Astronomi (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 7, Leiden 1979: Astroloji, Meteoroloji ve ilgili bilimler (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 8, Leiden 1982: Leksikografi (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 9, Leiden 1984: Gramer (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 10, Frankfurt 2000: İslam’da matematiksel coğrafya ve haritacılık ve bu bilimlerin Avrupa’da devamı Cilt 11, Frankfurt 2000: İslam’da matematiksel coğrafya ve haritacılık ve bu bilimlerin Avrupa’da devamı Cilt 12, Frankfurt 2000: İslam’da matematiksel coğrafya ve haritacılık ve bu bilimlerin Avrupa’da devamı, haritalar, § 1984 yılından beri yayınlanmakta olan Zeitschrift für Geschichte der arabisch-islamischen Wissenschaften isimli dergi, § Fuat Sezgin’in İslam bilimler tarihinde eşsiz bir yere sahip olan bir diğer çalışması ise Coğrafya, Avrupalı seyyahların Seyahatnameleri, Matematik ve Astronomi, Tıp, Felsefe, Müzik, Nümizmatik, Tarih yazımcılığı ve bilimler tasnifi ve diğer konularda yazılmış orijinal eserlerin tıpkıbasımlarını ve bu konuda araştırmalar yapmış olan batılı bilim adamlarının çalışmalarının yeniden basımlarını içeren seriler halinde 1300 cilt civarındaki yayınları, § Enstitü Müzesi’nin objelerinin tanıtımını ve İslam kültür çevresindeki bilimsel geliştirmeyi göstermek için hazırladığı Wissenschaft und Technik im Islam (İslam’da Bilim ve Teknik) adlı katalog çalışması







AVURPA HER ŞEYİNİ İSLAM'A BOÇLUDUR! Avurpa her şeyini İslam'a boçludur!
Ünlü tarihçi Prof. Dr. Fuat Sezgin İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde verdiği konferansta, "Türk aydınları, dini, ilerlemenin önündeki en büyük engel olarak kabul ettiler ve bu suretle din düşmanlığı yaptılar. Yıllarca yaptığım çalışmalarla dinin ilerlemenin önünde bir engel olmadığını görüyorum" dedi. Sezgin, "İslamiyet, çöl Araplarını, göçebe Türkleri ve ateşperest İranlıları bilim üreten toplumlar haline getirmiştir" şeklinde konuştu.




"Kendi değerlerimizin farkında olmalı ve onları korumalıyız" diyen tarihçi Prof. Dr. Sezgin, İslamiyet'ten kaynaklanan geniş kültürün gözardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Papazların İslâm bilimlerini Avrupa'ya taşıdığını, kitapları latinceye tercüme ettiğini belirten Sezgin, "Müslümanlar dünyaya açılmasaydı Avrupa'nın bilimsel ve jeopolitik kaderi başka olurdu" şeklinde konuştu.
İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde 'Bilimler tarihi açısından Türkiye'ye bakış' konulu bir konferans veren ünlü tarihçi Prof. Dr. Fuat Sezgin, "Müslümanlar dünyaya açılmasıydı Avrupa'nın bilimsel ve jeopolitik kaderi başka olurdu. 19. yy'a kadar Avrupa'da coğrafya bilimi hiç yokken, Müslüman bilginler coğrafya hakkında geniş çalışmalar yapmıştı. Amerika'nın ilk haritasını Müslümanlar yapmıştır" dedi. 'Avrupa'nın bu günkü medeniyetini Kilise'ye borçlu olduğunu' söyleyen Sezgin, "Papazlar İslam bilimlerini Avrupa'ya taşımış ve büyük bir sabırla kitapları Latince'ye tercüme etmiştir. Buradan yıla çıkarak bu günkü Avrupa medeniyeti oluşmuştur" ifadelerini kullandı.
Aydınların 'ilerlemenin önündeki engel dindir' görüşüne karşı çıkan Sezgin, İslamiyet'ten kaynaklanan geniş kültürün göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Sezgin,"Aydınlar 150 yıl önce geri kalmışlığın nedeninin din olduğunu söylemeye başladı ve bu suretle din düşmanlığı yaparak toplumu dinden uzaklaştırmaya çalıştılar. Din kesinlikle ilerlemenin önünde engel değildir. İslamiyet çöl Araplarını, göçebe Türkleri, ateşperest İranlıları bilim üreten toplumlar haline getirmiştir"  dedi. Bir 'din davetçisi olmadığını' aksine Laik reformların doğruluğuna inanan bir insan olduğunu belirten Sezgin, "İki tarafın birbirlerine tolerans göstermesi gerekiyor. Bir taraf dinin vicdani bir mesele olduğunu herkesin inanmakta özgür olduğunu anlaması, diğer tarafından batı bilimlerini taassupla karşılamaması gerekiyor" şeklinde konuştu.
"Kendi değerlerimizi korumalıyız"
'Ortaçağ'da Kilise'nin topluma büyük baskı oluşturduğunu ve Batı toplumlarının büyük bir taassup içinde olduğunu' söyleyen Sezgin, "Bütün bunların aksine Müslümanlar bilimsel çalışmalarda Avrupa'nın asırlarca önündeydi. Biz kendi değerlerimizin farkında olmalı ve onları korumalıyız" dedi. Türkiye'de toplumun iki kutba ayrıldığını söyleyen Sezgin, "Bu iki kutup arasındaki uçurumun büyüdüğünü görüyoruz. Bilim adamları bu kutuplaşmayı incelemeli. Ve insanlar bir birlerine karşı daha anlayışlı olmalı" dedi. Programın sonunda İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Erhan Erken, Prof. Dr. Fuat Sezgin'e bir teşekkür hediyesi verdi.








Bilim adamlarının müracaat kaynağı Prof. Dr. Fuat Sezgin: Cunta iyi ki beni üniversiteden atmış  
1960 darbesinde üniversiteden atılan Fuat Sezgin, "1970'te darbeyi yapan bakanlardan Mehmet Özgüneş'e gittik.
 

Ona şunu söyledim: Size muhaliftim. Siz her şeyi yanlış yaptınız, ama bir şeyi doğru yaptınız... Bu da beni memleketten çıkarmış olmanızdır." diyor.

İslami bilimler tarihi alanında yaptığı 50 yılı aşkın çalışmaları ve eserleriyle dünyanın en önemli ismi kabul ediliyor Prof. Fuat Sezgin. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, Ali Emiri Kültür Merkezi'nde hoca için bir saygı programı düzenledi. Yitik Hazinenin Kaşifi: Fuat Sezgin başlıklı programda hocanın hayatından kesitlerin de yer aldığı belgesel film gösterildi. Oturum başkanlığını Prof. Dr. Salih Tuğ'un yaptığı panelin ardından Prof. Dr. Sezgin, "İslam dünyasında bilim çalışmaları ne zaman ve neden duraklamaya başladı?" başlıklı bir konferans verdi.

Peki tartışmasız dünyanın en önemli bilim tarihçilerinden biri olan Fuat Sezgin'i tanıyor muyuz? Maalesef bu soruya olumlu cevap verenlerin sayısı çok az çıkacaktır. Bu eksikliği gidermek için geçtiğimiz aylarda Yitik Hazine

Yayınları arasında Yitik Hazinenin Kâşifi: Fuat Sezgin adıyla bir kitap yayınlanmıştı. Hocayla ilgili yeni bir kitap da okurla buluştu. Bilimler Tarihçisi adıyla yayınlanan kitabı Sefer Turan hazırladı. Sefer Turan'ın sorduğu sorulara verilen cevaplardan oluşan kitap "genç nesilleri önemli bir bilge insanla buluşturmak" gayesini taşıyor. Timaş Yayınları arasında çıkan kitabı okuyup bitirdiğinizde Fuat Sezgin'in yaşayan en büyük bilim tarihçisi unvanını nasıl hak ettiğini görüyorsunuz.

Cunta üniversiteden uzaklaştırmıştı

Fuat Sezgin, 24 Ekim 1924 Bitlis doğumlu. 1943 yılında İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Enstitüsü'nde ünlü Alman Oryantalist Hellmut Ritter'den (1892 � 1971) dersler alır. Onun yanında Mecâz al-Qur'ân adlı doktora tezini yapar. Aynı yıllarda "İslam Bilim Tarihi" adlı eşsiz eseri üzerine çalışmaya ve araştırmalarına başlar. 1960'ta gerçekleşen darbe sonrasında istenmeyen 147 akademisyenden biri olur. Bunun üzerine kendisini davet eden Frankfurt Üniversitesi'ne gider, çalışmalarını orda sürdürür. Bilimsel çalışmalarının ağırlık noktası, Arap-İslam kültürünün tabii bilimler tarihidir. 1966 yılında profesör olur. Yaptığı çalışmalar sebebiyle 1978 yılında Kral Faysal Ödülü'nü kazanır. 1982 yılında Goethe Üniversitesi'ne bağlı Arap-İslam Bilimler Tarihi Enstitüsü'nü kurar. Bu enstitünün halen direktörlüğünü yapan Hoca, bugün bilim tarihçilerinin müracaat kaynağı eserlerden biri olan "İslami İlimler Tarihi'nin" en son 15. cildini yayınladı. Ne yazık ki birçok dile çevrilen eser hâlâ Türkçeye çevrilmemiştir! Fuat Sezgin hocanın 20'den fazla dil bildiğini de belirtmeden geçmeyelim.

Hocanın bir özelliği de yazma kitaplarda bulunan çizimleri hayata geçirmiş, cihazları aslına uygun olarak yapmış, çalıştırmayı da başarmış olması. Bunlar içinde çok değişik saatler, teraziler, cerrahi aletler, buhar makineleri, usturlaplar, makineli tüfek gibi ok atan yaylar, mancınıklar ve iz bırakan mimari eserlerin maketleri var ki sayıları 800'ü buluyor. Bu alet ve cihazların bir kopyaları da İstanbu'da, Gülhane Parkı'nda kurulan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'nde sergileniyor. Fuat Sezgin'in en önemli eserlerinden kabul edilen "İslam'da Bilim ve Teknik" adlı 5 ciltlik eser, İBB Kültür AŞ tarafından yayınlanmıştı.

***

KİTAPTAN SATIR BAŞLARI

Öğle yemeğim 10 dakikayı geçmez

Bundan 20-25 sene evvel Kuveyt Üniversitesi'nde bir konferans vermiştim. Bir genç kalktı bana dedi ki: "Siz bu zor kitapları yazıyorsunuz, bize ne­ler tavsiye ediyorsunuz?" Ben de ona Arapça dedim ki: "Gerçek bir züht. Yani dünyanın nimetlerinden feragat edebilmek! Ben belki daha iyi şartlarda yaşayabilirdim, ama otuz yıldan beri ev­den çıkarken çantama sadece küçük bir ekmek parçası koyarak gidiyorum enstitüme. Enstitüye geldiğimde dolabımdan ufak bir peynir parçası veya bir yağsız reçel çıkarır, onunla öğle yemeği­ni hallederim. Yani 10 dakikayı geçmiyor benim öğle yemeğim. İkincisi ise 'sabrun cemil...' Tatlı sabır..." Bunu hatırlarım daima.

Masanın başında oturun ve okuyun

Riyad'a gittim. Televizyoncular gel­di, benimle konuşurken "Bize ne tavsiye edersiniz?" diye sordu­lar. Onlara Arapça dedim ki: "Allah korkusu"nu, "Allah'ın bütün hareketlerimizi kontrol altında tuttuğunu bilme şuurunu tavsi­ye ederim." dedim. Bir de, "masa başında oturmanızı ve okuma­nızı tavsiye ediyorum. Ancak masa başında otururken de aklınız Oxford Caddesi'nde, Champs-Elysées veyahut da Kahire'nin Sü­leyman Paşa Caddesi'nde dolaşmakta olmasın! Aklınızla, bedeni­nizle masanın başında oturup okumanızı tavsiye ediyorum." dedim.




Bilim adamlarının müracaat kaynağı Prof. Dr. Fuat Sezgin: Cunta iyi ki beni üniversiteden atmış  
 
 

Vakit geçiyor, vakit!

Ben bu kitap­ları yazarken bazen yorulduğum oluyor masa başında. Ara sıra bi­raz dinlenmek istiyorum. Sonra hemen aklıma şu geliyor: Vakit geçiyor vakit! Zaman geçiyor! "Kendine nasıl zaman tanıyabilir­sin!" diye kendime kızarım. Sonra hemen dinlenmeyi bırakır, ken­dimi yazmaya zorlarım. Yani okuyan, yazan, düşünen bir millet ol­malıyız.

6 ayda Arapça öğrendim

6 ay kendimi Arapça öğrenmeye verdim. Evimizde babamdan kalma 30 ciltlik bir Taberî Tefsiri var­dı. Onu okumaya başladım. Başlangıçta anlamıyordum. Türkçe tefsirlerle karşılaştırarak, yavaş yavaş tefsirin içine girmeye çalış­tım. Günde aşağı yukarı 17 saat çalışıyordum. Erken kalkıyordum, gece geç yatıyordum, evden hemen hemen hiç çıkmıyordum. 6 ay sonra Taberî Tefsiri'nin 30 cildini bitirmiş oldum. Başlangıçta he­men hemen hiç anlayamadığım bu tefsiri 6 ayın sonunda gaze­te gibi okuyordum. O hızla, yani 17 saatlik bir tempoyla çalışır­sanız bunu siz de başarırsınız, bundan eminim.

İnsanın kendine sorması gereken soru

Ben 55 yıldan beri İslami bilimler tarihiyle uğraşıyorum. Ve sürekli bir şeyler öğreniyorum ve insan hayatında sürekli öğrenmek çok mü­himdir. Mesela bir işe başladıktan bir hafta sonra, insanın kendi kendisine sorması lazım "Bu hafta ben bir şey öğrendim mi?" diye. Şimdi düşününüz; siz bir dinin mensubusunuz ve o dinin peygamberi ne diyor: "İki günü birbirine eşit olan insan zarardadır." Bunu Müs­lümanlar kâfi derecede göz önüne almadılar.

Hafta sonu bile 07.30'da enstitüdeyim

Benim çalışma yılım 365 gündür. Haftam 7 gündür. Ben cumartesi, pa­zar günü bile sabah saat 07.30'da enstitüdeyim. Bilim adamlarından buna yakın çalışma isterim. Eğer böyle yapamazsak modern cumhuriyetimizi, modern ülkemizi kalkındıramayız.

Türkler okumuyorlar maalesef

Almanya'dan Lufthansa ile gelirken bakıyorum herkes okuyor ama Türkler varsa okumuyor. Uçakta kimin Alman, kimin Türk olduğu kolayca anlaşılıyor: Elinde kitap olan Alman, olmayan Türk. Türk Hava Yolları'yla Almanya'ya gittiğimde bakıyorum kitap okuyan hemen hemen yalnızca benim. Böyle şey olur mu hiç? Türkler okumuyorlar maalesef! ZAMAN

       
MURAT TOKAY
24 Ocak 2010, Paza













image from photoseek.com








 
  *** SİZİ KUTLUYORUZ *** BUGÜN 1189548 ziyaretçi (2631917 klik) MİSAFİRİMİZ OLDUNUZ ***  
 
haberler haberler


Google Arama
Sitemde Arama
Yaşam ve İnsanlar

İstanbul Servisleri Neden Pahalı ? burakesc
Namaz Kılan Minik ile burakesc
GİMDES Helal Gıda Ramazan Buluşması burakesc
Bu web sitesi Łcretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
‹cretsiz kaydol